Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 28 Haziran 2016 tarihinde TBMM grup toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni

 

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli misafirler, sevgili gençler, saygıdeğer hanımefendiler, kıymetli vatandaşlarım; bu mübarek Ramazan gününde Olağan Grup Toplantımızda sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. 

Mübarek günlerin sonuna yaklaşıyoruz. Haftaya bugün bayramı idrak edeceğiz. 

Kıymetli milletvekilleri; 65. Hükümetin bugün 36. Günündeyiz. 22 Mayıs’tan bu yana yoğun bir gündemle iş başındayız, çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ramazan ayı boyunca kurucularımız, AK Parti yönetim teşkilatlarımız ve vatandaşlarımızla bir araya geldik. Van’da, Ağrı’da, Kütahya’da, Erzincan’da, İstanbul’da, Ankara’da onbinlerce vatandaşımızla buluştuk, Ramazan’ın bereketinden hep birlikte istifade ettik. Şehit ailelerimizle, gazilerimizle bir araya geldik. Şehitlerimizi, bugün aramızda bulunmayan gazilerimizi rahmetle, şükranla anıyoruz. Çok değerli öğretmenlerimizi Ankara’da misafir ettik. Ağrı’da, Van’da, İstanbul’da, Diyarbakır’da çok sayıda eseri hizmete açtık, yeni eserlerin temellerini attık. İşimiz hizmet, gücümüz millet dedik gereğini yaptık. Hamdolsun dediklerimizi yapıyor, milletimizin desteğini de her daim yanımızda görüyoruz.

Değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi İsrail ile Mavi Marmara olayından bu yana kesilmiş olan diplomatik ilişkiler iki ülke arasında varılan mutabakatla normalleşme sürecine girmiş bulunuyor. 31 Mayıs 2010, Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara Gemisinde İsrail askerlerinin baskını sonucu hayatlarını kaybeden şehitlerimizi, vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyorum.

Bildiğiniz gibi bu mutabakat kolay olmadı, üç tane önemli şartımız vardı, özür, tazminat ve Gazze’ye erişimin Türkiye’nin kontrolünde kolaylaştırılması. 2013 yılında İsrail resmen özür diledi. Mutabakatın diğer iki şartı da dün varılan görüşmelerle, yapılan son görüşmelerle tamamlanmış oldu ve bugün imzalar atıldı. 

Öncelikle Mavi Marmara şehitleri için tazminat talebi karşılanmış oldu, nihayet uzun ve yorucu görüşmeler sonucu varılan mutabakatla Türkiye öncülüğünde artık Filistinli kardeşlerimiz nefes alacak, Gazze’deki çile sona erecek. Bu çerçevede mutabakatın ilk semeresi de bu Cuma günü göndereceğimiz insani yardım gemisidir. Mersin’den hareket edecek gemi 10 bin ton üzerinde insani yardımı inşallah Aşdod Limanına, oradan da Gazze’ye ulaştırmış olacağız. Kaba inşaatı biten 200 yataklı Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesini de süratle tamamlayıp yaraları saracağız. 

TOKİ, başladığı konut projelerini süratle tamamlayacak, evleri yıkılan kardeşlerimizin ev imkanını bir nebze olsun gidermiş olacak.

Cenin Bölgesinde organize sanayi kurma çalışmalarını da bu mutabakatla hızlandırmış olacağız. 

En temel ihtiyaç olan su, elektrik sorununu da yine bu mutabakatla birlikte çözmenin yolunu da açmış bulunuyoruz. 

Özetle iki ülke arasında varılan bu mutabakat, Filistinli kardeşlerimizin sıkıntılarını önemli ölçüde giderecek, yaşam şartlarını iyileştirecek. Şunu da belirtmem gerekiyor ki mutabakatla ilgili görüşmelerin bütün süreçlerinde Filistinli kardeşlerimizle, Filistinli liderlerle devamlı iletişim halinde olduk, süreçleri kendileriyle paylaştık. Gelinen bu noktadan tabiatıyla memnunuz. Kanayan bir yara durmuş, süregelen bir sorun çözüme kavuşturulmuştur. Türkiye, Filistin halkının haklı davasının geçmişte olduğu gibi gelecekte de her zaman yanında olacaktır. 14 yıllık iktidarımızda bunu her vesileyle söylemlerimizle ve eylemlerimizle ortaya koyduk. 

