Basbakan Erdogan’in Kirikkale Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Kırıkkale, yiğitlerin, kahramanların, aziz şehitlerin şehri Kırıkkale. Bozkırın şehri, bozlağın şehri, aşıkların, ozanların şehri Kırıkkale. Yarab, bu ne güzel manzaradır, bu ne güzel bir muhabbettir. Kırıkkale bugün bir daha tarih yazıyor. Kırıkkale bugün kabına sığmıyor. Seni yürekten selamlıyorum Kırıkkale. Bahşılı, Balışeyh, Çelebi, Delice; sizleri gönülden selamlıyorum. Karakeçili, Keskin, Sulakyurt, Yahşihan; sizleri kalpten selamlıyorum. Hacı Taşan’ın, Muharrem Ertaş ustanın, Neşet Ertaş ustanın, Çekiç Ali’nin şehri Kırıkkale; hepinizi muhabbetle selamlıyorum.
Merhum, dost Neşet Ertaş Kırıkkale için ne güzel söylemiş; “Yeni geldim Dinek Dağı gurbetten, başım halas olmaz kazadan dertten. Adama kötülük mü gelir mert oğlu mertten, kötülerin dalı olmaz, gölgesi olmaz.” Allah rahmet eylesin, ne güzel insandı Neşet Ertaş. Bu toprakların sesiydi. Kırşehir’in, Kırıkkale’nin sesiydi. Hak bildiği yoldan ayrı gitmedi. Dedikodular getirip gıybet etmedi. Gönülleri kırıp can incitmedi. Bir garip olarak geldi, sazını çaldı ve gitti. Kendisini rahmetle, minnetle, hürmetle anacağız.
Başta Keskinli Hacı Taşan olmak üzere ustaları hiç unutmayacağız. Merhum Neşet Ertaş’ın söylediği şu sözü her yerde hatırlatıyorum: “Aşkınan çalışan yorulmaz. Ne zaman ki öldün, işte o zaman yoruldun.” Evet, aşkla çalışan yorulmaz, millet için çalışan yorulmaz. Milletine, ülkesine, bayrağına, vatanına hizmet için çalışan yorulmaz. 12 yıldır sizlerin hizmetindeyiz. 12 yıldır 81 vilayetin 781 kilometrekarenin, bu vatan topraklarının her bir zerresinin, her bir canın hizmetindeyiz.
Kardeşlerim, buraya nereden geldik? Adıyaman’dan geldik. Ah bugün Adıyaman’ı bir görseydiniz. Nasıl biliyor musun? Aman Yarabbi, insan seli, o ne büyük bir coşkuydu, o ne muhteşem bir manzaradır. Buraya gelene kadar gittiğim 13 ilin hepsi birbiriyle yarışıyor. Ama ben şimdi buraya geldim baktım, Kırıkkale de onlarla yarışıyor.
Büyük devlet nedir bilir misiniz? Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Arkasında böyle bir millet olur da, onunla gurur duyulmaz mı be? Evvel Allah. Büyük devlet, Kırıkkale’ye yol yaparken, dağları aşarken, tüneller açarken elini ta Myanmar’a kadar uzatabilen devlettir. Büyük devlet, Kırşehir’e hizmet ederken Gazze’ye el uzatan devlettir. Büyük devlet, Çankırı’yı okul yaparken, Somali’ye, Mogadişu’ya hastane yapan devlettir. İşte 12 yıldır büyük devlet vizyonuyla hareket ediyor, bu büyük milletle beraber bu yolda yürüyoruz. Siz bize o gücü verdiniz. Siz bizim rotamızı çizdiniz, siz bizim istikametimizi belirlediniz. 81 vilayete ulaşıyor, dünyadaki tüm kardeşlerimize de yardım elimizi, barış elimizi, dostluk elimizi uzatıyoruz. Yine Ertaş usta diyor ki; “Allah sevmediğini yaratır mı hiç? İnsan olan insanı darıltır mı hiç?” İşte bu. Yunus Emre de bir başka şekilde ne diyor: “Yaratılanı Yaradan’dan ötürü severim” diyor. İşte onun için bizim dinimizde, bizim inancımızda Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaz, Roman, Boşnak, Arnavut, böyle bir ayrım var mı? Siyah-beyaz ayrımı var mı? Biz insanı insan olduğu için severiz, işte AK Parti’nin farkı bu. AK Parti etnik unsurların birebir partisi değil veya bir dini unsurun birebir partisi değil, ya? 77 milyonun partisi. AK Parti 780 bin kilometrekarenin partisi. AK Parti bu ülkede milletine efendi olmaya gelen bir parti değil, milletine hizmetkar olmaya gelen bir parti. 77 milyonu her zaman bir gördük, beraber gördük, birlikte gördük, ayırmadık. Dünya üzerinde her insana can olarak baktık. Allah’ın kulu olarak baktık. Gönüller kırmaya değil gönüller yapmaya, gönülleri fethetmeye geldik, bunun mücadelesini verdik. Birileri yıkmanın mücadelesini veriyor, varsın versinler. Başkaları tahrip etmenin mücadelesini veriyor, varsın versinler. Bu milletin içine fitne sokmaya çalışanlar varsın versinler. Ama bilesiniz ki hesabın üzerinde bir hesap var, bilesiniz ki kaderin üstünde bir kader var ve bu fitneyi, bu fesadı milletimin içine sokanlar bunun hesabını er veya geç verecekler. Başkaları bozmanın, dağıtmanın, parçalamanın mücadelesini veriyor, varsın oyalansınlar, biz hep yapan olduk, yapan olacağız. Biz inşa eden olduk, imar eden olduk, öyle devam edeceğiz.
