Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 116. Genisletilmis Il Baskanlari Toplantisinda yaptigi konusma’nin tam metni

 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- … hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Toplantımızın ülkemize, milletimize, partimize hayırlar, bereket getirmesini Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum. 

Değerli kardeşlerim, biliyorsunuz dün Tunceli’de göreve giderken olumsuz hava şartları yüzünden bir helikopterimiz düştü, 12 şehidimiz var. Aynı zamanda Ağrı’da el yapımı patlayıcıya basmak suretiyle şehit olan bir uzman çavuşumuz var. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu ülke için, bu millet için canını seve seve feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 15 Temmuz’da demokrasimizi kurtaran, milletimizin istiklaline sahip çıkan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, bütün gazilerimize hayır, uzun ömürler diliyorum. 

Tabi Türkiye bir birlik, beka mücadelesi veriyor, bu mücadele hiç ama hiç tereddüde uğramadan, rehavete düşmeden devam edecek. Pazar günü yaptığımız halkoylamasının da bize verdiği mesaj, terörle mücadelenin kararlılıkla sürmesidir ve milletin birliğinin, kardeşliğinin artarak devam etmesidir.

Değerli kardeşlerim, bir halkoylaması yaptık Pazar günü, elhamdülillah huzur, güven içerisinde yurdun her tarafında demokrasimize yaraşır, ülkemize yaraşır başarılı bir şekilde sonuçlandırdık. Milletin kararı net, sonuç evet, bunda hiçbir tereddüt yok.

Çünkü gelirken dinledim, 500’den fazla yabancı basın, medya kuruluşu izlemi, AGİT gözlemcileri gelmiş, herkesin gözü önünde millet tercihini yaptı, kararını verdi. Şimdi herkese düşen, milletin verdiği bu karara saygı göstermektir, boğun eğmektir. 

Demokrasi ve demokratik rekabet elbette bilek güreşi değildir. Her seçimden sonra milletimize söz verdiğimiz üzere, başarı bizim aklımızı başımızdan almaz, millete gönül bağımızı koparmaz, bizi şımartmaz. Medeni davranışın en önemli ölçüsü, sevinci ve üzüntüyü hukukun içerisinde birlikte paylaşmaktır. Biz 80 milyon vatandaşız, birbirimizin hukukuna sonuna kadar sahibiz, saygılıyız. Bizim sevincimiz bir başkasının üzüntüsü olamaz, olmamalıdır. Biz bu halk oylamasının neticesini bütün vatandaşlarımızın yararına, geleceği için olumlu, önemli bir sonuç olarak görüyoruz. Sonucu bütün ülkemiz adına vakarla karşılamak mecburiyetindeyiz.

Halkoylamasını büyük bir demokratik olgunluk içerisinde tamamladık. 16 Nisan Pazar günü 58 milyon 381 bin 452 kayıtlı seçmeden 49 milyon 799 bin 163’ü sandığa gitti, tercihini kullandı, oyunu verdi. Katılım oranı yüzde 85.3 olarak gerçekleşti, 1 Kasım seçimlerinden bu az da olsa daha yüksek bir katılımdır. Bu rekor katılım oranı için bir kez daha milletime teşekkür ediyorum. Milletim geleceğine sahip çıkmıştır, sandığa sahip çıkmıştır, demokrasiye sahip çıkmıştır. Bu aynı zamanda ülkemizin demokratik seviyesini de ve kalitesini de, siyasetten beklentisini de ortaya koymaktadır. 

Halkoylaması demek, doğrudan halkın iradesine müracaat etmek demektir. Bir kez daha altını özellikle çiziyorum, bu halkoylamasında evet diyenler de, hayır diyenler de başımızın tacıdır. Milletin sözünün üzerine söz söylemek beyhudedir, boştur, ayıptır. 25 milyon 157 bin 25 vatandaşımız cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini de içeren anayasa değişikliğine evet demiştir. Evet oyları hayır oylarından 1 milyon 379 bin 934 daha fazla çıkmıştır.  Vatandaşlarımızın istisnasız her birine ayrı ayrı tekrar şükranlarımı sunuyorum. 

