Basbakan Erdogan’in Siirt Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Siirt, Hazreti Veysel Karani’nin şehri Siirt, İsmail Fakirullah’ın şehri, İbrahim Hakkı Hazretleri’nin şehri Siirt, evliyalar şehri, alimler yurdu, yiğitlerin, mertlerin şehri Siirt; sizleri yürekten selamlıyorum. Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari, Şirvan; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Tillo, yarım asır sonra ismiyle yeniden kucaklaşan Tillo, seni de iade ettiğimiz isminle gönülden selamlıyorum Tillo. Tillo’da tabelalar değişti mi? Allah hayırlı mübarek etsin.
Milletine tepeden bakan devlet anlayışı artık son bulmuştur. Milletiyle arasına mesafe koyan devlet anlayışı artık bizimle son bulmuştur. İnkar, ret, asimilasyon politikaları bizim dönemimizde geri gelmemek üzere kapanmıştır. Ne diyoruz? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın; bizim anlayışımız budur. Vatandaşına tepeden bakan, kibirle bakan, ceberut devlet değil vatandaşıyla kucaklaşan, vatandaşıyla bir olan, bütün olan devlet anlayışı artık Türkiye’ye hakim olmuştur. Bu ülke sizin ülkeniz, bu ülkenin sahibi 77 milyon sizlersiniz. Siz ne derseniz artık o oluyor ve o olacak. Bu ülkenin istikametini artık sadece siz belirleyeceksiniz. 30 Mart’ta işte bir kez daha bunu oylayacaksınız. 30 Mart’a hazır mısınız? Hazır mısınız? 30 Mart’ta milli iradeye evet diyor muyuz? Demokrasiye evet diyor muyuz? 30 Mart’ta mührü AK Parti’ye vuruyor muyuz? Maşallah, Siirt bugün her zamankinden daha fazla, daha fazla kabına sığmıyor. Siirt daha bugünden 30 Mart’ın sonucunu belli ediyor. Rabbim sizlerden razı olsun, aşkınız, sevdanız, ahde vefanız için Rabbim sizlerden razı olsun. Hükümetinize, AK Parti’ye, Başbakanımıza, yani damadınıza sahip çıktığınız için Allah sizlerden razı olsun.
Biliyorsunuz ben, hatırlıyor musunuz, ben bu meydandan Pınarhisar’a gittim. O zaman İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydım. Ne yaptım, adam mı öldürdüm? Bir şeyler mi çaldım? Ne yaptım? Ziya Gökalp’in Milli Eğitim’in kitaplarında da onaylı şiirini okudum. Neydi o? Biliyor musunuz onu? “Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker.” Bunu söyledim diye Pınarhisar’a gittim. Kardeşlerim, işte bu devir kapandı. Şimdi yeni bir dönem başladı. Evet, şimdi “imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür” anlayışıyla yürüyoruz.
Sevgili kardeşlerim, demokrasi tarihimizin en önemli seçimlerinden birine giriyoruz. Sadece belediye başkanlarının oylanacağı değil artık partinin oylanacağı bir seçime giriyoruz. Türkiye’nin istikametinin şekilleneceği bir seçime giriyoruz. Eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında tercihin yapılacağı bir seçime giriyoruz. Eski Türkiye’de nelerin olduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz, sizler eski Türkiye’nin acılarını iliklerinize kadar yaşadınız. Sizler eski Türkiye’nin acılarını evlerinizde, sokaklarınızda, yüreklerinizde hissettiniz.
Kardeşlerim, şu eski Siirt’i de çok iyi biliyorsunuz. 10 yıl öncesinin Siirt’inde ne vardı, ama bakınız geçen Belediye seçiminde burayı farklı bir partiye verdiniz. Allah aşkına şurada BDP’nin Belediye Başkanlığını almasından sonra taş üstüne taş kondu mu ya? Bizim dönemimizde ne yaptıysak o var. Ondan sonra taş üstüne taş konmadı. Burası maalesef maalesef sadece bizim yaptıklarımızla kaldı. Niye? BDP belediyecilik yapmaz, BDP eser üretmez, BDP’de gerilim var, ideoloji siyaseti var. Biz istiyoruz ki Siirt’e eser lazım, eser. İşte biraz sonra o eserlere geleceğim.
