Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 10 Adet Kirsal Kalkinma Projesi Toplu Açilis Töreni’nde yaptigi konusma metni

 

... TKDK Türkiye çapında Avrupa Birliğiyle de temas halinde projeler gerçekleştiriyor birkaç yıldır başarılı bir uygulama. Bir kısmını vatandaşımızın karşılıyor, bir kısmını Bakanlık karşılıyor ve böylece küçük, ama anlamlı projeler ortaya çıkıyor. Bu fasıldan 10 tane tesisi de Erzincan’da gerçekleştirilmiş bunlar çeşitli konularda tesisler. Neler var? Mesela arıcılıkla ilgili tesis var, makine parkı var, büyükbaş besi, organik arıcılık, süt üretimi, örtü altı sebze, meyve, efendim büyükbaş süt gibi süt üretimi gibi tesisler var. Bundan 10 tanesinin burada faaliyete başlamasını gerçekleştiriyoruz. Biraz önce merkezde yine hemşerilerimizin yoğun katılımıyla 700 milyon tutarında 76 eserin Erzincan’a ilimize kazandırılan eserin açılışını yapmıştık. Burada da Tarım Bakanlığımızın bu TKDK projesini kapsamındaki tesislerin açılışını yapıyoruz.

Biliyorsunuz Erzincan’da Doğu’nun en büyük beyaz et kombinası var çok güzel de çalışıyor ve o zaman açılışında da söylemiştim bu tavuk kombinasıyla birlikte Erzincan’da tavukçuluk tekrar canlanacak ve nitekim kümesler şehrin etrafındaki yerleşim yerlerinde arttı. Çalışan sayısı bu işten ekmek yiyenlerin sayısı da 4 bine yaklaştı bu önemli bir gelişmedir. Şimdi onun yanına birde kırmızı et kombinası yapacağız. Sayın Gıda ve Tarım Hayvancılık Bakanımız bununda müjdesini verdi yakın zamanda da başlanacak hayırlı, uğurlu olsun.

Bu projenin amacı bugün Erzincan’dan başlattığımız bir de proje var yani Erzincan’daki bu kırsal kalkınma destekleriyle yapılan tesislerin açılışı dışında iki tane önemli Tarım Bakanlığımızın faaliyetini buradan bu vesileyle Erzincan’dan gerçekleştiriyoruz. Bir tanesi 250 bin düve projesi, 500 bin koyun projesi vardı, Bakanımız ifade etti Şırnak’ta başlatıldı 250 damızlık düve projesini de Erzincan’dan başlatılıyor. Erzincan’dan sonra dalga dalga bütün illerimize gidecek. Ve burada bundan yararlanacak hayvancılık işletmemizde bellidir onun da açılışını yapmak istiyoruz.

