Basbakan Yildirim’in 3. Anadolu Medya Ödülleri töreninde yaptigi konusmanin tam metni
Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Anadolu Yayıncılar Derneği’nin bu 3. Anadolu Medya Ödül Töreni, ben zannediyorum ikisine katıldım, üçüncüyü hatırlamıyorum. Bu törende sizlerle beraber olmaktan da bahtiyarlık duyuyorum. Bizi bu güzel etkinlikte biraraya getiren Anadolu Yayıncılar Derneği, onun Başkanı Sayın Sinan Burhan ve arkadaşlarına da teşekkür ediyorum.
Medya dünyası yaptığı değerli çalışmalarla ödüle layık görülen bütün gazeteci arkadaşlarımı da kutluyorum, başarılarının devamını diliyorum. Bu vesileyle 15 Temmuz’un basın şehidi Mustafa Cambaz kardeşimizi ve bütün şehitlerimizi de rahmetle anıyorum.
Değerli basın mensupları, demokrasilerde siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve medyanın, basının önemli bir yeri var. Türkiye’nin gelişim tarihi, demokrasi tarihi sadece siyasi sistemin ve partilerin değişimiyle olmamıştır. Aynı zamanda basın, medya ve yayın dünyasının da bu değişime, bu gelişmeye önemli katkıları olmuştur. Bunun en son ispatı 15 Temmuz’dur. 15 Temmuz gecesini hatırlayalım. O gece basın yayın kuruluşlarına, televizyonlara kimse bir şey demedi. Biz arayıp şöyle yayın yapın, böyle yayın yapın, darbe karşısında bir duruş sergileyin demedik. Milletini, devletini, bayrağını, demokrasisini seven basın ve medya kuruluşları adeta o gece durumdan vazife çıkararak yayın yaptılar ve bu darbenin bastırılmasında hayati bir görev üstlendiler. Ben bu münasebetle yaptığınız o gece büyük işten dolayı bir kez daha bu vesileyle hepinizi kutluyorum. Milletim adına, ülkem adına teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye’nin son 15 yılda birçok alanda ne kadar önemli ilerleme sağladığını hepiniz biliyorsunuz. Tabii bu gelişmeler aynı zamanda basın ve yayın sektörünün de içinde yer aldığı, katkı sağladığı gelişmelerdi. Haber alma kaynakları, medya her geçen gün çeşitleniyor, zenginleniyor, zenginleşiyor. Niye? Çünkü iletişim altyapısı gelişti. Şimdi adeta herkes elinde cep telefonu olan herkes bir medya mensubu, bir gazeteci, televizyonların altında kendi haberinizi yapmak için WhatsApp’tan şu numarayı arayın diye ilanlar veriyorlar. Medya patronları da artık işi ucuza getirmenin yolunu arıyorlar, öyle değil mi arkadaşlar? Neyi kullanarak? Teknolojiyi kullanarak yapıyorlar. Aslında 2004 yılında belki hatırlayanlar vardır, ben bunları anlatmıştım, bugünleri anlatmıştım, bilmiyorum içinizde hatırlayan var mı? İnternetin altyapının gelişmesi ve onun getireceği sonuçlar, yenilikler, o zaman birçok arkadaş gülümsemişti, ya Bakan da sallıyor. Ama geçtiğimiz süre içerisinde bunların hepsi tek tek gerçekleşti. Tabii bu demokrasi adına güzel bir şey. Milletin tek kanaldan, tek kaynaktan değil birçok kaynaktan bilgi alması, doğrulaması, çapraz sorgulaması imkanı veriyor. Ama sosyal medya, internet güzel bir platform. Ama aynı bir antibiyotiğe benziyor; kararı ilaç, fazlası zehir. Burada da sosyalleşmeden uzaklaşmamak gerekiyor, yalnızlaşmamak gerekiyor ve toplum içinde toplumla kaynaşarak yaşayacak şekilde bu mecraları kullanmak gerekiyor. Bu çok ama çok önemli. Sosyal medya sorumsuz medya değildir. Sanal dünya yalan dünya da değildir. Gerçek hayatta ne suç ise, sanal alemde de aynı şey suçtur. Onun için bu mecrayı kullananların bu hassasiyeti göz ardı etmemeleri gerekir. Aman canım beni kim bulacak, işte isim sahte, hesap yurt dışında, vurur geçerim; böyle olmuyor. Şimdi artık bu internet iletişiminin uluslararası hukuku da oluştu. Dolayısıyla hangi ülkede olursa olsun, hangi isim altında olursa olsun ona erişmek ve hakkında hukuki işlem yapmak mümkün hale geliyor. Bugün 50’den fazla ülke birbiriyle bu konuda ikili bilgi değişimi anlaşması yaptı, adli yardım anlaşması yaptı. Bu sayı gittikçe artacak. O bakımdan bu alanı kullananların dikkatli olması lazım, daha sorumlu davranması lazım. İleride ne kendinin başını belaya sokması, ne de başkalarını mağdur etmemesi gerekir. Bu hususta bir hatırlatma yapma ihtiyacı duydum.