Kardeşlerim, biz laf değil icraat ürettik. Ama diğerlerine bakın, biz yine icraat üreteceğiz. Televizyonlardaki AK Parti reklamlarını izliyorsunuz değil mi? Nasıl? Ne diyor benim Anadolu’daki insanım? Ben lafa değil… O kadar. İşin zaten idraki içinde benim milletim. Ben lafa değil icraata bakarım diyor. Kara kışta kapısının önüne paletli ambulans gelen hanım kardeşim söylüyor, ben laf değil icraata bakarım diyor. Makineleri tıkır tıkır işleyen, özlediği istikrara kavuşan, ihracatını her yıl artıran sanayici kardeşim bunu söylüyor; ben laf değil icraata bakarım diyor. Konya’dan Ankara’ya hızlı trenle gelen, okulunda üniversitesinde derslerine girip akşam yine Konya’ya evine dönen kız kardeşine söylüyor; ben laf değil icraata bakarım diyor. Ah benim Kırıkkaleli kardeşim; siz bilir misiniz Van-Bitlis arası bir çile yoluydu. Van-Bitlis arasındaki Kuzgunkıran Tünelinden geçen şoför kardeşim ne söylüyor; ben lafa değil icraata bakarım diyor. Oranın temelini attığım zaman bana Vanlı, Bitlisli kardeşlerim diyordu ki; Başbakanım, burası bitecek mi ya? Ben de demiştim ki; biz Ferhat’ız, Ferhat. Ferhat nasıl dağları delip de Şirin’e kavuştuysa, biz de Bitlis’i Van’a kavuşturacağız demiştim. Aynı şeyi Ankara-Kırıkkale arasında yapmadık mı? Neydi bu Elmadağ yolları ya, çileydi çile. Buralar ölüm kavşaklarıydı, ölüm virajlarıydı ya. Buraları yapmadık mı? Yaptık. Buraları gören ne der? Ben laf değil icraata bakarım der.
Kardeşlerim, biz eser siyaseti yapıyoruz, biz milletin derdine derman olacak, milletin yarasına merhem olacak işlerin peşinden koşuyoruz. Peki diğerleri ne yapıyor? Kırıkkale, Ankara’ya 70 kilometre. Allah aşkına sizlere soruyorum, muhalefet partilerinin genel başkanları buraya kaç kez geldi? Kaç geldi soruyorum? Kaç kez gelip hal hatırınızı sordular, kaç kez gelip derdinizi dinlediler? Biz o kadar işimizin arasında 81 vilayetimize defalarca gittik. 100’ün üzerinde başkenti dünyada gezdik-dolaştık, ülkeyi, şehirleri ziyaret ettik. Ama onlar şurada 70 kilometre mesafede Kırıkkale’ye gelmiyorlar, gelemiyorlar. Seçimden seçime yola çıkıyorlar. Meydanlara çıkıyor, eh sınırlı sayıda miting yapıyorlar. Sivas’tan öteye pek gidemezler ha, Sivas’ta kalırlar. Bunlar Hakkari, Van, Bitlis, buralara gidemezler. Bunların siyaseti esersizlik siyaseti, bunların siyaseti kaset siyaseti. CHP Genel Müdürü biliyorsunuz kasetle geldi şimdi kasetle gideceği günü bekliyor. MHP Genel Başkanı da kasetlerle tehdit edildi, şimdi o da kaset siyaseti yapıyor. Beni de kulaklarımdan tutup çekip getirecekmiş. Duymadınız mı? Duymadınız mı? Sen kendine bak ya, sen bir defa ayaklarının üzerinde durmasını bir öğren ya, kendine bak.
Bunlar kardeşlerim, yıllar yılı şu MHP’nin başındaki zat işte gördünüz bir iktidar fırsatı yakaladı, öyle mi, ne kadar kaldı? 5 yıllığına geldi, 3,5 yıl kaldı sonra kaçtı gitti. Niye duramadın 5 yıl, niye duramadın ya? Hani 5 yıl çalışacaktın, millet sana 5 yıl fırsat verdi, niye yapmadın? Ya bu MHP’den bir şey olmaz. Onun için ben diyorum ki; ey MHP’ye gönül veren kardeşlerim; başınızı iki elinizin arasına alın, şöyle bir düşünün: Ey Başkan be, sen bir kere nasıl olduysa bir fırsat yakaladın, sana 5 yıllığına bu millet bir koalisyon ortaklığı verdi, onda da 3,5 yıl kaldınız, kaçıp gittiniz. Ben sana daha nasıl güveneyim ya. Sakarya’da deprem oldu, batırdınız. Düzce depreminde batırdınız, Kocaeli depreminde batırdınız. Oradaki yolsuzlukların biri bin para. Biz geldik onları tamamladık, biz onları bitirdik. Onlar Ziraat Bankası’nı batırdılar, onlar Halk Bankasını batırdılar, onlar Vakıfbank’ı batırdılar. 42 milyar dolar görev zararı deyip millete yutturdular. İşte şimdi Ziraat Bankası kazanıyor, Halk Bankası kazanıyor, Vakıfbank kazanıyor.