Türkiye’nin bir sorunu var, şu anda bunu sorun olarak görüyoruz, biz et ithalatı yapıyoruz. Niye et ithalatı yapıyoruz? Aslında hayvan varlığımız artmış küçükbaş 30 milyondan 44 milyona çıkmış. Büyükbaş 10 milyondan 15 milyona çıkmış esasında yüzde 50 var hayvan varlığımızda. Peki, niye ithal ediyoruz? Sebebi basit. 2003 yılında AK Parti iktidara geldiğinde kişi başı tüketim 5 kiloydu aylık değil mi bu yıllık tüketim 6.7’ydi yıllık tüketim, şimdi 15 kiloyu buldu. Yani hayvan varlığımızın artışıyla, et tüketimi artışı aynı değil et tüketimi arttı. Bu neyi gösteriyor? Refahı gösteriyor. Türkiye 3,5 kat büyüyünce et tüketimi de aynı şekilde 3 kat büyümüş oldu. Hayvancılıkta ki artış aynı hızda olmadığı için bir müddet daha ithalat yapacağız. İşte bu proje bu düve projesi, koyun projesi ve TİGEM’in yaptığı çalışmalar, Tarım Kredi Kooperatifimizin verdiği desteklerle ne yapmaya çalışıyoruz? İthalatı azaltıp, hatta tamamen bitirmek, yerli ürünlerimizin, yerli hayvancılığımızı geliştirmek. Bazıları diyor ki, ya köyler boşaldı, işte hayvancılık nasıl hayvan sayımız arttı? Köylerde eskiden herkesin kapısında bir tane inek, iki tane dana bir şeyler olurdu. Şimdi köylerde yok, bir yandan da hayvan varlığımız arttı diyorsunuz bu nasıl oluyor? Nasıl olduğunu ben söyleyeyim. Hayvancılık yapma anlayışı değişti. Eskiden böyle 500 baş, 1000 baş, 10 bin baş, 20 bin baş besi çiftlikleri yoktu. Herkes evinde iki tane ineği var, işte kurbanlık 3-5 tane beslediği mal var onunla idare ediyordu. Yani tarımda da, hayvancılıkta da aile köy hayvancılığından işletme anlayışına geçildi. Şimdi bu artık ticari bir iş olarak görülmeye başlandı. Evin ihtiyacını görmek değil süt satmak, et satmak efendim besicilik yapmak yani ölçek büyüdü. Ölçek büyüyünce her yerde yok belirli yerlerde var belirli yerlerde yok, ama sonunda artış gerçekleşmiş oldu. 16 yıldır kalkınmamızın anahtarı olarak tarımı gördük, hayvancılığı gördük ve desteklemeyi de kendimize hedef olarak koyduk. Az önce Bakanımız da söyledi ben tekrarında fayda var, 2003 yılında Türkiye’de tarım ve hayvancılığa yapılan destek 2 milyarın altında 1.8 milyar lira. Bugün ne kadar? Yaklaşık 15 milyar liralık destek veriyoruz. 15 milyarın diyelim ki 4-5 milyarını hayvancılığa, 10 milyarını tarıma veriyoruz. Bundan sonra da tarım, gıda, hayvancılık alanında büyük gelişmeler kat ederek yolumuza devam edeceğiz.

Değerli hemşerilerim, biz toprağına ve bayrağına gönülden bağlı bir milletiz. Askerlik ve çiftçilikle Anadolu’yu kendimize yurt edindik. Tarihte bizi bu topraklardan çıkarmaya çalışan hiçbir güç başarılı olamadı. Bundan sonra da ne bayrağımızı yere düşürürüz, ne de toprağımıza ayak bastırırız. Bunca saldırıya, ihanete rağmen toprağımızda tutunmamızın sırrı memleket sevdasıdır. Bizim insanımız bu bereketli toprakların kadrini, kıymetini iyi bilir. Biz de hükümet olarak toprağın zenginliklerini, ülkemizin geleceği için önemini biliyoruz ve o yüzden de göreve başladığımız ilk günden beri tarım sektörünün, hayvancılığın gelişmesi için büyük bir gayret gösteriyoruz.

24 yıl önce 24 milyar olan bütün tarımsal hasılamız bugün 60 milyar dolarlara çıkmıştır. 2002 yılında 3.7 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2017’de 17 milyar dolara çıkmıştır demek ki, 4 katın üzerinde tarımda ihracat artışı yapmışız. Bunu yaptığımızdan dolayı da Avrupa’da 2005’ten beri Türkiye tarım üretiminde bir numara. Bütün bunları nasıl başardık? Çiftçilerimizle ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızla başardık. Siz üretmek, emek, biçmek istedikçe hep yanınızda olduk, yanınızda olmaya devam edeceğiz.

Destekler birçok kalemde desteğimiz var, ama geçen yıldan başlattığımız yeni bir uygulama var bu destekleri parça pinçik vermek yerine yılda 2 sefer Mart ve Ekim aylarında verelim dedik ve böylece vatandaşımız aldığından bir şey öğrensin. Bu ay bir şey geliyor, öbür ay bir şey geliyor arada kaynayıp gidiyor. Halbuki toplu olarak Mart’ta ekim başlamadan Ekim’de hasat bittikten sonra yapılacak bu anlamlı destekler vatandaşın bir işine yarıyor.

