Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 2017-2019 Orta Vadeli Program Sunusu’nda yaptigi konusmanin tam metni

 

Değerli arkadaşlar, hoş geldiniz.

Bugün konumuz Orta Vadeli Program, yani 2017-2018-2019 yıllarını kapsayan programın ana çerçevesinden bahsedeceğiz. Tabii program çok uzun, kitap halinde, detaylara girmeyeceğiz, sadece ana esasları nedir programın, hangi eksenlerde öngördük bunlardan bahsedeceğiz.

Programa geçmeden önce biraz dünya ekonomisinden bahsetmekte yarar var. Bizim programın daha iyi anlaşılması için dünyada ne oluyor, ne bitiyor buna bakmak lazım. 2009 krizinden itibaren dünya ekonomisinin büyümesi maalesef artmadı, daha az her yıl azalan bir şekilde büyüme devam etti. Bu eğilim bu yıl da sürdü. Bunun sebebi ne? Küresel güven kaybı oldu. Birtakım sanal ticaret yaparak şirketler gerçekte büyümediği halde büyümüş gibi gösterilerek para oyunlarıyla, kağıt oyunlarıyla sonunda ellerinde patladı, bu sefer küresel ticaretteki güven kayboldu. Güven kaybolunca ticaret hacmi azaldı, ticaret hacmi azalınca bu sefer büyüme olumsuz etkilendi. Dünya büyümeyince tabii bu durum ülkelere de aynı şekilde yansımaya başladı. Burada gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler diye bir ayrım yaptığımızda, gelişmekte olan ülkeler, özellikle Çin, Hindistan diğerlerine göre biraz fark yaptı, Ama genelinde gelişmekte olan ülkeler dünya büyümesindeki yavaşlamaya rağmen büyümelerini istikrarlı bir şekilde artırmaya devam ettiler.

Türkiye de 2009 hariç 27 çeyrek boyunca sürekli büyüdü, bu sene de aynı şekilde büyümeye devam ediyoruz. Bu sene bile Çin ve Hindistan’ı ayrı tutarsak, Türkiye dünya ortalamasının iki katı bir büyümeyi yakalamış durumda. Ha bu büyüme bizim için yeterli mi? Değil. 3-4 bandında bir büyüme bizim asla hedeflediğimiz bir büyüme değildir. Ancak elle gelen düğün bayram derler bizim memlekette. Küresel olumsuzluklar bizi de derdemez etkiliyor. Avrupa’da eksi düzeylere veya sıfır düzeylerine giderken biz yine 3’ün üzerinde bir büyümeyi 2016’da yakaladık. Neye rağmen? 2016’yı bir hatırlayın, 2016’da turizmle ilgili, ihracatla ilgili ciddi olumsuzluklar yaşadık. Terörle mücadelede çok yoğun bir yıl. Üstüne üstlük bir de 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi, bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman, geçtiğimiz 9 ay boyunca hemen hemen hiç boş durmadık. Mutlaka sürekli bir olayla karşı karşıya, bir krizle karşı karşıya kaldık ve bu krizlere önlem almak gibi bir durumla karşı karşıya kaldık. Ancak buna rağmen darbe bile dinlemedik, yapısal reformlara devam ettik. Hatırlayın, Haziran-Ağustos arası Meclis’ten iş alemimizi, çalışanlarımızı, emeklilerimizi, bütün toplum kesimlerini ilgilendiren çokça kanun çıkardık. Bu kanunlar laf olsun diye çıkarılan kanunlar değil, her biri her bir vatandaşımızın hayatına dokunan, onların hayatını kolaylaştıran ve geleceklerine yönelik birtakım faydalar sağlayan kanunlar. Şimdi bunların semeresini görmeye başladık. Ne var burada? Prim affından tutun vergilerin yeniden yapılandırılmasına, varlık barışına, Türkiye Varlık Fonunun kurulması, şehitlerimize-gazilerimize bazı ilave imkanlar araç alımında sağlanması, esnafa ÖTV muafiyeti sağlanması, teşviklerin özel sipariş usulü yapılması. Yani öyle sıradan teşvik değil özellik arz eden katma değeri yüksek mallar için, üretim için sipariş usulü, yani ısmarlama teşvik modelinin geliştirilmesi. İhracatın artırılmasına yönelik tedbirler alınması. Burada ne var? Yerlileştirme var, millileştirme var. Firmalar ihracat artışını sağlamayı taahhüt ederlerse, onlara ilave teşvikler sağlanacak. Bütün bunların tabii çok detayları var, bunlara girecek değiliz. Bugünkü konumuz sadece üç yıllık orta vadeli planda biz hangi esaslarda ilerlemeyi düşünüyoruz, bunları düşünüyoruz bunları vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum.

2017-2019 dönemlerinde büyüme oranını arttıracağız bu bir kere vazgeçilmez bir hedefimiz, çünkü 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla giderken düşük büyüme oranı bizim işimize yaramıyor. Onun için büyüme oranlarını mutlaka 2017’den başlayarak 19’a kadar belirli bir oranda yukarıya çekeceğiz bu yüzde 5’in altında olmayacak.

