Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Mus Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Ah olaydım ben de Muşlu olaydım. Karasu kenarında lale sümbül olaydım. Muş, Alparslan’ın şehri Muş, 1071’de Anadolu’nun kapılarını İslam’a açan medeniyet şehri Muş. Haşmetli dağların, geniş ovaların, Murat’ın, Karasu’nun, lalelerin, sümbüllerin diyarı Muş. Yiğitlerin, mertlerin şehri, kardeşliğin şehri Muş; seni gönülden selamlıyorum. Bulanık, Hasköy, Korkut, Malazgirt, Varto; sizi muhabbetle selamlıyorum.

Muş bugün farklı, Muş bugün bambaşka. Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Muş bugün tarih yazıyor. Muş bugün ayrı bir güzellik saçıyor. Şen olasın Muş, başım üstüne olasın en civan Muş. Allah sizlerden razı olsun. Rabbim kardeşliğimizi, muhabbetimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. 30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, Muş için hayırlara vesile olsun.

Sevgili kardeşlerim, Muş’un yetiştirdiği çok değerli bir insan var, bilirsiniz Müştak Baba, bilirsiniz değil mi? Diyor ki Müştak Baba, ne Talibi dünyayız ne rağıbı ukbayız. Biz bendei Mevlayız, biz şakı sevdayız, biz aşkı Billahız, Müstakı Cemaliz biz.

Bizim derdimiz dünya değil, bizim derdimiz ukba da değil, biz Mevla’nın ve milletin hizmetkarıyız.

Kardeşlerim, biz halka ve Hakk’a aşığız. Biz, güzelliğin, iyiliğin, hizmetin talipleriyiz. Biz size sevdalıyız, biz size aşığız.

Sevgili kardeşlerim, bugün 25. mitingimi yapıyorum, inanın bundan öncede Muş’a 24 kez geldiğimde böyle bir coşku görmemiştim. Bugün tarihi bir coşku var, tarihi bir kucaklaşma var. Şehirlerin, ilçelerin, köylerin akın akın meydanlara dolduğuna, saatlerce beklediğine, saatlerce heyecanla bizi bağırlarına bastıklarına şahit oldum. İşte 25. mitingimizde Muş’ta da böyle bir sahne var, Yarab,  sana hamdolsun. Muş maşallah kabına sığmıyor, Muş bugün Başbakanına, AK Parti’ye, demokrasiye, sandığa daha güçlü sahip çıkıyor. Ben görüyorum ki, Muş 30 Mart’ta vereceği kararı açıkladı; öyle mi? Karar belli mi?

Muş ne diyor biliyor musunuz? Muş diyor ki, ben lafa bakmam… O kadar. Biz bu lafçılardan çok çektik, çok çektik, ne olur artık çekmeyelim be, çekmeyelim. 30 Mart’ta bunlara sandıkta gereken cevabı verelim.

Muş ne diyor biliyor musunuz? Ben yollara bakarım, ben okullara bakarım, ben hastanelere, sağlık ocaklarına, ambulanslara bakarım. Muş diyor ki, ben Alparslan Üniversitesi’ne bakarım, konutlara, barajlara, köprülere, tünellere, hava limanına bakarım diyor. Muş, ben büyüyen ekonomiye bakarım, büyüyen Türkiye’ye bakarım, çözüm sürecine bakarım diyor.  Benim Muşlu kardeşim ben ideoloji siyasetine asla prim vermem diyor. Kardeşlerim, inşallah 30 Mart bunun cevap günü olacak.

Sevgili Muşlular, bundan 12 yıl önce biri gelse size Muş’ta bir üniversite açılacak dese, inanır mıydınız? Üniversitede 6 binden fazla öğrenci öğrenim görecek denilse inanır mıydınız? Kardeşlerim, üniversitelerde, hatta liselerde Kürtçe seçmeli dil olacak, isteyen istediği dili öğrenecek denilse buna inanır mıydınız? Muş’un Üniversitesinde Zazaca, Sorani, Kurmançi dillerinde yüksek lisans yapılacak, Kürt dili ve edebiyatı bölümü açılacak, Alevilik diye de ders alacak denilse buna inanır mıydınız? 12 yıl önce bunlara hiç kimse inanmazdı. 12 yıl önce Muş’ta, Doğu’da, Güneydoğu’da insanımızın buna inanacak mecali yoktu, umudu da yoktu, bölgede sadece silahlar konuşuyordu; öyle mi? Artık yeni bir süreç başladı, bölgede kan vardı, gözyaşı vardı, bölgede olağanüstü hal vardı, bölgede yol kontrolleri vardı, girilmesi yasaklı araziler vardı, biz bütün bu engelleri tek tek ortadan kaldırdık, yasakları ortadan kaldırdık. Kardeşlerim, bunları CHP mi kaldırdı? Bunları BDP mi ortadan kaldırdı? Bunları MHP mi ortadan kaldırdı? Ya bunlar hangi yüzle sizden oy istiyorlar, hangi yüzle?

