Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 24 Kasim Ögretmenler günü etkinliginde Istanbul’da yaptigi konusma

 

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Bugün burada Dolmabahçe Başbakanlık Ofisinde Türkiye’nin aydınlık yarınlarını, gençlerini yetiştiren, bilim adamlarını yetiştiren, öğretim üyelerini yetiştiren, siyasetçileri, mühendisleri, doktorları, Türkiye’nin geleceğini inşa edecek gençlerimizi yetiştiren siz öğretmenlerimizle biraradayız. Bu Öğretmenler Gününde sizlerle birlikte olmaktan dolayı şahsım ve eşim Semiha Hanım, Semiha Öğretmenle son derece mutluyum ve 24 Kasım Öğretmenler Gününüzü en içten duygularımla tebrik ediyorum.

Bugün biliyorsunuz millet mekteplerinin açıldığı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de başöğretmenliği kabul ettiği günün yıldönümüdür. O günlerden bugünlere gelmemizde nice nesiller geçti. Hepsinde de siz öğretmenlerimizin emeği var, alın teri var, akıl teri var. Her dönemde çocuklarımız, gençlerimiz sizleri kendilerine örnek aldılar. Sizler bilginin sürekli geliştiği günümüzde kendinizi yenileyerek değişime ve gelişmeye öncülük ettiniz, öncülük etmeye devam ediyorsunuz.

Hiçbir meslek yok ki hayatımızda öğretmenlik kadar yer etmiş, iz bırakmış olmasın. Her şeyi, herkesi unutsak bile öğretmenlerimizi asla unutmuyoruz. Bizler bugün hangi makamda olursak olalım, hangi sorumluluğu üstlenmiş olursak olalım, daima öğretmenlerimizi sevgiyle, saygıyla, güzel hatıralarla anıyoruz.

Şahsım adına bende üzerimde emeği bulunan bütün öğretmenlerime bugün vesilesiyle şükranlarımı sunuyor, hepsinin ellerinden öpüyorum.

Değerli misafirler; böyle ulvi bir görevi azimle, gayretle, büyük fedakârlıkla yürüttüğünüz için hepinize ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Sevgili öğretmenler bugün Ankara’da 81 ilden gelen öğretmenlerimizle buluştuk, onlarla da böyle bir sofrada biraraya geldik. Orada da ifade ettiğim gibi, edebiyatçı yazar Nuri Pakdil’in Türkiye’nin bir adının da umut olduğunu ifade ediyor. Türkiye yeryüzünün umududur, Türkiye bölgedeki mazlum ve masum insanların umududur. Haksızlık karşısında herkes sussa da, Türkiye susmuyor, susmayacak. Öğretmenlerimizden bu ülkenin çocuklarına, Türkiye’nin yeryüzündeki mazlumlar ve bütün insanlık için ne anlama geldiğini özellikle anlatmanızı istiyorum. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk ve aziz Türk milleti sadece bizim istiklalimizin öncüsü değil aynı zamanda mazlum milletlerin de ilham kaynağıdır.

Ülkemizin gidişatı için kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Türkiye emin ellerdedir, doğru istikamettedir.

Değerli öğretmenlerimiz, 21. yüzyılın dünyasında gelişmenin, kalkınmanın, küresel rekabette başarılı olmanın yegâne yolu eğitimden geçiyor, bilgiden geçiyor. Bugün bilgiye sahip olan, bilgiyi kullanan ve bilgiyi katma değere dönüştüren ülkeler yol alıyor, bundan mahrum olan ülkeler maalesef yarış dışı kalıyor. Çocuklarımızı hızla değişen dünyaya uyumlu hale gelecek bilgi, donanım ve açık fikirli bireyler olarak yetiştirmek sizin elinizde. Bu, hayati derecede önemli bir meseledir. Çünkü biz geleceğimizi gençlere emanet edeceğiz. Gençlerimiz geleceğimizdir. Bugün onların nüfusu ülkemizin nüfusunun yüzde 100’ünü oluşturmuyor, ama gelecekte yüzde 100’ü onlardan oluşacak.