Diğer bir konu orta vadeli programın beş tane temel amacı var. Bunlardan bir tanesi istikrar, siyasi istikrar, ekonomik istikrar. Siyasi istikrar var mı? Var. Allah’a şükür milletimizin tam desteği var Hükümetimize. Bunu 15 Temmuz’da en iyi şekilde gördük millet parti rozetini bir tarafa bırakarak Ay Yıldızlı bayrağını alarak meydanlara indi ve ülkemizi karanlıklara sürüklemeye çalışan terör gruplarına gereken dersi verdi. Milletimizin desteği olduktan sonra istikrarı sürdürmek bizim görevimiz. Millet biz size desteği verdik bundan sonra istikrarı sürdüreceksiniz, istikrar sürünce büyüme de kendiliğinden gelecek. Demek ki bu haliyle istikrar olunca kapsayıcı bir büyümeyi de gerçekleştireceğiz. Kapsayıcı büyüme nedir? Büyümenin kalitesinden bahsediyoruz, yani böyle saman alevi gibi birden bire büyüyorsunuz, tamamen tüketime bağlı, tamamen bir ürün bazlı büyüme bu kalıcı olmaz. Bu katma değer üreten fark oluşturan, mukayeseli üstünlük sağlayan bir büyüme altyapısını oluşturmak büyümenin çeşitliliğini arttırmak, kalitesini arttırmak dolayısıyla rekabet gücümüzü geliştirmek. Herkesin yaptığı işi yaparsanız oradan fazla bir şey öğrenemezsiniz. Çok az kişinin yaptığı işi yaparsanız bir adım öne geçersiniz. Hiç kimsenin yapmadığı bir işi yaparsanız piyasanın öncüsü, lideri siz olursunuz. Onun için Türkiye mutlaka değerli vatandaşlarım katma değeri yüksek, teknolojik ürünlerde söz sahibi olması lazım. Bunu hangi alanlarda yapabiliriz? İleri teknoloji sanayi üretiminde, savunma sanayinde, uzay ve havacılık sektöründe, bilişim sektöründe bunları başarabiliriz. İlaç sektöründe bunu başarabiliriz, kimyasallarda bunu başarabiliriz bunlar ana sektörler. Bu sektörlere demek ki daha fazla yoğunlaşacağız, buralarda yerlileşmeyi, millileştirmeyi arttıracak tedbirleri alacağız.

Diğer bir konu, istikrar var, kapsayıcı büyüme var, ama bunun için ne lazım? Enflasyonu düşürmek lazım ikinci temel amacımız enflasyonu düşürmek. Bu sene planladığımız, öngördüğümüz şekilde büyük bir farklılık olmazsa, öngörülemeyen bir şey olmazsa yüzde 7,5 seviyesinde bir enflasyonla sezonu kapatmış oluyoruz. Seneye hedef daha düşük bir kademe daha düşük. Seneye enflasyon oranımız 6-6,5 yüzde 6,5 devam eden sene de daha da azalıyor yüzde 5 seviyesine gerilemiş oluyor. Görüyorsunuz kademe kademe enflasyonu düşürmek en önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Buradaki oranlar belki küçük görülebilir, ama şöyle bir 15 yıl öncesine gidelim çift haneli rakamları, oranları hatırlayalım yüzde 30’ları, yüzde 50’leri. Ben daha yeni işe başlamıştım yüzde 135’i gördüm o zaman enflasyonu. 70’li yılların sonunda, 80’lerin başında yüzde 135 enflasyon. Sabah parayı alan dövizcilere koşuyordu öğlen olmadan alırsa kar ettiğini zannediyordu böyle günlerden bu günlere geldik, ama bunu da yeterli görmüyoruz. Bu aşağı doğru eğilim bizim kararlılığımızı gösteriyor, yani bu konuda kararlıyız enflasyonu mutlaka sürdürülebilir, düşük bir orana çekeceğiz bu büyüme için çok önemli, sağlıklı büyüme için çok önemli.

Cari açık diğer amaç cari açık. Nedir cari açık? Cari açık sattıklarınızla, aldıklarınız arasındaki fark. Vatandaş işte dışarıdan mal alıyoruz, dışarıya mal satıyoruz, yani döviz açığımız, dış ticaret açığımız. Efendim, borç ödüyoruz oradan dolayı açığımız var bütün bunlar belki teknik tabirler farklı olabilir ben vatandaş lisanıyla konuşuyorum. Yani aldık şu kadar paramız var, şu kadar mal aldık, bu kadar sattık irat masrafı korutmuyor demek ki açık var. Ne yapacağız? İradı arttıracağız, üretimi arttıracağız, daha çok satacağız. Satarken azimli, alırken nazlı olacağız prensip bu. İçeride yaptığımız bir şey varsa fuzuli yere dışarıdan almayalım, fiyatlarını rekabetçi seviyeye düşürelim, pahalı pahalı da milletin almasına gönlümüz razı gelmez. İçeride yapılan şey dışarıdakiyle aşağı yukarı aynı para olmalı ki vatandaşta dışarıdan almasın içeriden alsın. Ticaretimi onun için ihracatı diyelim 1 milyon dolarlık ihracat yapıyorsun geldin dedin ki, ben bu sene daha fazla ihracat yapacağım. Kardeşim, yapacağın bu 200 bin dolar için sana ilave destek vereceğiz zaten 1 milyon elde ona desteğe lüzum yok, artıracağın miktar için destek verilecek. Efendim? O zaten var belirli destekler var bu destek mevcut desteklerin üstüne bir destekten bahsediyoruz. Bunun için Eximbank’ın destek bütçesini arttırıyoruz, üç katına çıkarıyoruz 1 milyardan 3 milyara çıkarıyoruz yanlış mı söyledim? Evet, işte yani Eximbank marifetiyle verildiği için eskiden 1 milyar TL’ydi, şimdi 1 milyar dolara dolayısıyla 3 kat artmış oluyor. Böylece cari açığı azalma yönünde kararlı bir programımız olacak.

Diğer bir eksen dördüncü madde, ekonomimizin rekabet gücünü ve verimliliğini arttıracağız bundan bahsettim zaten. Rekabet gücü artmayınca bu sefer sürdürülebilir bir kalkınma, sürdürülebilir bir büyüme mümkün hale gelmiyor. Dedik ya, harcı alem üretim herkes yapıyor herkes şimdi ihracatçı oldu eskiden belirli ülkeler ihracat yapıyordu, dünyanın birçok ülkesi onlardan satın alıyordu. Şimdi herkes çantasını eline aldı satmaya çalışıyor. Pazar daraldı o halde farklı ürünler yapmak lazım, fark oluşturmak lazım onun için de teknolojiye, yenilikçiye yatırımı yapmamız gerekiyor bunu yapacağız verimliliği arttıracağız. İlaç gibi üretme değil, bol bol üreteceksin. Çin nasıl yapıyor? İşte istemediğin kadar üretiyor dolayısıyla, düşük fiyatla satıyor veya bile bile sübvansiyon yapıyor. Biz sübvansiyon yapamayacağımıza göre daha çok üreteceğiz, daha çok ürettiğimiz zaman daha makul fiyatlarla satma imkanına kavuşmuş olacağız.