Baskılara biz son verdik, ret, inkar ve asimilasyon politikalarını elimizin tersiyle ittik, ayaklarımızın altına aldık. Ve bu ülkede hiçbir başbakan bir Kürt vatandaşım için ağzına Kürt kardeşim ifadesini alabiliyor muydu? Peki, bu Başbakanınız alıyor mu? Niye? Ya ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum ki, ben Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum ki, ben Zaza’yı Zaza olduğu için sevmiyorum ki, Laz’ı Laz olduğu için sevmiyorum, Boşnak’ı Boşnak olduğu için sevmiyorum, Roman’ı Roman olduğu için sevmiyorum, beni yaradan Allah onları da yarattığı için seviyorum. Bizim farkımız bu, biz kardeşiz ya, kardeşiz, biz biriz, iriyiz, diriyiz, beraberiz, hep birlikte Türkiye’yiz. Bizi kıskandılar, bizi ayırmaya çalıştılar, bölmeye çalıştılar, ama ne engel varsa biz kaldırdık, ne mania varsa hepsiyle mücadele ettik. İşte en son yeni bir demokratikleşme paketi daha çıkarttık, Siyasi Partiler Yasasını düzenledik. Kardeşlerim, farklı dil ve lehçelerde propaganda üzerindeki yasağı kaldırdık, klavyeler üzerindeki yasağı kaldırdık, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim yapılmasına imkan sağladık, çocuklara gereksiz şekilde okutulan ant vardı ya, ona son verdik. MHP’nin Genel Başkanı diyor ki, biz iktidar olursak, eee, benim evimin karşısına bu andın bir levhasını asacakmış. Tabi iktidar olamayacağını biliyor ya, onun için ne yapsın? Laf ola beri gele.

Kardeşlerim, her türlü ayrımcılığın, her türlü nefret suçunun önüne daha kararlı şekilde geçiyoruz. Neler yaptılar ya bu ülkede. Ne dediler? Sen başörtülüsün, sen hizmet alamazsın dediler. Başörtülü kızlarımıza üniversitenin önünün kestiler, ya imam hatiplere bile başörtülü kızlarımızı bu şekilde sokmadılar. Ama biz ne yaptık? Aman sabır dedik, çünkü men sabera zafera, sabreden kimse zafere ulaşır ve ulaştı mı? Ulaştı. Şimdi artık üniversitelere benim başörtülü kızlarım giriyor mu? Giriyor. Çünkü bende dertliydim, benim kızlarımı da almadılar, mecburen gitti yurt dışına, orada başörtülü okudu, ama ülkemde okuyamadı. Düşünebiliyor musunuz ya, yani farklı dinin egemen olduğu bir ülkede okuyabiliyor, ama kendi ülkemde okuyamıyor. Ne gariplik çekti bu kızlar ya, ne çileler çekti bu kızlar ya. Ama şimdi okullara gidiyorlar, imam hatiplerde, liselerde gidiyorlar, devlet dairelerinde de çalışıyor mu? Peki, ne oldu, Türkiye bölündü mü? Normalleşti normalleşti, artık her şey düzene giriyor, ama hiç birisine anlatamadık.

CHP’nin Genel Başkanı çıkmış geçenlerde bir yerde diyor ki, başörtüsü sorunun ben hallettim diyor. Yani benim burada tabi Kılıçdaroğlu’ndan bahsetmem yerinde değil aslında da, çünkü o zaten Muş’a herhalde bugüne kadar hiç gelmemiştir, adresini de bilmez değil mi? O zaman bahsetmeyelim, buradan keselim, vaktimiz almasın.

