Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Samsun Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Samsun, İstiklal Savaşının şehri Samsun, istiklal güneşinin doğduğu şehir Samsun; seni bugün bir kez daha hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Alaçam, Asarcık, Atakum… Atakum, nerede? Atakum, çok çalışacağız, 5 gün, 5 gün. Atakumlu ablalar, çok çalışacağız. Ayvacık, Bafra nerede Bafra, Canik; sizleri yürekten selamlıyorum. Çarşamba, Havza, İlkadım, İlkadım nerede? Aman ha, çok çalışacağız. Gümbür gümbür. Kavak, Ladik, Ondokuzmayıs, Ondokuzmayıs nerede? Maşallah. Sizleri kalpten selamlıyorum. Salıpazarı, Tekkeköy, Terme, Vezirköprü, Yakakent; sizleri gönülden selamlıyorum.

Samsun, büyük alim Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin’in şehridir. Samsun büyük devlet adamı Fazıl Ahmet Paşa’nın şehridir. Samsun, Türkiye’nin adını dünyaya duyuran yiğit bir güreşçinin, Yaşar Doğu’nun kentidir. Bir de Samsun, Allah ömürler versin, değerli sanatçımız, dostumuz Orhan Gencebay’ın şehridir.

Samsun, Karadeniz’in lokomotifidir. Samsun, Türkiye’nin parlayan yıldızıdır. Ama Samsun, en çok da istiklal mücadelesini başlatan şehirdir. Samsun bugün 19 Mayıs 1919’un heyecanını yaşıyor ey Samsun. Bugün bir başkasın Samsun. Caddelerde bir başkasın, apartmanların balkonlarında bir başkasın. Havaalanından bu yana bir başkasın. Samsun sadece meydanda değil şu anda tüm ilçelerinde, mahallelerinde Samsun bugün bir başka. Samsun, bugün bir kez daha tarih yazıyor, öyle mi? Yazıyor mu? Yazıyor muyuz? Samsun, Karadeniz gibi kabarmış, taşmış, adeta kabına sığmıyor. Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim, Samsun’u, ülkemizi, milletimizi korusun. Kardeşliğimiz, muhabbetimiz, yol arkadaşlığımız inşallah daim olsun. 30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, demokrasimiz için, en çok da Samsun için hayırlara vesile olsun.

Kardeşlerim, 95 yıl önce 19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal Samsun’a çıktı. Burada istiklal mücadelesinin ilk adımını attık. Samsun’dan doğan güneş dalga dalga Anadolu’yu aydınlattı, Trakya’yı aydınlattı, büyük zafere giden yolu aydınlattı. Şunu burada özellikle vurgulamak istiyorum: Bir Mustafa Kemal’i anlayanlar vardır, bir de Mustafa Kemal’i istismar edenler. Onun üzerinden rant sağlamaya, oradan değerli kardeşlerim, oraya sığınmak suretiyle yaptıkları zulümleri gizlemeye çalışanlar vardır. Şimdi bu CHP… Ne oldu, Samsun’da CHP yok mu? Demek ki Samsun Mustafa Kemal’i anlamış bir şehirdir.

Bunlar işine geldiği zaman Mustafa Kemal diyorlar, Türk Lirasının üzerinden Mustafa Kemal’in resmini kaldıran İnönü. Devlet dairelerinden fotoğraflarını indirip Mustafa Kemal’in yerine İnönü’nün resmini koyanlar yine CHP. Posta pullarından kaldıran yine CHP. Ne oldu ya, niye böyle yaptınız diye sorduklarımızda da kıvırıyorlar. Bunlar dürüst değil. Aynen çark Kemal de zaten o terbiyeyle yetişti.

Kardeşlerim, Samsun istiklal mücadelesi ruhunu, Türkiye’nin özünü, Türkiye’nin kardeşliğini anlamış bir şehirdir. Samsun, sahtekarlarla, istismarcılarla, yüzünde maske olanlarla samimi olanları, ihlaslı olanları, gerçek milliyetçileri, gerçek vatanseverleri birbirinden ayıran şehirdir. İşte Samsun bugün sağduyunun sesine kulak veriyor.

Şuradan görebildiğim kadarıyla, acaba sizler de sesimizi duyuyor musunuz? Ellerinizi bir göreyim bakayım, duyuyor musunuz? Eller kalktığına göre duyuyorlar.

Kardeşlerim, Samsun bir kez daha ülkesine, devletine, milletine, bütün bunlara yönelik saldırıyı görüyor ve tepki veriyor. Samsun bugün yeniden istiklal mücadelesinin meşalesini yakıyor. Kardeşlerim, CHP ne diyor? Biz Türkiye Cumhuriyeti kadar eskiyiz diyor. Bizi Gazi Mustafa Kemal kurdu diyor, biz kurucu partiyiz diyor. Peki, CHP’nin en son geldiği nokta ne? Türkiye düşmanı Esad’ın yanındalar. Çetelerin, mafyanın, karanlık örgütlerin yanındalar, eli kanlı terör örgütlerinin yanındalar. Türkiye’ye saldıranların, Türkiye’nin ekonomisine saldıranların, Türkiye’nin kardeşliğine, birliğine, huzuruna saldıranların yanındalar. En son da hain bir örgütün, Haşhaşilerin, Pensilvanya’nın yanındalar.