Mali disiplin vazgeçilmez 2003’den beri hep bunu söylüyoruz, söylemekle kalmıyoruz uyguluyoruz mali disiplin. Mali disiplin demek savurganlık yok, hovardalık yok nereye ne para lazımsa onu vereceğiz. Öncelikleri iyi belirleyeceğiz, hesabımızı, kitabımızı düzgün yapacağız eldeki parayla ihtiyaçları karşılayacağız. Hepimiz biliyoruz iktisadın en bilinen kuralı ihtiyaçlar sınırsız, kaynaklar sınırlı. Ne yapmamız lazım? Sınırsız ihtiyaçlarda öncelikler belirlememiz lazım, kaynaklarla da bu öncelikli ihtiyaçları karşılamamız lazım bu da mali disiplinle olacak. Biz 10 tane seçim kazanmış bir partiyiz seçim var diye öyle ipin ucunu bıraksaydık bugünlere gelmezdik. Seçim gelir geçer, ama geçim ömür boyu lazım devam eder onun için seçimleri değil, geçimi ve gelecek nesilleri düşünen bir iktidar AK Parti iktidarıdır. Bu konuda ilk günkü gibi kararlılığımız devam edecek. Bunun için büyümede 5 tane stratejimiz olacak şimdi büyümeye geldik. İnsan kaynak kapasitemizi geliştireceğiz, insana yatırım devam edecek, daha iyi eğitim alacak, daha iyi işbaşı eğitimi alacak, efendim mesleki konularda sadece okulda verilenlerle yetinmeyeceğiz, iş hayatında da iş öğrenmeye, mesleğini geliştirmeye devam edecek. Bizim petrolümüz yok değerli vatandaşlarım, yani bizim mutlak üstünlüğümüz yok, bizim mukayeseli üstünlüğümüz var o da genç nüfusumuz. Gelişmiş ülkelere göre nüfusumuzun ortalaması daha düşük, yani genç nüfusumuz daha fazla. Genç nüfus güç demektir, en büyük zenginliğimizdir. Gençlerimizi geleceğimiz olarak görüyoruz ve Türkiye’nin kalkınmasının lokomotifi, öncüsünü gençler olarak görüyoruz, gençlerimize yatırım yapmaya, insanımıza yatırım yapmaya devam edeceğiz. İş gücü piyasasını daha etkin hale getireceğiz. Teknoloji ve yenilik geliştirme kapasitesini arttıracağız, fiziki altyapıya zaten çok yatırım yaptık. Yollar, havalimanları köprüler, demiryolları, efendime söyleyeyim hastaneler, okullar, Türkiye’nin her tarafında doğusunda, batısında hiç bölge farkı gözetmeksizin aynı standartta altyapıyı her yere yaptık. Ama bitmedi Türkiye büyüyor, büyümeye devam edecek iki şerit gidiş, iki şerit gelişli yollar vardı yetmiyor şimdi. O zaman ne yapıyorsunuz kardeşim? Siz Van Gölü’nün çevresine dört şeritli yol yapıyorsunuz diye itiraz edenler şimdi diyor ki, efendim buradaki şerit kafi gelmiyor bir şerit daha ilave. Geçen hafta sonu Ankara-Kırıkkale arasından vatandaş bayram dönüşü 3 saatte zor gelmiş. Şimdi Delice-Ankara Otoyolu başlayacak dolayısıyla oradaki sıkışıklık bitecek. 2018 sonunda da Ankara-Kırıkkale-Yozgat-Sivas hızlı demiryolu başlayınca doğu, batı koridorunda artık trafik diye bir problem kalmayacak. Bunu niye anlatıyorum değerli vatandaşlarım? Çünkü altyapı olmazsa üst yapı olmaz, altyapı olmazsa gelişme olmaz. İstediğiniz kadar üretin taşıyamazsınız, kullanıcıya ulaştıramazsanız bir faydası yok tarlada çürür tarım ürünüyse. Sanayi ürünüyse götürüp işte Avrupa’ya bir başka memlekete satmak için satıma maliyeti, üretim maliyetinin üzerine çıkar kimse de almaz.

Evet, kurumsal kalitemizi iyileştireceğiz buradan bahsettiğimiz ne? Bu da devletin iş yapma alışkanlıklarını milletin beklentilerine uygun hale getirilmesi. Emreden, talimat veren devlet değil, milletin önünü açan, işini kolaylaştıran, işini geliştirmesine destek olan bir kamu yönetimi, bir devlet anlayışını ortaya koyacağız.