Kardeşlerim, eski Türkiye’de ne vardı? Yasaklar vardı. Yoksulluk vardı, yolsuzluk vardı. Eski Türkiye’de ret vardı, inkar vardı, asimilasyon vardı. Eski Türkiye’de türkülere yasak vardı. Değerli kardeşlerim, eski Türkiye’de kitaplara, klavyelere yasak vardı. Eski Türkiye’de annenin evladıyla ana dilinde konuşmasına yasak vardı. Bunları kim serbest etti? Biz ettik ya. Eski Türkiye’de olağanüstü hal vardı, bunları kim kaldırdı ya? Biz kaldırdık. Yol kontrolleri vardı, girilmesi yasaklı bölgeler vardı, bunları kim kaldırdı ya? Kardeşlerim, eski Türkiye’de kan vardı, gözyaşı vardı, acı vardı, eski Türkiye’de Siirt’in sesinin ulaşmadığı duvarlar vardı. İşte biz o eski Türkiye dönemini kapattık. Kardeşlerim, siz bunları istemiyor muydunuz? Sizin bu istediklerinizi biz milli birlik ve kardeşlik projesiyle yerine getirmedik mi?
Şimdi yeni Türkiye var. Yeni Türkiye milletiyle bir, beraber, milletiyle kucaklaşan bir Türkiye. Değerli kardeşlerim, türkülerin, şarkıların özgürce söylendiği bir Türkiye. Kitapların özgürce basıldığı bir Türkiye var. Herkesin kendi ana dilinde özgürce konuşabildiği bir Türkiye var. Yeni Türkiye’de isteyenin istediği dili öğrenebildiği kursların açıldığı, üniversitelerde bölümlerin açıldığı, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin mümkün olduğu bir ortam var. Yeni Türkiye’de kardeşlik var, yeni Türkiye’de silahlar değil siyaset var. Yeni Türkiye’de dağa çıkan değil kendi şehrinde üniversiteye gidebilen gençler var. Yeni Türkiye’de ağlayan değil eşiyle, çocuklarıyla bir sofranın etrafında huzurlu oturan anneler var. Kardeşlerim, çok çalıştık, çok mücadele ettik, bugünlere ulaştık. Çok badireler atlattık, çok tuzaklardan geçtik, ama bugünlere geldik. Hayalleri hedeflere ve bu hedeflere ulaşırken gerçeği yakaladık. İşte son 1 yıldır ne Siirt’te, ne de bir başka ilimizde terör nedeniyle yeni acılar yaşamıyoruz. Geçen yıl Nevruz’u muhabbetle kutladık. İnşallah 9 gün sonra Nevruz’u yine muhabbetle kutluyoruz. Artık kepenkler kapanmıyor, artık sokaklarda silahlar konuşmuyor, artık şehit haberleri, acı haberler gelmiyor. Bunu sizin desteğinizle başardık, sizin hayır dualarınızla bugünlere ulaştık. Siz Hükümetinize sahip çıktınız, demokrasiye, milli iradeye sahip çıktınız. Biz de Türkiye’yi, kardeşliğimizi bugünlere taşıdık. İnşallah daha göreceğimiz çok güzel günler var. 77 milyonun kardeşliğini daha da güçlendireceğiz. Huzuru, barışı, istikrarı, kardeşliği daha ileri seviyelere taşıyacağız. Artık enerjimizi kavgalara değil barışa, çözüme, kalkınmaya daha fazla yoğunlaştıracağız. Çözüm sürecini siz istediniz. Bir yıl boyunca bu sürece siz sahip çıktınız. Şimdi de bu süreci korumanızı sizlerden rica ediyorum. Çözüm sürecine sımsıkı sahip çıkmanızı sizlerden rica ediyorum. Bu sürece hem destek olmanızı, hem de bu süreç için dualar etmenizi sizlerden özellikle istiyorum.
Kardeşlerim, çözüm süreci birilerini ciddi şekilde rahatsız etti. Şehirlerimize, sokaklarımıza, evlerimize, yüreklerimize gelen ferahlık birilerini ciddi şekilde rahatsız etti. İstikrar ve huzur, kalkınma ve refah birilerini rahatsız etti. Büyüyen ekonomi, güçlenen Türkiye, yeni Türkiye birilerini rahatsız etti. Önce gezi eylemleri dediler, huzur ve istikrarı bozmak istediler. Şimdi de 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimiyle yeni Türkiye’ye sabotaj düzenlemek istediler. Kardeşlerim, şunu bilmenizi istiyorum: Gezi eylemlerinde ağaç bahaneydi, çevre bahaneydi, gerisi çok şahaneydi. Öyle, ne oldu? Güzel neticeler mi alındı? Yaktılar, yıktılar molotoflarla, ya