İşte 2002’den bugüne bu şuurla hareket ettik, yeni nesillerimizi, yavrularımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için büyük çabalar sarf ettik. Bildiğiniz gibi eğitimde en büyük payı 2002’den itibaren hep en büyük bütçeyi eğitime ayırıyoruz. 2002’de 11 milyar lira olan Milli Eğitim bütçesi, geçtiğimiz yıl, yani bu içinde bulunduğumuz yıl 122 milyar, önümüzdeki yıl 134 milyar seviyesine çıktı, neredeyse 12 kat artıştan bahsediyoruz. Zorunlu eğitim 12 yıla çıktı, yeni bir müfredat oluştu. Farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açan düzenlemeler hayata geçti. Yüce dinimizin öğretimi, Kur’an ve siyer derslerini de okullarımızda öğretmeye başladık.

Bakın Türkiye’de terörü sona erdirmenin yolu milli ve manevi değerlere sahip nesillerin yetişmesidir.

Bizim hassas olduğumuz üç tane kırmızı çizgimiz vardır. Birincisi; bölgesel milliyetçiliğe karşı olmak. İkincisi; mezhepsel-dini milliyetçiliğe karşı olmak. Ve üçüncüsü de; etnik milliyetçiliğe karşı olmak. Farklı farklı olabiliriz, kimimiz Kürt, kimimiz Türk, kimimiz Arap, Türkmen, ne olursak olalım bizi birleştiren ay-yıldızlı bayrağımızdır, 780 bin kilometrekare vatan toprağımızdır, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizdir, 81 milyon vatan evladı milletimizdir. Bunlar bizim birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi sağlayan en önemli olmazsa olmaz özelliklerimizdir.

Geçtiğimiz 15 yıl içerisinde eğitimin fiziki altyapısını güçlendirmek adına önemli çalışmalar gerçekleştirdik. 300 bine yakın yeni dersliği eğitim camiamıza kazandırdık. Derslik başına düşen öğrenci sayısında gittikçe iyiye gidiyoruz. 2019 sonunda inşallah büyük bir mani olmazsa tekli öğretime geçmiş olacağız. Üniversiteye girişteki okul katkı puanlarını bildiğiniz gibi kaldırdık. Meslek liselerinde uygulanan farklı katsayı adaletsizliğine son verdik. Eğitimde fırsat eşitliğini her zaman önemsedik. Bugüne kadar 3 milyar civarında ders kitabını öğrencilerimize ders yılı başında ücretsiz dağıttık.

Bunları bizim öğrencilik yıllarımızda hayal bile edemezdik. Ortaokula başladığımız 67 senesinde ihtiyacımız olan kitapların tamamını temin edinceye kadar sene biterdi. Hiçbir zaman bütün kitapları aynı anda temin ettiğimiz mümkün değildi. Bugün çok şükür öğrencilerimiz kitaplarını masalarının üzerinde buluyor ve ilk günden eğitime hazır olarak okullarına başlıyorlar.

Eğitimde teknolojiyi de ıskalamadık, bilişim sınıfları, etkileşimli tahta, tablet bilgisayarlar, geniş bant internet bağlantıları, FATİH Projesi modern eğitim araçlarının önde gelen hizmetleridir ve bunları öğrencilerimizle, siz değerli öğretmenlerimizle buluşturduk. Astımdan sizleri perişan eden o tebeşirli kara tahtadan şimdi akıllı tahtaya geçiş yaptık. Artık okullarımızda internete bağlanan dijital dev ekranlara sahip tahtalarımız var.

