Basbakan Yildirim’in 25. Istisare ve Degerlendirme Toplantisi kapanis konusmasinin tam metni
İstiklal mücadelemizin sembolü olan ve AK Parti hareketinin millete hizmet aşkıyla yola çıktığı bu güzel şehirden, Afyonkarahisar’dan ilham alarak ayrılmış olacağız.
İki gün boyunca burada değerlendirmeler yaptık, istişareler yaptık, fikirlerimizi, görüşlerimizi memleketin yararına olacak şekilde birbirimizle paylaştık. AK Parti Türkiye siyaseti ve demokrasisine hep ilkleri yaşatan bir partidir. Biz buradan milletin sesinin, milletin beklentilerinin, millet siyasetinin ve hissiyatının güzergâhını belirleme gayreti gösteriyoruz. Dolayısıyla değerli arkadaşlar; bu toplantılar boyunca ortaya konan her fikir, her öneri, her uyarı hem AK Parti’nin, hem de Türkiye’nin geleceği adına çok önemlidir, hayati öneme sahiptir.
Geleceğe doğru emin adımlarla yürürken yaptığımız bu değerlendirmeler ve vardığımız sonuçlar yolumuza ışık tutacaktır. AK Parti Türkiye’de her zaman siyasetin gündeminin belirleyicisi olmuştur ve bizim burada eriştiğimiz, ulaştığımız hususlar Türkiye siyasetine de yol gösterecektir. Her toplantımızda olduğu gibi bu buluşmada da AK Parti’ye yakışan olgunlukta ve zenginlik içerisinde doya doya, dolu dolu iki gün geçirdik. Ankara’ya güç ve enerjisi tazelenmiş, daha önemlisi Türkiye’nin geleceği için umudu kuvvetlenmiş olarak dönüyoruz. İnşallah hızımızı hiç kesmeden Hükümetimiz, Meclis Grubumuz el-ele vererek çalışmalarımıza kaldığımız yerden kararlılıkla devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar; iç ve dış meselelerde yoğun bir gündemden geçmekteyiz. Terörle hem yurt içinde, hem de sınırlarımız dışında amansız bir mücadele veriyoruz. Tek tek her birinizle bu konuda gördüğüm kararlılığı memnuniyetle ifade etmek isterim. Evvel Allah bu milletin birliğine, bu vatanın bütünlüğüne, bu bayrağın, ay-yıldızlı bayrağın göklerde dalgalanmasına ve Türkiye’nin istikrarına kasteden her planı bozarız, bozacağız. Bütün ihanet çeteleri, bütün kirli odaklar biraraya gelse, bu millete asla geri adım attıramaz, bunu herkesin bilmesi lazım. İstiklalimizi ve geleceğimizi milli mücadele yıllarında nasıl canımız pahasına koruduysak, bundan böyle de aynı şekilde yiğitçe koruyacağız. 15 Temmuz’da bu milletin iradesini esir alacağını zannedenler gerçeği en açık şekilde görmüştür. Tarihte namluların, topların, tankların üzerine yürüyen kahramanlar elbette görülmüştür. Ancak evlerden, sokaklardan, caddelerden bir milletin oluk oluk namluların, tankların üstüne yürüdüğünü, onları teslim aldığını gören hiçbir ulus yoktur, bu ulusun adı Türk ulusudur.