Değerli arkadaşlar; Türkiye olarak temel prensibimiz, kendimiz için istediğimizi başkaları için de istemektir. Herkes için barış, herkes için huzur ve esenlik diliyoruz. Lakin zamanın akışı bazen olağanüstü gelişmeleri de gündeme getirebiliyor. Ülkeleri yönetenler, uluslararası ilişkileri yürütenler ise son tahlilde olağanüstü olayları olağana çevirmek gibi bir mükellefiyetleri var. Yani kriz istisna, normalleşme esastır. Tıpkı İsrail’le varılan mutabakat gibi, Rusya Federasyonuyla son dönemde karşılıklı atılan adımlar da bizim normalleşme kararlılığımızın bir başka göstergesidir. 

Rusya’yla yaşanan sorunun çözümü yönünde bugünlerde önemli gelişmeler olduğunu sizlerle, milletimle paylaşmak isterim. Biz baştan beri hem ekonomik, hem tarihi derinliği olan ilişkilerimizdeki talihsiz gerilimin bir an önce sona erdirilmesi için hep yapıcı bir tutum izledik. Her iki lider arasında bir süreden beri devam eden dolaylı temaslar nihayet sonuç vermiş bulunuyor. Karşılıklı yazışmalar Türkiye ve Rusya arasındaki buzların çözülmesini sağlamış gözüküyor. Böylece Rusya ile Türkiye arasında normalleşme sürecinin başladığını söyleyebiliriz. Her iki ülke halkı için hayırlı uğurlu olsun. 

İşlerin bu noktaya gelmesinde birçok gayret var, birçok emek var. Özellikle kardeşlerimiz Kazakistan, Azerbaycan ve bölge ülkelerinin liderlerinin bu konudaki yoğun çabaları için şükranlarımızı sunuyoruz.

Değerli kardeşlerim; bu dönem, başta bir şey söyledim, dostlarımızı arttıracağız, düşmanlarımızı azaltacağız. Bu doğrultuda çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor, bundan sonra da devam edecek. Sadece Rusya ve Mısır’la sınırlı değil. Akdeniz’i ve Karadeniz’i çevreleyen bütün komşularımızla dostane ilişkilerimizi geliştirmek en önemli hedefimiz, en önemli şiarımız olacaktır. Sizinle gurur duyuyoruz gençler, biz sizlerle gurur duyuyoruz, sizler bizim her şeyimizsiniz, sizler Türkiye’nin aydınlık geleceğisiniz, sizlerle gurur duyuyoruz.

