Basbakan Yildirim’in 14 Haziran 2016 tarihinde TBMM Grup Toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Eyvallah, biz de sizlerle gurur duyuyoruz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Sayın milletvekilleri, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler, değerli basın mensupları, televizyonları başında bizleri izleyen çok değerli vatandaşlarımız; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında Türkiye için, bu milletin bekası için hayatını seve seve veren şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ruhları şad olsun. Gazilerimize, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Geçtiğimiz günlerde yıllarca Müslümanların, mazlumların, ezilmişlerin adeta sembolü olan, yumruğuyla ezilenlerin, mağdur toplumların yüreğine su serpen Muhammet Ali Hakk’ın rahmetine kavuştu, Allah rahmet eylesin. Hepimizin gençlik yıllarında zihnimizde çok güzel bir fotoğrafı var ve o hep yaşayacak.
Bugün Hükümetimizin 22. günü, 3 haftayı geride bıraktık. Değerli dava arkadaşlarım, Ramazan ayının üçte birini neredeyse tamamladık. Rahmet, mağfiret ve günahlardan arınma ayı, birlik, beraberlik, kardeşliğin doruya ulaştığı, ayrılıkların-gayrılıkların, husumetlerin sona erdiği bu mübarek ayda ne yazık ki hiç bizimle ortak değeri olmayan, hiçbir kutsalı olmayan, inancımızda, kültürümüzde, değerlerimizde hiçbir şekilde yer almayan terör örgütünün masum insanlara yönelik faaliyetleri devam ediyor. Bir kez daha başta Güneydoğu olmak üzere Türkiye’nin her köşesinde yaşayan 79 milyon vatan evladı bu operasyonlar sırasında terör örgütünün ne kadar ilkesiz, ne kadar barbar, ne kadar cani bir şekilde insanlara kıydığını, masum insanları hedef aldığını gördü, şahit oldu.
Allah’a şükür, 22 Temmuz’dan beri terörle güvenlik esaslı mücadelemiz sonucunda şehirlerde, ilçelerde terör örgütünün direnci tamamen kırılmış ve devlet ülkenin her köşesinde halkımızın huzur ve güvenliğini sağlayacak tedbirleri almıştır. Artık buralarda umudu kalmayan terör örgütü, üst akıllardan yeni yeni öğütler alarak kırsalda ve güney sınırlarımız civarında yeni tertipler, yeni tezgahlar arayışı içindedir. Ama şunu herkes iyi bilmelidir değerli kardeşlerim: Türkiye, gerek Suriye’nin kuzey sınırında, gerekse Musul ve kuzeyinde ortaya konan bazı planlar var, bu planlarla ilgili asla ve asla oralarda yeni bir oluşuma izin vermeyecektir. Türkiye’nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı açısından, bizim açımızdan bu bölgeler, bu ve buna benzer hareketler asla ve asla müsamahayla karşılanamaz, gereken neyse hiç tereddüt etmeden onu da yaparız. Koalisyon güçlerinin, dostlarımızın mutabık kaldığımız amaçlar doğrultusunda yapacakları her türlü faaliyeti sonuna kadar destekliyoruz. Ama Türkiye’nin huzurunu bozan, Türkiye’nin canını yakmaya çalışan bu terör örgütlerine müzahir davranışlar içerisine girmelerini de terörle mücadele, Suriye’de özgürlük mücadelesi adı altında birtakım çalışmalara girmelerini de asla müsamahayla karşılayamayız.