Diğer taraftan, medya önemli, yani vazgeçilmez birçok yönden, yani azı karar, çoğu zarar gibi bir şey. Bazen gazetelere bakarken rahmetli Erdal İnönü’nün sözü aklıma geliyor. Çok temiz, haza beyefendi bir insandı, Allah rahmet eylesin. O derdi ki, ben gazetede başkaları hakkında bir haber gördüğüm zaman hemen inanıyorum, kendi hakkında gördüğüm zaman hiç inanmıyorum. Haza doğru arkadaşlar, hiç kimse kendisi hakkında yapılan habere inanmaz ve büyük tepki gösterir, Ama başkaları hakkındaki haberi de önemsemez, vay namussuz neler yapmış der geçer, çok hızlı bir yarıya varabilir. Onun için burada kanunlarla, kısıtlamalarla, yasaklarla değil, medyanın, basının, yayının kendi etik değerlerinin gelişmesi lazım. Medyaya, basına güveni artırmanın itibarını yükseltmenin yolu bu, başka türlü olmaz. Bu konuda hepimize çok büyük görevler düşüyor.
Değerli basın mensubu arkadaşlar, bu ülkenin demokrasi kültürünü geliştirmek adına epeyi bir çaba sarf ettik, sarf etmeye de devam ediyoruz. Mülki idarede, yerel yönetimlerde medya toplumun sesidir. Dolayısıyla medyaya sadece Ankara olarak bakmıyoruz, İstanbul olarak bakmıyoruz, Anadolu’nun her köşesinde vücudun kılcal damarları gibi oradaki yaşayan vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve orada görev yapan yerel yöneticilerin iş ve işlemlerinin vatandaş adına izlenmesi, bir anlamda denetlenmesi görevini de Anadolu medyası yapıyor.
Hep söylenen bir söz vardır, demokrasi yerelden başlar; doğru. Ulusal medya kadar ve hatta daha fazla yerel medyanın sesini, sözünü çok önemsiyoruz ve bununla ilgili de her türlü katkıyı, desteği vermeye çalışıyoruz. Demokrasinin en ayırt edici özelliklerinden birinin çok seslilik olduğuna hep inandık. Diğer alanlarda olduğu gibi medya alanının da en ileri demokratik standartları yakalayana kadar bu mücadeleyi, bu değişim sürecini devam ettireceğiz.
Hatırlarsanız, bu amaca yönelik olarak Basın Kanununu yeniden başta ele aldık ve 2004 yılında yeni kanunu yürürlüğe soktuk, farklı dil, lehçelerde radyo, televizyon yayınına imkan sağladık. 2005 yılında anayasa değişikliği yaparak RTÜK’ü, Radyo, Televizyon Üst Kurulunu bir anayasal kurum haline getirdik ve milli iradenin üyelerini seçmesinin yolunu açtık, artık Meclis RTÜK üyelerini seçiyor. Mecliste temsil edilen siyasi partilerin gösterdiği adaylar arasından seçiliyor; bu ne sağlıyor? Bu da Meclisteki siyasi çeşitli aynı şeklide medya denetim organı, düzenleyici organında geçerli olmasına imkan veriyor.
Radyo ve televizyon kuruluşlarının aylık ticari iletişim gelirleri üzerinden RTÜK’e ödedikleri payı düşürdük. Nereye düşürdük? Yüzde 1,5 seviyesine düşürdük. Medya kuruluşlarına yönelik değil, zamanla yarışan medya çalışanlarının önündeki engelleri de kaldırmaya yönelik çalışma yaptık. Basın kartı yönetmeliğinde değişiklik yapılarak basın kartı bekleme süresini kısalttık. Basın mensuplarının yurt dışı görevlerine çıkışlarını kolaylaştırmak, vize kolaylığını sağlamak bakımından 2014 yılından itibaren hizmet pasaportu almalarını sağladık; doğru mu, yazılanlarda yanlış yok değil mi?