Bu millet elinde silah olmadan, ama yüreğinde dağ gibi imanıyla eşkıyaya dur demiş bir millettir. Bu topraklar gerektiğinde her yaştan, her kesimden, her görüşten insanın millet aşkıyla birer kahramana dönüştüğü topraklardır. Bu milletin vatan aşkını, millet sevgisini iyi anlayamayanlar tarih boyunca hep yanlış yerde durduklarını görmüşler ve ağır bedeller ödemişlerdir. Ne FETÖ, ne BÖTÖ, ne DEAŞ, ne de başka bir kirli terör örgütü bu yüce milleti dize getiremez, bu ülkeyi yolundan çeviremez. Gün gelir askerimizle, gün gelir polisimizle operasyon üzerine operasyon yapar, inlerine girer, bellerini kırarız. Gün gelir 7’den 77’ye sokaklara iner göğüslerimizi siper eder çıplak ellerimizle bizden gasp ettikleri tankları, tüfekleri onlardan geri alırız. Herhalde bu millete oyun olmayacağını dost da, düşman da, cümle alem görmüştür. Görmemiş olanlar da 15 Temmuz’a baksın. Türkiye için 15 Temmuz, ikinci kurtuluş mücadelesinin başladığı gündür, bir milattır.
Türkiye daha hiçbir şekilde böyle bir acı tecrübeden geçmeyecek, geçmemesi için değerli arkadaşlar, ne gerekiyorsa azimle, kararlılıkla gereğini yapacağız. FETÖ’sü de, PKK’lısı da, DEAŞ’lısı da yaptıkları bütün hainliklerin, caniliklerin hesabını tek-tek verecekler. Bu ülkeye yapılan fenalıkları asla unutmaz, ne de unutturur. 15 Temmuz ruhunu, Yenikapı ruhunu birliğimizin, beraberliğimizin, Cumhuriyet ve demokrasimizin teminatı olduğunu biliyoruz ve daima bu ruhu yaşatmanın gayreti içerisinde olacağız. 79 milyon vatandaşımızın beklentisi de, hissiyatı da budur. Bunu anlamayan, hala teröre karşı net bir duruş ortaya koyamayanlar da bir gün mutlaka bu gerçeği görecekler. Bugün hala bunca şehidimize, bunca gazimize rağmen ısrarla kafaları bulandırma gayreti içinde olanların da, bir gün gelecek kafalarına dank edecek. Ama o gün onların bu milletin yüzüne bakacak yüzleri de asla olmayacak. Tarih, nasıl kahramanların yazıyorsa, hainleri, korkakları da aynı şekilde yazacaktır.
Değerli arkadaşlar; milletimizin ve ülkemizin 15 Temmuz zaferini gölgelemeye çalışanlar maalesef çok sinsi taktikler peşindedirler. Burada bir konuyu açık ve seçik şekilde milletimle, siz yol arkadaşlarımla açıklığa kavuşturmak isterim. Fethullahçı terör örgütü, AK Parti döneminde doğmamıştır. Fethullahçı terör örgütü, AK Parti döneminde palazlanmamıştır. Bu terör örgütünün sanki AK Parti döneminde kurulmuş, sanki AK Parti döneminde güçlenmiş gibi gösterme gayreti içinde olanlar var. Bunlar kendi kusurlarını, kendi yanlışlarını örtmenin telaşı içindeler. Bu kanlı örgütün geçmişi ta 1960’lı yılların sonlarına kadar gider. Bu kanlı örgüt 12 Eylül darbesinden sonra palazlanmaya başlamıştır. 80’lerde, 90’larda büyümüştür, devletin bürokrasisine, ordusuna, yargısına, kurumlarına nüfuz etmeye başlamıştır. 1980’den 2013’e kadar bu eli kanlı örgüte sadece Türkiye’de iki başbakan karşı çıkmış, açıkça mücadele etmiştir; biri merhum Necmettin Erbakan, biri de kurucu liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Şimdi ortaya çıkıp bizi bu örgütle itham etmek isteyenlere sorarım; 60’larda, 70’lerde, 80’lerde, 90’larda AK Parti yoktu, ama sizlerin devamı olduğunuz partiler vardı. Ne yaptınız, hangi mücadeleyi verdiniz? Bu örgüt devlete sızarken ne önlem aldınız? Bu örgüt daha 80’li yıllarda sınav sorularını çalarken hangi tedbiri aldınız? Hangi başbakan, hangi cumhurbaşkanı bu örgütle AK Parti iktidarı kadar mücadele etti. Şimdi çıkıp konuşması kolay, görev yaptıkları görevde üç maymunu oynayanlar şimdi çıkmışlar ahkâm kesiyorlar. Bu örgüt Türk Silahlı Kuvvetlerine zehirli bir yılan gibi sızarken susanların bakıyorum dilleri çözülmüş bülbül gibi konuşuyorlar. Bu örgüt Emniyet Teşkilatına, yargıya sızarken susanların akılları belli ki şimdi başlarına gelmiş.
