Basbakan Yildirim’in 29 Kasim 2016 tarihinde TBMM Grup Toplantisi’nda yaptigi konusmanin tam metni
Değerli yol arkadaşlarım, çok değerli kardeşlerim, değerli misafirler, kadirşinas milletim; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Türkiye’nin gündemine dair konuların değerlendirileceği yeni bir Grup Toplantısında birlikteyiz. Günü değerlendirmenin en sağlıklı yolu, maziden, geçmişten ders almaktır. Bunu şunu için söylüyorum değerli kardeşlerim: Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri dünyadaki savaşlarla, darbelerle, bölgedeki ateş çemberleriyle birçok sınamadan, birçok sınavdan geçmiştir, bu durum bedelini milletin ödeyeceği ekonomik buhranları da beraberinde getirmiştir. İkinci Dünya Savaşının sancılarını Anadolu insanı karneyle ekmek alarak ödemiştir.
1960 darbesinin hemen arkasından IMF’yle anlaşmak zorunda kalmıştır Türkiye. Her askeri darbe sonrası kişi başına düşen milli gelir süratle erimiş, 80 darbesiyle milli gelir 108 milyardan 90 milyara gerilemiştir. Ta 61’de IMF’yle yapılan ilk anlaşma Türkiye’nin yarım asır boyunca sırtında taşıdığı bir yük olmuştur, ta ki AK Parti iktidara gelmiş ve IMF’yi de evine geriye göndermiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde ortaya konan güven ve istikrarla beraber 14 Mayıs 2013’te artık IMF dönemini kapattık, IMF’ye olan son borcumuzu da ödedik. Böylece Türkiye artık bu şekilde denetlenen ülke olmaktan kurtulmuş, denetleyen ülke sınıfına girmiştir. Üzerinde ekonomik yaptırımlarla oyun oynanan eski Türkiye senaryoları artık tarihin çöplüğüne atılmıştır. Ama unumuzu eleyip eleğimizi astık saymıyoruz, küresel piyasalardaki hareketler ve kurlardaki oynaklık konusunda tedbirliyiz, dikkatliyiz.
Unutmayalım ki, bugünlerde piyasada yaşanan olaylar sadece Türkiye’ye has bir durum değildir. Geçen hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulunda dünyada ve Türkiye’deki piyasalardaki bu durumun değerlendirmesini enine boyuna müzakere ettik, konuştuk. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar şüphesiz diğer ülkeleri olduğu gibi Türkiye’yi de olumsuz etkiledi, bu bir gerçek. Özellikle Amerika Başkanlık seçimi sonrası ortaya çıkan durum, izlenecek politikalar piyasalar için bir gösterge oldu, bir tedirginlik nedeni oldu.
Ayın zamanda Suriye ve Irak’a bakıyorsunuz, devlet otoritesi yok, hakimiyet yok, terör örgütleri cirit atıyor. Orada milli güvenliğimiz için de içeride olduğu gibi yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Güneydoğu’da, sınır ötesi operasyonlarda PKK ve türevi örgütlerle amansız mücadelemiz devam ediyor. FETÖ denen uluslararası destekli ihanet şebekesiyle de aynı kararlılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz. Bütün bu terör örgütlerine elinde emzikli masum bebek muamelesi yapan dost bildiğimiz ülkelerle de diplomatik zeminde gerekli mücadeleyi veriyoruz.
Hatırlatmak isterim ki değerli kardeşlerim; 2008 yılı ekonomik krizi, arkasından 2013 Gezi olayları, 15 Temmuz’da FETÖ çetesinin ihanet girişimini yaşayan ülke Türkiye’dir. Döviz o dönemlerde de yükseldi, mali disiplini, serinkanlılığımızı koruyarak milletimizin de desteğiyle o sıkıntılı günleri atlattık ve bu krizlerin içerisinden çıktık, yine bugün de vatandaşlarımızın desteğiyle bu durumun üstesinden geleceğiz.
Bakın, kriz diyoruz, dalgalanma diyoruz, daha bugün açıklandı, 8,5 milyon vatandaşımız 78 milyar lira müracaat etti devlete olan borcunu ödemek için, 78 milyar, Maliye Bakanlığına. Yetmedi, 1 milyon 316 bin vatandaşımız da Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığına müracaat ederek 34 milyar 254 milyonluk borcunu yeniden yapılandırmak istedi. İkisini topladığımız zaman 112 milyar lira vatandaşımız diyor ki, kriz mi var al sana para 112 milyar lirayı devlete ödemek için kuyruğa girdi kuyruğa böyle bir milletin evlatlarından bahsediyoruz değerli kardeşlerim. Terör olur, 15 Temmuz olur parasını bozdurur hem alçakları darbesini sona erdirir, hem de ekonomisini yoluna koyar. İşte şimdi kriz tellallarının ortalıkta kol gezdiği bir esnada Türkiye Cumhuriyetini bütçesinin 5’te 1’i kadar parayı devletin kasasına yatırmak için 10 milyon vatandaşımız sıraya giriyor. Böyle ülkeyi nerede bulacaksınız, böyle milleti nerede bulacaksınız siz? Tabi bütün bunlar olurken bazıları sazı eline almış dolar şöyle çıktı, dolar böyle indi felaket türkülerini söylemeye devam ediyor. O felaket türkülerini söyleyenleri sizler bilirsiniz siz iyi bilirsiniz, sizler de iyi bilirsiniz. Bunların adı felaket tellalları korosu. Bu koro Sayın Cumhurbaşkanımız 2008 yılında küresel kriz bizi teğet geçecek dediğinde de sazlarını alıp meydanlara inmişti. Şimdi de yine sahne alıp bir şeyler tıngırdatıyorlar. Biz karınca gibi çalışıp kışın çetin şartlarına hazırlanıyoruz. Bunlar ise Ağustos böceği gibi durmadan şarkı türkü farkımız bu, AK Parti’nin farkı bu. Ya bu millet kimi dinleyeceğini biliyor hiç merak etmeyin, bu millet kime inanacağını biliyor o devirler geçti. Değerli kardeşlerim, biz sizlerle gurur duyuyoruz. Artık eski Türkiye yok, Türkiye’nin ekonomisi güçlü, temelleri sağlam. Değerli yol arkadaşlarım, biz ekonomimizin gücünü daha da artıracak reformlara kararlılıkla devam ediyoruz. Reel sektörü, ekonomiyi desteklemeyi sürdürüyoruz.