molotoflarla demokrasi gelir mi? Vatandaşın camını çerçevesini yakıp yıkmakla demokrasi gelir mi? Demokrasinin yolu sandık. Gücün varsa, inanıyorsan sandıktan çıkarsın. Sandığa gitmiyorsan halka saygısızsın. Kardeşlerim, 17 Aralık darbe girişiminde de yolsuzluk ve rüşvet sadece bahanedir. Bir iftiranın arkasına saklanıp Türkiye ekonomisine, istikrara, huzura, özellikle de kardeşliğimize, çözüm sürecine hücum ediyorlar. Şunu burada, Siirt’te, memleketimde bir kez daha söylüyorum; hiçbir yolsuzluk girişimine ne boyutta olursa olsun, hiçbir rüşvet girişimine asla göz yummadık ve yummayız. Biz yolsuzluklarla mücadele ederek bugünlere geldik. Bundan sonra da hiçbir yolsuzluğun üzerini örtmeyiz, hiçbir yolsuzluğu takipsiz bırakmayız. Ancak yolsuzluk ve rüşvet iftirası atılarak milli iradenin çalınmasına da asla geçit vermeyiz. İşte bu CHP, bu MHP, bu BDP, onlara rehberlik eden Pensilvanya beraber oldular, bir oldular, arkadaş oldular, dost oldular. Ya ne zamandan beri siz dostsunuz ya. Sizin kumaşınız birbirine pek uymaz ya, nasıl oldu bu iş? Aslında bunlar yolsuzlukların peşinden koşmuyor, aslında milli iradeyi çalmak istiyorlar. Çünkü bunların sandıktan umudu yok. Bunlar sandıkta bir kez daha kaybedeceklerini biliyorlar, işte onun için çirkinleşiyor, çirkefleşiyor, sandık dışında yol arıyorlar. Sandık dışında her yol gayrimeşrudur, sandık dışında her yol antidemokratiktir, sandık dışında her yöntem demokrasi dışı olduğu gibi ahlak dışıdır, edep dışıdır. İşte görüyorsunuz hukuksuzca dinleyip kaydettikleri telefon görüşmelerini kullanıyorlar, devletin sırlarını ifşa ediyorlar, ulusal güvenliğimize, birliğimize, çözüm sürecine, kardeşliğimize sabotaj yapmak istiyorlar. Sokakları tahrip edip tahrik edip ülkede huzuru bozmaya çalışıyorlar. Pensilvanya’nın kuyruğuna takılan CHP de, MHP de, BDP de sokaklardan umut, ya sokaklardan bu şekilde umut olur mu? Bu ittifaka çok çok dikkat edin sevgili kardeşlerim. Kimlerin kimlerle iş tuttuğuna, kimlerin kimlerle ortak hareket ettiğine lütfen dikkat edin. Pensilvanya CHP ile hareket ediyor. CHP, en ağır sözleri söylediği Pensilvanya’yla hareket ediyor. MHP, hem CHP ile hem Pensilvanya’yla birlikte hareket ediyor. Marjinal sol örgütler, anarşistler, teröristler, vandallar işte bu MHP ile CHP ile Pensilvanya ile BDP ile ittifak halinde sokakları karıştırmak istiyorlar. Hiç merak etmeyin, asla umutsuz olmayın. Biz bütün bunların hesabını soracağız. 30 Mart’ta siz sadıkta bunun hesabını soracaksınız. Biz de hukuk içinde bu ihanet girişimlerinin hesabını soracağız. 30 Mart’ta siz sandıkta CHP’den, MHP’den, BDP’den hesap soracaksınız. Biz de bu Pensilvanya’dan, ihanet şebekesinden hesap soracağız. Türkiye’nin kutlu yürüyüşünü hiç kimse durduramayacak. Türkiye’nin 2023 hedeflerinin önüne hiç kimse geçemeyecek. Allah’ın izniyle millet buna müsaade etmeyecek.
Unutmayın sevgili kardeşlerim, Siirtli İbrahim Hakkı Hazretleri ne diyor: “Hakk şerleri hayır eyler. Arif anı seyreyler. Zannetme ki gayreyler. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.” Hoş sabır cemilimdir, Allah ki vekilimdir, takdir kefilimdir. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.”
İnşallah bu süreçten de hayırlı sonuçlar çıkacak.
Kardeşlerim, unutmayın, “el hayru fi ma vaka”, her olanda hayır vardır, hiç endişeniz olmasın. Son çete temizlenecek, CHP’nin, MHP’nin darba umudu yitip gidecek. Reformların, demokratikleşmenin önündeki son engeller kalkacak, hiç endişeniz olmasın. Şerden hayır hasıl olacak ve inşallah Türkiye çok daha güzel günlere erişecek.