Bakın değerli arkadaşlar; 17 Aralık 2013 sabahı ülkede FETÖ’ye teslim olanları bu millet gördü. Yargı ve kolluğu siyasete darbe yaparken medya teslim oldu, bürokrasi teslim oldu, siyasi partilerin bir kısmı teslim oldu. O gün, 17 Aralık günü tek bir cesur ses Recep Tayyip Erdoğan Konya’da kürsüye çıktı, boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz dedi.
CHP eğer sorgulayacaksa, önce kendisinin bu örgütle ilişkisini sorgulasın. Millet Ana Muhalefette genel başkanlık değişiminin nasıl kumpaslarla gerçekleştiğini henüz unutmadı. HDP’yle örgüt arasında dönen pazarlıkların ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz öz eleştirimizi yaptık, yapıyoruz. Ama siz Allah aşkına ne zaman aynaya bakacaksınız, asıl onun cevabını millete verin.
Değerli kardeşlerim, bir kez daha bir hususun altını çizmek istiyorum; AK Parti içerisinde ne FETÖ’cü, ne de hiçbir terör unsuru barınamaz. Partimize sızanları tek-tek tespit ettik, gereğini yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Sürekli tezvirat, efendim ByLock’ta bakanlar varmış, milletvekilleri varmış; kocaman bir yalan, hiçbir milletvekilimiz de, hiçbir bakanımız da ne ByLock’ta var, ne terörün içinde var, ne FETÖ’nün içinde var. Bu tezviratlarınızla AK Parti’yi içeriden karıştırmaya, bizi birbirimize düşürme gayretlerinizin olduğunu biliyorum, ama bunu asla başaramayacaksınız. Çünkü bu örgütlerle amansız mücadeleyi ve bu tehlikeyi en önce gören parti AK Parti’dir, gereğini de yapmıştır. Bir eski Genelkurmay Başkanı çıkıp diyor ki; biz 2004’te uyardık. Ne uyardınız kardeşim? Karara bakıyoruz, Nur Cemaati ve Hizmet Hareketi izlenmelidir. Ne zamandan beri cemaatler terör örgütü oldu? Bizim için kırmızı çizgi terör faaliyetinin başladığı gündür, o da 17 Aralık’tır. Durup dururken cemaatlerin üzerine gidip siz bir şeyler yapıyorsunuz, biz anlamıyoruz, ama ne olur ne olmaz sizlerin defterini dürelim; bunu mu süreceğiz? Demokrasilerde böyle şey olmaz. Hiç kimse silahı eline almadıkça, teröre bulaşmadıkça, insanları öldürmedikçe terör örgütü muamelesi göremez. Onun için bu örgüt ilk defa devletle bilek güreşine 17 Aralık’ta başlamıştır. Ve devletin elini tutan o bilek kökünden kırılmıştır.
Dün burada şehitlerimizin isimlerini tek-tek saydım. Şehit Halil Kantarcı’nın ve eşinin, çocuklarının yüzüne gururla bakmak istiyoruz. Biz şehit Erkan’ın kardeşi gazi Volkan’ın yüzüne gururla bakmak istiyoruz. Yasin Naci’nin ablasına, Ömer Halisdemir’in ailesinin, çocuklarının yüzüne, Albay Sait Ertürk’ün eşinin yüzüne gururla bakmak istiyoruz. Şehitlerimizin aziz hatıraları karşısında başımız hep dik olacak. Onların huzurunda başımızı öne eğmeyeceğiz. Gazilerimize, şehit ailelerimize şunu açık kalplilikle söyleyeceğiz: Siz canınızdan can verdiniz, ama biz de hesabını sorduk.