Kardeşlerim, Gazi Mustafa Kemal kurdu diye övündükleri partiyi, CHP’yi aldılar Pensilvanya’nın idaresine teslim ettiler. Daha düne kadar Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyenler, şimdi artık Pensilvanya’nın askeri oldular. Bazı CHP’liler araçlarının üzerine Atam izindeyiz yazıyorlar ya, o CHP’lilere sesleniyorum; artık onu çıkarın, hocam izindeyiz yazısını koyun. Uygundur değil mi? MHP yönetimi de şantaja boyun eğdi, tehditlere boyun eğdi, kasetlere, montajlara boyun eğdi, teslim oldu o da gitti iradesini Pensilvanya’ya teslim etti. CHP’nin Genel Müdürü, MHP’nin Genel Başkanı partilerini aldılar maalesef bu seviyelere indirdiler.

Şimdi bu CHP Genel Müdürü, bizim zaman zaman insanız, kuluz ya, dil sürçmelerimizi gittiği her yerde anlatıyordu. Etme bulma dünyası, dün Isparta’da şunu söylüyor: Ben Maliyeciyim diyor. Nasıl para götürülür bilirim diyor. Hakikaten bilir. SSK’nın başındayken de götürücüydü zaten. Ve Rahşan Affıyla kurtardı. Ne çileler çektik değil mi o dönemde? Aman Yarabbim, hastanelerde rehin kalanlar var mıydı? Kılıçdaroğlu, hani sen halkçıydın ya, o rehinelerin bedelini, ahını, onlara çektirdiğiniz zulmün nasıl bedelini ödeyeceksiniz? Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste; çıkacak, daha yeni dur bakalım, daha çok çıkacak. Ve Kırıkkale’ye geçiyor, orada da namussuz siyaseti getirelim diyor. Ya benimle ne uğraşıyorsun, bak benimle uğraşırken başına neler geliyor, namussuz siyaseti getirelim diyor.

Her yerde yaptığı gibi Kırıkkale’de de bizim Belediye Başkanımıza iftira atmış, çamur atmış. Daha Kırıkkale’den ayrılamadan Belediye Başkanımız yalanlarını yüzüne çarptı. Ya zaten bugüne kadar söylediği tek doğru cümle var, yalancıdan Başbakan olmaz. Beş yıldır partinin başındasın, üç seçime girdin, bu millet niye seni birinci parti yapmadı, niye başbakan yapmadı? Ya doğru sözün yok da onun için. Yalan yalan yalan, en büyük maharetin bu. Pensilvanya’nın muskası da, bedduası da işe yaramadı, yaramadı. Ama bak 12 yıldır hizmet veriyoruz, 14 yıldır Partimin başındayım. 11 yıldır aralıksız siz bu kardeşinizi Başbakan yaptınız. Bu yalancıdan başbakan olmaz derken millete de hakaret ediyor. Halkıma hakaret ediyor, çünkü bunlara göre millet hiçbir zaman saygın değildir. Ne diyor? Bidon kafalılar, karnını kaşıyanlar, öyle değil mi? Bunların sözleri, bu CHP’lilerin. İşte o bidon kafalılar dedikleriniz, o karnını kaşıyanlar dedikleriniz size bu ülkede hayatta iktidar vermez. Bu ülkenin gerçek sahipleri burada. Unutmayın, kişi sevdikleriyle beraber haşrolunacaktır. Pensilvanya, sen Kılıçdaroğlu’yla haşrolunacaktır, sen Bahçeli’yle haşrolunacaksın. Ama biz de bu meydandaki kardeşlerimizle hasrolunacağız; farkımız bu, farkımız bu.

Kardeşlerim, siyaset ahlakla yapılır, siyasetin tek limanı ahlaktır. Siyaset ilkelerle yapılır, hedeflerle yapılır, planla projeyle yapılır. Siyaset kasetle yapılmaz, siyaset montajla yapılmaz. Siyaset iftirayla, yalanla, çamurla yapılmaz.

