Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 16 Mayis 2017 tarihinde TBMM Grup Toplantisi’nda yaptigi konusmanin tam metni

 

Memleketin dört bir yanından gelen çok değerli misafirlerimiz, aziz milletim, hanımefendiler, beyefendiler; hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 

Konuşmamın hemen başında, dünya şampiyonu olma başarısı gösteren Kadın Voleybol Takımımızı tebrik ediyorum.

Aynı zamanda, Avrupa Güreş Şampiyonasında altın madalya kazanan sporcularımızı da tebrik ediyorum, başarılarının daim olmasını diliyorum.

Yine geçtiğimiz günlerde elim bir trafik kazası sonucu şehit düşen Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper ve aynı kazada hayatını yitiren şoförü Muzaffer Akşehirli’yi de rahmetle anıyorum. 

Değerli kardeşlerim, dün Anneler Günüydü. Anne her şeydir, annemiz, annelerimiz olmasa bizler olmazdık. Annesizliğin kadrini iyi bilen biriyim, genç yaşta annemi kaybettim. Onun için gönlümüz isterdi ki, dün Anneler Gününü çok daha mutlu, çok daha güzel analım, ancak Muğla’da yaşanan bir trafik kazasında maalesef 14 anneyi kaybettik. 

Bu İzmir’in Buca ve Konak semtinden Anneler Günü etkinliklerini geçirmek üzere güneye giden ve elim trafik kazasını hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. 

Ülkemizi derinden üzen bu hadise şüphesiz her yönüyle araştırılıyor, soruşturuluyor, kazanın sebebi bütün yönleriyle ortaya çıkacak. Gidenler geri gelmiyor, ama önemli olan bu ve buna benzer kazaların yaşanmaması için bundan sonra alınacak tedbirleri bu araştırmayla ortaya çıkarmak. Yakın zamanda acılı ailelerimize ve kamuoyuna bu olaylar hakkında ayrıntılı bilgi sunulacaktır. 

Ayrıca, bugün de dahil Trabzon Maçka’da terörle mücadele ederken hayatını kaybeden askerimize ve bütün şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu meseleye değinmişken, yaşanan bu olaylar karşısında ülkemizin, milletimizin birliğine ve beraberliğine gölge düşürmeye çalışan mihraklar da maalesef oldu. Buradan bu davranış içerisinde bulunanları kınıyorum. Şehit düşen savcının arkasından ailesinin ve sevenlerinin, kamuoyunun acısı bu denli tazeyken yakışıksız ifade kullananlarla ilgili yargı merci mutlaka gereğini yapacak. 

Bir yandan yazılı-sözlü medya içinde körüklenmeye çalışan manasız tartışmalara, öte yandan şahsı Türk milletine mal olmuş kahramanlarımıza, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları üzerinden bir toplumsal kaos oluşturma çalışmaları görmekteyiz. Cuma günü 19 Mayıs 1919 Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Bu şüphesiz önemli bir gündür, istiklal mücadelesinin başladığı, Anadolu topraklarında bağımsızlık ateşinin başladığı önemli bir gündür. Bu kutlu yolculuğun sonu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Cumhuriyetin kurucularına öyle veya böyle dil uzatmak hiç kimsenin haddi ve hakkı değildir. Türkiye’nin bu kısır tartışmalarla toplumun kardeşlik hukukuna kast eden bu yersiz tartışmalarla kaybedecek 1 dakika bile vakti yoktur. Önümüzde önemli mühim meseleler var demokratik atılımlar, büyüme atılımları, gelişme hedefleri önümüzde duruyor. Bu ülkeyi seven herkes yazarından çizerinden siyasetçisine, yargı mensubuna, işçisinden memuruna esnafına bütün toplumun paydaşları. Milletimizin her bireyinin gelecek Türkiye vizyonuna katkı sağlaması gerekiyor.