Şunu da bilmenizi istiyorum değerli kardeşlerim: Süreç devam ediyor, soruşturmalar devam ediyor, tespit ettiklerimizin gözlerinin yaşına bakmıyor adalete teslim ediyoruz. Hukukun en hızlı, en adil, en hassas şekilde işlemesi sonuç alınması için gereken neyse o yapılıyor. Savcılarımız, hakimlerimiz konunun ciddiyetinin farkındalar. Ellerinden gelen bütün gayreti gösteriyorlar. Gece-gündüz demeden çalışıyorlar. Milletin bu konudaki beklentilerinin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar acil olduğunu da çok iyi biliyorlar. Bütün imkânları zorlayarak bir an önce bu alçak örgütün elebaşlarını, darbeye katılanlarını cezalandırmak, gazilerimizin, şehitlerimizin haklarını sonuna kadar aramak için her türlü gayreti gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz.
Şundan emin olun kardeşlerim: Sürecin sonunda tek bir mağdur bile kalmayacak. Sürecin sonunda ininde saklanan bir tane bile FETÖ mensubu olmayacak. Gazilerimizin, şehit ailelerimizin, şehitlerimizin huzuruna alnımız ak bir şekilde çıkacağız.
Değerli yol arkadaşlarım; bir kere daha 14 yıl boyunca çeşitli tehdit ve saldırılara karşı milletin yanında dimdik duran her arkadaşıma buradan şükranlarımı sunuyorum. AK Parti doğrudan millet iradesine yönelik olarak tezgâhlanan her türlü oyundan, her türlü zor sınavdan alnının akıyla çıkmasını bilmiştir. Ne mutlu ki bizlere daima milletin tarafında olmuş ve daima zorbalığa, haksızlığa, vesayete karşı çıkmış bir siyasi hareketin mensuplarıyız. Allah bizi milletimizden, milletimizin hissiyatından ayırmasın.
Bu beraberliğimizde bir kere daha gururla gördüm ki her arkadaşım memleketin derdini kendi derdi haline getirmiş. Her AK Partili yoldaşım gecesini gündüzüne katarak bu ülkenin bir derdine derman olmanın sevdasıyla yanıp tutuşmaktadır. Bütün arkadaşların gönlünde geleceğin büyük, güçlü, aydınlık Türkiye’sinin heyecanını gördüm. Her arkadaşımın gözünde umut ışığı, sözlerinde umudu gerçeğe dönüştürecek birikimi ve donanımı gördüm. Her zaman çok müsterihim, Türkiye’nin AK Parti’yle yürüyecek daha çok yolu var, gerçekleştirecek çok daha hedeflerimiz var. Biz laf değil iş üretiyoruz. Laf üstüne laf koyanlardan değil iş üstüne iş yapanlardanız. Şartlar zora girdiğinde statükoya teslim olmuyor, vesayet diliyle konuşmuyor, dimdik duruyor ve yanlışların karşısında gereğini yapıyoruz. Biz bir gün öyle, bir gün böyle değiliz. Biz her şartta, her durumda daima aynı istikametteyiz, biz ona-buna çamur atmıyor, milletin değerlerini yüceltmeye gayret ediyoruz. Bu topraklarda asırlardır yaşayan ve yaşatılan bütün renkleri aynı aşkla seviyoruz. Bizim için saçların rengi önemli değil, gözlerin rengi önemli değil, tenlerin rengi farklı olabilir, bu da önemli değil. Bizim için önemli olan; gözyaşlarının rengi hep aynıdır, onun için birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi her şeyin üzerinde tutuyoruz.
