Basbakan Yildirim’in 33. Ulusal Bilisim Kurultayi’nda yaptigi konusmanin tam metni
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Bilişim Derneğinin ev sahipliğinde düzenlenen ve 33’üncüsü gerçekleştirilen bu kurultayın bilişim dünyamız için, geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sözlerime başlarken dün Fırat Kalkanı Harekatında şehit olan askerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralı askerlerimize de şifalar diliyorum.
Değerli katılımcılar; hiç şüpheniz olmasın ki Allah’ın izniyle bu terör belasını ortadan kaldıracağız, buna kararlıyız. Terör yolunu seçenler hangi güçlerin, hangi istihbarat örgütlerinin, hangi emperyalist odakların maşası olursa olsun, onlara asla el aman verdirmeyeceğiz. Adı ne olursa olsun bütün terör örgütleriyle mücadele de aynı kararlılıkla sürüyor.
Teröristlerin insani bir davası yok. Onları tetikçi olarak kullanma, onları ölüme hazırlayan, onları canlı bomba olmaya azmettiren güçlerin de hiçbir insani kaygısı yok. Türkiye bütün gücüyle demokrasi yolunda bir yandan yürüyerek ekonomik refah ve huzuru sağlamayı da sürdürmektedir.
Değerli misafirler; Türkiye Bilişim Derneği internetin henüz ticarileşmeye başlamadan dönemlerden itibaren vardı ve çalışmalarına başlamıştı, 45 yıl. İnternetin Türkiye’de yaygınlaştırılmasına bakalım veya bütün dünyada yaygınlaştırılmasına bakalım, Türkiye Bilişim Derneği’nin farkındalık oluşturduğu tarihten çok sonradır. Her yıl programın müsait olduğu sürece geleneksel hale gelen bu TBD’nin Bilişim Kurultayına katılıyorum, birçoğuna katıldım. Bugün de hemen Rusya ziyaretimizin ardından buradayız, bu programda sizlerle beraberiz. Kurultayın arkasından da Ekonomi Koordinasyon Kurulumuzun aldığı kararları kamuoyuyla paylaşmış olacağız.
Bilişim ve Demokrasi, başlık bu; aslında çok anlamlı, çok önemli bir tema. Hakikaten bilişimin gücünü biz 15 Temmuz gecesi gördük. 15 Temmuz gecesi hain darbeciler aslında her şeyi yaptıklarını düşünüyorlardı. Silahlı Kuvvetlerin askerin elbisesinin içine girmişler, o şanlı-şerefli ordumuzun mensubu gibi kendilerini göstererek tankları, helikopterleri, uçakları, silahları gasp etmişler, artık her şey elimizde, önümüze kim durabilir dercesine aymaz bir şekilde, alçak bir şekilde meydanlara inmişlerdi. Ancak her şey hesap edilmişti de hesap edemedikleri bir şey vardı. Hesap edemedikleri o şey, bu milletin istiklal ve özgürlük aşkıydı. Ve o gün başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere milletin geleceğine sahip çıkması yönünde ortaya koyduğu irade, Hükümetimizin kararlı duruşu, doğrusu Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanının, Sayın Kılıçdaroğlu’nun o gün tercihini milletten yana, milletin geleceğinden yana, demokrasiden yana ortaya koyması ve her türlü desteği açık bir şekilde o gece bize göstermeleri Türkiye demokrasi tarihinde altın harflerle yazılacak bir konudur. Bu hakkı teslim etmemiz lazım. Sadece bununla sınırlı değil, ama bu işin bana göre gizli kahramanları medya mensuplarıdır, basındır. Çünkü basın ve medya burada tarihi bir görev üstlenmiştir. Bir telkinle değil, bir talimatla değil, bu çağrıyı durumdan vazife çıkarmak suretiyle özel-kamu bütün yayın kuruluşları darbenin karşısında vaziyet almış ve vatandaşı zamanlı bir şekilde bilgilendirmeyi sürdürmüşlerdir. Bizim 11 civarında yaptığımız açıklama ve takip eden açıklamalar aslında darbecilerin moralini bozan, darbecilerin bütün kimyasını değiştiren önemli bir başlangıç olmuştur. Ben şimdi dönüp bakıyorum o geceye, 11 saat boyunca 600 civarında telefon görüşmesi yapmışım. Gece boyunca bütün darbeye karşı yapılması gereken operasyonlar neler olmalı, havadan saldırılara karşı dost kuvvetlerin harekete geçirilmesi ve onları bastırması, bu terör gruplarının yuvalandığı bölgelerin, Akınca Üssü başta olmak üzere buralara vatansever askerimizin, polisimizin sevk edilmesi dahil, bütün bu işler iletişimle oldu. Gecenin karanlığında yoldasınız ve siz her türlü işinizi rahatlıkla yapabiliyorsunuz, istediğimiz insanla temas kurabiliyorsunuz, görüntülü-görüntüsüz görüşebiliyorsunuz, mesajlarınızı verebiliyorsunuz ve gelişen durumlara göre neler yapılabileceğine karar veriyorsunuz. Adeta ofisinizden, makamınızdan bağımsız olarak işleri tıkır tıkır yürütüyorsunuz. Bunu Cumhurbaşkanımız da yaptı, biz de yaptık, parti liderleri de yaptı. Bunu bihakkın teslim etmek istiyorum söylüyorum. Ama bunların yapılmasının arkasındaki gerçek güç iletişim gücüdür, iletişimin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz.
