Basbakan Erdogan’in Sakarya Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Arifiye, Erenler, Ferizli; sizleri gönülden selamlıyorum. Ak güllerin ilçesi Geyve, Hendek, Karapürçek, Karasu, Kaynarca, Kocaali; sizleri kalpten selamlıyorum. Pamukova, Sapanca, Serdivan, Söğütlü, Taraklı; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Buradan, bu muhteşem meydandan, Sakarya’dan Bosna Hersek’teki kardeşlerimi selamlıyorum. Kosova’daki kardeşlerimi selamlıyorum. Arnavutluk’ta, Makedonya’da, Sırbistan, Karadağ, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya’daki kardeşlerimi selamlıyorum.
Sakarya’dan Sakarya’nın kardeşi Saraybosna’ya, Üsküp’e, İskece’ye, Gümülcine’ye, Kırcaali’ye, Prizren’e, Priştine’ye, Mostar’a, Pravni’ye, bütün Balkan şehirlerine selamlar gönderiyorum.
Hendek, sağ olun, var olun, anacığımı bana hatırlattığınız için ayrıca sizlere teşekkür ediyorum. Rabbim inşallah sevgili Peygamberimizin Liva’ül Hamd ismiyle müsemma sancağı altında hepimizi birlikte eş eylesin.
Kardeşlerim, Türk kardeşlerim, Kürt kardeşlerim, sizleri selamlıyorum. Abhazlar, Çerkezler, Gürcü’ler, Adigeler, Manavlar; sizleri selamlıyorum. Boşnaklar, Pomaklar, Tatarlar, Roman kardeşlerim; sizleri selamlıyorum.
Kardeşlerim, Sakarya bir Türkiye haritasıdır. Sakarya bu geniş coğrafyanın zenginlik haritasıdır.
Kardeşlerim, biz yola çıkarken ne dedik? Kardeşlerim, ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, ben Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum. Ben Abhaza’yı, Gürcü’yü, Çerkez’i Abhaza, Gürcü, Çerkez oldukları için sevmiyorum. Pomak’ını, Roman’ını, Tatar’ını ırklarından dolayı sevmiyorum. Beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum. Onun için ne diyoruz? Tek millet diyoruz. Bizde ayrımcılık yok. Yunus’un diliyle yaratılanı Yaradan’dan ötürü seviyoruz. Ne siyahın beyaza, ne beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece ve sadece Hakk’a yakınlık iledir.
Kardeşlerim, ikincisi ne dedik? Tek bayrak dedik. Tek bayrak, işte bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Kardeşlerim, hilal bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, şehitlerimizin simgesidir. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. İşte bu toprak var ya, bu toprak ah benim kardeşlerim 780 bin kilometrekareyle vatan toprağıdır. Burada kimse ameliyat yapamaz, kimse operasyon yapamaz. Bunun tamamı tek millet, Türk milletinindir, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarınındır hepsi. Ama saydım ya, bütün etnik unsurlarla beraber hepimizin.
Kardeşlerim, Sakarya bu coğrafyanın kardeşlik haritası olarak çok önemli. Seninle iftihar ediyoruz Sakarya.
Ve geliyorum dördüncüsüne, Rabia dedik ya, Rabia. Tek devlet, devlet içinde devlet olmaz. Paralel yapılanma olmaz. Kim bu yola başvuruyorsa bunun bedelini, hesabını ağır öder ağır. Ve ödeyecekler, ödeyecekler, şu anda bir geçiş dönemindeyiz. Seçim, 30 Mart. 30 Mart da bunun başlangıç adımıdır ona göre.
Kardeşlerim, 10 gün kaldı biliyorsunuz. Ablalar, kaç günümüz var? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Bildiklerimizi bilmeyenlere anlatmaya var mıyız? Abiler, 10 gün kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Öyle çalışacağız, öyle çalışacağız ki Sakarya’yı Türkiye’de 1 numara yapacağız. Öyle mi? Siz bizi hiç yalnız bırakmadınız. Yola çıktığımız günden bu yana bizi yalnız bırakmadınız. Ve bugün de şu alana baktığım zaman yine aynı şeyi görüyorum. Kardeşlerim, 14 yıl önce yola nasıl çıktıysak, Sakarya yine evvel Allah aynı coşkuyla, aynı heyecanıyla Başbakanına, iktidarına sahip çıkıyor.
Kardeşlerim, öncelikle bugün Niğde’den bir acı haber aldım az önce. Ulukışla İlçesinde Jandarma ve Polisimize alçakça bir terör eylemi yapıldı. 2 askerimiz ve 1 polisimiz şehit oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına başsağlığı mesajlarımı iletiyorum. 3 saldırgan da 2’si sağ olarak yakalandı, 1’i de Emniyet birimlerimiz yoğun bir şekilde arıyor, saldırganların ağır durumda olduklarını az önce söylediler. Ve bu olayı tabii sizlere burada anlatmak benim için ağır ama, ya Başbakanın böyle bir şeyden haberi yok mu denmemesi için bunu her an, her zaman yüreğimizin nerede çarptığını bilmeniz açısından hatırlatmak istedim. Tekrar milletimizin başı sağ olsun.
