Basbakan Erdogan’in Nigde Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Sevgili Niğdeliler, çok değerli kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri bugün bir kez daha hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan bütün Niğde’ye, Niğdeli tüm kardeşlerime yürekten selamlarımı yolluyorum.
Altunhisar, Bor, Çamardı, sizleri gönülden selamlıyorum.
Çiftlik, Ulukışla, sizleri muhabbetle selamlıyorum.
Niğde, maşallah bugün tarih yazıyorsunuz, bugün bir başka coşku, bir başka heyecan var Niğde’de, bugün bir başka güzelsin Niğde.
Yine yeşillenmiş Niğde bağları, bize mesken olmuş gurbet illeri. Bilmem hayal midir, bilmem düş müdür? Mektubun gelmiyor anam, yollar kış mıdır?
Allah hepinizden razı olsun, bu harekete, bu davaya, AK Parti’ye sahip çıktığınız için Allah sizlerden razı olsun.
Bana buralı, Niğdeli, Allah rahmet etsin, marangoz Ahmet Üçer’in hikayesini anlattılar. 1946 yılında evinde çalışırken polisler geliyor, marangoz Ahmet’i alıp sandığa götürüyorlar. 46, seçim var diyorlar, oyunu kullan diyorlar. Marangoz Ahmet amca oyumu Demokrat Parti’ye vereceğim diyor. Hayır diyor onu götürenler, oyunu Halk Partisi’ne atacaksın. Ahmet amcaya bak, ne diyor biliyor musunuz? Madem oyunu sizin istediğiniz partiye atacağım, beni buraya niye getirdiniz? Siz benim yerime oyumu atsaydınız diyor.
İşte o günden sonra Ahmet amca da, Niğde de demokrasiden, milli iradeden asla taviz vermiyor. İşte bugün de Niğde demokrasiden yana, bugün de Niğde milli iradeden yana, bugün de Niğde milletin partisi AK Parti’den yana. Bu sevdayı bir biz biliriz, bir de siz bilirsiniz, bu sevdayı başka kimse bilmez. Bu sevdayı MHP anlamaz, bu sevdayı CHP anlamaz, onların irtibatları, onların gönül bağları milletle değil, irtibatları başka yerlerle.
CHP’nin Genel Başkanı önceki gün çıkmış, AK Parti’ye oy verirseniz iki elim yakanızda diyor. Sen kimsin ya, sen kimsin? Ya sen İstanbul’da geçen belediye seçimlerinde belediye başkan adayıydın, ya ikametini koyduğun Kağıthane’nin ismini bile unuttun ya. Kağıthane’ye Kağıttepe diyecek kadar zavallısın ya. Ve ne oldu? O seçimde kendine bile oy kullanamadı.
Şimdi kendi oy pusulasını bile bulamayan adamdan bu ülkeye yönetici olur mu? Böyle bir zavallıdan bu ülkede değerli kardeşlerim, idareci olabilir mi?
Biz bunun Genel Müdürlüğünü de biliyoruz, biraz sonra geleceğim.
Ve bunlar ne sandığı bulabilirler, ne milleti bulabilirler, ne de milletin yakasını bulabilirler. Tam aksine, milletin elleri bunların yakasında olacak inşallah.
Ve diğeri de çıkmış, MHP’nin Genel Başkanı, nereye oy verirseniz verin, bak bu da çok önemli, ama AK Parti’ye oy vermeyin diyor. Ya bunlar nasıl siyasetçi? Bunlar bu işi öğrenemediler, bunlar siyaseti millet için yapmayı, siyaseti hizmet için yapmayı öğrenemediler.
Bakınız, şimdi bir karar vermişler, haberiniz var mı? Bitlis’te 5 parti bir olmuş, duydunuz mu? CHP, MHP, BBP, DP, bir tane daha vardı ama bilmiyorum, neyse, 5 tane parti. Değerli kardeşlerim, bu 5’nin toplam oyu zaten yüzde 7.
Kardeşlerim, bak size bugün burada bir şey söyleyeyim, 40 kırık çürük yumurtadan bir sağlam yumurta olmaz; bunu böyle biliniz. Bunların hepsini bir araya getirin bunlardan bir şey olmaz. Zannediyorlar ki, biz bunu böyle yaparsak burada netice alırız; alamayacaksınız.
Biliyorsunuz, CHP’yle MHP ruh ikiziydi, biliyorsunuz değil mi? Şimdi bunlara bir de Pensilvanya eklendi, şimdi 3 kafadar oldular. Bu 3 kafadara 3 koyun verin kaybedip gelirler. İnanın şurada, Keten Çıbanı’nda kaybederler. Bu 3 kafadarın zaten işleri, güçleri yoktu, şimdi bir de kendilerini kaset işine, montaj işine verdiler, oradan bir şey kazanacaklar.
Kardeşlerim, günlerdir hukuksuz dinlemeler üzerinden, montajlar üzerinden siyaset üretiyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, grup salonlarında, meydanlarda, kürsülerde kaset siyaseti yapıyorlar.
Şimdi bakın sevgili kardeşlerim, sizlere burada yakın tarihimizden ibretlik bir hadiseyi anlatacağım.
1998, çok ilginç, yine bir 17 Aralık günü, şu anda, bakın bu çok önemli, MHP’ye gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum, bu çok çok önemli, şu anda MHP milletvekili olan, hatta Meclis Başkanvekili olan bir hanımefendi 1998’de DYP milletvekiliydi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Ne yaptı biliyor musunuz? Bir gazete yöneticisinin bazı bakan ve bürokratlarla yaptığı telefon konuşmalarını yayınladı. Herhalde kim olduğunu anladınız değil mi? O gazete ayağa kalktı, o gazetenin dinlenen yazarı küplere bindi, o yazar konuşmaları yayınlayan milletvekiline tazminat davası açtı dönemin parasıyla 15 milyar lira tazminat kazandı, faiziyle birlikte 26 milyar lira tazminatı Yargıtay onayladı. Şu anda işte bu dinlenen yazar o günleri unutmuş şekilde kasetler üzerinden bu defa bize iftira atıyor. MHP ödenen tazminatı unutmuş. Ey MHP, yatacak yerin yok ya. Kasetler üzerinden şimdi onlar da iftira siyaseti yapıyor.