Çıkmış bu CHP’nin başındaki Genel Müdür benimle ilgili yeni bir yalan daha uydurdu, İsviçre banklarında benim 13 hesabım varmış. Sende zerre kadar karakter varsa, senin cibilliyetin düzgünse, bu hesaplar hangi bankadaysa vicdanın varsa bu hesapları bul, çıkar, ben de bu hesaplardan çıkan parayı varsa, sen çok fakirsin ya, sana vereceğim. Yalanın kuyruklusu biliyorduk, bu kadarını bilmiyorduk ya, adamın bütün hayatı iftira üzerine kurulu. Çünkü fetvayı veren hocaları da var artık, fetvayı da Pensilvanya’dan alıyorlar, ondan sonra da iftiran tutmasa da iz bırakır diyorlar. Bu hangi bankadaysa çıkar, madem sana 13 bankada benim hesabı olduğunu söylediler, çıkar, ondan sonra da seninle beraber o parayı tahsil edeyim ve sana vereyim ben onu. İnsaf ya, insaf, yalan olur da bu kadar da olmaz, ama bunda karakter zafiyeti var. Yani sabır sabır sabır, artık dayanılmaz hale geldi. Çünkü bunlarda takiye var, bunların karakterinin gereğidir ha, yalan var, karakterlerinin gereğidir, iftira var, karakterlerinin gereğidir, zaten bu 3’ü bir araya geldiği zaman fitne var, fesat var.
Sevgili kardeşlerim, Siirt her zaman bizim yanımızda oldu, Siirt 2003 yılındaki seçimlerde eniştesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yüzde 85’le gönderdi. milletvekili yaptı, Başbakan yaptı. Bugüne kadar her seçimde, her halk oylamasında Siirt bize destek verdi. Şimdi ben diyorum ki, Siirt bir kez daha 30 Mart’ta sandıkları patlatırcasına demokrasiye sahip çıkarak AK Parti ile Siirt’in merkezinde ve ilçelerinde belediyelere AK Parti mührünü vurmaya hazır mı? Hanım kardeşlerim, sizden kapı kapı dolaşmanızı istiyorum. Artık 18 günümüz kaldı, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Beyler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Bütün bunları ben sizden niye istiyorum, daha modern bir Siirt için istiyorum.
Değerli Siirtli hemşerilerim, Allah aşkına başınızı iki elinizin arasına alın, şu Siirt’e merkezi yönetim ve 5 sene öncesinden gayrı acaba BDP belediyesi ne yaptı ya, şöyle bir düşünün ya. Yani belediye olarak ilçe belediyelerinde de BDP’li olanlar da ne yaptılar ya, Allah aşkına bir bakın? Şu Kurtalan’da ne yaptılar bir bakın, var mı bir şey? Ah kardeşlerim, Eruh’ta ne yaptılar ya, var mı bir şey?
Değerli kardeşlerim, hükümetlerimiz döneminde Türkiye’nin 80 vilayetiyle birlikte Siirt’imizde de görülmemiş hizmetler getirdik biz Ankara olarak.
Şimdi bak, gençler, bunları özellikle bilmenizi istiyorum, bunları her yerde anlatın, tüm ilçelerimizde anlatın.
Nedir bunlar hanım kardeşlerim, gençler, beyler?
Siirt-Pervari-Çatak yolunu beklediğinizi biliyorum. Bu yolun 10 kilometrelik bölümünü yapmıştık, şimdi kalan bölümünü 2014 yılı yatırım programına aldık, inşallah en kısa sürede inşasına başlıyor ve bu yolu sizlerin hizmetine sunuyoruz.
Şimdi Siirt Havaalanıyla ilgili sıkıntınızı da biliyorum. Bakın şimdi de inerken gerçekten dağlar engelliyor, büyük uçakların inişinde bir sıkıntı var, onun için de biz bugün buraya küçük uçakla gelmek zorunda kaldık. Tabi biz 2005 yılında sizlerin büyük arzusu üzerine burayı uçuş trafiğine açtık, 2013 yılında yaklaşık 34 bin kişi bu havalimanıyla uçuş gerçekleştirdi. Sizin Kurtalan’a ikinci bir havalimanı beklentinizi biliyorum, bu konuyla ilgili de Ulaştırma Bakanlığımıza, Devlet Hava Meydanları’na talimatı verdik, arkadaşlarımız çalışmalarını yapıyorlar, değerlendirmesini yapıyoruz.
Şimdi ben burada Siirt’e sesleniyorum; Siirt’in 50 yıllık su meselesini Siirt içme suyu projesiyle çözdük. Bu projeyle Siirt’imiz 2040 yılına kadar olan içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşıladık. 3 kısımdan oluşan projenin ilk kısmını acil ihtiyacı gidermek için 2008 yılında yaklaşık 20 kilometre ishale hattı inşa ederek hizmete almıştık. Ayrıca, proje kapsamında proje kapsamında Botan Çayı’ndan Siirt’e su sağlayacak Botan terfi merkezini de tamamlayarak 2009 yılında hizmete açtık. Siirt içme suyu projesinin 126 kilometrelik ikinci ve üçüncü kısımlarıyla içme suyu arıtma tesisini de 2011 yılında hizmete aldık, böylece Siirt il merkezi, Kurtalan ve Tillo ilçeleriyle Kayabağlar, Atabağı ve Gökçebağ’ı beldelerine memba kalitesinde su temin etmiş olduk. Bu proje için 148 trilyon harcadık.