Merkez Bankası fiyat istikrarı için gerekli elindeki araçları kullanıyor. Bakın ekonomik kriz var, kriz geliyor, dalgalanma var diyoruz değil mi? Merkez Bankasının bu söylentilere rağmen net döviz rezervlerinde herhangi bir azalma söz konusu değil. Planlarımızı proaktif yaklaşımla en kötü senaryoya göre yaptık. Biz ekonomik tedbirlerde işimizi kış tutuyoruz, yaz çıkarsa bahtımıza AK Parti’nin prensibi budur.
Hükümet olarak belli başlı tedbirleri, önemli uygulamaları devreye aldık. Bildiğiniz gibi değerli kardeşlerim, ekonomik reformlar, yatırım teşvikleri, cazibe merkezlerinin oluşturulması, vergi barışı, SSK barışı gibi düzenlemeleri yaptık, Meclis’imizden geçirdik şimdi uygulaması başladı. Cazibe merkezleriyle ilgili Bakanlar Kurulu kararı imzaya açıldı. Vergi, prim borcu ve diğer cezaların tamamının vatandaşla sulh olması, el sıkışılması için az önce bahsettiğim gibi büyük bir barış vatandaşla, devletin barışını öngören önemli bir uygulamayı hayata geçirdik. Peki, şimdi neler yapacağız? Merkez Bankası bazı tedbirler aldı, bu tedbirlerden bir tanesi şu: İhracatçılarımız bildiğiniz gibi bir mal satmak için Merkez Bankasından döviz alıyorlar, borçlanıyorlar, satışlarını yaptıktan sonra da gelip dönüp borçlarını ödüyorlar. Döviz aldığınız borcu Merkez Bankası diyor ki, Türk Lirası olarak bana ödeyebilirsiniz. Döviz al, işini gör, satışını yap, paranı aldıktan sonra bir daha gidip döviz olarak ödeme tekrar o dövizi kullan. Çünkü Merkez Bankasının amacı piyasanın ihtiyacı olan her türlü parayı, yerli parayı, yabancı parayı vermektir bu büyük bir kolaylık. Böylece 2 milyar dolar kısa vade de piyasada kalması için önemli bir katkı. Bununla da kalmadık, Hükümet olarak da biz bir önemli karar aldık, devletin alacaklı olduğu kurumlar var, kişiler var bunlarla yapılan sözleşmelerde döviz üzerinden. Bunun da miktarı kısa vade de 5 milyar dolar. Şimdi dedik ki vatandaş bize niye piyasadan gidip döviz alıp da ödesin. Onlara da dedik buyurun siz de Türk parasıyla ödeyin, böylece piyasaya 5 milyar dolar daha fazla kaynak, sıcak para bırakmış oluyoruz. Bu aynı zamanda da milli paramızın güçlü kalmasına da katkı sağlıyor. Ayrıca bundan sonraki yapılacak sözleşmeler tabi devletinkini bahsediyoruz, vatandaşın kendi arasındaki sözleşmelere biz karışmayız. Bizim yapacağımız sözleşmelerde de mecbur kalmadıkça yabancı parayla sözleşme yapmayacağız, Türk Lirası üzerinden sözleşmeler yapacağız.
Biz Çatalca’yla gurur duyuyoruz, sizlerle gurur duyuyoruz hoş geldiniz. Terme’yle de gurur duyuyoruz, sizde hoş geldiniz. Dadaşlar sizinle de gurur duyuyoruz, Elbistan sizinle de gurur duyuyoruz. Biz de sizinle gurur duyuyoruz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz sağ olun.
Değerli kardeşlerim, burada tabi bir noktaya dikkat etmemiz lazım. Devletin yapacağı döviz ödemelerinde böyle bir değişiklik söz konusu değil, döviz borcu varsa içeriye, dışarıya onu döviz ödemeye devam edecek, yani devlet yapacağı ödemelerini aslanlar gibi yapacak bunu yapacak gücü de var, imkanı da var.