Kardeşlerim, bu Kılıçdaroğlu bana bir iftira daha attı. Ne dedi biliyor musunuz? İsviçre bankalarında, 13 bankada benim hesabım varmış, 13 banka. Şimdi burası istiklal mücadelesinin başladığı yer, Samsun. Şimdi buradan sesleniyorum… Ya ne derseniz deyin, o rahmet yağıyor zanneder, böyle birisi, böyle birisi. Kardeşlerim, diyorum ki; ey Kılıçdaroğlu, dürüstsen, samimiysen, karakter itibariyle sağlamsan o 13 tane hesabın nerede olduğunu çıkar. Hukukta bir kaide var? Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Nerede bu, çıkar bunu, ortaya koy, gerekirse beraber gidelim, bak bu kadar açık söylüyorum; o parayı alalım, züğürt Kemal’sin ya, paranın tamamını da sana verelim. Nasıl, nasıl? Bak ta Siirt’ten bu yana söylüyorum, hala cevap yok. Ey benim CHP’ye gönül veren kardeşlerim, yahu bu adamın, bu yalancının peşinden daha ne kadar gideceksiniz ya? Bunun iftiradan başka hiçbir şeyi yok, yalandan başka hiçbir şeyi yok, yalandan başka hiçbir şeyi yok, takiyeden başka hiçbir şeyi yok. Eh işte, şu anda o da Gülen kasetçilikle beraber çalışıyor. Dedim zaten, Pensilvanya üretsin, sen de İstanbul Tahtakale’de kasetçilik yap. İstanbul Tahtakale bu işin yeridir, aynı zamanda Unkapanı’nda da bunu yapabilirsin, orada da bir yer bulmanda fayda var. Kardeşlerim, siyaset sırtını Pensilvanya’ya, Kılıçdaroğlu gibi Esad’a, sırtını terör örgütlerine, çetelere dayayarak yapılmaz, siyaset milletle yapılır, milletle yapılır, millet için yapılır. Sırtını millete dayayarak yapılır; işte bu CHP, bu MHP, bu BDP temiz siyaset yapmak yerine, ahlaklı siyaset yapmak yerine sırtlarını maalesef Pensilvanya’ya dayayıp oradan aldıkları kırıntılarla siyaset yapmaya çalışıyorlar. Kardeşlerim, Pensilvanya’da her türlü ahlaksızlık var. Bu Pensilvanya bir cemaat değildir, örgüttür örgüt. Öyle yaptıkları işler var ki, bunlar aynen bir terör örgütünün karakterini yansıtıyor. Kardeşlerim, dedim ya, bunların inine gireceğiz. Şu seçimden sonra çok daha farklı bir şekilde adımlar atacağız. Niye? Biz bu vatanı, bu devleti sokakta bulmadık, gereğini yapacağız. Milletimizin bize talimatı neyse onu yapacağız. Kardeşlerim, Türkiye’nin bunlar için bir anlamı yok, devletin, milletin, milli güvenliğin bir önemi yok. Ben kazanayım da Türkiye’ye ne olursa olsun diye düşünüyorlar. Maşası oldukları uluslararası odakların kazanabilmesi için kendi ülkesine çok ağır şekilde ihanet ediyorlar. Türkiye’yi ateşin içine atmaya çalışırken burada kaos oluşturmaya maalesef CHP’yi, MHP’yi, BDP’yi de arkasına vagon olarak sürüklüyorlar. İşte bu ahlaksız siyasete dur demeye var mısınız? Var mısınız? Bu ahlaksız siyasete geçit vermeyelim. Kasetlerle, montajlarla, iftirayla yapılan siyasete siz inanıyorum ki 30 Mart’ta son vereceksiniz.

Kardeşlerim, şunu unutmayın: CHP demek darbelere destek olmak demektir, CHP demek zulüm demektir, baskı demektir, yasak demektir, CHP demek milletin değerlerini, milletin kutsallarını çiğnemek demektir. Kardeşlerim, ezanı aslından uzaklaştırmak isteyen bu CHP değil miydi? Ezanımızı Türkçe okutan bu CHP değil miydi? Ah kardeşlerim, onu aslına döndüren Menderes’i idam edenler bunlar değil miydi? Camileri ahıra, depoya, müzeye çeviren bu CHP değil miydi? Bunu annelerimiz, dedelerimiz çok iyi bilirler. Ya bunlar Kur’an öğrenilmesini, Kur’an öğretilmesini yasaklayanlar. Benim babacığım maalesef bundan dolayı kaçtı kaçtı. Oğlum derdi, biz kümeslere saklanırdık, biz derdi Kur’an’ımızı gelir evimizin en ücra köşelerine saklardık. Çünkü bunlar Kur’an-ı toplatıyorlardı, yakıyorlardı, kim? CHP.

