Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Malatya Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Maşallah, bu ne muhteşem tablo Malatya, Allah’ına gurban Malatya. Sen cana cansın Malatya. Sen cana canansın Malatya. Malatya Malatya bulunmaz eşin, gönülleri coşturur ayla güneşin. Seni yürekten selamlıyorum Malatya.

Arguvan, Arapgir, Battalgazi, Darende; sizleri gönülden selamlıyorum. Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale; sizleri kalpten selamlıyorum. Kuluncak, Pütürge, Yazıhan, Yeşilyurt; sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Malatya, sen ki Battal Gazi’nin şehrisin Malatya. Sen ki Bolevi Hazretleri’nin, Niyazi-i Mısri’nin, İbn-i Arabi’nin şehrisin Malatya. Sen ki Turgut Özal’ı, Hamido’yu, Ahmet Kaya’yı bağrından çıkarmış şehirsin Malatya. İşte senin şu duruşun var ya, işte seni şu coşkun, şu heyecanın, şu muhabbetin var ya, inanın bana senin şu manzaran şu anda Türkiye’yi gözyaşlarına boğuyor Malatya. Senin şu dik duruşun Türkiye’ye heyecan veriyor. Senin şu manzaran Kahire’ye umut veriyor, Gazze’ye umut veriyor. Saraybosna’ya, Mogadişu’ya, Şam’a, Halep’e, Hama, Humus’a umut veriyor Malatya. İnan ki senin şu sergilediğin manzarayla sadece İstanbul değil Mekke, Medine, Kudüs de gurur duyuyor Malatya.

Sen var ya sen Malatya, bugün şu meydandaki cesaretle mazlumun gözüne fer oluyorsun fer. Sen şu meydandaki yiğitliğinle Şam’ın, Halep’in, İdlip’in çocuklarının gözüne ışık oluyorsun ışık.

Sen bugün Battal Gazi Destanını yeniden yazıyorsun. Sen şehitlerin aziz ruhunu muazzez ediyorsun. Sen işte şu meydanınla merhum Turgut Özal’ın ruhunu şad ediyorsun Malatya.

Şen olasın Malatya. Bir kez daha Allah’ına gurban Malatya. Rabbim sizden razı olsun, Rabbim kardeşliğimizi, muhabbetimiz, yol arkadaşlığımızı daim etsin ey sevgili Malatya.

İşte Türkiye buraya baksın, burada montaj yok. CHP buraya baksın, MHP buraya baksın, burada montaj yok. O malum medya buraya baksın, Pensilvanya buraya baksın, burada montaj yok.

Güzel bulmuşlar, bugün Malatya tarafını belli ediyor. 30 Mart’ta zamanı durduruyor. Onun için 30 Mart çok önemli. Burada halk var, burada millet var, burada Malatya’nın aşkı var, sevdası var, coşkusu var. Fotoğraflara inanmayacaktır, varsın inanmasınlar. Malatya’daki bu tarihi kareye inanmayacaklar. Evet, üç kafadarın albümü çıktı. Çamur attı tutmadı. Tabii Malatya’ya ananas sökmez, doğru, burası kayısı diyarı. Burada ne işi var ananasın, burada kayısı var. Ama onların anladığı dilden kayısı değil hakiki kayısı. Gün kurusu da var, güneş kurusu da var, canlısı da var, hepsi var. 

Öyle bir haykırın ki Türkiye düşmanlarının dizinin bağı çözülsün. Öyle bir haykırın ki dünya mazlumları ayağa kalsın. Başbakanına sahip çıkıyor musun Malatya? Partine, AK Parti’ye sahip çıkıyor musun Malatya? İktidarına sahip çıkıyor musun Malatya?  Demokrasiye, sandığa, iradene sahip çıkıyor musun Malatya? İstiklaline, hürriyetine, bayrağına sahip çıkıyor musun Malatya? Beraber miyiz Malatya? Bir miyiz? İri miyiz? Diri miyiz? Kardeş miyiz? Hep birlikte Türkiye miyiz? Hamd olsun Yarabbi, bize bugünleri gösterdin. Maşallah, bu iş bitmiştir. Malatya 30 Mart seçimlerine işte bugün noktayı koymuştur, mührü vurmuştur.

Sadece Malatya’da değil artık tüm Türkiye’de sandığın rengi belli olmuştur. Kardeşlerim, hiç endişe etmeyin… Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz, hiç endişeniz olmasın.