Şimdi bu FETÖ’cüler tutturdular sermayeye kısıtlama olacakmış diye dedikodu yayıyorlar, bunlar alçak. Bunlar 15 Temmuz’da, 17-25 Aralık’ta yapamadıklarını akılları sıra dış ülkelerde Türkiye ekonomisini çökertmek için bütün gayretlerini gösteriyorlar. Benim Müslüman analarımın, bacılarımın, kardeşlerimin, dedelerimin himmet paraları avuç avuç lobi şirketlerine Türkiye’yi kötülemek için aktarılıyor, milletim bunu bilsin. Sizin halisane duygularla verelim dinimizi, diyanetimizi öğretsinler, bayrağımızı dalgalandırsınlar, dünyanın her bir yerinde adımız, şanımız yürüsün diye verdiğiniz o el emeği, alnınızın teriyle, helalinden kazandığınız o paraları şimdi orada, burada seçim kampanyalarına, Türkiye aleyhindeki lobi şirketlerine oluk oluk aktarıyorlar. Unutmayın, hazırın ardı tez gelir, bir daha himmeti bu milletten himmet değil, zırnık bile alamayacaksınız. Bu milletten değil himmet, zırnık bile yok zırnık bitti o günler. İstiyorlar ki değerli kardeşlerim, Türkiye bir ekonomik belirsizliğe, bir karamsarlığa girsin. Siz bu milleti 15 Temmuz gecesi tanklarla, toplarla yıldıramamışsınız 3-5 kuruş para hesabıyla mı yıldıracaksınız? Eyvallah hiç endişeniz olmasın Hakk’ın karşısında eğiliriz, alçakların karşısında değil. Yeni Türkiye’nin kapısında son kullanma tarihi geçmiş ekonomik kriz senaristleri cebinde 1 dolarla gezen ihanet aktörleri hiç boşuna beklemesin.
Değerli arkadaşlar, O gelecek gelecek merak etmeyin. Gelecek hesabını da verecek hiç merak etmeyin. Evet, Türkiye’yi kıskacına düştüğü IMF’den yarım asır sonra düzlüğe çıkan parti hangisi? AK Parti. Bir kez daha belirtiyorum, bu hareketlilik Türkiye’ye özgü bir şey değil, bütün dünyada. Amerika seçimleri sonrası faiz artırım beklentisi başladı bütün ülkeler istisnası yok bir tek İngiltere. İngiltere’de önce değer kaybetti, onun dışındaki bütün paralar Amerikan Doları karşısında 8 Kasım’dan bugüne kadar yüzde 10 ila yüzde 3 arasında değer kaybetti. Mesela, Brezilya ve Kolombiya’da yüzde 8 değer kaybetti, Japon Yeni yüzde değer kaybetti, hala birileri biz de o civarda değer kaybettik. Elle gelen düğün bayram, bizim orada bir laf vardır. Hala birileri çıkmış diyor ki, bunun üzerinden siyasi prim yapmaya çalışıyorlar. Ana Muhalefetin ekonomi kurmayları felaket tellallığı yapmayı, döviz üzerinden siyasi rant kazanmayı bir kenara artık bıraksın, ekonomik verilere baksınlar, dünyaya baksınlar, şöyle dünyada ne oluyor, ne bitiyor bunları görsünler. Bugün olan bitenler büyük ölçüde dünyada olan küresel bir olaydır, Türkiye’deki de bunun bir yansımasıdır.
Değerli kardeşlerim; Türkiye maliyesi sağlam temellere dayanıyor, bankacılık sektörümüz Avrupa’daki oranların daha üzerinde, sermaye yeterlilik katsayıları Avrupa’nın Maastricht kriterlerinin çok çok üzerinde, yüzde 15’ler seviyesinde. Reel ekonomiye baktığımızda yatırımcıların Türkiye’den ayrılmasını gerektirecek hiçbir veri, hiçbir gösterge yok. Biz her fırsatta yerli ve uluslararası yatırımcının işini kolaylaştırmaya, yatırım ortamını iyileştirmeye gayret ediyoruz.
Ekonomi Bakanlığımız tarafından yepyeni bir anlayışla hazırlanan ısmarlama proje bazlı teşvik sistemi geçtiğimiz günlerde yürürlüğe girdi. Böylece ülkemiz için katma değeri yüksek, stratejik önem arz eden projeler, teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımlar özel teşvikle desteklenecek. Yani ben bunu ısmarla elbiseye benzetiyorum, bir konfeksiyon usulü destekleme var, herkese yapılan destek, bir de özellik arz eden, Türkiye’ye farklılık sağlayacak yatırımları olan destekler. Bu sistemle sanayimizin uluslararası rekabet gücü daha da artacak, ülkemizin ar-ge ve teknoloji altyapısını güçlendirmiş olacağız.
Az önce ifade ettim, bunu geçiyorum, vergi barışı, bununla ilgili gerekli çalışmalar tamamlandı, SSK ve Maliye Bakanlığı 112 milyarlık bir talep toplamış durumda. Bu borcunu yeniden yapılandıran vatandaşlarımız, esnaflarımız, yatırımcılarımız bundan sonra devletle kavgalı, nizalı olmadan işlerine, güçlerine bakacak.
Maliyeden, vergiden bahsetmişken bir noktaya daha işaret edelim. 2017 bütçemiz komisyon çalışmaları bu hafta sonlanıyor değil mi Mustafa Bey? Bitti, komisyon çalışmaları sona erdi, bakanlıklarımız, kurumlarımız Plan Bütçe Komisyonunda bütçelerini aslanlar gibi anlattılar, savundular, orada milletvekillerinin önerilerine, tenkitlerine, sorularına cevap verdiler. Şimdi inşallah 5 Aralık önümüzdeki Pazartesi günü de bütçe Genel Kurula gelecek, Genel Kurul çalışmaları 16’sında tamamlanmış olacak, yani 5 Aralık-16 Aralık arası Genel Kurul oldukça renkli geçecek, vatandaşlarımız burayı izlesinler, kimin ne söylediğini, kimin ne yaptığını görme fırsatları olacak.
Her zaman olduğu gibi, insanı, insana hizmeti hedefleyen, önceleyen bir bütçeyle milletimizin 2017’de de karşısında olacağız. Bildiğiniz gibi bütçede bu sene de yine en büyük payı eğitime 122 milyar, ikinci olarak sağlığa 107 milyar ayardık, yatırımları da 2017 için yüzde 30 artırdık, kamu yatırımlarını yüzde 30, yani 70 milyarın üzerinde kamu yatırımı yapacağız.
