Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Istanbul - Sariyer Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Boğazımızın incisi Sarıyer’deyiz ve Karadeniz’e açılan son ilçemiz.

Kardeşlerim, yarın artık mührü vuruyoruz. Mühre hazır mıyız? Sizinle bir hasbihal yapacağız, ondan sonra da çok anlamlı bir toplantıyı Eyüp Sultan’da yapacağız.

Evet Karadeniz’in uşakları, Karadeniz’in baciları nasılsınız, iyi misiniz? Hoş musunuz? Ah ah şu derenin dili olsa da konuşsa. Bu dereyi kim ıslah etti? Bu derenin ıslahında ne çileler çektim biliyor musunuz? Ama dedim ki, İstinye’deki kardeşlerim buna layık değil. Burayı temizlememiz lazım dedim ve var gücümüzle çalıştık, İstinye deresini tepeden tırnağa temizledik.

Kardeşlerim, 20 yıl önce… Şimdi temeli attığımız zaman İstinye Camiinin Hocası Mehmet Hocamız diyor ki; o zaman o duayı da ben yaptım. Allah razı olsun, amin inşallah.

Şimdi kardeşlerim, 20 yıl önce İstanbul’a Belediye Başkanı oldum. Kimden Belediye Başkanlığını devraldım? CHP’den. Şimdi ben diyorum ki; CHP’ye gönül veren kardeşlerim, diğerlerine gönül veren kardeşlerim, bakınız bu kardeşinizi o zaman İstanbul’a belediye başkanı yaptınız. İstanbul çöp dağlarıyla kaplı mıydı? İstanbul’da susuzluk var mıydı? İstanbul’da hava kirliliği var mıydı? Buradan kanalizasyonlar akıyor muydu? Ah benim Sarıyerli kardeşlerim, yahu CHP demek kanalizasyon demektir, CHP demek kirlilik demektir, CHP demek pislik demektir, CHP demek yolsuzluk demektir, CHP demek çöp dağları demektir. Hatırlıyor musunuz İSKİ yolsuzluğunu, o İSKİ yolsuzluğunda nelerin döndüğünü biliyorsunuz, İSKİ’nin Genel Müdürü hapislerde yattı yıllarca. Kardeşlerim, bunlarda temizlik yok. Bunların bütün cemaziyülevveli pisliktir, yolsuzluktur. Değerli kardeşlerim, temizlik olmadığı için de zaten tarihleri boyunca benim milletim bunlara tek başına iktidar vermedi, vermez. Fakat bir talihsizlik oldu, CHP’yi nasıl olduysa Sarıyer’de yerel yönetimde iktidar yapıldı. Şimdi yarın CHP’den bu yönetimi alarak Sedat kardeşime vermeye hazır mıyız? Bak burada üç şeyi birden oylayacaksınız. Bir; hem ilçe belediyesini Sedat kardeşime, Büyükşehri Kadir Beye, merkezi yönetimde de zaten biz varız ve vereceğiz el ele, Sarıyer’imizde de kentsel dönüşüm değişimle birlikte modern bir Sarıyer’i bütünüyle inşa edeceğiz.

Kardeşlerim, bütün bunları el ele vermek suretiyle başarırız, yoksa arkanızda bir merkezi yönetim, bir Büyükşehir olmadıktan sonra başarılı olmak mümkün mü?

Kardeşlerim, bakınız şunu bilmenizi istiyorum: Şu anda biz birçok yerde kentsel dönüşüm yapıyoruz, değişim yapıyoruz ve oralarda vatandaş, ne olur, bir an önce bizde de kentsel dönüşüm-değişim yapın diyor. Niye? Çünkü modern şehirciliği onlar da yaşamak istiyorlar. Bakın, şu anda Beyoğlu’nda bunun adımları atılıyor; neden? Yakışmıyor artık bu gecekondular, şunlar, bunlar şehirlerimize.

Ben size kalkıp da CHP’nin Belediye Başkanı gibi yalan mı söyleyeyim? Size doğruyu söyleyerek daha modern bir şehircilik, büyük medeniyet yolunda insan, demokrasi ve şehir bilincini anlatmak daha isabetli değil mi?

Kardeşlerim, belediye olarak şu anda CHP Belediyesi’nin aylık gelirini sadece personeline bile yetiştirmesi mümkün değil, onun için bunların hizmet vermesi mümkün değil. Zaten bunların hizmet diye de bir derdi yok, bunların bütün işi iftira, bütün işi yalan, bütün işi talan, bunlar sadece rüşvet, bunlarla ayakta kalmışlar. Kardeşlerim, başlarındaki ne ki altta ki o olsun?