Değerli kardeşlerim, son 2 hafta içerisinde çok önemli iç ve dış temaslarda bulunduk. Bu ziyaretlerin ilk durağı Moldova oldu. Moldovalı mevkidaşımın resmi daveti üzerine gerçekleştirdiğimiz ziyaret kapsamında Türkiye Moldova ilişkilerini kapsamlı bir şekilde ele aldık. Hali hazırda 300 milyon dolarlık ticaret hacmimizin daha da geliştirilmesi ve orta vadede 1 milyar dolara çıkarılması yönünde kararlılığımızı ortaya koyduk. Moldova ile ilişkilerimizi bu yıl içerisinde yüksek düzeyli stratejik iş birliği seviyesine dönüştürme kararına vardık. Bunun yanında alınan alanda yapılabilecek yeni iş birlikleri ve ortaklıklar üzerinde de kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Bu ziyaret marjında soydaşlarımızla da hasret giderdik. Bildiğiniz gibi Gökoğuz Yeri Moldova’nın güneyinde Türk soylarının, Gökoğuz Türklerinin yaşadığı yerdir. Burada soydaşlarımızın bizi ne kadar büyük bir sevgi, ne kadar büyük bir muhabbetle karşıladıklarını doğrusu görünce bir kez daha bu ulusun bir ferdi olmaktan büyük bir gurur duyduk. 

Bu vesileyle 4. Gagavuz Kongresine katıldık ve 20 değişik ülkeden gelen Gagavuz Türkleriyle hasret giderdik. Türkiye Gökoğuz ilişkilerini de bu çerçevede masaya yatırdık. Türkiye-Moldova İş Formuna da Başbakanlar olarak katılarak iş adamları ve ülkelerimiz arasındaki ticaret yatırım başta olmak üzere geleceğe yönelik planları kapsamlı bir şekilde değerlendirdik.

Bir diğer ziyaretimiz ise uluslararası Somali Konferansına katılmak üzere İngiltere’ye oldu. Londra temaslarımız çerçevesinde konferansın dışında İngiltere York Prensi Andrew, İngiltere Başbakanı Terassa May, İngiltere Dışişleri Bakanı, Amerika Savunma Bakanı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Almanya Dışişleri Bakanı, Somali ve Uganda Cumhurbaşkanlarıyla ikili görüşmeler yaptık.

Değerli kardeşlerim, Somali bildiğiniz gibi Doğu Afrika Boynuzunda bir ülke, uzun yıllar İtalya ve İngiltere’nin esaretinde kalmış, sömürgesi olmuş ve son yıllarda bağımsızlığını kazanmış. Ancak, bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte sorunları da azalmamış artmış. 

2011 yılını hatırlayalım, 2011 yılında artık uluslararası camia Somali diye bir devlet kalmadı ve Somali fiilen iflas etti dediler. İşte o anda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yanına sivil toplum örgütlerinden temsilciler ve işadamlarıyla birlikte Somali’ye tabiri caizse bir çıkartma yaptı. Kapalı olan havaalanı hızlı bir müdahaleyle açıldı ve Türkiye Cumhuriyeti bayrağını taşıyan uçağımız Somali’ye indi. Ve buradan insanlığa Cumhurbaşkanımız bir şey söyledi; insanlık öldüyse biz buradayız, Somali’deyiz, insanlığın Somali’ye dikkatini çekiyoruz. Ve o günden sonra Somali’de yaşayan yoksulluktan, kuraklıktan, yoksunluktan ve terörden adeta tükenme noktasına gelen o ülkede umutlar tekrar yeşerdi.

Bu konferansta da gördük ki, büyük büyük laflar edenler var, Somali için büyük vaatler, büyük umutlar ortaya koyanlar var. Ama orada bir konuşmacının dediği gibi, bunlar arasında bir ülke var ki, o Somali’ye hiçbir plan yapmadan, hiçbir plan içinde olmadan sadece oradaki insanların hayata tutunması, terörden korunması için fedakarlık yapıyor, oraya hastaneler yapıyor, klinikler yapıyor, okullar yapıyor, su kuyuları açıyor, ıslah projeleri yapıyor, tarımla ilgili projeleri gerçekleştiriyor, güvenliği sağlamak için polislerini, askerlerini eğitiyor. İşte havalimanını açıyor seferler başlatıyor, deniz limanını açıyor ticareti başlatıyor ve böylece orada, Hint Okyanusu’nda, Aden Körfezi’nde deniz korsanlığını sona erdiriyor; işte o ülkenin adı Türkiye’dir. 