BİR KATILIMCI- Doğru efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bankada yanlış olur, bizde olmaz.
Yerel basını güçlendirmek amacıyla yerel ve bölgesel medya buluşmalarını burada olduğu gibi gerçekleştiriyoruz. Yerel ve bölgesel medya mensuplarının deneyimlerini, tecrübelerini paylaşması, farklı illerdeki meslektaşlarıyla görüş alışverişinde bulunması amacıyla yerel medya mensupları mesleki inceleme gezileri yapılıyor.
Evet, şimdi az önce Sinan Burhan Beyin ifade etiği bir konu var, bir şikayet var; ne var? İşte TÜRKSAT’ın frekans ücretleri pahalı diye şikayette bulunuyorlar bu konuda da Ulaştırma Bakanımıza söyledik o da bir çalışma yaptı TÜRKSAT’la beraber, şimdi burada ciddi bir indirime gidiyoruz. İki grup tabi frekansın bandın genişliğine göre daha dar bir bant genişliğinde 7200 dolar artı KDV. Daha geniş bant olunca 12500 artı KDV yani yüzde 40’la, 60 arasında varan bir indirimden bahsediyoruz eğer yazılanlar yanlış değilse. Ahmet Bey, yanlışsa hesabını sen verirsin kardeşim, buradaki biraz karışık yazılmışta.
Burada sorun ne? Yani şimdi burada efendim frekans yer değişikliği olursa kalite bozulur mu, rahatımız kaçar mı? Bu 3 oda 1 salon daire Kavaklıdere’den kalkıyor Oran’a gidiyor değişen bir şey yok aynı daire, aynı manzara, aynı kalite. Bunu test edecekler yarın TÜRKSAT’ta gösterecekler. Onun için burada endişe edilecek bir konu yok.
Hatırlayın, geçen sene bir geçtiğimiz senelerde bir iyileştirme daha yaptık dolardaki, kurdaki oynaklığın yansımaması için yıl boyunca kuru sabit tuttuk. 2015’te 2.48, 2017’de 3.30, 2018’de de bu 3.60’ı geçmeyecek. Yani kur nereye giderse gitsin 2018 boyunca ödemeler 3.60 sabit, kur üzerinden yapılmış olacak. Demek ki, uplink ücretlerinde 12500 dolardan aynı bant genişliğinde 7250 dolara düşürüyoruz bu ciddi bir indirim. Artık sürümden kazanacaklar, daha fazla kayıt yapılacak bu bir alkışı hak etti aslında ama.
Evet, Anadolu’nun dinamiği siz yerel medyasınız, Türkiye’de özgürlük alanı sizler sayesinde genişliyor. Demokrasimiz sizler sayesinde güçleniyor. Aslında siyasetçiyle, gazetecinin kaderi aynı biz varsak siz varsınız, biz yoksak siz de bir noktada işiniz azalıyor bu sefer ya bu kadar parayı niye veriyoruz İçişleri az iş yapıyorlar diyebilirler. Onun için geçen Çalışan Gazeteciler Günü oldu bir espri yaptım arkadaşlar dedi ki, ya biz yıpranma lazım eskiden bu vardı şimdi olmadı, ya biz de yıpranma almıyoruz dedik. Yani siyasetçi gece neredeyse gazeteci de orada. Bizim şoförler de almıyor, korumalar da almıyor herkes hurra bizimle koşuşturuyor. Dolayısıyla, o talep fena bir talep değil bizim de bizim de işimize yarıyor bunun peşini bırakmamak lazım.
Evet, en büyük kazanımımız demokrasimizdir bu kazanımımızı gözümüz gibi koruyacağız. Türkiye’de ne olup ne bittiğini, neler yaşandığını anlamak için medyaya, özellikle de yerel medyaya çok ihtiyaç var. Yerel basının, televizyonların, Anadolu merkezli internet sitelerinin bu açıdan kıt imkanlarla büyük işler başardığını görüyoruz ve bunu takdir ediyoruz. Yerel medya kuruluşlarımızın sayı ve etkinlikleri giderek artıyor, bundan da memnuniyet duyuyoruz. Ama şunu yapmayın: Seçim zamanı peyda olan kampanya süresince hiçbir ölçü tanımayan bir medya anlayışı yerine, seçim zamanı-seçim zamanı dışında da istikrarlı bir şekilde görev yapan medyaya ihtiyacımız var. Aksi halde bu medyanın biraz farklı amaçlı kullanılması gibi bir sonucu da beraberinde getiriyor, bunu da yine medya ve basın yayın etiği çerçevesinde en güzel şekilde yöneteceğinize inanıyoruz.