Kardeşlerim, bunu kim yapması gerekirdi biliyor musunuz? Belediyenin kendisi yapması gerekiyor, belediye bunu yapmadı. Ama dedik ki, biz Siirt’i, Siirtli kardeşlerimizi susuz bırakamayız, çünkü siz benim vatandaşımsınız, ayrım yapamayız, onun için bunu hallettik.
Şimdi BDP’li belediye ne dese beğenirsiniz? Bizim dönemimizde su kesintisi olmadı diyormuş. Suyu getiren, yatırımı yapan biziz, sana ne oluyor ya? Bunu sen yapman gerekiyordu, yapmadın, bunu biz yaptık ya, bunu AK Parti iktidarı yaptı. Eğer ispat edebiliyorsan, biz BDP olarak Siirt’e içme suyu getirmek için şu kadar para harcadık, bunu çık bütçenden göster ben aksini söyleyeceğim, diyeceğim ki, oyları gidin BDP’ye verin. Ama bunu AK Parti iktidarı getirdiğini ben ispatlarsam, benim BDP’ye gönül veren kardeşlerim AK Parti’yle beraber yürüyecek mi acaba?
Hep ne diyoruz kardeşlerim, biz lafa değil… O kadar.
Botan Çayı üzerinde bakın özel sektörümüz tarafından inşa edilen Alkumru Barajı ve hidroelektrik santrali, öyle mi, 19 Mayıs 2011 tarihinde açıldı. Tarihi filan yanlış söylemedim değil mi? Bu baraj ve HES yılda 881 kilovatsaat enerji üretiyor. Aynı şekilde Kirazlık regülatörü ve hidroelektrik santrali 2013 yılında tamamlandı. Bu yatırımlarla Siirt enerjide bir merkez il konumuna yükseliyor.
Kardeşlerim, ah benim Siirtli hemşerilerim; bizi yalnız bırakmayacaksınız değil mi? 30 Mart’ta yalnız bırakmayacaksınız değil mi? Bütün ilçeleriyle beraber gümbür gümbür yola çıktığımız gün gibi olacağız değil mi?
Ne harcadık buraya biliyor musunuz 11 yılda? 3 katrilyon 100 trilyon lira Siirt’e yaptığımız yatırım. Ulaştırma ve haberleşmede 504 trilyon, eğitimde… Buraya üniversiteyi kim getirdi? Kardeşlerim, kitapları ücretsiz alıyor muyuz? Çocuklarımıza eğitim yardımı?.. Ne harcadık biliyor musunuz şu ana kadar, bütün yatırımlar, 402 trilyon, ali ve sosyal politikalarda 407 trilyon, toplu konutta 180 trilyon, sağlıkta 148 trilyon, enerjide 242 trilyon buraya harcama yaptık.
Kardeşlerim, eğitimde Siirt’e ne kadar derslik yaptık biliyor musunuz? 1551 derslik yaptık. Okullarımıza 5 bin adet bilgisayar gönderdik, 318 okula internet bağlantısı yaptık dünya ile yavrularımız görüşsün diye, 163 bilişim teknolojisi sınıfı kurduk.
Şimdi yeni bir dönem başlıyor, FATİH Projesi, 449 sınıfa etkileşimli tahtayı monte ettik ve 289 adet tablet bilgisayarım Siirtli öğrencilerimizle buluşturduk.
Toplam Türkiye genelinde 163 bin tablet bilgisayar dağıttık, bu ay 675 bin adet daha tablet bilgisayarı öğrencilerimize dağıtacağız, önümüzdeki 18 ay içinde Türkiye genelinde 350 bin etkileşimli tahtayı sınıflarımıza monte edeceğiz.
Kardeşlerim, Siirt’te her yıl 36 bin öğrencimize anneleri aracılığıyla eğitim yardımı yapıyoruz.
Yani bende öyle bir yüz var mı, öyle bir şey görüyor musunuz? Ya dün de söyledim ya, biz sadece Allah’ın huzurunda rükuda eğiliriz, asla insanlar karşısında değil.
Kardeşlerim, bu ülkede neler çektirdiler ya. Ah ah, şu kızlarımız bizim ne çileler çekti ya. Kardeşlerim, imam hatiplere bile kızlarımızı başörtülü sokmadılar, imam hatiplerin orta kısmını kapattılar. Kim yaptı bunları? CHP’nin yavrusu DSP, bu zihniyet, aynı zaten, farkları yok. Ve değerli kardeşlerim, bunları yapmayla kalmadılar, başörtülü olarak yavrularımızı imam hatibe almadılar.