Kardeşlerim, Sakarya bugün şu meydandaki haliyle inanın yeniden bir tarih yazıyor. Sakarya bugün bu coşkuyla demokrasiye sahip çıkıyor, milli iradeye sahip çıkıyor, sandığa sahip çıkıyor. Sakarya bugün davasına, hareketine, Partisine sahip çıkıyor. Ben bu meydanda çok farklı bir hassasiyeti görüyorum. Bu meydanda milletin itirazını, milletin haykırışını, milletimin adeta şahlanışını görüyorum. Millet çirkin siyasete itiraz ediyor. Millet kaset siyasetine, iftira siyasetine, montaj siyasetine itiraz ediyor. Millet diniyle alay edenlere, dini değerlerini ayaklar altına alanlara, devlet içinde yapılanma, din içinde paralel din kurmaya çalışanlara buradan itiraz ediyor. Tek ceketim var deyip o ceketin içine dünyayı sığdıranlara milletim itiraz ediyor. Pensilvanya’da inzivaya çekildim deyip oradaki malikanesinden Türkiye’yi karıştıranlara, Türkiye’de fitne çıkarmaya çalışanlara milletim itiraz ediyor. Ne diyor? Pensilvanya’da inzivaya çekildim. Ya neden kendi ülkende inzivaya çekilmedin? Sakarya’da inzivaya çekilemez miydin, Bursa’da çekilemez miydin, Mekke’de, Medine’de inzivaya çekilemez miydin, niye oralar değil de Pensilvanya, bu nasıl bir inziva Allah aşkına. İnzivadayım diyor holding yönetiyor, şirket yönetiyor, milyarlarca doları yönetiyor. İnzivadayım diyor, Türkiye’de insanların telefon konuşmalarını dinliyor, hatta yatak odalarını izliyor. İnzivadayım diyor spordan darbelere, MİT raporlarından Susurluk’a, hukuktan siyasete, atamalardan görev almalara kadar her meseleye müdahale ediyor.
Kardeşlerim, Allah rahmet eylesin, Sakarya’da Mehmet Selahattin Şimşek adında bir gönül insanı yetişti. Tanıyanlarınız vardır, büyüklerimiz için söylüyorum. Ömrünü ilme adamıştı, ömrünü talebe yetiştirmeye adamıştı. Hiçbir karşılık beklemeden tamamen Hakk için, halk için çalıştı, geride şerefli bir isim bırakarak Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mekanı inşallah cennet olsun. Kardeşlerim, ne diyordu Selahattin Şimşek biliyor musunuz, burası çok manidar, hanım kardeşlerim, beyefendi kardeşlerim dediği şuydu: Hakikatler yapraklarını hiçbir sonbaharın dökemediği asırlık ağaçlardır. Ölçüleri yanlış olanların bütün ölçümleri de yanlış olur diyordu. İşte bu Pensilvanya’daki zat bu topraklar üzerinde yetişmiş asırlık hakikat çınarlarının yapraklarını dökebileceğini zannetti. İşte bu Pensilvanya’daki zat yanlış ölçülerden yola çıkarak yanlış ölçümler yaptı, yanlış hesaplar yaptı. Bitmedi. Bediüzzaman Said-i Nursi’yi sevdiğini anlatıyor değil mi? Ne diyor Bediüzzaman? Bediüzzaman Hazretleri şunu söylüyor, bakın burası çok önemli: Baki hakikatler fani şahsiyetler üzerine bina edilemez. İşte bu Pensilvanya’daki zat kendi fani şahsiyeti üzerine, kendi hırsları, arzuları üzerine güya baki hakikatler inşa etmeye çalıştı. Kardeşlerim, yok böyle bir şey, bizim dinimizde böyle bir şey yok, bizim itikadımızda böyle bir şey yok. Biz yola çıkarken kula kulluğa hayır dedik. Sadece Allah’a kulluğa evet dedik. Onun için ne dedik? Dik duracağız dikleşmeyeceğiz. Ne dedik? Sadece rükuda eğileceğiz, ama başka hiçbir yerde hayır dedik.
Efendim, Pensilvanya’daki söylediyse bir hikmet vardır, bir keramet vardır; hadi oradan canım, Allah’ın hükmünün üstünde hiçbir hüküm yoktur, nereden çıkarıyorsun bunu, ne demek o, yani o yanlış yapmıyor mu? Onun yanlışları yok mu? Onun her söylediği doğru mu? Geç bu işleri geç. Tabii canım kerameti kendinden menkul bunlar. Ama biz bu yola 81 vilayette 77 milyonla hep birlikte çıktık. Dünyanın bütün mazlumlarıyla yol arkadaşı olduk. Mağdurun, garibin, gurebanın elinden tuttuk, yol arkadaşımız yaptık, yolda kalmışları kaldırdık, onları yol arkadaşımız yaptık, bu yolda her zaman milletle yürüdük. Bu yolda temiz bir kalple, samimi niyetlerle yürüdük. Ama dikkat edin Pensilvanya kimlerle arkadaşlık yapıyor, çok dikkat edin. Pensilvanya tarihi dine ve dindarlara zulümle geçmiş CHP ile yol arkadaşlığı yapıyor. Pensilvanya, Said-i Nursi’nin dirisine de, ölüsüne de zulmetmiş CHP ile yol arkadaşlığı yapıyor. Pensilvanya camileri ahıra, depoya çeviren, Kur’an-ı yasaklayan, kitapları yasaklayan, başörtüsüne zulmeden CHP ile yol arkadaşlığı yapıyor. Pensilvanya MHP ile yol arkadaşlığı yapıyor. Pensilvanya Gezicilerle, marjinal sol örgütlerle yol arkadaşlığı yapıyor. Dünyada Türkiye düşmanı kim varsa, hangi uluslararası medya örgüt varsa, Pensilvanya onlarla yol arkadaşlığı yapıyor. Manşetlerinden kan damlayan medya ile rant peşinde koşan işverenlerle yol arkadaşlığı yapıyor. Niye biliyor musunuz? Yeter ki AK Parti’yi düşürelim. Yeter ki AK Parti’yi indirelim. Ama başaramayacaklar. Niye? İşte tablo burada, cevap burada. Halep oradaysa arşın Sakarya’da.