Sevgili kardeşlerim, sevgili Malatyalılar; sizlere bir Malatyalı kardeşimizin geçtiğimiz günlerde bana yazdığı bir mektubu burada şöyle kısaca özetleyeceğim. Mukaddes Yetiş, bir bayan kardeşimiz. Malatya mitinginizde ne olur benim mektubumu okuyun diyor. Öyle güzel satırlar yazmış ki tabii tamamını okumaya kalksam bir hayli uzun, yani 2,5 A4 sayfası. Ben şöyle özetleyeyim istedim ve Besmeleyle başlamış, Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu diyor. Başbakanım, sizi çok çok ve çok seviyoruz. Rabbim inşallah sizi ve vekillerinizi daima sevsin ve koruyucunuz olsun diyor. Size sürekli dua ediyorum diyor. İnşallah bütün ülkelere sizin gibi bir Başbakan nasip etsin diyor. Biz Malatyalılar AK Parti’nin aşıklarıyız diyor. Sizinle annemin bir anısını paylaşmak istiyorum. Bundan 35 yıl önce bulunduğumuz yerde elektrik yokmuş, bütün herkes gaz lambasıyla idare ediyormuş, günlerce gaz almak için kuyruğa giriyorlarmış. Parası olduğu halde gaz alamıyormuş. Beğendiklerine veriyor, köylü kısmına vermiyorlarmış diyor mektubunda kardeşimiz. Ve devam ediyor; biz o yıllarda öğrenciyken devlet yardım etmediği için kitap alamıyorduk diyor. Ben kardeşimle, ablam ve abimle aynı sınıfta okuyorduk, aynı kitapları paylaşıyorduk. O yüzden sadece ilkokulu okuyabildik diyor. Sayın Başbakanım, size ve AK Partililere kucak dolusu selamlar ve sevgiler, Allah’ın rahmeti, bereketi ve nuru sizin ve ailenizin üzerine olsun. Mukaddes Yetiş. Ben de ve aleyküm selam diyorum.

Kardeşlerim, Allah da sizden razı olsun Mukaddes kardeşim. Rabbim, tüm Malatya’dan, tüm Türkiye’den razı olsun diyorum. Hep bu sıkıntılı dönemleri yaşadık, buralardan geçtik. Şu anda içerimizde yaşça benden büyük olan büyüklerim de vardır. Bu ülkede mühürle, nüfus kağıdına basılan mühürle sanayağ satılırdı, şeker satılırdı, tuz satılırdı, ekmek satılırdı, gazyağı satılırdı. Bazılarının nüfus kağıtlarında bunlar hala var, o dönemlerden geliyoruz. Kimler vardı iktidarda? Bu CHP vardı. Çünkü CHP’nin iktidarı yoksulluk demektir, yolsuzluk demektir, yasaklar demektir. Hep bunları yaşadık. Ve bunlar o tek partili dönemlerinde demokrasiye yol vermediler. İşte biz milletimizin desteğiyle gümbür gümbür geldik. Tek derdimiz var; Hakk’ın ve halkın rızasını kazanmak. Bu aziz millet bize, Allah sizlerden razı olsun desin, inanın bize bu yeter, bundan daha büyüğüne gerek yok. 12 yıldır Türkiye’yi, 81 vilayeti, bu topraklar üzerindeki her bir haneyi şenlendirmek için çalışıyoruz. Şimdi birileri çıkmış o kalabalıklar montaj diyor, taşıma diyor, bindirme kıtalar diyor. Malatyalı Niyazi-i Mısri ne güzel söylemiş; “Nadanı terk etmedin yârânı arzularsın” diye. Evet, biz nadanı terk ettik, işte yârânı bulduk, farkımız bu, işte yârânı bulduk, yâran burada. Ama bunlar bulamıyor, sıkıntıları orada. Ve onlar gelip de size ne söyleyecek, ne anlatacak? Bunların yaptıkları bir şey var mı, biz Malatya’da şunu yaptık diyebilirler mi? Ama biz deriz, ama biz deriz. Niye? Nereden başlayayım ki, altyapısından mı, havalimanından mı, Beyler Deresi’nden mi, toplu konutlarından mı, nereden başlayalım, hastanelerinden, nereden başlayayım. Onlar nadandan, yalandan, iftiradan vazgeçemediler, milletle kucaklaşamadılar. Milletle kucaklaşanları da hiç anlayamadılar. Olsun be, ne yaparlarsa yapsınlar, bize Malatya yeter, bize Türkiye yeter, bize millet yeter, bize Allah yeter.

Şimdi bakın bunlar montaj işini iyice ilerlettiler. Bir yandan meydan fotoğraflarına montaj diyor, bir yandan da kendi ürettikleri montajlarla güya milleti kandırmaya çalışıyorlar. Kardeşlerim, Meclis’te anayasal ve yasal suç olmasına rağmen bunlar kalkıp oralarda yaptıkları montajları dinletiyorlar.