Kardeşlerim, ne yaptılar? Sen Türk’sün, sen Kürt’sün, Zaza’sın diyerek benim ülkemin vatandaşlarını maalesef hizmetten alıkoydular. Şimdi biz, eğer birisi sen Türk’sün, sen Kürt’sün, sen Zaza’sın, sen şusun, sen busun diyerek hakaret ederse, ağız cezalar geldi. İnancını yaşamak isteyeni engelleyene ağır cezalar getiriyoruz. Herkesin birlikte, kardeşçe yaşayacağı bir yeni Türkiye inşa ediyoruz, Alevi, Sünni herkesin bir olacağı bir yeni Türkiye imal ediyoruz. Kardeşlerim, gönülleri buluşturuyoruz, kucaklaştırıyoruz, silahları devreden çıkarıyor, artık siyaseti devreye sokuyoruz.

Muşlu kardeşim, geçen yıl Nevruz’u 77 milyon hep birlikte kutladık. İşte 11 gün sonra bir Nevruz’u daha hep birlikte coşkuyla kutlayacağız. İki Nevruz arasında Allah’a hamdolsun acı haberler almadık, acılar yaşamadık, iki Nevruz arasında genç ölümlere şahit olmadık, inşallah bundan sonra da bu tür ölümlerle karşılaşmak istemiyoruz. Her günümüzün Nevruz, her günümüzün ilkbahar olduğu, huzurun, istikrarın, kardeşliğin egemen olduğu bir Türkiye’de yaşayacağız.

Ama şunu unutmayın: Bu yıl Mart ayında bir bayram değil, iki bayram var; bu yıl 21 Mart’ta Nevruz’u hep birlikte kutlayacak, ardından 30 Mart demokrasi bayramını kutlayacağız. Ben şimdiden Nevruzunuzu kutluyorum, inşallah 30 Mart’ta demokrasi zaferimizi de birlikte kutlayacağız.

Kardeşlerim, ancak burada sizinle bir şeyi paylaşmam lazım, o da şu: Bakın burada 20 gün var. Hanım kardeşlerim, sizlere sesleniyorum, 20 gün, kapı kapı gece-gündüz demeden dolaşmaya var mıyız? Beyler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız?

Bakın, bu seçim Hasan’ın, Hüseyin’in, Ahmet’in, Mehmet’in seçimi değil ha, bu seçim AK Parti mi, diğerleri mi, bunun seçimi. AK Parti’yi sandıkları patlatırcasına çıkartmamız lazım. Kardeşlerim, işte Muş’ta inşallah bu yeni dönem farklı olacak, kardeşliğimizi güçlendireceğiz.

Gerçekten çok reformlar yaptık, bu reform sürecini hızla devam ettireceğiz. Ama bundan rahatsız olanlar var, Türkiye’nin terör meselesini çözmesinden rahatsız olanlar var, gençlerin ölmüyor olmasından, annelerin ağlamıyor olmasından rahatsız olanlar var. Kardeşlerim, sizin artık kepenkleriniz kapanmıyor ya bundan rahatsız olanlar var. Artık silahlar konuşmuyor ya bundan rahatsız olanlar var. Muş’un çehresi değişiyor, Muş gelişiyor, kalkınıyor, büyüyor ya, bundan rahatsız olanlar var.

Ah kardeşlerim, şimdi ben havaalanından gelirken yolların haline görüyorum. Yarab, sana hamdolsun diyorum, bize bunları yaptırmayı nasip ettin. Buradan Bitlis’e gidiyorsun, Bitlis’e giderken o bölünmüş yolları görüyorum, Yarab, sana hamdolsun, bize bunları nasip ettin diyorum.

Siz var ya şu rahmete rağmen rahmetle buluştunuz, siyasette de 30 Mart bir rahmet olacak inşallah. AK Parti’yle hem Muş’ta, hem Türkiye’de inşallah bambaşka bir gün yaşayacağız. Ama ben size şunu söylüyorum: Diyorum ki, sadece Muş Merkez yetmez, ilçeleriyle beraber, tamam, anlaştık. Kardeşlerim, bakınız çok provokasyonlar yaptılar, Oslo’da yaptılar, ardından MİT Müsteşarımı tutuklamak istediler, Paris’te suikastlar yapmak istediler, Gezi olayları dediler, ekonomik durumu bozmak dediler, çözüm sürecini durdurmak dediler, ama başarılı olamadılar.