Değerli kardeşlerim; 22 gün geride kaldı. Bu 22 gün içerisinde Allah’a şükür boş durmadım, Grubumuz da boş durmadı, biz de boş durmadık. Siz bir yandan Parlamentoda yasama faaliyetlerini her türlü engellemeye rağmen, her türlü zaman kaybettirme çabalarına rağmen kararlı ve azimli bir şekilde sürdürdünüz. Geçtiğimiz günlerde Elektrik Piyasası Kanunu elektriğin daha verimli kullanılması, kaçak ve kayıpların kontrol altına alınmasını öngören bu önemli düzenlemeyi çok büyük dirençlere rağmen başarılı bir çalışmayla sonuçlandırdınız, bunun için grubuma çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar; bu hafta zorlu bir yasama haftası, gerek komisyonlar da, gerek genel kurulda birbirinden önemli reform niteliğinde düzenlemeler önümüze gelecek ve bu kanunların çıkmasıyla birlikte esas itibariyle birçok alanda çok ciddi bir reform niteliğinde düzenlemelere hep birlikte imza atmış olacağız. Bakanlar Kurulumuzda da kararlaştırdığımız üzere önemli olduğunu bildiğimiz ve milletimizin de ittifakla kabul edildiği birkaç düzenleme hakkında hem sizleri, hem de kamuoyunu bu vesileyle bilgilendirmek isterim. Gündemimizde bir güvenlikle ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerinin, polis teşkilatımızın, korucularımızın, jandarmamızın, terörle mücadele ve operasyonlardaki kararlılığını arttırmaya yönelik koordinasyonu en iyi şekilde sağlamaya yönelik bir düzenleme var. İl idaresi kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik yapan bu düzenlemeyle ilgili esas itibariyle getirilen yeni bir şey yok. Neden peki böyle bir düzenlemeye ihtiyaç var? Çünkü mülki idare amirliklerinin ihtiyaç duyduğunda diğer unsurlardan, silahlı kuvvetlerden destek alması zaten mevcut kanunlarda olan bir şey. Burada getirilen şudur: Değişik kanunlarda, değişik mevzuatlarda olan düzenlemeler daha derli, toplu bir araya getiriliyor ve mülki amirler, silahlı kuvvetler ve diğer güvenlik unsurlarının en iyi şekilde koordinasyonunu kurmasını sağlayacak ve operasyonlarda yapılan faaliyetlerde uyum içerisinde çalışmasını temin edecek bir düzenlemeden bahsediyoruz, işin böyle bir boyutu var. Diğer bir boyutu da tabi ki burada yapılan faaliyetlerin görev kapsamında sayılması ve buna göre hukuki süreçlerin dikkate alınması özü itibariyle budur. Burada terörle mücadele de veya başka güvenliği tehdit edecek mücadelelerde yapılan çalışmalar da güvenlik unsurlarımızın moral değerlerini yüksek tutmak, onların karşılaşabileceği sorunları, hukuki sorunları ortadan kaldırmak için yapılan bir düzenlemedir. Maalesef muhalefet partilerinin bazıları bildiğim kadarıyla bir kısmı MHP ve CHP bu tasarıya karşı olumlu bir tutum içerisindeler. Çünkü bu bir milli meseledir dolayısıyla, bundan dolayı bu iki partimize teşekkür ediyorum.
HDP’nin buna destek vermesini zaten beklemiyoruz, olabildiğince köstek olmaya çalışacak. Ama onlara önerimiz, artık safınızı net olarak ortaya koyun terörün yanında mısınız, milletin yanında mısınız? Size oy veren 5 milyona yakın vatandaşımız büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Biz bunu bölgeye gidince gördük, Van’a gittik gördük, Diyarbakır’a gittik gördük. Onlara şunu söyledim: Siz kendinizi asla ve asla sorumlu ve suçlu hissetmeyin değerli vatandaşlarım. Asıl sizin yüzünüze bakamayacak olan sizi aldatarak milletin partisi olacağız, milletin vekili olacağız diye sizden oy alıp dağa lojistik destek yapanlarındır asla ve asla kendinizi sorumlu tutmayın.
Değerli kardeşlerim, şimdi artık bölgede malum Sur’da, Silopi’de, Şırnak’ta, Nusaybin’de, Cizre’de, Yüksekova’da, İdil’de operasyonlarımız bitti, ama işimiz bitmedi, işimiz yeni başlıyor. Nedir işimiz? Oraları eskisinden daha güzel, parmakla gösterilecek şekilde imar edeceğiz, mamur edeceğiz. Ancak burada da yine bakıyoruz sahada vatandaşlarımızın aklını çelmeye çalışan HDP ve onların taraftarlarını görüyoruz. Aman hiçbir kağıt imzalamayın, yerinizi yeniden yapacaklarmış, rıza göstermeyin, biz sizin hakkınızı uluslararası mahkemelerde arayacağız. Sen onları uluslararası mahkemelerde hak arayacağına, bugün bu hale gelmenin asıl sorumlususun, bunun hesabını vereceksin önce, önce hesabı siz vereceksiniz. Yaptığınız yetmiyor gibi şimdi bir de…
Değerli kardeşlerim, millete, vatandaşa yaptığınız yetmiyor gibi, şimdi artık bu sıkıntıdan sonra bir nefes alması, sıcak yuvasına kavuşması, çoluğu çocuğuyla buluşmasına bile engel olmaya çalışıyorsunuz. Bütün bunlar milletimizin gözü önünde oluyor. Hiç ama hiç tereddüt etmesin vatandaşlarımız, onlar artık kredilerini tükettiler, her şey ortaya ayan beyan çıktı, şimdi artık vatandaş devletiyle beraber, milletiyle beraber. İnsanların içine çıkamıyorlar, bundan sonra işleri daha da zor olacak.