Kardeşlerim, on yıllar boyunca başörtüsüyle uğraşan, başörtülü kızlarımıza zulmeden bunlar değil miydi? Alimlere zulmeden, alimleri idam eden, alimleri sürgünlerde, zindanlarda çürüten CHP değil miydi? Bu Pensilvanya’daki zat çıkmış buradaki elemanlarını şimdi kapı kapı dolaştırıp CHP’ye oy istetiyor; yazıklar olsun sana, sen bu CHP’ye nasıl oy istetirsin ya. Gazeteleriyle, televizyonlarıyla sabah-akşam CHP’nin, MHP’nin, BDP’nin propagandasını yapıyorlar. Size bizim verdiğimiz emeğe de yazıklar olsun. Ama artık Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz, geçti o iş. Diyorum ki, bunların dershanelerinde okuyan yavrularınız varsa alın, alın. Artık Milli Eğitim Bakanlığı olarak hafta sonlarında ücretsiz takviye kurslarını biz vereceğiz, biz vereceğiz. Okullarında okuyan çocuklarımız varsa alın. Devletin okulları bize yeter, bize yeter. Zaten 2015’in 1 Eylül’üne kadar, ondan sonra artık bu iş bitiyor, bitiyor.

Kardeşlerim, bunlarda neler yok ki, evlerden, yurtlardan onlar gibi düşünmeyen yavrularımızı atıyorlar ya ve geceleri beddua seansları yapıyorlar. Başbakana beddua ediyorlar. Geçenlerde Pensilvanya’daki zat bana “Uzun” lakabını takmış ya, ey hoca diye geçinen zat, Allah’ın yarattığı bir insana orta boyluymuş, uzun boyluymuş, kısa boyluymuş diye bir tefriki yapmanın bizim inançlarımızda yeri bellidir, sen nasıl hocasın ya, sen nasıl hocasın? Söyleyeceğim daha ileri şeyler var da, benim edebim buna müsaade etmez. Ne diyor? Bu Uzun diyor, bize çok hainlik etti. Ne yaptık? 17 tane üniversite açmana müsaade ettiğimiz için mi hainlik ettik? Bu kadar Milli Emlak’ın arazilerini size tahsis ettiğimiz için mi hainlik ettik? Bu kadar okullar açtınız, size araziler tahsis ettiğimiz için mi hainlik ettik? Dünyanın değişik yerlerindeki okullarınıza oralara seyahat ettiğimde devlet başkanlarına, oraların hükümet başkanlarına sizi refere ettiğimiz için mi hainlik ettik? Eline, diline dursun be, nasıl bunları söylersin, nasıl bunları söylersin? İyi niyetimizin kurbanı olduk. Diyorum ki; 30 Mart sadece CHP’ye; sadece MHP’ye, sadece BDP’ye, sadece Pensilvanya’ya ders verme günü değil, aynı zamanda Türkiye’de AK Parti iktidarının millet nezdindeki iktidarını teyit etme, güçlü kılma günüdür. Onun için şimdi soruyorum. Şimdi 5 gün, onların ablaları varmış, bizim ablalarımız burada, bizim ablalarımız burada; 5 gün kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Var mıyız? Bildiklerimizi bilmeyenlere anlatacağız. Onların abileri varmış, bizim abilerimiz de burada. Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Bak durmak yok, çok çalışacağız. Sandıklara sahip çıkacağız namusumuz gibi. Asla aman ha gevşek tutma yok, rehavete kapılma yok. Aman hanım kardeşlerim, rehavete kapılma yok, sağlam duracağız, dik duracağız ve Allah’ın izniyle Pazar akşamı Samsun’dan tüm ilçeleriyle beraber başka bir müjde alacağız.

Kalktı bu Pensilvanya’daki sevgili Peygamberimizi istismar etti ve o kadar ileri gitti ki Miraç’tan Peygamber Efendimizi indirip kamyonete bindirdiler. Yaptılar mı bunu? Bu senaryoların bütün onayları oradan geliyor. Ondan sonra çark etti o da. Bitmedi. Merhum Savaş Ay’la bir söyleşi yaptı, hayatımda 1 oy kullandım dedi. Fakat şimdi Hazreti Cebrail gelse, bir parti kursa ona bile oy vermem dedi. Kardeşlerim, bizde meleklere iman vardır, meleklerin görev alanları bellidir. Hazreti Cebrail’in işi gücü yok da parti mi kuracak ya? Ya bakın, teşbihte hata olmaz diye bir laf var ya, bu ne demektir biliyor musunuz? Teşbih, hata kabul etmez demektir. Yani, benzetmeyi yaptığın zaman elmayı armuda benzetmeyeceksin, elma elmaya benzer, böyle yorum yapacaksın. Armutu armutla aynı şekilde benzeteceksin. Ama bunlar dağıttı, kayış attılar, kayış, ne yaptıklarının farkında değil.