Şimdi bir dakika şöyle bir anlaşma yapalım: Şu önümüzdeki işi bir bitirelim ondan sonra bol bol stres atalım. Uluslararası camiada yoğun bir gündem var. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde İngiliz halkı Avrupa Birliği’nde çıkma kararı bu yoğun gündemin önemli bir başlığını oluşturuyor. Bu kararla birlikte Avrupa Birliği yeni ve zorlu bir döneme girdi bunu herkesin görmesi gerekiyor. Birleşik Krallığın ayrılışı Avrupa Birliği tarihinde ilk ve önemli bir dönüm noktasıdır. Bu kararın toplumlar arası ilişkilerden ekonomiye, pek çok alanda yansımalarını kısa sürede göreceğiz. Son yıllarda kendi değerlerinden uzaklaşan Avrupa Birliği şimdi bunun bedelini ödemeye başlamıştır. AB’nin de alınan bu karardaki mesajı iyi okuyarak bundan sonra kucaklayıcı bir vizyon ve gelecek arayışında olması hayati önem taşıyor. Biz Türkiye olarak her zaman Birliğin güçlenerek devamından yana olduk. Güçlü bir Avrupa Birliği’nin yolu ise daha kapsayıcı, hoş görülü, farklılıklara tahammülü olan bir vizyondan geçiyor. İngiltere’deki referandum kampanyasında Birlikten çıkmak isteyenlerde, kalkmak isteyenlerde sık sık Türkiye üzerinden ayrımcı söylemleri ihmal etmediler. Avrupa Birliği’ndeki bu sapmalar bırakın uzun vadeyi kısa vade de bile olumsuzlukları daha da derinleştirecektir. Avrupa Birliği’ni var eden değerlerin düşmanı olan ırkçılık, İslam düşmanlığı, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık gibi aşırılıklara karşı mücadele çok daha duyarlı bir şekilde sürdürülmelidir. Bu konuda Avrupa Birliği ne yazık ki yalnız değildir. Dünyanın çeşitli yerlerinde ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı giderek zemin kazanmaktadır, politik ve popülist eylemlerin malzemesi olmaya devam etmektedir. Bu vesileyle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçimler öncesinde de, sıkça gördüğümüz İslam karşıtı söylemlerden de rahatsız olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim. Avrupa Birliği’nden söz açılmışken 18 Mart’ta yapılan Türkiye-Avrupa Birliği zirvesinde 33 nolu mali ve bütçesel hükümler faslı Hollanda dönem başkanlığı dolmadan ayın 30’nda müzakereye açılacaktır bunun kararı verilmiştir hayırlı, uğurlu olsun.

İlgili bakanlarımız 30 Haziran’da Brüksel’de hazır bulunacak ve bir faslın daha açılışını gerçekleştireceklerdir. Bu faslın açılmasıyla birlikte Avrupa Birliği yolundaki çalışmalar daha da ivmelenecek, daha da hızlanmış olacaktır. Değerli kardeşlerim, bu gelişmeyi de böylece sizlere duyurmuş oluyorum.

Dün akşam parti genel merkezinde bildiğiniz gibi Ankara’daki büyükelçilikler, misyon şefleri, semavi dinlerin temsilcileri, geleneksel AK Parti iftarında bir araya geldi iftarı birlikte açtık. İftarda da ifade ettiğim gibi ilaç bulamayan Gazzelinin de, yoksul Myanmarlının da, sürgündeki Haleplinin de meselesi bizim meselemizdir. İnsanlığın bütün sorunlarının çözüm yolu adalettir, devletlerarası sorunların reçetesi de sadece adalettir. Adaleti en temelinden sarsan şey ise yaşam hakkına yönelik saldırı, en yakıcı taraf ise topyekun saldırı yani terördür. Terörle mücadelede başarı için iyi terörist, kötü terörist ayrımının ortadan kalkmasının mutlaka gerekli olduğuna inanıyoruz. Türkiye teröre karşı gösterilen çiftçe standartlı tutumları senelerdir herkesin yüzüne açık açık söylüyor. Türkiye demokrasi ve hukuk ilkesinden taviz vermeden terörle mücadelesini sürdüren nadir ülkelerin başında geliyor. Uluslararası toplum terörle mücadelede olduğu gibi göçmen krizinde de maalesef iyi bir imtihan veremedi Suriye meselesi bunun en tipik örneğidir. Biz büyük bir kararlılıkla insani vazifelerimizi üstlenirken, dünya kamuoyu maalesef sadece bu çabaları seyretmekle yetindi, hatta kimi tutumlarıyla sorunu daha da zorlaştırdılar. 3 milyona yakın Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye Birleşmiş Milletlerin rakamlarına göre dünyada en fazla göçmen barındıran ülkedir. Bu yükün paylaşılması gerekir dedik, çağrılarımızı yaptık ancak ne Avrupa Birliği, ne Amerika, ne de diğer gelişmiş ülkelerden beklenen desteği maalesef alamadık.