2017 bütçemizin şimdiden milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Değerli kardeşlerim; biraz da teşviklerden bahsetmek istiyorum.
Özellikle son dönemlerde hız verdiğimiz yatırım ve teşvik düzenlemeleri birer birer hayata geçiriliyor. Yabancı yatırımcıların ülkemizden oturum alması, Türk vatandaşı olması için yüce Meclis bir düzenleme yaptı, uluslararası İş Gücü Kanununda değişiklik yaptık. Bu kanunda belirtilen şartları taşıyan yatırımcılar ülkemizde vatandaşlık alabilecekler. Bunun şartları ne? Belirli bir miktarda yatırım yapmak, belirli sayıda insan çalıştırmak veya gayrimenkul almak veya belirli bir miktarda parayı Türkiye’ye getirmek gibi şartlar var, başka ülkelerde de benzer uygulamalar var, bunu da böylece hayata geçirmiş oluyoruz. Yatırım yapanın her zaman yanındayız dedik. Tamam, Simav’a geleceğiz, hadi bakalım. Eyvallah, biz de sizinle gurur duyuyoruz.
Dün gerçekleştirdiğimiz Bakanlar Kurulunda turizmle ilgili de bir karar aldık. Bildiğiniz gibi 2016’da yaşadığımız olaylardan dolayı turizmde işlerimiz istediğimiz gibi gitmedi, bir yandan Rusya’yla ilişkilerimizin bozulması, diğer yandan 15 Temmuz darbe girişimi turizmde beklediğimiz sonucu vermedi. 2017’de turizmdeki kayıplarımızı telafi etmek amacıyla Türkiye’ye turist getirenler için seyahat acentelerine yakıt desteği meselesini görüştük. Buna göre, belirli merkezlerimize, Antalya, Muğla, İzmir Zafer Havaalanı, Kütahya, Trabzon, Denizli, Isparta, Eskişehir havalimanlarına tarifeli ya da tarifesiz seferlerle 1 Ocak-31 Aralık 2017 tarihleri arasında, yani 2017 yılı boyunca misafir getiren, dışarıdan turist getiren A grubu seyahat acentelerine her uçak başı 6 bin dolar destek vereceğiz. Eğer uçak 200 yolcu üzerinde bir kapasiteye sahipse, bu 200 yolcu kapasiteli uçak da en az 150 yolcuyla geliyorsa bu destek yüzde 30 daha da artırılacak, yani 7800 dolara çıkacak.
Esnaf ve sanatkarlara verdiğimiz destek de devam ediyor değerli kardeşlerim. 30 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla kredi kullanan KOBİ’lerin sayısı 417 bin 996, kullandırılan kredi miktarı da 19,5 milyar lirayı buldu. Hadi Türkiye’de ekonomi krizde diyenler, buyursunlar işte rakamlar.
Ürün ihtisas borsasının kuruluşu bu ay içinde gerçekleşiyor. Çiftçimizin alın terinin karşılığını alacak, aracısız satacak, ürün borsasında silolara koyacak, ne zaman isterse o zaman satacak.
Veysel Hoca, duydun değil mi? Tamam, Orman ve Su İşleri Bakanı mesajı aldı. Ya tarih de verdiniz, olmadı şimdi. Tamam da, Simav bekliyor, Elbistan bekliyor, Erzurum bekliyor, Pasinler bekliyor, Zonguldak bekliyor, maşallah. Merak etmeyin, hepinize geleceğiz, herkesi ziyaret edeceğiz. Sizde bu sevgi olduktan sonra, sizde bu samimiyet olduktan sonra gece demeyiz, gündüz demeyiz, yollara düşeriz evvel Allah.
Değerli kardeşlerim; yine gazi Meclisimize ve Grubumuza bir teşekkürüm daha var. Meclis… Hiç merak etmeyin, o ay-yıldızlı bayrağa göz koyanın gözünü oyarız.
Değerli kardeşlerim; şu işimizi bir tamamlayalım, sonra bol bol konuşuruz.
Meclis bir kanun daha çıkardı, eskiden teminatlar gayrimenkullerdi, arabalardı, ama şimdi taşınır rehni diye bir kanun çıktı, yani elinizde ne varsa yaptığınız işle ilgili, onları da teminat olarak gösterebileceksiniz. Diyelim ki bir torna tezgahınız var, bilgisayarınız var, hayvancılıkla uğraşıyorsunuz hayvanlarınız var, bunları teminat göstererek işletmenizin ihtiyacı olan krediyi alacaksınız. Bu uygulama da 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girecek, böylece ticari işlemlerde taşınır rehni finansmana erişimi daha da kolay hale getirecek. Bu ne demektir? Daha fazla üretim, daha fazla yatırım. İhtiyacımız olan, yatırım, üretim, istihdam, ekonomimizin özeti budur. Yatıracağız, fabrika kuracağız, üreteceğiz, insanlarımıza iş bulacağız, bütün derdimiz bu.
Değerli kardeşlerim; küresel dalgalanmalara rağmen Türkiye büyümeye devam ediyor. Her ne kadar bu yılki büyümeden memnun değiliz, Türkiye bu büyümelere alışık değil, ama maalesef az önce söyledim darbeler olunca bunun bir bedeli oluyor, bu bedeli ödüyoruz, ancak bunun 2017’ye sarkmaması için gerekli tedbirleri alıyoruz.