Biz parti teşkilatlarımızda, gençlik teşkilatlarımızda ve milletvekillerimizle, bakanlarımızla, doğuyla batıda bu mübarek ayda gönül köprüleri kurmak üzere çok güzel programlar başlattık. Doğuyla batı kucaklaşıyor, kardeş şehirler ilan ettik, kardeş ilçeler belirledik, bunlar sivil toplum örgütleri bir yandan, parti teşkilatımız bir yandan, Hükümetimizin ilgili bakanları bir yandan bölgede Ramazan boyunca ve ondan sonra da vatandaşlarımıza bir ve beraber olmaya, onlarla hemhal olmaya devam edecekler ve yaraları saracağız.
Geçen gün Van’daydık, Van’da muhteşem bir sokak iftarı gerçekleştirdik, 10 binden fazla her türlü tehdide rağmen Vanlı orada büyük bir heyecanla, çoğu da gençlerden oluşuyor, biraraya geldik, iftar sofrasında buluştuk, ekmeğimizi paylaştık, onları dinledik, dertlerini dinledik. Başta Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın olmak üzere birçok eserin açılışını gerçekleştirdik.
Değerli kardeşlerim, bununla yetinmedik, doğunun ve güneydoğunun en büyük havalimanını ve toplam 600 trilyonluk eseri Diyarbakır’a kazandırdık, Cumhurbaşkanımızla Diyarbakır seyahatini gerçekleştirdik. Keza Erzincan’da yine toplu açılışlar yaptık, memleketimde hemşehrilerimizle buluşma, kucaklaşma fırsatı bulduk. Aynı şekilde İzmir’de, dosta güven, düşmana korku salan Efes Tatbikatını ilk defa uluslararası düzeyde gerçekleştirdik, 9 ülke katıldı, müthiş başarılı bir tatbikattı ve burada da yine İzmirli kardeşlerimizle, İzmirli seçmenlerimizle buluştuk, Başbakanlık görevine başladıktan sonraki ilk İzmir seyahatini de gerçekleştirmiş olduk.
Aynı zamanda Azerbaycan ve Kıbrıs’a mutat olduğu üzere, geleneksel olduğu üzere ziyaretlerimizi yaptık.
Kıbrıs’ta bildiğiniz gibi değerli kardeşlerim, bir görüşme devam ediyor ve hedef, bu yılsonuna kadar Ada’da iki toplumlu iki federasyon ve bir devlet şeklinde çözümü sağlamak. Tabi konuşmalar, görüşmeler devam ediyor ama, temel konu, bizim açımızdan vazgeçilmez olan, kurulacak yönetişim sisteminin iki toplumun adil ve eşit temsilini esas alan ve Türkiye’nin etkin garantörlüğünü asla ve asla zaafa düşürmeyen bir çözümdür. Bu anlamda görüşmeleri sonuna kadar destekliyoruz, ancak Güney Kıbrıs Rum Kesiminin de Avrupa Birliği üyeliğini ve diğer birtakım avantajlarını kendi lehine kullanıp orada yine bir istikrarsızlığa zemin hazırlayacak çalışma içerisine girmemesini özellikle telkin ediyoruz, tembih ediyoruz.
Değerli kardeşlerim, dış politikada prensibimiz, dostlarımızın sayısını artırmak, düşmanlıkları azaltmak. Bu çerçevede bölge ülkeleri başta olmak üzere yıllardır müttefik olduğumuz birçok ülkeyle ilişkilerimizi tekrar gözden geçiriyoruz.
Türkiye 53 yıldır Avrupa Birliği üyeliği için bir yola girmiş durumda, yarım aşırı geçen bir serüvenimiz var. Ama bu süre içerisinde, süre ne kadar uzun olursa olsun Türkiye olarak asla ve asla biz duruşumuzdan, samimiyetimizden zerre kadar sapma yapmadık, taahhütlerimize de aynen riayet ettik. Şimdi bizim beklediğimiz, Avrupa’nın Türkiye’nin bu samimi davranışa karşılık aynı samimiyeti göstermesi ve verdiği sözleri yerine getirmesidir.