Değerli kardeşlerim, Avrupa Birliği ve ABD bu yüke omuz vermek zorundadır. Ahlaki ve vicdani sorumluluk gereği bizim geleneklerimiz, bizim değerlerimize uygun olarak bugüne kadar bu 3 milyon kardeşimizin yaşam şartlarının iyileştirilmesi, eğitimlerinin, sağlık hizmetlerinin verilmesi, barınma hizmetlerinin sağlanması gibi birçok alanda 11 milyar 700 milyon dolar bir bütçe kullandık. Uluslararası toplumun katkısı ne kadar biliyor musunuz değerli vatandaşlarım? Sadece 512 milyon dolar, yani bizim yaptığımızın sadece 20’de 1’i.

Değerli kardeşlerim, bir başka konuya değinmek istiyorum, çevremiz bir ateş çemberi, bölgemiz büyük bir istikrarsızlık, kaos içerisinde. Ama Allah’a şükür Türkiye bu fırtınalı denizde sağlam, güvenli ve istikrarlı bir liman olmaya devam ediyor. Kurucu liderimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2001’de yakmış olduğu meşale ülkemiz üzerindeki sis bulutlarını dağıttı, karanlığı aydınlığa dönüştürdü. 

Evet, ümitsizlik, çaresizlik içindeki milletimiz AK Parti iktidarında yeniden ayağa kalktı, yeniden diriliş, yeniden yükseliş inancını bütün milletimizle paylaştı. 14 yılda ülkemize, milletimize yaptıklarımız AK Parti iktidarının ve AK Parti kadrolarının mutlak başarısıdır. Allah’ın yardımı, milletin desteğiyle büyük işlere, büyük hizmetlere imza attık. Ne siyasi, ne ekonomik vesayet odaklarına asla ve asla boyun eğmedik demokrasiden, hukuktan bir an önce bir an bile olsun ayrılmadık. Daha da ileri demokrasi ve hukuk devletine gelişmiş, kalkınmış bir Türkiye’ye ve vatandaşımızın refahı için gerekli reformları yaptık. Bütün kazanımlarımızı adil bir şekilde kardeşçe paylaşmayı önemsedik, öncelik verdik. Toplumun bütün kesimlerinin refahını arttırmak için durmadan, yorulmadan, yılmadan çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz. 

Bugün sizlerle milletimizin huzurunda birkaç yeni düzenlememizi, yeni müjdeleri paylaşmak istiyorum. Öncelikle, esnaf kardeşlerime seslenmek istiyorum esnaf ve sanatkarlarımızın borçlarının gecikmiş faizlerini tamamen siliyoruz, geri kalan borçlarını da yeniden yapılandırıyoruz hayırlı, uğurlu olsun. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’mızın TESKOMB’la yaptığı titiz bir çalışma sonucu bu şekildeki 110 bin esnafımızın tamamını 400 milyon liralık 400 trilyonluk yükten kurtarmış oluyoruz hayırlı, uğurlu olsun. Yani esnaflarımız borcun anaparasını ödeyecek, ayrıca bu anapara da yeniden taksitlendirilecek.
 
Müjdelerimiz bununla sınırlı değil kardeşlerim, hem de bir değil birkaç müjdemizde çiftçilerimiz tarımla uğraşanlar için var. Bildiğiniz gibi Türkiye önemli bir tarım ülkesidir, tarımsal gelişmede çiftçilerimiz için yeni açılımlar getiriyoruz. Tarım ülkesi için stratejik bir sektör olduğu Türkiye’nin tarımı Türkiye’de stratejik bir sektör olduğunu bu vesileyle paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin geleceği tarımdadır, tarım potansiyelimizi açığa çıkarmak ve Türkiye’nin kalkınmasında tarım ve hayvancılığın payını arttırmak ana hedeflerimizden birisi olacaktır. Malum olduğu üzere ülke genelinde bugünlerde hububat hasadı devam ediyor. Toprak Mahsulleri taahhütnameyle alımlarına başladı 1,5 ay içerisinde 250 bin ton buğday alımını Ofis gerçekleştirdi. Çiftçilerimizin ürünlerini Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satmak isterlerse ürün bedellerinin tamamını bayramdan önce peşin alabilecekler. 

