Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Mersin Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Buradan tüm Mersin’e, Mersinli tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Akdeniz, Anamur, Aydıncık, Bozyazı; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mezitli; sizleri kalpten selamlıyorum. Mut, Silifke, Tarsus, Toroslar; Yenişehir; sizleri gönülden selamlıyorum. Ashab-ı Kehf’in şehri, Hazreti Danyal Peygamberin şehri. Birliğin, kardeşliğin, hoşgörünün şehri Mersin; sizleri yürekten selamlıyorum. Mersin, Türkiye’nin aynasıdır. Mersin, Türkiye’nin özetidir. Mersin limanlarda, fabrikalarda, atölyelerde emeğin şehridir. Mersin, bereketli tarlalarında çiftçinin alın terinin şehridir. Mersin, Türkiye’nin gururudur, Türkiye’nin iftiharıdır, Türkiye’nin gözbebeğidir.

Şimdi biz mitinglerle ilgili programlarımızda düzenleme yapınca, bazı değişiklikler yapınca burada birileri çıkmış şunu demiş: Başbakan Mersin’e gelmekten vazgeçti diye dedikodular yaymışlar. Duydunuz mu? Şimdi bu dedikoduları yapanlara ben soruyorum; son 12 yıl içinde CHP’nin Genel Başkanı Mersin’e kaç kez geldi? MHP’nin Genel Başkanı kaç kez geldi? BDP’nin Genel Başkanı kaç kez geldi? Ben sadece Başbakanlık dönemimde Mersin’e 12 kez geldim, bu benim 13. ziyaretim. İşte son yıllarda 2009 yılının Mart ayında geldim, Eylül 2010’da geldim, Mart 2011’de, Haziran 2011’de geldim, en son 20 Haziran’da bir kez daha geldim, Akdeniz Oyunları’nın açılışını geldim yaptım, kendimiz gelemediğimiz zamanlarda bakanlarımızla burada olduk, milletvekillerimizle burada olduk. En önemlisi de eserlerimizle, hizmetlerimizle, yatırımlarımızla her zaman zaten Mersin’de olduk. 81 vilayete defalarca gittim ve gittik. Dünyanın 150’ye yakın ülkesine ulaştım. Bütün bu yoğunluğun içinde Mersin’i asla ihmal etmedim. Biz böyle çalışıyoruz ya. Biz yan gelip yatan siyasetçilerden değiliz. Bizde tatil falan yok, senede bir hafta yapabiliyorsak öp başına koy; bu kadar. Biz hizmetle tatil yapıyoruz, çalışarak tatil yapıyoruz, gücümüz buradan geliyor.

Bunların Mersin’le ne kadar ilgili olduğunu ben size söyleyeyim. CHP’nin Genel Başkanı Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiş, orada açıklama yapıyor. Bakın çok enteresan, çok ilginç şeyler söyleyeceğim sizlere şimdi. 7 büyükşehir belediyesini AK Parti’den alacağız diyor. Ancak AK Parti’den alacağı 7 büyükşehir arasında Mersin’i de sayıyor. Bunu duydunuz mu? Mersin’i AK Parti’nin elinden alacağız diyor. Hatta Tarsus’ta, Mersin Güneydoğu’nun incisi haline geliyor diyor Tarsus’ta. Daha enteresanı, enteresan bir şey daha söylüyor; gidip sahilleri gezin bakalım, Güneydoğu’da nerede böyle olağanüstü sahil bulabilirsiniz diyor. Allah iyiliğini versin, Güneydoğu’nun sahili mi var ya? Daha Mersin’in haritadaki yerini bilmiyor. İşte bu Kılıçdaroğlu’nun Mersin’le bu kadar ilgili, Mersin’de kendi partisinden bir Belediye Başkanı olduğunu bilmeyecek kadar Mersin’e Fransız kalmış.

Sevgili kardeşlerim, seçim günü sandıklar kapandığı anda bizim için şehirlerin, ilçelerin, köylerin ne kadar oy verdiği konusu da kapanır. Biz hiçbir yerleşim birimine verdiği oya göre muamele etmedik, etmeyiz. 77 milyon bizim nazarımızda birdir, beraberdir, kardeştir.

Kardeşlerim, yola çıkarken biz bir şey söyledik, burası çok önemli: Ne dedik? Tek millet. Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, aklınıza ne gelirse, Arap’ıyla biriz, iriyiz, diriyiz, beraberiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz dedik. Tek millet.

İki; tek bayrak dedik. Kardeşlerim, bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, şehitlerimizin sembolüdür, simgesidir.

Ya çıkmış bu konuda da bizimle yarışıyor. Geçenlerde diyor ki; Edirne’de Kırkpınar Güreşlerinde bayrak geçerken AK Partili bakanlar ayağa kalkmadı diyorlar. Ya Kılıçdaroğlu be, dürüst ol dürüst. Sen ne zaman dürüst olacaksın, sen ne zaman bu takiyeyi, yalanı bırakacaksın ya? Ya sen değil misin geçen seçimlerde Hakkari’de 1 tane Türk bayrağı dalgalandıramadın ya, bir tane Türk bayrağı dalgalandıramadın. CHP’nin bayraklarıyla orada miting yaptın ya. Utanmıyor musun ya? Niye orada 1 tane Türk bayrağı yoktu ya. Şu meydanı görüyor musun, şu meydanı görüyor musun? Bak bak, AK Parti’nin bayraklarıyla Türk bayrağı nasıl birarada kenetlenmiş bak. Biz böyle çıktık bu yola. Daha kızım benim yavrum ilkokula giderken ilkokulda şiir okuma yarışması düzenlendi. Bana dedi ki; ya baba, ben hangi şiiri okuyayım. Ben de o zaman kızıma şunu söyledim: Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiiri var, sen onu oku dedim. Ve kızım ilkokulda o Bayrak şiirini okuyarak o zaman birinci oldu. Biz bayrak sevgisini, bayrak aşkını yavrularımıza ta kendilerini anladıkları anda öğrettik Kılıçdaroğlu. Sen kiminle yola çıktığının farkında mısınız ya? Sen bu konuda bizimle yarış edemezsin.