Ah benim sevgili kardeşlerim, suç olduğu halde bunlar, Anayasaya aykırı olduğu halde, yasalara aykırı olduğu halde, en başta insanlığa, vicdana, dürüstlüğe, mertliğe aykırı olduğu halde günlerdir ne yapıyorlar? Tutturmuşlar bir kasettir gidiyorlar. CHP Genel Başkanı kimden aldı görevi malum, halef-selef olduğu zatın kasetleri yayınlandığında yarım saat içinde durduran ben oldum. Meclis’te Anayasa müzakerelerindeydik, Bakanıma talimat verdim engelledik. MHP’nin aynı şekilde Genel Başkan Yardımcısı vesaireleri için bu tür yayınlar yaptılar, engelledim. Neden? Bizim ne inancımızda bunun yeri var, ne bizim kültürümüzde, ahlak değerlerimizde bunun yeri var. Şimdi bunlar bizim bu yaklaşımımızı farklı şekilde değerlendirmek istiyorlar.
Kardeşlerim, şimdi bu CHP ve MHP, bunların ikisinin başındaki biliyorsunuz ruh ikizidir. Şimdi bunlar yanlarına bir kişi daha buldular, üç kafadar oldular. Üçüncüsü kim? Pensilvanya. Şimdi üçlü oldular. Şimdi bunların derdi ne? 17 Aralık’ta bunlar güya bizi yıkacaktı, darbe yapacaklardı. Tutmadı. 25 Aralık’ı denediler, o da tutmadı. Ocak’ı denediler, o da tutmadı. Şimdi hesapları neymiş biliyor musunuz? Bu seçimde bizi 35’in altına indireceklermiş ve kardeşlerim Nisan ayında Hükümeti devireceklermiş.
Şimdi ben ne diyorum; bugün öğrendim, bugün duydum, söylemeyeceğim şimdi. Burada bazı ablalar sokaklarda dolaşıyormuş, sokak aralarında dolaşıyorlarmış. Nasıl ablaysa onlar, neyin ablasıysa onlar. Bunlardan sizin kapınızı çalanlar oldu mu? Olmadı mı? Eğer kapınıza geliyorlarsa onlara siz birkaç kelime söyleyin. Sen utanmıyor musun deyin. Sen Elmadağ’ın virajlı yolları düzeldikten sonra buralardan hangi yüzle gidip geliyorsun? Sen bu ülkenin dünyada gündemi belirlenen değil gündem belirleyen ülke olmasından rahatsız oldun öyle mi? Ya senin peşinde olduğun hocan, bizim başörtümüze füruattandır dedi ya. Üniversiteye gidecekseniz başlarınızı açın dedi ya. Yeri geldiğinde de, onlar için amaç her şeyi meşru kılar, o zaman bir kadeh de atabilirsiniz dedi ya. Evet, evet değerli kardeşlerim, bunlar için her yol meşru. Ben de şimdi diyorum ki; bakınız gece yarılarında yurtlarında çocukları kaldırıp şahsıma beddua seansları yapıyorlarmış. Bize lanet okuyorlarmış. Kardeşlerim, bu öyle bir şeydir ki bumerang gibi, döner sahibini bulur. Kardeşlerim, Kırıkkale’de de sokak aralarında dolaşanlar yine aynen bize lanet okuyorlarmış. Bunlara 30 Mart’a kadar şurada 26 gün var, durmaksızın gece-gündüz demeden gençler, hanım kardeşlerim, beyler çalışmaya var mıyız? Bildiklerimizi bilmeyenlere duyurmaya var mıyız? Hiç durmayacağız, kapı kapı dolaşacağız. Ve 30 Mart akşamı sandıkları AK Parti’yle patlatmaya var mıyız? Allah sizlerden razı olsun. Bu kutlu yolculuğun mücadelesi böyle olur. Bunlara gerekli hesabı inşallah 30 Mart akşamı vereceğinize inanıyorum. Ve CHP’nin Genel Başkanı da, MHP’nin Genel Başkanı da gereken dersi alacaklar.