Kardeşlerim, hayatı CHP zulmüyle geçmiş, dirisine ve ölüsüne zulmedilmiş, CHP’ye oy vermeyi reddetmiş Bediüzzaman Said-i Nursi’yi de istismar ettiler. Ah kardeşlerim, şimdi de Kur’an-ı istismar ediyorlar. AK Parti’ye oy vermeyeceğim CHP’ye oy vereceğim diye yakınlarına Kur’an’a el bastırıyorlarmış. Hatta daha ileriye gidip anne-babayı reddetme, evliliği bozma gibi tehditler savuruyorlarmış. Bunlar işe yaramazsa kaset tehdidiyle, görüntü tehdidiyle, hatta ölmüş insanlara verdikleri kanı haram etme tehdidiyle insanlık dışı yöntemlere başvuruyorlar. Herkesin gönlü rahat olsun, bu yeminlerin hiçbirinin geçerliği yoktur. Herkes gönlünü ferah etsin. Haşhaşi diyorsak, biz bunu boşuna demiyoruz. Karşımızda saf insanları, temiz kalpli kardeşlerimizi, ihlaslı, gayretli kardeşlerimizi yıllardır istismar eden bir yapı var. Ben Pensilvanya’ya gönül veren o samimi tabandaki kardeşlerimi tenzih ediyorum. Ama onlara da çağrıda bulunuyorum, gelin bu oyunu bozun. Zekat dediler topladılar, sadaka dediler topladılar, himmet dediler topladılar. Himmet dediler topladılar, işte bugün gazetelerde Samsunlu bir hemşerinizin röportajını gördüm, mülakatını gördüm. Ne diyor? Yıllarca ben bunlara para verdim, okullar yaptım. Ama makbuz istedim, makbuz isteyince işlerine gelmedi, makbuzsuz benden para istediler. Makbuzsuz vermeyince de beni içeri attılar. Şimdi bunu neyle izah edeceksiniz, hadi bakalım Pensilvanya bunu neyle izah edeceksin? 14 ay bu iş adamını içeri attınız. Ya bu sizin ilk değil ki, her iş adamına aynı şeyi yaptınız. Şantajcı bunlar şantajcı. Bunlar Cumhurbaşkanını dinler, Başbakanı dinler, Genelkurmay Başkanını dinler, bakanları dinler, utanmadan sıkılmadan montaj, dublaj, ondan sonra onu yayınlar. Ne yayınlarsanız yayınlayın, eteğinizde ne varsa onu dökün. Dökmezseniz namertsiniz, dökün. Bizim abdestimizden şüphemiz yok, namazımızdan da şüphemiz yok.

Ne diyor? Bir tek ceketim var diyor. Bu nasıl ceket ya? Ceketin içine bakıyorsunuz CHP orada, MHP orada, BDP orada, ceketin içinde emniyet var, yargı var, çeteler var, ananaslar var, milyarlarca dolarlar var, holdingler, şirketler, hepsi orada, Uganda’daki rafineri de orada; ya bu tek ceketin içine bunlar nasıl sığdı? Bu petrol kuyuları buraya nasıl sığdı? Ah kardeşlerim ah, her tezgah var burada. Sinsice davrandılar, farklı göründüler. Meğer yüzleri dost, özleri düşmanmış. Hiç merak etmeyin. Ben şimdi diyorum ki; ey Pensilvanya, sen bu ülkeyi seviyor musun? Bu milleti seviyor musun? Eğer seviyorsan…

Kaç para verdin? Bak, Hacı Amcayı da, düşünebiliyor musunuz, 50 bin lirasını almışlar, STV’ye ortak etmişler, öyle mi? 50 bin lira mı? Kart da burada. Ya ne insanları aldattılar ya, ne insanlardı aldattılar. Allahualem cennetten bahçe de vermişlerdir, bunlarda çünkü her numara var. İşte kart burada.

Hava kararıyor ha.

Kardeşlerim, tabii bu ihanet onların yanına kar kalmayacak. Şu 30 Mart’ı şöyle çok güçlü bir şekilde halledelim, sandıkları bir patlatalım, tamam? Çok çalışacaksın 5 gün.

Kardeşlerim, unutmayın; 30 Mart gecesi sadece Belediye başkanının ismini duymayacağız, bizim için artık bu seçim yerel seçim olmanın ötesine geçti, bir genel seçim oldu. Bu seçim, Türkiye’nin istikbalinin belirleneceği bir seçim olmuştur.

Bakın bugün Samsun’da 51. şehir mitingimizi yapıyoruz. İstanbul’da 4 ilçede, dün de Ankara’nın 2 ilçesinde mitinglerim oldu 57, tüm Türkiye akın akın meydanlara koşuyor. İşte bugün Samsun’da olduğu gibi gittiğimiz her şehirde tarihi kalabalıklar, rekor sayıda kalabalıklar toplanıyor. Şimdi ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli; bu montaj nasıl? Bu montaj nasıl? Böyle bir montaj da sen yap ya. Bir fotoshop da sen yap ya. Taşıma diyorlar, kendilerini avutuyorlar. İşte Pazar günü İstanbul’da tarihi bir miting yaptık, 2 milyonu aştık, 2 milyon. Bu millet boşuna gelmiyor. Bir sevda var bu millette, bu millette bir aşk var. Samsun’da ben bu sevdayı görüyorum, Samsun’da bu aşkı görüyorum. İnanıyorum ki Pazar günü siz sandıklara bu aşkınızı, bu sevdanızı yansıtacaksınız. Hakk inşallah şerleri hayıra tebdil ediyor. Bu şer ittifakından Türkiye’nin birliği doğuyor, kardeşliği güçleniyor. 30 Mart’tan sonra istiklal mücadelemizin zafer akşamından sonra inşallah yeni Türkiye’yi, güçlü, istikrarlı, huzurlu, ileri demokrasi yolunda emin adımlarla ilerleyen Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.