Gerek Cumhurbaşkanımızı, gerek bizi arayarak tebrik eden devlet ve hükümet başkanlarına da milletim adına teşekkür ediyorum.

Bu halkoylamasında yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, içinde bulundukları zorluklara rağmen, baskılara rağmen ülkelerine sahip çıktılar, demokrasiye sahip çıktılar, gerçek bir memleket sevdalısı olduklarını ortaya koydular. Yurt dışındaki vatandaşlarımıza da bu cesur duruşları dolayısıyla teşekkür ediyorum, buradan sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 

Değerli arkadaşlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen evet oylarındaki anlamlı artış, bölgenin terör örgütlerinin çağrılarına prim vermediğini açıkça ortaya koymuştur. Vatandaşlarımız birliği, beraberliği, kardeşliği, birlikte Türkiye olmayı tercih etmişlerdir. Bunun için bu sağduyulu yaklaşımdan dolayı, bu şuurdan dolayı ayrıca teşekkür ediyorum.

İnsanlarımızın barıştan, huzurdan, refahtan ve demokrasiden yana tercih kullanmaları, milli birlik, bütünlüğe omuz vermeleri son derece değerlidir. Millet bu oylamayla sadece anayasa değişikliğini oylamamış, aynı zamanda bize de ve bütün partilere de ince mesajlar vermiştir. Vatandaşımın bize 16 Nisan’da ne söylediğini çok iyi anlayacağız, iyi değerlendireceğiz. 

Hayır’dan hayır sonuç çıkarmak isteyen muhalefet, maalesef değerli kardeşlerim, oylama sonucu da aynı tutumunu sürdürmektedir. Demokrasimize yakışan bir sağduyu ortamında ve huzur içerisinde gerçekleşen bu seçime gölge düşürmemektir. 
Kesin olmayan sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bugün bazı partiler, Ana Muhalefet Partisi, HDP, Vatan Partisi gibi bazı partiler ve bazı vatandaşlar Yüksek Seçim Kuruluna itirazlarda bulunmuştur. Yüksek Seçim Kurulu da bu itirazları bugün değerlendirip açıklayacağını ilan etmiştir. Gayet tabi ki demokraside, hukuk devletinde itiraz etmek haklarıdır, bunu anlayışla karşılıyoruz. Demokrasi anlayışı gereği her sesi, her fikri duymak mecburiyetindeyiz, en aykırı yerden bile gelse kimsenin sesine kulağımızı kapayamayız. 

Şimdi tane tane söyleyeceklerimi özellikle Ana Muhalefet Partisi Genel Bakanı ve yöneticileri dinlesin. Her seçimden sonra çıkan tablodan duyulan memnuniyetsizler, şikayetler, sızlanmanlar hep olmuştur. Ne var ki eleştirinin, itirazın sınırı da hukuktur, adalettir. Hukuk düzeni her türlü ihtimali öngördüğü içindir ki, itirazların gideceği adresi de belirlemiştir, bu adres Yüksek Seçim Kuruludur. İtirazlar az önce söylediğim gibi değerlendirilecek ve bir karar verilecektir, buraya kadar her şey normaldir. Ancak, çeşitli iletişim mecraları kullanılarak insanları sokağa davet etmek, sonuçları tanımamak asla ve asla kabul edilemez. Milletin iradesine saygı duyduğunu ifade etmek yerine, sandıktan çıkan sonuca gölge düşürme çabası boştur, anlamsızdır, faydasızdır.

Bu en başta oy veren vatandaşlarımıza yapılmış çok büyük ayıptır ve haksızlıktır. 

Şimdi Ana Muhalefet Partisine düşen, yaptıkları itirazın sonucunu beklemektir, bunun aksine yapılacak her hareket hukukun dışına çıkmak olacaktır. Türkiye bir hukuk devletidir, dolayısıyla hiç kimsenin hukuksuz, sorumsuz bir tutum sergilenmesi asla hoş karşılanmayacaktır. 