 Orta vadeli program bu üç yıllık program içerisinde özet yapıyoruz neyi hedefliyoruz? Büyümenin artarak devam etmesi söyledim tekrar tekrarda fayda var. Kişi başına gelirin artması, yeni iş, aş alanları oluşturulması, yani istihdam. Okuldan mezun olan gençlerimiz var, çalışma yaşına gelen vatandaşlarımız var bunların iş bulması, istihdam edilmesi için sürekli yatırım yapmak lazım. Doğu ve Güneydoğu Anadolu destek ve kalkınma hamlesinin ana maksatlarından bir tanesi bu. Bölge esas itibariyle bölgenin istihdam ve kalkınmasını yapmakla beraber Türkiye’nin genel kalkınmasına da ciddi bir kaldıraç etkisi yapacak. Bunları yaparken enflasyonu düşüreceğiz, enflasyonun düşmesi için mücadele edeceğiz. Cari işlemler açığını azaltacağız, bütün bunların anahtarı mali disiplinden asla vazgeçmeyeceğiz. Yani şimdi ikisi birbiriyle bütün mali disiplinle diğerleri birbiriyle sanki çelişkili gibi görülebilir öyle değil, öyle olmadığını geçtiğimiz 14 yılda gösterdik. Hem mali disiplini sağlayabilirsiniz, yani borcunuzun milli gelirine oranını düşürebilirsiniz, hem de büyüyebilirsiniz Türkiye’nin geçmişine bakın. Borcu milli gelirinin yüzde 70’nin üzerindeydi, şimdi yüzde 35’in altında 32. Ama bu sürede de büyümeye de devam etmişiz. Cari açığımızı azaltmışız, büyümeyi sürdürmüşüz, enflasyonu kontrol altına almışız zaman zaman sıçramalar olmuş, ama hep kontrol altında devam edilmiş. Dolayısıyla, bütün bunlar afaki değil bu söylenenler geçmişte başarılan, ancak önümüzdeki dönemde küresel şartların, dünya şartlarının daha da olumsuza gitmesine rağmen Türkiye’nin etrafındaki olaylara rağmen başarılan hususlardır. Bu bakımdan önümüzdeki 3 yıl ile 2004-2007 arasını kıyaslarsak bu üç yıl dünya şartları bakımından, bölgesel şartlar bakımından 2004-2007’ye göre çok çok kötü. Ona rağmen göstergelerimizi muhafaza etmeyi başardık, bundan sonra da başaracağız.

Evet, bütün bunları söyledikten sonra birkaç başlıkla bu amaçlara, hu hedeflere ulaşmak için ne yapacağız? Ama ondan önce bütçeyle ilgili hedeflerimize belki biraz değinmek lazım. 2017 senesi için bütçemizi yaptık hayırlı olsun 17 Ekim’de Meclis’e sunacağız. Bu bütçe yapım çalışmaları sırasında bütün bakanlarımız, bütün bakanlıktaki yöneticilerimiz, çalışanlarımız çok yoğun bir gayret gösterdiler, ciddi katkılar sağladılar bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. 2017 yılında bütçe açığını yüzde 2’nin altında tamamlamış olacağız. Bu ne anlama geliyor diye vatandaşlar merak edebilir. Şöyle söyleyeyim: Bakın turizm gelirlerimiz yüzde 40 azaldı, sonra biraz toparladı, efendim bir darbe geçti, terörle mücadele ve 1 Kasım seçimlerinde vatandaşa çalışanlarımıza verdiğimiz vaatler vardı, 1 Ocak’tan itibaren asgari ücret efendim vergi kolaylıkları, gençlere teşvikler, ciddi anlamda bir kaynak aktarımı söz konusu oldu ve tarımda da maalesef kurak bir yıl geçirdik. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bütçe açığını yüzde 2’nin altında, yani 1.6 düzeyinde tutmayı başardık bu çok büyük bir başarı. Bunun için Maliye Bakanlığımız baştan olmak üzere katkısı olan bütün bakanlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yükseğe çıksaydı diğer yıllar bunun bedelini ödeyecektik. Biz bu sene içerisinde aldığımız anında tedbirlerle bu düzeyde tutmayı başardık, bunu bilhassa ifade etmek istiyorum. Tabi bu bütçe açığı göreceli olarak devam edecek 2017’de bilerek 1.9’u biz hedefliyoruz. Bunu neden yaptığımızı biliyoruz, önümüzdeki günlerde bunun detaylarını da kamuoyuyla paylaşacağız. Ama ondan sonra 18’de tekrar bütçe açığı azalmaya devam edecek. Eğer arka planında gerekli tedbirleriniz, hazırlıklarınız varsa bütçe açığını büyük bir tehdit olarak göremezsin. Türkiye yüzde 10’ların üzerinde bütçe açığını görmüş bir ülke. Ne zaman gördü? Yine bizim AK Parti iktidarında gördü, ama büyümeye devam etti, yanlış mı söylüyorum? Büyümeye devam etti. Bunlar sürekli olan şeyler değil. Öyle bir an gelir, bir karar alırsınız, bütçe açığını büyütmenin büyütmemekten daha fazla faydası vardır veya bir zaman gelir bütçe açığını küçültmek sizin için en önemli tedbirdir onu yaparsınız. Yani bu neden böyle oluyor? Türk ekonomisinin temeli sağlam. Bir göstergeyle oynamakla ekonominin bütün parametreleri olumsuz etkilenmiyor. Kaynaklarımız sağlam, beşeri kaynaklarımız sağlam, altyapımız sağlam, özel sektörümüzün fevkalade büyük bir başarısı var. Türkiye dünyaya açık bir ülke, sınırlarımızı kapatsak kimseyle alışveriş yapmazsak hiçbir derdimiz olmaz. Ne bütçe açığımız olur, ne enflasyon olur, ne cari açık olur, hiçbir şey olmaz, ama elde de hiçbir şey olmaz. Dünyadan ayrı bir ülke gibi yaşarız, Kuzey Kore gibi bir memleket oluruz, onu da hiçbir vatandaş herhalde istemez.