CHP’de ise varlığını zaten kasetlere borçlu bir yönetim var, bu Genel Müdür kendi Genel Başkanının görüntü kasetiyle oraya Başkan olmadı mı? Eğer o kaset yayınlanmış olsaydı bugün burada böyle birisi var mıydı? Ve Genel Başkan da ne dese beğenirsiniz? Diyor ki, Başbakanın bundan haberi var. Sana yazıklar olsun ya, benim bundan haberim olsa ben kalkar duymamazlıktan gelir, bunu yarım saat değil, 1 saat, 2 saat, 3 saat o sosyal medyada kalmasını arzu ederdim. Anayasa tartışmalarını yaptığımız Mecliste ben Bakanıma talimat verdim, yarım saat sürmeden bunu biz sosyal medyadan indirdik. Aynı konuda MHP’ye yapıldı, MHP’lilerle ilgili de indirdik. Aynı şey CHP’nin diğer bir genel başkan yardımcısına yaptılar, indirdik. Neden? Çünkü bizim kutsallarımızda böyle bir şey yok, bizim inancımızda böyle bir şey yok, bizim değerlerimizde böyle bir şey yok. Çık meydanda mücadeleni ver, sandık mücadeleni ver, alabiliyorsan neticeyi al.
Kardeşlerim, bakınız sabah-akşam bunların gündeminde kaset var, sabah-akşam ağızlarında, dillerinde iftira var, montaj var, yalan var. Hiç merak etmeyin, biz bu davaları tek tek açacağız. Dedim ya, inlerine gireceğiz inlerine, kaçmak yok. İnşallah bu illegal kasetler, bu montajları grup salonlarında dinletilerden tazminatları toplayacağız.
Zaten CHP Genel Başkanı YGS iftirası attı, ÖSYM Başkanımıza 4 bin lira tazminata mahkum oldu. Fakat, bu Genel Müdür anlamaz ya, durmadan mahkum olur… Ben de çok para aldım bu adamdan ha, bizim Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı da çok para aldı, Kayseri meydanında halkı sucuğa doyurdu. Ama anlamaz, çünkü iftira at, tutmazsa iz bırakır, bunların mantığı bu. Benimle ilgili iftiralar attı, yalanlar söyledi, epeyce tazminat aldım, bunları da inşallah uygun bir zamanda halkımızla paylaşacağız.
Bakın değerli kardeşlerim, son 3 yıl içinde sadece bir dava dosyası üzerinden 3 bine yakın kişinin telefonlarını dinlemişler, 450 MHP’linin telefonlarını dinlemişler, CHP’yi, MHP’yi, BDP’yi, onların milletvekillerini, il başkanlıklarını hukuksuzca dinlemişler. Bakanlarımızı, milletvekillerimizi dinlemişler, Cumhurbaşkanını dinliyor, beni dinliyor, Genelkurmay Başkanımızı dinliyor, herkesi dinliyorlar. Türkiye’nin çok mahrem devlet görüşmelerini dinlemiş, belli ki bunları da bir yerlere servis etmişler.
İş adamlarını dinlemişler, sanatçıları dinlemişler, iş adamlarına bu dinlemelerle şantajlar yapmışlar, oralardan rant geliyor, para geliyor. Bak verdin parayı verdin, vermediğin takdirde yayınlarız ha, böyle haraç topluyorlar, haraca bağlıyorlar.
Hakimleri, savcıları dinlemişler, onlara şantaj yapmışlar. Gazetecileri, sanatçıları, onlara şantaj yapmışlar.
İşte 30 Mart’ta bu telekulak çetesinden siz hesap soracağız siz.
Şimdi gençler, soruyorum, gece-gündüz demeden 27 gün çalışmaya var mıyız? Var mıyız?
Hanım kardeşlerim, sizlere sesleniyorum; var mıyız?
Beyler, sizlere sesleniyorum; var mıyız?
Durmak yok… Durmak yok… Kardeşlerim, kapılarınıza ablalar gelebilir. Hiç geliyor mu, size de geldiler mi? Çünkü bunların illerde abları var, imamları var. Cami imamı değil ha, meydan imamı. Bunlarla para toplarlar, bunlarla kapı kapı dolaşırlar ve bu topladıkları paraları makbuz karşılığı değil, makbuzsuz toplarlar, akıbeti belli değil. Bunların da hesabını soracağız, bunları da izleyeceğiz, nerede ne var çıkacak meydana er veya geç.
Kardeşlerim, kapıya çalanlara şunu deyin: Başka kapıya. Biz Niğde’mize 3,5 katrilyon yatırım yapan iktidarımıza güveniyoruz, inanıyoruz. Hanımefendi be, sen hangi yüzle buraya geldin ya? Benim başörtümü füruat olarak nitelendiren o malum zattan dolayı mı buraya geldin? Ya biz başörtülerimizden dolayı okullarımıza gidemedik, AK Parti iktidarı okullarımızı bize açtı be, bundan dolayı mı buraya geldin? İmam hatip okullarını, meslek liselerini kapattılar, bu iktidar imam hatip okullarını açtı, bundan dolayı mı buraya geldin be? Biz üniversitelere giremiyorduk, öyle mi? Üniversite yollarımız açıldı, bundan dolayı mı buraya geldiniz be?