İşte Kılıçdaroğlu benim için ne diyor? Diyor ki, İsviçre bankalarında 13 tane hesabı var. Ta Siirt’te söyledim, dedim ki, sen namusluysan, sen dürüstsen, senin karakterin düzgünse, avukatını ver, ben de avukatımı vereyim, o 13 tane de hesap numarasını da ver, gitsinler o bankalardan hesapları alsınlar, sen züğürt Kemal’sin ya, bu paraları da sana vereceğim. Kardeşlerim, hala bir cevap yok, hala bir cevap yok. Ya dürüst değil ki, iftiradan başka bunlar bir şey bilmiyor.

Bakın açık söylüyorum, her yerde söylüyorum, milletin huzurunda söylüyorum, Kılıçdaroğlu, sana boşuna çakma Kemal demediler. Bak, İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayınla resimler çektirdin. Klasör ne klasörüydü? Yolsuzluk klasörüydü. Hatırlıyorsunuz değil mi o resimleri? Yolsuzluk klasörünün önünde resimler, ondan sonra da İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı yaptıkları kişiyi CHP’den ihraç ettiler. O zaman Kılıçdaroğlu’nun görevi neydi? Genel Başkan Yardımcısı. Niye ihraç ettiniz? Yolsuzluk yaptığı için. Peki o zaman yolsuzluk sebebiyle ihraç ettiğin adamı şimdi niye geldin de İstanbul’a Büyükşehir Belediye başkan adayı yaptın? Kardeşlerim, bunlar dürüst değil, bunlarda her numara var, her numara var.

O da zaten ayrı bir cins, çıkıyor bir yalan söylüyor. Ne diyor? Arena’yı, Galatasaray Stadı’nı ben yaptırdım diyor; ya dürüst ol, dürüst ol. Bir defa o stadı yaptıran benim, ben, seninle yakından-uzaktan alakası yok. Arazisinden tut yapımına varıncaya kadar ve oraya harcadığımız para 400 milyonu aştı. TOKİ olarak yaptırdık, Galatasaray’a teslim ettik ve Galatasaray Kulübümüze bu yakışır dedik, verdik. Kalktı bununla yine hava atmaya kalktı. Ya insan utanır ya, ama bunlarda ar yok, bunlarda utanma yok. Ya senin bir defa kilon ne ki oraya böyle bir stadı yaptıracaksın? Ve yine bunlarda da her numara var.

Şimdi bu İstanbul’a Büyükşehir Belediye başkan adayı olmuş. Yarın zaten İstanbullu Kadir Topbaş kardeşimle buna gereken dersi verecek, biliyorum. Fakat, bunlarda yalnız bir özellikle var, bunlarda seçim kaybeden CHP’ye genel başkan oluyor. Şimdi biliyorsunuz, Kılıçdaroğlu İstanbul’a Büyükşehir Belediye başkan adayı oldu, -hatırlıyorsunuz değil mi- nüfusunu Kağıthane’ye getirdi. Sordular, nerede oturuyorsunuz? Kağıtepe’de dedi, Kağıtepe. Onunla da kalmadı, kardeşlerim, seçmen kartını da kaybetmiş, kendine oy da kullanamadı. İnanın buna 3 tane koyun teslim et kaybeder gelir, bunlardan bir şey olmaz.

Şimdi değerli kardeşlerim, ben diyorum ki, bakınız İstanbul’da o halde aldık, 2,5 milyar dolar İstanbul’un borcu vardı, 1 milyar 200 milyon dolarla ben İstanbul’u hapse girerken arkadaşlarıma teslim ettim. Yatırımlara girmiyorum, yaptığımız yatırımlar zaten belli. İstanbul’un susuzluktan giderilmesi, 180 kilometreden, Istranca Dağları’ndan buraya su getirdik, Melen Çayı’nı başlattık, Boğaz’ın altından aynı şekilde, şimdi de Kadir Topbaş kardeşim ayrı bir tünelle Ömerli’yi Terkos’a, buraya bağladı. Olur ya, bir terslik olduğu zaman Terkos’da su sıkıntısı olursa Ömerli’den, orada olursa buradan. Ya biz denizin altında çalışıyoruz, denizin altından, ama bunların böyle bir şeye gücü yetmez.

Biz Marmaray’ı yaptık, Marmaray’a karşı çıktılar. Şimdi Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapıyoruz işte Sarıyer’de, buna da karşı çıktılar. Ya bu Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü bunlar hayal edemez. Allah’tan daha kara çalışmıyor da denizden motorlara gelmişler, gösteri yapıyorlar. Kim bunlar? CHP’liler. Bunlar birinci köprüye karşı çıktılar, ikinci köprüye karşı çıktılar, şimdi buna da karış çıkıyorlar.