Allah’a şükür, yılın son çeyreğinde tekrar canlanma başladı, konut kredilerindeki faiz azaltmasıyla birlikte konut satışları 2016 Ekim ayında, dikkat edin 2015’in Ekim’ine göre yüzde 25 arttı, yüzde 25 ve böylece Ekim ayında 130 bin 274 konut satıldı. Şu anda araba alanlar, Mart ayına kadar gün veriyorlar, gidin arabaya almaya, Mart’a sıra veriyorlar. Hani nerede ekonomik krizler, nasıl oluyor? Bunlar ekonominin ne durumda olduğunu gösteren önemli göstergeler.
Ama bundan daha önemli bir göstergeyi sizinle paylaşıyorum, Kasım ayında ekonomi güven endeksi yüzümüzü güldürdü, endeks Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 7,5 arttı. Ne demek? Millet ekonomiye güveniyor demek. Bu yaygaralar, bu fırtınaların milletin nazarında hiçbir kıymeti yok. Geçici dalgalanmalar olsa dahi Türk ekonomisine, Türk Lirasına güven uzun vadede daha çok kazandıracak.
Sizlere net bir şekilde ifade etmek istiyorum, Türkiye yerli, uluslararası yatırımcılar için hala en büyük fırsatları veren ülkedir ve böyle olmaya da devam edecek. Bugün çok şükür bütün verdiği sözleri yerine getiren, alnı açık, başı dik bir iktidar vardır, AK Parti iktidarı.
Şimdi geçen gün Avrupa Birliği toplandı, kendileri gelin-güvey oldular, Türkiye’yle müzakereler askıya alınsın mı, alınmasın mı diye oylama yaptılar. İki tarafın da yararına olmayacak, anlamsız, ciddiyetsiz, gereksiz bir iş. Buradan bütün muhataplara açık şekilde söylüyorum, Türkiye-AB gerginliğinden her iki taraf da kaybeder. Ama kim daha çok kaybeder derseniz, şüphesiz Avrupa Birliği daha çok kaybeder. Yine de insanlık bizde kalsın, söylemiş olalım.
Biz en büyük dayanağı millet olan bir siyasi anlayıştan geliyoruz. Avrupa Birliği şunu bilsin: Türkiye’yle iyi ilişkiler sürdürmek Avrupa’nın gelecekteki güvenliği açısından bir mecburiyettir. Ortadoğu’daki kaosun doğrudan Avrupa’ya sirayet etmemesinin, göç dalgasının Avrupa’ya vurmamasının tek nedeni Türkiye’nin varlığıdır, Türkiye’nin göçmenleri için yaptığıdır. Aynı ciddiyeti, aynı iyi niyetli yaklaşımı da Avrupalı dostlarımızdan bekliyoruz.
Değerli kardeşlerim; gündem yoğun, yorulmak, durmak yok, yola devam.
Önceki Grup Toplantımızdan bu yana birçok olay oldu, birçok programa katıldık. Ülkemize katma değer sağlayacak ihracatçılarımızla buluştuk, 28 sektörde faaliyet gösteren ihracatçılarımızın dertlerini dinledik, onların arkasında olduğumuzu tekrar tekrar ifade ettik. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum, ihracatçılarımız 2017’de geçen yıl yaptığı ihracatın üzerine çıkacak, daha fazla ihracat için her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Yani ihracatımızı yüzde 10 artıyorsanız, ilave destek alacaksınız, yeter ki çantanızı alın, dünya kazan siz kepçe dolaşın, ne kadar çok satarsanız o kadar teşvik. Çünkü Türkiye cari açık veriyor, cari açığı kapatmanın yolu sattıklarımızın miktarını artırmak, satın aldıklarımızın miktarını artırmamak. Eğer bir şey ülkemizde yapılıyorsa onu dışarıdan almanın bir manası yok. Aldığımız malzeme ülkemize katma değer sağlıyorsa, istihdama katkı sağlıyorsa ve ihracatımızı artırmaya katkı sağlıyorsa, şüphesiz bunu alacağız. Türkiye kapalı bir ekonomi değil, Türkiye ekonomisi dünyaya açık. Türkiye bütün sektörde rekabet gücü olan bir ülkedir, ekonomimize de, yatırımcımızın rekabet gücüne de sonuna kadar güveniyoruz.
Daha çok teknoloji üreten, araştırma-geliştirme çalışmalarıyla öne çıkan, katma değeri yüksek ürün arzı konusunda model ülke olmak için gerekli hamleleri başlattık. Parola belli arkadaşlar; güçlü Türkiye üreten Türkiye, işimiz hizmet gücümüz millet. Biz sizinle gurur duyuyoruz.
Geçtiğimiz günlerde katıldığımız programlardan birisi de, Türkiye siyasetinin ana damarı olan partimizin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı oldu. 113. gerçekleştirdiğimiz bu toplantımızı da çok önemsediğimi burada bir kez daha ifade etmek istiyorum, çünkü 81 vilayetimizden gelen arkadaşlarımızla Türkiye’nin fotoğrafını çekiyor ve üzerinde değerlendirmeler yapıyor, meseleler üzerinde kalıcı çözümler üretiyoruz. Edirne’den Kars’a bölge insanının sorunu, beklentilerini bilerek, hassasiyetleri gözeterek bizzat ilgileniyoruz. Vatandaşın talebiyle çözüm arasındaki süreyi en aza indirmek AK Parti iktidarının temel önceliğidir.
Bununla ilgili şunu ifade etmek istiyorum: Bildiğiniz gibi geçen hafta itibarıyla Güneydoğu’da çukur siyasetinden arta kalan yerleşim bölgelerinde yeniden imar çalışmaları hızlandı.