Onlara şunu da söyleyin: Deyin ki, yüreğiniz varsa CHP’nin gölgesinde değil, MHP’nin gölgesinde değil, partinizi kurun öyle gelin deyin. Ve partinize de genel başkan arıyorsunuz Pensilvanya’da zaten, çağırın onu gelsin Türkiye’ye. Türkiye onun vatanı değil mi? Vatanıysa çıksın gelsin, niye gelemiyor? Gelsin. Onun vatanı Amerika mı? Çıksın Türkiye’ye gelsin. Türkiye’yi Pensilvanya’dan karıştıranlara hesabımız var, bu da sorulacak.
Kardeşlerim, dün Isparta’da anlattım, bakınız bu zat kalkıyor Savaş Ay’la bir program yapıyor, televizyonlarda izlediniz mi? İzlemeyenler varsa anlatayım. Ve Savaş Ay soruyor, nereyi destekleyeceksiniz vesaire gibi. Ben diyor bugüne kadar hayatımda bir oy kullandım, benim diyor siyasetle, siyasi partilerle pek ilgi, alakam yok. Hazreti Cebrail iyi bir insandır, ama kendisiyle tanışmış değilim, o gelse, parti kursa, oraya dahi oy vermem diyor. Ya böyle bir ifade kullanılır mı? Doğrusu bu yayınlandı, akşam da televizyonlarda sesli olarak o da çıktı, görüntülü, sesli, Savaş Ay’la bunu yapmış.
Şimdi ben buradan sesleniyorum, ey bu örgüte destek veren benim saf, temiz kardeşlerim, daha ne kadar bunların yanında olacaksınız, daha ne kadar bunların peşinde olacaksınız? Yahu Hazreti Cebrail parti kursa oyumu vermem diyen bir kişiyle daha ne kadar beraber olacaksınız? Hazreti Cebrail parti kursa oyumu vermem, ama CHP’ye oyumu veririm, MHP’ye oyumu veririm, dolaşır desteklerim yoğun bir şekilde, yeter ki AK Parti’ye oy vermeyin; şu anda yaptıkları çalışma bu, kampanyaları bu. Bunlara gerekli dersi inşallah 30 Mart’ta vereceğiz, hep birlikte vereceğiz.
Ben Niğde’deki bu coşkuyu bugüne kadar Niğde’de görmemiştim, bugün sizi farklı görüyorum. Ve inanıyorum, inşallah sandıkları patlatacağınıza inanıyorum.
27 Mayıs’ta bu ülkeye, demokrasiye, milli iradeye ve millete ne yaptıklarını unutmayın. Bugün nasıl manşetler atıyorlarsa o gün de aynı manşetleri attılar. Bugün nasıl sokakları tahrik ediyorlarsa o gün de aynı şekilde sokakları tahrik ettiler. Bugün nasıl partiler, işverenler, belli sivil toplum örgütleri bir araya geldilerse, o gün de aynı şekilde bir araya geldiler. O gün merhum Adnan Menderes ve Demokrat Parti’ye ne yaptılarsa, inanın bugün de bize aynını yapmaya çalışıyorlar.
Kardeşlerim, bu aziz millet bu kirli girişime evvel Allah geçit vermeyecek. Bu aziz millet Hükümetine inşallah sahip çıkacak. Bu aziz millet sandık namustur diyecek ve sandığına sahip çıkacak. Onun için diyorum ki, aman ha, sandık kurullarında görev yapanlar, sandık müşahitleri sandıklarınıza sıkı sıkıya sahip çıkınız.
Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum, seçime 27 gün kala CHP, MHP ve onları idare eden paralel yapı halkımız içinde sürekli söylentiler yayıyor, sandıkta hile söylentilerini yayıyorlar, tahrik, provokasyon söylentileri yayıyorlar, çatışma söylentileri yayıyorlar; milletim sakın ha bunlara aldanmasın. Biz sakin sakin, ama yürekli bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. 30 Mart’ta sabahtan, erkenden sandığa gidecek, hür iradenizle yeni Türkiye hedeflerine oy vereceksiniz. 30 Mart’ta sandığa gidecek, büyük Türkiye’nin evvel Allah güçlü partisi AK Parti’ye mührü hep birlikte basıyor muyuz? Basıyor muyuz? Bizim bir sloganımız var, lafa değil icraata bakarım; öyle mi? İşte daima millet… Daima millet… Biz hep bunu yaptık, onlar iftira, onların başka bir özelliği yok. Biz eser siyaseti ürettik, onlar gerilim siyaseti ürettiler, esersizlik siyaseti ürettiler, hareket siyaseti ürettiler. Bunlar Türkiye için kuyu kazıyor, biz Türkiye’yi zirvelere taşıyoruz.
Şimdi bakın, önceki hafta Konya’daydım, orada Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Acaws Uçağının teslim alma törenini yaptık. Bu yılsonunda 2 tane daha geliyor, önümüzdeki yıl bir tane daha geliyor, 4 tane Acaws Uçağı ve bununla tüm hava sahamızı kontrol altına alıyoruz, çünkü güçlü devlet ancak böyle inşa ediliyor. Bu uçakların donanımda Türk mühendisleri, teknisyenler, bilim insanları çalıştı. Bu yılın sonuna kadar 2’si gelecek, önümüzdeki yıl 1 tane daha, 4 olacak.
Kardeşlerim, artık biz gemilerimizi yapıyoruz…
Bende öyle bir göz var mı? Hiç endişe etmeyin, evvel Allah. Biz bugüne kadar nasıl dik durduysak, bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Biz bugüne kadar Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmedik, biz sadece rükuda eğildik, onun dışında asla.