Bu esnada İstanbul özelinde de eğitim yatırımlarımızdan kısaca bahsetmek isterim. İstanbul’da 32614 yeni derslik yaptık. Derslik başına düşen öğrenci sayısını ilköğretimde 56’dan 32’ye, ortaöğretimde 34’den 25’e indirdik. Ama İstanbul’da daha yapacak işimiz var. 2002 yılı öncesi resmi ve özel okul sayısı İstanbul’da toplam 2561’di. Bugün İstanbul’da 6780 okulumuz var. Bunların bir kısmı resmi okullar 1779’dan 3426’ya yükseldi. Öğretmen sayımız 2002’de İstanbul’da 66 bin civarında iken, bugün 158 bin öğretmenimiz İstanbul’da görev yapıyor. Bu öğretmenlerimiz İstanbul’da resmi ve özel okullarda yaklaşık 3 milyon 50 bin öğrencimizi yarınlara hazırlıyor. Net okullaşma oranı ilköğretimde yüzde 97, ortaöğretimde yüzde 86’ya ulaşmış durumda. İstanbul’daki okullarımızda FATİH Projesi kapsamında 170 bin tablet bilgisayar, 48500 etkileşimli tahta, 2735 çok fonksiyonlu yazıcıyı öğretmenlerimizin kullanımına verdik. 455 milyon ders kitabını ücretsiz olarak dağıttık.

Sevgili öğretmenler, bizler eğitime yapılan yatırımın ülkenin geleceğine yapılan yatırım olduğunun farkındayız. Biliyoruz ki çocuklarımız her yönüyle gelişmiş, okuyan, düşünen, sorgulayan, uygulayan ve sonuçlandıran, öz güveni yüksek bireyler olarak yetişmeli ve bunun sağlanmasında da en büyük payı, en büyük rolü siz öğretmenlerimiz göstermektedir. Her ne kadar okul, ne kadar derslik yaparsak yapalım, en son teknolojilerle de sınıflarımızı donatalım, eğer öğretmenlerimiz olmazsa bunlar hiçbir işe yaramaz. Onun için ne diyoruz? İnsanı yücelt ki devlet yücelsin, insanı yaşat ki devlet yaşasın. İşte siz öğretmenlerimiz geleceğimizin inşa edilmesinde çok büyük görev yapıyorsunuz.

Bugüne kadar tahtaya yazdığınız her harf, defterlere düştüğünüz her not Türkiye’nin geleceğine bir değer katıyor. Sınıflarımızda ve okullarda yankılanan her ses yarınlarımızda yankı bulmaya devam ediyor. Vaktiyle o kara tahtaya yazılanları okumuş, öğrendiklerini bir-bir deftere yazmış küçük bir öğrenciyken öğrendiklerim aldığım sorumlulukta, yürüttüğüm görevlerde benim en değerli hazinem olmuştur.

Unutmamalıyız ki eğitimde çağı yakalamamış milletler gelişemeyecek, geleceğin dünyasında yarışta geride kalacaktır. İşte bu yüzden ülkemizin yarınları ve gelecek nesillerimiz adına umut bağladığımız asıl güç öğretmenlerimizdir, sizlersiniz. Biliyorum ki çocuklarımıza tarihimizi, milli değerlerimizi, kültürümüzü öğretme konusunda titizleniyorsunuz. Çocuklarımız eleştirel düşünme, karşılaştıkları gelişmeleri çok yönlü olarak değerlendirebilme becerisini sizin verdiğiniz eğitimle kazanıyor. Her farklı düşüncenin bize zenginlik kattığını sizin telkinlerinizle idrak ediyorlar. Sizlerin toleranslı, müsamahalı tavrı ve örnek davranışı çocuklarımızın gelecek davranışlarına da, yaşam tarzlarına da büyük oranda etki ediyor. Çocuklarımız sizin rehberliğinizde hem evrensel olanı, hem de yerel olanı birlikte öğreniyor.

Kitapları dost edinmekten, araştırma yapmaktan ve yeni olanı öğrenmekten daha çok haz duyuyorlar. Her evlat birdir, biriciktir, her çocuk keşfedilmeye bekleyen bir evrendir. Çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerinin keşfedilmesinde en büyük görev sizlere düşüyor. Başaktör daima siz öğretmenlersiniz. Çocuklarımızın hayatında önemli rolleri siz oynuyorsunuz. Bunun bilincinde olduğunuzu ve görevinizi bu titizlikle, bu fedakârlıkla yerine getirdiğinizi biliyorum. Bu ülkenin her evladı bizim için aziz bir emanettir. Hiçbir evladımızı kaybetmek istemiyoruz.