Piyasaları, uluslararası piyasaları yakından takip ediyoruz. Üreticilerimizin fiyatlardan memnun olması dolayısıyla Toprak Mahsulleri şu anda devreye girmiyor, gerekirse girecek. Bazen fiyat açıklamak gibi açıklamamak da bir politikadır, bir gerekliliktir. Fiyat üreticinin lehine ise, fiyat açıklamanın bir anlamı yoktur. Hasadın yoğunluğuna bağlı olarak özellikle Trakya bölgesinde buğday fiyatları biraz düşüş eğiliminde. Bu nedenle toprak mahsulleri, hububat müdahale fiyatını açıklama ihtiyacı duymuştur. 2016 yılı için Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayın alım fiyatını 910 lira ton başına belirlemiş bulunuyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Bu fiyata kaliteye göre yüzde 7’ye kadar ilave prim uygulanacak, bundan böyle Ofisin ürün alımlarında üreticiden ton başına kestiği boşaltma ücretini de kaldırmış bulunuyoruz. Biz çiftçimizin, üreticimizin her zaman yanında olduk, yanında olmaya da devam ediyoruz. Çiftçinin ürünü tarlada asla kalmayacak, kurda-kuşa yem ettirmeyeceğiz.

Tarımda doğal afet kaçınılmaz bir gerçektir. Bu yıl da don, sel, dolu, kuraklık gibi afetlerden zarar gören çiftçilerimiz var. Zarar tespit çalışmaları illerimizde titizlikle devam ediyor. Başta Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığımız olmak üzere diğer ilgili bakanlıklarımız teknik düzeyde çalışmalarını yapıyor. AK Parti çiftçimizin hem iyi gün, hem de kara gün dostudur. 

Topraklarımızı geleceğimiz olarak görüyoruz. Biliyorsunuz tarım arazilerinin miras yoluyla bölünerek parçalanmasının önüne geçen düzenlemeleri AK Parti iktidarında biz gerçekleştirdik. Şimdi yeni bir uygulamaya daha geçeceğiz. 6,5 milyon hektar büyüklüğündeki 184 ovamızı tarımsal SİT alanı ilan ediyoruz. Buralara atılacak tohum, dikilecek her çivi, her fidan, buralara tohum atılacak, hiçbir çivi çakılmayacak, tarım arazisi olarak kalmaya devam edecek. 

Göç, hisse, parçalanma nedeniyle ekilemeyen arazilerimizi atıl olmaktan çıkarıyoruz. Şahsa veya kamu kuruluşlarına ait olup da ekilmeyen arazileri sahipleri namına değerlendireceğiz, kiraya vereceğiz. Ekilmedik bir karış toprağımız olmayacak. Bu topraklar milli servetimiz. Ekilmeyen 2 milyon hektar tarım arazisinden 17 milyar liralık yıllık bir tarımsal hasıla hedefliyoruz.

Yurt dışında toprak kiralamaya gelince; o mesele vizyon meselesi. Eh konu vizyon olunca, Ana Muhalefetin Genel Başkanının bu durumu anlamaması mazur görülebilir. 

Devletler ve uluslararası şirketler dünyada 200 milyon hektar tarım alanını değişik ülkelerde ya kiraladı, ya satın aldı. Muhalefet ülkemize toprak kazandırmanın nesinden rahatsız olur anlamak mümkün değil. Evet, biz vizyon sahibiyiz. Biz nüfusumuzun 100 milyon, 150 milyona ulaşacağı dönemleri düşünerek adımlarımızı buna göre atıyoruz. Muhalefet milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak ödenmediğini sürekli iddia eder. Be kardeşim; tarımsal desteklemelerin milli gelirin yüzde 1’inden az olamayacağını yasa haline getiren biziz, AK Parti iktidarı. 2015’in milli geliri 1 trilyon 953 milyar lira, tarıma verdiğimiz doğrudan destek ise 10 milyar liranın üzerinde. Ofisin ürün alımları için de 1 milyar 60 milyon; bu destek değil de nedir Sayın Kılıçdaroğlu? Tarımsal kredilerin sübvansiyonlarına verdiğimiz 1 milyar 400 milyon liralık destek de cabası. Tarımsal ürün ihracatına desteğimiz 456 milyon. Bütün bunları üst üste koyduğumuzda tarım sektörüne desteğimizin boyutunu daha iyi görüyoruz. Bu desteklerin 2015 yılı sonunda eriştiği meblağ 19 milyar 590 milyondur, işte destek budur. Desteksiz atmakla bu işler olmuyor, destek vermekle oluyor. 