Sevgili kardeşlerim, bakın Japonya’nın Başkenti Tokyo’daydım, orada Mitsubishi tesislerine gittik, yine Türk mühendis ve bilim insanlarının katkısıyla TÜRKSAT-4A uydumuzu teslim aldık. Daha sonra da o uyduyu Kazakistan’a gönderdik, Kazakistan Baykonur Uzay Üssü’nden bu uydumuz Ulaştırma Bakanım, milletvekillerimizle birlikte uzaya gönderildi. Ama dikkat ettim, acaba nasıl gitti diye sordum, başörtüsüne takılmamış, gitti be, gitti gitti, başörtüsüne takılmadı. Ya bunca zamandır ne işiniz vardı başörtüsüyle ya. Benim başı örtülü, başı açık kızlarımla niye uğraştınız ya? Niye bizim bu kızlarımızı böyle böldünüz ya? Niye onları eğitim-öğretim özgürlüğünden mahrum ettiniz ya? Bu haklarını ellerinden aldınız ya. Ey CHP, sen busun işte bu, busun.
Bak, ama şimdi bu seçimlerde bir de başörtülü belediye başkan adayı göndermişler; haberiniz var mı? İstismar bunlarda. Biz bunların ciğerini biliriz ciğerini. Bunlarda her şey var, akşam başka, sabah başka.
Kardeşlerim, biz çalışmalarımıza devam ediyoruz, aşkla devam edeceğiz.
Ben şimdi size bir şey söyleyeceğim, bakınız göreve geldik, 2002 Kasım, Türkiye’nin milli geliri neydi? 230 milyar dolar, 79 senede oraya gelmiş, artı Osmanlı dönemi. Kardeşlerim, şu 11 senede milli gelirimize biz ne ilave ettik? 570 milyar dolar. Şimdi ne oldu? 800 milyar dolar oldu. Allah aşkına soruyorum, yolsuzlukların olduğu bir iktidar milli gelirini buradan buraya 10 yılda çıkarabilir mi?
Ben buradan sesleniyorum, ey Niğde, göreve geldiğimizde 79 yılda Türkiye’deki yapılan bölünmüş yol 6100 kilometreydi, biz buna 11 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettik. Kardeşlerim, yolsuzlukların olduğu bir iktidarda siz bunları yapabilir miydiniz?
Okullarımız, Cumhuriyet tarihinde yapılan okulların yarıdan fazlasını biz şu 10 yılda yaptık, 10 yılda. Ve bakınız, artık etkileşimli tahtalarla sınıflarımızı donatıyoruz, tablet bilgisayarları yavrularımıza dağıtıyoruz. İnşallah 675 bin tablet bilgisayar önümüzde dağıtılacak, ardından 10 milyon tablet bilgisayarın ihalesine çıkıyoruz, artık ülkemizde yavrularımız tablet bilgisayarla geleceği okuyacaklar.
Bizim gündemimizde bunlar var. CHP’nin gündemine ne var? Hakaret var, iftira var, kaset var. Ben buradan diyorum ki, ey CHP’nin Genel Başkanı, Genel Müdür, senden siyasetçi olmaz, senden olsa olsa Tahtakale’de kaset tüccarı olur, sen git orada kaset tüccarlığı yap. Bakın ben hareket etmiyorum, taltif ediyorum, senden kaset tüccarı olur diyorum. Biliyorsunuz, Tahtakale bu işin yeridir, oraya gitmesi lazım.
Kardeşlerim, başka? Göreve geldiğimizde Türkiye’nin kamu net borç stoku neydi? 100 liranın 73 lirası değerli kardeşlerim, borçtu, şimdi 35 lirası borç. Bakınız, nereden nereye indi.
Devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63 faizle borçlanıyordu devlet, şimdi tek haneli rakama indik.
Bakın, bugün enflasyon açıklandı, çok enteresan. Neydi enflasyon geldiğimizde? Yüzde 30. Şimdi ne oldu? İşte bugün açıklandı, 7.9, yani 8. Biz enflasyona canavar demiyor muyduk? Cebimizdeki para enflasyonla erimiyor muydu?
Eskiden tuvalete delikli 2,5 kuruşla giderdik; öyle mi? Sonra yükseldi yükseldi 1 lira oldu. Ya iktidara geldik, 1 milyona tuvalete gidiyorduk. Eskiden milyoner kime denirdi? Zengine denirdi. Ya biz tuvalet zengini olduk ya, 1 milyona tuvalete gidiyoruz, bunları gördük. Arkadaşlarıma dedim ki, bu 6 sıfırı atacağız. Hemen şu anda köşe yazarlığı devam eden bir zat dedi ki, 6 sıfır atılırsa enflasyon patlar dedi ve yapamazlar bunu dedi, ben Taksim Meydanı’nda eşek gibi anırırım dedi. Bekliyorum, hala anıracak. Biz 6 sıfırı attık, enflasyon patlamadı, tam aksine çatladı çatladı; hesap ortada.
Sevgili kardeşlerim, bu MHP ne yaptı? Bize 23,5 milyar dolar IMF’e borçla devretti; tamam. Hanım kardeşlerim, gençler, beyler; bunları bilmeniz lazım, bilmeyenlere bunları anlatın. Bu MHP, biz ondan almadık mı iktidarı? Ondan aldık. 23,5 milyar dolar IMF’e borçla devretti bize. Geçen 14 Mayıs’ta biliyorsunuz biz bu borcu ödedik, sıfırladık, şimdi IMF bizden borç istiyor, 5 milyar dolar onlara borç vereceğiz.
Bitmedi, bakın size daha enteresanını anlatacağım, Merkez Bankamızın döviz rezervi neydi? 27,5 milyar dolar. Şu anda döviz rezervimiz ne biliyor musunuz? 124 milyar dolar. 27,5 milyar nire, 124 milyar dolar nire. Bakınız, nereden nereye geldi. Yolsuzluğun olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi? Merkez Bankası bizim milli bankamız.