Bu vesileyle sizinle bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. 2 yıl önce terörle mücadelede terör örgütlerinin kandırarak, aldatarak dağa çıkardığı çocuk sayısı, genç sayısı 600’lerde iken, bu sene içerisinde bu sayı 5’e inmiştir. Allah’a şükür artık gençlerimiz geleceğini dağda değil hayalleriyle gelecekte arıyorlar. Bizim bu konuda ülkemizin birliği, beraberliği, milletimizin huzuru ve barışı için terörle mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Sadece bir terör örgütü değil Türkiye aynı anda üç terör örgütüyle mücadele veren bir ülkedir. Bir yanda bölücü terör örgütü, diğer yanda DEAŞ diye bir sapık örgüt, sözde İslam’ı temsil ediyor, ama insanları gözünü kırpmadan öldürmekten geri durmuyor. Bugün yine Mısır’da bir camide Mevla’sına, Yaradan’ına dua ederken, namaz kılarken insanların üzerine silahlarla, bombalarla saldırdılar, 235 masum insan hayatını kaybetti, yüzlerce yaralı; bu mudur İslamiyet, bu mudur insanlık? Bu vesileyle bu olayda hayatını kaybeden bütün kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ve ayrıca Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bütün şehitlerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyorum. Gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyorum. Yine 15 Temmuz alçak FETÖ darbe girişiminde şehit olan öğretmenlerimiz, öğretim görevlilerimize de Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyorum.

Değerli öğretmenler, hanımefendiler, beyefendiler, sözlerimi tamamlarken sizlerle şunu paylaşmak istiyorum: Hiç endişeniz olmasın, Türkiye’nin yarını bugününden daha güzel olacak. Ülkemizin geleceği aydınlık, istikbali evvel Allah önü açıktır.

Bu bakımdan hedefimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine emin adımlarla yürümektir. O hedefler nedir? Dünyanın parmakla gösterilen ülkeleri arasına ülkemizi dahil etmektir. Bunun için gece-gündüz demeden çalışıyor, gayret ediyoruz, milletimizin yüzünü güldürmek için ve ay-yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmak için elimizden gelen bütün gayreti hep beraber gösteriyoruz. Sizler Anadolu’nun her köşesinde yavrularımızı geleceğe hazırlamak için her türlü fedakârlığa katlanarak hizmet ediyorsunuz. Bizler aynı şekilde en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar ülkenin mamur hale getirilmesi ve gerek üretimde, gerek istihdamda, gerekse bütün altyapı hizmetlerinde milletimizin hak ettiği gelişmelerin sağlanması için büyük gayret gösteriyoruz. Daha önce sayın eğitimci, değerli yazar Abbas Güçlü’nün burada eğitim konusundaki tavsiyelerini, düşüncelerini dikkatle izledik. Bir de söz verdi size, herhalde bu göreve gelince bu sözü yerine getirir.