Şimdi meşhur hesap uzmanı, hesapla bakalım tarıma destek ne kadar? Hesapla da görelim. Biz çiftçi, üretici, emekçi söz konusu olduğunda asla ve asla cimri olmayız. Kürsüden, masadan değil kasadan konuşuruz kasadan. 

Havza bazlı tarım modelini de uygulamaya koyuyoruz. En değerli ve gerekli ürünlerden başlamak suretiyle her bir ürünü en verimli olduğu alanlarda destekleyeceğiz. Çiftçimiz hangi ürünü nerede, ne zaman ekecek, onu önceden bilecek, toprağa rastgele tohum saçma dönemi artık geride kalacak. 930 ilçemizde havza bazlı üretim için çalışmalar tamamlanmak üzere. Ağustos ayı itibariyle ilçe ve yapılacak, ekilecek ürün listesini tek tek çiftçilerimizle paylaşacağız. Toplulaştırma ve sulamayı birlikte ele alıyoruz. Sulama yönetimindeki çok başlılığa son vereceğiz. Sulama birliklerinin beceriksizliklerini ortadan kaldıracak. Her işletmeyi Tarım Bakanlığı’ndan 16 bin personele zimmetlemiş bulunuyoruz. Her işletmenin bir uzman sorumlusu olacak. Hayvan varlığımızı arttırmak için de ne gerekiyorsa çalışmaları yapıyoruz. Bu doğrultuda aile işletmelerini daha çok destekleyeceğiz. Genç çiftçilerimize 30 bin lira hibe desteği bunlardan sadece bir tanesi. Hayvancılıkta havza modelini geliştireceğiz. Yetiştirici bölgesi, süt üretim bölgesi şeklinde bölgelere ayıracağız. Doğu ve Güneydoğu Bölgesi yetiştiriciliğin merkezi haline gelecek. Buzağı desteğini de bildiğiniz gibi 550 liraya çıkardık, bunu daha da arttıracağız. TİGEM’i Damızlıkçılar Birliği ve özel sektör işbirliği içinde damızlık üretim merkezi haline dönüştürüyoruz. Tabiri caizse hayvan üretim merkezleri şekline dönüşecek. Meraların kullanımını sağlamak için mera ıslah çalışmalarını daha da hızlandırıyoruz. 

Değerli kardeşlerim; bir başka alan da, günlük hayatımızı kolaylaştıracak birkaç yeni düzenlemeyi ilk defa bugün grup toplantımızda milletimizle paylaşmak istiyorum. 

AK Parti hayatın her alanında ne ihtiyaç varsa çözüm üreten, sorunun parçası değil çözümün öncüsü olan bir parti olmaya devam etti, bundan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. 

Birinci müjdemiz; İçişleri’nde vatandaşlık hizmetlerinde devrim gibi düzenlemeler geliyor. Yapılan düzenlemeyle evlenme, ölüm gibi nüfus olayları için artık nüfus müdürlüklerine gitmeye ihtiyaç kalmayacak. Böylece vatandaş bürokrasiyle acısını bir tarafa bırakıp, sevincini bir tarafa bırakıp bürokrasiyle uğraşmayacak. Vatandaş bundan böyle mahkeme kararına ihtiyaç duymadan sorunlu yazılım veya yanlış yazılımda olan adlarını-soyadlarını değiştirme hakkına sahip olacak. Soyadınızı beğenmiyorsunuz, mahkeme kararına lüzum yok değiştirebileceksiniz basit bir işlemle. Adınız da hoşunuza gitmiyor, değiştirebileceksiniz. Bunun için mahkemelere gidip duruşmalar yapıp neden böyle oldu, niye değiştiriyorsun gibi sorulara vatandaş muhatap kalmayacak.