Bütün katılımcıların ittifakla söylediği şey şudur: Milyarlarca dolar yardım sözü verildi, belki birçoğu da verildi, aktarıldı, ama o yardımlardan geriye hiçbir iz kalmadı. Tek iz bırakan, tek görünür olan Türkiye’nin yaptığı destek ve yardımlardır. Bunu uluslararası camiadan duymak tabi ki bizim için bir onurdur, bir şereftir.

İkili temaslarımızda İngiltere ve Türkiye arasındaki ilişkilerle, İngiltere’nin Avrupa Birliği çıkış süreci sonucunda Türkiye’ye ilişkilerinde herhangi bir geriye gidiş olmaması için yapılması gereken konuları, bölgesel konuları, uluslararası konuları ve Türkiye-AB ilişkilerini de kapsamlı bir şekilde değerlendirdik.

Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanıyla Suriye’de ve Irak’ta bir çıbanbaşı geline gelen terör örgütü YPG ve DEAŞ hakkında kapsamlı görüşmeler yaptık. Adı ne olursa olsun, ister PKK olsun, ister YPG olsun, ister PYD olsun, ister DEAŞ olsun, bunların hepsi terör örgütüdür, bunlar birer ölüm makinesidir. Sınırlarımızın öte yanında her türlü terör yapılanması hakkındaki hassasiyetimizi bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti öncesi doğrudan anlatma fırsatı bulduk. Savunma Bakanının bu konuda bunun bir mecburiyet olduğunu, bir seçim olmadığını ifade etmesi önemlidir. Ancak sebep ne olursa olsun, bir terör örgütüyle dostumuz ve NATO’daki müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri’nin bir başka terör örgütünü yok etmek için işbirliği yapması kabul edilebilir bir şey değildir, bunu açık ve net bir şekilde kendisine ifade ettik. Eğer hala burada Türkiye’nin hassasiyetleri, Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren konularda gerekli teminatlar verilmez ise yapacağımız şey çok açık ve nettir, terör nereden gelirse gelsin, ister hudutlarımızın dışında, ister hudutlarımızın içerisinde, bu terörün kökünü kazamaya kararlıyız, gereğini yaparız.  

Kocaeli, yine harikasın Kocaeli. 
Değerli kardeşlerim, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteriyle yaptığımız ikili görüşmede ise Türkiye’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki çalışmaları, Türkiye-Birleşmiş Milletler işbirliği, bölgesel konular bir şekilde ele alındı ve görüşüldü. Bildiğiniz gibi, Birleşmiş Milletler’in yeni Genel Sekreteri seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yapmış ve Türkiye’nin bölgedeki rolüne, mülteciler konusunda yaptıklarına dikkat çekmişti. Tabi Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinden sonra başka görüşmelerimiz de oldu. 

Değinmek istediğim önemli konulardan bir tanesi, Türkiye-Almanya ilişkileridir. Hepimizin bildiği gibi, Almanya-Türkiye arasındaki ilişkiler 16 Nisan halkoylaması öncesi yaşanan olaylar nedeniyle gerilmiş ve tansiyonun düşürülmesi için her iki taraftan referandum sonrası olumlu yapıcı mesajlar verilmiştir. Ancak, Almanya’da geçtiğimiz hafta 15 Temmuz darbe girişimine dahli bulunan ve yurt dışına kaçan veya yurt dışında olan askerlere sığınma izni vermesi, iltica hakkı vermesi, bu noktada ilişkilerimizin tekrar gerilmesi için önemli bir gelişme olmuştur. Almanya artık bir şeye karar vermek durumundadır; eğer Türkiye’yle ilişkilerini geliştirmek istiyor ise, Türkiye’yle tarihten gelen dostluk bağlarını daha da kuvvetlendirmek istiyorsa, o zaman yönünü bölücülere, FETÖ’cülere değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne dönmek zorundadır. 
Resmi temaslarımız sonrasında yine Londra’da uluslararası medya temsilcileriyle biraraya geldim, bu toplantıda Türkiye’nin küresel vizyonu çerçevesinde bölgesel ve uluslararası konulara bakış açısını, hassasiyetlerimizi bütün ayrıntılarıyla anlatma fırsatı buldum.

