Basbakan Yildirim’in 2018 Türk Dünyasi Kültür Baskenti Programi açilis töreninde yaptigi konusmasi
… saygıyla selamlıyorum, hayırlı akşamlar diliyorum.
Bugün Kastamonu önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Kastamonu adına Türkiye ve Türk dünyası adına bu büyük heyecanı birlikte yaşıyoruz. Kültür mirasımız Kastamonu muhteşem bir törenle Türk dünyası kültür başkenti oluyor, hayırlı uğurlu olsun.
Bir yıl boyunca gururla taşıyacağımız, her türlü zengin etkinliklerle hakkını vereceğimiz bu payeyi bize kazandıran bütün dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Türkiye sevdalılarına teşekkür ediyorum. Emeği geçenlere, katkı verenlere şükranlarımı sunuyorum.
Değerli misafirler; şehir ve mimari hayati öneme sahip iki konudur. Şehir sadece bir yerleşim yeri değildir, her şehrin bir de ruhu vardır. Medeniyetler tarihi bir yandan da şehirlerin tarihini ifade eder. Tarih yazmak isteyenler şehirleri gezerler, tarihe konu pek çok şeyi şehirler tarihçilere sunar. Büyük medeniyetler kendilerini özgün şehirleriyle dünyaya anlatır. İnsan şehri inşa ederken, şehir de insanı inşa eder. Birbirlerinin karakterlerini, kültürlerini şekillendirirler.
Türk ve İslam dünyasının medeniyet merkezi olan önemli şehirleri vardır. İstanbul, Bursa, Konya, Kastamonu, Şanlıurfa, Diyarbakır, Taşkent, Buhara, Semerkant, Kazan, Bağdat, Şam, Kahire, Kudüs, Medine gibi sembol şehirlerimize uğradığınızda sizlere derin bir medeniyet anlatısı yapılır. Camiler, medreseler, bedestenler, hanlar, şadırvanlar, sokaklar ve evler birer tarih öğretmeni olur sizlere geçmişinizi anlatırlar. Yalnızca aklınıza değil bu mekânlar aynı zamanda ruhumuza, kalbimize de seslenir. Şairlere ilham kaynağı olur şehirler, her şehrin sahibi vardır. Allah dostları İslam şehirlerinin manevi sahipleridir. Kastamonu’da Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerine zimmetlidir. Şehirler maneviyatlarını bu yüce şahsiyetlerden alır.
Şehirlerin düşmanları da vardır, bunlardan birisi savaşlardır. İşte Bağdat, Şam, Kudüs, maalesef savaşların yıkıcı yüzünü gösteren şehirlerdir. Taşıdıkları değerleri, hatıraları, tarihi, kültürü maalesef içlerinden sökülüp alındı. Şehirlerin bir başka düşmanı da betonlaşmadır. Adeta zehirli bir sarmaşık gibi bir anda şehirlerin her yanını sarar ve bütün güzellikleri gölgeler, adeta yok eder. Şehirlerimize sahip çıkacağız, gelecek kuşaklar için sahip çıkacağız. Şehirlerimizi betonlaşmaya teslim etmeyeceğiz.
Türk ev mimarisinin en güzel örnekleri Kastamonu’da yaşıyor. Kastamonu kimliğini, dokusunu, karakterini yaşatmaya devam ederek bize ilham veren şehirlerimizden birisi olmayı sürdürecek. Mimarisi, tarih eserleri, dokumacılığı, yemek kültürüyle Kastamonu’yu her daim yaşatıyoruz, yaşatacağız.
Değerli misafirler; bugün aynı zamanda Anadolu kültürüne şiirleri ve türküleriyle büyük katkılar vermiş halk ozanımız Aşık Veysel’in ölüm yıldönümü. Kendisini de bu vesileyle rahmetle anıyorum. O yürek kokulu türküleriyle bizlere sevgiyi, kardeşliği, dayanışmayı ve vatan sevgisini anlattı. Çalışmanın, üretmenin, helal lokmanın kıymetini hep anlattı. Bakın Aşık Veysel ne güzel söylüyor:
“Dost dost diye nicelerine sarıldım,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Beyhude dolandım boşa yoruldum,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Dileğin var ise Allah’tan,
Almak için uzak gitme topraktan.
Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan,
Benim sadık yârim kara topraktır.”
Anadolu’yu Anadolu yapan gönül erlerinin cümlesini rahmetle anıyorum, mekânları cennet olsun. 21 Mart sadece Kastamonu’nun Türk dünyası kültür başşehri ilan edildiği gün değil. 21 Mart’ın birçok özelliği var. Bugün Nevruz, baharın gelişini temsil eden Nevruz’da binlerce sanatsever ve misafirimizle birlikte Kastamonu’dayız. Sizlerin de bildiği gibi 21 Mart Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar uzanan kültür coğrafyamız için çok önemli bir gün. Sadece bu coğrafyada değil neredeyse Kuzey Yarımkürenin tamamında bu bayram kutlanır. Doğu Türkistan’dan Orta Asya’ya, Mezopotamya’dan Sibirya’ya, Moğolistan’dan Amerika kıtasına kadar yeni bir uyanışı ifade eder Nevruz. Bizler için Nevruz sadece bir mevsim değişimi değil. Bu topraklarda binlerce yıldır dirilişi, bereketi, birliği, beraberliği, kardeşliği temsil eder Nevruz. Toprağın dirilişini simgeleyen Nevruz, aynı zamanda bir bayramdır. Zira bizler toprağı ana gibi sahiplenen, ona toprak ana diye hitap eden, topraktan yaratıldığımıza inanan, bu yüzden toprağın dirilişini tabiatın dirilişi olarak görürüz. Nevruz’u yüreklerimizin yeniden yeşermesi, insani değerlerimizin yeniden dirilişi olarak görürüz. Bu vesileyle Nevruz’un bütün insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini de Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum. Tabiatın bütün farklılıklarıyla, renkleriyle bir bütün oluşu gibi bizlerin de bütün farklılıklarımızla bir ve beraber olmamızı diliyorum. Bütün insanlığın, Türk dünyasının baharı müjdeleyen bu güzel bayramını en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.
Değerli misafirler; ülkemizde İstanbul’dan Şanlıurfa’ya, Edirne’den Kars’a kadar bütün şehirlerimizin farklı kültürleri, farklı kültür mirasları vardır. 2010’da İstanbul Avrupa kültür başşehri oldu, 2013’te Eskişehir Türk dünyası kültür başkenti oldu, 2016’da Konya İslam dünyası turizm başşehri oldu. Bu yılda İstiklal Savaşımızın kahraman şehri Kastamonu Türk dünyası kültür başşehri olarak bu şehirlerimiz arasında hak ettiği yeri aldı. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllar içinde daha birçok ilimiz turizmin, kültürün ortak medeniyet mirasımızın başşehri olarak yer alacaktır. Hep birlikte ortak tarihimize, kültür değerlerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Tabii bizim çalışmalarımız sadece kültür başşehri etkinlikleriyle sınırlı değil. Türk dünyası için özellikle hükümetlerimiz döneminde birçok hizmeti ifa ettik. TİKA eliyle coğrafyamız ve ötesindeki tarihi eserleri ihya ediyoruz. Örneğin, Moğolistan’da Türk tarihi için çok önemli olan Bilge Tonyukuk Anıtlarını koruma altına aldık. Ahmet Yesevi, Sultan Sencer gibi Türk dünyasının önemli şahsiyetlerinin türbelerini ihya ettik ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağladık. Türk tarihinin bilinen en eski yazılı kaynaklarının sergilenmesi için Orhun ve Bilge Kağan Müzesini kurduk, hizmete açtık. TRT Avaz bugün de, bu etkinliği de Türk coğrafyasında canlı olarak veriyor, Türk dünyasının sesi oldu, sesi olmaya devam ediyor. Ayrıca, Türk dünyasında geleneksel spor dallarının yaşatılmasına da önem veriyoruz, katkı koyuyoruz. Yunus Emre Enstitüsü ile Türkçe öğrenimini yaygınlaştırmaya devam ediyor ve binlerce Türk coğrafyasından kardeşimizi Türkiye’de misafir ediyoruz. Türkiye olarak sınırlarımızın ötesine hizmette sınır tanımıyorum. Ecdadın mirasına sahip çıkıyoruz. Dost ve kardeş ülkelerin değerlerini değerlerimiz bilerek korumaya devam ediyoruz.