Nedir bu sözler? Gümrük Birliği, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı, ülkemize bir bedel çıkarmasına rağmen biz bunu uygulamaya koyduk. Şimdi artık bu Gümrük Birliğini yeni baştan ele alma zamanıdır. Uzun süren uygulamalardan sonra ülkemizin aleyhine gelişmiş konuların tekrar değerlendirilerek Gümrük Birliğinin güncellenmesi gündemimizdeki önemli maddelerden bir tanesidir.
Bir başka konu da, insanların serbestçe dolaşımı. Yine bildiğiniz gibi benden önce görevi sürdüren Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun Mart ayında başlattığı yeni süreçte Haziran ayı sonunda vize muafiyetinin yürürlüğe girmesiydi. Bu konuda bizden istenen 72 maddenin birçoğunun, sağ olun Meclisimiz yoğun bir çalışmayla, Hükümetimiz yoğun bir çalışmayla bütün bu şartların çok ciddi bir bölümünü tamamladı. Son anda önümüze bir şey çıkardılar, bunların alışkanlığı, son söyleyeceklerini saklarlar saklarlar tam işler yoluna girdiği anda piyasaya çıkarlar. Efendim, siz Terörle Mücadele Kanununu esnetin. Nasıl esnetecekmişiz? Terörle mücadeleyi yapmayın, bırakın adamlar rahat çalışsın. Bu dostluğa sığar mı arkadaşlar? Böyle günlerde gerçek dostluk belli oluyor. Biz ciddi bir mücadele veriyoruz, ülkemizin birlik, beraberliği ve bekası için bir mücadele veriyoruz, bu şartlar altında asla ve asla bizim açımızdan Terörle Mücadele Kanununda herhangi bir değişiklik söz konusu olmaz bunun sonucu vize muafiyeti olsa bile, varsın orada kalsın vize muafiyeti.
Türkiye artık 60’lı yılların Türkiye’si değil. Türkiye artık beyin göçü alan bir ülke haline geldi, beyin göçü veren Türkiye’den bugün beyin göçü alan bir ülke haline geldi, tersine göç başladı. İşte onun için biz uluslararası çalışma hayatını düzenleyen bir kanunu Meclisi getiriyoruz. Bu kanunun amacı ne? Bazıları gene bu kanunu, efendim, yabancıları, vasıfsız, düşük ücretli işçileri getireceksiniz, Türkiye’de iş barışını bozacaksınız, işsizliği arttıracaksınız gibi şimdiden, daha okumadan, hiçbir yerine bakmadan maalesef tezviratlara başladılar.
İşin doğrusu şudur değerli kardeşlerim: Türkiye artık küresel yatırımlar için önemli bir merkez haline geliyor, konumu bunu gerektiriyor, şartlar bunu gerektiriyor, Türkiye’deki istikrar ve güçlü siyasi idarenin sonucu olarak uzun vadeli yatırımlar artık Türkiye’ye geliyor. Bugüne kadar 160 milyarın üzerinde Ak Parti iktidarı döneminde doğrudan yatırım, portföy yatırımından bahsetmiyorum, üretim, istihdam ve ihracata yönelik yatırımdan bahsediyorum. Dolayısıyla değerli kardeşlerim, şimdi bir ihtiyaç doğdu. O ihtiyaçta şu: Yurt dışındaki beyinler, yüksek teknoloji, katma değeri yüksek ürünler, yenilikçi teknolojilerin üretimini yapmak üzere dışarıdaki, başka ülke tabiiyetindeki beyinleri biz Türkiye’ye getirmek için kolaylık yapıyoruz. Bu kanunun özü budur, nitelikli ülkemizin değerine değer katacak beyinleri Türkiye’ye getirmek için yapılan bir düzenlemedir, işin özü budur, bunun dışında söylenen her şey tamamen gerçek dışıdır; bir bu.