Çok açık ve net ifade ediyorum; siyasi tartışmaların zemini meşru siyaset zeminidir. Herkese davetimiz, bu meşru zemini korumak olmalıdır. Her vatandaşımdan istediğim, bu süreçte azami hassasiyet göstermesidir, tahriklere kapılmadan uzak durmalı ve sonucu sükûnet içeresinde izlemelidir. Siyaset yapıyorum diye kimse kimsenin duygularıyla, hissiyatlarıyla oynamaya kalkmasın. Sayın Kılıçdaroğlu’nun 50 milyona yakın insanımızın sandığa giderek oyunu kullandığı bir seçime gölge düşürme çabası hem üzücüdür, hem de büyük talihsizliktir. Bir Ana Muhalefet Partisi Başkanının siyasette her türlü sonucun sokakta değil, sandıkta olduğu gerçeğini bilmesi gerekir. Kemal Bey ağzını hayır hayır demeye o kadar alıştırmış ki, 16 Nisan’da sandığa gitmemiş gibi hayır hayır demeye devam ediyor. 

Neymiş, bu halkoylamanın sonuçlarını tanımayacakmış. Bu ne demektir? Eğer sen bu sonuçları tanımazsan, bu sonuçları ortaya koyan millet de seni tanımaz kardeşim. Tamam, kabul ediyoruz, iyi çalıştın, çok koşturdun, ama milletin takdiri ortada. Oraya takılıp kalırsan yol alamazsın. Türkiye meşru demokratik süreçler içerisinde bu muazzam değişikliği gerçekleştirdi, bu gerçeği artık kabul et. Milletin kabul ettiğini sen kabul etmezsen ne yazar? Millete fatura çıkaracağına, başarısızlığı kendinde ara. 
Değişiklik teklifi değerli arkadaşlar, müzakereler arkasından komisyona geldi, Mecliste görüşüldü, çetin müzakereler oldu, hatta şiddete bile başvuruldu ve nihayet kabul edildi, Cumhurbaşkanımız onayladı. Ve dedik ki, şimdi artık söz de, karar da milletindir, hep böyle dedik, demokrasinin gereğini yaptık. Referandum süreci başladı, dolayısıyla bu değişiklik referandum sürecinde bütün araçlar kullanılarak medyada, kamuoyunda muhalefet, iktidar partisi lehte-aleyhte her türlü çalışmayı yaptı. İki ay boyunca tezlerimizi ortaya koyduk, biz de anlattık, hayır diyenler de anlattı, milletimiz herkesi dinledi. Hatta bu değişikliğin hayır kampanyası yapanlar hiçbir sınır tanımadı, her şeyi söylediler, gerçekle yakından-uzaktan alakası olmayan, bu değişiklikte yer almayan her şeyi söylediler, ama bir türlü değişiklik ne getirecek ona yönelik tek bir kelime söylemediler. Nihayet 16 Nisan’da karar verildi, yüzde 51.41 olarak teklif evet oyuyla geçti. 