Mazot desteğini geçen sene ilan ettik bu sene uygulamaya başladık burada yarısı sizden, yarısı bizden. Vatandaş ekti, biçti ne kadar mazot harcadıysa 1 yıl öncesine ait. Tabi önceden bilmek mümkün değil, şu anda yapılan destekler 2017 yılının destekleridir mazotta. Gübrede de benzer desteği uyguluyoruz, gerçi KDV’yi kaldırarak 1 milyar liralık dolaylı bir destekte sağladık, ancak gübrede ki destek şeklini tekrar gözden geçiyoruz. Daha etkin nasıl yapabiliriz, buradaki birtakım kaçaklara, istismarlara nasıl mani oluruz bunun çalışmalarını yapıyoruz. Destekte ürün çeşitliliğini artırdık dört ürüne destek veriliyordu şimdi 21 ürüne destek veriyoruz. Bu sene bir uygulama daha yaptık sıra bu hayvanların takibi için küpeleme sistemi var kayda alınıyor ki herhangi bunların aşılanması vesairesi bir hastalık konusuna karşı tedbirli olmak. Bu küpelemeden ve aşılamadan para alıyordu Tarım Bakanlığı. Yaptığı bir düzenlemeyle artık küpelemeden para alınmayacak, aşıdan da para alınmayacak bunu tamamen Tarım Bakanlığı karşılayacak. Bu da yeni bir uygulama hayırlı, uğurlu olsun.

2002’de 145 bin ton sertifikalı tohum üretimi yapılıyordu Türkiye’de bugün bunu 7 kat arttırmış durumdayız 7 kat. Ve sertifikalı tohum da Türkiye ihracatçı konumuna geldi. 79 ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz. Yeter mi? Yetmez. Türkiye tarımda, hayvancılıkta, gıda da lider ülke oluncaya kadar durmak yok, yola devam.

Değerli hemşerilerim, son 16 yılda tarımda nereden nereye geldiğini siz biliyorsunuz, kısaca birkaç başlıkta anlatmaya çalıştım. Biz hiçbir zaman Ankara’da sağır duvarlar arasında oturan çiftçinin, köylünün, üretecinin halinden bir haber olan bir iktidar olmadık. 16 yıl boyunca her zaman sizin yanınızdaydık, alın terinizin, akıl terinizin birebir şahidi olduk. Erzincanlı çiftçi hemşerilerimize 2002’de verilen tarım desteği 6 milyon yaklaşık olarak yani eski parayla 6 trilyon. Peki, 2017 sonunda ne kadar destek vermişiz Erzincan’a? 46 trilyon destek vermişiz. 6 trilyon nere, 46 trilyon nere. Kaç katı artış var hesabı siz yapın, 7 kattan fazla artıştan bahsediyoruz.

16 yılda yine Erzincan’a 151 milyonu hayvancılık desteği olmak üzere toplam 376 milyon nakit ve hibe olarak destek yapmışız. Hani bunları söylüyorum başka yere destek yok mu zannedilmesin. Başka yerlerde çok daha fazla destekler var bu Erzincan’ın payına düşen. Erzincan’ın dağları filan fazla olduğu için tarım arazisi fazla yok. Hani taşa toprağa da, taşa da, ağaca da destek vermediğimiz için buradan da fazla bir istifadeleri yok. Ama Allah ne verdiyse onu imkanlar dahilinde destekliyoruz. Herhalde dağlara, taşlara destek olsa en büyük desteği Erzincan alırdı.

Evet, genç çiftçilerimizin, evlatlarımızın sadece geçen yıl ürettikleri 195 projeye destek yapmışız, genç çiftçi desteği. 16 yıl önce Erzincanlı çiftçi hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız yalnızdı sesini duyan yoktu. Ziraat Bankasından aldığı kredinin yüzde 10’nunu kooperatiften aldığının yüzde 65’ni zar zor ödüyordu ödeyemiyor kredi, çünkü üretim yok, hasıla yok. Bugün bereketli topraklar üzerinde gözünü geleceğe çeviren, gelecek hedefleri yapan hemşerilerimiz var, çiftçilerimiz var. Şu anda Ziraat bankasından aldığı krediyi çiftçilerimiz yüzde 99 oranının üzerinde geri ödüyorlar. Erzincan’da oran kredi dönüş oranı yüzde 99.9. Kooperatiflerde de yüzde 95,5 geri ödeme var. Erzincanlı sözünün sadık insanıdır, borcunu namus bilir. Az yer, az içer borcunu öncelikle öder. 2010’dan bu tarafa üreticilere sıfır faizle hayvancılık desteği veriyoruz. Şimdiye kadar 2563 kişiye 100 milyondan fazla bu kabilde destek ödemesi yapılmış. Hasılıkelam destek bizden, gayret sizden, Tevfik Cenabı Mevla’mdan.