Katsayısı diye bir şey getirdiler, niye? İmam hatipli nesil üniversitelere girmesin diye. Kardeşlerim, soruyorum şimdi sizlere, bu zulmü kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Niye? Ya biz dertliyiz. Benim 4 çocuğumun 4’ü de imam hatip mezunu, benim kızlarım bu çileyi çok çekti, okulların kapısından çok döndü, Türkiye’de üniversite okuyamadılar ve onun için yurt dışına gittiler. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya dediler, gittiler orada başörtülü okudular, burada okuyamadılar. Şimdi üniversitede başörtüsüyle benim kızlarım okuyabilir mi? Sıkıntı var mı? Değerli kardeşlerim, imam hatiplerde sıkıntı var mı? Hatta hatta, düz liselerde bile hamd olsun yavaş yavaş bu başladı. Siirt’te geçen gelişimde meslek lisesi ziyareti yaptım, baktım gayet iyi.
Kardeşlerim, bununla da kalmadık, devlet dairelerinde de artık başörtülü olarak çalışabiliyor mu benim vatandaşım? Neydi bu zulüm ya, neydi bu zulüm? Başı açık-başı örtülü, böyle bir zulüm olabilir mi ya? Onun için ne diyoruz biz? Zalimler için yaşasın cehennem diyoruz. Bu zulümleri kimler yaptıysa, o zalimler bunun karşılığını cehennemde bulacaklar, onun için yaşasın cehennem, zalimler için.
Kardeşlerim, katsayı diye bir zulüm çıkardılar. İmam hatip mezunu musun, meslek lisesi mezunu musun, yok katsayı. Ayağına bağlıyor taşı, girebilirsen gir. Ya niye, işte sokuyorsun üniversite imtihanına, kim daha fazla puan alırsa arzu ettiği yere girsin bırak; yok, engellediler. Şimdi o da kalktı mı? İstediğin üniversiteye gireceksin değil mi? Şimdi sizden biz de başarı bekliyoruz, gayret bekliyoruz, bu başarıyı gösterin tamam mı kızlar?
Kardeşlerim, 2007 yılında Siirt üniversitesini yaptık ve Siirt üniversitesini kazandı. Kim yaptı? Niye bizden öncekiler Siirt’e üniversite yapmadılar? Onların öyle bir derdi yoktu ki. Üniversitemizde 7 fakülte, 4 meslek yüksekokulu, 2 yüksekokul, 3 enstitü açtık. Değerli kardeşlerim, bunlardan bir tanesi Yaşayan Diller Enstitüsü. Burada Kürtçe, bunun üzerine de akademik çalışmalar yapılıyor. Siirt Üniversitesinde bugün 7 bine yakın öğrenci var. Bu ne demektir? Bir; Siirt’in gencinin Siirt dışına çıkması bir ölçüde engelleniyor. Bir diğer taraftan da, Siirt’e gençler geliyor. Dolayısıyla, normalleşme bu, ayrımcılık ortadan kalkıyor.
Biz ne dedik, ne dedik? Rabia. Burada ne var? Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Zaza’sıyla, Roman’ıyla, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla velhasıl tek millet, tek millet. Bölünme olmayacak, ayrımcılık olmayacak, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
İki; tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, şehitlerimizin simgesidir.
Mithat Cemal Kuntay öyle diyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Onun için ne diyoruz? Tek vatan. Ama 780 bin kilometrekarede tek vatan. Batıda ne varsa, doğuda da, güneydoğu da o olacak. Kuzeyde ne varsa, güneyde o olacak. Marmara, Ege, şu-bu ayrım yok. 780 bin kilometrekareyle tek vatan.