Kardeşlerim, milletin iktidarın yıpratmak için, Türkiye’de demokrasiyi bir kez daha tahrip etmek için, Türkiye’nin kutlu yürüyüşünü durdurmak için önce gezi olaylarıyla karşımıza çıktılar. Değerli kardeşlerim, arkasından 17 Aralık darbe girişimiyle çok açık bir saldırı başlattılar. Bir kez daha altını çiziyorum; Gezi olaylarını başarabildiler mi? Başaramadılar. Ama iyot gibi açığa çıktılar. 25 Aralık’ta aynı şeyi denediler. Ne oldu? Başarabildiler mi? 17 Aralık’ta da bu millet onlara tokadı attı, 25 Aralık’ta da tokadı attı. Şimdi geliyoruz 30 Mart’a. 30 Mart’ın sandıktaki tokadı hiçbir şeye benzemez. Onun için ben sizden 10 gün çok çalışmanızı istiyorum. Bu millet için, bu halk için, hak için çalışmanızı istiyorum. Türkiye’nin büyümesinden, güçlenmesinden, Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç haline gelmesinden rahatsız olanlara 30 Mart bir cevap gönüdür. Kurulan tuzakların bilmiyorlar istediğin kadar tuzak kur, halkın bir tuzağı var, Hakk’ın bir tuzağı var, bunlar bunu görmediler.
Kardeşlerim, artık AK Parti milletiyle bu yolda gümbür gümbür geliyor. Kim ne yaparsa yapsın. Bak şurada seçim dönemindeyiz değil mi? Seçim ortamında tuttular 4 tane bakan arkadaşla ilgili illa işte hemen Meclis’in toplanması lazım, bu fezlekenin görüşülmesi lazım. Ya ne oldu, şurada 10 gün var, seçimi yapalım, seçimden sonra da bu görüşülebilir. 55 imza toplandı, şimdi de Meclis Başkanlığına Partimiz bunu verdi. Dikkat edin, 17 Aralık’tan bugün 3 ay geçmiş, ne CHP, ne MHP Meclis araştırma önergesi vermemişti, ama biz verdik. Biz rahatız. Bizim bu noktada sıkıntımız yok.
Sakaryalı gençler, İlahiyatçı gençler; bu kefenle beraber yürüyeceğiz, bu kefenle beraber yürüyeceğiz. Zaten kefenini giyenler bu işi başarır. Korkaklarla bu iş olmaz, yürekli olanlarla bu iş olur, bunu böyle başaracağız.
Kardeşlerim, ne oldu? Dün Meclis toplantı yeter sayısında varlar, ama iş oylamaya gelince hepsi kaçıp gittiler. Ne oldu ya? Yine aldınız mı dersinizi, tokadı yediniz mi? Şimdi araştırma komisyonu, zaten arkadaşlarımızın dördü de haklarında böyle bir komisyonun kurulmasını istediler, aklanmak istiyoruz dediler. Biz diyoruz ki hiçbir soru cevapsız kalmasın, hiçbir şey gizli kalmasın, üzeri örtülmesin. Ama iftiralarla, montajlarla, milli irade hırsızlığı da yapılmasın; istediğimiz bu. Kardeşlerim, bu Pensilvanya’nın piyonlarını kullanarak Türkiye’ ye, devletimize, milletimize, ulusal güvenliğimize karşı bir saldırı var. Bakınız bir Başbakanı dinleyemezsiniz, Cumhurbaşkanını dinleyemezsiniz, bakanları dinleyemezsiniz, ama bunlar dinlediler, dinlediler. Dün akşam biliyorsunuz TRT ortak yayınında bunları açıkladım ve bunlarda ahlak diye bir şey yok, bunlarda seviye diye bir şey yok, bunlar insanlıktan nasibini almamış. Soruyorum; bunu dini noktada otorite olanlarla da hep konuştum, biraz da biliriz. Bir Müslüman, bir diğer Müslüman’ı veya insanı özel mahremine girip dinleyemez, gözetleyemez. Ya bunlar bunu yaptı. Neymiş, Hoca Efendi. Hoca Efendi diyor ki; gece yarısı bir alüfteyi siyasetçiye kalktılar muhatap edeceklerdi, hemen diyor aradım ve o alüfteyle biraraya gelmesini engelledim diyor. Ya sen bir hoca efendi misin, istihbarat şefi misin, nesin sen ya, nesin sen? Ve diyor ki; elimde daha benim buna benzer çok şeyler var. Bunlar bir şantaj şebekesi, şu hale bak, şu hale bak. Yani 10 yıl, 15 yıl önce benim de bir saygım yok değil vardı, ama artık ben bu saygılarımı falan kaybettim, çünkü ben böyle bir insana saygı duyamam. Saygı duyarsam bir; önce kendime saygısızlık yapmış olurum ve tüm insanlara saygısızlık yapmış olurum. Böyle bir şey olamaz, nedir o? Gece beddua seansları yapıyorlar, Allah ıslah etsin ya. Gece beddua seansları. Öğrenci yavrularımızı kaldırıyorlar, Başbakana beddua ediyorlar. Bu beddualar tutmaz, bu beddualar bumerang gibi döner onları vurur. Bize işte buradaki ablaların duaları yeter, abilerimizin duaları yeter, bize dünyadaki Müslümanların duaları yeter, ülkemdeki vatandaşlarımın duaları yeter. Myanmar’daki yavruların duası yeter, Suriye’de mağdurların mazlumların duası yeter, Filistin’deki kardeşlerimizin duaları yeter, Gazze’dekilerin duaları yeter, Mısır’dakilerin duaları yeter, Libya’dakilerin duaları yeter, Tunus’takilerin duaları yeter. Sizin beddualarınız