Ey MHP, DSP, bunlar bankalarımızı söğüşlediler. Ziraat Bankası batıyordu, görev zararı dediler. MHP batıyordu o dönemde bunlarla beraber, inkar ediyor şimdi. Halk Bankası, görev zararı, Vakıfbank, görev zararı, şimdi bu 3 bankamızın 3’ü de kar ediyor, 3’ü de karda. Ama MHP bunları batırdı, DSP’yle beraber batırdılar.
Şimdi size daha başka bir örnek vereceğim, işçi kardeşlerim, memur kardeşlerim; sizlerden Zorunlu Tasarruf adı altında para kestiler mi geçmişte? Ta CHP, DYP, MHP, DSP, ANAP, bütün bunların dönemlerinde olanlar. Göreve geldim, masamın üzerinde bir rakam, 13,5 katrilyon işçiye, memura devletin borcu var. Arkadaşlara dedim ki, ya devlet işçisine, memuruna borçlu olur mu? Dediler ki, yıllardır maaş ödeyemediler, gittiler işçinin parasını, memurun parasını kestiler. Kardeşlerim, biz bu 13,5 katrilyonu ödedik, bitirdik o işi. İşçi kardeşim, memur kardeşim; bu 13,5 katrilyonu sana ödeyen iktidar AK Parti iktidarı AK Parti.
Fakat medya bunları yazmaz, medya bunları görmez, medya bunları duymaz. Ha, medya ne yapar? Bir kısım medya tabi, ayıracağız artık. Otururuz konuşuruz, sizin döneminizde gücümü 5 kat artırdım der malum medya. Tamam, artırdın, ne olacak? Hadi yaz, yaz hadi, şununla ilgili doğruları yaz. Senin köşe yazarların doğruları yazsın. Yazmaz, yazamaz, onların inadı başka, bunlar ideoloji siyaseti yapıyorlar. Ama biz onlarla iktidar olmadık, biz sizinle iktidar olduk, sizinle.
Kardeşlerim, bakınız çok enteresan, bir de Konut Edindirme Yardımı adı altında işçiden, memurdan para kesitler. O da ne kadar biliyor musunuz? Şu ana kadar tespit edilen 3,5 katrilyon. Onu da biz ödedik. Senden de kestiler mi anacağım? İşte, buyur. 3,5 katrilyonu ödedik. Ne yaptı? Buyurun, 17 katrilyon.
IMF’ye biz ödedik, Merkez Bankası’nı biz güçlendirdik, memurun, işçinin biz ödedik. Ah kardeşlerim, biz güçlendik, devletin borçlu devlet olmasından güçlü devlet olmasına biz geçtik.
Sevgili kardeşlerim, şu anda, hamdolsun, dünyada bütün ülkeler büyümede geri sayarken biz yine yüzde 4 büyümeyle bir istikrarı ortaya koyuyoruz; büyümeye devam.
Bitmedi, bu CHP’yi, bu MHP’yi ne rahatsız ediyor biliyor musunuz? Ya utanmadan, sıkılmadan ne yaptınız diyorlar. Eline, gözüne, diline dursun, Marmaray’ı görmüyor musun ya? Şu otoyolları, otobanları, bölünmüş yolları görmüyor musun ya? Şu yüksek hızlı trenleri görmüyor musun ya? Eğitimde atılan adımları görmüyor musun ya? Şu hastanelerle donatılan Türkiye’yi görmüyor musun ya?
Ey Genel Müdür, sen SSK’da Genel Müdürlük yaptın aynı zamanda, ya senin döneminde biz hastanelerde kuyrukta yaşıyorduk be. Elimize pusula tutturuyorlardı, numara veriyorlardı bize. Anacağım, anlıyorsun değil mi, sen de o kuyrukta bekledin değil mi? Ah rahmetli anacağım, sabah namazından sonra beni gönderirdi, ben Okmeydanı SSK’da sırada kuyruk beklerdim, numarayı alırdım, anam gelirdi tedavisini olurdu. Biz bu tezgahlardan böyle geçtik. Ve hastanenin eczanesinden doktorun verdiği ilaçları bulamazdık, yarısını var, yarısı yok; öyle miydi? Olmayanı nereden alacağım deyince eczacı derdi ki, eczanelerden git al. Tamam da, benim param, ben prim veriyorum, ne oldu? Ne yapalım, yok. Şimdi böyle bir sıkıntı var mı? İstediğimiz hastaneye gidiyor muyuz? İstediğimiz eczaneden ilacımızı alıyor muyuz? İnsanına değer veren iktidar bu. Onlar insanımıza değer vermediler, onlar önce devlet dediler, biz önce insan dedik, yola böyle koyulduk.
Kardeşlerim, bakınız biz bunlarla da kalmadık, adalette, emniyette attığımız adımlar, enerjide attığımız adımlar, hepsi ortada, ama aynı gayretle yola devam edeceğiz.
Sevgili kardeşlerim, bakınız Türkiye’nin yurt dışında yaptıkları ortada. Hani ne yapıyorsunuz diyorlar. Etiyopya’nın Harar şehrine gittik, orada yaşayan Harar Türklerini bulduk, onlara yardım götürdük. MHP milliyetçi ya, sorun ya, siz oraları tanır mısınız, bilir misiniz diye?
Moğolistan’a gittim, orada yaşayan Dukha Türklerini bulduk, onlara yardım götürdük.
Moğolistan’daki Orhun Yazıtlarını restore ettik. 42 kilometre adeta safari yapar gibi bir yoldan gittik, berbat ve orayı asfaltladık, yolu yaptık, ondan sonra anıtların olduğu yeri de müze haline getirdik, yolu da inşa ettik.