25. İstişare Toplantımızı bugün tamamlıyoruz. 14 yıl geride kaldı, geriye dönüp muhasebe yaptığımızda hatalarımız olduğunu elbette ki gördük, bunlar olabilir, insanın olduğu yerde yanlış da olabilir. Ancak millet iradesine karşı en ufak bir ihanet içinde olmadık. Kim milletin verdiği emanete el uzatmaya kalktıysa, AK Parti o eli kırıp bir kenara atmıştır. İşte bizim yeni nesillerimize bırakacağımız en büyük mirasımız budur. Nereden geldiğimizi, neyi temsil ettiğimizi, yaptıklarımızın hesabını kime vereceğimizi de iyi biliyoruz, asla unutmuyoruz. Hesabı Hakk’a veririz, halka veririz, vesayetçilere değil. Her şeyin ötesinde bir mümin olarak her hayrın da, her şerrin de defterimize yazıldığına inanıyoruz. Allah’ın hesabının bütün hesapların üzerinde olduğuna inanıyoruz, kabul ediyoruz. İnsan için bu aziz millete, bu mübarek ülkeye, bu hakikat davasına hizmet etmekten daha büyük bir kazanç olmadığını düşünüyoruz. Kendimizi her mazlumun, her mağdurun, her muhtaç olanın ihtiyacından sorumlu tutuyor, dünyadaki güç savaşlarına, zulümlere, adaletsizliklere her zaman her zaman da karşı çıkıyoruz. Siyasetimizin temelinde bütün bu değerler yer alıyor ve biz bu değerlere daima sadakatle bağlı kaldık, bağlı kalmaya devam edeceğiz. Bundan sonra da asla başka yollara sapmayacağız. AK parti siyaseti de adı gibi aktır, lekesi yoktur, asla da olmayacak. Bir kere daha gördüm ki; AK Parti’yi AK Parti yapan değerler bugün aynı tazelikte yaşamaktadır. AK Parti siyaseti siz değerli arkadaşlarımız nezdinde ilk günkü aşk ve heyecanla dimdik ayaktadır.
Değerli arkadaşlarım; Türkiye’nin geleceği adına önümüzdeki dönemde pek çok kritik adımların atılması gerekiyor. Bu değerli kadronun, bu tarihi görevleri bihakkın yerine getireceğinden asla endişem ve şüphem yoktur. İnşallah sistemdeki tıkanıklıkları tek-tek açarak demokrasimizi her türlü kötü emellere karşı gözümüz gibi korumaya devam edeceğiz.
Hem yeni anayasa, hem başkanlık sistemiyle ilgili çalışmalarımızı tamamladık. Bizler konuyu hem Mecliste, hem de kamuoyu nezdinde yeterince tartıştık, konuştuk, görüştük, artık gerekli istişareleri yaptık. Bundan sonra yapacağımız iş, teklifimizi en kısa zamanda Meclise getirmek, yüce Meclisin iradesine teslim etmektir. Yüce Meclis, anayasa değişikliğimizi görüşecek ve öyle ümit ediyorum ki bu teklif milletin önüne gidecektir, bizim istediğimiz budur.
Meclisimiz ister 367, ister 330’la anayasa değişikliğini onasın, her halükarda son kararı millete götüreceğiz. Bunu buradan milletimizle paylaşıyorum. Ve inanıyorum ki Gazi Meclis bu tarihi sorumluluğu en güzel şekilde yerine getirecek ve bu tıkanıklığın da halkın, vatandaşın bizatihi çözmesinin önündeki engeli kaldıracaktır. Milletten korkmayalım, millet her şeyin en iyisini yapar. Bugüne kadar yaşadığımız krizleri nasıl en güzel şekilde millet çözdüyse, bu sorunu da yine millet çözecektir. Artık Türkiye sistem tartışmasını bir kenara bırakması, bütün enerjisini, gücünü ülkenin geleceğini inşa etmeye ayırması gerekiyor.