Evet, hayvancılıkla ilgili desteklere de biraz değerli kardeşlerim, milletimize hizmetkar olmak için çıktığımız bu yolda ülkemizin nereden nereye geldiğini son 15 yılı yaşayanlar en iyi şekilde görüyor. Yani şu şehrin yollarından, eğitiminden, sağlığından, efendim köy yollarından ihtiyaçlarından baktığınız zaman ne kadar mesafe kat ettiğimiz ortadadır. Hastaneler neler yaşanıyordu durumlar neydi, kuyruklar, yazar kasa fırlatan esnafımız, bir gecede çöken ekonomimiz ve IMF’nin kapısına gittiğimiz günler unutuldu, unutuldu çünkü 16 yıl az bir süre değil. Biz iktidara geldiğimizde doğan yavrularımız bugün neredeyse oy verecek duruma geldi. Memleketin geleceği için ben de varım diyecek duruma geldi. Gençlere biraz derdimizi o yüzden zor anlatıyoruz, çünkü gençler kıyaslayacak bir şey bulamıyor. Ne geçmişi yaşadılar ne de bugünün kötülüklerine şahitler. Onun için diyor ki, ya bunlar da ya hep iktidar acaba daha farklı şey var mı diye zaman zaman kafalarından geçiyor olabilir, ama bu riskli bir şeydir yani. Her ne kadar her şeyi yaptığımızı iddia etmiyoruz, ama memleketimizin, milletimizin artık günlük hayatını bile sürdüremediği temel sorunlardan kurtardık. Sağlık bunun en önemlisi, eğitim bunun en önemlisi, güvenlik bunun en önemlisi, adalet bunun en önemlisi. Her şeyden önce kalkınma, büyüme. Refahtan zarar gelmez, fakirlikten zarar gelir. Yoksulluğun gözü kör olsun diye bir laf vardır bizde onun için yoksulluğu ortadan kaldırmak adına gayret ettik, çalıştık bu günlere geldik, ama işimiz burada bitmiyor, bundan sonra daha çok yapacak işimiz var.