Onun için Mithat Cemal Kuntay ne diyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Ama şimdi baktım ki Kılıçdaroğlu da bu şiiri okumaya başladı, öğrendi öğrendi. Rabia’yı da öğrendi, bu işareti de yapıyor. İçini farklı dolduruyor, ayrı mesele. Ama şunu dahi öğrenmesi çok önemli. Çünkü, şu işaret çok farklı bir işaret. Tek millet, tek bayrak, arkadan ne geliyor, tek vatan geliyor, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Yani, Batıda ne varsa, Doğuda, Güneydoğu’da da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak, Orta Anadolu’da da o olacak, Marmara’sında da o olacak, Akdeniz’de de olacak, her yerde olacak. Çünkü Türkiye’yi 780 bin kilometre kare olarak ayağa kaldıracağız. Eğitimiyle, sağlığıyla, adaletiyle, emniyetiyle, ulaşımıyla, enerjisiyle, aklınıza ne gelirse, tarımıyla, hayvancılığıyla, her şeyiyle. Kardeşlerim, işte biz bunun yolculuğunu yapıyoruz.

Kardeşlerim, dördüncüsü ne? Tek devlet. Devlet içinde devlet asla kabul etmiyoruz. Paralel yapı, paralel devlet; asla. Onun için bunlara gereken dersi, gereken cevabı veriyoruz, vereceğiz. Ve bunlar şu anda tutuştular, gereken cevabı alacaklar. Sizin sabrınız, sizin heyecanınız, sizin bu coşkunuz ey Mersin, demokraside de bir ilk adım oldu. İşte biz biliyorsunuz oyların başına gelenler, geçmişte Mersin’de yaşandı. Nerede? Bunu gündeme getirdim, Arslanköy. Arslanköy’de baktı ki o zamanın CHP’si istediği oyu alamıyor dayatma yaptı, tehditler yaptılar. Fakat bütün bu tehditlerin karşısında Arslanköy’ün kadınları ne dedi? Asla dedi. Biz size sandığımızı kaptırmayacağız dedi ve oylarımıza sahip çıkacağız dedi ve onlar nasıl direndiler biliyor musunuz. O hamile kadınları onlar çektiler savurdular falan ama, onlar öyle bir direnç ortaya koydular ki işte demokrasi burada taçlandı. Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak dediler ve durdurdular. Haykırsam kollarımı makas gibi açarak dediler, bu kadınlar, onurlu kadınlar, o gururlu kadınlar, o demokrat kadınlar Arslanköy’de bunlara durun dediler. Onun için Mersin çok önemli. Onun için Mersin CHP’ye 30 Mart’ta en büyük dersi vermelidir diye inanıyorum.

Kardeşlerim, 3 Kasım 2002’de bu aziz millet bize yetki verdi, bize iktidar vazifesini yükledi. Biz de o andan itibaren Türkiye için, bu aziz millet için yollara düştük. Şehirlerimiz için, insanımız için hizmet ürettik. Her seçimde oylarımız biraz daha arttı. Her seçimde milletimizin teveccühü daha da yükseldi. Millet bizim eserlerimize, hizmetlerimize, politikalarımıza her seçimde onay verdi. Kardeşlerim, şu anda 30 Mart seçimlerinde de anketler gösteriyor ki milletimiz yine AK Parti diyor.

Meydanlar işte görüyorsunuz AK Parti diyor. Bu meydana Kılıçdaroğlu geldi mi? Ne vardı burada? Sokaklar, caddeler AK Parti diyor. AK Parti inşallah bu seçimden de birinci parti olarak çıkıyor. Ne dedim, dedim ki; siyaseti bir lider niçin yapar? Hanım kardeşlerim, birinci parti olmak için yapar değil mi? Fakat ben bakıyorum ki ne Kılıçdaroğlu’nun, ne diğerlerinin, hiçbirinin birinci parti olmak gibi bir derdi yok. Biz partimizi kurduk, partimizi kurduk daha 16. ayda girdiğimiz ilk seçimde biz birinci parti olduk. Yüzde 34,5 oyla birinci parti olduk, hedefimiz bu. Bizim bir derdimiz var, aşkımız var ve birinci parti olduk. Yüzde 63 Parlamentoda temsil yetkisi aldık.

Kardeşlerim, şimdi diyorum ki; bu benim üç genel, üç yerel, iki de referandum geçirdik, sekiz seçim, hepsinden birinci çıktık. Şimdi bu sekizincisinde diyorum ki; eğer partim birinci olmazsa ben Genel Başkanlığı bırakmaya hazırım diyorum.  Şimdi soruyorum; ey Kılıçdaroğlu, sana o tatlı gelen koltuğu bırakmaya var mısın? Birinci olamazsan o koltuğu bırakmaya var mısın? Bırakamaz, tadı var tadı. Ey Bahçeli, sana da sesleniyorum; bildim bileli o koltukta oturuyorsun, hiçbir işe yaramadın ya. Hep üçüncü oldun, hele hele ilk seçimde zaten Parlamentoya da giremedin. Şimdi sen yine üçüncü parti olacaksan bu koltuğu artık bırak da doğru dürüst bir muhalefet oluşsun. Sokakları tahrik etmekten vazgeç. Ve kalkıp Tayyip Erdoğan’a gençleri tahrik etme gibi bir iftira atma, dürüst ol. Eğer böyle bir iftira varsa bunun başında siz varsınız. AK Parti gençliği sokaklarda değil, bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmayacak. Bakınız, AK Parti gençliğinin elinde molotof yok, taş yok, sopa yok, AK Parti gençliğinin elinde tablet bilgisayar var, AK Parti gençliğinin elinde kalem var, kitap var; farkımız bu, farkımız bu. Ama Kılıçdaroğlu’nun böyle bir derdi yok, aynı şekilde Bahçeli’nin böyle bir derdi yok, BDP’nin zaten hiç böyle bir derdi yok. Çünkü o bölücü terör örgütünün riyasetinde, onun verdiği destekle siyaset yapıyor. Yoksa kendi gayretleriyle falan değil, tehdide dayalı, gerilime dayalı bir siyaset.