Bununla da sınırlı değil, önemli bir devrim; pasaport ve ehliyet işlemi artık bundan böyle nüfus idarelerinden yapılacak, polisten alınıyor nüfus idarelerine veriliyor. Böylece Emniyetteki 5 bin polis trafikte, güvenlikte daha etkin asli görevlerine dönmüş olacak. 

Ayrıca, adres değişikliklerini bildirme saklı nüfusa tescil kolaylıkları getirirken, bir değişiklik de evlendirme yetkisiyle ilgili olacak. Buna göre Büyükşehir Yasasıyla mahalleye dönüştürülen köylerin muhtarlarına da evlendirme yetkisi veriyoruz. Ayrıca il ve ilçe müftüleri de resmi nikahları kıyabilecek. 

Değerli misafirler, sevgili vatandaşlarım, değerli yol arkadaşlarım; dediğim gibi hayatın her alanında hizmetlerimiz kesintisiz devam ediyor. İşte Perşembe günü 30 Haziran’da Türkiye’nin gururu bir mega projeyi daha vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Osman Gazi Köprüsü İzmit’i Yalova’ya bağlayan 50 yıllık hayal gerçek oluyor. Dünyanın dördüncü büyük köprüsü hizmete hazır Perşembe günü Cumhurbaşkanımızın huzurlarıyla Osman Gazi geçit vermeye başlıyor. Bayram müjdesini İstanbul’la, İzmir’le, Bursa’yla paylaşıyoruz Yalova’yla paylaşıyoruz, İzmit’le paylaşıyoruz ülkemize, milletimize hayırlı, uğurlu olsun bir hayal daha gerçeğe döndü. 1550 metrelik ana açıklığı, 4 bin metreye yaklaşan toplam boyuyla dünyanın dördüncü büyük harikası. İstanbul-İzmir yolunu seyahatini üç saatin altına düşürecek, Bursa’yla İstanbul’u komşu kapısı yapacak 45 dakikaya indirecek bu dev eser AK Parti iktidarının eseridir AK Parti. Evet AK Parti yapar, yapıyor, yapmaya da devam edecek. 

Değerli kardeşlerim, millet kime ne iş vereceğini iyi biliyor. Muhalefete konuşma görevi veriyor, AK Partiye çalışma görevi veriyor. Kabul etmek lazım konuşma konusunda uzmanlıklarına saygı duyuyoruz, biz onların konuşma ustalığına erişmemiz çok kolay değil.

Evet, otoyol bittiğinde toplam 25 milyon 5 vilayetteki ilimize doğrudan hizmet verecek. İstanbul’dan Bursa’ya 45 dakika, İzmir’e 2 saat 50 dakika, Eskişehir’e 2 saatte gidilebilecek. Yol medeniyettir, medeniyetin gereğini yapmakta AK Parti’nin meziyetidir. Yılda diğer yollardan yakıt ve zaman kaybından sağlanacak tasarruf tam 700 trilyon, 700 trilyon cepte kalacak. AK Parti döneminde üç şeye çok dikkat ettik az yakıt, az nakit, az vakit bütün yollarda, bütün projelerimizde az yakıt, az vakit, az nakit dedik yolları böldük milleti birleştirdik, yolları böldük hayatları birleştirdik, yolları böldük gönülleri birleştirdik, gençleri birleştirdik. Bu arada bayram trafiğinden en fazla etkilenen bu bölgedeki vatandaşlarımızın gidiş ve dönüşleri rahat olsun diye köprünün açılışını öne aldık. Normalde daha sonra açılacaktı dedik ki, bayram keyiften eziyete dönüşmesin. Vatandaşlarımız sevdiklerine kavuşmak için daha rahat bir seyahat etsin ve bu nedenle de köprüyü bayramdan önce açıyoruz. Bu vesileyle bayramda sılayı rahim yapacak, tatile çıkacak bütün vatandaşlarımıza da hayırlı yolculuklar diliyorum. Ama unutmayın sevgili gençler, değerli vatandaşlarım, yolların kralı yok, yolların kuralı var unutmayalım. Siz siz olun kurallara uyun sevdiklerinizi üzmeyin, onlara sağ salim kavuşun, hasret giderin.