Değerli vatandaşlarım; yatırımlara hız kesmeden devam edeceğiz. Yatırımlar için kaynak problemimiz yok, her şeyden tasarruf olur, ama yatırımdan kısıtlama olmaz. Bir yatırımcı geçmişi olan arkadaşınız olarak söylüyorum; yatırım ülkeyi geleceğe hazırlamaktır. Yatırımın kalitesi de önemli. Altyapı yatırımlarını istihdam oluşturacak, büyümeye katkı sağlayacak yatırımlara çok daha fazla kaynak ayıracağız. İlk yatırımları 2017’de 2016’ya göre artırmış olacağız. Bunların bir kısmını bütçeyle yapacağız, ama büyük bir kısmını da alternatif finans yöntemlerini kullanacağız. Bakın Türkiye’de dünyanın en büyük havalimanı, dünyanın en geniş asma köprüsünü, dünyanın dördüncü büyük köprüsünü, tüp tünel geçişini ve birçok şehir hastanelerini, büyük hastaneleri, şehir gibi hakikaten 6 bin yataklı, 5 bin yataklı hastaneleri kamudan, bütçeden kaynak kullanmadan yaptık. Bunların hepsini topladığınız zaman 50 milyar dolar ediyor. Kaynak var, illa bütçeden yapmamız gerekmez. Para yok, efendim yatırım yapmayalım; böyle bir şey yok, nasıl büyüyeceğiz? Para harcarsak açık büyüyor. Hem büyüyeceğiz, hem kaynak üreteceğiz, hem de enflasyonu kontrol altına alacağız. Bütün bunlar ne oluyor? Kararlılıkla ve istikrarla. İstikrar olunca net kararlar alabiliyorsunuz. Düşünün, koalisyon olsa ne yapacaksınız? A partisi böyle diyor, B partisi şöyle diyor, en basit almanız gereken kararı 1 sene boyunca alamıyorsunuz, çünkü herkes kendi açısından hesap ediyor; ha bunu alırsak bizim partinin gelecek seçimde bundan zararı olur diye öteleniyor öteleniyor öteleniyor sorunlar birikiyor, sonunda elinizde patlıyor. 2001 nasıl oldu? Böyle oldu. 1995 nasıl oldu? Böyle oldu. İrade olmayınca değerli vatandaşlarım, idare olmaz. İrade esastır. İrade de istikrarla ancak mümkündür.

10. Kalkınma Planı devam ediyor, 10. Kalkınma Planındaki bütün dönüşüm programı kararlılıkla uygulamaya devam edecek.

Şimdi bazı uygulamalardan bahsedeceğim. Dedik ya, ekonominin rekabet gücünü artıracağız. Yatırımları ve ticareti daha da geliştireceğiz. Bunun için reformlar lazım, bu reformlar bir sefer yapıp bitecek işler değil. Geçmişte yaptık, bundan sonra da rekabet gücümüzü artıracak, yatırımları ve ticareti geliştirecek reformları yaptık, yapmaya devam edeceğiz.

Bazı konular var, bunların bir kısmı kanuni düzenleme, bir kısmı idari kararlar, bir kısmı da yönlendirme, yani devletin yönlendirilmesiyle yapılacak işler. Ne için? Biraz sonra sayacağım, ekonomiyi daha da canlandırmak, istihdamı artırmak ve böylece milli gelirimizi daha da büyütmek; hedef bu. Bunun için iş hayatıyla ilgili düzenlemeler lazım. Mesela iş güvenliği, iş sağlığıyla ilgili bazı konularda uygulamada sorun vardı, geçtiğimiz aylarda bunu az riskli iş yerlerinde 1 sene boyunca uzattık uygulamayı, geciktirdik buradaki aksaklıkları gidermek için. İş uyumsuzlukları veya uyuşmazlıkları var. Bunlarla ilgili her konu mahkemeye gidiyor. Mahkemelerde yıllar sürüyor, hem mahkemeye götüren şikayetçi, davacı, hem davalı mağdur oluyor, iş barışı bozuluyor, çalışma hayatı olumsuz etkileniyor. Şimdi yeni bir sistem getireceğiz, arabuluculuk sistemi. Belirli bir düzeye kadar, bütün işler için değil büyük bir iş kazası olmuş Allah göstermesin, hayatını kaybedenler olmuş, bunlar değil. Ama daha küçük, hak ihlalleri olduğu düşünülen konularda arabuluculuk mekanizmasını getireceğiz ve böylece mahkemelerde sürünmeden oturup anlaşacaklar işlerine devam edecekler.

Bilirkişilik konusu, Türk yargı sisteminin yıllardan beri devam eden kanayan yarasıdır. Şimdi vatandaş mahkemeye gidiyor. Mahkeme açılıyor, hakim bilirkişi tayin ediyor. Bilirkişi alıyor dosyayı inceliyor, bir rapor veriyor. Karşı taraf buna itiraz ediyor bilirkişi taraflıdır, yanlıştır falan diye. Bu sefer bir bilirkişi daha tayin ediyor, o da bir rapor hazırlıyor, getiriyor. Bu sefer beriki tekrar harekete geçiyor, bu rapor olmaz diyor, üçüncü bilirkişiye gidiyor. Üçüncü bilirkişi de rapor getiriyor, bu da ikisi birden reddediyor. Dördüncü bilirkişiye gidiyor, 10 yıl geçiyor, bilirkişiler geliyor-gidiyor, herkes işini görüyor, fatura büyüyor dava sonuçlanmıyor. Sadece bilirkişiye emanet edilmiş bir yargı sistemiyle biz bir yere varamayız. Bilirkişi ana unsur değil, yargılamada bir destek unsuru olarak düşünülecek ve buna göre kanun zaten Meclis’te, Meclis’teki kanun geçecek, böylece yargılamada ciddi bir hızlanma, yargılama süreleri kısalmış olacak.

Benzer şekilde noterlik sistemini de Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz. Yargılama sürelerinin kısaltılması, asıl hedeflerimizden biridir. Vatandaş ne diyor? Geç gelen adalet adalet değildir, mutlaka yargılama süreleri kısaltılmalıdır. Bunu ilk 15 Temmuz darbecilerinden başlıyoruz. Şimdi FETÖ örgütüne bulaşmış binlerce insanın ismi var, ama bunların hepsi darbeye karışmış değil. Darbeye karışanlar belli, kim oldukları belli, hepsi de tutuklu veya işte gözaltı, tutuklu. Süratle doğrudan darbeye karışmış olanların, eline silah almış olanların belgeleri, bilgileri her şeyi ortada, bunları bekletmeye lüzum yok. Şimdi bu darbeciler davaları uzatmak için başkalarının isimlerini veriyorlar, o başkasının ismini veriyor, o başkasının ismini veriyor, işi sulandırmaya çalışıyorlar. Böyle bir oyuna gelmeyeceğiz, darbecilerin yargılaması süratle yapılacak, milletin yüreğine su serpilmesi lazım. Şehit yakınlarımızın, bu işin sorumlularının hesabının görüldüğünü bir an önce görmesi lazım. Bunun için işe buradan başlıyoruz.