Kazakistan’a gittik, Hun Türklerine ait mezarları bulduk, koruma altına aldık.
Moldova’ya gittik, Gökoğuz Türklerine yardım götürdük.
Makedonya’ya gitti, Kocacık Köyü’nü bulduk, orada Gazi Mustafa Kemal’in babasının evini tespit ettik, o evi aslına uygun olarak yeniden inşa ettik.
Manastır’a gittik, Gazi Mustafa Kemal’in okuduğu okulu restore ettik.
Kırım Tatarlarına, Ahıska Türklerine biz sahip çıktık biz.
Ama MHP Türkiye’de bir hükümet oldu, 3,5 sene kalabildi, halbuki 5 seneliğine gelmişti. 3,5 sene dayanabildi, pılı pırtıyı hemen kapıp kaçtı, gitti. Niye 5 sene yapmadın, niye bırakıp gittin?
Kardeşlerim, bunların işi değil bu. İşte buyurun, biz dimdik ayaktayız, yolumuza sizinle devam ediyoruz. Siz bizim yanımızda oldukça, siz bizim arkamızda oldukça, Allah’ın izniyle kimse bize gık diyemez, bunu böyle biliniz; aradaki çatlak sesler gelir geçer.
Macaristan’da Zigetvar’a gittik, Kanuni Sultan Süleyman’ın Türbesini bulduk, hem o türbeyi, hem Zigetvar Kalesi’ni yeniden inşa ediyoruz.
Merhum Mehmet Akif’in Kosova’da babası ve dedesinin yaşadığı köyü bulduk, oradaki camiyi yeniden inşa ettik ve Kosova’da Sinan Paşa Camii’ni inşa ettik.
Kardeşlerim, Kosova’da aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in inşa ettiği Fatih Camii’ni inşa ettik; biz buyuz be.
Sultan Murat Türbesini adeta bir gül bahçesi şeklinde yeniden inşa ettik.
Çanakkale Şehitliğimize biz sahip çıktık. Kore, Kıbrıs, Edirne Tabyası, Sarıkamış Şehitliklerimize sahip çıktık, Kurtuluş Savaşı şehitliklerimizi yeniden tanzim ettik.
Bitmedi, Hindistan dahil dünya üzerinde 21 Türk şehitliğini bulduk, onları elden geçiriyoruz.
Şu anda Myanmar’da oraya esir olarak götürülen ve orada şehit olan askerlerimiz için muhteşem bir şehitlik inşa ediyoruz.
İşte biz buyuz, bizim gündemimizde bunlar var. Ey CHP, senin gündeminde ne var? MHP, senin gündeminde ne var dedikodudan, iftiradan başka? Bunların dikili ağacı bile yok ya.
Bizim gündemimizde büyük Türkiye hayali, büyük Türkiye idealleri var. Biz kaset siyaseti yapmıyoruz, biz hizmet siyaseti yapıyoruz. Kardeşlerim, biz bu millete efendi olmaya değil, biz bu millete hizmetkar olmaya geldik.
İşte göreve geldik, 26 tane havaalanı, havalimanı vardı, şimdi 52 tane havaalanı var.
Kardeşlerim, işte bunların Pensilvanya’daki Hocası, onların medyası, iş adamları bu hizmetleri yaptığımız için, Türkiye’nin gücünü, itibarını buralara yükselttiğimiz için bizden rahatsızlar, bunun için bize hücum ediyorlar.
Bunların dershanelerini kapattık diye, öyle dediler, biz reforme ediyoruz, kanun çıktı. Reforme ediyoruz diyorum, bu bir değişimdir, çünkü milletimizi adeta sülük gibi emdiler. Sülük bunlardan faziletlidir, çünkü sülük zararlı kanı emer, bunlar faydalı kanı emdiler.
Kardeşlerim, bunlar büyük Türkiye’den rahatsızlar, bunlar Mavi Marmara’dan rahatsızlar, bunlar Filistin davasından rahatsızlar, Mısır’dan, Suriye’den, mazlumlara sahip çıkmamızdan rahatsızlar. İşte onun için 30 Mart yeniden bir istiklal mücadelesidir, 30 Mart büyük Türkiye idealinin sandıktan güç alacağı tarihtir.
Niğde’deki CHP’li, MHP’li kardeşlerime sesleniyorum, Niğde’de Pensilvanya merkezli bu paralel yapının mensubu olan ihlaslı kardeşlerime sesleniyorum; lütfen bu ihaneti görün. Partilerimizin, mensubu olduğunuz yapıların neye hizmet ettiğini lütfen görün.
Ben şimdi sesleniyorum, diyorum ki, ey benim Niğdeli kardeşim, bunların dershanelerinde okuyan yavrularınız varsa alın. Yavrularınızı o dershanelerden almaya var mısınız? Var mısınız? Bu devletin okulları niye var? Bu devletin okulları inşallah bize yeter.
Hafa sonlarında anne-baba takviye kursu istiyorsa, biz devlet olarak hafta sonlarında Cumartesi-Pazar yavrularımıza takviye kursunu ücretsiz olarak biz vereceğiz, artık bu soyguna dur diyeceğiz.
Kardeşlerim, bunların kimlerle hareket ettiğini, kimlerin değirmenine su taşıdığını, kimlerin ekmeğine yağ sürdüklerini lütfen görün.
Sevgili kardeşlerim, Niğde kahramanlar diyarıdır, Niğde şehitler diyarıdır. Ama bakın, 1 yıla aşkın zamandır Niğde’ye şehitler geliyor mu? Elhamdülillah. Temennim odur ki, bu iş inşallah tamamıyla bitmiş olsun.
Sizler Türkiye olarak Niğde’de istiklali için, hürriyeti için çok şehit verdi, Kurtuluş Savaşında Niğde çok şehit verdi, Kore’de, Kıbrıs’ta Niğde şehitler verdi. Ama inşallah bundan sonra bu gidişi olumlu istikamette geliştireceğiz.