İkinci bu kanunun özelliği de şudur: Ne dedik? Biz gerek yurt içinden, gerek yurt dışından yatırımcıların işini kolaylaştıracağız, adeta önüne turkuaz halı sereceğiz dedik. Bu artık lafta kalmıyor, bunun uygulamasını başlatıyoruz. Uluslararası iş gücü kanunu yatırım ortamının iyileştirmesine yönelik çok kapsamlı büyük bir reform niteliğinde, gerek vergi kalemlerinde azaltma yapan, gerek şirket kuruluşlarını hızlandıran, mevzuatı basitleştiren, zaman tasarrufu sağlayan, yatırımcıların değerlerini koruyan, bürokrasiyi en alt düzeye indiren, adeta sessiz devrim niteliğindeki bir düzenlemedir. İnşallah bu iki düzenleme beraber Meclis’imizden geçtiği zaman küresel yatırımlar Türkiye’ye çok daha fazla gelmeye başlar. Bununla da yetinmiyoruz diyoruz ki, eğer siz Türkiye’de uzun süre yatırım yapmak istiyorsanız, burada üretim, burada kazanıp hem Türkiye’ye, hem kendinize gelir sağlamak istiyorsanız size bir şey daha yapıyoruz, isterseniz size turkuaz kart verelim istediğiniz kadar burada oturma izni olsun. İsterseniz de doğrudan vatandaşlık verelim, yeter ki enerjinizi, sinerjini Türkiye’nin enerjisiyle birleştirin.
Değerli arkadaşlar, eskiden green kart verenler, vatandaşlık veren ülkeler önünde insanlar kuyruğa diziliyordu. Şimdi Türkiye’de böyle bir kart almak, böyle bir statü kazanmak için bekleyen binlerce insan var, işte bu da Türkiye’nin gücünü gösterir, Türkiye’nin nereden nereye AK Parti iktidarında geldiğini gösterir. Bunu cümle alem biliyor, kabul ediyor, ama bizim siyasetçiler, bizim diğer siyasi partiler maalesef bundan haberi yok. Bundan haberi olmadığı için Türkiye’nin gündeminden de haberleri yok. Onların varsa, yoksa kendi gündemleri. Peki, buyurun kendi gündeminizi işlemeye devam edin, vatandaşta sizi izlemeye devam ediyor.
Geçenlerde bir şehit cenazesine katıldım Fatih Camii’nde orada tatsız bir hadise yaşandı. Bir şehit yakını içinde bulunduğu ruh haliyle belki de Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanın önüne bir boş kovan bıraktı. Bunu hemen gerek Cumhurbaşkanımız, gerek biz, gerek grup başkanvekillerimiz asla ve asla bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey olmadığını söyledim. Ne olursa olsun şehitlerimiz olabilir, canımız yanabilir, ama böyle bir davranışı asla onaylamadığımızı çok net bir şekilde söyledim, ama buna rağmen beklediğimiz şuydu: Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı daha sorumlu davranmalı. Nedir? Efendim, biz güvenliğimizi kendimiz alacağız, HDP’liler de aynı şeyi söylüyor. Yani CHP-HDP çizgisine süratle gidiyor diyenleri haklı çıkarmak gibi bir göreviniz olduğu bir kez daha anlaşılıyor. Türkiye’de ister Başbakan olun, ister Ana Muhalefet Partisi olun, isterseniz sade bir vatandaş olun Türkiye Cumhuriyeti herkesin güvenliğini, can ve mal güvenliğini korumak için hazırdır, nazırdır ve buna 7/24 her zaman hazır vaziyette beklemektedir. Merak etmeyin Sayın Kılıçdaroğlu sizin güvenliğinizde bizim teminatımız altında. Ama faaliyetlerinizde lütfen canı yana şehitlerin, onların yakınlarının da rencide etmeyecek sorumlulukta davranmanız ve ona göre açıklamalar yapmanızda bu milletin hakkıdır, beklentisidir.
Değerli arkadaşlar, şimdi geçen Sayın Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanından söz açılmışken bir konu var onu da burada bir açıklığa kavuşturalım bu çok önemli bir şey. Bir televizyon programında Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki, Amerika’daki gibi bir başkanlık sistemi getiriyorsanız buyurun, biz bunu biz hazırız olarak anlıyoruz. Biz buyurduk, siz de buyurun Amerikan tipi olsun. Biz Türk tipini tercih ediyoruz, ama siz Amerikan tipi başkanlık olsun diyorsanız ona da varız hodri meydan buyurun başlayalım görüşmeleri bu işi de Türkiye’nin gündeminden kaldıralım. Ana Muhalefet Partisi lideri tekrar millet önünde bir samimiyet sınavındadır. İnşallah geçmişte oldukları gibi bu sınavdan da başarısız çıkmaz, bu fırsatı millet adına kaçırmamasını bekliyoruz. Ve Türkiye’nin yıllardan beri muhalefetin, iktidarın, herkesin gündeminde olan bu yeni anayasayı vesayet eseri, artık Türkiye’nin gerçeklerinden tamamen uzak kalmış bu anayasayı gelin bu halkın iradesinin tecelli ettiği yüce Meclis’te birlikte yapalım. Bu onuru siyaset sahiplensin, bu onura sizlerde ortak olun, milletimizin sesine kulak verin. Bu çağrımız son çağrıdır, bu çağrıyı kaçırmayın. Bundan sonra çaresizlik içinde olacağımızı hiç kimse anlamasın. Demokrasilerde çare tükenmez, AK Parti’nin işi sorunun parçası olmak değil, sorunun çözümü olmaktır AK Parti siyasetinin esası budur. Çözümde tabi ki diğer partilerimizi de yanımızda görmek en büyük arzumuzdur, bu milletin de arzusudur. En geniş mutabakatla yeni anayasanın yapılması aynı zamanda da 2007 referandumuyla ortaya çıkan yeni durumun anayasayla taçlandırılması milletin en büyük beklentisidir. Bunu ya bugün yaparız ya da yarın mutlaka yaparız. Biz istiyoruz ki bu dönüşümde, bu büyük projede herkes birlikte hareket etsin, büyük bir uzlaşmayla ülkemize 2023 hedeflerinin yolunu açan bu kısır çekişmeyi artık bir kenara bırakalım.