Yargılama sürelerini kısaltmanın yolları var. İhtisas mahkemeleri kurulacak. Uzlaşma mekanizması getiriyoruz, mahkemeye gitmeden rekabette de olur ve diğer alanlarda da olur, burada bazı konularda mahkemeye gitmeden bir sistem kurulacak, orada gelip uzlaşacaklar, el sıkışıp helalleşip gidecekler. Dolayısıyla mahkemeler lüzumsuz yere meşgul olmayacak. İhtisas mahkemeleri, finans, bilişim, daha birçok alanda, yani hakimlerimizin uzmanlıkları doğal olarak bilişim, eğitim almadığı için ona kafi gelmiyor. Dolayısıyla bilişimle ilgili davalara bakacak mahkemeler kurulacak, finans konularına bakılacak mahkemeler kurulacak. Var olan, mesela denizcilik konularında mahkemeler var, bunların sayısı artırılacak, bunun gibi. Rekabet Kurumu bazen acımasızca cezalar veriyor, bunların telafisi yok, bunları da uzlaşma mekanizmasıyla aynen vergide olduğu gibi bir sistemle çözmüş olacağız. Gündemimizde olan birkaç senedir İstanbul Finans Merkezini tam anlamıyla yasal altyapısıyla, fiziki altyapısıyla hayata geçireceğiz. Esnafların iş yeri açmalarında büyük sorun var. Belediyeler ayrı hatırını soruyor, bakanlıklar ayrı hatırını soruyor, kapı-kapı dolaşıyor, bir sürü de para harcıyor dükkan açmak için. Küçük esnaf, zaten eti ne budu ne, elindeki avucundakini de dükkan açmak için orada burada veriyor, işe başlayınca sen sağ ben selamet, elde yok avuçta yok. Bunları şimdi basitleştiriyoruz. Bir yerde, işlemleri bir yerden olacak, Sağlık Bakanlığı ilgileniyorsa Sağlık Bakanlığı’nın bilgileri de oraya akacak, bilişim çağındayız, efendim Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı, belediye, itfaiye ruhsatı, bilmem sıhhi müesseseler bilmem nesi, 30 tane, 40 tane ayrı izin-ruhsat var. Bunların hepsi tek merkezden ve makul bir zaman içerisinde ve bedelle yapılmış olacak.

Taşınır rehni sadece bina, arsa gibi varlıklar değil, efendim araba bilmem ne, elindeki bilgisayar, torna tezgahı veya herhangi bir değer makine bunlarda iş yaparken teminat olarak görülecek. Bankalar bunları saymıyor, binayı boş zannediyor içinde duvarları olan, efendim sağlam temelleri, sağlam ne varsa onu teminat kabul ediyor, diğer varlıklar teminat kabul edilmiyor, yani bir tane tablosu var dünya kadar para o da teminat olması lazım. Bütün bunları imkan dahiline getirecek taşınır rehni kanunu meclis genel kurulunda bunu da bu dönemde 26’ncı dönem ikinci yasama yılında çıkarmış olacağız.

Çıraklık eğitimini zorunlu eğitim kapsamına alınması düzenlemesini getiriyoruz. Mesleki teknik eğitim reformu yaparak ekonominin üretim gücünü daha da arttırmış olacağız. Yine Meclis’te bulunan Patent Kanununu hayata geçireceğiz, sanayi de yerli üretimi kamu alımlarıyla destekleyeceğiz. Bu bilhassa Doğu ve Güneydoğu’daki yatırım ve kalkınma hamlesinin ana konularından bir tanesi bu. Oralarda yatırım yapanlara bu fedakarlıklarından dolayı kamu bir pozitif ayrımcılık yaparak alım yapmak suretiyle onların pazarlama sorununu çözmüş olacağız.

Sağlıkta yerlileşme uzun süreden beri sağlıkta ilaç sektöründe önemli gelişmeler sağladık. Biyo eşdeğer konusunda ciddi çalışmalarımız var bu dönemde sağlıkta yerlileştirme ve millileştirme çalışmalarını desteklerle daha ileri bir noktaya getireceğiz. Türkiye uzay ajansını kanunu hazır yine bu dönemde çıkaracağız. Enerji verimliliğini arttıracak uygulamaları daha da yaygınlaştıracağız. Bilgi toplumuna doğru süratle gidiyoruz, şu anda Türkiye’nin her tarafındaki okullarımızda geniş bant internet erişimi var, akıllı tahta var, tabletler var, ama bunun bütün kırsalda, şehirlerde akıl yollarının şerit sayısının artması lazım bilgi akışı her gün artıyor. Şimdi bakın büyük, çocuk, genç, ihtiyar herkesin elinde telefon tık tık sürekli bir şeyle meşgul. Ya mesaj gönderiyor, ya araştırma yapıyor internetten bunun içinde yol lazım. Yol sadece otomobillere, kamyonlara, otobüslere lazım değil, onların yolunu genişlettik, ama akıl yollarının şerit sayısı öyle iki şeritle, beş şeritle olacak gibi değil binlerce şerit. Ne kadar geniş yaparsanız o kadar çok bilgi nakli oluyor, bilgi güç demektir, bilgi demek bir adım öne geçmek. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Hatırlayalım. Bilgi çok önemli, bilgi toplumu olma yönünde geniş bant altyapısını geliştireceğiz. Benim bir lafım var, ulaşımda hız felakettir, bilişimde hız berekettir. Hızın bereket olması için geniş bant dediğimiz akıl yollarının genişletilmesi lazım, daha da arttırılması lazım.