Şimdi 30 Mart’ta sandıktan AK Parti’nin çıkacağını gören muhalefet, medya, bazı iş adamları huzuru bozmak için, sandığı gölgelemek için çok çirkin girişimler başlattılar. Önce Gezi dediler, başarılı olamadılar. Ardından 17 Aralık darbe girişimini başlattılar, başarılı olamadılar. Şimdi de sokakları tahrik ederek, sokakları terörize ederek sonuç almaya çalışıyorlar. Medya günlerdir sokakları ateşe vermek için sorumsuzca yayın yapıyor. İş adamları çıkıyor, sokakları karıştırmak için ahlaksızca tahrikler yapıyor. Siyasetçiler çıkıyor, seçime sadece 17 gün kala sokakları karıştırmaya çalışıyor. Filistinli bir tek çocuk için gözyaşı dökmeyen, Mavi Marmara şehitlerine terörist gözüyle bakan, Mısır için, Suriye için yüreği yanmayan Pensilvanya’daki zat da oradan sokakları karıştırma çağrısı yapıyor. Ey Mersin, ey Türkiye kimin kiminle iş tuttuğuna çok dikkat edin. Kimlerin kimlere sahip çıktığına çok dikkat edin.

Allah aşkına soruyorum; ey MHP, senin bu Gezicilerle ne işin var? Sen bu Gezicilerle nasıl yan yana durabiliyorsun? O illegal örgütlerle, marjinal örgütlerle polise, askere kurşun sıkan o terör örgütleriyle sen nasıl ittifak yapabiliyorsun? Ankara’da bayrağımızı yakanlarla, İstanbul’da başörtüsüne saldıranlarla sen nasıl işbirliği yapabiliyorsun? Şimdi buradan MHP’ye gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum; yılların MHP’sinin DHKP-C gibi terörist bir örgütle polise, askere, devlete kurşun sıkan bir örgütle aynı safta yer alması senin kanına dokunmuyor mu? Ah benim kardeşlerim, ey MHP yönetimi; marjinal sol örgütlerle aynı hizada durmak sizin kanınıza dokunmuyor mu? Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapmak, kol kola girmek, onlara avukatlık yapmak sana mı düştü ey MHP?

Bakın sevgili kardeşlerim, burada, Mersin’de çok büyük skandal yaşandı. Mersin Valisi, Vali yardımcıları, korumaları, hakimler, savcılar, emniyet müdürleri, bürokratlar dinlendi. AK Parti’nin, CHP’nin, MHP’nin, BDP’nin il başkanlıkları dinlendi. Bu dinlemeleri hukuksuzca yaptılar, keyfice yaptılar. Bu dinlemeleri ileride şantaj yapmak için, gerektiğinde tehdit etmek için kaydettiler. Ey MHP, buna daha ne kadar susacaksın? Ey CHP, ey BDP; buna daha ne kadar susacaksın. Sizi susturan ne? Devlete, millete, ulusal güvenliğimize, hatta MHP’nin İl Başkanlığına dinlemeler yoluyla saldırı yapıyor, ama MHP buna ses çıkarmıyor.

Kardeşlerim, bakınız geçen bir televizyon programında Pensilvanya’daki zatın yanında on yıllarca kalmış olan bir beyefendi bir açıklama yaptı. 15 yıl beni dinletmişler dedi. Ve o zata sormuş; Hocam, beni niye dinlettiniz demiş veya beni dinlettiniz mi demiş. Evet, dinlettik demiş. Niye dinlettiniz demiş? Ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun, ne yapacaksın, bunu öğrenmek için. Ya düşünebiliyor musunuz, böyle bir hoca efendi olabilir mi? Böyle bir Müslüman olabilir mi? Nasıl dinletirsin ya, böyle bir şey var mı? İnsanların mahremine nasıl girersin ya, böyle bir şey var mı?

Değerli kardeşlerim, benim dinimde böyle bir şey yok, benim inancımda böyle bir şey yok, insanlıkta da böyle bir şey olamaz, hiçbir dinde böyle bir şey olamaz, hiçbir inanç sisteminde böyle bir şey olamaz. Kardeşlerim, bunlar inanın çok çok yanlış yola girmiş vaziyetteler. Ne olacak, sevgili Peygamberimizi Miraç’tan indirip kamyonete bindiren zihniyetten ne olur? Televizyonlarında bu tür yayınlar yaptılar. Hazreti Cebrail, biliyorsunuz bizim dinimizde meleklere iman itikadidir. Ya şu lafa bak: Hazreti Cebrail inse parti kursa, ben ona da oy vermem diyor. Ya Hazreti Cebrail’in işi gücü yok da gelip parti mi kuracak ya, şu lafa bak, şu benzetmeye bak ya, böyle saçmalık olabilir mi? Öbür taraftan ben bugüne kadar oy kullanmadım, bundan sonra da kullanmayacağım diyor, ama bütün, affedersin, arkasına takılmış olanlara diyor ki; siz şu anda AK Parti’ye oy vermeyin kime oy verirseniz verin, bunun SMS’lerini yayın diyor. Tabii rüyada da Peygamber Efendimizi görmüşler, Peygamber Efendimiz de ne demiş? Tweet’leri bir kat daha artırın. Soruyor, Pensilvanya’daki zat da diyor ki; öyle mi dedi? Artırın. Elhak, doğrudur. Böyle bir mantık olabilir mi?

Değerli kardeşlerim, işte 30 Mart çok farklı bir seçim, alışılmışın dışında bir seçim.