Ekonomik anlamda da ülkemizin potansiyelinin hala diri ve birçok ülkenin ilerisinde olduğunu muhataplarımızla paylaştım.

İngiltere’de gerçekleştirdiğimiz diğer bir toplantı da, Türk toplumu ve orada yükseköğrenim yapan gençlerle oldu. Bu buluşmada Türkiye-İngiltere, Türkiye-Batı dünyası arasındaki konuşları ele aldık, vatandaşlarımızın ve öğrencilerimizin sorunlarını, önerilerini kapsamlı bir şekilde dinleme fırsatı bulduk.

Bu vesileyle, yurt dışında yaşayan bütün kardeşlerimizin size selamını getirdim.

Değerli yol arkadaşlarım, yaptığımız bu resmi ziyaretler sırasında şunu bir kez daha gördük: Türkiye hem bölgesel, hem de küresel ölçekte daima önemli olmuştur, önemli olmaya devam edecektir. 

Şu gerçeği buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum: Kalkınan, büyüyen ekonomisiyle, genç insan kaynağıyla, yatırım potansiyeli ve günden güne çıtası yükselen demokrasisiyle Türkiye dünyanın ilgi odağı olmaya devam ediyor. Özellikle 16 Nisan’da gerçekleştirilen referandum sonrasında devletin milletle el ele devam ettiği bu kutlu yürüyüş, şu an tüm ülkelerce merakla izleniyor. 

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da açılışını yaptığımız 13. Uluslararası Savunma Fuarı adeta bu söylediklerimizin bir ispatı niteliğindeydi. 15 yıl önce savunma alanında dışa bağımlılığı yüzde 80’ler seviyesindeyken, bugün bu oran yüzde 40’ın altına inmiştir. Savunma sektörümüzün cirosu her yıl artarak 10 yıl içerisinde 1 milyar liradan 20 milyarın üzerine çıkmıştır. 2002’de savunma ürünleri ihracatı sadece 250 milyon dolar iken, bugün 2 milyar dolara erişmiş bulunuyor. 

Ar-ge harcamalarına ayırdığımız pay da yıldan yıla artmaya devam ediyor. 15 yıl önce 1.8 milyar olan araştırma-geliştirme bütçemiz 20 milyara ulaşmış durumdadır. Ar-ge faaliyetinde doğrudan çalışan kişi sayısı 29 binden 123 bin seviyelerine çıkmıştır. Bu yıl tam 460 proje üzerinde çalışıyoruz, bunların toplam bütçe değeri ise 123 milyar liradır. Savunma sanayinde yerlileşme ve millileşme en önemli önceliğimizdir, en önemli hedefimizdir.

Türkiye hem savunma, hem de caydırıcılık alanında günden güne kendine yeterli ülke haline gelmektedir. İşte bizim hayal ettiğimiz, inşası için emek sarf ettiğimiz Türkiye budur. Katma değerli yüksek ürünler ve teknoloji üreten güçlü bir Türkiye, her alanda dışa bağımlılığını asgari düzeye indirmiş, refahını artırmış bir lüke. Bu hedeflerimiz için çalışmaya, ter dökmeye, akıl teri, alın teri dökmeye devam edeceğiz.
Milli savunma sanayinden aldığımız güçle terör belasının da üzerine büyük bir kararlılıkla gidiyoruz. Kış aylarında darbe üstüne darbe vurduğumuz bölücü terör örgütleri İHA, SİHA’larla çok büyük zayiatlar görüyor. Eşzamanlı olarak şehir yapılanmalarını da başarılı operasyonlarla çökertiyoruz. Bunun yanı sıra, bölge insanıyla geliştirdiğimiz kardeşlik köprülerine her gün bir yenisini daha ekliyoruz. Bölücü terör örgütü günden güne eriyor ve hatta insan kaynağı bulmakta büyük güçlük çekiyor. Son aylarda telsiz konuşmalarından bölücü terör örgütüne katılma oranlarının neredeyse sıfıra indiğini öğreniyoruz. 