Efendim, şimdi aradaki fark azmış. Ne demek bu ya? Biz ne dedik ilk günden? 50+1 kardeşim, bu işin ölçüsü budur, kuralı budur, meşruiyeti budur., hep böyle olmuştur. Siyasi yasakların sona erdirilmesi 1987 referandumuna bakın, sadece 75 bin fark vardı. Siyasi yasaklar devam etmesi gerekir diye kampanya yapan ANAP’la, karşısında yasaklar kalkmalıdır diye kampanya yapanlar 75 bin oyla kazanmıştır. O zaman bir meşruiyet tartışması olmadı. Benzer şekilde İngiltere’nin kurucusu olduğu Avrupa Birliği’nden çıkarken yaptığı halkoylamasındaki oy farkı Türkiye’deki referandumdaki oy farkından daha azdır. Tarihi bir karar veriyor İngiltere, baştan beri içinde olduğu, kurucusu olduğu bir birlikten çıkıyor ve bu önemli kararda evet ve hayır arasındaki fark Türkiye’deki 16 Nisan’daki oylamadan da az. Orada meşruiyet tartışması olmuyor ve sonuca herkes rıza gösteriyor. Amerika seçimleri keza aradaki fark çok az, hatta oy sayısı kaybedenin daha fazla, ama delege sayısı fazla olduğu için Trump kazanıyor, bu Amerika’da mesele olmuyor. Ama Türkiye’de şeffaf bir şekilde yapılan, sınırsız bir propaganda alanı sağlanan ve içeriden, dışarıdan 7 düvelin izlediği, taraf olduğu bir halkoylamasının sonucunu hazmetmek zorunda Ana Muhalefet Partisi, demokrasiye inanıyorsa, demokrasiyi içselleştirmişse hazmetmek mecburiyetinde. Çareyi sokakta aramak, kaos ortamı oluşturmaktan medet ummak Ana Muhalefet Partisine yakışmaz; eğer böyle bir iş içerisinde olursa millet gereken cevabı verir. 

Türkiye bir hukuk devletidir, hiçbir anarşiye, hiçbir sokak faaliyetine, yasaları çiğneyecek hiçbir fiili duruma rıza göstermemiz söz konusu değil. Ben millete çağrı yapıyorum, provokasyonlara gelmeyin, tahriklere kapılmayın ve buna benzer çağrılara kulak asmayın. Türkiye bir demokratik hukuk devletidir, hukuk devleti gerekeni yapmıştır, milletimizin önüne sandığı getirmiştir ve millet de kararı vermiştir. Bundan sonra bize düşen şey, önümüze bakmak, yapacak çok işimiz var. Ülkemizin ekonomisini daha da büyütmek, yatırımları daha da hızlandırmak, reformları hayata bir bir geçirmek ve 2019 3 Kasım’ına hazırlanmak. 2019’da iki tane seçimimiz var; bir tanesi 2019 Mart sonu yerel seçimler, belediye seçimleri olacak, bir de 3 Kasım 2019’da yaptığımız bu anayasa değişikliğine göre birleştirilmiş Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimleri olacak. Bunun dışında Türkiye’nin gündeminde herhangi bir seçim yoktur, vatandaşlarımızın kafasına bulandırmaya gerek yok. Yapacak çok işimiz var, milleti seçimle yormamız lazım. Çünkü Türkiye artık 2016’da 15 Temmuz darbe girişimiyle büyük bir travma geçirmiştir. Milletimizin moral değerlerini tekrar yükseltmek, demokrasimizi daha da güçlendirmek, ekonomimiz üzerindeki tereddütleri ortadan kaldırmak ve ülkeyi 2023, 2053, 2071 hedeflerine hazırlamak için düne göre bugün daha fazla çalışmak mecburiyetindeyiz. Gençlerimize, geleceğimize iş-aş sağlamak mecburiyetindeyiz. 

Değerli kardeşlerim, aziz vatandaşlarım; biliyoruz ki 1950’den beri Türkiye’nin en iyi başardığı işlerden biri seçimdir. Türkiye sandığı namus olarak gören bir siyasi kültüre sahiptir. Evet, milletimizin oyu, vatandaşımızın tercihi bizim nezdimizde namusumuz kadar önemlidir. Sonuçlardan memnun olunmayabilir, ama vatandaşın tercihini kimse gölgeleme hakkına sahip değildir. Hayır’dan hayırsız bir sonuç çıkarmaya çalışmak, en hafif deyimiyle millet iradesine saygısızlıktır. 
Değerli kardeşlerim, bütün bunlar ortadayken yapılmaya çalışanın sebebini iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Esasen 2002’den beri Ana Muhalefet meşru demokratik süreçler içerisinde AK Partiyle rekabet edecek bir çizgiye gelemedi, sandıkta AK Partiyi zorlayacak bir güce erişemedi. Bunu telafi etmek için her defasında siyasetin meşru sınırlarını hep zorladı. Gönüller kazanmadan, halkı siyasetine ikna etmeden siyaset yapmak sonuç çıkarmıyor, sonuç vermiyor. Milletle barışma yolunu seçeceğine, bize, iktidar partisine saldırma yolunu tercih ediyor. 