tutmaz. Ama bunlar Mavi Marmara vurulduğu zaman gülenlerdendi bunlar. Ey Fethullah Gülen, o 9 tane şehidimizle ilgili ağladın mı? Tam aksine onların vurulmasını haklı çıkaracak açıklamalarda bulundular. Suriye’dekiyle ilgili mazlumların, mağdurların lehine bir açıklama duydunuz mu? Yandaş gazeteleri dahil hepsi aleyhte, hepsi. Filistin’deki, Gazze’deki kardeşlerimizle ilgili hepsi aleyhte. Ah benim kardeşlerim, lütfen buraya gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; samimi, dürüst olan kardeşlerimiz de var, maalesef oraya inanmışlar. Diyorum ki; başınızı iki elinizin arasına alın bir düşünün. Yahu bu adam acaba Suriye’deki 160 bin mazlum kardeşimiz şehit edildi, öldürüldü, ya bunlar için niye ağlamıyor? Filistin’deki bunca kardeşlerimiz öldürülüyor, bunlar için niye ağlamıyor? Mısır’da Sisi’nin tanklarıyla, toplarıyla öldürülen kardeşlerimiz o Esma yavrumuz için niçin ağlamıyor? Ah kardeşlerim, Myanmar için niye ağlamıyor? Dün gece TRT’deki yayından sonra ülkemizde İstanbul’da okuyan gençler yurt dışından onlar yanımıza geldi, Myanmarlı bir genç sarıldı hüngür hüngür ağlamaya başladı, burada okuyor. Dışişleri Bakanım, eşim, onlar Myanmar’a gitmişlerdi, yardım götürmüşlerdi. Ya bizi bırakma diyorlar. Ama bunların kılı kıpırdamıyor. Sen o topladığın zekatları ne yaptın ha, sen o topladığın kurbanları ne yaptın ha? O milyarlarca dolarları ne yaptın ya? Bunların hesabını soracağız, bunu bırakmayacağız. İnlerine gireceğiz, inlerine. Durmak yok, yapacağız.
8 Haziran 2011, CHP Denizli Merkez İlçe Başkanlığı Pensilvanya’daki zatı karabulut içinde gösteren afiş asıyor. Aynı anda CHP Genel Merkezinde bir karikatür sergisi açılıyor. CHP’nin Genel Müdürü bu sergiyi açıyor. Pensilvanya’daki zata bu sergide çok ağır hakaretler yapıyor. Kim? Kılıçdaroğlu.
9 Ocak 2009, CHP’nin Genel Müdürü açıklama yapmış; F tipi örgütlenmeden bahsediyor.
18 Eylül 2008, bir CHP Milletvekili Meclis’e soru soruyor ve Pensilvanya’daki zat hakkında çok ağır ifadeler kullanıyor.
15 Şubat 2007 dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP milletvekilleri Meclis araştırması açılmasını istiyorlar. Önergede diyorlar ki; Emniyet Teşkilatında hukuk dışı gizli bir kadrolaşma var. Burada şimdi CHP’nin Genel Müdürüne söylüyorum, onun da imzası vardı.
Tarih 9 Mart 2005, CHP paralel örgüt hakkında Meclis araştırması istiyor. Dilekçede paralel örgütten yasa dışı örgüt diye bahsediliyor, militan yetiştiriyor diye bahsediliyor. CHP’nin Genel Müdürü olan bu zat o dilekçeye de imza atıyor.
Evet, işte bu CHP…
Şimdi ben bu düşünceye tabii bir yere kadar evet diyorum ama, bir yanlışınız var, nedir o? Bir defa o bana muhatap olacak kiloda değil. Onu koyun bir kenara, o bize daha muhatap olamaz, onu koyun bir kenara. Ondan bir şey olmaz. Bunun eline üç tane koyun verin, kaybeder gelir. SSK’yı batıran bu, mahveden bu. SSK hastanelerinde çektiğimiz çileleri biliyorsunuz. Eczanesine inerdik hastanelerin, ilaçları alamazdık ya, ilaçları alamazdık. Bu gidiyordu aslında, Rahşan Affıyla kurtardı. Ve Sakarya’ya hangi yüzle geldi ben anlamıyorum.
Kardeşlerim ve yasa dışı dediği örgütle bugün birlikte hareket ediyor.
Kardeşlerim, MHP de aynı şekilde. 2011 yılındaki kongrede MHP Genel Başkanı Bahçeli, okyanus ötesinin şerefsizlikleri diyerek bu paralel örgüte ağır ithamlarda bulundu, şimdi beraberler, hale bak. Ama ayın MHP de şu anda bu Pensilvanya’nın ceketinin altına girmiş durumda. Oyun tabii büyük, tuzak büyük, milletin iktidarına karşı, milletin iradesine karşı saldırı çok büyük.
Sakarya’ya geldi, burada mı yaptı mitingi? Ama diyor ki yani şu Sakarya’da şu belediye, AK Partili Belediye ya buraya bir tane otopark yapmamış. Bir tane otopark yapmamış diyor. Fakat bu CHP’nin Belediye Başkanına da yazıklar olsun, ya demek ki onlar da söylemedi, yani kulağına fısılda be. Şuranın altı otopark ya otopark. Mitingi yaptığı yerin ne olduğundan haberi yok. Ama normaldir normaldir. İstanbul’da geçen seçimlerde Büyükşehir Belediye başkan adayı oldu, ikametini Kağıthane ilçesine getirdi. Tabii soruyorlar, hangi ilçede oturuyorsunuz? Verdiği cevap şu: Kağıttepe’de oturuyorum diyor, oturduğu yerden haberi yok. Onu geç, oyunu bile kullanamıyor. Yani oyunu bile kullanamadı. Az önce söyledim ya, üç koyun ver kaybedip gelirler.