Değerli kardeşlerim, AK Parti grubu olarak her zaman ülkemizin, milletimizin menfaatleri için, milletimizin hayatını kolaylaştıran, yaşam kalitesini arttıran birbirinden güzel eserleri milletimize kazandırmanın gayreti içerisindeyiz. Bu ayın sonunda, ayın 30’nda dünyanın en büyük köprüsünün açılışını gerçekleştiriyoruz. Osman Gazi Köprüsü açılıyor milletimize hayırlı, uğurlu olsun. Yine 26 Ağustos’ta bu sefer Boğazın üçüncü gerdanlığı hizmete giriyor Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve yolları hizmete girecek. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Değerli arkadaşlar, bir başka konuya değinmek istiyorum. Yine Meclisimizde görüşülecek bir yasa var o yasa da Danıştay ve Yargıtay’ın yeniden yapılandırılması. Bu yasa da hukuk sistemimiz içerisinde, yargı sistemimiz içerisinde çok kapsamlı bir düzenlemedir. Burada ne var? Burada şu var: Bildiğiniz gibi kısa süre önce yedi istinaf mahkemesi veya bölge mahkemeleri kurduk, bu bölge mahkemeleri kurulduktan sonra artık ikinci derece yargılama istinaf mahkemelerinde büyük oranda gerçekleşecek ve sonuçlandıracak. Bir anlamda bugün görülmekte olan davaların en az yüzde 70’i-75’i Yargıtay’a, Danıştay’a gelmeden hallolacak ve böylece geciken adalet, adalet değildir duygusu da, düşüncesi de normale dönmüş olacak. Bugün Yargıtay’ın elinde 2 milyon dosya var, 200 bin Danıştay’ın elinde dosya var dolayısıyla, ne kadar daire sayısını arttırırsanız arttırın, ne kadar hakim sayısını arttırsanız arttırın bu davaların sonuçlandırılması bir insan gücünün, insan kapasitesinin yetmeyeceği bir boyuta erişti. O yüzden istinaf mahkemelerinde belirli parasal büyüklükler, belirli hürriyeti kısıtlayıcı cezalar sınırları altında kalan davalar kısa sürede ilk dereceden sonra burada sonuçlandıracak, ancak çok büyük davalar üst yargıya gelecek. Bu sefer ne olacak? Üst yargıda gerek Yargıtay’da, gerek Danıştay’da şu anda mevcut kapasitenin atıl kalacağı dolayısıyla, hem daire sayısında, hem de buradaki yargıçların sayısında bir azaltmaya gidilecek ve bunlar diğer yerlerde değerlendirilecek olayın özü budur. Bu konuda yapılan düzenlemede zannediyorum bu hafta komisyonlarımızda ele alınacak ve kısa sürede adli tatil başlamadan önce de yasa tamamlanmış olacak. Burada gerek Danıştay, gerek Yargıtay, yargı çevrelerinde büyük oranda mutabık kaldığı ve istinaf mahkemeleriyle birlikte yapılması gereken zorunlu bir düzenleme olduğu da bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Değerli kardeşlerim, bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde dokunulmazlıklarla ilgili düzenlemede Meclisimizden geçti ve Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanarak kesinlik kazandı. Bundan sonra iş yargının işidir, yargı bütün bu dosyaları inceleyecek, gerekli gördüğü hakkında kovuşturmaya yer varsa onu yapacak, yoksa takipsizlikle sonuçlanacak. Bundan sonra bizim söyleyeceğimiz hiçbir söz kalmadı. Biz daha doğrusu yüce Meclis söylemesi gereken her şeyi söyledi, her şey konuşuldu ve milletimizin umumi arzusu yerine getirildi. Millet gittiğimiz yerde sizlere, bizlere ne diyordu? Bir yandan terörle amansız mücadele içerisindesiniz, bir yandan da terörü cesaretlendiren birtakım