Kardeşlerim, şimdi geçenlerde bir şey söyledim; ey Kılıçdaroğlu, senden siyasetçi olmaz. Senden olsa olsa İstanbul Tahtakale’de kasetçi olur, kasetçi olur. Orada yer kalmamışsa, Unkapanı Manifaturacılar Çarşısına da gidebilirsin, orada da yer var. Bu Cumhuriyet Halk Partisi biliyorsunuz İstanbul’a sicili bozuk, partiden hırsızlık nedeniyle, yolsuzluk nedeniyle ihraç edilen bir ismi aday olarak gösterdi. Eski Genel Başkan bunu istemiyordu, yolsuzlukları nedeniyle ihraç edilmişti. Şu andaki zat da onun yolsuzluk klasörü önünde boy-pos resmi veriyordu bu Kılıçdaroğlu. Ya sen onun önünde resimler çektiren adamsın ya. Dün onun klasörleri önünde resim çektirirken, bugün ne oldu da şimdi onu aday yapıyorsun? İşte eski Genel Başkanı gönderdiler kasetle yenisini getirdiler. Pazarlıklar başladı. Bu pazarlıklarda tabii Pensilvanya da yer aldı. Siz İstanbul’a bu ismi aday yapın, biz de onu destekleyeceğiz. Hükümeti de zaten devireceğiz dediler. Ne zaman? 17 Aralık’ta. Tabii umduklarını bulamadılar. Hesaplar tutmadı, 25 Aralık dediler yine tutmadı. İstanbul’da buldukları aday tam bir hayal kırıklığı oldu. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Trabzon Günlerine katıldı. Orada yuhalandı. Çıkarken de sinirlerine hakim olamadı beyefendi. Orada bir vatandaşı yumrukladı. Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan ne diyor biliyor musun? O AK Partiliydi diyor, aynen öyle. Bak vatandaş bu kadar uyanık işte. Vatandaş işi biliyor. Ey Kılıçdaroğlu, şu anda bak iPad’lerdesin, iPad’lerde, cep telefonlarındasın, vatandaş biliyor işi. Bak hanım kardeşim nereden yakalamış seni bak. Ohh, şu anda geliyor, bütün bak telefonlardan hemen benim bacılarım, kızkardeşlerim hepsi çıkarıyor gösteriyor seni, sen artık buralara kaydoldun, yolsuzlukların adamısın sen. Ve kardeşlerim, diyor ki; o AK Partiliydi diyor. Ya sen Trabzonlular Gecesine geliyorsun, Trabzonlular Gecesinde her partinin insanı olabilir. Demek ki bu insanlar seni kabullenmiyor, niye rahatsız oldun da ona yumruğunu salladın? Sen böyle bir siyasetçi misin? Aynı şekilde Eyüp Sultan’da yine bir toplantı yapıyor, orada birisi alkışlamıyor. Alkışlamayınca kalkıyor ona da diyor ki; sen teneke gibi ne duruyorsun, çek git diyor. Ya bunlardan siyasetçi olur mu, bunlardan siyasetçi olur mu? Hele İstanbul gibi bir yere. Tabii imaj bozuldu, makyajlar dökülmeye başladı. Taşıma suyuyla değirmen dönmez, zorla güzellik olmaz. İmaj bozulunca bu Pensilvanya’nın medyası da buna çok bozuldu. İstanbul’daki adayın imajını düzeltmek için bir montaj yapmışlar, şimdi de bize iftira atıyorlar. Haberde ne diyor, bakın çok ilginç; Başbakan Niğde’de kendisine itiraz eden bir kadını tersledi diyor. Çok enteresan. Bunlara cemaat demeyin, cemaat demeyin, bunlar örgüt, ne cemaati. Diğer cemaatlere hakaret etmiş olursunuz, bunlar örgüt örgüt. Neymiş dedim, merak ettim, videosunu açıp baktım. Güya ben Niğde’de konuşurken bir Anadolu kadını bana itiraz etmiş, ben de ona hangi yüzle buraya geldin demişim; haberi böyle veriyorlar. Ya bu işin aslı nedir diye şöyle bir düşündüm. Orada bazı ablaların, abilerin kapıları tek tek dolaşıp AK Parti’ye oy vermeyin dediğini anlatmıştım. Eğer demiştim, sizin kapınıza da gelirlerse, hanımefendi sen hangi yüzle buraya geldin diye sorun demiştim. Meğerse onu bunlar bu şekle dönüştürüyor. Ben şimdi Malatya’daki hanım kardeşlerime soruyorum; kapınıza geldiler mi? Bunlara ne yapıyorsunuz? O kadar ya, sen hangi yüzle buraya geldin? Sen bu ülkede AK Parti iktidarının bu yaptıklarını görmüyor musun, bunlara bunu söylemek lazım. Sen bakar kör müsün, kulağın var duymuyor musun, ağzın var hakkı söylemiyor musun, senin kalbin mühürlenmiş, kalbin, hadi güle güle. Senin Hocan bizim ülkemizde benim kız yavrumun üniversiteye başörtülü gitmesini engelleyen insandır. Senin Hocan başörtüsü füruattandır diyerek kızlarımızın başörtülerini açmaları için zemin hazırlayan bir insandır. Onlarda bu tür fetvalar kolay, alkol mü alacaksın? Alabilirsin. Niye? Gaye için her şey meşrudur; bunlardaki anlayış bu, mantık bu. Bir yere gelebilmek için her yer meşru. Bize omurgalı insan lazım, omurgalı. Bize adam gibi adam lazım. Öyle sıradan eğilip bükülen değil, menfaati için her şeyi yapan değil. İşte bunu almışlar, Başbakan miting meydanında bir kadına hakaret etti diye haber yapıyorlar. Bu nasıl Müslümanlık ya, şu yapılan insanlığa sığar mı, vicdana sığar mı? Sevgililer sevgilisi Peygamberimizin en nefret ettiği şey yalandır yalan. Bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, bunlarda iftira var, bunlarda fitne var, bunlarda fesat var. Daha ne kaldı? Bunların hiçbirinin Müslümanlıkta yeri yok. Yalan söylemek ne zamandan beri mubah oldu, ne zamandan beri meşru oldu? Yoksa hani bunlar rüya görüyorlar ya, rüya görüp ondan sonra Pensilvanya’ya soruyorlar. Tweet atalım, ne diyor? Peygamber Efendimiz demiş ki; tweetleri iki katına çıkarın. Soruyorlar, sorunca Pensilvanya diyor ki; doğrudur, iki katına çıkarın. Aman Yarabbi, şu rezalete bakın, yoksa yine rüyanızda mı gördünüz? Rüyanızda yalanları, iftiraları, montajları 10’a katlayın diye talimat mı geldi? Biz belli bir kısım medyanın bu oyunlarını iyi biliriz, çok gördük bu tuzakları, çok yaşadık. Ama hem Müslümanım diyeceksin, hem dindarım diyeceksin, hem de çıkıp insanların gözünün içine baka baka ekranlardan yalan söyleyeceksin. Yazıklar olsun. Hiç şaşırmadık, ya bunlar değil mi sevgililer sevgilisi Peygamberimizi Miraç’tan indirip kamyonete bindirenler? Ekrandan böyle yalan söyleyenler değil mi bunlar? Daha da ileri gidiyorlar, Hazreti Cebrail’i Aleyhissalatu Vesselam son derece münasebetsiz şekilde istismar edenler işte böyle de montaj yaparlar, iftira da atarlar, yalan da söylerler. Ne diyor? Hazreti Cebrail parti kursa ona da oy vermem. Ama Kılıçdaroğlu’na verir, Bahçeli’ye verir, ya bunlar bu, bu nasıl bir anlayıştır, aman Yarabbim. Bunlarda artık sınır mınır kalmadı. Bunlarda mubahın meşruluğu sınırı yok. Helal ve haram yok, işte onun için Malatya’daki, tüm Türkiye’deki, dünyadaki bu yapının içinde yer alan kardeşlerime sesleniyorum; bu yapı sizin emeğinizi istismar ediyor, bu yapı sizin ekmeğinizi istismar ediyor, bu yapı sizin o halis duygularınızı, temiz duygularınızı istismar ediyor.