Kardeşlerim, bütün bunlardan sonra özellikle hanım kardeşlerime sesleniyorum; biz her ne yaptıysak sizler için yaptık.
Kardeşlerim, şunu unutmayın: Bizler bu ülkede bir şeyi asla şöyle kenara koyalım, bir rehavete kapılalım istemeyiz. Onun için sizlere özellikle sesleniyorum, ne yaptıysak sizler için yaptık, evleriniz için, aileleriniz için, çocuklarınız için yaptık.
Evlatlarınız şehit oluyordu, onları yaşatmanın mücadelesini verdik.
Çocuklarınız gidecek okul bulamıyordu, onlara okul inşa ettik. Sıralarının üzerine kitap bulamazken ücretsiz kitapları yerleştirdik mi? Bütün yavrularımız artık kitaplarını okullar açılırken sıralarında buluyor mu? İşte buyurun. Şu anda bütün yavrularımıza okullarımızda sütlerini ikram ediyor muyuz? Bu bizim yavrularımıza olan, halkımıza olan sevgimizin bir ifadesidir.
Para bulamadığı için çocuklarını okula gönderemeyen, eğitim desteği alamayan ailelere eğitim desteği veriyoruz, kızlara daha fazla, erkeklere biraz daha az. Eşi vefat eden, zor durumda kalan hanım kardeşlerimize iki ayda bir 500 lira ödeme yapıyoruz. Engelli çocuğu olan anneye hem nakit, hem eğitim desteği veriyoruz. Yaşlı teyzelerimize, amcalarımıza, sağlıktan gıdaya kadar her desteği sağlıyoruz. Evinizde, ocağınızda tencere kaynasın diye, evin bacası tütsün diye, sofrada huzur olsun diye çırpınıyoruz. Hastanelerde insanca hizmet almanız için mücadele verdik, bunu devam ettiriyoruz. Sokakta, çarşıda, pazarda, devlet dairelerinde huzurla hizmet almanız için mücadele ediyoruz. Sizin mücadeleniz inşallah bizi daha güçlü kılacaktır.
Sevgili Niğdeliler, çok değerli kardeşlerim; bakınız artık ulaşımda çok önemli yatırımlar gerçekleştirdik Niğde’de. İstanbul’dan, Ankara’dan Şanlıurfa’ya kadar Niğde’den geçen yolu adeta otoyol standartlarına kavuşturduk. Pozantı’daki, Ulukışla’daki çileye son verdik. Hani mektubun gelmiyor yollar kış mıdır diyor ya Niğde türküsü, yollarda yaz-kış ayrımını kaldırdık. Modern, konforlu, güvenli yollar inşa ettik. Bütün yolları aştık. Dört şerit halinde inşa edilen Kemerhisar-Pozantı otoyolunu tamamladık. Sadece Niğde bağlantı yolunda 8 kilometrelik bir kısım kaldı, bunu da inşallah bu yılın 8. ayında tamamlamış olacağız.
Kapıkule’den Habur’a giden otoyolun eksik kalan etaplarını da inşallah bitireceğiz. Bu büyük otoyolun en önemli kısmı Niğde-Ankara kısmıdır. Bu büyük projenin Yüksek Planlama Kuruluna müracaatı yapıldı, inşallah bu projeyi hızla ele alacak, ihalelere geçeceğiz. Avrupa’yı Ortadoğu’ya bağlayan bu önemli otobanın tam ortasında da inşallah Niğde olacak. Orta Anadolu’da bir kasaba görüntüsündeki Niğde’yi 12 yılda gerçek bir şehir kimliğine kavuşturduk. Okullarımızda hastaneler, konutlar, yollarımızla, desteklerle, teşviklerle Niğde’nin çehresini değiştirdik ve değiştirmeye devam edeceğiz. Niğde 12 yılda tam değerli kardeşlerim, 6 katrilyon liralık yatırım yaptık, 6 katrilyon. Haberleşme ve ulaştırmada ne yaptık biliyor musunuz? 3 katrilyon lira. Eğitimde 255 trilyon lira, toplu konutta 359 trilyon lira, tarımda 316 trilyon lira, aile ve sosyal politikalarda 255 trilyon lira, sağlıkta 134 trilyon lira, gençlik ve sporda 217 trilyon lira.
Sabır ya, bir kutlu doğum 9 ay 10 günde olur, erken doğum sıkıntılı olabilir. İnşallah, o da olur.
Enerjide 255 trilyon lira, liste bu şekilde uzayıp gidiyor. Eğitimde Niğde’de az önce söyledim etkileşimli tahtalar yapılıyor, tablet bilgisayarlar geliyor. Ve şu ana kadar 1036 yeni derslik inşa ettik Niğde’de. 270 adet bilişim teknolojisi sınıfı kurduk ve bunlara aynen kararlılıkla devam edecek. Fatih Projesi devam edecek. Sağlıkta değerli kardeşlerim önemli bir adım attık; sağlık kampüsleri, aynen eğitim kampüsleriyle devam ediyor. Bakınız, burada önemli bir adımı sizlere söylüyorum, o da şudur: Kardeşlerim, yüksek öğretimde gerçekten burası farklı bir il oldu. Biz göreve geldiğimizde öğrenciler ne alıyordu biliyor musunuz burs olarak? 45 liracık. Şimdi biz beslenme yardımıyla beraber -şöyle üniversite gençliğini bir göreyim bakayım- ne veriyoruz Kredi Yurtlar’da olanlara? 500 lira veriyoruz, 500 lira. 1’e 11; biz buyuz. Üniversitemize toplam 171 trilyon yatırım ödeneği aktardık 4 fakülte, 6 meslek yüksekokulu, 3 yüksekokul, 3 de enstitü kazandırdık. Teknoparkın altyapı çalışmaları devam ediyor, inşallah en kısa zamanda bitecek.