Kardeşlerim, geldiğinden beri devamlı çark ediyor ve maalesef en önemli mesleği yalan. Çünkü bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, bunlarda iftira var, bunlarda fitne var, bunlarda fesat var ve milleti birbirine düşürüyorlar. Fetvayı nereden almışlar? Pensilvanya’dan. Çünkü Pensilvanya’da da aynı şekilde takiye var, yalan var, iftira var. Hatta göreve geldiği andan itibaren ne dediler? Çarkçı Kemal dediler. Ama Sakarya’nın Çark Caddesi alakası yok ha, onu karıştırmayalım, bu cadde çok farklı. Bununki yalan çarkı. Ve bu çark sadece yalan üretiyor. Ben artık bıktım bunun yalanlarını dinlemekten.
Kardeşlerim, 2011 seçimler öncesinde bir televizyon kanalına çıktı. Bak bu çok önemli. Ne dedi biliyor musunuz? Seçimlerde yüzde 40 oy alamazsam, başarısız olursak tek ben değil yönetim kadrosu olarak hadi bize eyvallah diyeceğiz dedi. Yüzde 40 oy alamazsak istifa edeceğiz diyor. Ne zaman söylüyor? 2011 seçimlerinin öncesinde. Ne kadar oy aldı? Yüzde 26. İstifa etti mi? Bugüne kadar doğru söylediği tek şey var, yalancıdan başbakan olmaz, o doğru, o doğru, niye? 4 yıldır Genel Başkan, 3 seçime girdi 3’ünde de nal topluyor. Ve yalan mı yalan, her şey. Değerli kardeşlerim, işte üç seçime girdin seçilemedin, Başbakan olamadın, bu ne demektir? Bu millet sen yalancı olduğun için seni başbakan yapmaz.
Şurada ben milletime teşekkür ediyorum. Mart 15’te Başbakanlığımda 11 yılı aralıksız doldurdum. 11 yıl. Sizler görevlendirdiniz, ben de bu görevi yapıyorum. Demek ki milletim doğrunun, dürüstün kim olduğunu iyi biliyor. Ve bunlara da gereken dersi veriyor. Kardeşlerim, üç genel seçime girdik, iki yerel seçime girdik, şimdi üçüncüsünü yapıyoruz, iki de referandum yaptık, hepsinde de elhamdülillah zaferle çıkan AK Parti oldu; öyle mi? Oylarını artırarak.
Şimdi önceki gün bu CHP Genel Müdürü Akşehir’e gitmiş, Nasrettin Hoca’nın şehrine, sürekli kendisinin Akşehirli olduğunu söylüyor ya, nedense Dersimliyim demekten sürekli kaçıyor. Çünkü orada katliam yaptılar. Sadece Dersim’e gittiğinde Dersimli olduğunu hatırlıyor, onun dışında sürekli Akşehirliyim diyor. Akşehirlilerin kendisini çok iyi karşıladığını, ne diyor biliyor musun? Akşehir’i il yapacağım diyor. Hızın alamıyor, mazotu 1,5 lira yapacağım diyor. Hızını alamıyor, her aileye maaş bağlayacağım diyor. Sakarya’dan bir ara böyle bir politikacı çıkmıştı, hatırlıyorsunuz değil mi? O da ne diyordu? Mazotu 1 liraya düşürecekti, her eve maaş bağlayacaktı. Çaldı çırptı, bu ülkeyi soydu ve ondan sonra kaçıp gitti. Neredesin şimdi? Paris’te. Ah ah Sakaryalı kardeşlerim, Mersin’e gitti, Mersin’de ne diyor biliyor musunuz? Diyor ki, AK Partili belediyeleri alacağız ve bunların içerisinde Mersin çok önemli diyor, Mersin’i de alacağız, halbuki Mersin CHP’li belediye, Mersin’in CHP’li olduğunu bile bilmiyor. Ne diyor bir de? Mersin, Güneydoğu’nun incisidir diyor. Güneydoğu’da böyle güzel sahil başka yerde yok diyor. İnsaf ya, Güneydoğu’nun sahille bağlantısı nerede ya, Mersin’le ne alakası var ya? Sakarya’da ne dediğini siz zaten biliyorsunuz, işte otopark meselesi ortada. Kardeşlerim, bunlardan bir şey olmaz.
MHP’sinden bir şey olmaz. Ya biz iktidarı MHP’den almadık mı? MHP’den aldığımız zaman 79 senede milli gelir neydi? 230 milyar dolar. Şimdi, 11 senede biz bunun üzerine 590 milyar dolar ilave ettik 820 milyar dolar. Ey Bahçeli, söyleyecek yalanın var mı söyle, hayır de. Bankaları batırdınız, iflas ettirdiniz ve 42 milyar dolar bankalardan fatura kestiniz bize. Onu da biz hallettik.
Kardeşlerim, bakınız 79 senede Türkiye’de yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 6100 kilometre, bunu iyi bileceksiniz tamam? Biz 12 senede ne yaptık? 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık; farkımız bu ya, farkımız bu.