Değerli kardeşlerim, bayramımız zehir olmasın dikkatli olalım, yorgun, uykusuz yola çıkmayalım. Bizi sizin mutluluğunuz bizim gururumuzdur. Bu arada, turizmle ilgili de birkaç güzel haberi sizlere vermek istiyorum. Yaşadığımız bölgesel ve küresel krizlerden dolayı ve ikili sorunlarımızdan dolayı turizmde bu sene beklediğimiz bir gelişme olmadı. Ancak bayram tatilinin erken açıklanması ve uzun tutulmasıyla buradaki boşluğu bir nebze dolduğunu görüyoruz. İç turizmdeki hareketlenme sonucu doluluk oranları yüzde 80’nin üzerine çıkmış bulunuyor. Rusya’yla ve İsrail’le vardığımız mutabakatın semeresinin ilk önce göreceğimiz alanı da turizm olduğunu düşünüyoruz ve burada da iyi gelişmeleri bekliyoruz, böylece turizmde yaşanan olumsuzluklar senenin geri kalan kısmında da giderilmiş olacak. 

Antalya’da geçtiğimiz iki gün içerisinde büyük bir yangın felaketi oldu. Orman ve Su İşleri Bakanlığımız, belediyelerimiz çok büyük olağanüstü gayretler göstererek bu yangını kontrol altına aldılar Allah’tan can kaybı olmadı giden mal geri gelir, ama giden can geri gelmez. Bu vesileyle, Orman ve Su İşleri Bakanımıza, ekibine ve Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’na ve bütün Antalya’daki teşkilatlarımıza, belediyelerimize gösterdikleri bu olağanüstü gayretten dolayı teşekkür ediyorum sağ olsunlar, var olsunlar.

Değerli kardeşlerim, sözlerimi burada tamamlarken idrak edeceğimiz Kadir Gecenizi şimdiden mübarek olmasını Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum, yaklaşan Ramazan Bayramınızı kutluyorum. 79 milyon vatandaşımızın sağlık ve huzur içinde yaklaşan Kurban Bayramı’nı huzur ve Ramazan Bayramı gençler şaşırtıyor bizi kafa beyin kalmadı. Eyvallah milletimizin bayramı mübarek olsun. Eğer millet için bayram varsa AK Parti için de bayram vardır önemli olan millettir. İnsanımızın mutluluğu, gülen yüzü bizim en büyük gururumuzdur, en büyük onurumuzdur. 

Bu duygularla bir kez daha grubumuzu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Bize bugün coşku veren, heyecan veren geleceğimiz gençlerimizi sevgiyle, saygıyla kucaklıyorum. 

Bu hafta yoğun bir gündeminiz var değerli arkadaşlar, önemli kanunlar görüşülüyor özellikle Danıştay, Yargıtay’ın istinaf mahkemelerinin kurulmasıyla birlikte yeniden yapılanmasını ele alan reform niteliğindeki düzenlemenin bu hafta içerisinde Meclis’te yasalaşmasını bekliyoruz. Bu konuda grubumuz her zaman olduğu gibi bugünde, bu hafta da gelecek gündemlerde de evvel Allah birlikte, kararlı bir şekilde milletimizin beklediği düzenlemeleri gecikmeden çıkarmak için gerekli çalışmaları titizlikle yapacaktır buna yürekten inanıyorum, sizlere güveniyorum. 

Allah’a emanet olun hayırlı, uğurlu olsun diyor; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.