Şimdi yeni bir döneme geçiyoruz. Bu yeni dönem nedir? Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacak devam edecek, ama yönetim sistemine değişiklik yapıyoruz. Niye yapıyoruz? Durup dururken mi yaptık? 15 Temmuz’u unuttunuz mu? 17-25 Aralık, Gezi olayları, cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşananlar, parti kapatmalar bunlar hep daha dünün AK Parti iktidarının karşılaştıkları. Biraz daha öteye git 28 Şubat, 12 Eylül, 60 ihtilali, 71 muhtırası yani son 60 yılda bu ülkenin başına gelmedik kalmadı. Ne oluyor? Milli irade örseleniyor sürekli milli iradeye saldırı var. İşte diyoruz ki, artık bunlar olmasın vatandaşımız doğrudan demokrasiye geçsin dolaylı değil. O yüzden de 16 Nisan’da bir anayasa değişikliği gerçekleştirdik. Bu anayasa değişikliğini de tabi AK Parti olarak biz tek başımıza yapamazdık bu yola bugün cumhur ittifakı diye birlikte seçime gittiğimiz Milliyetçi Hareket Partisiyle beraber çıktık. Ben bu vesileyle memleket mesele memleket meselesi olunca gerisi teferruattır diye bizimle birlikte yol yürüyen milliyetçi, ülkücü kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Anayasa değişikliğiyle başlayan bu yolculuk tabi anayasa değişikliğini getirdik Meclis’e, Meclis’te görüştük orada bitmiyor, bu sefer halk oylaması. 16 Nisan’a kadar da sahadaydık yine beraber milletimize anlattık. Bunu niye yaptık, ne ihtiyaç vardı 94 yıllık yönetim şeklini niye değiştiriyoruz bu kolay bir iş değil. Bunun teferruatlarını anlattık millet ikna oldu. Muhalefet ikna olmadı hala ikna olmamış. Ne diyorlar? Efendim biz gelirsek eskiye döneceğiz. Ya eski çamlar bardak oldu bırakın eskiyi, gelece bakın geleceğe. Eskiye yönünüzü ileriye tutun, geriye değil. Türkiye ileriye doğru bakarsa hedeflerine ulaşır. O yüzden aslında 24 Haziran şu anda 16 Nisan halk oylamasında verilen kararın uygulamasıdır. Millet o kararı verdiyse 24 Haziran’da da bunu tamam ben bu kararı verdim şimdi teyit ediyorum Allah selamet versin işinize gücünüze bakın milletin diyeceği bu. Biz geleceğiz oluru alacağız, vatandaş kararını da, seçimini de yapacak. Vatandaşın verdiği karar başımızın tacıdır. Yani Türkiye nereden nerelere geldi. Bu seçimin bir özelliği var bu seçimin özelliği değerli vatandaşlarım, değerli hemşerilerim, burada ilk defa milletvekili seçimi sürekli yapılıyor biliyorsunuz, ama hükümet seçimi yapılmıyor. Şimdi hem hükümet seçimi yapılıyor hem milletvekilliği seçimi yapılıyor. Niye böyle yapılıyor? Vatandaş ya biz bunu milletvekillerini seçiyoruz Ankara’ya gönderiyoruz bir türlü Hükümet kurulamıyor. Ne oluyorsa, ne bitiyorsa, orada ne film dönüyorsa Hükümet kurulmuyor memleketin işleri yürümüyor. O halde ne yapalım? Biz burada işi tamamlayalım, kararı verelim sandıklar açılsın efendim bir yandan kim yönetecek ülkeyi 5 yıllığına cumhurbaşkanı, sistem cumhurbaşkanlığına geçti. Yönetecek cumhurbaşkanını seçelim ona gücü verelim, temsili verelim diğer yandan da bizi Meclis’te kim temsil edecek milletvekilleri onları da seçelim. Gitsinler onlar kendi işine baksın cumhurbaşkanı da kendi işine baksın ve böylece sen sağ ben selamet 5 yılda kulağımız rahat olsun öyle değil mi? Şimdi yapacağımız o. Şimdi inşallah bu sistem bak herkesi terbiye ediyor bak yavaş yavaş herkes birbirine benzemeyenler bile bir araya geliyor. Benzemezler ittifakı da var. Bir cumhur ittifakı var belli milletin bekası, ülkenin huzuru, barışı, kardeşliği, iç ve dış tehditlere karşı bir yol arkadaşlığı bu yola çıktık. Tabi onlara da başarılar diliyoruz tabi siyaset bir yarıştır mutlaka bu süre içerisinde 40 gün civarında bir süremiz var herkes derdini anlatacak, meramını anlatacak, projelerini anlatacak seçecek de sizlersiniz. Orayı da dinleyeceksiniz, burayı da dinleyeceksiniz kararı vereceksiniz. Vereceğiniz karar ülkemiz için en güzel karar olacaktır. Biz destek isterken, oy isterken şunu söylüyoruz: Arkamızda günahıyla, sevabıyla, artısıyla, eksisiyle 16 senemiz var bizim onlardan farkımız bu. 16 senenin hem sorumluluğunu taşıyoruz hem tecrübesini taşıyoruz. Bu 16 seneye bakalım gelecek 16 sene demiyorum, gelecek 5 senenin ilk etapta kararını verelim. Vatandaştan, hemşerilerimizden biz bunu istiyoruz. Eğer tabi ki buradaki kararımız devam yönünde olursa bu hizmetler aynen artarak devam edecek.

Şimdi bugünlerde tamam diye bir kampanya yapıyorlar sanal alemde. Sanalla, yalanla, dolanla bu işler olmaz. Sonuç sanal alemde alınmaz. İktidarın adresi sandıktır, sanal alem değildir. Sanal oylamayla iktidar olunmaz. Bu işi 12 sefer tecrübe ederek bugünlere gelmiş bir iktidardan bahsediyorum. 12 sefer milletin önüne gittik, millet boyumuzu ölçümüzü aldı ve ondan sonra da elbisemizi giydirdi yola koyulduk. Kiminle? Memleket sevdalısı, milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan’la. İnşallah yeni sistemin ilk seçiminde de Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz. İçeride ve dışarıda ülkemizin hızını kesmeye çalışanlara da en güzel cevabı 24 Haziran’da vereceğiz.