Geliyorum dördüncüsüne; tek devlet. Devlet içinde paralel devlet yok. Kim ki böyle bir şeye tevessül ederse karşısında bizi bulur. Her şeyimizle karşılarındayız. Çünkü biz devletimizi böldürmeyiz, bu yola tevessül edenlere fırsat vermeyiz. Onun için birliğimizin, beraberliğimizin, kardeşliğimizin teminatı sizsiniz, siz. 30 Mart, bu bakımdan çok önemli. Siirt, Kürt’üyle, Arap’ıyla ben sizi bir görmek istiyorum. Ben Siirt’te Kürt kardeşimi Kürt olduğu için sevmiyorum, Arap kardeşimi de Arap olduğu için sevmiyorum, Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, beni yaratan Allah onları yarattığı için seviyorum. Anlatabiliyor muyum? İşte bizim birliğimiz burada, bizim beraberliğimiz burada ve bizi yaratan Allah ne diyor: “Biz sizi kabileler halinde yarattık birbirinizle iyi anlaşasınız tanışasınız diye. Kimse ben Türk’üm dolayısıyla Kürt’ten üstünüm diyemez. Ben Kürt’üm Türk’ten üstünüm diyemez. Ben Kürt’üm Arap’tan üstünüm diyemez. Ben Arap’ım Kürt’ten, Türk’ten üstünüm diyemez. Çünkü ne Arap’ın beyaza, ne beyazın Arap’a üstünlüğü yoktur bizim dinimizde. Biz bu yolda böyle yürüyeceğiz, normalleşme budur. Bir, beraber, iri, kardeş olan Türkiye budur. Bunu sizlerle beraber yapacağız. İşte 30 Mart, aynı zamanda bunların oylanması olacak. BDP ne diyor? Biz Kürtlerin partisiyiz. Böyle saçmalık olur mu ya? Niye Kürtlerin partisiyiz diyorsun da Türkiye’nin partiyiz demiyorsun. Ama biz ne diyoruz? Biz 77 milyonun partisiyiz, 77 milyonun partisiyiz. Biz hepsinin hizmetkarıyız. Biz bu millete efendi olmaya gelmedik, hizmetkar olmaya geldik. Şu anda benim partimde 60 kadar Kürt milletvekili var, benim şu anda kabinemde 5 tane Kürt bakanım var, ne oldu? Ayrım mayrım yok, hepsi var. Ben Kürtlerin temsilcisiyim diyen partide durum ne, verdikleri hizmet ne? Şöyle belediyelerin onlarda olduğu yerlere bakın hizmet namına bir şey bulamazsınız. İşte Siirt ortada. Şuradaki mevcut hizmetler hep bizim dönemimizde yapılmış hizmetler. İnanın son 5 senede yapılmış bir şey yok.
Bakın sağlıkta Türkiye genelinde olduğu gibi Siirt’te adeta yatırım seferberliği yaptık. 300 yataklı Siirt devlet hastanesinin yatırımı sürüyor mu? Değerli kardeşlerim, bitmedi, 2 aya kadar inşallah bunu hizmete açıyoruz. Kurtalan’a, Pervari’ye devlet hastanelerini yaptık mı? 75 yataklı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi de yine Siirt’imize kazandırdığımız eserlerimiz arasında. Hem yeni yaptığımız hastanelerimizde, hem de mevcutlarda artık otel konforunda hizmet veriyoruz.
Toplu konutta Siirt’te 869 konut inşa ettik, bunları hak sahiplerine verdik.
Kardeşlerim, Siirt’e biz gelene kadar yapılmış bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? Allah aşkına, şuna bir bakın ya, 7 kilometre. 7 kilometre ya. Biz 11 yılda Siirt’e 109 kilometre bölünmüş yol yaptık ve toplam bölünmüş yol ağını 116 kilometreye ulaştırdık.
Kardeşlerim, yolsuzluk yolsuzluk diyorlar hepsi de, çünkü belli merkezden bunlar akort ediliyor. CHP, MHP, BDP hepsi aynı.
Kardeşlerim, bakınız bütün bu olaylarla birlikte inşallah 30 Mart’tan sonraki dönem Siirt adeta bir sıçrama yapacak. Çünkü, KÖYDES’te attığımız adımlar devam ediyor, BELDES’le ilgili adımlar devam ediyor. Türkiye genelinde Ferhat gibi dağları deldik. Tüneller yaparak aşılmadık yol bırakmadık. Kardeşlerim, Cumhuriyet tarihi boyunca 50 kilometre tünel yapıldı. 50 kilometre uzunluğunda 83 adet tünel yapıldı. Biz ise 117 kilometre uzunluğunda 12 yılda 122 adet tünel yaptık. Kardeşlerim, yolsuzluğun olduğu bir iktidar, düşünün Cumhuriyet tarihinde 79 senede 6 bin kilometre bölünmüş yol yapılıyor, biz 11 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Ah kardeşlerim ah, 230 milyar dolardan aldık milli geliri, şu anda 820 milyar dolardayız. Nereden nereye? Devletin borcundan bahsediyorlar, meydana gelip zaten bunları konuşmazlar, buraya zaten CHP, MHP falan bunlar gelmez, buranın adresini bilmezler. Ama şimdi ben söyledim diye gelebilirler.
Sevgili kardeşlerim, ama buraya kim gelecekse o gelene de şunu söyleyin: Şimdi diyelim ki BDP mi geliyor, BDP deyin ki, ya kardeşim, iyi güzel de 5 senede siz şu Siirt’e ne yaptınız ya, bu Siirt’in suyunu siz mi getirdiniz? Şu yollar var ya, havaalanından buraya, bu yolları siz mi yaptınız ya? Ara yolların hali ortada. Bunları zaten sizden önceki Belediye yaptı, siz yapmadınız ki. Çarşı, o çarşıyı kim yaptı? Burada 1 tane sembol olarak şurada bir çarşı var, o çarşıyı bile biz yaptık. Oranın hali neydi? Rezalet. Şimdi hiç olmazsa Siirt’te akşamları tatilde bir yayalaştırma projesini orada biz uyguladık ya. Yani hizmet, eser bizde, bunlarda değil. Dün söyledim, eşekten bile bir eser var değil mi? Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Demek ki eşeğin eseri de semeri. Ama bunlarda bir şey yok, hiçbir şey bırakmadılar bugüne kadar. Ama biz eserlerimizle övünüyoruz. Elhamdülillah.