Kardeşlerim, 24 gün var. Hanım kardeşlerim, siz bizim ablalarımızsınız, siz. Gençler, siz bizim kardeşlerimiz, beyler siz de bizim abilerimizsiniz. 24 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Var mıyız? Durmak yok… Eyvallah, buna dikkat edeceğiz. Çok koşacağız, çok çalışacağız. 30 Mart’ta sandıkları inşallah patlatırcasına Büyükşehri ve ilçelerimizi alacağız, ben size inanıyorum, size güveniyorum. Çünkü şu alan, şu meydan eyvallah bugün bunu söylüyor.

Kardeşlerim, kendi ülkesine ihanet eden, kendi ülkesinin aleyhine çalışan bu yapıyla artık aranıza mesafe koyun. Ama ben sizden şimdi bir şey isteyeceğim, bir şey isteyeceğim. Anneler, babalar sizlere sesleniyorum; çocuklarınız bunların dershanelerinde okuyorsa çocuklarınızı çekin alın, çekin alın. Bize devletin okulları yeter. Okullarında okuyorsa alın, devletin okulları bize yeter. Bunlar sülük gibi emiyorlar, ama sülük bunlardan faziletlidir ha, çünkü sülük zararlı kanı emer, bunlar faydalı olanı emiyor, arada böyle bir fark var. Kardeşlerim, artık biz devlet okullarında hafta sonlarında Cumartesi-Pazar eğer takviye kursu gerekiyorsa çocuklarımıza ücretsiz olarak takviye kursu da vereceğiz, evet takviye kursu da vereceğiz, bununla ilgili hazırlıklar ayrıca yapılıyor.

Size burada çok açık, net bir şey soracağım sevgili kardeşlerim; Allah vermesin, Rabbim uzak etsin, ama düşman bir ülkeyi işgal etmek istediğinde önce nereye saldırır? Otoyollara saldırır, havalimanlarına saldırır, köprülere saldırır, milli istihbarat teşkilatına saldırır, cumhurbaşkanına, başbakanına, bakanlarına, genelkurmay başkanına saldırır. Ekonomiyi çökertmek için bankalara saldırır. Terör örgütlerini teşvik eder. Kardeşlerim, huzura saldırır, toplumu yıldırmak için ümitsizliğe sevk etmek için değerlere saldırır. Kutsallarınıza saldırır, geçmişte yapıldığı gibi işte başörtüsüne saldırır. Bunlar size tanıdık gelmedi mi? 4 çocuğum var, iki kız, iki oğlan. Çocuklarımın dördü de imam hatip mezunuydu. Erkek evladım katsayısından dolayı üniversiteye gidemedi, kızlarım başörtüsünden dolayı gidemedi. Mecburen yurt dışına gönderdim, Amerika’da ne katsayı, ne şu. Erkek evladım üniversitede İndiana’yı bitirdi, gitti Harvard’da masterını yaptı, şimdi doktorasını yapıyor. Kızlarım aynı şekilde orada üniversiteyi bitirdi, ama başörtüleriyle beraber bitirdi ve masterını yaptı, doktorasını orada bitirdi ve küçük kızım da İngiltere’de masterını yaptı. Ama başları açık değil başörtülü olarak. Aklıma ne geldi, öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya diyor ya şair. İşte bunlar bizim kızlarımıza parya muamelesi yapmak istediler. İşte şimdi de bu Kılıçdaroğlu gibi bir adam, Bahçeli gibi bir adam boğazından haram geçmemiş yavrularıma iftira etme yarışı içerisine girdiler. Kiminle? Pensilvanya’yla birlikte montajladılar verdiler. Bunlar bu kadar adi, bu kadar seviyesiz, bu kadar karakter yoksunu. Sustum sustum sustum, artık dayanılmaz hale geldi. Çünkü her meydanda yaptıkları bu, artık buna dayanılır bir şey kalmadı. Bu kadar adilik olamaz, bu kadar alçaklık olamaz. Sen önce git aynaya bak. Benim rahmetli anneme hakaret edecek kadar adisin, seviyesizsin. Terbiyesiz herif, hem hakareti yapıyor, hakareti yaptıktan sonra da ha unuttum ya, o rahmetli olmuş diyor. Şimdi bu ahlaksızlık değil de nedir? Sen bu ülkede bir Başbakanın annesine, ölmüş annesine kalkıp da bir yolsuzluk isnadında nasıl bulunursun? Bu kadar adilik olur mu, bu kadar pespayelik olur mu?