IMF’e bunlar bağırırlar çağırırlar değil mi? IMF’e MHP’nin, CHP’nin yavrusuyla beraber borcu neydi? 23,5 milyar dolar, bize böyle devrettiler. Bu borçları kim ödedi? Biz ödedik ya, biz ödedik. 14 Mayıs’ta sıfırladık. Şimdi IMF bizden borç istiyor. Biz IMF’e 5 milyar dolar borç verebiliriz dedik. Veren el, alan elden üstündür.
Bitmedi Sakarya, Merkez Bankası milli bankamız değil mi? Hani bunlar milliyetçiydi, sevsinler sizin gibi milliyetçiyi ya. Kardeşlerim, bunlar kafatası milliyetçisi, kafatası, hani kafaları ölçüyorlardı ya, Türk kafası, şu kafası, bu kafası diye, bunlar onlardan. Bu millete ne hizmet yaptınız ya? Kardeşlerim, Merkez Bankasının döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi ne oldu? 128 milyar dolar. Soruyorum; milleti sevmek, vatanı sevmek 27,5 milyar dolarda kalmak mı, yoksa 128 milyar dolara çıkmak mı? Onun için güçlüyüz.
Sakarya inşallah yeni Türkiye’nin istiklal mücadelesinde destan yazacak. Sakarya bugün 30 Mart’ın rengini belli ediyor. Kardeşlerim, sandığın rengi belli. İftiralara kulak asmayacağız. Dağıtılan o broşürlerdeki, o gazetelerdeki yalanlara asla kulak asmayacağız. Kapılara gelen CHP, MHP’ye oy isteyen zavallılara gereken cevabı vereceğiz. MHP’ye sadece şu rakamları verin yeter. MHP’ye gönül veren kardeşlerime de söylüyorum; yahu bakın beraber başörtülü kızlarımızla ilgili bir yasal düzenleme yaptık, başörtülülerin devlet dairesinde çalışmasına karşı çıktılar. Kardeşlerim, bakınız 411, o zaman ne yazdı bu medya, şimdi Pensilvanya’nın yanında olan medya ne yazdı? Kaosa kalkan 411 el diye yazdılar, öyle mi, hatırlıyorsunuz değil mi o günleri? Kardeşlerim, biz ne dedik? Sabır dedik. Men sabera zafera. Sabreden zafere erdi. İmam hatiplerin orta kısmını kapatmışlar mıydı? Kapatmışlardı. Şimdi açıldı mı? Katsayı vardı biliyorsunuz, üniversiteler için engel miydi? Kalktı mı? İstediği üniversiteye artık yavrularımız gidebiliyor mu? Kardeşlerim, istediği devlet dairesinde çalışma şansı var mı? Geçen gün Kılıçdaroğlu bir yalan daha söylüyor; başörtüsü sorununu ben çözdüm diyor. Diyorum ya, çarkçı Kemal, sürekli yapar böyle şeyleri. Kardeşlerim, bununla da kalmadı bu iş. Artık bu ülkede başörtüsüyle ilgili sorun kalktı da benim başı açık kardeşimle başı örtülü kardeşimin arasında şimdi düşmanlık mı var? Normalleşme bu ya, normalleşti. Şimdi her şey yoluna girdi, mesele bu. Bunlar çok zulmettiler ya, çok zulmettiler bizim bu kızlarımıza. 15 yıl okullara gidemediler. Ben babayım, benim iki kızım da başörtüsü engeline takılarak Türkiye’de okuyamadı, onun için yurt dışına gönderdim. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya dediler. Düşünün, Amerika’da başörtülü okuyabiliyor, halkının yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de okuyamıyor. Şimdi okuyor mu? Elhamdülillah. Katsayı dediler, engellediler ve burada okuyamadı benim çocuklarım, oğullarım da okuyamadı, onlar da yurt dışına gittiler. Hamd olsun yurt dışında hepsi de Amerika’nın, İngiltere’nin önemli olan okullarında masterını yaptılar, lisansını yaptılar, doktorasını yaptılar geldiler. Ah kardeşlerim ah, unutmayın, kızlarımız, evlatlarımız unutmayın. Said-i Nursi ne diyor; Zalimler için yaşasın Cehennem diyor, bu. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Çıkacak çıkacak.
Kardeşlerim, 30 Mart’ta iki şey oylanacak. Ya eski Türkiye, ya yeni Türkiye. Ne diyoruz? Ne diyoruz? Onun için çok çalışacağız.
Kardeşlerim, Sakarya bir sanayi şehri, aynı zamanda bir demiryolu şehri. Demiryollarında birinci mevki standardında artık ürünler üreten bir şehir. Hamd olsun kapattılar biz açtık, şimdi Ankara-İstanbul yüksek hızlı tren projesi Ankara’nın olduğu kadar, Eskişehir’in olduğu kadar, Bilecik’in, İzmit’in, İstanbul’un olduğu kadar Sakarya’nın da projesidir. Artık İstanbul-Ankara yüksek hızlı treni nereden geçiyor? Şu anda tez sürüşleri devam ediyor, yapımını tamamladık. Testleri, sertifikasyon çalışmaları devam ediyor.
Evet, Kılıçdaroğlu bayrağı bizden çok seviyormuş. Ah Kılıçdaroğlu ah. Hakkari’de Türk bayrağı neredeydi? Hakkari’de Türk bayrağını gösteremiyorsun, İzmir’e gelince gösteriyorsun öyle mi, İstanbul’a gelince gösteriyorsun öyle mi? Hakkari’de niye gösteremedin? Hakkari’de doğru dürüst bir teşkilatın bile yok be. Ama AK Parti’nin var, var, her şeye rağmen var. Bölücü terör örgütünün tehditlerine rağmen var.