Kardeşim, bak ben sana bir şey söyleyeyim, Mart’ta öğretmen ataması yapmayacağız, biz 10 bin öğretmeni biliyorsunuz geçen ay atadık, şimdi 40 bin öğretmeni Ağustos’ta atayacağız, 40 bin öğretmen Ağustos’ta. Onun için biz her yerde bir kart böyle çıkarılıp da gösterildiği zaman, onu yapan başbakanlardan değilim, dürüst olacağız, doğru olacağız, bizim bir planımız var. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bizim aldığımız öğretmeni kimse almadı bugüne kadar. Bizim ayırdığımız bütçeyi kimse ayırmadı ve biz ayırmaya devam ediyoruz, okullarımızın sayısını artırmaya devam ediyoruz.

Kardeşlerim, bakınız biz göreve geldik, milli gelirimiz neydi biliyor musunuz? 230 milyar dolar. Şimdi milli gelirimiz ne oldu biliyor musunuz? 820 milyar dolar. Yolsuzların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi? Kardeşlerim, göreve geldik, 79 sene de Türkiye’ye yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 6100 kilometre. Biz 10 sene de ne kadar yaptık biliyor musunuz? 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık.

Kardeşlerim, eğitimde artık kitapları yavrularımız sıralarının üstünde buluyor mu? Ücretsiz olarak kitapları alıyor muyuz? Fakir fukara, garip gurebaya destek veriyor muyuz?

Üniversite öğrencilerimiz, Alparslan Üniversitesi, biz göreve geldik 45 lira burs alıyorlardı, şimdi 300 lira burs veriyoruz, 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz, toplam 500 lira; bunu da biz yaptık.

Kardeşlerim, bitmedi, bakınız daha enteresanı, artık yurt dışı master, yurt dışı doktora, bunların da önünü açtık.

Kardeşlerim, sağlıkta istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Bunlar da aynı kararlılıkta devam etti ve edecek.

Ve ben şemsesiyle beraber şu adeta bulut tabakasını oluşturan Muşlu kardeşlerime ayrıca teşekkür ediyorum.

Kardeşlerim, bakınız ben bugün burada Pensilvanya’dan bahsetmeyeceğim, siz Pensilvanya’nın ne olduğunu biliyorsunuz değil mi? Pensilvanya buraya geldi mi? Kapılara geliyor mu? Ablalar filan geliyor mu? Ama bizim ablalarımız burada, bizim ağabeylerimiz de burada, gençlerimiz de burada, en güzel cevabı 30 Mart’ta vereceksiniz, ben buna inanıyorum.

Kardeşlerim, bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, bunlarda iftira var, bunlarda fitne var, bunlarda fesat var; ama Müslümanda bunların hiçbiri olamaz. Ama bunlar bakıyorsun, Pensilvanya benim başörtülü kızlarıma üniversiteye giremeyince diyor ki, başını açabilirsin, aç, gir. Bunları hep dinlediniz değil mi? Bunları biliyorsunuz değil mi? İşte bunlara 30 Mart’ta gereken cevabı verelim.

Şimdi SMS’ler atıyorlar, AK Parti’nin dışında kime oy verirseniz verin, CHP’ye, MHP’ye, BDP’ye, herkese verin, yeter ki AK Parti’ye vermeyin. Ya 2 sene öncesine kadar AK Parti’ye oy vermek doğruydu da, AK Parti aynı AK Parti, şimdi ne oldu da AK Parti değil de oralara diyorsun? O zaman sende bir hal var. 10 sene önce farklı, bugün farklı, burada bir numara var; rant rant rant, mama kaybolunca her şey bozuldu.

Kardeşlerim, ne yaparlarsa yapsınlar, bize siz yetersiniz siz, sizin hayır dualarınız yeter ve biz bu hayır dualarla inşallah 30 Mart’a yürüyoruz.

Az önce Ağrı’daydım, Ağrı’da da aynı şekilde böyle bir coşku vardı, Ağrı’dan size selamlar var, orada da bir başka coşku vardı,  maşallah Ağrı Dağı gibi onlar da azametliydi, haşmetliydiler.

Kardeşlerim, iki insan arasındaki mahrem görüşme dinlenir mi? Hele hele Başbakanın Cumhurbaşkanıyla veya Başbakanın bakanlarıyla yaptığı görüşmeler dinlenir mi? Ama bunlar dinlediler, bunlar dinlediler. Ve bu şekilde davrananlar dini bir cemaat olabilir mi?