Öte yandan, FETÖ terör örgütüyle mücadeleye de taviz vermeden, rehavete düşmeden devam ediyoruz. Devletin ve milletin içerisine habis bir ur gibi yerleşen bu terör örgütünü hukuk içerisinde temizliyor, bu konudaki tüm uygulamaları titizlikle yürütüyor, gereken düzeltmeleri de yapıyoruz. Bugüne kadar itirazları değerlendirilip iade edilen sayısı 20 binin üzerindedir. 685 sayılı kararnameyle kurulan Olağanüstü İşleri İnceleme Komisyonunun üyeleri de belirlenmiş olup göreve başlayacaktır. Böylece itirazlar tek bir kuruma değil, adeta bir mahkeme gibi çalışacak bu merkeze yapılacak, burada karara bağlanacak. Bu düzenlemeyle müracaatları haklı görülenler hakları iade edilecek, haklı görülmeyenler için ise yargı yolu açılmış olacak. 

Türkiye artık terörden arınmış bir şekilde 16 Nisan’da kazanılan 80 milyonun tamamına müjde veren zaferin ardından yeni bir ufka yelken açmaya hazırdır. Ülke artık seçim havasından çıkmış, ekonomimiz daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmektedir. 

İşsizlik geçtiğimiz Şubat ayı için azalma eğilimine girmiştir, yüzde 13 seviyesinden mevsimden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 12.6 düzeyine gerilemiştir. Kapasite kullanımı artıyor, üretim artıyor, iş gücüne katılım artıyor. O halde bize düşen, daha fazla üretim, daha fazla yatırım, daha fazla yatırım, daha fazla istihdam, teşviklerimizi artırarak yolumuza devam edeceğiz. 

("Türkiye seninle gurur duyuyor" sesleri) Eyvallah, biz sizlerle gurur duyuyoruz, sağ olun.

Kriz simsarlarının, felaket korusu tellallarının korku senaryoları boşa çıkmış, ekonomide de, kurda da istikrar tesis olmuştur. Taviz vermediğimiz mali disiplin, üretim ve istihdama dayalı gerçek ekonomi politikamız ve vakitlice aldığımız tedbir ve müdahalelerimizle ekonomimiz istikrar içerisinde güçlü ve dimdik bir şekilde yoluna devam ediyor. Bu mücadelemizde bize en büyük desteği veren aziz milletimiz, iş dünyamız, sendikalarımız, girişimcilerimiz ve tüm ticaret erbabı övgülerin en büyüğünü hak ediyor. Bu ekonomik göstergelerin uluslararası ilişkilerin, toplumsal barışın olumlu sinyallerle adeta bir bahar havası estirdiğini şu günlerde önemli gelişmeler önümüze seriyor. Bu yaşanan müspet havanın kalıcı hale gelmesi için sayılı günlerimizi var. 

15 Temmuz’da darbecilere pabuç bırakmayan bu aziz millet, 16 Nisan’da da bir kez daha kahramanlığını taçlandırdı. Türkiye’nin yeni ufuklara yelken açması için ilk işaret fişeğini yaktı. Bu bağlamda değerli kardeşlerim, anayasa değişikliği yapıldı ve 979 gündür süren hasret vuslata erdi, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tekrar aramıza katıldı, AK Partimize katıldı. 

Bu buluşma sadece AK Partinin bir iç meselesi değildir, Cumhurbaşkanımızın halk tarafından doğrudan seçilmesiyle oluşan mevcut durumun anayasa güvencesi altına alınmasından ibarettir. 16 Nisan’da aziz milletimiz kararını verdi, milletin verdiği karar, daima güçlü iktidar, sürekli istikrardır. 