Tabii ki elimizdeki imkânlar geliştikçe öğretmenlerimize de bu imkânların en fazlasını veririz, vermeye de kararlıyız. Tabii şöyle hatırlatmak istiyorum, sizler daha iyi biliyorsunuz: 15 yıl önce özlük haklarınızla bugünü kıyaslarsak önemli ölçüde iyileşme oldu ve bunun daha da iyi duruma gitmesinin yolu nedir? Daha fazla üretmek, daha fazla refahı artırmak ve bu refahtan herkesin daha fazla pay almasıdır. Bunun için ülkemizde istikrarın, güvenin muhafaza edilmesi esastır. Hatırlayın Türkiye son 50 yılda güçlü iktidarlar döneminde büyümeyi sürdürmüş, ama diğer zayıf iktidarlar döneminde bütün kazanımlarını elden çıkarmıştır. 50’li yıllar Türkiye’nin kalkındığı, büyüdüğü yıllardır. 70’li yıllar, 60’lı yıllar kaybettiği yıllardır. 80’li yıllar yine kazandığı, 90’lı yıllar kaybettiği yıllardır. Böyle inişli çıkışlı, 2000 ve daha sonrası Türkiye’nin kazandığı yıllar olmuştur. Bunları sonlandırmak için Türkiye’nin sadece kendi geleceği için, milletinin refah ve mutluluğu için değil aynı zamanda bölgenin geleceği açısından da güçlü olmak mecburiyetindedir. Onun için daha çok çalışacağız, birbirimizi daha çok seveceğiz. Farklılıklarımızı ayrıştıran değil bizleri barıştıran, kucaklayan değerler olduğunu unutmayacağız. Saçlarımızın rengi farklı olabilir, gözlerimizin rengi farklı olabilir, tenlerimizin rengi farklı olabilir, ama unutmayalım gözlerimizden düşen damlaların rengi hep aynıdır. Onun için tasada da sevinçte de bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, birlikte Türkiye olacağız.

Tabii eğitimde altyapıyı iyileştirmek, fiziki imkânları iyileştirmek yetmez. Müfredatı, içeriği de geliştirmemiz lazım, o da insanla oluyor. İnsanın olduğu yerde her şey olur, onun için siz öğretmenlerimize çok büyük görev düşüyor. Biz bunun bilincindeyiz, sizin her türlü düşünceden arınmış olarak bütün dikkatinizi, bütün emeğinizi geleceğimiz gençlere hasretmeniz için elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz.

Biliyoruz ki sizlerin üzerimizde büyük emeğiniz ve hakkınız var. Okuluna namusu gibi sahip çıkan, yıkılan bahçe duvarını onaran, bahçesine çiçekler eken, duvarlarını süsleyen bütün öğretmenlerimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Emekli olup da kalbi hala okullarında atan öğretmenlerimize hürmetlerimizi sunuyor ellerinden öpüyoruz.

Göreve yeni başlayan genç arkadaşlarımıza çıktıkları bu uzun ve meşakkatli yolculukta en derin başarılar diliyorum.

Okul sınıflarından kötülüğü defeden, iyilik tohumları eken ve yarınları sevgiyle inşa eden öğretmenlerimiz iyi ki varsınız.

24 Kasım 1928’de Başöğretmen unvanını alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, bütün şehitlerimizi, 15 Temmuz şehitlerimizi huzurlarınızda rahmetle, şükranla yad ediyorum, mekânları Cennet olsun. Ebediyete intikal eden, irtihal eden öğretmenlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları Cennet olsun.

Doğuda terör nedeniyle şehit olan bütün öğretmenlerimizin emaneti bizim emanetimizdir. Onların bıraktığı bu emanete sizlerle birlikte el ele vererek sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği siz değerli öğretmenlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.

Hepinizi bu mutlu gününüzde tekrar tebrik ediyorum, başarılarınızın artarak devamını diliyorum.

Bu akşam bizlerle beraber olan eşim Semiha öğretmenin ortaokul öğretmeni Şaban Bey ve eşini, benim lise fizik öğretmenim Mehmet Özdil, namı diğer Drakula Hocamız, kimya öğretmenimiz Yılmaz Er ve matematik öğretmenimiz Raif Sümbül ve hanımefendiye buradan hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyoruz.

Bugün aramızda çok değerli bir öğretmenimiz daha var, o da 15 Temmuz gecesi o alçak darbe girişiminde şehit olan Profesör Doktor İlhan Varank’ın eşi Saadet Hanımefendi, size de hoş geldiniz diyoruz.

Ve bütün misafirlerimize, sizlere en derin kalbi duygularımı sunuyor, geceniz mübarek olsun, geleceğiniz aydınlık olsun diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

 

----- / -----

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.