Başka neler var? Liste uzun gidiyor. Uzun vadeli büyümenin esası olan insana yatırımdır. Bunun içinde 2019’a kadar ikili öğretime son vereceğiz, yani tekli öğretim olacak. Öğrencilere kötü haber, yarım gün okuyacaklardı tam gün okuyacaklar, ama daha çok şey öğrenecekler, daha fazla hayata hazır hale gelecekler dolayısıyla, ikili öğretim artık 2019 yılı sonuna kadar tarihe karışmış olacak.

Okul öncesi eğitim şu anda zorunlu değil, ama ciddi bir orana ulaştık yüzde 50’lileri geçti. Önümüzdeki bu dönem içerisinde okul öncesi eğitimi zorunlu hale getireceğiz. Bir daha daha önemli bir şey söyleyeceğim, Türkiye’de millet zannediyor ki Türkiye’de yabancı dil bilme oranı yüksek, hiç de öyle değil. Yani biz yıllardan beri işte yabancı dil bilmem ne, Avrupa Birliği, şu bu fakat yabancı dil bilme oranımız kıyasladığımız civar ülkelere göre maalesef istediğimiz düzeyde değil. Onun için 4 4 4 sisteminin ilk 4 sonraki 5. yılı yabancı dil eğitimi mecburi hale gelecek. Önceden mecburi değil, yine olacak, ama o yıl yabancı dil 5. sınıflarda mecburi hale gelecek.

Evet, daha var burada kessek herhalde yeter değil mi Mehmet Bey? Grup saati kaç? 11:30 mu? O çok uzun olmuş ya. Evet, arkadaşlar bütün detaylar zaten orta vadeli program kitabında yazıyor, ama buna rağmen sorularınız varsa onlara da cevap verelim.

Buyurun.

SORU- Efendim, Reuters Haber Ajansı’ndan, Gülsen Solaker.

Belki yine biraz detay diyeceksiniz, ama gelecek yıl bütçeye özelleştirmeden acaba ne kadar kaynak sağlanacak ve bu yılki gerçekleştirme özelleştirme de ne kadar olacak?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sen söyle işte ya asıl uzmanına sor, bana ne soruyorsun?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- Sayın Başbakanım, bu sene inşallah yılsonu itibariyle 15 milyar lira özelleştirme geliri gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Gelecek sene ise, bütçemizde inşallah 13 milyar lira özeleştirme geliri hedefimiz var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, buyurun.

SORU- İhracat teşvikine ilişkin açıklamanız o 2017’de mi yürürlüğe girecek, yoksa hemen hazırlığı yapılacak bir düzenleme mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nihat Bey cevap versin, Nihat Bey’in işi o da.

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ - Sayın Başbakanım, zaten bu sene yeni ihracat desteklerimiz ve teşviklerimiz var. Sayın Başbakanımızın bahsettiği, 2016 yılına göre 2017 yılında yapmış olacağımız artış kadar ki bölümünde ek ilave bir ihracat desteğimiz ve ihracat destek primimiz olacak.

SORU- Sayın Başbakanım, herkes merakla bekliyor orta vadeli programı açıkladığınız, ama son olarak Çalışma Bakanına sormuştuk aynı soruyu. Emekli promosyonu konusunda son noktayı sizin koyacağınızı söylemişti, o son nokta ne zaman açıklanacak?

Teşekkür ederim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, ona da Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanımız bir açıklama getirsin, bol bol açıklıyor da.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU- Sayın Başbakanım, bu konuda önceki Bakanımız Süleyman Soylu Bey belirli bir çalışmayı bir noktaya getirmiş. Geçtiğimiz hafta biz de Kamu Bankaları ve Bankalar Birliği Başkanıyla bir araya geldik, son değerlendirmeyi inşallah sizinle yapacağız.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, Deniz arkadaşlar vakit doldu grupta bekliyorlar.

SORU- Bütçe açığınız önümüzdeki yıl için bilinçli olarak arttıracağınızı söylediniz. Bu önümüzdeki yıl için yatırmalara bütçeden ayrılacak kaynakla ilgili bir şey mi olacak? Bir de, mali disiplin kapsamında kamu harcamaları alanında ne gibi tasarruf tedbirleri olacak bina ve araçlarla ilgili?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Güzel bina ve araçları ben söyleyeyim. Bir kere kamu olarak tasarrufta örnek olacağız, önce kendimizden başlayacağız. Araç alımına, yeni bina alınmasına, kiralanmasına, yapılmasına mecburiyet olmadıktan sonra izin vermeyeceğiz. Gereksiz dış seyahatleri sınırlandıracağız, daha birçok tedbirler var önce. Personel alımında asgari düzeyde, işte güvenlik, eğitim dışında fazla bir personel alımı düşünmüyoruz. Dolayısıyla, buradan tasarrufu devletten başlatacağız, sonra vatandaşa yüzümüz olsun. Önce biz yapalım, sonra da vatandaşa dönelim diyelim ki ya biz yapıyoruz, siz de katkı sağlayın diyebilelim.

Diğer konu, bütçe açığı sen mi söyleyeceksin? Maliye ilgilenmiyor bütçe açığıyla.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN- Sayın Başbakanım, 1.9’a çıkmasının temel nedeni, yatırımlarımızdaki önemli artış 2017 yılı için. 2016 başlangıç ödeneğine baktığımızda, yatırımların gayri safi yurt içi hâsıla içindeki payı 2.3 idi, biz 2017 yılında 2.8’e çıkarıyoruz. Yaklaşık 67 milyar liralık sermaye giderlerimiz var, 11 milyar lira civarında da sermaye transferi söz konusu.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet Naci Bey, anlaştınız değil mi bu açık konusunda senin söyleyeceğin bir şey var mı? 2017 bütçe açığı yüzde 1.9. Lütfi Bey, yatırımlara o açık yatırımları arttırıyoruz onun için dedi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- Şimdi Sayın Başbakanım, sizin açıklamış olduğunuz 22 ilde kapsamlı bir yatırım hamlesi başlatıyoruz. Dolasıyla 2017 yılında yatırım harcamalarımızı başta bu nedenle önemli ölçüde arttırıyoruz. Diğer taraftan 2017 yılında bütçemizin hem gelir tarafında, hem de harcama tarafında önemli kararlar alıyoruz ve bütçe açığının bu sayede yüzde 2’nin altında tutmayı sürdüreceğiz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet yani her şey bilinerek yapılan şeylerdir, hiçbir şey gelişi güzel olmuyor.