Güvenlik güçlerimiz bölgeyi tamamen temizledi, ilgili bakanlıklarımız gerekli tespitleri yaptı, kolları sıvadık, kullanılmaz hale gelen altyapı, kanalizasyon sistemini tamamen yeniliyoruz ve yıkılan evlerin daha güzelini, daha iyisini yapmaya başladık, 1 yılda 36 bin tane konutu yapıp vatandaşlarımıza teslim edeceğiz, böylece bu konutlar tamamlanınca terörden doğan mağduriyet sona ermiş olacak. İşte AK Parti bu değerli kardeşlerim, işte hizmet bu, işte millet sevdası bu.
Değerli kardeşlerim; AK Parti iktidarında Türkiye’nin yaşadığı en büyük devrimlerden biri de sağlık alanında olmuştur. Gelişen ve çağın önüne geçen sağlık sistemi ve sağlık hizmetleriyle Türkiye dünya standartlarının üzerine çıkmıştır. Bugün Amerika bile sağlık sistemiyle ilgili reformunu 10 yıl içerisinde yapamamıştır. Amerika bile 10 yıldır sağlık reformunu gerçekleştirememiş, AK Partiyle Türkiye’de geniş kapsamlı genel sağlık sigortası ile temel hizmetlerinden faydalanmayan bugün hiçbir vatandaşımız kalmamıştır. 22 bin aile hekimiyle 14 yılda faaliyete geçirdiğimiz 1900 birinci kademe sağlık merkezimizle ve kapasitesini iki kata çıkardığımız sağlık personel kadromuz da ülkemizde hizmet için alın teri, akıl teri dökmeye devam ediyor. Hastane önündeki utanç kuyrukları, eczaneler önündeki ilaç kaosları AK Partiyle tarihe karışmıştır. Türkiye’nin başını öne eğdiren bir mahcubiyet başarıya dönüştürülerek bir destan yazılmıştır.
Evet, sağlıkta en önemli yaptığımız işlerden bir tanesi de şehir hastaneleri, yani hastane içinde hastaneler. Şehir hastaneleri birçok hastanelerin, sosyal alanların, konaklama ve yaşam alanlarının birarada olduğu bir şehir niteliğindedir. Bunlardan toplam Türkiye çapında 30 tane yapımına başladık, toplam yatak kapasitesi 45 bini buluyor. Yaptığımız yatırım tutarı 100 milyar lira, dile kolay 100 milyar, helali hoş olsun. Kimin için yapıyoruz? Bu millet için yapıyoruz. Milletin bize yaptıklarının yanında bunların adı mı olur? Esamesi okunmaz. Şimdi Mersin ve Yozgat açılışa hazır, Yozgatlılar bekliyor, Mersinliler bekliyor. Daha sonra Ankara daha sonra, daha sonra diğer şehirlerimiz peyderpey devreye girecek, şehir hastaneleriyle sağlıkta ikinci dönüşümü de başarmış olacağız; hayırlı, uğurlu olsun.
Değerli kardeşlerim; dün Bakanlar Kurulu gerçekleştirdik, arkadaşlarımızla ülkenin önemli gündem maddelerini değerlendirdik. Tabi burada bütün bunların detaylarına girerek sizin vaktinizi alacak değilim, ancak birkaç hususu yine de paylaşmakta fayda var.
Anayasa çalışması devam ediyor, şu an hemen hemen olgunlaştı diyebiliriz. Bir kez daha Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’yle biraraya geleceğiz ve bu değişikliğe son şeklini vereceğiz. Biliyorsunuz Sayın Bahçeli başından beri bu konuda yapıcı bir tutum izliyor. Ülkenin geleceği için, ülkenin menfaati için Sayın Bahçeli’nin bu olumlu ve yapıcı tutumundan dolayı teşekkür ediyorum.
Değerli kardeşlerim; son görüşmemizi yaptıktan sonra inşallah bu değişikliği Meclis Başkanlığımıza AK Parti Grubunun teklifi olarak sunacağız. Tabi Milliyetçi Hareket Partisi de bu teklifi götürme esnasında arzu ederse beraber sunarız. Milletimiz şunu iyi bilsin: Bizim hiçbir gizli-saklı işimiz yok. Bugün bu çalışmaları istediği takdirde CHP’yle de paylaşır, anayasa çalışmaları için onlarla da her türlü her zeminde bu konuyu değerlendirebiliriz, kapımız sonuna kadar açık. Ama unutmayın, bizim elimizde üzüm, karşımızdakinin elinde de sopa olmayacak. Bizim derdimiz üzüm yedirmekten, karşımızdakinin derdi de bağcıyı dövdürmek olmayacak.
Darbe artığı bir anayasa artık milletin ihtiyacına cevap vermediği gibi Türkiye’ye de yakışmıyor. O anayasaya sırtını yaslamış hiçbir siyasi mekanizma milletin lehine sağlıklı bir iş yapamaz. Türkiye’nin yeni anayasa, yeni siyasal anlayışına, yeni vizyona ihtiyacı olduğu aşikâr.
Konuşmalarında hep şunu söylüyorum: Bizim rejim değiştirmek gibi bir niyetimiz yok, bunu söylüyorum, yine de tekrar ediyorum. Ey Kılıçdaroğlu, Türkiye rejimini 1923’te seçti, Cumhuriyet dedi, yoluna devam etti. Hala ne rejim tartışmasından bahsediyorsun? Sayın Kılıçdaroğlu boş durmamış, biz bunu söyledik ya, Türk Dil Kurumu sözlüğünü eline almış, Binali Yıldırım’a kolaylık olsun diye rejimin ne anlama geldiğini incelemiş, sağ olsun yüksek sesle de bunu okumuş. Kendisine buradan bu sevimli girişimi için teşekkür ediyorum. Bir de önerim var, Sayın Kılıçdaroğlu, millet 14 yıldır o kitapta yazan adalet, kalkınma, büyüme, istikrar gibi kelimeleri hakkıyla temsil ettiği için AK Partiye tek başına iktidar mührünü verdi, size de sözlüğü verdi.