Kardeşlerim, bu CHP daha düne kadar bu Pensilvanya’daki zata düşmanlık yapıyordu, Meclise onunla ilgili Kılıçdaroğlu’nun verdiği soru önergesi var, araştırma komisyonu kurulsun diyordu, en ağır hakaretleri yapıyordu, şimdi yol arkadaşı oldular ya. Bu MHP’nin milletvekillerine işte o ses kayıtları, görüntü kayıtlarıyla yoluyla alçakça saldırı yapıldı. Ya bunun üzerine biz gittik, bunların ortadan kaldırdık. Aynı şeklide CHP’nin eski Genel Başkanına da yaptık, biz müdahale ettik, yarım saat içinde bunları kaldırttık. Ama şimdi yol arkadaşı oldular, maşallah, BDP de bunların yanında.

Şimdi bunlar 3 kafadar, çünkü iktidarı milletten alıp eskiden olduğu gibi seçkinlere teslim etmek istiyorlar, eskiden olduğu gibi Türkiye’yi holdingler yönetsin, bir kısım medya yönetsin, faiz lobisi, vaiz lobisi, kan lobisi, rant lobisi yönetsin diye mücadele ediyorlar. Türkiye eksisi gibi küçük olsun, iddiasız olsun, sessiz olsun, tepkisiz olsun diye uğraşıyorlar. Ama biz buna boğun eğmeyeceğiz, bu ülkeyi artık millet yönetiyor, millet, siz yönetiyorsunuz. Yetki milletindir, karar milletindir, söz milletindir, mühür milletindir, millettedir. Ne yaparlarsa yapsınlar milletin iradesini çalamayacaklar değerli kardeşlerim.

Mersin 30 Mart’ta büyükşehri AK Parti’ye vermek suretiyle ilçeleriyle beraber modern bir Mersin inşa ettiğimizi göreceksiniz.

30 Mart seçimleri Türkiye için hayati bir dönüm noktası olmuştur.

Ben bu Mersin’e bu kadar geldim, gittim yerel yönetimde burada en ufak bir değişim görmedim. Ah kardeşlerim, ya şu Mersin’in bir meydanı bile yok ya. Bu nasıl Belediye, bu nasıl bir belediyecilik ya? Biz böyle bir caddede, böyle bir dar yerde mi bu mitingi yapmalıydık?

Kardeşlerim, inşallah konuyla ilgili ben Belediye başkan adayıma ve Zafer Beye, milletvekili arkadaşlarıma da onu söyledim, inşallah b seçimi aldığımızda, nasıl olsa 25 bin kişilik stadı yaptık, şimdi bu stadı inşallah bu meydanla bütünleştirmek suretiyle buraya büyük bir kent meydanı yapacağız, modern bir kent meydanı yapacağız. Yani Mersinli hem bu meydanda mitingini yapabilecek, bizler yapabileceğiz, ama aynı zamanda da gelip bu meydanda gezebilme imkanı bulacak. Onun için, buna var mıyız?

Kardeşlerim, bakın şu anda kaç günümüz kaldı? 17 günümüz kaldı değil mi? Şimdi bu 17 günde ben hanım kardeşlerime diyorum ki, kapı kapı dolaşmaya, gece-gündüz dolaşmaya var mıyız? Var mıyız? Beyler, gece-gündüz dolaşmaya var mıyız? Yoğun çalışacağız. Unutmayın, uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece, gideceğiz gündüz gece.

Onların ablaları varmış, Pensilvanya’nın ablaları varmış, sizin kapılarınıza da geldiler mi, çaldılar mı? Gelemezler, çalamaz. Ama gelirlerse vereceğiniz cevap bellidir zaten, biz iktidarımızdan memnunuz. Bizim ablalarımız da burada. 30 Mart’ta onlara gereken cevabı sandıklarda vereceğiz.

Onların ağabeyleri varmış, edepsizce, terbiyesizce Başbakan için olmadık yalanlar uyduruyorlar, Zafer kardeşim için uydurdukları gibi, diğer kardeşlerim için uydukları gibi, bizim için de aynı şeyleri uyduruyorlar, güya bizler milyarları götürmüşüz.

Öyle diyor ya Kılıçdaroğlu, İsviçre’de benim 13 tane hesabım varmış. Dün Siirt’te söyledim, Mersin’de daha da yakışır bu iş, ey Kılıçdaroğlu, sende zerre kadar şahsiyet varsa, karakter varsa, cibilliyetin düzgünse, o zaman diyorum ki, o hesaplar nerede? O hesapları bul, çıkar, getir, o parayı beraber tahsil edelim, tahsil ettikten sonra da, sen diyorsun ya ben Nazimiye fakiriyim, sana bu paraları ben vereceğim tamamını vereceğim, tamamını. Ama hangi bankada, nerede, gidelim bunları alalım, ben bunları sana teslim edeceğim. Bu kadar yalan olmaz ya, biraz bir insan dürüst olacak. Aynen Pensilvanya’daki gibi bunlarda takiye var, bunlarda yalan var, bunlarda iftira var, bunlarda fitne var, fesat var, aynı karakter, aynı.

Kardeşlerim, bakınız bu Kılıçdaroğlu akşam bir yalan, sabah bir yalan söylüyor. Pensilvanya’daki zat 5 ay önce başka, 5 ay sonra başka, onun da öyle bir özelliği var. İşte beddua diye bir olay çıktı ya, şimdi evlerde, yurtlarda gece seansları yapıyorlar. Ne seansı biliyor musunuz? Beddua seansları. Bunların bedduaları bana tutacak, tutmaz tutmaz, hiç merak etmeyin Allah’ın izniyle. Sizin hayır dualarınız bunların beddualarını bumerang gibi kendilerine döndürecek, hiç endişeniz olmasın. Çünkü biz abdestimizden şüphemiz yok, namazımızdan da şüphemiz yok.