Milletin onayladığı cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bildiğiniz gibi 3 maddesi hemen yürürlüğe giriyor. 

Bunlardan bir tanesi, Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiğinin kurulması, bu geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. 

İkincisi, yarıda birliğin sağlanması, darbe ve sıkıyönetim dönemlerinden kalan askeri yüksek mahkemelerin kapatılmasıdır. Ve böylece yargıda artık sınıf ayrımı ortadan kaldırıldı, bağımsız, tarafsız, yargı birliği tesis edilmiş oldu. 

Bu aziz milleti denize dökmekle tehdit edenler, seçim kampanyası boyunca vatandaşlarımızı hakir görenler bir kez daha kaybetti. 80 milyonun tamamını kucaklayacak uygulamaları ret edip çukur siyaseti yapanlara Kürt vatandaşlarımız prim vermedi, geçit vermedi. 16 Nisan’da millet Türkiye’nin geleceği için yeni bir sayfa açtı, bu sayfaya Türkiye’nin geleceği doğrudan milletin istediği şekilde yazılacak. Vesayet odakları, kıyada-köşede milletin biçmediği rolleri kapma peşinde olanlar kendilerine asla alan bulamayacak. Türkiye’nin sistem değişikliğinin özeti, tamamen millete dayalı bir yönetim anlayışıdır. Bunun dışında beyhude beklentiler içinde olanlar artık emekliliklerini rahatça yaşayabilirler. Milletin bu talebi karşısında direnenlerin bugünkü hali pürmelali ayan-beyan ortadadır. 

Kendi içinde sorun yaşayan Ana Muhalefetin dün de Türkiye’ye verecek bir şeyi yoktu, bugün de verecek hiçbir şeyi yok. Oysa AK Parti ilk kurulduğu günde söyleyecek yeni şeyleri vardı, bugün de günümüzün ve milletimizin beklentilerine, gelecek vizyonuna cevap verecek söylemleri var, hedefleri var. Milletle birlikte yeni hedeflere sloganıyla özetleyeceğimiz bu yeni dönem, 21 Mayıs’ta Ankara Arena Spor Salonunda Olağanüstü Kongremizde bir manifestoyla bu hedeflerimizi bütün milletimizle paylaşacağız. 

Ayrıca, bu kongremizde Kurucu Genel Başkanımızı, Liderimizi Recep Tayyip Erdoğan’ı tek Genel Başkan adayımız olarak teklif edeceğiz. 

Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çıktığımız kutlu yürüyüşümüzün bundan sonraki bölümü 2023, 2035, 2053 için yeni hedef ve vizyon dönemi olacak. AK Parti olarak bu atılım döneminde demokrasi standartlarımızı daha da yükselteceğiz, ekonomimizi daha fazla güçlendireceğiz, toplumsal barış ve kardeşliği geliştireceğiz. Halkımızın refahının artması ve adil paylaşımını sağlayacak tedbirleri alacağız. Yargıda, bürokraside başlattığımız reformlar önümüzdeki süreçte güçlenerek kalıcı hale gelecek. 

16 Nisan’da millet değişim dedi ve noktayı koydu. Bu nedenle Türkiye’de bir şeyler değiştirmek isteyen insanların kulağına fısıldayan yapamazsın, yapamazsınız cümlesi artık geride kaldı. Bu değişim, 80 milyon vatandaşımızın tamamını olumlu şekilde etkileyecek. Türkiye, demokratik ilerleyişi, uluslararası ve bölgesel ilişkileri, ekonomisi birbiriyle bütünleşen sosyolojik yapısı, üniversiteleri, iş dünyası, sivil toplum kuruluşlarıyla tamamen değişimin adresi haline gelecek. Darbeler, vesayet girişimleri, alçak kalkışmalar artık Türkiye’nin gündemini işgal etmeyecek. 