Biraz bu kampanya döneminde dedik ya bunların aklı başına geldi, kuzu gibi oldular, sakin sakin konuşuyorlar, cevap vermiyorlar. Ben o zaman şunu söyledim: Dedim ki, Kemal Bey kuzu taktiği yapıyor, inşallah referandumdan sonra da bunu devam ettirir, kalıcı hale gelir. Ama gördük ki, sonuçlar açıklanınca birdenbire referandum sürecindeki Ana Muhalefet Partisi Başkanı gitti, CHP, Ana Muhalefet Partisi kendi eski fabrika ayarlarına döndü; bunu milletimiz takip ediyor, görüyor. Doğrusu Sayın Kılıçdaroğlu yenilgisini gürültüyle, tahrikle bastırmak istiyor. Ama artık mızrak çuvala sığmıyor, belli ki durumunda sıkıntı var. Bizim işimiz onların iç meseleleriyle uğraşmak değil. Biz yolumuza devam edeceğiz. 
Ama şunu biliyoruz: 15 yıllık iktidarımız boyunca sürekli ama sürekli demokrasinin gelişmesi ve yaptığımız demokratikleşme adımlarında hep önümüze engel çıkardılar. Hatırlayın, 2007’de e-muhtırayı Ana Muhalefet Partisi destekledi, hatta onun öncesinde Cumhuriyet mitingleri dedikleri provokatif sokak eylemleriyle meşru siyasetin gölgelenmesine kayıtsız kaldılar. 2008’de AK Partiye kapatma davası açıldığında antidemokratik bu girişime de ne yazık ki destek verdiler, bu yanlıştır deme erdemini ve cesaretini gösteremediler. 2013’ten sonra FETÖ sistematik olarak Türkiye’ye demokrasimize saldırırken, onun tezlerine de yine destek oldular. Bugün hala 15 Temmuz için insafsız bir şekilde tiyatro, kontrollü bir darbe diyebilmektedirler. Yani Ana Muhalefet Partisi AK Parti’ye karşı meşru siyaset kaygısı taşımayan bir çizgide siyaset yapma yolunu tercih ediyor. Bunun bedelini her seferinde sandıkta ödemesine rağmen bu alışkanlığı bir türlü terk etmiyor. Bu tavır esasen Türk milletini ve Türkiye demokrasisini küçümseyen bir ruh halinin yansımasıdır. Milletle, vatandaşla barışık olsa kendileriyle de kavgalı olmaktan kurtulacaklar, ama ne yazık ki bunu başaramıyorlar. Hayırdan hayırsız bir sonuç çıkarmak isteyen Ana Muhalefete son tavsiyemiz millete itaat edin rahat edin. 

Değerli kardeşlerim, hepiniz sizler bu süreçte çok çalıştınız hep meydanlardaydık. İl başkanlarımız, belediye başkanlarımız, kadın kollarımız, gençlik teşkilatımız, büyükşehir belediye başkanlarımız ve il genel meclisi başkanlarımız büyükşehir belediye meclis üyelerimiz, mahalle temsilcilerimiz, köy temsilcilerimiz herkes velhasıl AK Parti teşkilatının bütün mensupları çok özverili, çok gayretli bir çalışma sergilediler. Alınan sonuçta zaten bunun ispatıdır, teyididir. Bu bakımdan bütün AK Parti ailesine bu sonucun alınmasında gösterdikleri gayretten dolayı teşekkür ediyorum, sağ olun var olun değerli arkadaşlar. 