Kardeşlerim, bizim bu ülkede neler yaptığımız ortada. Eski Türkiye’de faiz lobisi vardı, eski Türkiye’de gerilim vardı, kaos vardı, eski Türkiye’de kan vardı, gözyaşı vardı, biz bunların tamamına dur dedik. Faiz lobisi değil, millet kazanacak dedik. Gerilim değil, kaos değil, kardeşlik kazanacak dedik. Kan değil, gözyaşı değil, barış, huzur, refah olacak dedik. Bakın, 1 yıldır terör nedeniyle yeni acılar yaşamıyoruz.

Buraya gelmeden önce dün akşam en son Mardin’deydim, yağmura rağmen alandan dağılmadılar, sonuna kadar beklediler, 1,5-2 saat gecikmeyle gittim, beklediler; Mardin bir başkaydı. Ondan önce Siirt’teydim, Siirt de öyleydi, orada da bir başka coşku vardı, televizyonlarda belki izlediniz. Elhamdülillah, milletimin bu ilgisi, bu alakası bu seçimi farklı kılıyor. Ben inanıyorum ki, Mersin artık bir değişim diyor, değişim istiyor, herkeste umut var, herkeste heyecan var, huzur var.

Kardeşlerim, batıda huzur var, doğuda huzur var, kuzeyde, güneyde huzur var. Biz öldürmenin değil, yaşatmanın mücadelesi içindeyiz. Biz kan dursun diye çırpınıyoruz, 30 yılda 40 binden fazla maalesef ölüme neden olan terör artık bitsin diyoruz. İşte birileri bunu sabote etmek için çalışıyor. İnşallah bunlara fırsat vermeyeceğiz. Terör örgütüne akıl verenler, yeniden silahı elinize alın diyenler, bu kadar alçalanlar var.

Kardeşlerim, Doğu’da terör biterken, büyük şehirlerde terörü, sokak eylemlerini azdırmaya çalışanlar var. Ben Mersin’den, siz değerli kardeşlerimden bu kirli oyunu, bu kirli ittifakları görmenizi istiyorum, bu kirli tuzağın asıl hedefinin Türkiye olduğunu görmenizi istiyorum. Türkiye’de huzuru bozmak için, ekonomiyi yıpratmak için, demokrasiyi bozmak için oynana oyunu görmenizi istiyorum. İşte 30 Mart’ta biz buradayız diyeceksiniz. 30 Mart’ta Türkiye’ye yönelik saldırılara geçit vermeyeceksiniz, 30 Mart’ta bu şer cephesine sandıkta ders vereceksiniz ders.

Kardeşlerim, asla ümitsiz olmayacağız, asla boynumuzu yere eğmeyeceğiz, bizi tedirgin etmeye çalışanlara prim vermeyeceğiz, aramıza nifak sokmaya, fitne sokmaya çalışanlara aldanmayacağız, sabırlı olacağız, soğukkanlı olacağız. Biz birileri gibi sokaktan medet ummayacak, sandıkta hesap soracağız.

Biz istismar siyasetiyle, esersizlik siyasetiyle değil, hizmet ve eser siyasetiyle yürümeye devam edeceğiz, her meselemizi hukuk ve demokrasi içinde çözeceğiz. Tahriklere asla aldanmayın, 30 Mart’ta sandığa gidin, tepkinizi sandıkta gösterin.

Kardeşlerim, 12 yılda Mersin’e ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Bakın burası çok önemli, 10 katrilyon 200 trilyon liralık yatırım yaptık. Bakınız, Cumhuriyet tarihinde Mersin’e böyle bir yatırım gelmedi, ulaştırma ve haberleşmede 1 katrilyon 100 trilyon yatırım yaptık, eğitimde 771 trilyon yatırım yaptık, sağlıkta 367 trilyon yatırım yaptık, orman ve su işlerinde 618 trilyon yatırım yaptık, toplu konutta 633 trilyon yatırım yaptık, aile ve sosyal politikalarda 991 trilyon yatırım yaptık, tarım ve hayvancılıkta 662 trilyon yatırım yaptık.

Değerli kardeşlerim, 2011 seçimlerinden hemen önceydi, projelerimizi açıklamıştık, bir söz verip sonra onu utanlardan olmadık, Mersin 2023 projelerini adım adım hayata geçiriyoruz.

Kardeşlerim, işte önceki gün 1250 yataklı şehir hastanemizin temeli Sağlık Bakanımız, milletvekillerimiz, hep birlikte onların katılımıyla temeli atıldı. Böyle bir şey var mıydı ya? Toplamda 6 hastane olacak burada, şehir hastanemiz modern, her türlü ihtiyaca verecek, sağlık kampüsü olacak bu. Kamu-özel ortaklığıyla yapılıyor bu ve yapacaklar biz kiralayacağız.

Kardeşlerim, kamu-özel ortaklığıyla yapılan Toroslar ilçesindeki Korukent Mahallesi’nde inşa ettiğimiz hastanemizin toplam maliyeti ne biliyor musunuz? 667 trilyon.

Bununla bitmiyor, 600 yataklı Tarsus Devlet Hastanesi, 150 yataklı Anamur Devlet Hastanesi, Gülnar Devlet Hastanesi, 150 yataklı Mezitli Devlet Hastanesi arsa çalışmaları ve ihalesi devam eden bunlar sağlık tesislerimiz arasında.

Ayrıca, Mersin’e kamu-özel ortaklığıyla 300 yataklı Akdeniz Devlet Hastanesini kazandıracağız, bununla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.

250 yataklı Toroslar Devlet Hastanemizin ve Mut Devlet Hastanemizin yapımı şu anda süratle devam ediyor.

Kardeşleri, şu anda istediğin hastaneye gidiyor musun? Soruyorum, gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilaçlarını alabiliyor musun?