Sizin arkadaşlarınız HDP’yle nümayiş içinde kol kola mitingler yaparken, AK Parti milletin beklentileri için gece-gündüz demeden çalışıyor. Parti meclisi 10 saat Ana Muhalefet Partisi 10 saat toplantı yapıyor herkes merakla bekliyor. Çıkan karar ne? 70’li yılların modası geçmiş söylemi, direneceğiz. Kardeşim, sen zaten Meclis’te değil misin? Millet en üst noktada temsil makamına sizi göndermedi mi? Milli iradenin tecelli ettiği bu çatı altında başka nerede daha iyi savunacaksın fikirlerini? Ama dert başka. Herkes Türkiye siyaseti bu tarihi döneme girerken tercihin doğru yapmalıdır. Sırtını millete mi yaslayacaksın, yoksa terör örgütlerine yaslayanlarla birlikte mi olacaksın önemli soru budur. Ana Muhalefet Partisinin bundan sonraki vereceği karar budur. Bu anayasa çalışmaları bizim değil, milletin talebidir. Bu talebe sırt çevirenler, sözlük-mözlük işleriyle uğraşanlar kendilerine oy veren insanların değişim talebine kulaklarını tıkamış demektir.
Bir önemli konu da değerli kardeşlerim, yürütülen Kıbrıs müzakereleri. Bizim Türkiye olarak garantör devlet olarak tutumumuz çok açık ve net. Yıllardan beri devam eden Ada’daki haksızlığın sona ermesi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine uygulanan kısıtlamaların kaldırılması. İki taraflı dönüşümlü başkanlığı esas alan adil bir çözümü herkesten fazla biz istiyoruz, geçtiğimiz yıllarda bunun gereğini de yaptık. Ama karşı taraf maalesef burada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi. Çözüm ne olursa olsun bizim için önemli olan Kıbrıs’ta tekrar kardeşlerimizin 60’lı yıllarda, 70’li yıllarda karşılaştıkları felaketle yüz yüze gelmemeleri. Bu nedenle de Türkiye’nin etkin garantörlüğü bu anlaşmanın olmazsa olmazıdır.
Değerli kardeşlerim, bütün bu gelişmelerin yanı sıra, sıra devletimizin terör örgütüyle mücadelesi, bu konuda en ufak bir gevşeme söz konusu değildir. Bir yandan sınırımızın hemen ötesinde yaşayan YPG, PYD, DEAŞ gibi terör örgütleriyle topyekun mücadeleyi sürdürürken, içeride ve dışarıda eli 15 Temmuz şehitlerinin kanına bulaşmış FETÖ terör örgütünün üzerine de kararlılıkla gidiyoruz. Devletin tüm iyi niyet çabalarına rağmen silah bırakmayan, bölge insanından destek görmedikçe daha çok teröre başvuran PKK’ya da bu topraklarda hayat yok, bunu herkes bilmelidir. Dünyanın çeşitli yerlerinde Türkiye’nin teröre karşı kararlı duruşunu desteklemek için insanlar akın akın sokağa iniyor teröre lanetliyor, bundan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bir yandan terör örgütleriyle bağlantılı belediyeleri bu hain yapıların elinden alıp, asıl sahibine millete iade ediyor, bir yandan da milletten aldığı yetkiyi millete hizmet yerine terör merkezlerine terör yuvalarına yardım ve yataklık yapmak için kullananları yargı önüne çıkarıyoruz lamı cimi yok. Kim eli kanlı terör örgütlerini millete tercih ederse bunun bedelini en ağır şekilde öder. Bu mücadele devam ederken adalet terazisine bir sarraf titizliğiyle dikkat ediyoruz. Bu mücadelemizi fırsat bilip bize demokrasi dersi vermek isteyenler durumdan vazife çıkaranlarda hiç yorulmasın, zahmet etmesin. Avrupa Birliğinin resmi bir anket sonuçlarını burada sizinle paylaşmak isterim. Avrupa Birliği ülkesi vatandaşlarının yüzde 59’u Avrupa Birliği’nin kendilerini temsil etmediğini, seslerini duymadığını düşünüyor. Bunu biz söylemiyoruz, o ülkelerde yaşayan insanlar söylüyor, anket sonuçları söylüyor. Avrupalı ve Amerikalı veya diğerleri yetkililer, konuşanlar terörle mücadele konusunda iadeler, mahkeme kararlarını sorduğunuzda diyoruz ki, teröristler var bize gönderin bunları niye tutuyorsunuz, siz Türkiye’nin dostu değil misiniz? Bize diyorlar ki, efendim bu yargının işi, biz yargının işine karışmıyoruz. İyi güzel kardeşim sana gelince yargı bağımsız, yargının işine karışmıyorsun, bize gelince halkına ihanet etmiş FETÖ teröristleri, PKK’lı teröristleri gözaltına bile alınmamalı, yargılanmamalı, hesap vermemeli diye telkinde bulunuyorsun. Kimse kusura bakmasın, nasıl bağımsız yargınıza karışmıyorsanız biz de aynı şekilde bağımsız yargımıza karışmıyoruz bu kadar basit.