Az önce de söylediğim gibi çıkan bu sonuçta bütün teşkilatımız bölgede alınan oyların değerlendirmesini önümüzdeki süreçte sakin bir şekilde, serinkanlılıkla yapacağız. AK Parti siyasetinin gereği sürekli muhasebedir, sürekli kendini yenilemedir. Bütün teşkilatlarımıza buradan ilan ediyorum, bölgenizdeki durumu tahlil eden ayrıntılı bir raporu kısa zamanda Genel Merkeze iletmenizi istiyorum. AK Parti’nin öncü kadroları Türkiye’nin hayallerini, umutlarını, geleceğe yürüyüşünü sizler temsil ediyorsunuz. Demokrasi yolunda almamız gereken çok daha büyük bir mesafe var, yapacağımız çok işimiz var. Millet yolunda milletimizle daha fazla bütünleşmemiz gerekiyor. Bu iş bitti ama bizim bundan sonra da yapacağımız çok iş var. Bugünden itibaren hayır diyen kardeşlerimizi daha iyi anlamak için gayret edeceğiz, onların da gönlünü kazanmanın yolunu bulacağız. 

Kadın kollarımız, kadınlarımızın her meseleyle, her talebiyle ilgilenmeye devam edecek, onlarla birlikte yeni ufuklara yürüyeceğiz. Gençlik kollarımız aynı dinamik ruhla çalışmalarını sürdürecek.

Unutmayın ki değerli kardeşlerim, Türkiye’nin geleceği sizlerin elinde, bu kadroların elinde şekillenecek. Yani her zaman söylediğimi tekrar ediyorum durmak yok yola devam. Zira bu yol millete hizmet yoludur. 

Değerli kardeşlerim, AK Parti siyasetinde çığır açmış reformcu bir partidir. Reformcu karakterimizi, reformcu siyasetimizi geçmişte olduğu gibi bundan sonra da sürdüreceğiz. Türkiye’deki bütün vatandaşlarımızın özgürlüklerini kısıtlayan ne kadar yanlış uygulama varsa hepsine … önünü açtık. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini tercihimiz daha ileri bir demokrasi için bir başlangıçtır. Vesayet odaklarının siyasete müdahalelerini sona erdirmek için bu değişiklik önemli bir başlangıçtır. Demokrasiye bundan böyle balans ayarı verecek tek merci millettir. Biz siyaseti her zaman milletle beraber yaptık, millete rağmen iş yapmak asla bizim tarzımız olmadı, olmayacak. AK Parti var oldukça bu ülkede demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin teminatı olmaya devam edecek. Bizler bu zamana kadar hiçbir kimseyi inancı, kimliği sebebiyle ya da başka nedenlerle dışlamadık, ötekileştirmedik. Her bir vatandaşımızın hukukunu korumayı kendimize görev bildik, görev bilmeye devam edeceğiz. Bu ilkemizi gözümüzün ışığı gibi koruyacağız. Her zaman bu ülkede ikinci sınıf vatandaş yok dedik, her vatandaşımız birinci sınıftır bunu söylemeye, tahakkuk ettirmeye devam edeceğiz. 

AK Partinin göreve geldiği 2002 yılı sadece ekonomik kalkınmanın değil, aynı zamanda demokratik gelişmenin de başlangıcı olmuştur. Şimdi birileri atlattığımız onca badireye rağmen 15 yıldır canla başla verdiğimiz demokrasi mücadelesini hafife alıyor, görmezden geliyor. Türkiye’nin itibarını içeride ve dışarıda yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz. Türkiye’yi tek bir vatandaşımızın dahi huzursuzluk duymadan yaşayabildiği özgür bir ülkü haline getirdik bunu da muhafaza edeceğiz. Farklılıklara saygı duyanı, her vatandaşımızın hak ve özgürlüğüne sahip çıkan AK Parti dün olduğu gibi bugünde, yarın da milletinin yanında olacaktır.