Bakınız şurada yanımda bazı belgeler var. Bu CHP’nin Genel Müdürü akşam başka, sabah başkadır. Bunlarda doğru konuşmak, dürüst konuşmak yoktur, takiyecidir, yalan bunda ganidir. İşte bakın burada buyurun Milliyet Gazetesi 27 Aralık 2012, reklam oluyor ama yine de söylemek zorundayım. Başbakanı dinleyen hangi derin devlet diyor. Şimdi ben cevabını veriyorum Kırıkkale’den; o derin devlet, şimdi ortak hareket ettiğin derin devlet, paralel devlet, paralel yapı. Bak, ne diyorlar şimdi; AK Parti’ye oy vermeyin. Nereye verin? Ya CHP’ye, ya MHP’ye. Tamam, cevabını bulduk mu? Bu, bir.
Geliyorum şimdi bir diğerine; yine aynı zat, CHP’nin Genel Müdürü, bu da Türkiye Gazetesi’nde 27 Aralık 2012. Burada ne diyor bu Genel Müdür; Başbakanın dinlenmesi çok vahim bir olay. İyi ki anladın be, iyi ki, hayrola, nasıl oldu bu. İşte buyurun. Günaydın. Geliyorum bir üçüncüsüne. Bakın bu çok enteresan, bu da Hürriyet Gazetesinin 2 Nisan 2011. Ortaklar biliyorsunuz, beraber çalışırlar. Ne diyor burada; Gülen’e mesaj diyor, Cemaat saydamlaşsın. Buyurun, cemaat saydamlaşsın, kim diyor? CHP’nin Genel Müdürü. Bunlar bu, bunlar bu, bunlarda dürüstlük yok, bunlarda takiye var.
Değerli kardeşlerim, bütün bunların yanında şimdi bunlar kasetlerle dolaşıyorlar. Ben şimdi buradan bir şey söyleyeceğim, ne biliyor musunuz? Bu Kılıçdaroğlu’nun ismini ağzıma almayacaktım. Almıyorum da, olayı anlatmak için. Bu CHP’nin Genel Müdüründen kardeşlerim genel başkan olmaz. Bundan olsa olsa İstanbul Tahtakale’de kaset satıcısı olur. Öyle mi? Tahtakale’de kaset satsın ya.
MHP’nin Genel Başkanına geliyorum. Ey MHP’ye gönül veren kardeşlerim, Allah aşkına sizlere sesleniyorum; yıllardır, on yıllardır bu zat bu Partinin Genel Başkanı değil mi ya? Peki, bu MHP birinci dönem Parlamentoya bile giremedi. Şu andaki oyları yine ortada. Ya hala siz bu adamın peşinde niye dolaşıyorsunuz ya. Bu adamla siz bir yere varamazsınız. Niye? Ya güven vermiyor, itimat telkin etmiyor, iftirayla siyaset olmaz. Dürüstlükle siyaset olur. Halk dürüst lider arıyor, dürüst. Sen Sakarya’dan, Düzce depreminde, Kocaeli depreminde rezili rüsvan edeceksin, ama AK Parti Van depremini 1 yılda toparlayacak. Simav depremini 1 yılda toparladık. Bingöl depremini 1 yılda toparladık ve bu şehirlerimizi yepyeni şehirler haline getirdik; biz buyuz.
Sevgili kardeşlerim, eğer çarkçıbaşı Kemal diyorlarsa boşuna demiyorlar. Çünkü sabah başka, akşam başka, geçen yıl başka bu yıl başka. Şimdi bunların bir de İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkan adayı var. Yolsuzluk yaptığı için CHP’den atılmıştı, hatta bu Genel Müdür de o klasörlerin önünde poz veriyordu, hakkında rapor hazırlatmıştı. Şimdi çıktılar bunu İstanbul’a aday yaptılar. Bir de paralel yapı var, malum. Şimdi geçenlerde Trabzonlular gecesinde Trabzonlular yuhalayınca pılı pırtıyı toplayıp hemen kaçıverdi gitti.
Kardeşlerim, şimdi Pensilvanya Türkiye’yi karıştırmaya çalışıyor. Bu bir çete, bir örgüt. Bu paralel yapı ve CHP oturdular ittifak yaptılar, anlaştılar. İstanbul’da yolsuzluğu tescillenmiş bir şahsı aday yaptılar. Ne diyor? Savaş Ay’la biliyorsunuz 91’de bir söyleşi yapmışlar. Savaş Ay’la yaptıkları bu söyleşide Pensilvanya’daki zat ne diyor? Cebrail parti kursa desteklemem. Şimdi bu zat CHP’yi destekliyor, CHP’nin İstanbul adayını destekliyor. Ne oldu? Duvara tosladılar, çuvalladılar, umdukları gibi çıkmadı. Oyları artmıyor. İstanbul bu isme hiç mi hiç teveccüh etmedi. Şimdi sinirler bozuk. Miting yapıyor, orada alkışlamayan bir vatandaş var, alkışlamadı diye kızıyor. Teneke gibi orada ne duruyorsun çek git diyor; bir siyasetçi bunu der mi ya? Değerli kardeşlerim, Trabzonlular gecesinden çıkarken bir vatandaşa yumruk atıyor. Hiç merak etmesinler, bunlar vatandaşı miting meydanından kovuyor, vatandaşım bunları 30 Mart’ta sandıktan kovacak. Vatandaşıma yumruk atıyor, vatandaş da İstanbul’da, Trabzon’da, Kırıkkale’de, 81 vilayette bunlara sandıkta yumruğu vuracak.