Ben şimdi buradan sesleniyorum; ey Bugün Gazetesi, ey Taraf Gazetesi, ey Zaman Gazetesi, sizler hangi şeyin, doğrunun yanındasınız? Ey Hürriyet Gazetesi, sen neyin yanındasın? Sen bizimle istediğin kadar uğraş, eğer sen bu ülkede yolsuzluk yapıyorsan ben bunları takip ederim. Adalet Bakanıma da gereken talimatı veririm. İzle derim, çünkü senin ne yaptığın malumdur, bunu halkım bilir, ne yaptığın malumdur, bunu halkım bilir. Tabii ki takip edeceğiz. Ama ne yazık ki düşünebiliyor musunuz, güvenli hat denilen kriptolu telefonları bile bu zalimler dinlediler. Bir Başbakanın telefonunu dinleyemezsin, bakanlarıyla yaptığı görüşmeyi dinleyemezsin. İşte bunlar dinliyor, burada adı geçen gazeteler ve o çok satan gazeteler de bunun servisini yapıyor.

Kardeşlerim, bunlar üçüncü havalimanını yapan müteahhitlere de saldırdılar. Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yapan müteahhidimize saldırdılar. Biz buraya devletin cebinden 1 kuruş çıkmıyor, 46 milyar dolar harcayacaklar buraya, düşünebiliyor musunuz ve bu harcamayı yapacak olan müteahhitleri çökertmek istediler. Tabii tutmayacak, dün akşam kendilerinden brifingi aldım, hamd olsun gayet güzel bir şekilde çalışıyorlar. Ama paralel yapı engellemek için gayret gösteriyor. Ya bunların bu vatanı sevmek diye bir derdi yok, bu milleti sevmek diye bir derdi yok. Düşünebiliyor musunuz? 100-150 milyon kapasiteli bir havalimanı yapacak bu beş tane firma. Ya bunlar geliyor bunun önünü kesiyor; bu paralel yapı bu. Demek ki beklediklerini bulamadılar herhalde, avantalarını alamadılar herhalde; dert bu.

Değerli kardeşlerim, bunların karşısında tabii pes etmek yok. Şimdi bizim Başbakanlık binamızı durdurmaya çalışıyorlar, şuna bak ya. Her şey bitmiş, şurada önümüzdeki ay veya Mayıs ayında açılışını yapacağız, onu durdurmaya çalışıyorlar. Ya siz nasıl bir yargı mensubusunuz ya? İşte ben yargıdaki bu türlere karşıyım, yoksa yargının içerisinde adil, tertemiz olan insanlar da var. Ama ne yazık ki paralel yapının bu tür temsilcileri de var. Bunlar Milli İstihbarat Teşkilatına da saldırdılar, bunlar Marmaray’ı da durdurmak istediler. Kardeşlerim, ama şimdi utanmadan, sıkılmadan Marmaray’dan geçiyorlar. Şahsıma, devletin tepesine saldırdılar. Halk Bankasına, Ziraat Bankasına saldırdılar. Ki bunlar bizden önce bu Halk Bankası zarardaydı, Ziraat Bankası zarardaydı, bunlar görev zararı yazıyordu, şimdi bunlar kazanıyor. Çözüm sürecine, kardeşliğimize saldırdılar. İnsanların yatak odalarına, insanların o mahrem telefon görüşmelerine, kardeşlerim hatta başörtüsüne saldırdılar. İşte Gezi Olaylarını biliyorsunuz. Gezi olaylarında ikide bir şunu söylüyorlar: Samimi niyetle, eee, Taksim’de Gezi Olaylarına… Ne samimi niyeti ya, ne samimi niyeti? Orada 12 tane ağaç sökülmüş, bunlar farklı bir yere taşınmış, bunlar da samimiyetle gelip orada çevre gösterisi yapmışlar. Geçin o işi, geçin. Bizim iktidarımız 12 yılda 3 milyar, dikkat edin, 3 milyar fidan ve ağaç dikti bu ülkeye. Nerede 12 ağaç ya? Ama bunların çevrecilik diye bir derdi yok. Bunlar değerli kardeşlerim, terör örgütleriyle beraber çalışıyorlar. Bunlar yaktılar, yıktılar, cam-çerçeve esnafımı mağdur ettiler. Bu elinde molotof kokteyllerle dolaşanlara bu Kılıçdaroğlu “sevgili evlatlarım” diyor. Varsın senin sevgili evlatların öyle olsun. Bizim sevgili evlatlarımız elinde bilgisayarıyla, elinde tablet bilgisayarıyla, kitabıyla, kalemiyle olanlar olacak, biz onları öper başımıza koyarız; farkımız bu.