Bakın seçim kazanmak diye bir dertleri yok, Recep Tayyip Erdoğan insin de ne olursa olsun. Bu kadar bu ülkeye bu kadar zulüm olur mu kardeşim, bu ülkeye bu yapılır mı? Projeni anlat, ülke için ne yapacaksın onu anlat. Tayyip Erdoğan’ı dışarıdakiler de hazmedemiyor onu anlayabiliriz. Niye anlarız? Çünkü biz bağımsız bir dış politika izliyoruz. Bölgede iş yapacaksanız bölgede sınırları değiştirecekseniz, yeni ülkeler, yeni şer kuşakları oluşturacaksanız buna Türkiye izin vermez diyen bir Recep Tayyip Erdoğan var, bir AK Parti iktidarı var. Afrin’e bakın, Cerablus’a bakın, El-Bab’a bakın. Türkiye 15 Temmuz gibi bir ihaneti yaşamasına rağmen sadece yurt içinde vatandaşımızın güvenliğini sağlamakla kalmıyor, dışarıdan gelecek tehditleri de bertaraf edecek kararları alıyor ve tehlikeyi, tehdidi topraklarımıza gelmeden orada durduruyor. Ülkesinin sınırları dışında operasyon yapan kaç ülke var? Çok sayıda ülke yok. Sınırlı sayıda ülke var bunlardan biri de Türkiye’dir. Türkiye’nin bu gücü, bu kararlılığı bazılarını rahatsız ediyor bu çok açık bir şey. Yani orada PKK’nın kuzenleri, yeğenleri PYD, YPG ne işi var Suriye’de, Amerika bunlarla niye iş tutuyor? Amerika gibi büyük bir ülkeye bu yakışır mı? Müttefikimiz olan, NATO’da ortağımız olan ülke maalesef bunu yapıyor ve buradaki o terör çemberini, şer kuşağını biz yok etmekte kararlıyız. Afrin’de yaptık, Cerablus’da yaptık, El-Bab’ta yaptık başka nerede olursa olsun yaparız. Bizim için milletimizin güvenliği, kardeşliği ve toprak bütünlüğümüz her şeyin önünde gelir. Öyle bir milletiz ki tarih boyunca hiç boyunduruk altına girmemişiz. İstilalar olmuş, savaşlar olmuş, ama sal esaret olmamış. Esarete katiyen yol vermeyen bir medeniyetimiz var, bir geçmişiz var o yüzden de Türkiye’ye rağmen bu bölgede kimse yanlış hesap yapmasın.