Sevgili kardeşlerim, şimdi tabii bugün burada bol bol Neşet Üstattan gidiyoruz. Çok manalı bir sözünü burada tekrar hatırlatacağım, diyor ki Neşet Usta; Gölgeye girenin gölgesi olmaz. Gerisi neydi? Adam olan çıkar güneşe, kendi gölgesini kendi yapar diyor. İşte aynen MHP’nin durumu da bu. MHP gölgede durumu idare etmeye çalışıyor. CHP’nin gölgesinde, Pensilvanya’nın gölgesinde durumu idare etmeye çalışıyor. Susarak, sessiz kalarak, etliye-sütlüye dokunmadan işi geçiştirmeye çalışıyor.
Kardeşlerim, şimdi sizlere çok önemli bir şey söyleyeceğim, ama istiyorum ki anlaşalım. Arada bir bakıyorsunuz bu MHP Gezicilere sahip çıkıyor, onların avukatlığını yapıyor. Günlerdir Türkiye’deki en büyük dinleme skandalından bahsediliyor, MHP dinlenmiş deniliyor, kendisi de bunu kabul ediyor, ama ses yok. MHP’nin 450 mensubu dinlenmiş, tık yok. MHP il başkanları dinlenmiş diyoruz tepki yok. Niye? MHP niye susuyor? Bu kadar önemli bir konuda neden tavır koymuyor? Ulusal güvenliğimizi ilgilendiren, vatana ihanet boyutuna ulaşan bir meselede MHP neden hala Pensilvanya’nın gölgesinde duruyor, düşünebiliyor musunuz? Paralel bazı savcılar Milli İstihbarat Teşkilatımızın Suriye’deki Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren tırlarına sanki düşman tırıymış gibi saldırıyorlar. MİT mensubu yüzbaşıyı, üsteğmeni yere yatırıyor, ellerini kelepçeliyor, yetmiyor bir de darp ediyorlar. Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatına alçakça, haince saldırı düzenliyorlar, Türkiye’nin en mahrem, en gizli stratejik konuşmalarını dinliyor, bunu servis ediyorlar. MHP şimdi konuşmayacak da ne zaman konuşacaksın. MHP, vatansever olduğunu, milliyetçi olduğunu şimdi göstermeyeceksin de ne zaman göstereceksin? Ama birlikte çuvalladılar, hep birlikte ayakları dolandı, foyaları meydana çıktı, maskeleri düştü. 30 Mart’ta işte bunlara hesap sorma zamanıdır. Hiç merak etmeyin, biz de hukuk yoluyla bunlara hesap soracağız. Bu darbe girişimini onların değerli kardeşlerim, evvel Allah burunlarından fitil fitil getireceğiz. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak. Bu paralel yapının yolsuzluklarını özellikle ortaya çıkaracağız. Kurban derilerinde nasıl yolsuzluk yaptıklarını, himmet adı altında makbuzsuz topladıkları paraları nasıl kullandıklarını, şantajlarını, tehditlerini, bütün illegal işlerini tek tek ortalığa dökecek ve bunun da hesabını soracağız. Bu ülkeye ihanete kalkışan bunun bedelini öder. Ve ben bugün Kırıkkale’de bir şey soruyorum, sizden de cevabını istiyorum; kardeşlerim, sakın ha bunların dershanelerinde artık çocuklarınızı bırakmayın, çekin alın çocuklarınızı. Bunların okullarına çocuklarınızı göndermeyin, buna var mıyız? Şöyle bir ellerinizi göreyim, var mıyız? Mesele bu. Yıllık rantları buradan 1 milyar dolardı. Tabii bu para gidince bunlar hoplamaya başladılar, zıplamaya başladılar.
Kardeşlerim, bakınız bize devletin okulları yeter. Hafta sonlarında takviye kursları noktasında Milli Eğitim olarak Cumartesi-Pazar ücretsiz olarak biz takviye derslerini vereceğiz. Ve öğretmenlerimize de burada onun bedelini devlet olarak biz ödeyeceğiz. Göndermeyin bunların dershanelerine, çekin alın çocuklarınızı.
Bunların gazetelerini de okumayın ve bunların gazetelerine de gereken dersi verin, abonelik, mabonelik neymiş bunu görsünler, ders alsınlar. Çünkü, bu milletin mahremine girenlere gereken dersi verme zamanıdır, 30 Mart bunun için çok önemli.