Şimdi Allah aşkına, ben tüm Mersin’e sesleniyorum, bu Kılıçdaroğlu denilen zat bir zamanlar SSK’nın Genel Müdürüydü. Kardeşlerim, bu Genel Müdür olduğu zaman hastanelere gidip kuyruklarda bekliyor muyduk?Az mı çile çektik ya? Ben bunu yaşadım, sabahtan giderdik şafakla birlikte, girerdik kuyruğa, numara alırdık, ondan sonra da rahmetli anacağım gelir onu tedavi ettirirdim; biz bunları yaşadık. O zaman biliyorsunuz dışarıdaki eczanelerden ilaç alamazsın. Ne yapıyorduk? Hastanenin eczanesine iniyorduk, doktoru verdiği reçeteyle beraber gidiyorsun eczaneye, ilaçların yarısı yok. Ne diyordu bize? Gideceksin dışarıdan alacaksın. Bunları yaşadık mı? Hani bu adam halkçıydı ya, neresi halkçı bu adamın? Bu adam SSK’yı yönetemedi ya. İnanın, buna 3 tane koyun verin, kaybedip gelir.

Daha enteresanını söyleyeceğim, bu geçen seçimde biliyorsunuz İstanbul’da Büyükşehir Belediye başkan adayı oldu ve ikametgah olarak, İstanbul’un Kağıthane ilçesi var, orayı gösterdi. Sordular, eviniz nerede? Kağıttepe’de dedi. İlçeyi bilmiyor. Sonra ne oldu? Daha enteresan, ya arkadaşlar, seçimde oyunu kullanamadı ya. Meğerse seçmen kartını da herhalde almamış, oyunu kullanamadı, hanım da kullanamadı. Şimdi bu, düşünün, bunu kaybedip kendine oy atamayan adam bu ülkeyi yönetebilir mi ya, soruyorum sizlere?

Kardeşlerim, her şeyden önce kendini idare edemeyenden millete idareci olmaz. Onun için, bu seçimde CHP’ye vermek inanın Mersin’e ciddi manada yük getirir. Biz istiyoruz ki, Mersin artık bir modern Mersin olsun. Belediyecilik bizim işimiz bizim, bizim işimiz. İşte İstanbul’da Belediye Başkanlığı yaptım, oradan geliyorum ve görevi ben CHP’lilerden aldım, CHP Belediyesinden. İstanbul çöp dağlarıyla kaplıydı, hava kirliliği vardı, İstanbul’da değerli kardeşlerim, susuzluktan geçilmiyordu ve 2 yılda susuzluğu bitirdik, hava kirliliğini bitirdik ve çöp dağlarını ortadan kaldırdık. HABİTAT İstanbul’u dünyanın en temiz kentlerinden biri olarak ilan etti; biz bunu yaşadık. İstiyoruz ki Mersin de böyle olsun; ama bu bizimle olur, bu zihniyetle olmaz. Onun için, Mersin değişime hazır mı? Değişime var mı? Aynı şekilde ilçelerle de bunu istiyoruz.

Şimdi geçtiğimiz yıl Mersin 17. Akdeniz Oyunları’na ev sahipliği yaptı. Bunu buraya kim kazandırdı? Ya çıkmış CHP’li Büyükşehir Belediyesi bunu sahipleniyor. Ayıptır ya, ayıp, ayıptır. Bunu gelip de sana mı teklif ettiler ya? Bize teklif ettiler. Ve teklif ettikten sonra, çünkü bu işin parasını vermek Mersin Belediyesinin yapacağı iş değildi, çünkü burada organizasyonuyla beraber 700 trilyon gerekiyordu. Sadece yatırımlar noktasında 500 trilyon yatırım yaptık biz Mersin’e, sadece Akdeniz Oyunları’yla alakalı Mersin’e 11 yeni tesis kazandırdık. Ey Belediye Başkanı, sen ne yaptın, söyle bakalım? Ne yaptı, yollarını mı yaptı? Şu tesisi ben yaptım de ya. Hangi tesisi yaptın, söyle bakalım?

Akdeniz Oyunları 20 Haziran’daki o muhteşem açılışla başladı, 24 ülkeden 6 bin sporcu katıldı, 32 branşta oyunlar yapıldı. Mersin’e söz verdiğimiz 25 bin kişilik stadyumu da süratle kazandırdık, şimdi yanılmıyorsam 23’ünden itibaren artık Mersin İdman Yurdu maçlarını orada oynamaya başlayacak.

Kardeşlerim, biz söz veririz yaparız, ama bunlar aldatırlar. Biz ne dedik, ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız ve bunu yapmadık hiçbir zaman.

Bakın, Mersin’e 7500 kişilik Servet Tazegül Spor Salonu’nu yaptık, yoktu, böyle bir kapalı spor salonu yapalım dedik.

4500 kişilik Akdeniz Oyunları Köyü’nü inşa ettik, bin kişilik jimnastik salonu, 3500 kişilik tenis kortu, 500 kişilik spor salonu, atıcılık tesisleri, bin kişilik olimpik yüzme havuzunu biz Mersin’e kazandırdık. Bunu belediye mi yaptı? Ya nasıl bu yalanı söylersin? Ne olacak, başındaki yalan söylerse o da yalan söyler, hocası o; lokomotif nereye çekerse vagonu oraya gider.

Mersin Mezitli’de değerli kardeşlerim, şu anda 208 derslik, bakın bu çok önemli, önemli bir müjde bu, spor salonları, yüzme havuzu, kütüphaneleri, konferans salonları, bilim merkezi, kreş ve anaokulunu da kapsayan bir eğitim kampüsü yapıyoruz. Projeler hazır, kamu-özel ortaklığıyla yapacağımız bu eğitim kampüsünün yapım ihalesini de inşallah bu Ağustos’ta gerçekleştireceğiz.

Çift hatlı Mersin demir yolunu, bilhassa Adana-Mersin arasını 3 ve 4 hatlı yapmak için projeleri hazırladık, ihaleleri yapıldı, yakında çalışmalara başlıyoruz.