Buyurun arkadaşlar, son var mı başka?

SORU- Çimen Çetin, Haber Türk Televizyonu.

Efendim, eğitimle ilgili önemli bir açıklamada bulundunuz, ben onu birazcık daha açmanızı isteyeceğim. Tek tip eğitim olarak yani bunu…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tek tip değil, yani tek tedrisat. Tek tip deyince başka şey anlaşılabilir, yani tam gün, tam zamanlı eğitim. Hani öğlenciler, sabahçılar diye bir şey vardı ya öğlenci misin, sabahçı mısın? Hem sabahçıyım, hem öğlenciyim. Yani öğleyin orada okulda olacaklar, yemeklerini yiyip, aynen çalışanlar gibi. Nasıl işe gidiyorsun sabah akşam geliyorsun, okula da sabah gidip akşam geleceksin.

Başka var mı? Buyurun.

SORU- Sayın Başbakanım, birçok göstergedeki ekonomik hedefleri verdiniz, tabloda da paylaşıldı ama, özellikle işsizlik konusunda önümüzdeki üç yıla dair hedefler ne olacak ve ne kadarlık bir yeni istihdam hedefimiz var üç yılda?

Bir de, dış ticaret konusunda ihracat-ithalat rakamlarını paylaşırsanız sevinirim.

Teşekkürler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ekrana getirsinler de. Kitap olarak vereceğiz. Nurettin Bey, sen de bir şey söyle, en son sözü de Mehmet Beye verelim dükkanı kapatalım. Uluslararası değerlendirmeyi de Mehmet Bey yapsın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ- Sayın Başbakanım, işsizlik oranlarında da orta vadeli program döneminde istikrarlı bir düşüş öngörüyoruz. 2016 yılında bir miktar yükseliş olacak, özellikle tarımdan tarım dışı alana kayışla ilgili bir problem var. Buradan gelen istihdam talebinin karşılanması nedeniyle böyle bir rakam ortaya çıkıyor. Ama daha sonraki yıllarda yine tarımdan tarım dışı alana talep artışı öngörülmesine rağmen bu oranlar yakalanacak. Özellikle 2017’den itibaren daha yüksek oranda yatırım hedefleri çerçevesinde istihdam dostu bir büyüme gerçekleştirilecek ve bu yatırımlar desteğiyle bu rakamlar inşallah 3 yıllık orta vadeli program döneminde gerçekleştirilmiş olacak.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Teşekkür ederiz.

Arkadaşlar, bir şeyi bilmenizde fayda var, vatandaşlarımız da bilsin. Bizim burada gösterdiğimiz üç yıllık programdaki tahminler kötümser tahminlerdir, karamsar tahminlerdir. Biz işimizi kış tutuyoruz, yaz çıkarsa bahtımıza anlayışıyla hazırladık. Bunlar olabilecek en olumsuz tahminleri buraya yansıttık. Ama günü geldiğinde daha iyi oranlarla da karşılaşacağımızı söyleyebilirim.

2017’de ihracatımız 153 milyar dolar, ithalatımız 214 milyar dolar olarak planlanıyor.

Mehmet Bey, sen de kısa ilave yap, kapatalım.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK- Teşekkür ediyorum Sayın Başbakanım.

Sadece değerli basın mensuplarına ben şunu ifade etmek istiyorum: Bir sunum yapıldı, o sunumun tablo olarak ekleri var, bugün o teknik detaylara Sayın Başbakanımız sizi boğmak istemediler, vatandaşın anlayacağı bir tarzda tabii orta vadeli program açıklandı, ama orta vadeli programın bütün teknik detayları, yani bütçeye ilişkin program tanımlı, makroekonomik göstergeler anlamında. Bunlar basın toplantısından sonra size verilecek. Ayrıca, yarın Orta Vadeli Programın metni, Perşembe mi, peki Perşembe günü Orta Vadeli Programın metni açıklanacak resmi gazetede. Biraz öne aldık, çünkü yarın ben IMF Dünya Bankası toplantıları için ayrılıyorum, diğer bakan arkadaşlarımız da ayrılıyorlar. Programımız yine esas itibariyle mali disiplini esas alıyor, bence içeride-dışarıda güven verecek önemli bir doküman. En önemli husus da, önümüzdeki bir yıl içerisinde çok kapsamlı Sayın Başbakanımızın açıkladığı yapısal reformlarla program destekleniyor ve zaten Meclis’te şu anda birçok düzenleme duruyor. Önümüzdeki dönemde inşallah bunları hızlandırıp büyümeyi daha yüksek bir patikaya, yani tekrar yüzde 5 patikasına oturtmaya çalışacağız.

Teşekkür ediyorum Sayın Başbakanım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ediyorum.

Bu programın, Orta Vadeli Programın önümüzdeki üç yıllık detaylarını, teknik detaylarını Başbakan yardımcılarım, Maliye Bakanı, Ekonomi Bakanı, diğer Kalkınma Bakanımız zaman zaman açıklayacaklar. Ben vatandaşa açıklamalarda bulundum. Çokbilmiş ekonomistlere açıklamaları da arkadaşlarımız yapacaklar.

Teşekkür ediyorum. Programımız hayırlı uğurlu olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.