Bu olay birçok şeyleri öğretti bize ve inşallah 30 Mart’ta gereken dersi zaten sandıkta da alacaklar, hiç merak etmeyin. Bu ülkenin huzuruna, istikrarına, ulusal güvenliğine el uzatan cevabını alır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gizli görüşmelerini dinleyenler bunun cevabını alır. Ya bu ülkenin Başbakanı dinleme hakkın yok, Cumhurbaşkanını dinleme hakkın yok, Genelkurmay’ını dinleme hakkın yok, bakanlarını dinleme hakkın yok, ya bunları bile dinlediler ya, dinlediler ya. Biz de güvenli hat denilen bir olay var, kriptolu telefonlar, bunları bile dinlediler ya. Bu casusluktur, bu ajanlıktır. Bunlar kim adına çalışıyor? Bunlar Türk milleti adına çalışmıyor.
Değerli kardeşlerim, işte bunlara 30 Mart’taki cevap için ben Kırıkkaleli kardeşlerime diyorum ki, o sizin ruh dünyanızı iyi bildiğimi için sesleniyorum, 26 gün kapı kapı dolaşalım. Gençler, kapı kapı dolaşalım. Hanım kardeşlerim, kapı kapı dolaşalım. Beyler, kapı kapı dolaşalım. Bunlar ablaları da görsünler, bizim ablarımız var ya, bizim ablarımız ne güne kalmış ya? Bizim ağabeylerimizi de görsünler. Bizim gençlerimizi de görsünler. Onun için bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız; sağ olun, var olun.
Kardeşlerim, şimdi Kırıkkale’yi inşallah yüksek hızlı trene kavuşturuyor, hem de yüksek hızlı tren hatlarının kavşak noktası haline getiriyoruz. Hızlı tren devreye girmesiyle buradan, Ankara, Konya, Eskişehir, İstanbul, diğer yandan Yozgat, Sivas, orta vadede İzmir, Bursa, Antalya ve nice şehir birkaç saat içinde ulaşılabilir hale geliyor. 2023’e kadar olan proje bu, 9 yıl sonra inşallah bunlar bitmiş olacak.
Kırıkkale’yi Karadeniz’e bağlayan Irmak, Karabük, Zonguldak demir yolunu, elektrikli ve sinyalli hale getiriyoruz, şu anda çalışmalar hızla devam ediyor. Sadece Kırıkkale-Karadeniz hattını değil, Kırıkkale-Malatya mevcut demir yolu hattını da elektrikli hale getiriyoruz. Son 12 yılda Kırıkkale demir yolu için 127 trilyon harcama yaptık. Şu anda Kırıkkale-Sivas demir yolu dahil yapımı devam eden demir yolu projelerini toplam bedeli ne biliyor musunuz? Yaklaşık 7 katrilyon lira.
Kardeşlerim, yapıldığı günden bu yana yenilenmeyen demir yolları rayını Türkiye’de üreterek, traversini, makasını, malzemelerini Türkiye’de üreterek adeta sıfırdan yapmışçasına yeniledik.
Kırıkkale-Ankara arası biliyorsunuz bölünmüş yolu tamamladık, 23 Ocak 2010 tarihinde bizzat açılışına katıldım. Bu yol ile Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile illerimizi birbirine bağladık.
Kırıkkale, doğuyu batıya ve Avrupa’yı da Türkiye’nin doğu komşularına bağlaması açısından uluslararası önemli olan bir kavşak noktası haline geldi.
Kardeşlerim, bakınız bir örnek veriyorum, iktidara geldiğimiz ana kadar Kırıkkale’de yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 29 kilometre. Biz bunu kardeşlerim, 8 kat artırdık 214 kilometreye çıkardık. Biz buyuz ya, biz buyuz.
Kardeşlerim, geçmişi 15. yüzyıla, Osmanlı dönemine kadar Kırıkkale’de tarihi bir müessesemiz var. Nedir o? Makine ve Kimya Endüstri Kurumu, inşallah onu eski ihtişamlı günlerine kavuşturuyoruz.
Kırıkkale’ye, size şimdi müjdesini veriyorum, silah ihtisas organize sanayi bölgesini kuruyoruz. Arsa tahsisi çalışmalarını tamamladık, diğer çalışmalarımız da kademe kademe devam ediyor. İnşallah bu organize sanayi bölgesiyle Kırıkkale silah sanayinde merkez olacak, ciddi bir istihdam sağlayacak.
Ve Kırıkkale’ye şu geldiğimiz süre içerisinde, 11 yılda 3.2 katrilyonluk yatırım yaptık. Ulaştırma ve haberleşmede 706 trilyon, eğitimde 418 trilyon, gençlik ve sporda 210 trilyon, sağlıkta 117 trilyon, tarım ve hayvancılıkta 304 trilyon, orman ve şu işlerinde 88 trilyon lira Kırıkkale’ye yatırım yaptık.
Kardeşlerim, eğitimde çocuklarımıza kitap alabiliyor muyduk ya? Ücretsiz olarak kitapları şimdi sene başında sıraların üstüne koyuyor muyuz? Ah benim kardeşlerim, sadece 678 yeni derslik yaptık.
Bakınız, Kırıkkale Üniversitesi’ni kim kurdu? Biz kurduk. Gençler şöyle bir ellerini kaldırsın bakayım. Ne alıyorlardı biliyor musunuz? 45 liracık. Kim vardı iktidarda? MHP, yanında da CHP’nin yavrusu DSP.