Halk oylamasından önce bütün samimiyetimizle dedik ki, evet çıkması halinde bu halk oylamasının kaybedeni olmayacaktır. Şimdi tekrarlıyorum, kazanan vatandaşımızdır, kazanan millettir, kazanan Türkiye’dir.  Kazanan demokrasidir, kazanan hukuk devletidir. Artık demokrasiden geri dönüş yok bunu da herkesin bilmesini istiyorum. 

Değerli kardeşlerim Pazartesi akşamı Cumhurbaşkanımızın Başkanlığında hem Milli Güvenlik Kurulu hem de Bakanlar Kurulu toplantısını gerçekleştirdik. Yapılan halk oylamasının kapsamlı değerlendirmesini yaptık ve ülkemizin içeride ve dışarıda bulunduğu şartları da dikkate olarak OHAL’in 3 ay boyunca uzatılması yönünde Milli Güvenlik Kurulunun tavsiye kararı doğrultusunda Bakanlar Kurulu olarak karar aldık ve bunu Meclis’e bildirdik. Meclis’imize dün bu konuyu görüştü ve karara bağladı. Böylece 19 Nisan’dan itibaren 3 ay süreyle olağanüstü halk uygulaması tekrar yürürlüğe girmiş oldu. Başkan beri şunu söylüyoruz: Olağanüstü halk millete ilan edilmiş değil, olağanüstü hal bizim 15 Temmuz’dan sonra kendimize ilan ettiğimiz bir durumdur.

Gerek demokrasimize kast eden FETÖ örgütüyle etkin mücadele etmek, gerekse ülkemizi bölmeye çalışan iç ve dış bölücü örgütlere karşı mücadele azmimizi etkin bir şekilde sürdürmek için böyle bir karara ihtiyaç vardı bu kararı aldık. 

Değerli kardeşlerim, şimdi bu anayasa değişikliği biliyorsunuz yapıldı şöyle bir hava oluşturuluyor: Efendim, anayasa değişikliği yapıldı cumhurbaşkanımız işte bu değişikliğin getirdiği bütün imkanları kullanacak ve cumhurbaşkanı olarak yeni sisteme göre ülkeyi yönetecek, şimdi bunu kasıtlı olarak yayıyorlar. Halbuki bu anayasa değişikliğinin üç tane maddesi hemen yürürlüğe giriyor. Bir tanesi Hakimler Savcılar Kurulunun bu değişiklik doğrultusunda yeniden oluşturulması. Nasıl oluşturulacak. 13 üyelik kurulun 6 tanesi Cumhurbaşkanımız yani 4 tanesi Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenecek, 2 tanesi doğal olarak Adalet Bakanı ve Adalet Bakan Müsteşarı doğal üye olarak yer alacak dolayısıyla 6 tane. Geriye kalan 7 tanesini de Meclis komisyonlarda ve geçen kurulda belirli kıstaslara uygun olarak belirleyecek. Yani milli irade tarafından milli irade vatandaş tarafından milli iradeyi temsil eden Meclis ilk defa Hakimler Savcılar Kuruluna üye seçilecek o da demokrasi de yeni ileri bir adımdır. Bürokrasiden millet iradesine geçiştir milletin verdiği karar şüphesiz en doğru karar olacaktır. Ayrıca yargıda birlik sağlanmıştır, darbe hukukundan kalma askeri mahkemeler kaldırılmış, askeri mahkemeler kaldırılmış, askeri yüksek idare mahkemesi, askeri Yargıtay fiilen sona erdirilmiş, yargı birleştirilmiştir. Sivil için, asker için ayrı yargı sistemi bundan böyle söz konusu olmayacaktır. Bir diğer hemen devreye girecek değişiklikte Sayın Cumhurbaşkanımızın AK Parti’yle ilişiğinin kurulmasıdır. Buna göre Yüksek Seçim Kurulunun seçim kararını resmen açıklaması ve Resmi Gazetede yayınlanmasıyla birlikte Cumhurbaşkanımızın AK Parti’ye dönmesinin önündeki engel anayasal engel tamamen kalkmış olacaktır. Partimizin kurucusu, liderimiz ve şimdi de cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın partimize bir an önce gelip katılması, üye olması için sabırsızlıkla bekliyoruz.