Mersin’den başlayarak hem kuzey demir yolunu değerli kardeşlerim, hem güneydoğu demir yolunu, hem Ulukışla-Mersin arasını, hem Toprakkale-Mersin arasını sinyalli, elektrikli hale getiriyoruz.

Biliyorsunuz, Mersin Limanı için Tırmıl’da bir yük merkezi yaptık. Bu yetmez dedik, Mersin’e Yenice Türkiye’nin en modern lojistik merkezlerinden birini kuruyoruz. Bu da yetmez dedik, şimdi Taşkent’e yapacağımız lojistik merkezinin projelerini hazırlıyoruz. Bunlar muhteşem bir istihdam, bunları hazırlayacak, aynı zamanda parasal kaynak bu noktada Mersin’e bir canlılık getirecek.

Dün Ulaştırma Bakanımız Karaman-Konya hızlı tren projesinin temelini attı. Bu hızlı tren nereye kadar gelecek biliyor musunuz, nereye? Mersin’e gelecek, Mersin’e. Burayla kalmayacak, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’e kadar gidecek. Kardeşlerim, 2023 hedefi bunlar, 2023’e kadar inşallah bu projelerimizi hayata geçireceğiz. Biz 24 saati kapsayan projelerle değil, 100. yılı kapsayan projelerle konuşuyoruz.

Mersin’de başladığımız ve şu anda yapımı devam eden demir yolu projelerinin bedeli ne biliyor musunuz? Dikkat edin, 1 katrilyon 228 trilyon lirayı buluyor.

Bakınız, bu arada bir şey daha söyleyeyim sizlere, asrın projesi Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ne su temin projesi kapsamında yer alan Alaköprü ve Geçitköy barajlarını söz verdiğimiz gibi 7 Mart 2010 tarihi itibarıyla tamamladık. Bu projeyle Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’nin 50 yıllık içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılıyoruz. Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ne yılda ne kadar su gidecek biliyor musunuz? 75 milyon metreküp su aktarımı sağlayacağız. Barajların yatırım bedeli yaklaşık 80 trilyon.

Şimdi geliyorum Erdemli’ye, Erdemli’nin 53 bin dönüm arazisini sulayacak Sorgun Barajının temelini 15 Şubat 2014 tarihinde attık; öyle mi? Bu baraj, sulama yanında yıllık ne kadar enerji üretecek biliyor musunuz? 38 bin kilovatsaat enerji üretimi yapacak. Erdemli için büyük önem arz eden 77 trilyona mal olacak bu barajı inşallah 3 yıl içinde tamamlayacağız.

Kentsel dönüşümde TOKİ aracılığıyla Mersin’de 3718 konut inşa ettik, hak sahiplerine teslim ettim. Çay ve Çilek mahallelerinde toplamda 4800 konut, ATAŞ Rafinerisine ait kamulaştırılan alanda yaklaşık 954 konut ve Özgürlük Mahallesi’nde ise sanayi ve depolama alanları yapmak için çalışmaları yürütüyoruz.

Lakin, BDP’li Akdeniz Belediyesi çeşitli davalar açarak önümüze birçok engeller çıkarıyor. Fakat yeni düzenlemeyle artık bunlar sökmeyecek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla bunları da aşmak suretiyle oradaki projelerimizi hayata geçireceğiz.

Kardeşlerim, önemli bir yere geliyorum, biz kaç tane havalimanıyla teslim aldık Türkiye’yi biliyor musunuz? 26. Şimdi kaç tane? Gençler iyi biliyor bu işi, iyi biliyor bu işi. Bak, işte mesele bu, bunu anlatacaksınız. 26 hava limanıyla aldık, şu anda 52 hava limanı var, inşallah 53. geliyor. Çukurova Bölgesel Havalimanının temelini geçtiğimiz yıl attık, ilk aşamada 15 milyon yılda yolcu kapasitesi var, hem iç, hem de dış hat trafiğine açık büyüyebilecek şekilde bunu tasarladık, sonra kapasite artınca bunu 30 milyona çıkarmayı hedefliyoruz; bölge için çok önemli. Bu hava limanı inşallah ne zaman bitecek? 2016 yılında da bunu bitireceğiz.

Kardeşlerim, bu ne demek biliyor musunuz? Mersin’de turizm patlayacak, Tarsus’ta patlayacak, Erdemli’siyle patlayacak, sahilleriyle patlayacak, Mersin bir başka hal alacak.

Mersin’e 2002 yılına kadar 279 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı, biz buna 10 yılda 167 kilometre daha ilave ettik ve şimdi 446 kilometreye uzadı. Kardeşlerim, Mersin’in Adana, Niğde komşu illeriyle kara yolları bağlantılarını bölünmüş yollarla sağladık.

Mersin-Antalya yolunu biliyorsunuz, diğer adıyla Akdeniz Sahil Yolu, bu yolun keskin virajları, dik rampaları, kör noktaları meşhurdu. Biz Erdemli’den Antalya’ya kadar kardeşlerim, bu yolun 364 kilometrelik kısmını bölünmüş yol olarak yaptık, hizmete sunduk.  Erdemli-Silifke-Anamur arasındaki 64 kilometrelik kısımda bölünmüş yol çalışmaları sürüyor, inşallah 2016’da bu da bitecek.

Silifke-Taşucu-Ovacık yolu üzerindeki Boğsak Tüneli’nin yapımını bitirdik, yakında hizmete açıyoruz. Bu yolu ne kadar kısaltıyor biliyor musunuz? 3700 metre kısaltıyor, tünelin uzunluğu 1570 metre. Kardeşlerim, çift tüp. Bunları biz yaparız, biz Ferhat’ız Ferhat. Biz Ferhat, biz Şirin’e aşığız, aşık olursan yaparsın, sevdan varsa, derdin varsa yaparsın. Biz Ferhat, sizler de Şirin ve dağları delerek gidiyoruz. Durmak yok… Ne dedik? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece, gideceğiz gündüz gece.