Kardeşlerim, Samsun’un bizim gönlümüzde her zaman ayrı bir yeri oldu; yatırımlarda Samsun’u hiçbir zaman geri bırakmadık, üzerinde ısrarla durduk.

Kardeşlerim, Gençlik ve Spor Bakanlarımızı gençlik ve sporun şehri Samsun’dan seçtik, buraya yakışır dedik. Türkiye’nin gençlik ve spor politikalarını Samsun’un evladı bakanlarımıza emanet ettik. Bakanlarımız da kendi şehirlerinin eksiklerini, ihtiyaçlarını yakından takip ediyorlar. Son olarak Samsun’a 33.919 seyirci kapasiteli bir stadyum yapıyoruz. Maliyeti 107 trilyon. İnşallah önümüzdeki yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Samsun Merkez ve ilçelerine gençlik merkezleri ve birçok farklı branşta spor tesisleri kazandırdık. Mevcut spor tesislerimizi onardık. 8500 kişi kapasiteli Yaşar Doğu Spor Salonunu Samsun’umuza kazandırdık. Şimdi bir de olimpik yüzme havuzu yapıyoruz, inşaatı devam ediyor, inşallah en kısa sürede onu da tamamlayacağız.

Samsun’a kamu-özel ortaklığıyla 5 uzmanlık dalında 5 hastaneden oluşan toplam 1150 yatak kapasiteli bir şehir hastanesi yapıyoruz. 516 trilyona mal olan hastanemizle ilgili çalışmalarımız süratle devam ediyor. Aynı yöntemle 300 yataklı Gazi Devlet Hastanesini de şehrimize kazandırıyoruz.

Samsun-Sivas demiryolunu elektrikli, sinyalli, modern hale getirmeye karar verdik, talimatı verdim, yatırım programına alınıyor. Kardeşlerim, 1 katrilyon 200 trilyona mal olacak bu hattın maliyetinin yarısını Avrupa Birliği fonlarından karşılıyoruz.

Gelemen’e modern bir lojistik merkezi yaptık. Demiryolları’mızın sahildeki tesislerini Gelemen’e taşıdık, sahildeki bölgeyi de tüm Samsunluların kullanımı için düzenlemek üzere Büyükşehir Belediye Başkanlığımıza devrettik. Böylece Samsun şehir merkezinde yaşayan kardeşlerimizi sahille buluşturduk.

Türkiye-Rusya arasında Karadeniz üzerinden Samsun-Kavkaz Limanları arasında tren feri koridoru oluşturduk. Bu hatla Anadolu içlerinden gelen yük trenlerini Samsun Limanı üzerinden Rusya’ya gemiye bindirerek taşıyoruz. Şu anda Samsun demiryollarında yürüttüğümüz projelerimiz tutarı 1 katrilyon 200 trilyon.

Değerli kardeşlerim, Samsun’a 12 yılda ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 12 katrilyon, yaklaşık her yıl 1 katrilyon. Ulaştırma ve haberleşmede 2 katrilyon 300 trilyon. Eğitimde üniversite dahil 917 trilyon. Toplu konutta 1 trilyon. Orman ve su işlerinde 950 trilyon. Çevre ve şehircilikte 905 trilyon. Aile ve sosyal politikalarda 790 trilyon. Sağlıkta 530 trilyon. Bu şekilde yatırımlarla Samsun’un çehresini değiştirdik. Yaptığımız yatırımlarla tabii buna Büyükşehir Belediyemizin yaptığı yatırımlar dahil değil, onlar ayrı. Samsun’a yatırım yapacak müteşebbislere verdiğimiz desteklerle şehrimizin ihracatı geldiğimizden bu yana kaç kat arttı biliyor musunuz? 11 kat. Eğitimde Samsun’a 12 yılda 2574 derslik inşa ettik. Okullarımıza 20 bin bilgisayar gönderdik, 917 okulda internet bağlantısı, 138 okulda uydu bağlantısı yaptık, 453 bilişim teknolojisi sınıfı kurduk. FATİH Projesi Samsun’daki genel liselerimize alt yapı kurduk, 1748 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik, 922 tablet bilgisayar.