Kardeşlerim, biz bayrak sevgisiyle, bayrak aşkıyla büyüdük. Ne diyor Arif Nihat Asya. Ben yavrularıma daha ilkokuldayken bunları anlattım. Ve ilkokulda şiir okuma yarışmasında Arif Nihat Asya’nın şiiriyle girin oğlum dedim, kızım dedim bunlarla girin. Ne diyordu orada, hazır mısınız gençler? Hepsini değil ama, şöyle bir kıtasını filan okuyalım. Hazır mıyız? Kulağı sağır olanların duyması için çok önemli bu.
“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.
Işık ışık dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.”
Çarkçı Kemal, öğren öğren.
Kardeşlerim, biz böyle büyüdük, böyle yetiştik, böyle yetiştirdik.
Kardeşim, karayolları meselesinde attığımız adımlar belli, demiryollarında attığımız adımlar belli. Ama Sakarya’mız milli demiryolu endüstrisi meşalesini yaktı, burada yaktı. Modern vagonlarımızı artık Sakarya’da üretiyoruz. Bugün Türkiye’nin yolcu vagonu ihtiyacını Sakarya karşılıyor. Yerli ilk dizel tren seti Anadolu Sakarya’da üretildi ve milletimizin hizmetine verildi. Dedik ki bu yetmez, şimdi yatırımsa yatırım, destekse destek, tasarımsa tasarım, proje yapımı, her şeyi bizim olan milli elektrikli tren ve milli dizel tren setlerini burada üreteceksiniz. İstanbul Teknik Üniversitesiyle Demiryolları çalışmalarını burada yürütüyorlar. Milli tren setlerini inşallah Sakarya’da üretecek, iç piyasada kullanmakla kalmayacak, aynı zamanda dünyaya ihraç edeceğiz.
Sakarya’da bir eğitim kampüsü kuruyoruz Arifiye’de. İnşallah bu eğitim kampüsümüzün içerisinde spor salonları, yüzme havuzu, kütüphaneler, konferans salonları, bilim merkezi, kreş ve ana okullarıyla inşallah Sakarya’mız dev bir eğitim kampüsüne kavuşmuş olacak.
Sakarya’ya 25 bin seyirci kapasiteli bir stadyum yapıyoruz. Ve tabii Sakarya’nın da süratle tekrar Birinci Lige çıkmasını istiyoruz.
Eğitim kampüsünün projesi hazır. Karasu’ya bir liman, Karasu Limanı inşallah.
Maşallah, elleriniz dert görmesin. Reklamımızı beğendiniz mi? Nasıldı? Güzeldi değil mi? Bu millet bayrağına nasıl sahip çıkıyor gördünüz. Kalkmışlar onu yasaklıyorlar ya, neymiş yasağa girermiş. Ya yeter ki diğer partiler de aynı şekilde buna yönelik propaganda yapsın ya, propagandası yapılan bayrağımız olsun ya.
Kardeşlerim, Sakarya’ya şu 12 senede ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 9,5 katrilyon. Bu MHP Sakarya depreminde iktidarda mıydı? Düzce depreminde iktidarda mıydı? Kocaeli depreminde iktidarda mıydı? Kardeşlerim, niye kaçıp gitti. Şurada bütün depremle ilgili yapılan çalışmaları yarıda bırakıp kaçıp gittiler mi? Ya şimdi utanmadan sıkılmadan hala çıkıyor meydana yalan söylüyorlar ya. Bunların bıraktıklarını biz tamamladık, biz. Van’da deprem oldu 1 yılda tamamladık. Bingöl’de deprem oldu 1 yılda tamamladık, yeni bir Bingöl. Simav’da deprem oldu, 1 yılda Simav’ı yeni Simav olarak inşa ettik. Niye? İş bilenin, kılıç kuşananın. Bu MHP’ye de, bu CHP’ye de ben inanıyorum ki 30 Mart’ta Sakarya tam tersini sandıkta verecek.
Ulaştırmada, haberleşmede 3 katrilyon yatırım yaptık. Eğitimde üniversite dahil 718 trilyon. toplu konutta 630 trilyon, orman ve su işlerinde 608 trilyon, tarım ve hayvancılıkta 605 trilyon, gençlik ve sporda 580 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 418 trilyon. Eğitimde değerli kardeşlerim, buraya 2170 yeni derslik inşa ettik. Şimdi Fatih Projesi geliyor. Fatih Projesiyle 840 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik. 524 tablet bilgisayarı yavrularımıza dağıttık.
Kardeşlerim, Sakarya Üniversitesine biri Tıp Fakültesi olmak üzere dört fakülte, dört meslek yüksekokulu ve iki enstitü açtık. 2008 yılında üniversitemiz bünyesinde teknoloji geliştirme bölgesini kurduk.
Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber yurtlar yapılıyor. Şu ana kadar 2550 kapasiteli beş adet yükseköğrenim yurdu yapmak için hazırlıklarımız sürüyor ve süratle inşaatlarını yapacağız.
Kardeşlerim, biz gelmeden önce öğrencilerimize verilen burs 45 liraydı, biz ne veriyoruz? 300 lira, beslenme yardımıyla 500 lira. Buradayız, farkımız bu. Ve değerli kardeşlerim, bakınız sağlıkta 400 yataklı Adapazarı Mithatpaşa Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesini yaptık mı? 250 yataklı Yenikent Devlet Hastanesini yaptık mı? Rahatlıkla şimdi hastanelere gidiyorsunuz. İlacınızı istediğiniz eczaneden alıyorsunuz.