Türkiye birçok tehditle karşı karşıya. Sınırlarımız ötesinde yaşanan istikrarsızlıklar, ülkemiz içerisinde amansız bir şekilde terör mücadelemiz, bütün bunlar bizim önümüzde varken bir de kendi içimizde sistemle ilgili tartışmayı sürdürürsek, o zaman ülkeyi geleceğe hazırlamakta enerji kaybına uğrarız, zaman kaybına uğrarız.
Allah’a şükür bugün Türkiye hem içeride, hem dışarıda başını ağrıtan bütün şer odaklarına karşı mücadelesini zerre kadar kararlılıktan taviz vermeden yerine getiriyor. Bizi Suriye’de, Irak’ta çırak çıkarmaya çalışanlar Fırat Kalkanı’na baksınlar. Bizi Irak’ta çırak çıkarmaya çalışanlar Başika’ya baksınlar, oradaki ay-yıldızlı bayrağa baksınlar. Mesele memleket meselesi olursa kimin ne dediğinin bizim için bir önemi yoktur. Bu mücadele ister içeride, ister dışarıda menfaatlerimize karşı bir şekilde gelişirse, ülkemizin milletiyle, vatanıyla Bölünmez bütünlüğünü tehdit eden tehlikeler, her türlü terör faaliyetleri ister yurt içinde olsun, ister yurt dışında olsun hiç kimsenin icazetine de, iznine de ihtiyacımız olmayacak. Kararımızı vereceğiz, ülkemizin toprak bütünlüğünü, milletimizin birliğini beraberliğini korumak için gerekli adımları atmaktan zerre kadar da tereddüt duymayacağız.
Değerli arkadaşlar, bu terör bitecek, bunda kararlılığımız bugün düne göre daha fazladır. Şu anda güvenlik odaklı terör mücadelemizde iyi bir noktadayız. Yöre halkının terörle mücadele konusunda Hükümetimizle yoğun bir dayanışma içerisinde olduğunu da biliyoruz. Bir yandan terörün yörede oluşturduğu tahribatı, fiziki tahribatı ortadan kaldırmak için büyük bir yatırım hamlesi başlattık. Bölgeye cazibe merkezlerinin kurulması, fabrikaların açılması, iş-aş imkânlarının sağlanması ve yıkılan bütün ilçelerin, binaların yeniden yapılması. Bunlar şu anda yaptığımız çalışmalar. Bir yıl içerisinde 30 binden fazla yeni konut yapacağız. Terör örgütü mensuplarının oradaki vatandaşlarımızın başına yıktığı o binaları daha güzel şekilde yapacağız, daha iyisini yapacağız ve vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.
Bununla yetinmiyoruz, orada ayrıca sosyal kalkınmayı, manevi kalkınmayı da fiziki kalkınmayla eşdeğer olarak başlatıyoruz. Eğitimde, sivil toplum hayatının geliştirilmesinde, terör örgütlerinin zararlı faaliyetleri konusunda vatandaşın bilinçlendirilmesinde gereken her türlü çalışmayı bütün kurumlarımızla, sivil toplum örgütlerimizle yapmaya devam edeceğiz. Partimizin mensuplarına yönelen suikast faaliyetlerinin de bizim bu kararlı yürüyüşümüzü asla durduramaz, zerre kadar sekteye uğratamaz. 3-5 teröriste pabuç bırakacak teşkilat değildir AK Parti Teşkilatı. Gerekli koruma önlemini de alacağız, ama teşkilat mensuplarımıza yapılan alçak ve hain saldırıların hesabını da burunlarından fitil-fitil getireceğiz. Her bir vatandaşımız, her bir şehidimizin hesabını da tek-tek soracağız.