Kardeşlerim, olaylar çok açık. Bakınız bunların niyetleri çok açık. Tabii ben CHP’ye bir şey demeyeceğim, MHP’ye de bir şey demeyeceğim. Ama bir şey söyleyeceğim; bu CHP dün kalkmış diyor ki, AK Parti bayrağımıza saygısızdır diyor. Ey Kılıçdaroğlu, niye saygısızmış? Kırkpınar’da bayrakla geçiş varmış, AK Partili bakanlar ayağa kalkmamış, bundan dolayı saygısızmış. Kalkmamış olabilir, doğrudur, yapmışlarsa orada bir protokol kuralını çiğnemiş olabilirler. Ama sen hiçbir zaman AK Parti’yle bayrağa saygı yarışına girme. Sen Hakkari’de BDP ile anlaşmak suretiyle, ben Hakkari’de bir miting yapmak istiyorum ama bana destek verir misiniz diyen adamsın. Onlar da sana ne dediler? Parti bayrağını asabilirsin, ama orada Türk bayrağını görmeyeceğiz dediler. Kardeşlerim, bakın şu resim Hakkari mitinginin resmidir. 2011 yılındaki seçimlerde burada bir tane Türk bayrağı yok. Sadece CHP bayrakları var. Ya Türk bayrağına saygısı olan sen misin? Senin Türk bayrağıyla alakan yok ya, yok. Ve zaten şu anda da orada bütün bu tavizleri verdin ve Hakkari seçiminden kaçıncı çıktı bunlar biliyor musunuz? Dördüncü çıktı. Bu tavizi vermesine rağmen dördüncü çıktı. Değerli kardeşlerim, bunlar siyasetten binasip. Ve biz neresi olursa olsun, 81 vilayetin tamamında biz örgüt olarak, teşkilat olarak varız, ama bunlar yok. Bunlar gidip oralarda parti teşkilatı bile kuramadılar. Biz il, ilçe, belde, her yerde teşkilatımız var.

Ve hepsinden öte sevgili kardeşlerim, daha da güzelini söyleyeceğim size; biz hiçbir yeri bırakmadık, her yere gittik, ne pahasına olursa olsun gittik. Ama bunlar yapamazlar, yapamazlar. Niye? Ya bunlar bizim gibi dertli değil ya. Biz dertliyiz ya, bizim size sevdamız var. Biz millet sevdalısıyız. Ah benim kardeşlerim, biz iktidara geldiğimizde Türkiye’de tünel sayıları parmak sayılarını geçmiyordu. Şimdi tünel sayıları neredeyse 100’e ulaştı. Dağları deldik ya, Ferhat gibi deldik ya. Çünkü bizim Şirin’e ulaşmamız lazım. Şirin kim? Millet ya, millet.

Ah kardeşlerim, yolsuzluktan bahsediyorlar, bu gelen ablalara, abilere sizler gereken dersi daha farklı verin inşallah. Hadi hadi, yolun açık olsun, eğer gücünüz yetiyorsa kurun partinizi karşımıza öyle gelin; bunlara onu söyleyin. Ve nasıl olsa genel başkanınız kainat imamı, o da Pensilvanya’da, onu da çağırırsınız, o da gelir partinizin başına geçer, beraberce Türkiye’de siyaset yaparsınız. Kardeşlerim, bunlar artık dini bir örgüt değil ha, bunlar tamamen siyasi bir örgüttür. Bakın bu kadar açık konuşuyorum. Çünkü, Hazreti Cebrail gelse oy vermem dediği zaman, bizim siyasetle işimiz yok diyordu ve onun için böyle kullanıyordu. Ama şimdi bakıyorsunuz harıl harıl ablalarıyla, abileriyle her yerde çalışıyorlar, koşturuyorlar. Niye? Güya bu seçimde AK Parti kazanmasın, kim orada güçlü? CHP, o kazansın. Kim güçlü? MHP, o kazansın. Ve bu Malatya diyor ki; hayır hayır hayır, Allah’ın izniyle her yerde biz kazanacağız.

Kardeşlerim, 11 yıl önce geldiğimizde Türkiye’nin milli geliri 230 milyar dolardı. Şimdi ne oldu? Biz bunun üzerine 570 milyar dolar ilave ettik, 800 milyar dolar oldu. Bakın 79 senede 230 milyar dolar, ama 10 senede, 11 senede biz bunun üzerine 570 milyar dolar ilave ettik; farkımız bu.

Kardeşlerim, 36 milyar dolar ihracatı vardı 79 senede, gelinen nokta bu. Fakat biz şu anda bunu 152 milyar dolara çıkardık; farkımız bu.