Şehrin ilçesinde, beldesinde, köyünde, caddesinde, sokağında sizler varsınız. Sizler yerelin ruhuna hitap ediyorsunuz, nüfuz ediyorsunuz. Siyasette yereli ihmal eden başarılı olamaz. Basında da böyledir, aynısı geçerlidir. Dolayısıyla size güveniyoruz, sizin o büyük emeğinize, gayretinize büyük saygı duyuyoruz.
Değerli basın mensupları, son zamanlarda toplumsal psikolojiyi bozan kötü haberleri de medyada daha çok görüyorum. Bu tabii ki hepimizi üzüyor. Şiddetle mücadelenin bir yolu, ona reklam ve propaganda imkanı vermemek. Medyamız şiddet ve nefret kültürüne karşı çok ama çok özenli bir yayın gerçekleştirmesi lazım. Her türlü şiddet, kadına şiddet insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Dolayısıyla medyamız kötü haberlerin kötü etkisini de göz önünde bulundurarak iyiye-güzele merhamete, adalete vurgu yapan bir dil tercih etmelidir, bunu kullanmalıdır.
Bugünlerde milli ve yerli her türlü çıkışa ihtiyaç var. Savunma sanayinde böyle, ekonomide böyle, siyasette de yerli ve milli çıkışa ihtiyaç var. Niye? Etrafa bakıyorsunuz, her gün yeni bir plan, yeni bir tezgah. Bir yandan Suriye’de, Irak’ta işleri yoluna koyalım derken dost bildiğimiz bazı ülkeler hem de NATO içinde bizimle beraber aynı masa etrafında oturanlar bize karşı alenen terör faaliyeti yürütenlerle bir olup bir ordu kuruyorlar. NATO’nun sınırları Türkiye’nin güney sınırları. NATO’nun sınırlarını korumak terör gruplarına mı kaldı? Biz kendi sınırımızı koruruz, her türlü ülkemize yönelecek bu terör faaliyetlerinin de üstesinden gelmesini biliriz. Fırat Kalkanında bunu yaptık, icap ederse yeni alanlarda da bunu en güzel şekilde yerine getiririz. Ancak bugünlerde gerçek dost ve gerçek dost olmayanlar belli oluyor. Emperyalist özlemler, hedefler bölgede yeni planlamalar peşindeler. Yeni planlama Türkiye’nin bölgedeki teminat gücünü zayıflatmaya yönelik planlamalardır. Biz müttefiklerimize açık bir çağrı yapıyoruz, niyetinizi açıkça ortaya koyun. Siz tabi olduğunuz müttefikliğe, NATO üyeliğinin getirdiği vecibelere uygun olarak hareket edecek misiniz, yoksa Türkiye’nin içeride ve dışarıda başını ağrıtan çapulcularla iş tutmaya devam edecek misiniz; bu kararın verilmesi bizim açımızdan hayati önem taşıyor. Bugüne kadar egemenlik haklarımızdan şartlar ne olursa olsun zerre kadar taviz vermedik, bundan sonra da hiçbir şekilde hiçbir güç şu ay-yıldızlı bayrağı indireme, bu ezanları dindiremez, bu milleti bölemez, ayrıştıramaz.
Ben bu duygularla ödül sahiplerini bir kez daha bu gayretli çalışmalarından dolayı kutluyorum.
Muallim Naci’nin bir sözü var; marifet iltifata tabidir, alıcısı olmayan meta zayidir. Dolayısıyla ödül bir başarıyı daha güzelini yapmaya teşvik eden bir şeydir, onun için bol bol ödün verin. Bizim ödülümüz de alkıştır, siyasetçilerin ödül alkış, çok pahalı değil, iki elinizi birleştiriyorsunuz.
Birçok medya mensubu, basın mensubu arkadaşımız vazifesini büyük fedakarlıkla zor şartlarda ifade ediyor, bu vesileyle işlerinizde kolaylık diliyorum, her zaman yanınızda olduğumuzu bir kez daha bilmenizi istiyor, bütün katılımcılara sevgi, saygı, muhabbetlerimi sunuyorum.
Biraz geciktik, bunun için de hoşgörünüze teşekkür ediyorum.
İyi akşamlar.