Değerli kardeşlerim; 21 Mayıs’ta yapacağımız AK Parti 3. Olağanüstü Kongresini diğerlerinden ayıran en büyük özellik; daha müreffeh, daha demokratik, millet odaklı, tam bağımsız bir Türkiye’nin müjdecisi olmasıdır. 21 Mayıs günü Türkiye’nin 81 ilinden teşkilat mensuplarımız Ankara’ya akın akın gelecek ve Türkiye bir demokrasi şölenine tekrar şahit olacak. 3. Olağanüstü Kongremiz daha güçlü bir Türkiye tasavvuru yolunda adım atmaya kararlı bir yürüyüşün müjdecisi olacaktır. Tarihi ana tanıklık etmek isteyen bütün teşkilatlarımızı, bütün gönüldaşlarımızı bu büyük buluşmaya bir kez daha buradan davet ediyorum. AK Parti kurulduğu günden bu tarafa milletin çizdiği yolda yönetiminde önemli işler yaptı. Türkiye’ye birçok alanda çağ atlattı. Dünün yatırım fakiri olan Türkiye’de bugün dünyanın en büyük havalimanı yapılıyor. Düne kadar Mehmetçiğine çelik yelek üretmekte sıkıntı çeken Türkiye, bugün çıkarma gemileri, firkateynler, helikopterler, zırhlı araçlar ve gelişmiş tüfek ve tanklarla yerli üretim kapasitesini geliştiriyor. Dev eserlerin inşasıyla ülkemiz yeni köprülere, otoyollara, üniversitelere, şehir hastanelerine, raylı sistemlere, Marmaray, Avrasya Tüneli gibi dünya çapında önem arz eden büyük kazanımlara sahip oluyor. 

Şimdi 3. Olağanüstü Kongremizde Türkiye’nin 2023 hedefleri, 2035 hedefi ve 2053, 2071 vizyonları yönünde en büyük atılımı yapmış olacağız. Türkiye gerçek manada partili Cumhurbaşkanıyla bu dönemde tanışmış olacak. Bu yeni atılım dönemi demokrasi, değişim, gelişim üçgeninin kurulduğu yılların habercisidir. Bu üçgenin her kenarında millet, her açısında milli irade olacak. Referandum kampanyası boyunca bahsettiğimiz aydınlık Türkiye hedefi 21 Mayıs’ta Ankara’da bir soluk olup 81 ilimize yayılacak. Bu solun 80 milyona yeni umutlar, yeni hedefler olarak yansıyacak ve bu işin mimarı da yeniden Recep Tayyip Erdoğan olacak. 
Değerli kardeşlerim, aziz vatandaşlarım; konuşmamı tamamlamadan önce birkaç tane bu haftaya yönelik konu var, bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi 16 Nisan referandumunda kararlaştırılan, değiştirilmesine karar verilen Hakimler ve Savcılar Kurulu için 7 üye seçecektir. Geçen hafta bildiğiniz gibi komisyonda üç katı 21 isim belirlenmiş ve bu 21 isimden de 7 tanesi bugün Meclis’te yapılacak seçimde belirlenmiş olacaktır. Bu bile tek başına yapılan bu referandumun Meclis’i ne kadar güçlendirdiğinin en büyük ispatıdır. Milli irade her şeyin üzerindedir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, onun tecelli ettiği yer de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Artık bütün erklerin üzerinde millet iradesi vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hakimler Savcılar Kurulunun üyelerini tarihinde ilk defa seçiyor. Böylece bürokrasinin kendi arasında seçim dönemi bitiyor, millet iradesi yargıya da, yasamaya da, denetlemeye de tam anlamıyla hakim oluyor. Çünkü milleti iradesinden başka güç demokrasilerde olmaz. 