Değerli kardeşlerim, ateş düştüğü yeri yakıyor 15 Temmuz hain darbe girişimi onların topraklarında değil, Türkiye’de oldu. Gencecik bir kaymakam makamında şehit edildi. Biz isterdik ki, CHP’li kardeşlerimiz o kaymakamın ailesine de ziyarete gitsin. Onlar Mardin’e gideceğine, Sakarya’ya gitsin görevi başında şehit olan Muhammet Fatih Safitürk kardeşimin o muhterem babasına Asım amcaya da ziyarete gitsinler vatanseverlik böyle olur. Vatanseverlik milletin yanında olmakla olur, teröre cesaret vermek vatanseverlik değildir. Milyonu aşkın mülteci onların Avrupalıların ülkelerine değil, Türkiye’ye geldi. Terörden en fazla canı yanan ülke Türkiye, daha fazla canımız yanmasın diye gerekli adımları da atmaktan asla geri durmayacağız.
Fırat Kalkanı Harekatında 3 ayı geride bıraktık. DEAŞ terör örgütüne çok büyük darbe vurduk. Güney sınırlarımızın emniyeti, DEAŞ unsurlarının ülkemize olan saldırılarının önlenmesi, terörist geçişlerinin durdurulması için bu hareket devam edecek. Sınırlarınız içinde veya dışında ülkemizi tehdit edecek terör örgütlerine göz yummamızı hiç kimse bizden beklemesin. Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda bilgi kirliliğiyle siyaset mühendisliği yapanlar boşuna ellerini ovuşturmasınlar. Halep’e yürümek Halep’i almak gibi planlardan bahsediyorlar, bizim dediğimiz şudur: Halep’te, Telafer’de, Sincar’da, Irak güvenlik güçleri dışında başka unsurların buraların DEAŞ’dan temizlemek amacıyla kullanılması orada çok büyük insanlık dramına sebep olacak, büyük göçler olacak, büyük katliamlar olacak, buna meydan verilmesin bizim dediğimiz budur. Telafer için hassasiyetimiz bu yüzdendir, Musul için hassasiyetimiz bu yüzdendendir. Suriye’de devletin boşluğunu dolduran terör unsurlarına karşı sınırlarımızı korumak en doğal hakkımız. Bu harekât sırasında bölücü terör karşısında 15 Temmuz demokrasi hareketi darbeyi bastırma uğruna hayatını veren bütün askerlerimize, bütün güvenlik güçlerimize, vatandaşlarımıza şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Şunu bilmeliyiz ki: Hiçbir gözü yaşlı vatandaşımızın, ana babanın, şehit eşinin, şehit yakınının kanı yerde kalmayacak, çocuklarının boynunu bükük bırakmayacağız. Tüm hainler, ama tüm hainler yaptıklarının hesabını tek tek verecekler. Türkiye büyük bir millet, Türkiye büyük bir devlet. Şair ne diyor?
Allah bir, vatan bir, bayrak bir beden.
Yanlış yola sapmayalım bilmeden.
Doğu, batı diye ayırmak neden?
Kardeşiz tek vücut, tek bir milletiz.
Yırtılıp atılmaz tarih sepete,
Birlik olduk camide ve cephede.
Kore’de, Kıbrıs’ta, Kocatepe’de.
Kardeşiz tek vücut, tek bir milletiz
Kalacak adımız kaldığı gibi,
Âleme velvele saldığı gibi,
Tıpkı Sakarya’da olduğu gibi,
Kardeşiz tek vücut, tek milletiz.
Bu duygu ve düşüncelerle grup toplantımızı tamamlarken üç tane de güzel iki güzel haber vereyim. Bunlardan bir tanesi, son günlerde çok konuşulan Şangay 5’lisi var biliyorsunuz Rusya’nın, Çin’in ve Orta Asya Devletleri’nin birlikte oluşturduğu bir birlik. Burada Türkiye enerji konusunda Enerji Kulübünün Başkanlığını üstlendi, yani Birliğin üyesi olmadan ilk defa Türkiye burada önümüzdeki dönem için Birliğin Başkanlığını üstlendi.
Diğer önemli bir konuda, Ahmet Aydın’ın gittiği nereye gitti Ahmet? Kamboçya’da Asya Parlamentolar Birliğinin toplantısı yapıldı genel kurulu ve oybirliğiyle Türkiye Başkan seçildi, Konsey Başkanı seçildi. Bunlar iki tane önemli haber.
Birde değerli kardeşlerim, bazı liderler vardır ki iyisiyle, kötüsüyle tarihe derin izler bırakıp bu gök kubbenin altından ebediyete intikal eder. 20. yüzyılın en renkli siyasi aktörlerden biri de bu anlamda Fidel Castro’dur. İzlediği yol belki benimsemediğimiz, benimsediğimiz dünya görüşünden farklı olsa da yine de bağımsızlık şiarıyla ulusu için mücadele eden bir liderdi. Bu vesileyle Fidel Castro’nun ölümü vesilesiyle Küba halkına Devlet Başkanı Raul Castro’ya da Türk milleti adına taziyelerimizi iletiyoruz.
Geçtiğimiz saatlerde Kolombiya’da da bir uçak kazası bir uçak düştüğü haberini aldık. Yolcular var hayatını kaybeden, bunun için de Kolombiya Devletiyle, Hükümetiyle acılarını paylaşıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle vefakârlık, fedakârlık göstererek buraya gelen Anadolu’nun çeşitli yerlerinden grubumuzu şenlendiren tüm misafirlerimize bir kez daha hoş geldiniz diyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarımıza bereketli ve verimli bir çalışma haftası diliyorum, selam ve saygılarımı sunuyorum.
Sağ olun, var olun Allah’a emanet olun.