Değerli kardeşlerim, bunlarla kalmadık. Artık istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Kardeşlerim, ücretsiz kitapları alıyor musunuz? Ah kardeşlerim, ne yaptılar? İmam hatiplerin orta kısmını kapattılar, meslek liselerinin orta kısmını kapattılar değil mi? Şimdi çıkmış bu Kılıçdaroğlu ne diyor? Başörtüsü sorununu ben çözdüm diyor. Ya ufak at da güvercinler de yesin ya, sana kimse inanmaz ya. Biz ne yaptık 4+4+4, 444, tamam. Artık 12 yıllık zorunlu eğitimle kardeşlerim, imam hatiplerin orta kısmını açtık mı? Lise var, katsayı kalktı mı? İstediğiniz üniversiteye gidebiliyor musunuz? İstediğiniz devlet dairesinde de bundan sonra çalışabiliyor musunuz?

Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Hiç endişe etmeyin, ama ben sizden öyle şey istiyorum ki, imam hatipli gençlere, meslek liseli gençlere sesleniyorum; öyle çalışın ki gerçekten güzide üniversitelere ister sayısal olsun, ister sosyal olsun buralarda en yüksek olanlarına siz gidin, tamam? Girin buralara, girin, size ihtiyacımız var. Biz geleceği sizlerin inşallah o zihinsel inkılabi yapısı üzerine inşa edeceğiz, çok çalışın.

Çok zülüm ettiler size, çok hakkınızı yediler. Kızlarım aynı şeyi çekti, çocuklarım aynı çileyi çekti. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya dediler. Ama hepsini aştık elhamdülillah. Sabrettiniz, bu neticeyi yakaladık.

Kardeşlerim, 19 Mayıs Üniversitesini büyüttük; 8 fakülte, 2 meslek yüksekokulu ve teknokent açtık. Samsun’daki öğrencilere 327 trilyon burs ve kredi verdik 12 yılda. Ne veriyorlardı bizden önce? 45 liracık. 300 lira veriyoruz, 200 lira da beslenme yardımı 500 lira. Kardeşlerim, Samsun’a toplamda 1728 kişi kapasiteli 4 yükseköğrenim yurdu açtık, bunlar devam edecek.

Sağlıktaki hizmetlerimiz artarak devam edecek. Bakınız bazı hastanelerimize ek bloklar yaptık, hastanelerimizin MR, tomografi, ultrason, diyaliz cihazı gibi tıbbi cihaz ihtiyaçlarını, personel, araç-gereç ihtiyaçlarını giderdik. Koğuş sistemini kaldırdık, nitelikli yatak sistemini getirdik. 400 yataklı Samsun Bölge Hastanesini şehrimize kazandırdık. İlçelerimize devlet hastaneleri yaptık. 250 yataklı Samsun Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanemizin ve 200 yataklı Çarşamba Devlet Hastanemizin inşaatları devam ediyor.

Toplu konutta yaklaşık 7500 konutu yaptık ve sahiplerine teslim ettik. Samsun, Havza, Çarşamba ve Terme adalet saraylarını tamamladık.

Kardeşlerim, biz gelene kadar Samsun’a yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 120 kilometre. Biz 12 yılda ne yaptık? 183 kilometre; farkımız bu.

Kardeşlerim, bir şey söyleyeceğim; yolsuzluk diyor değil mi bu Kılıçdaroğlu, bu Bahçeli? Biz kimden aldık iktidarı? Bahçeli’den. Kardeşlerim, ya biz gelene kadar 79 senede 230 milyar dolar değerli kardeşlerim, milli gelirimiz vardı. Biz bunun üzerine 12 senede 590 milyar dolar ilave ettik, şu anda 820 milyar dolar; farkımız bu.

Değerli kardeşlerim, bakınız biz göreve gelene kadar 79 senede 6100 kilometre bölünmüş yol yaptılar. Biz 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık; farkımız bu.

Değerli kardeşlerim, bu MHP bize 23,5 milyar dolar IMF’ye borç devretti. Kim ödedi bunu? Biz ödedik, biz. Milli Bankamız Merkez Bankası değil mi? Hani bunlar milliyetçiydi? Bunlar kafatası milliyetçisi ya, kafatası milliyetçisi. 27,5 milyar dolar döviz rezerviyle bize teslim ettiler. Şimdi ne var biliyor musunuz? 128 milyar dolar var Merkez Bankasında; farkımız bu. Enflasyon yüzde 30’du, şimdi yüzde 8. İhracatımız 36 milyar dolardı, şimdi 152 milyar dolar; farkımız bu.

Kardeşlerim, anlatılacak çok şey var. Sulama projeleri, kardeşlerim 12 yılda 273 bin dönüm tarım arazisini sulamaya açtık, 393 bin dönüm arazinin de sulama suyu hazır.

Bafra Ovası sulamasıyla Derbent Barajında depolanan suyu kullanarak Bafra Ovası’nda 320 bin dönüm tarım arazisini sulayacağız. Bafra Ovası sulamasının birinci kısım inşaatını tamamlayarak hizmetinize sunduk, kalan bölümüyle ilgili çalışmalarımız sürüyor.