Ah kardeşlerim, devletin borcu neydi biliyor musunuz? 100 liranın 73 lirası borçtu. Şimdi 100 liranın 35 lirası borç, buraya düştü. Bununla kalmadık, devlet borçlanırken ne kadar faiz veriyordu biliyor musunuz? Yüzde 63. Şimdi tek haneli rakama düştük ve reel faiz yüzde 2, buraya indik.

Kardeşlerim, enflasyon yüzde 30’du, şimdi yüzde 8; bak nereden nereye geldik.

Kardeşlerim, 2013’ün işsizlik rakamı açıklandı, bak 9,7 Türkiye. Avrupa’da neredeyse bütün ülkelerden çok daha iyi bir yere yerleştik, birçok ülkeden iyi bir yerdeyiz. Daha iyi olacak inşallah.

Sevgili kardeşlerim, bakınız benim işçi-memur kardeşimden 13,5 katrilyon görev zararı kestiler, devlet işçiye-memura borçluydu, ödemediler. Kim ödedi? Biz ödedik, biz, biz ödedik. Memur kardeşim, işçi kardeşim; bunları sen biliyorsun. Dolayısıyla, 30 Mart’ta bunun hesabını sorman lazım bu adamlardan. Çünkü, CHP de kesti, MHP de kesti, diğerleri de kesti. Kardeşlerim, 3,5 katrilyon da Konut Edindirme Yardımı kestiler, o da kayıp, onu da biz ödedik.

Ah kardeşlerim benim, bakınız bir şey daha söyleyeceğim; eğitimde atılan adımlar belli, öyle mi? Üniversiteli gençler, biz geldiğimizde ne burs alıyordunuz? 45 liracık, öyle mi? Şimdi 300 lira burs veriyoruz, 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz Kredi Yurtlar Kurumunda kalanlara, 500 lira. Fark 1’e 11. Bütün öğrencilerimiz okul başlarken sınıflarda sıraların üzerinde kitaplarını buluyorlar mı, ücretsiz buluyorlar mı? Tablet bilgisayarlar geliyor mu? Sevgili kardeşlerim, hiç endişeniz olmasın, daha iyi olacak.

Sağlıkta attığımız adımlara geçmeden önce, geldiğimizde Türkiye’de 76 üniversite vardı, biz buna 99 üniversite ilave ettik, şu anda 175 üniversite var. 81 vilayetin tamamında üniversite var. Kardeşlerim, Malatya’ya doğalgazı biz getirdik. Beyler Deresi bir çile deresiydi, orayı bugünkü hale biz getirdik. Elhamdülillah diyorum, ya biz bu havalimanından Malatya’ya girerken ne haldeydik, şimdi ne oldu, öyle mi? Malatya modern bir şehir oldu mu? Organize sanayileriyle modern bir şehir oldu mu? Fakat daha iyi olacak. İnşallah tabii Ahmet kardeşimle beraber şehir merkezindeki güzellikler başladı. Karayolları güzel yatırımlar yapıyor. Şimdi ilçelerle de Büyükşehir olması hasebiyle Malatya daha farklı hizmet alacak. Bak bu CHP, Malatya’nın da büyükşehir olmasına karşı çıktı, evet. Şimdi bunlar hangi yüzle Malatya’ya gelecek de biz büyükşehir belediyeciliğini daha iyi yaparız diyecek? Ne anlarsın sen büyükşehir belediyeciliğinden ya. Bunların eline 3 tane koyun ver, kaybeder gelirler. Kılıçdaroğlu da, Bahçeli’si de inanın anlamazlar bu işten. Bu kardeşiniz İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığından geliyor. Kardeşlerim, CHP’den aldık o Belediyeyi biliyorsunuz. Aman Yarabbim, su yoktu su. Malatyalılar İstanbul’u iyi bilir, su yoktu. Çöp dağları aman Yarabbim, geçilmiyordu. Hava kirliliği felaketti. Ve bir senede, iki senede hamd olsun çöp kalmadı. Hava kirliliği gitti ve su sorununu çözdük. Artık İstanbul’da su sorunu yok.

Biz de Malatya’yla gurur duyuyoruz, bugün farklı bir hava var diyorum Malatya’da, farklı bir hava var.

Kardeşlerim, bu hava görmemezlikten gelinebilir mi? Şu heyecana bak, şu coşkuya bak. Elhamdülillah, bugünleri gördük. Ama Malatya bizi hiçbir zaman yalnız koymadı. Malatya her zaman bizimle beraber oldu. Evvel Allah şimdi de 30 Mart’ta çok daha güçlü bir şekilde yürüyeceğiz. Hiç şüphem yok, daha iyi olacak, daha güzel olacak, hiç endişe etmiyorum.

Kardeşlerim, bu farklı heyecanı bizlere yaşattığınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Tabii bizim bir şeyimiz var, son zamanlarda hani ben şu işareti yapıyorum ya, baktım ki şimdi muhalefetin genel başkanları da bu işareti yapmaya başladı. Ya rahatsız oldular, ya çok sevdiler. Fakat Tayyip Erdoğan bu işareti niye yapıyor?

Bir; tek millet, Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla, Abhaza’sıyla, Gürcü’süyle, Arnavut’uyla, Boşnak’ıyla, Türkiye’de kim varsa 77 milyonuyla biz tek milletiz. Öyle mi? Kimse bizi bölemez, parçalayamaz.