Değerli kardeşlerim, Said-i Nursi Mekke’de olsam ülkeme dönmek isterim diyordu. Birinci Dünya Savaş’ında bu bölgede savaştı, vatanını savundu, esir düştü, Sibirya’ya götürdüler. Ama güya değerli kardeşlerim, Said-i Nursi’nin peşinde olduğunu söyleyen Pensilvanya’daki bu zat Said-i Nursi gibi hareket etmedi. Said-i Nursi Sibirya’da hemen fırsatı bulup Türkiye’ye döndü, ama bu zat Türkiye’den 99’da biliyorsunuz başka bir ülkeye kaçtı gitti.

Ve çok enteresan, Kürt olduğu için Said-i Nursi’nin yanına gitmeyenler şimdi de çözüm sürecini sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Allah aşkına, şu hale bakar mısınız, Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede ezanı yasakladı, Kur’an öğretmeyi, öğrenmeyi yasakladı, camileri yıktı ahıra çevirdi, Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede Ahmed-i Hani’nin kitaplarını yasakladı, Fakı Teyran’ı, hatta Arapça levhaları, hatta Hazreti Ali Cenkleri’ni yasakladı, şimdi bu cemaat, bu örgüt onunla beraber işbirliği halinde bize saldırıyor.

Kardeşlerim, bunlarda çok değişik anlayışlar oluşmaya başladı. Bakınız, Peygamber Efendimizi Miraç’tan indirip kamyonete bindiriyor ve öyle yürütüyorlar. Böyle şey olur mu ya? Onları da bırakın, daha enteresanı var, birisi rüyasında Peygamberimizi görüyormuş, tweet atıyor, Peygamberimiz de ona diyormuş ki, tweeti 2 katına çıkartın. Ya Peygamberimizin işi gücü yok da senin tweetinle mi uğraşacak? Şunlara bak ya, bunlar sapık sapık, bunlar istikameti kaybetmişler. Bunlar montajcı, bunlar kasetçi, bunlar tweetçi, ne istersen var bunlarda. 

Ve değerli kardeşlerim, bu Cumhuriyet Halk Partisi Said-i Nursi’nin kitaplarını yasakladı, Said-i Nursi’nin dirisine tahammül edemediği gibi ölüsüne bile zulmetti ve Urfa’dan kaldırdı onun o cesedini Isparta’ya götürdü. İşte şimdi bu CHP’yle Pensilvanya’daki zat ittifak yapıyor.

Kardeşlerim, bakınız, biz tarımda, hayvancılıkta her türlü desteği verdik, veriyoruz.

Kardeşlerim, eğitimde, sağılıkta attığımız bu adımları kararlılıkla atıyoruz ve atacağız.

Ama şunu bilin, Muş’ta altyapı sorununu da inşallah süratle biz çözeceğiz, bunu biz çözeriz, bunu BDP çözemez. Sakın ha bir yanlış yapıp da BDP’ye filan burada oy vermeyesiniz, aman ha, aman ha, dikkatli olalım. Yani bu yanlışlıklara düşmeyin, bunların çünkü belediyecilik melediyecilik, böyle bir derdi yok, bunlarda eser üretmek diye bir şey yok. İşte Diyarbakır onlarda, ne yaptılar Diyarbakır’da, belediyecilik adına bir şey var mı? Yok. Siirt’e git öyle, bir şey göremezsin, Batman’a git öyle. Bizim yaptıklarımızın dışında hiçbir şey yok. Ama ideoloji siyaseti yapıyorlar, siyasi Kürtçülük yapıyorlar, normal Kürtçülük değil.

Biz, dedim ya, Kürt kardeşim beni yaratan Allah onu da yarattığı için benim kardeşimdir.

Kardeşlerim, şimdi bir şeyler çıkarmışlar, arabanın sağ tekeri patlarsa sol tekerle yola devam edilirmiş, öyle diyorlar. O şekilde ancak şarampole gidersin şarampole, şimdi bunlar şarampole gidiyor. Kardeşlerim, siz o minibüsü devirirsiniz. Bunlarda ilke yok, bunlarda sınır yok, bunlarda helal-haram sınırı, meşru-gayrimeşru sınırı yok, Dolayısıyla 30 Mart, aman ha, el ele, omuz omuza şu 20 günü çok iyi değerlendireceğiz ve gereken dersi bunlara sandıkta vereceğiz. Kardeşlerim, Muş’tan 30 Mart’ta farklı bir müjde bekliyorum.