Sevgili Kastamonulular; biliyorsunuz ben aynı zamanda sizin hısmınızım, dünürünüzüm. Dolayısıyla Kastamonu’ya karşı özel bir sorumluluğumuz da var Başbakan olmanın ötesinde. Kastamonu’ya son 15 yılda neler yapıldığını burada anlatacak değilim. Herhalde anlatsam bu program çok uzun sürer. Ama Kastamonu’dan çıkıp Ankara’ya giderken kışın ortasında Ilgaz Dağının ortasında yolda kaldığınızda Kastamonu’nun zorluğunu hep beraber yaşamışınızdır. Bu sıkıntıyı ben de yaşadım ve o gün kararı verdik, Kastamonu mutlaka Ilgaz’a tünel yapılacak ve Kastamonu artık yaz-kış erişilir, ulaşılır hale gelecek. Elhamdülillah 15 Temmuz Tünellerimiz yapıldı, hizmet veriyor. Şimdi baraj yapılacak, o yolu da yeni bir tünelle, Kınık Tünelleriyle yeni bir yol haline getiriyoruz, böylece Kastamonu-Ankara çok daha kısalmış olacak.
Kastamonu’nun Türk tarihinde çok önemli yeri var. Milattan Önce 400 yıl öncesine uzanan tarihi var. Ama Kastamonu en büyük kahramanlığını istiklal mücadelesinde vermiş bir şehirdir. İnebolu’dan, Kastamonu üzerinden istiklal mücadelesi yapan kahramanlarımızın bütün mühimmatları bu güzergâhtan taşınmıştır. Kastamonu deyince Şerife Bacı akla gelir. Kastamonu deyince Orhan Şaik Gökyay akla gelir. Ne diyor Orhan Şaik Gökyay:
“Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.”
İşte aslanlarımız Afrin’de, yurt içinde, yurt dışında alçak terör örgütlerine göğüslerini siper ederek milletimizi, ülkemizi her türlü terör belasından korumak için amansız mücadele veriyorlar.
Bu vesileyle gerek 15 Temmuz’da, gerek İstiklal mücadelemizde, gerekse Fırat Kalkanında, Zeytin Dalı Harekâtında ülkenin bağımsızlığı için, milletin huzur ve güvenliği için canını seve seve veren bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun. Gazilerimize hayırlı, güzel ömürler diliyorum.
İşte Kastamonu deyince istiklal mücadelesini, şehitlerimizi, bu mübarek toprakları hatırlarız. Ne zaman Kastamonu’ya gelsek huzur buluruz. Kastamonulu kardeşlerimizin tabiriyle; buraya geldik, gözüm gönlüm açıldı. Bu vesileyle uzaktan yakından gelen bütün misafirlerimizin Kastamonu’da huzur bulacağına ve Kastamonu’nun güzel insanlarının güzel ev sahipliğiyle karşılaşacağına hiç şüphem yoktur.
Kültür başşehri olan Kastamonu güzel bir kültür hanı hak ediyor değil mi Kastamonu? Kültür ve Turizm Bakanımız gerekli hazırlıkları yapıyor, Kastamonu’ya bu kültür başşehri olması vesilesiyle bir kültür merkezini de inşallah kazandırmış olacağız, hayırlı uğurlu olsun.
Bugün bu coşkuyu, bu sevgiyi büyükelçiler, misafirler, vekillerimiz, valilerimiz ve bütün misafirlerimizle birlikte, belediye başkanlarımızla birlikte, bakanlarımızla birlikte paylaşırken size milletin adamı, adam gibi adam Cumhurbaşkanımızın selamını da getirdim sevgili Kastamonulular.
Bu coşkuyu, bu heyecanı bizimle paylaşan bütün dostlarımızı selamlıyor, TÜRKSOY başta olmak üzere emeği geçen bütün herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Az önce Belediye Başkanımız gerçi söyledi de, güzel bir söz, ben de tekrar edeceğim. Hani derler ki, et tekraru ahsen velev kâne yüz seksen, yüz seksen kere de olsa tekrar güzeldir diyoruz. Gelişiniz güle güle, gidişiniz güle güle, her işiniz güle güle olsun diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet olun, sağ olun, var olun.