Değerli kardeşlerim; Türkiye’nin terör gündemiyle esir alınmasına artık müsaade etmeyeceğiz. Zora gelince, dara gelince hemen konuşalım, görüşelim, çözüm gibi lafları etmeye başlıyorlar. Daha önce de söyledim; çözüm-mözüm yok, çözüm milletledir, terör ortadan kalkıncaya kadar, bu bölücü terör örgütü yöre halkıyla devlet arasından defolup gidinceye kadar konuşacak hiçbir şeyimiz yok. Bunlara lojistik destek yapanlar, Meclis’te bir yandan siyaset yapıp bir yandan terör örgütünün değirmenine su taşıyanların da sabrımızın taşmakta olduğunun, milletin sabrının artık taşmaya yakın olduğunu da unutmamalılar. Siyaset yapacaklarsa terörle bağlarını mutlaka kesmeleri gerekiyor. Açık ve net şekilde terör örgütüne karşı çıkmalı ve terör örgütünü reddetmeleri gerekiyor. Aksi halde seçmenden aldıkları oyu, seçmenden aldıkları iradeyi terör örgütüne teslim etmiş olurlar. Bunun da kabul edilecek bir yanı yoktur. Buna ne millet rıza gösterir, ne de devlet rıza gösterir. Siyaset kanalları sonuna kadar açıktır, ama siyasetin meşru şekilde yapılması terör örgütünün asla ve asla yanında, yöresinde, içinde olunmaması gerekiyor. Vatandaşımız bize soruyor, HDP terör örgütüne açıkça destek veriyor, PKK terör örgütü değil diyor, cenazelerinde gösteri yapıyorlar, peki bunlara niye bir şey yapmıyorsunuz?
Değerli arkadaşlar; Türkiye bir hukuk devleti. Yüce Meclis dokunulmazlıkları kaldırdı, sadece onlar için de kaldırmadı, bütün milletvekilleri için dokunulmazlıklar kalktı. Ondan sonra artık görev yargınındır. Yargılamayı bağımsız ve tarafsız Türk adaleti en iyi şekilde yapacaktır, gereğini yapacaktır, milletimiz rahat olsun.
Türkiye bir hukuk devleti, hukuk devletinde herkesin işi-gücü, görevleri tanımlanmıştır. Bizim hırsla kalkıp yargının işini yargısız infazı yapmak gibi bir kültürümüz yoktur. Onun için yargı ne yapacağını biliyor, bununla ilgili adımları da atıyor. Her kim ülkenin kanunlarına aykırı hareket etmişse, ülkenin düzenini, demokrasisini zayıflatacak, iradeyi yok sayacak bir faaliyet içerisine girmişse mutlaka bunun karşılığını görecektir. Nasıl FETÖ terör örgütü bunun hesabını veriyorsa, bölücü terör örgütü ve onu destekleyenler de aynı hesabı verecektir, bundan milletimiz emin olabilir.