Çarşamba Ovası sulamasıyla bu bölgedeki 827 bin dönüm tarım arazisini inşallah bereketlendiriyoruz.

Sağ ve sol sahilde toplam 394 bin dönümlük tarım arazisinin drenajını tamamladık, kalan kısımlardaki çalışmalara süratle devam ediyoruz.

Samsun’da 9 adet gölet ve sulama inşa ediyoruz.

Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber 19 adet taşkın koruma tesisimizin de yapımı sürüyor.

26 adet atık tesisi kazandırdık, Samsun bereketli ovalarıyla tarımın merkezi olan illerimizden biri. Kardeşlerim, verdiğimiz tarımsal destekler hiçbir dönemle mukayese edilmeyecek noktada.

Şimdi bu Büyükşehir Belediyesi artık merkezdeki ilçeleri kapsamıyor, Samsun en ücra köşesini kapsamıyor. Yani Yusuf Bey artık en ücra köşedeki köye, şimdi onlar mahalle oldu, oraya dahi ne yapacak? Hizmet götürecek, yolunu yapacak, orada su, kanalizasyon sıkıntısı varsa onları yapacak. İlçe belediyesi yapacak, onun ulaşmadığı yere Büyükşehir Belediyemiz ulaşacak. Bu iş bizim işimiz.

Bakınız, Samsun doğalgazla ne zaman buluştu? Geçen yıl, tamam? Bakın, doğalgazla ben inanıyorum ki artık modern bir Samsun’a inşallah kavuştuk. Eskiden kömür yakıyorduk değil mi veya odun yakıyorduk? O küller, ah anneler, siz ne çile çekiyordunuz; öyle mi anam? Benim anam da çok çile çekti, ah anam ah. O da bodrumdan, 5 kat bodrumun altına iner, oradan kömür taşırdı, ey anam. Külü temizle, koku bir taraf. Bir oda, diğerleri soğuk. Şimdi doğalgaz, basıyorsun hemen düğmeye bütün daire ısınıyor mu? Banyoda sıcak su, mutfakta sıcak su. Ya bunlar benim hanım kardeşlerime, beyefendi kardeşlerime haram mıydı ya? Neydi bu çile? Elhamdülillah aştık.

Geldiğimizde 9 vilayette doğalgaz vardı, şimdi 72 vilayette, 81’de 81 yapacağız inşallah.

İsa Baba Camii’nden Tayyar Paşa Camii’ne, Pazar Camii’nden Çifte Hamama kadar Samsun’da 38 adet ecdat yadigarı eserimizi aslında uygun şekilde restore ettik.

Şimdi final, Büyükşehir Belediye başkan adayımız Yusuf Ziya Yılmaz Samsun’a raylı sistemi getirdi, metrobüs hattının çalışmaları da devam ediyor. Yusuf Ziya Yılmaz kardeşimin birçok alanda yeni projeleri var. Merkezi yönetim olarak bizler, Büyükşehir olarak Yusuf Ziya Bey ve ilçe belediyelerimiz el ele vereceğiz, yeni bir Samsun meydana getireceğiz.

17 ilçe, bir de Büyükşehir 18, şimdi bir şey sorayım, 18’de 18 yapmaya var mıyız? Var mıyız? Her zaman yanımızda oldunuz, inanıyorum ki bunu da halledeceksiniz. Halledeceğiz değil mi?

Ablalar, durmak yok değil mi? Unutmayın, kale içeriden fethedilir, onun için size çok iş düşüyor.

Ağabeyler, unutmayın, durmayacağız, genç, dinamik, tecrübe, hepsini bir araya getireceğiz şu 5 gün kapı-kapı dolaşacağız.

Seçim günü sakın oy pusulalarında çizim-mizik olmasın ha, size oy pusulasını uzattıkları zaman çizik-mizik varsa geri verin. Ve AK Parti’nin logosunun altına ne yapacaksınız? 10’uncu sırada AK Parti, oraya ya Allah, bismillah mührü vuruyoruz; tamam?

Hazır mıyız?

Yalnız bir şeyimiz unutmayalım, biz ne diyoruz? Tek millet, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Roman’ıyla, ne olursa olsun, tek millet.

Ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum, Gürcü’yü Gürcü olduğu için sevmiyorum, Laz’ı Laz olduğu için sevmiyorum, beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum.

İki; tek bayrak. Bayrakları yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bayrağımıza eş bir bayrak tanımıyoruz.

Üç; tek vatan. En batıda ne varsa en doğuda da o olacak, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak, 780 bin kilometrekarenin tamamında onu göreceğiz.

Dört; tek devlet, tamam?..

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bize her şey sizi hatırlatıyor, bize her şey Samsun’u hatırlatıyor, bize her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Bu akşam NTV ve Show’dan size ayrıca hitap edeceğim.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.