İki; tek bayrak. Kılıçdaroğlu, geç geç, bizimle yolda yarışa girme. Bu bayrağın rengi şehidimin kanıdır. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, şehidimizin sembolüdür. Bak Kılıçdaroğlu, benim büyük kızım ilkokula giderken baba şiir okuma yarışması var, ben hangi şiiri okuyayım dediği zaman ben büyük kızıma dedim ki; kızım, Arif Nihat Asya üstadımızın Bayrak Şiirini oku. O yavrum benim o zaman Arif Nihat Asya’nın o Bayrak Şiirini ezberledi, onunla okulda yarışa girdi ve temsil yetkisi aldı. Biz ta o çağlarda elhamdülillah yavrularımızı bayrak aşkıyla, bayrak sevgisiyle büyüttük. Sen kimsin ya Kılıçdaroğlu, kimsin sen?

Ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Aaa duyduk ki Kılıçdaroğlu bunu da öğrenmiş, gelişme var gelişme, ilginç. Öyleyse tek vatan, üçüncüsü tek vatan, ama 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Bizde batı, doğu, kuzey, güney, böyle bir ayrım yok. 780 bin kilometrekare, batıda ne varsa doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa, güneyde ne varsa hepsi 780 bin kilometrekarede olacak. Bak ben buradan bir şey söyleyeyim; 10 sene önce, 11 sene önce denseydi ki Şırnak’a, Ağrı’ya, Iğdır’a, Kars’a havaalanı, havalimanı yapılacak, inanır mıydınız? Soruyorum, inanır mıydınız? Buyurun, şimdi oralarda havalimanı var. Niye? Bizim için İzmir neyse Ağrı da odur. Bizim için Sinop neyse Hatay da odur. Böyle biz modern Türkiye’yi kuracağız, ayrım olmadan. Ne vatandaşlarımızın arasında etnik milliyetçilik yapacağız, ne de bölgeler arasında bölgesel milliyetçilik yapacağız, yapmayacağız.

Ve dördüncüsüne geliyorum; tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde paralel devlete müsaade asla olmayacaktır. Kimse böyle bir hayalin içinde olmasın, karşılarında bizi bulurlar, gereken dersi de alırlar.

Sevgili kardeşlerim, demek ki dört, Rabia; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Eyvallah, bu bizim ilkelerimizdir. Bu istikamette aynen Aşık Veysel gibi uzun ince bir yoldayız… O kadar. Gideceğiz gündüz-gece. İnşallah hiçbir ayrıma fırsat vermeden gideceğiz.

Kardeşlerim, ben bu aşkınızı, bu heyecanınızı unutamam, onun için Ahmet kardeşimi şöyle bir alalım bakalım.

Şimdi şu ana kadar Ahmet kardeşimizle tabii merkezde bir belediyecilik yaptık, artık Malatya da tabii büyükşehir oldu. 750 bin nüfusun üzerine çıktı. O ara bayağı gayret ettiniz maşallah, çünkü 750 bin nüfusun üzerine çıkılmasa Malatya büyükşehir olamıyordu. 750 bin nüfusun üzerine çıkıldı, 768 binle burası da büyükşehir hakkını kazandı. Şimdi Malatya’nın tüm mülki sınırlarına Ahmet Çakır kardeşim hizmet götürecek. Artık köyler mahalle oldu, beldeler mahalle oldu, bütün oralara altyapısıyla, üstyapısıyla hizmet götürecek. Yani, artık köylerde kanalizasyon sorunu mu var? Sorumlusu burada. Yollarda bir sıkıntı mı var? Sorumlusu burada. İlçe belediyeleriyle beraber dayanışma içerisinde bunu yapacaklar. Onun için Büyükşehirde Ahmet Çakır kardeşimle, ilçelerimizde de AK Partili belediye başkanlarımızla, AK Parti’ye vuracağınız oylarla modern Malatya’yı kuracağız inşallah.

Ama diyorum ya 24 gün, bir şey değil ya, 24 gün hemen gelip geçiyor, çalışacağız. Bak Gakkoşlar diyarından geliyorum, Elaziz’den selam var size. Aman ne heyecan, ne coşku. Ama onlar da burayı görüyorlardı ha, dediler ki; Malatya sizi bugün bambaşka bir coşkuyla karşılayacak. Uçağa bindik, dediler Malatya’daki alanda 80 bin kişi var. İşte burası mesajdır mesaj, her yere mesaj. Rabbim sizin birliğinizi, beraberliğinizi, dirliğinizi, kardeşliğinizi daim kılsın. Biz birbirimizi Hakk için seveceğiz ve o zaman bize ayrılık girmeyecek. Ve bu can bu tende oldukça biz bu yolda biliniz ki bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Onun için daima millet, daima hizmet. Daima millet…

Büyük medeniyet yolunda üç hedefimiz var; insan, demokrasi, şehir. Önce insan diyoruz, demokrasi mücadelesinde hedefi yakalıyoruz ve modern şehirleri inşa ediyoruz.

Hazır mıyız?

 

Beraber yürüdük biz bu yollarda… Allah nazardan saklasın. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Malatya’yı hatırlatıyor.

Gününüz kutlu olsun. 30 Mart hayırlı olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun.

Kalın sağlıcakla diyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.