Değerli kardeşlerim, bunlara bir Osmanlı tokadı yarın sandıkta atın. Var mıyız buna? Kardeşlerim, yalnız saatler kaldı ha, fazla vaktimiz yok; tamam, ona göre.

Ve inşallah önümüzdeki yılın sonunda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü açıyoruz, 4 gidiş, 4 geliş, ortasından da tren gidecek tren; Avrupa’yı Asya’ya bağlıyoruz. Artık büyük araçlar şehir merkezine girmeyecek, 20 dakikada, 25 dakikada köprüye şehir içinden araçlarla ulaşmak mümkün.

Kardeşlerim, şehir içini bununla daha da rahatlatacağız. Ama bir başka adım daha atıyoruz, o da şimdi Boğaz’ın altından geçtiği için CHP’liler onu görmüyor, görseler ona da gösteri yaparlar. O da ne? 2 katlı tüp geçit yapıyoruz Marmaray’ın güneyinden. Önümüzdeki yılın sonunda onu da bitiriyoruz, onun da açılışını yapacağız inşallah. Niye? İstanbul’a bunlar layık, Sarıyer’e bunlar layık.

Kardeşlerim, bakınız o kadar yoğun çalışıyoruz ki, istiyorum bu Sarıyer bu adamların elinde çirkinliğe maalesef, altyapı sıkıntısına mahkum olmasın. Bakın, bunlar yalan, dolan, efendim, işte AK Parti gelince sizin bütün binalarınızı yıkacak. Ya yıkmak CHP’nin işidir, yapmak bizim işimizdir. Bunlara şunu söyleyin: Bugüne ne kadar ne yaptınız onu söyleyin deyin.

Kardeşlerim, 94’ten bu yana Büyükşehir’de hep biz varız, bizim zihniyetimiz var, biz hiçbir vatandaşımızı mağdur bırakmadık.

Bakın şurada ta Maslak’tan alın buraya, şurada metro metro,  işte Kadir Topbaş Beyin yapmış olduğu metro ta buralara geliyor ya. Kardeşlerim, buradan ta Taksim’e kadar, Yenikapı’ya kadar bu metroyu kullanmıyor musun? CHP’ye gönül veren kardeşlerim, kullanmıyor musun?  Artık susuzluğun var mı? Artık hava kirliliği var mı? Kardeşlerim, doğalgazı buraya kim getirdi? Değerli kardeşlerim, altyapısıyla her şeyi bizi yaptık ya.

Kardeşlerim, MHP’ye gönül verenlere de sesleniyorum, 23,5 milyar dolar borçla bize bıraktı hükümeti. Kime? IMF’ye. Kim ödedi bunları? Biz ödedik, şimdi 1 kuruş borcumuz yok. Şimdi onlar bizden istiyor, 5 milyar dolar vereceğiz; veren el alan elden üstündür.

Bunlar milliyetçiyiz diyorlar ya, ne milliyetçisi ya? Bunlar kafatası milliyetçisi, kafatası. Bunlar milleti, vatanı sevmez, sadece laf.

Milli bankamız Merkez Bankası değil mi? Kasasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Kardeşlerim, şimdi Merkez Bankamızın kasasında ne var biliyor musunuz? 128 milyar dolar. Biz buyuz, güçlüyüz Allah’ın izniyle, güçlüyüz.

Bunlar memurumu, işçimi sömürdüler, 13,5 katrilyon Zorunlu Tasarruf deyip parasını kestiler, 3 yılda bunu biz ödedik. Konut Edindirme Yardımı dediler, 3,5 katrilyon kestiler, biz ödedik.

Kardeşlerim, hepsi bizden ve biz Türk’ü Türk olduğu için sevmedik, Kürt’ü Kürt olduğu için sevmedik, Laz’ı Laz olduğu için sevmedik, Roman’ı Roman olduğu için sevmedik, Boşnak’ı Boşnak olduğu için sevmedik, beni yaratan Allah onları da yarattığı için sevdik, onun için tek millet dedik.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır dedik. 780 bin kilometrekare itibarıyla batıda ne varsa doğuda da o olacak dedik. Kardeşlerim, şimdi Şırnak’a git Şerafettin Elçi Havalimanını bulursun. Hakkari’de yapılıyor, inşallah bitireceğiz yakın. Ağrı’da, Kars’ta, Iğdır’da bu havalimanlarını bulursun.

Değerli kardeşlerim, biz esere oy istiyoruz, CHP ideolojiye oy istiyor.