Değerli kardeşlerim, biz ne diyoruz? Daima millet…

Biliyorsunuz, Muşluların güzel bir sözü var, toydur, düğündür, o da bir gündür. Bunlar 17 Aralık’ta iftiraların tutacağını zannettiler, bir gün düğün yaptılar, şimdi kara kara düşünüyorlar.

Kardeşlerim, sizin bir stadyum beklentiniz var değil mi? İnşallah bununla ilgili çalışmalarımız belediyeyle ortaklaşa olarak inşallah bu stadyumu başlayacağız ve bitireceğiz, tamam gençler.

Size, doğalgazda da bir müjde vermek istiyorum. Kardeşlerim, o beklediğiniz müjdeyi veriyorum, dağıtım işinin ihalesi yapıldı, kazanan şirket hazırlıklarını sürdürüyor, inşallah önümüzdeki yıl Muşlu kardeşlerimiz doğalgaz kullanmaya başlayacaklar.

Karasu Nehri’nin ıslahıyla ilgili çalışmalarımız süratle devam ediyor. Bakınız, 119 kilometre uzunluğunda olan Karasu Nehri yeni projemizle 63,5 kilometreye düşüyor. Nehrin 19 kilometresinin şu anda ıslahını tamamladık, 43 kilometresinin de ihalesini yaptık, bu yıl içinde onun da inşasına başlıyoruz ve 173 trilyon maliyeti olan Karasu Nehri’nin ıslahının tamamlanmasıyla inşallah büyük sıkıntılara yol açan taşkınların önünü kesmiş olacağız.

Peki, 10 senede Başbakanım, siz Muş’a ne yaptınız? Söyleyeyim, yaklaşık 5 katrilyon liralık yatırım yaptık; orman ve su işlerinde 1 katrilyon, ulaştırmada 724 trilyon, eğitimde 354 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 500 trilyon, sağlıkta 186 trilyon, toplu konutta 154 trilyon, enerjide 141 trilyon yatırım yaptık, bunlar özet. Yaptığımız yatırımları Muş’un değişen çehresiyle siz zaten görüyor ve yaşıyorsunuz.

Bakınız, eğitimde 1698 yeni derslik inşa ettik, okullarımıza 7 bin adet bilgisayar gönderdik, 383 okula internet bağlantısı sağladık, 160 bilişim teknolojisi sınıfı kurduk, şimdi FATİH Projesi başladı, 297 sınıfa etkileşimli tahtayı yerleştirdik, 211 adet bilgisayar öğrencilere dağıttık. Ve şimdi süratle 163 bin adet tablet bilgisayarı şu ana kadar dağıttık, bu ay içinde 675 bin adet tablet bilgisayarı daha öğrencilerimize dağıtacağız. 18 ay içinde de Türkiye genelinde 350 bin etkileşimli tahtayı sınıflara monte edeceğiz.

Kardeşlerim, Muş’ta her yıl ortalama 52 bine yakın öğrencimize anneleri vasıtasıyla eğitim yardımı yapıyoruz.

Sağlığa gelince değerli kardeşlerim, sağlıkta da önemli adımlar attık, yeni hastaneler inşa ediyoruz, ilimizin sağlık personeli ve tıbbi cihaz gibi ihtiyaçlarını gidiyoruz.

Bakınız, Muş’ta kar paletli ambulans, helikopter ve uçak ambulans, deniz ambulansı yatırımlarımızla hastalarımıza her şartta ulaşabilmenin altyapısını kurduk.

Muş’ta 112 acil istasyon sayısını 1’den 9’a, 112 acil ambulans sayısını ise 3’ten 24’e çıkardık, 7 adet kar paletli ambulanslarımız var.

Hastanelerimizde koğuş sisteminden konforlu oda sistemine geçtik, 1 veya 3 yataklı odalar, tuvaleti, banyosu içeride; öyle mi? 300 yataklı Muş Devlet Hastanemizin yapımı devam ediyor.

Toplu konutta TOKİ kanalıyla Muş’a 488 konut inşa ettik, hak sahiplerine teslim ettik, 173 konutun daha ihalesini önümüzdeki aylarda yapıyoruz. Kardeşlerim, Muş’ta toplam 2 bin konut daha yapacağız.