Kardeşlerim, bakınız bu ülkede ya bizim kızlarımıza neler çektirdiler; öyle mi? Bizim gençlerimize neler çektirdiler. Dediler ki, sen meslek lisesi mezunusun, sen imam hatip mezunusun, katsayıya tabisin, üniversitelere sokmadılar. Sen dediler başörtülüsün, dolayısıyla üniversiteye girmezsin dediler; öyle mi?

Bu CHP, Kılıçdaroğlu yeni bir yalan daha çıkardı. Ne diyor? Başörtüsü meselesini ben hallettim diyor; inandınız mı? Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu yalanına da inandınız mı? Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, bununki yatsıya kadar bile yanmadı, çok çabuk söndü. İnanmaz; niye? Ya senin her şeyini biliyorlar. Yani biz MHP’yle birlikte 411 oyla bu konuda bir anayasal düzenleme yaptık Mecliste, Anayasa Mahkemesine gittiniz bunu engellediniz. Kim? CHP, maalesef bunu gördük. Ama bu defa olay farklıydı, bu defa da İstanbul’dan bir milletvekili Danıştay’a gitti, Danıştay ret etti. Ret ettikten sonra artık yapacakları bir şey kalmadı. Ama aynı zamanda tabi bize biliyorsunuz bunlar ne yaptılar? CHP, MHP, BDP anayasa değişikliğinde karşımıza dikildiler; öyle mi? Yüzde 58’le biz referandumu gerçekleştirdik mi? Bunların orada mecalleri kesildi, yapacakları bir şey kalmadı.

Ve şu anda benim meslek liselerinde okuyan kızlarım, imam hatiplerde okuyan kızlarımız başörtülü olarak okuluna gidebiliyor mu? Üniversiteye gidebiliyor mu? Devlet dairelerinde çalışabiliyor mu? Ya ne çeleydi bu ya. Artık katsayı engeli var mı? İstediğin üniversiteye gidebilecek misin? Şimdi de ben sizden gayret istiyorum, çalışın, istediğiniz üniversitelere girin, size yapılan bu zulmün hesabını sorun.

Hiç endişeniz olmasın, biz sadece Hakk’ın huzurunda rükuda eğiliriz, bunun dışında asla, asla. Bugüne kadar eğdirmediler, yine eğdiremeyecekler.  Çünkü biz şuna inandık: Zalimler için yaşasın cehennem dedik, onun için bu yola böyle devam edeceğiz.

Şimdi şurada 18 gün çok çalışacağız, hatta bugünü de yok farz et 17 gün çok çalışacağız, kapı kapı dolaşacağız, tamam? Her yola başvurabilirler, ama biz siyaseti hukuk zemininde yürüteceğiz, kimsenin oyununa gelmeyeceğiz. Başı örtülüsü, başı açığı el ele, omuz omuza bunlara en güzel dersi 30 Mart’ta sandıkta vereceğiz. Normalleşme bu ya, normalleşme bu. Ama bunlar ayrımcılık yaptılar, başörtülüyü bir kenara, başı açığı bir kenara koydular, zaten onun için büyüyemiyorlar. Ama biz hepsini kucakladığımız için büyüdük, biz 77 milyonu kucakladığımız için büyüdük. Ne dedik? Biz de ne inanç ayrımı, ne etnik ayrım, AK Parti’de bu yok, ama ne yazık ki bunlarda var,  CHP’de de var, MHP’de de var, BDP’de de var. BDP de Kürtçülük yapıyor, siyasi Kürtçülük, MHP de siyasi Türkçülük yapıyor; farkları bu.

Biz bu ülkede Türk’ün de, Kürt’ün de, Laz’ın da, Çerkez’in de, Arap’ın da, Gürcü’nün de, Abhaza’nın da, hepsinin hakkını koruyan, onları savunan bir parti olarak varız. Çünkü kardeşlerim, ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, ben Kürt’ü Kürt olduğu sevmiyorum, ben Arap’ı Arap olduğu için sevmiyorum, velhasıl beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum; farkımız bu, farkımız bu. Onun için insanlar arasında ayrımcılık yapamayız, yapamazsınız.

Değerli kardeşlerim, Mersin Türkiye’nin aynası, Türkiye’nin özeti ve biz Mersin’i bölgesinin parlayan yıldızı olarak geleceğe daha güçlü şekilde hazırlayacak projelere önem verdik, öncelik verdik ve inşallah yerel yönetimle merkezi yönetimi birlikte götürdük.

Şimdi soruyorum, bunlar hangi yüzle buraya gelip de biz büyükşehir olarak Mersin’i mülkü sınırlara kadar büyüttük diyecekler? Onlar karşı dikildiler, biz bunu yaptık. Hangi yüzle?.. Ama gayret, çalışacağız, anlatacağız ve bu işi başaracağız.

Kardeşlerim, Mersin’e Büyükşehir Belediye başkan adayı olarak Mustafa Sever kardeşimizi sizlere takdim ediyorum, zaten kampanyadan bu yana tanıdınız, biliyorsunuz. Ekonomi Bakanlığımızda çalışan, daha önce milletvekili adayımız da olan Mustafa Sever kardeşimizle inşallah 1 Nisan’dan itibaren artık Mersin’de yeni bir dönem başlasın istiyoruz. Bu konuda merkezi yönetimle, milletvekillerimizle ve Sever kardeşimizle el ele vereceğiz, Mersin’i çok ama çok modern şehir haline getireceğiz, ilçeleriyle beraber bir modern bir şehir haline getireceğiz.

Onun için sizlerden özellikle desteğinizi isterken Sever kardeşimi sizlere emanet ediyorum; sahip çıkmaya var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Yeni belediye başkanınız hayırlı olsun.

Şimdi hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Mersin’i hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Biriz, iriyiz, diriyiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.