Yoğun bir çalışma programı var. Ayrıca bu hafta içerisinde esnafımızın vergi dairelerine, sosyal güvenlik kurumlarına olan vadesi geçmiş borçlarını ödeyebilmeleri için bir yeni imkan getiriliyor. Yaklaşık 7 milyon vatandaşımız bu düzenlemeyle 36 aya varan taksitlerle vadesi geçmiş borçlarını ödeyebilecekler. Haziran ayında başvurular yapılacak ve böylece vatandaşla devlet arasındaki hukuku geliştirmiş olacağız. Bu yapılanma sayesinde vatandaşlarımız vergi cezalarını ödemeyecek. Borcunu da peşin öderse indirime sahip olacak veya yeniden yapılandırıp taksitlendirebilecek. Ayrıca, gecikme zammı yerine daha düşük bir oranda bir ödemeyle borçlarından kurtulmuş olacak. Hayırlı uğurlu olsun, emeği geçenlere teşekkür ediyorum. 

Gündemimizdeki diğer bir konu da, üretim reformu kanun tasarısıdır. Meclisimizin gündemine gelecek diğer bir konu üretim reformudur. Ekonomide çok önemli bir reform anlamına geliyor. İstikrarlı şekilde büyümek, büyümenin üretim kaynaklı olmasıyla mümkündür. Bu nedenle yatırım ve üretimin önündeki engelleri kaldıracak, iş ve yatırım ortamını iyileştirecek, ülkemizde daha fazla ve nitelikli yatırımlar yapılmasını sağlayacak çok önemli bir kanun, tasarı teklifi Meclis’te görüşülecektir. Üretim reform paketi esasında 23 farklı kanunda değişiklik yapıyor. Yatırımcının, sanayinin karşılaştığı birçok bürokratik işleme bu kanunla birlikte son vermiş olacağız. Üretim yapanların, istihdam oluşturan üzerindeki mali yükler tamamen azaltılacak. Yatırıma elverişli, lojistik imkanı tamam, altyapısı güçlü sanayi bölgeleri oluşturmak için birçok yeni aracı devreye sokuyoruz. Organize sanayi bölgeleri, sanayi siteleri, endüstri bölgeleri gibi üretim alanlarında sanayicilere verilen hizmetin kalitesi artırılacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden daha da zenginleştirilerek çıkacağına, yasalaşacağına inandığımız bu reform paketinin sanayicilerimiz, orta ve düşük ölçekli KOBİ’lerimiz için şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. 

Diğer önemli bir kanun da, milli tarım politikalarıyla ilgilidir, tarım sektörüyle ilgilidir. Tarım sektöründe bu düzenlemeyle kapsamlı bir reforma imza atıyoruz. Üretim planlaması yapabilen, desteklerin etki analizini değerlendirebilen, sürdürülebilir tarımsal üretimi sağlayan, gıda arz güvenliğini garanti altına alan, üretim yapılırken doğal kaynakları da koruyan, üreticinin refahını, tüketicinin memnuniyetini sağlayan, sağlıklı nesiller için sağlıklı besinler üreten, küresel rekabette ülkemizin gücünü artıran, gelecek kuşaklara ambarları dolu bir ülke bırakan, havza bazlı yeni sistemle lisanslı depoculuk uygulamasıyla çiftçilerimize daha fazla malını değerlendirme imkanı sunan ve burada detaylarını vermediğim birçok yeniliklerle tarımla ilgili düzenleme de Meclisimize gönderilmiş bulunmaktadır. 

Gördüğünüz gibi değerli kardeşlerim, aziz milletim; artık 16 Nisan geride kalmıştır, şimdi gün bir olma, beraber olma, birlikte geleceğin Türkiye’sini inşa etme zamanıdır. 16 Nisan öncesi tartışmalar artık çok geride kalmıştır. Hayır diyen de, evet diyen de bütün vatandaşlarımızın tamamı bizim başımızın tacıdır. Sadece evet diyenleri değil hayır diyenleri de neden hayır dediklerini anlamak, onların da gönlünü kazanmak, bundan sonraki en önemli öncelikli hedeflerimizden biri olacaktır. 

Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye’nin çeşitli illerinden buraya gelen, heyecanını, sevgisini bizlerle paylaşan bütün misafirlerimize hoş geldiniz diyorum, teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum. 
Rabbim yolumuzu ve bahtımızı açık eylesin. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun değerli kardeşlerim. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.