dokunulmazlık zırhıyla canımızı acıtan, bizi inciten faaliyetler var buna izin vermeyin. Dokunulmazlık konusu baştan beri muhalefet partilerinin hep kalkması yönünde ısrarla bizim üzerimize geldikleri bir konuydu. Belki bu dokunulmazlık konusu sınırlı tutulabilirdi, teröre destekle sınırlı tutulabilirdi, ama ne diyeceklerdi? AK Partililer kendi dokunulmazlık dosyalarını muhafaza etmek, kendilerine dokunulmasının önüne geçmek için böyle bir şey getirdiler. Biz de dedik ki, bu istismara müsaade etmeyeceğiz hodri meydan, herkesin dokunulmazlığı kaldırılsın, kime dokunulacaksa yargı gereğini yapsın. Gençler biz sizinle gurur duyuyoruz.
Değerli arkadaşlar, şimdi tabi AK Parti grubu biz öyle bir çıkış yaptıktan sonra bu sefer bocalamaya başladılar. Efendim, işte kaldırmazsak da, etmesek de niye bunu yapıyoruz gibi laflar etmeye başladılar ve toplum baskısını gördükleri için görüşmelerde hep karşı durdular, ancak oy kullanmak zorunda kaldılar ne oy verdiler o ayrı mesele de oy kullanmak zorunda kaldılar, ama hemen arkasından soluğu Anayasa Mahkemesinde aldı. Madem kalsın diyorsunuz niye gidiyorsunuz oraya? Kalktı haklı haksız, yanlış doğru ortaya çıkacak Türk adaletine hepimiz, her şeye rağmen güvenmek zorundayız, güveniyoruz çünkü adalet devletin temelidir, adalet mülkün temelidir.
Değerli kardeşlerim, artık ülkemiz bu kısır çekişmelerden çok yoruldu, enerjimizi kalkınmaya, büyümeye Türkiye’nin bölgesinde önemli bir ülke olması için bütün gücümüzü buralara hasretmemiz gerekiyor.
Son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Amerika’nın Florida eyaletinin Orlando kentinde bir terör saldırısı gerçekleştirildi. Hangi amaçla olursa olsun terörün her türlüsünü tereddütsüz lanetleyen bir ülkeyiz, çünkü bunun acısını herkesten daha fazla çeken, yaşayan bir milletiz dolayısıyla, bu terör saldırısını kınıyoruz, bu konuda bizim çifte standardımız yok. Senin teröristtin sevimlidir, benimki sevimsizdir böyle bir düşünce asla bizde yer bulmaz. Terörün ortak amacı vardır huzuru bozmak, insanları can ve mal güvenliği yok etmek, ülkede kargaşa ortamını çıkarmak. Bir kez daha Amerika ve Amerikan halkına bu terör hadisesinde hayatını kaybedenlerden dolayı acılarını paylaşıyoruz ve dostlarımızı terörle mücadele konusunda daha yakın, daha samimi, daha ortak bir işbirliği içerisinde görmelerini bu vesileyle bekliyoruz.
Yine geçtiğimiz günlerde Alman Parlamentosu bir tarihi yalana imza attı. Tarihçilerin bile aralarında mutabık olmadığı, uluslararası mahkemelerin bile farklı kararlar verdiği bir konuda maalesef Alman Parlamentosu toplam parlamenterlerin 3’te 1’i civarında katılımla bir karar aldı, sözde Ermeni soykırım yasasını kabul etti.
Şunu çok açık ve net söylemek istiyorum değerli kardeşlerim: Alman Parlamentosu tarihi bir yanlış yapmıştır, Türkiye-Almanya ilişkilerine çok ciddi zarar vermiştir. Dolayısıyla bu karar bizim açımızdan yok hükmündedir, bunun böyle bilinmesini özellikle ifade etmek istiyorum. Ne karar alırsanız alın Türkiye’nin geçmişi de bellidir, bizim tarihimizde soykırım yoktur. Bize soykırım suçlaması yapanların aynaya bakıp yakın tarihimizde İkinci Dünya Savaşı’nda yaptıklarını bir kez daha hatırlamalarını öneriyoruz.