Şimdi hep birlikte Bitlis’te bir olmuş, başka yerlerde de yapıyorlar bu birlikteliği, orada 5 parti bir araya gelmiş, CHP, MHP, DSP, BBP ve Demokrat Parti, toplam oy potansiyelleri yüzde 7. Diyorum ki, kırk çürük yumurtadan bir sağlam yumurta olmaz. Biz yola devam edeceğiz.
Bakınız, şimdi Kırıkkale’de FATİH Projesiyle birlikte sınıflarımıza etkileşimli tahtayı koyuyoruz. Değerli kardeşlerim, 430 sınıfa bunları yerleştirdik, yani halk arasındaki ifadeyle akıllı tahta. Tablet bilgisayarları da gönderiyoruz, şu anda 175 bin tablet bilgisayarı Türkiye genelinde dağıttı, şimdi 675 bin daha geliyor, arkadan 10 milyon tablet bilgisayarın ihalesini yapıyoruz.
Kardeşlerim, biliyorsunuz Kırıkkale Üniversitemizin kurucu Rektörü kimdir? Başbakan Yardımcımız Beşir Atalay. Kırıkkale Üniversitesi’ni biz de büyüttük. Ama burada tabi bir torpil var, onu da söyleyelim. Çünkü ben dedi buranın kurucu Rektörüyüm, burayı büyültelim ve burayı bir eğitim şehri haline dönüştürdük. Üniversitemize 3 fakülte, 3 meslek yüksekokulu, bir yüksekokul kazandırdık.
Kırıkkale’deki gençlerimize Türkiye’de olduğu gibi 45 lira değil, şimdi beslenme yardımıyla beraber 500 lira veriyoruz, 300 lira burs kredi, 200 lira da beslenme yardımı, 500 lira; öyle mi? Kardeşlerim, bu adım aynen devam edecek.
Sağlıkta Yüksek İhtisas Hastanesi’nin 200 yataklı yeni bloğunu tamamladık, üniversitemizde 2 hastaneyi faaliyete geçirdik, açılışını da Başbakan Yardımcım Sağlık Bakanımızla beraber yapacaklar; şu anda çalışıyor, açılışın beraber yapacaklar.
Hastanelerde koğuş sisteminden otel konforunda oda sistemine geçtik.
Ah kardeşlerim be, bu CHP’nin Genel Müdürü’nün SSK’ya Genel Müdür olduğu zamanlarda hastanelerde çektiğimiz çileyi hatırlıyorsunuz değil mi, hatırlıyorsunuz? Hastanenin eczanesinden ilacı alamıyorduk ilacı ah kardeşlerim.
Şimdi istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Neden? Biz sizi seviyoruz, biz sizin dertliniziz, dertli insan dertten anlar.
Son 12 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle 4 bin dönümden fazla tarım arazisini sulamaya açtık.
Kardeşlerim, şu anda 13 bin dönümden fazla arazinin sulama suyu hazır, Keskin Ceritmüminli Barajını tamamladık.
Bak, şu anda Keskin’e de bir bayan belediye başkan adayı verdik, inşallah Keskin’imize bir bayan eli değecek. Keskinli kardeşlerimin elini bir göreyim şöyle. Çok çalışacaksınız bak, sakın ha, Keskin’de bir bayan eli nasıl belediye başkanlığı yaparmış bunu göstermeniz lazım, onun için destek.
Böylece değerli kardeşlerim, Kırıkkaleli çiftçilerimize yılda 5 trilyon lira zirai gelir artışı sağladık, göletler devam ediyor.
Kırıkkale’nin içme suyu sorunu çözdük.
Kardeşlerim, 11 yıl önce Türkiye’nin milli geliri 230 milyar dolardı, şimdi 800 milyar dolar. Nerden nereye…
Bakınız kardeşlerim, 36 milyar dolar ihracat yapıyorduk MHP’nin iktidar olduğu dönemde, şimdi 152 milyar dolar ihracat yapıyoruz.
Kardeşlerim, biz MHP’den aldığımız zaman Hükümeti, 100 liranın 73 lirası borçtu, şimdi 10 liranın 35 lirası borç. Nereden nereye indik görüyor musunuz?
Bu MHP’liler neyi konuşuyor ya, neyi konuşuyorlar anlamak mümkün değil ya.
Benim çiftçi kardeşime Ziraat Bankası yüzde 59 faizle kredi veriyordu, şimdi yüzde 5. Halk bankası yüzde 46 faizle kredi veriyordu, şimdi yüzde 5.
Ey MHP’nin Genel Başkanı, sen bunları hiç bilir misin ya, hiç sen bunları okudun mu ya? Sende ekonomi nedir var mı böyle bir şey ya?
Kardeşlerim, bitmedi, enflasyon neydi? Yüzde 30, öyle aldık onlardan enflasyonu. Enflasyon bir canavar değil miydi? Şimdi ne oldu? Buyurun, işte daha dün açıklandı, yüzde 8. Bak, nereden nereye… Kimin cebinde kalıyor bu? Vatandaşımın cebinde kalıyor.
Devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü, şimdi tek haneli rakama düştü. Aradaki fark kimde kalıyor? Benim vatandaşımın, Kırıkkaleli kardeşimin cebinde kalıyor.
Ey MHP, ey CHP, ey ANAP’ı, Doğru Yol’u, DSP’si vesairesi, işçi ve memur kardeşimden Zorunlu Tasarruf adı altında 13,5 katrilyon kestiniz. Göreve geldik, önüme geldi, 13,5 katrilyon, dedim ki, ya devlet memuruna, işçisine borçlu olur mu? Ve kardeşlerim, sendikalarla bir araya geldi arkadaşlarım ve 13,5 katrilyonu biz ödedik, biz ödedik biz.
Bir de, Konut Edindirme Yardımı altında para kesmişler. Kimden? Gene işçiden, memurdan. Parası kesilenlerin elini bir görsem. Ah değerli kardeşlerim, bu parayı kim ödedi? 3,5 katrilyon, gene biz ödedik. Toplam 17 katrilyon.
Bu MHP IMF’den gitti borç aldı, bize ne kadarla bıraktı? 23,5 milyar dolar. Peki, bunu kim ödedi? Gene biz ödedik, 23,5 milyar doları 2013’ün 14 Mayıs’ında sıfırladık, bitirdik. Bütün bu borçları ödeyen bir iktidara yolsuzluk nasıl söylenir ya, nasıl söylenir?
Merkez Bankası’nın kasasında 27,5 milyar dolar vardı. Kardeşlerim, şu anda Merkez Bankası’nın kasasında ne var? 124 milyar dolar var. Yolsuzlukların iktidarı böyle olabilir mi?
Ah kardeşlerim, 79 senede bu ülkede 6100 kilometre yol yaptılar. Biz, şu 10 senede, 11 senede 17 bin kilometre yol yaptık. Bu mu yolsuzlukların iktidarı? Bunlar bedava yapılmıyor.
İşte buyurun Marmaray, Boğaz’ın 62 metre derinliğinde. Geçen gün İstanbul’da 2 gün sis vardı ve her gün 300 bin kişi geçti oradan, 300 bin kişi.
Kardeşlerim, şimdi 2 tane Boğaz köprüsünün kuzeyinde şimdi bir köprü daha yapıyoruz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün şu anda kuleleri yükseldi 250’şer metre, asma, 4 gidiş-4 geliş, ortasından da tren gidecek, tren. Asya’yı Avrupa’ya bağlıyor bu köprü.
Kardeşlerim, bitmedi, bu Marmaray’ın güneyinden yine bir tane denizin altından 2 katlı tüp geçit daha yapıyoruz, buradan da otomobiller geçecek.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü için cebimizden para çıkmıyor, 2,5 milyar dolara yapacaklar, 15 sene sonra devlete bırakacaklar.
Bakınız, şimdi bir de üçüncü havalimanı yapılıyor, yılda 100 milyon yolcu kapasiteli. Kardeşlerim, 46 milyar dolar, 20 yıl işletecekler, ondan sonra devlete bırakacaklar. Ya biz buyuz be. Cebinden para çıkmadan, 46 milyar dolar harcıyorlar ve siz bu iktidara yolsuzluk suçlaması yapıyorsunuz.
Ey CHP, ey MHP, ne yaptınız ya? Dikili ağacınız var mı ya bu ülkede? Yok.
Kardeşlerim, 2003 yılında biliyorsunuz Kırıkkale’yi doğalgaza kavuşturduk. Ve şu anda Kırıkkale merkez nüfusunun yüzde 90’ından fazlası doğalgazı kullanır hale geldi. İnşallah daha kaliteli bir hayat, derdimiz bu. Ve istiyoruz ki, çok daha modern bir Kırıkkale.
İşte bunun için şu anda yeni adımı atıyoruz ve bu yeni adımı atarken, inşallah engelli ve yaşlılara, eşi vefat etmiş hanımlara, muhtaç asker ailelerine biliyorsunuz düzenli sosyal yardım uygulamamız devam ediyor.
Değerli kardeşlerim, Kırıkkale bize hep destek oldu, bizi hiç mahcup etmedi, inşallah 30 Mart’ta da Kırıkkale yine yanımızda olacak, ben buna inanıyorum.
Kırıkkale Belediye başkan adayımız Mehmet Saygılı kardeşimiz biliyorsunuz İl Genel Meclisinde uzun bir süre Meclis Başkanlığı yaptı ve Kırıkkale’nin köylerine varıncaya kadar her yerini bilen bir kardeşimiz ve bir hizmetkar olma aşkı var. Ve biz de kendisine dedik ki, hadi bakalım, yaptığımız kamuoyu araştırmalarından da Kırıkkale halkı seni istiyor.
Ve şimdi durmak yok… Durmak yok… Durmak yok… Saygılıyla inşallah yola devam ediyoruz, ama 30 Mart’a kadar çok çalışacağız.
Pensilvanya’ya gereken cevabı siz…