Kardeşlerim, daha da öte; MHP, küçük CHP-DSP, biliyorsunuz bunlar IMF’e borçlandılar. Ne kadar borçlandılar? 23,5 milyar dolarla bize bıraktılar. kardeşlerim, bunu biz sıfırladık mı? Sıfırladık. Şimdi IMF bizden borç istiyor. Biz şimdi onlara 5 milyar dolar isterlerse borç vereceğiz.
Kardeşlerim, Merkez Bankasında 27,5 milyar dolar vardı. Şimdi 130 milyar dolara doğru yürüyor; aradaki fark bu. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi?
Sevgili kardeşlerim, Siirt sınırları içerisinde 35 kilometre demiryolumuz var. Hani şu meşhur Kurtalan Ekspresi var ya, ha işte onun geldiği yol. Yapıldığı günden bu yana doğru dürüst yenilenmeyen bu yolu her türlü malzemesini yerli üreterek adeta sıfırdan yapmışçasına yeniledik. Kurtalan, Kurtalan; 30 Mart’ta sizden müjdeyi bekliyoruz ha Kurtalan? Kurtalan’a kadar gelen treni Siirt’e ulaştırmak için gerekli adımları attık. İnşallah 25 kilometrelik Kurtalan-Siirt demiryolunun şu anda projesi hazırlanıyor, ardından da inşallah yapımına başlıyoruz.
Kardeşlerim, tabii sizlere ben burada ne anlatsam, sizinle ne kadar muhabbet etsek hakikaten doyum olmaz. Fakat bir gerçek var, sizlere verdiğimiz tarımsal destekler; buraya 5 trilyon tarımsal destek verdik. Nereye? Biz göreve gelene kadar. 2013 yılında biz sadece 2002’de oldu, 2013 yılında biz 30 milyon, yani eski rakamla 30 trilyon tarımsal destek verdik. Siirt’e bugüne kadar toplamda 259 trilyon nakit tarım ve hayvancılık desteği verdik.
Değerli kardeşlerim, Halep oradaysa arşın burada, nerede? Siirt’te. 2011 yılında Siirt’i doğalgazla tanıştırdık. Bugün Siirtli kardeşlerimin büyük çoğunluğu evlerinde doğalgaz kullanıyorlar, öyle mi? Hanım kardeşlerim, öyle mi? Ya ben sizin çektiğiniz çileyi biliyorum ya, ne çileler çektiniz? Ama artık benim Siirtli hanım kardeşim bu çileyi çekmiyor.
Evliyalar şehri Siirt’imizde ecdat yadigarı eserlerimize sahip çıktık. Siirt Ulu Caminden merkez Babuldarp Camine, Şeyh Maruf Camiine kadar tüm ata yadigarlarına hak ettiği değeri verdik.
Kardeşlerim, şimdi oradan genç kızlarımız sesleniyorlar, diyorlar ki; imam hatip imam hatip. Şimdi inşallah hemşeriniz Nihat Özdemir Bey Siirt’e 82 derslikli bir imam hatip yapıyor. İnşallah bu imam hatip yurtlarıyla, konferans salonlarıyla, sosyal donatı alanlarıyla inanıyorum Türkiye’de örnek imam hatiplerden bir tanesi olacak. Şu anda başlandı ve süratle inşaatı devam ediyor. Ne zaman biter? Eylül’de bitecek, Eylül’de bitecek, tamam? Ama sizden biz başarı bekliyoruz, çok çalışacağız. Tamam?
Siirt’e Belediye başkan adayımız siyasette beraberimde olan ve Siirt’te İl Başkanlığını yapan Ali İlbaş. İçinizden biri, kardeşiniz ve ben Ali İlbaş kardeşimi sizlere emanet ediyorum. İnşallah tüm Meclis üyeleriyle beraber Siirt’imizde yeni bir dönemi, modern bir Siirt’i inşallah inşa edeceğiz. Milletvekillerimizle ve ben de bir Siirtli olarak yanınızda olacağız ve modern Siirt’in inşallah inşasını bıraktığımız yerden biz devam ettireceğiz. Buna var mıyız? Var mıyız? Şöyle bir arka tarafı da bir göreyim bakayım, var mıyız? Maşallah. 18 gün, tamam?
Hazır mıyız? Hazır mıyız?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Siirt’i hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, 30 Mart hayırlı olsun inşallah. Buradan Mardin’e selamlarınızı götüreceğim.