Eğer soykırımla, ilgili geçmişle ilgili, tarihle ilgili defterleri karıştırmaya başlarsak, orada Türkiye’nin adını göremezsiniz, Türkiye’den başka herkesin adını orada görebilirsin. Bizim ecdadımız 3 kıtada 619 yıl hoşgörüyle, kardeşlikle hüküm sürmüş ve hiçbir meşrepten, hiçbir milletten, hiçbir inanç grubundan birbirleriyle çatışmalarına asla müsaade etmemiştir. Daha 90’da, 91’de Balkanlar’da, Bosna’da olanlar bütün insanlığın hafızasında, Suriye’de olanlar, Irak’ta olanlar, Somali’de olanlar, Kuzey Afrika’da olanlar, bütün bunların hesabını veremeyenler, 100 yıl önce aslı astarı olmayan bir meselenin peşine düşmüşler, akılları sıra Türkiye’yi buradan köşeye sıkıştırmak istiyorlar, asla başaramazlar. Biz geçmişimizle de övünüyoruz, geleceğimize de güveniyoruz.
Değerli milletvekilleri, değerli kardeşlerim; sözlerimi burada tamamlarken bütün enerjimizi Türkiye’nin geleceğini inşa etmek için harcadığımızı bir kez daha ifade ediyorum. Çalışacağız, çalışacağız, daha çok çalışacağız, Türkiye’nin büyümesi için, milletimizin yüzünün gülmesi için her türlü gayreti göstereceğiz. 14 yıllık Türkiye’nin kazanımını korurken, üzerine yeni kazanımlar, yeni eserleri de bir bir ilave edeceğiz. Daha çok yatırım yapan, daha çok üreten, ekmeği daha fazla büyüten ve adilce paylaşan müreffeh bir Türkiye için akıl teri, alın teri dökmeye devam edeceğiz. Bizler Mecliste kurumlarımızla koştururken, milletimiz de Türkiye için sahada koşturuyor.
Bu arada Avrupa Kupası karşılaşmaları başladı, ilk karşılaşmada beklediğimizi bulamadık ama, umutluyuz. A Milli Takımımıza ve Teknik Direktörümüze, ekibine başarılar diliyoruz. İnşallah milletimizin yüzünü güldürecek güzel sonuçları, güzel haberleri bizlere yaşatacaklar diyor, bir kez daha… Biz sizinle gurur duyuyoruz, biz hepinizle gurur duyuyoruz, sağ olun, var olun.
Değerli kardeşlerim, bir kez daha mübarek Ramazan’ınızı… Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Bir kez daha Ramazan ayının ülkemize, İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum. Birliğimizin, kardeşliğimizin, dirliğimizin artarak devam etmesini Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Bayram yaklaşıyor, bu bayram tabi 9 gün oldu, erkenden açıkladık ki vatandaşlarımız bayram programlarını rahat rahat yapsınlar, sevdikleriyle kavuşsunlar ve hasret gidersinler, sıla-i rahim yapsınlar, tatillerini yapsınlar.
Bu arada yurt dışında yaşayan bütün vatandaşlarımıza bir çağrımız var; bu bayram için Türkiye’ye gelin, imkanı olan herkesin Türkiye’ye gelmesi, anavatanda, Türkiye’de kardeşleriyle kucaklaşmasını istiyorum, dayanışmasını daha da artırmasını, ortaya koymasını istiyorum. Onların ihtiyacı olan her türlü şey temin edilecek, gereği yapılacak, buna yönelik hazırlıklarımız, seyahatleri kolaylaştırılacak, konaklamaları kolaylaştırılacak ve kardeşleriyle, akrabalarıyla hasret gidermeleri, bayramı bayram tadında geçirmeleri için Hükümetimiz 7 gün 24 saat emirlerinde olacak. Bunu da bu vesileyle duyurmuş oluyorum.
Tekrar hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Günümüz aydın olsun, geleceğimiz mübarek olsun.
Meclis çalışmalarında başarılar diliyorum. Verimli ve güzel bir çalışmayı inşallah bu hafta gerçekleştirmiş olacağız.
Biz bugün Kütahya’ya gideceğiz, madende çalışan arkadaşlarımızla iftarda biraraya geleceğiz, onlara sizin selamınızı götüreceğiz.
Teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.