Zira Cumhurbaşkanımız bu kampanya boyunca çok büyük bir gayretle, çok büyük bir fedakarlıkla kampanyamıza çok büyük destek vermiştir, çok gayret etmiştir. Bu meselenin en doğru şekilde anlatılması, bunun şahıslar meselesi olmadığını yurdun her köşesinde vatandaşlarımıza bütün mecralar marifetiyle anlatılmasına sağlamıştır, gayretlerini ortaya koymuştur. Ben AK Parti Genel Başkanı olarak bütün arkadaşlarım adına Sayın Cumhurbaşkanımızın memleket meselesi, beka meselesi olarak gördüğümüz bu konuda gösterdiği gayretten ve önderlikten dolayı kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu üç hususun dışındaki diğer hususlar 2019 3 Kasım’ında normal şartlarda yapılacak seçimlerle birlikte yürürlüğe girecektir. O güne kadar yapacağımız çok iş var. Bir kere bu anayasa değişikliğinin getirdiği uyum yasaları var. Ciddi sayılabilecek uyum yasaları hazırlanacak cumhuriyetin kuruluşundan beri devam eden bir yapının parlamenter sisteme göre kurgulanmış mevzuatımız yeni baştan elden geçirilecek. Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin hukuki altyapısı hazırlanmış olacak dolayısıyla, yapacağımız çok iş var. Şimdi efendim, yani şöyle de bir maksatlı propaganda yapılıyor: Efendim parlamenter sistem sanki demokratik, cumhurbaşkanlığı sistemi demokratik değil böyle bir şey yok. Demokratik oluş olmamanın parlamenter sistem veya başkanlık sistemiyle alakası yok. Bu demokrasi başkanlık sisteminde de vardır, parlamenter sistemde de vardır. Bu sadece yönetim şeklinin değişmesidir. Demokrasi aynen devam edecek, bütün kurumlarıyla, kurallarıyla işlemeye devam edecek. Yasama organı güçlenmiş olarak yoluna devam edecek. Yargı tam bağımsız ve tarafsız olmaya devam edecek ve icrada daha da etkin bir şekilde vatandaşa yönelik hizmetlerini zaman kaybetmeden yapmaya devam edecek. Bu yapıyla değiştirilen bu sistemle getirilen en önemli konu şudur: Sürekli iktidarın sandıkta sağlanmasıdır, sürekli istikrarın sağlanmasıdır. Ve yüzde 50+1 şartı olduğu için iktidara gelmek bakımından bütün yurdun her köşesinden destek almak mecburiyeti vardır. Bu da ne demektir? Türkiye’nin birliğidir, beraberliğidir, kenetlenmesidir kardeş olmasıdır ve birlikte Türkiye olmasıdır, bu sistem bunu sağlamaktadır.

Dolayısıyla bu sistem değişikliği terör örgütleri, Türkiye’yi ayrıştırmaya çalışanlara birliğimizi, beraberliğimizi bozmaya çalışanlara alan açmasına müsaade etmemektedir. Dolayısıyla, Türkiye artık enerjisini terörle harcamak yerine birliği, beraberliğinin daha da güçlendirilmesi, ekonominin daha da büyütülmesi, demokrasisinin daha da geliştirilmesi ve dünya da racon kesen söz sahibi lider ülkeler arasına yerini almasını önünü açacak bir değişiklik yapılmıştır. Bir kez daha bu değişikliğe yol verdiği için, olur verdiği için aziz milletimize teşekkür ediyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz ve bütün teşkilatımı bu kampanya süresinde gösterdiği üstün gayret ve başarıdan dolayı teşekkür ediyorum. 

Allah yar ve yardımcımız olsun. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.