Korucuk’a, Akyazı’ya, Kaynarca’ya, Kocaali’ye, Taraklı’ya toplamda 435 yataklı devlet hastaneleri yaptık. Aynı şekilde Hendek’te, Karasu’da ve Sapanca’da toplamda 195 yataklı devlet hastanelerimizin inşaatı devam ediyor. En kısa sürede onları da tamamlayacağız. 40 yataklı Geyve devlet hastanesiyle ağız ve diş sağlığı merkezimizin de ihale süreci devam ediyor. Sakarya’da ayrıca 200 yataklı bir kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi yapmayı planladık, altyapı çalışmaları devam ediyor.
Toplu konutta 6078 konut inşa ettik. Sakarya, Akyazı, Sapanca adalet saraylarını tamamladık, Karasu adalet sarayının proje çalışmaları da devam ediyor.
Kardeşlerim, biz gelene kadar Sakarya’da yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 133 kilometre 79 senede. Biz 12 senede 190 kilometre yaptık Sakarya’ya. Ah kardeşlerim, şöyle Pamukova’dan gelirken yollarımız nasıl, tüneller nasıl? Dağları deldik dağları. Niçin? Şirin’e ulaşacağız, Şirin burada, Şirin burada. Biz Ferhat olduk, millet şirin. Dağları deldik. 79 senede 83 tane tünel yaptılar, biz 12 senede 123 tünel yaptık; farkımız bu.
Kardeşlerim, Ballıkaya Barajını yapıyoruz. Sakarya’nın içme suyu sorununu da Ballıkaya ile inşallah çözüyoruz.
Değerli kardeşlerim, Türkiye’de ilk defa fidan borsasını Sapanca ilçemizde kurduk; bu bir ilk, bunun adımını attık. Ve burada her türlü ağaç, fidan, her şey burada üretilecek, süs bitkisine varıncaya kadar burada üretilecek. Ve değerli kardeşlerim, bütün bunların yanında Sakaryalı çiftçilerimize verdiğimiz destekler, hepsi ortada. Ve hepsinden öte kardeşlerim, Sakarya’yı doğalgazıyla buluşturduk ve Sakarya’daki tüm kardeşlerim insanca yaşamanın erdemine ulaştı.
Şimdi artık 10 gün. Buradan dağılacağız, ama durmayacağız. Hep yanımızda oldunuz, biliyorum 30 Mart’ta da yanımızda olacaksınız. Ama istiyorum ki farklı olun. Çünkü Pensilvanya dersini alsın. İnsanları dinleyenler dersini alsın, gözetleyenler dersini alsın. CHP; MHP, bunlar da dersini alsın.
Kardeşlerim, biz gerek Serdivan’da, gerek Sakarya Büyükşehir’de gerçekten çok ciddi emekleri olan Zeki kardeşimize bu seçimde de inşallah yola devam ediyoruz. Biliyorum ki Toçoğlu’nu sizler seviyorsunuz. Ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeki Toçoğlu’yla birlikte inşallah Sakarya bu dönem çok daha farklı olacak buna inanıyorum. Çünkü, bu Büyükşehir Belediyesi Yasasına CHP karşı çıktı, MHP karşı çıktı. Dediler ki; ya Sakarya’nın merkezinden ta Karacasu nasıl yönetilecek ya, oranın kanalizasyonu nasıl yapılacak, içme suyu nasıl yapılacak. Ya bunların basmaz kafası bu işe, anlamazlar. Kardeşlerim, biz yolları İstanbul’da nasıl yaptıysak, Kocaeli’nde nasıl yaptıysak, burada da öyle yapacağız. Ve her ilçe daha güçlü hale geliyor. Bütün itfaiyesiyle, Sakarya Belediyesinin Kanalizasyon ve Su İdaresiyle en ücra köşeye kadar örgütleniyor ve böylece her köye Sakarya Büyükşehir Belediyesinin eli uzanacak. Yolunu yapacak, suyunu yapacak, kanalizasyonunu halledecek, her şeyi. Ama bunlar bunu görmemiş. İstanbul’da AK Parti Belediyesi’nin çalışmasından haberi yok, Kocaeli’nde AK Parti Belediyesinin yaptığı çalışmadan haberi yok, bunlar yolsuzlukların belediyesi. İSKİ yolsuzluğunu bilirsiniz. Kocaeli’nde ah ah, Kocaeli’ndeki baraj yolsuzluğunu bilirsiniz. Ama her şey şimdi pırıl pırıl, tertemiz, İstanbul’da, Kocaeli’nde, Sakarya’da.
Ve şimdi Sakarya…
Mehmedim, sevinin başlar yüksekte
Ölsek de sevinin, geri…
Bakın o kadar bizi bugün coşturdunuz ki en iyi bildiğimiz bu şiirde bile geri adım atıyoruz.
Kardeşlerim, inşallah bu teker tümsekte kalmayacak ve Sakarya 30 Mart’ta ayağa kalkacak, farklı ayağa kalkacak.
Ben bu duygular içerisinde Zeki Toçoğlu kardeşimi sizlere emanet ediyorum. Tüm ilçe belediye başkanlarımı sizlere emanet ediyorum.
Ve şimdi ilçe belediye başkanı arkadaşlarımızı da şöyle buraya alalım. Milletvekillerimiz, İl Başkanımız, Bakanımız nerede?
Şimdi burada sizlerle beraber evvel Allah ahitleşiyoruz. Sakarya Büyükşehiri ilçeleriyle beraber almaya var mıyız? Var mıyız? Durmak yok… Büyük medeniyet yolunda insan, demokrasi, şehir. Daima millet… Daima hizmet.