Değerli arkadaşlar; ülkemizin önünde birçok tehdit olduğu gibi, birçok da fırsat var. Bulunduğumuz coğrafyanın bize büyük bir sorumluluk yüklediğinin farkındayız. Bu coğrafyada bir yandan etraftaki istikrarsızlıkları, karışıklıkları daha fazla mağduriyet oluşmadan, daha fazla masum insan hayatını kaybetmeden adil bir şekilde çözmek için Cumhurbaşkanımız bir yandan, Hükümetimiz bir yandan canla başla çalışıyoruz. Bütün tarafları makul ve adil olmaya davet ediyoruz. Bugün, düne göre Türkiye’nin tezlerinin daha fazla fark edildiğini ve buna göre adımlar atıldığını da görmekteyiz. Bunun altında dostluklarımızı artırma, düşmanlıklarımızı azaltma politikamızın çok önemli bir katkısı olduğunu da biliyoruz. İsrail’le, Rusya’yla ilişkilerimizi normalleştirdiğimiz gibi gelecek süre içerisinde gerek Suriye’de, gerek Irak’ta ve hatta Mısır’da da ilişkilerimizin çok daha iyi şekilde gelişmesi için gayretimizi her gün artırmaya devam ediyoruz. Bundan sonra daha çok Türkiye’nin 2023, 2035, 2053 hedeflerine zaman ayıracağız ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için daha güçlü bir ekonomi, daha fazla yatırım, daha fazla üretim, daha fazla istihdam öngören projeleri, kararları birer-birer hayata geçireceğiz. Hedefimiz, iddiamız; Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin ötesine taşımaktır. Gelecek 8-10 yıl içerisinde Türkiye mutlaka üst orta gelir grubundan üst gelir grubuna çıkacak atılımları, adımları atacaktır. Bunun için orta vadeli planımızda büyümeyi yüzde 5 seviyesine çıkardık. Eminim ki alacağımız tedbirlerle, atacağımız adımlarla bu oranı daha da yükseğe çıkaracağız. Bunu biz başarırız, ancak hesap edemediğimiz, irademiz dışında gelişecek küresel şartlar dışında bunu başaracak kaynağımız vardır. Petrolümüz olmayabilir, doğalgazımız olmayabilir, ama başkalarında olmayan çok büyük bir kaynağımız var; vatanını, milletini seven, dimdik ayakta duran asil milletimiz var, en büyük kaynağımız millettir. Bu milletle her yola gidilir. Bu milletle geleceğe emin adımlarla ilerleyeceğiz.
Değerli arkadaşlar; Avrupa Birliği meselesinde bizim kafamızda zerre kadar bir karışıklık yok. İlk gün ne dediysek, bugün de aynı noktadayız. Kafa karışıklığı bizde değil Avrupa Birliği’nin kendisindedir. Avrupa Birliği İngiltere’nin çıkma kararından sonra gelecek vizyonunu gözden geçirmeli ve bu çıkışın sebepleri üzerinde kafa yormalıdır. Ve Türkiye’ye verilen sözlerin artık ipe un sermeden, ama/fakat demeden Türkiye’ye şartlar ileri sürmeden mutlaka yerine getirilmelidir. Mart ayında imzalanan geri kabul ve vize serbestliği anlaşmasının artık daha bekletilmeden hayata geçirilmesini bu millet beklemektedir. Avrupa Birliği şunu unutmasın: Biz ahdimize vefa göstermeye devam edeceğiz. Nereye kadar? Karşılığını görmediğimiz zaman biz de ne lazımsa o adımı da hiç tereddüt etmeden atarız.
Türkiye bir yandan Avrupa ve Balkanlar, bir yandan Kafkaslar, bir yandan da Ortadoğu’da istikrarın devam etmesi, ekonomik işbirliklerinin gelişmesi için var gücüyle çalışmaya devam edecektir.
Değerli arkadaşlarım; AK Parti olarak biz bu konuda netiz, herhangi bir kafa karışıklığımız söz konusu değildir. Türkiye’nin geleceğini inşa etmekte, dev yatırımlar yapmakta, Türkiye’yi adım-adım büyütmekte ve kalkındırmakta kararlılığımız tamdır. 14 yıldır başarıların altında yatan da daima AK Parti’nin sözünün eri olmasıdır. Hiçbir zaman milletimize yapamayacağımız bir şeyin sözünü vermedik, söz verdiğimiz her şeyi de elhamdülillah yaptık. Yüzümüz ak, alnımız pak. Çok çalışacağız, daima milletimizin derdine derman olabilmek için hizmet etmeye, ülkemize, milletimize yeni eserler kazandırmaya devam edeceğiz.
Allah yar ve yardımcımız olsun. her birinize bir kez daha teşekkür ediyorum, sevgilerimi saygılarımı sunuyorum, Allah’a emanet olun diyorum. Sağ olun, var olun.