Şimdi çıkarmış bir şey, son zamanlarda ne diyor biliyor musunuz? Biz diyor Atatürk’ün partisiyiz diyor, oyunuzu bize verin. Hey Allah’ım, Yarabbim, kimlere kaldık ya? Ya Atatürk hayatta olsa seni kapıdan içeri sokmaz ya. Ya senden bir şey olmaz, niye Atatürk’ü istismar ediyorsun, niye ona sığınıyorsun ya? Bak biz şunun, bunun partisi değiliz, biz milletin partisiyiz, milletin. Bu parti Tayyip Erdoğan’ın partisi değil, ben faniyim, biz ilkeler üzerine kurulu bir partiyiz. Ben gittim, yarına benim elimde senet var mı? Ölebilirim, öldükten sonra ne olacak AK Parti? Ha, ilkeleriniz varsa ayakta durursunuz değil mi?

Ben burada size güzel bir örnek vereceğim. Peygamber Efendimiz öldü ve Hazreti Ömer kim öldü dese başını vururum dedi. Hazreti Ebubekir, çok enteresan, Ömer dedi, bilesin ki Muhammet fanidir, öldü, onun için sakin ol dedi. Şimdi biz örneğimizi iyi belirleyeceğiz, faniler üzerine baki olan hareketler bina edilemez, buna böyle bakacağız.

Onun için bunlar o işlerden anlamaz, bunlar anlık çıkarların peşindeler. İşte Pensilvanya, bak CHP gibi bir parti bizim dinimize saldırdı, Kur’an’ımıza saldırdı, imam hatiplerin orta kısımlarını kapattılar, başörtümüze saldırdı.  Utanmadan, sıkılmadan diyor ki, başörtü sorunun ben çözdüm. Ya sana kim inanır ya? Neyi çözdün sen? Anayasa Mahkemesi’ne aldın götürdün ya.

Ah kardeşlerim ah, şimdi başörtü sorunu var mı? Üniversitelere rahatlıkla gidiyor mu kızlarımız? Katsayı kaldı mı? Kalktı. Meslek liseleri, hepsi eşit oldu mu?

Ben şimdi şurada bakıyorum, başı açık, başı örtülü kardeşlerimin hepsi yan yana; ya normalleşme bu, normalleş bu. Ayırım yaptılar ya, benim ülkemde başı örtülü kardeşimle başı açık kardeşimi birbirinden ayırdılar ya; o da benim kardeşim, o da benim kardeşim.

Çıkmış utanmadan Alevi-Sünni ayrımı yapıyor ya. Niye bu ayrımı yapıyorsun? Ya sen kendin Alevi olabilirsin, ben de Sünni olabilirim, ama biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ya, niye bu ayrımı yapıyorsun? Kardeşlerim, biz yaratılanı Yaratandan ötürü seviyoruz.

Ve biz tek milletiz, tek bayrak, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. BDP’ye bakıyorsun siyasi Kürtçülük yapıyor, MHP’ye bakıyorsun siyasi Türkçülük yapıyor, CHP de diyor ki, ben kumsalların partisiyim. Hadi güle güle git kumsallarda oyna, oy alamazsın ha, oyna; olay bu.

Dört; tek devlet. Devlet içinde devlet asla; tamam?.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti asla ayrım kabul etmez, kim ki böyle bir yola girerse AK Parti’yi karşısında bulur.

İşte bu Pensilvanya denilen ahlaksızlar, vatana ihanet içinde olanlar Dışişleri Bakanlığımızı dinliyorlar, orada tarihi bir görüşmeyi maalesef dışarıya da dinletiyorlar. Bunlar tamamen hain, hain, bunlar Haşhaşi, bunlar casus. Kılıçdaroğlu’nun bir açıklamasını duydunuz mu? Bahçeli’nin duydunuz mu? Ah kardeşlerim ah, bunların derdi başka. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz yarın sandıkta CHP’ye de, MHP’ye de, Pensilvanya’ya da, hepsine toptan diyoruz gelin bir ders verelim, bunlara hep birlikte bir Osmanlı tokadı atalım; tamam?.. Hazır mıyız?

Buradan da Eyüp Sultan’a yetişeceğiz, orada noktayı koyacağız, duamızı yapacağız, işi bitireceğiz.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey Sarıyer’i hatırlatıyor, bana her şey İstanbul’u hatırlatıyor.

İstanbul aşığıyım, sizlere aşığım, sizlere sevdalıyım, sizlerin hizmetkarınınız. Sedat kardeşimle, Kadir Bey kardeşimle biz istiyoruz ki 31 Mart’tan itibaren yeni bir Sarıyer inşa edelim.

Saatler kaldı, çok çalışacağız; tamam?.. Bütün akraba, yakın, ne var ne yok. Onların ablaları olabilir, bizim ablalarımız burada. Onların ağabeyleri olabilir, bizim ağabeylerimiz burada; tamam?...

Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz hayırlı olsun inşallah.

Ben Sedat kardeşimi sizlere emanet ediyorum.

 

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.