Değerli kardeşlerim, ben sizin kardeşiniz ve bu toprakların bir evladıyım. Yediğiniz ekmeğin, içtiğiniz suyun tadını iyi bilirim. Bu toprağın insanın ne kadar fedakar, ne kadar vefakar, ne kadar yiğit olduğunu çok iyi bilirim. Bu topraklarda dünyaya gözümü açtım, sonra okudum, mühendis oldum, ardından da ülkeme hizmet için birçok alanda görev yaptım ve siyasete atıldım. Allah’a şükür şimdiden tarihe geçmiş liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’la yol arkadaşlığını bana Mevla’m nasip etti. Bu yol arkadaşlığıyla beraber de ülkemize, şehrimize çok güzel hizmetler kazandırdık. Bunun için Mevla’ma sonsuz şükürler ediyorum. Bazen bu anayasa değişikliğini yaparken vatandaşlar karşılaştığım insanlar bana şaşıyoruz diyorlar. Niye şaşıyorsunuz? Kendi koltuğunu ortadan kaldırmak için bu kadar gayret eden başka bir adam görmedik diyor. Ben de dedim ki aynı şeyi bugün de söylüyorum. Memleketim için bir Ali değil bin Ali feda olsun. Memleketimizden, bayrağımızdan, bağımsızlığımızdan daha değerli şey yok. İnanarak yaptık, çünkü 15 Temmuz o karanlık geceyi ben çok iyi bilirim. Neleri yaşadığımızı, bu ülkenin başına nasıl büyük bir tehdidin gelebileceğini o gece Cumhurbaşkanımızla, ben de bizatihi yaşayarak gördük. Ve değerli hemşerilerim, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sadece değil dünya tarihinde de görülmemiş bir işi başardık. Milletin silahını, tankını, topunu, uçağını gasp eden alçaklara karşı milletin neyi vardı? İmanı vardı, göğsü vardı, yüreği vardı. Yüreğini ortaya koydu, göğsünü siper etti, Ay Yıldızlı bayrağı indirmedi, ezanları dindirtmedi ve alçaklara hak ettikleri dersi verdik. Şimdi bir daha bugünleri yaşamamak için inşallah 24 Haziran’da bu başarıyı yapacağınız seçimlerle taçlandırıyoruz. Yapılacak seçimlerin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Şimdi bir müjdemiz var, onu da bugün yine memleketimde Erzincan’da vatandaşlarımızla, çiftçilerimizle paylaşmak istiyorum. Gelirken Tarım Bakanımızla konuştuk buğday alım fiyatı hububat diyorlar daha genel, arpa da var, yulaf da var vesaire ama buğday diyelim daha iyi anlaşılsın. Buğday alım fiyatları her sene destekleniyor. Bu sene mevsim şartlarından dolayı hasat biraz erken başladı malum kuraklık vardı, ama şimdi maşallah son haftalarda iyi bir yağmur var, bereket var. Dolayısıyla, Toprak Mahsulleri Ofisi çalışmasını yaptı, Tarım Bakanlığımız çalışmasını yaptı. Geçen sene ton başına 940 lira fiyat veriyordu, yani bunlar referans fiyatları öyle değil mi? Referans fiyatı. Niye bu fiyata ihtiyaç var? Çünkü aracılar, tefeciler gelip ölü parasına almak istiyorlar. Bir referans fiyatı olmayınca geliyor sen 700 liradan verirsen alayım diyor. Olur mu kardeşim maliyeti kurtarmıyor nasıl olacak? İşte burada ofis çiftçinin dostu devreye giriyor diyor ki, oraya verme getir bana ver diyor ban sana öyle mi yanlış mı söylüyorum? Aşağı yukarı böyle. Yani burada bir referans fiyatı vatandaşın çiftçinin emeğinin, alın terinin zayi olmaması için bir sigorta. Yani bütün işte buğdayı, arpayı, yulafı alacak değil devlet. Devlet sadece diyor ki, bu paradan aşağı düşerse ben devreye girerim diyor ve çiftçimi mağdur ettirmem alırım. Piyasadan aldığım zaman da sen alacak mal bulamazsın mecburen fiyatı normal olması gereken fiyatı verirsin benim anladığım bu böyle bir fiyat.

Şimdi bu sene bu fiyatı tekrar gözden geçirdik 1050 liraya çıkardık 1050 lira. Geçen sene 940 liraydı, bu sene 1050 lira olacak. Yüzde 12 artış, Allah bin bereket versin, hayırlı, uğurlu olsun çiftçilerimize.

Tabi bunun üzerinde ilaveler var ne ilaveleri var? Yüzde 6’ya kadar kalitesine göre buğdayın hububatın ilave prim ödenecek. Onu da koyduğumuz zaman rakam 1110 liraya geliyor. Ayrıca ton başına 145 lira prim, mazot, gübre, sertifikalı tohum desteği de ilave edildiğinde 1200 liraya kadar bu rakam çıkabiliyor. Öncelikle tabi bir şey daha yaptık şimdi malın var buğday hasat yaptın koyacak yer yok, lisanslı depoculuk sistemini hayata geçirdik. Bunun da bütün hazırlıkları bitti birçok yerde Tarım Bakanlığı bu depoları yaptırıyor galiba yap-işlet-devret modeliyle yapıyoruz o şekilde vatandaşa veriyor. Diyor ki, ben buraya şu kadar mahsul koyacağım ona göre bir kirası var ona göre yapılıyor. Bu aslında tarımda bir devrimdir. Yani bugün ürün çıktı tarladan kaldırdın ambara koydun koyamadığın ne olacak? Çürüyecek, çillenecek. Onları öyle yapmayacaksın bugün ihtiyacın yok, fiyatta iyi değil getireceksin lisanslı depoculuğa koyacaksın depolara orada istediğin zaman canın istediği zaman sat, fiyat oluşunca sat böyle bu da yeni bir uygulama. Lisanslı depoculukla tarım piyasasında sağlanacak istikrar nihayetinde sanayici, tüccar, topyekun 81 milyon vatandaşımız bundan istifade edecek. Yeni hasılat döneminin ülkemize, çiftçimize, milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Ve bugün kırsal kalkınma desteklerinden istifade eden hemşerilerimize de hayırlı bol kazançlar diliyorum. Bu 250 bin damızlık düve projesinin de milletimize, ülkemize, köylümüze hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.

Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.