Sağlıkta değerli kardeşlerim; Niğde’yi yeni hastanelerle, sağlık merkezleriyle, tıbbi cihazlarla, acil sağlık hizmetleriyle ihya ettik. 300 yatak kapasiteli bölge hastanesini Niğde’mize kazandırdık. Tamam, yaptık mı? Biz buyuz. Hastanelerimizde otel konforunda oda sistemine geçtik. Niğde’ye toplam 4488 toplu konut inşa ettik. Yeni toplu konut ve afet konutlarıyla ilgili çalışmalarımız da sürüyor.
Kardeşlerim, şimdi sizlere bir şey söyleyeceğim. Bölünmüş yol dedim ya, biz geldiğimizde Niğde’deki bölünmüş yol ne kadardı biliyor musunuz? Bunu bilmenizde fayda var. 62 kilometre. Biz bunu nereye çıkardık? 225 kilometreye çıkardık. Bakınız 79 senede neredeyiz, 62 kilometre, ama biz bunu nereye çıkardık. Şimdi Niğde-Kayseri-Adana demiryolunu sinyalli elektrikli hale getiriyoruz. Niğde’ye dört başı mamur bir lojistik merkezi yapma kararı aldık, çalışmalar devam ediyor. Niğde demiryolu için 138 trilyon harcama yaptık. Yapımı devam eden demiryolu projelerinin tutarı tam 680 trilyon. Sulamada Niğde’ye Cumhuriyet tarihinde görülmemiş derecede yatırım yaptık. Osmanlı’dan bugüne uzanan asırlık rüya Mavi Tüneli tamamlamak üzereyiz. Rüyalar gibi, Rabbimize şükürler olsun. Konya, Niğde, Karaman ve Aksaray illerini kapsayan KOP Projesini inşallah süratle hayata geçiriyoruz. Konya Ovasının entegre bölgesel planlama çerçevesinde ele alınmasını sağlayacak olan KOP, ülkemizin de inşallah yüz akı bir gurur abidesidir.
Kardeşlerim, bu arada göletler, santraller, toplam 18 proje yapacağız. Böylece Göksu havzasından Akdeniz’e boşa akan sular bu bölgeye aktarılacak. Sulama projelerinin de tamamlanmasıyla Niğde’de ürün çeşitliliği artacak, topraklarımızın bereketi artacak, çiftçimizin geliri artacak.
Ah benim Niğdeli kardeşim, Ziraat Bankası bu MHP’nin iktidar olduğu dönemde yüzde kaç faizle veriyordu krediyi biliyor musunuz? Yüzde 59. Biz yüzde 5. 59 nire, 5 nire… Esnaf, yüzde 46 faizle kredi alıyordu, şimdi yüzde 5. Kardeşlerim, biz böyle yürüdük.
Bakınız Niğde’de 14 adet gölet ve sulamasını inşa ederek suya hasret topraklarımızı inşallah suyla buluşturuyoruz.
Şimdi kardeşlerim, geliyorum Rabia’ya. 30 Mart farklı olacak. Biz yola çıkarken ne dedik biliyor musunuz?
Bir; tek millet dedik. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Abhaza’sıyla, Boşnak, Arnavut, aklınıza ne gelirse tek millet. Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz, ayrım yok.
İki; tek bayrak dedik. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanı. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesi. Yıldız, şehidimizin sembolü.
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır diyerek yola çıktık; onun için tek vatan diyoruz. Ne bayrağımıza eş bir bayrak, ne de vatanımıza ek bir vatan veya bölme asla olamaz. Bunu düşünenler boşuna düşünüyor, avucunu yalarlar, bunu böyle bilesiniz.
Ve değerli kardeşlerim, dördüncüsü tek devlet. Devletimizin içinde paralel devlet olamaz, paralel yapı olamaz, tek devlet. Birliğimizi, beraberliğimizi kimse bozamayacak, bunu böyle bilesiniz.
Kardeşlerim ve ben diyorum ki; şu 27 gün iyi çalışalım. Mısır’da 18 yaşındaki Esma kızımızın, o şehit Esma’mızın ruhunu inşallah sandıklarda şad edelim diyorum. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi? Esma kızımız şehit oldu, babası da hapse gitti; aynı anda, aynı anda. Said-i Nursi öyle diyor, kendisini işte o cezaevlerine atıp da zulmettikleri zaman o hiç çekinmedi, bu ülkeden kaçmadı, şunu söyledi: Zalimler için yaşasın cehennem dedi. Aynı şeyi söylüyorum; zalimler için yaşasın cehennem diyorum. Ve biz yolumuza inançla, aşkla devam edeceğiz.
Hazır mıyız? Durmak yok, yola devam diyor muyuz? Ve bu seçimde hedefimiz, büyük medeniyet yolunda insan, demokrasi ve şehir; biz bunu yapacağız.
Şarkımızı söylemeye var mıyız?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bize her şey Niğde’yi hatırlatıyor.
30 Mart hayırlı olsun, geleceğimiz aydınlık olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Bakın o kadar coşkunuz var ki, bu coşkunuz bana birçok şeyi unutturdu. Evet, ben Belediye Başkanımızı, Belediye Başkan adayımız Faruk kardeşimi sizlere emanet ediyorum.
Ve diyorum ki; inşallah Niğde’de Faruk kardeşimizle, ilçelerde, beldelerde gümbür gümbür AK Parti’yle yarınlara yürüyeceğiz.
Hazırız değil mi? Çok çalışacağız değil mi?
Ve şimdi hep birlikte gümbür gümbür olalım bakalım.