Göreve geldik, Muş’ta ne kadar bölünmüş yol vardı biliyor musunuz? 16 kilometre. Biz buna ne ilave ettik? 84 kilometre, Muş’un toplam bölünmüş yol mesafesini 100 kilometreye çıkarttık.

Asfalt çalışmalarını filan anlatmıyorum, KÖYDES’le ilgili yaptıklarımızı anlatmıyorum.

Geliyorum demir yollarına, bu yıl Muş-Tatvan demir yolunu her türlü malzemesini Türkiye’de üreterek adeta sıfırdan yapmışçasına yeniliyoruz.

Baraj altında kalan Bingöl-Muş eski demir yolu yerine 114 kilometre uzunluğunda yeni bir demir yolu yapıyoruz.

Bugüne kadar Muş demir yolu için 157 trilyon harcadık, şu anda yapımı devam eden demir yolu projelerinin tutarı 700 trilyon.

Kardeşlerim, Muş’ta bulunan hava limanı son 12 yılda yaptığımız yatırımlarla daha fazla yolcuya hizmet veriyor. 2003’te geldiğimizde 16 bin yolcu trafiği vardı, şimdi ne biliyor musunuz? 207 bin; 16 binden 207 bine.

Kardeşlerim, sulama projeleri, 72 bin dönüm tarım arazisini sulamaya açtık. Hizmete aldığımız Alparslan-1 Barajı’nda 2010 yılında su tutmaya, 2012 yılından itibaren 4 ünitede enerji üretmeye başladık. Burada Muş ve ilçelerinin elektrik ihtiyacını karşılayacak kapasitede enerji üretiyoruz.

Murat Nehri üzerinde inşa ettiğimiz Alparslan-2 Barajı’nın yapımı devam ediyor, inşallah 2017 yılına da barajı tamamlamayı hedefliyoruz ve Alparslan-2’yle Muş Ovası’ndaki suya hasret topraklar da inşallah susuz kalmayacak.

Muş’ta Bulanık, Mollakent göledi ve sulamasını inşa ediyoruz.

Kardeşlerim, KÖYDES projelerimiz devam ediyor.

Ve SODES kapsamında her türlü hizmeti sizlere veriyoruz.

Ama geliyorum şimdi bir başka noktaya, o da şu: Rabia’yı biliyorsunuz değil mi? Nedir bu Rabia?

Bir; tek millet, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, hepsi tek millet.

İki; tek bayrak. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır; tek vatan, 780 bin kilometrede tek vatan. 

Unutmayın kardeşlerim, batıda ne varsa Doğu’da da, Güneydoğu’da da o olacak, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak.

Bak, şu anda Şırnak’ta 10 yıl önce söylense, hava limanı olacak mı; inanır mıydınız? Ağrı’da inanır mıydınız? Iğdır’da inanır mıydınız? Ama yaptık, göreve geldik 26 tane hava alanı vardı, şimdi 52 tane hava alanı vardı.

20 gün, 20 günde çalışmaya var mıyız? Var mıyız kapı kapı?

Uzun ince bir yoldayız, O kadar. Şimdi kardeşlerim, biz eser siyaseti dedik, yola böyle çıktık.

Şimdi kardeşlerim bu hizmette size genç, dinamik ve Muş’a hizmet aşkıyla dolu bir kardeşimi inşallah aday yapıyoruz. Bir nöbet değişimi yapalım dedik ve Asya gibi yüreği olan Ferhat kardeşimi aday olarak sizlere takdim ediyorum.

İnşallah sizden burada bir söz alacağım, Ferhat kardeşimin yanında mısınız? Unutmayın, ben de yanındayım. Ferhat, inşallah Muş’umuzu çok daha farklı hale getireceğiz, çok daha güçlü hale getireceğiz ve büyük medeniyet yolunda insan, demokrasi ve şehir diyerek yola devam edeceğiz. Ben Ferhat’ı size emanet ediyorum; tamam ve sandıklarda AK Parti’yi patlatacağız.

Şimdi tam şarkımıza uyuyor değil mi?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Muş’u hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Bu vesileyle Necmettin Dede kardeşime de burada 2 dönem Muş’a verdiği hizmetleri sebebiyle çok teşekkür ediyorum, sağ olsun, var olsun ve Ferhat kardeşimle de inşallah seçime kadar, seçimden sonra el ele dayanışma içerisinde bu çalışmaları sürdürecekler; sağ olsunlar, var olsunlar.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.