Eskiden darbeleri insanlar bir gün sonra, iki gün sonra öğrenirdi, bilemezdi. Yukarıda neler oluyor, kim kiminle karşı karşıya geliyor, öğrenme şansları yoktu. Bunlar TRT’ye yöneldiler, Çankaya’ya yöneldiler, TRT’ye gittiler, kısmen girmeyi başardılar. Ama orada hemen sonra TÜRSAT şehit verdi, ama bir şeyi vermedi, TÜRKSAT’ın ele geçirilmesini, yayınların susturulmasına izin vermediler oradaki kahramanlarımız. Onlar gittiler analog sistemden kalma çok büyük bir çanak, olsa olsa TÜRKSAT’ı susturacak budur diye onu bombaladılar. O orada sadece semboldü, 90’lı yıllardan kalan bir şey, ama hiçbir görev ifade etmiyordu. Arkadaşlarımız ölüm tehdidi altında onları saatlerce meşgul etmeyi başardılar, hiçbir zaman onların dediğini yapmadılar, kısa bir süre sonra yedek sistemi devreye sokarak tekrar TRT’yi de yayına soktular. Özel sektörde CNN’e gittiler, orada da başarılı olmadılar.
Dolayısıyla bilişimin bu darbenin bastırılmasındaki gücünü, hakkını teslim etmemiz lazım. Basın, yayın kuruluşlarımızın, medya kuruluşlarımızın vatanseverlik anlayışıyla ortaya koydukları yayınlarıyla, söylemleriyle, katkılarını teslim etmemiz lazım.
Tabi darbeden sonra duruşta, siyasi duruşta birtakım sapma gösterenler oldu, o tarafına pek girmeyeyim, ama biz olduğumuz yerdeyiz. Konu memleket olursa gerisi teferruattır, memleketin konularında asla ve asla siyaset olmaz. Bu bakımdan bir kez daha ben Sayın Bahçeli’ye, Milliyetçi Hareket Partisine bu konuda ilkeli tutumundan dolayı teşekkür ediyorum samimiyetle. Yani Ana Muhalefet Partisinden de başlangıçtaki duruşunu muhafaza etmesi toplumun beklentisiydi. Darbecilerin mağduriyetinden söz etmek, açıkçası şehitlerimizin ruhunu muazzep ediyor, onların ruhunu incitiyor, onların yakınlarını incitiyor. Darbeciler elbette ki hesabını sonuna kadar verecek. Türkiye bir hukuk devleti, hukuk devletinin gereği yapılacak. Tamam, yani siyaseten Hükümetle problemleriniz olabilir ona bir şey diyeceğim yok, ama bir şeyi birbirinden ayırt etmemiz lazım, Türkiye’nin konu beka meselesi olunca orada siyaset biter bizim milletimiz bunu görmek istiyor.
Değerli dostlar, Türkiye Bilişim Derneği Başkanı hakikaten güzel şeyler söyledi, yani Türkiye’nin bilişimle ilgili geleceğine yönelik bizim de mutabık olduğumuz önemli şeyler söyledi. Şimdi artık savaşlar, tankla, tüfekle, topla olmuyor, savaşlar bilgiyle oluyor. Bakın ikinci Irak harekatının bir tek kurşun atılmadan tamamlandı, çünkü bilişimi kullandılar. Bilişimi nasıl kullandılar? Bütün noktaları tespit ettiler, oradaki komutanlara mesaj verdiler, araçlarınızı, tanklarınızı, uçaklarınızı kenara bırakın şöyle bir caddeye dizilin size hiçbir şey yapmayacağız dediler ve bilişimle bu Irak harekatını tamamladılar.
Bakın Arap Baharı dediğimiz Kuzey Afrika’da başlayan ve bölgeye yayılan hareketlerde de bilişimin önemli rolünü gördük. Gezi olaylarında bilişimin nasıl aymazca, nasıl terörü teşvik eder şekilde kullanıldığına şahit olduk. O bakımdan bilişimi hem iyi amaçlı kullanabilirsiniz, hem de bir ülkeyi yok etmek için kullanabilirsiniz aynen ilaç gibi yani. Bazen tedavi, bazen zehir olabiliyor. Onun için bilişimde mutlaka ve mutlaka sorumluluk anlayışını geliştirecek bir yapıyı getirmemiz lazım.
Sanal dünya yalan dünya değil, sanal dünya sorumsuz dünya değil, sosyal medya sorumsuz medya değil bunların etiğinin zaman içerisinde oluşması lazım. Sadece etiğinin oluşmasını da bekleyemeyiz, yapmamız gereken şeyler var. Nedir o? Bugün verilerin Türkiye’de üretilen verilerin yüzde 80’ni dışarıda depolanıyor. Bir sorumumuz olduğu zaman bu verilere ulaşım da güçlük çekiyoruz, iş işten geçtikten sonra elimize geçen verilerin de bir faydası olmuyor tahribat artık dönülmez bir noktaya gelmiş oluyor. O yüzden çok kısa bir süre önce veri merkezlerinin kurulması ve teşvik edilmesine dair KHK’da Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinin geliştirilmesi, cazibe merkezi oluşturulmasına yönelik aldığımız kararlar içerisinde bunu da dahil ettik, burada her şey var veri merkezi kurmak için olabilecek her türlü desteği verdik. Yer temininden, enerji, vergi, çalışanlar her ne varsa parasal destek, kurum da ve işletim de geriye ne kalıyor? Geriye babayiğitler kalıyor gelip kuracaklar, çalıştıracaklar ve verilerimizi içeride tutacağız. Bunun yaptığınız zaman dünyanın en bilinen içerik sağlayıcıları da oraya gelecekler. Bunların ideolojik bir problemleri yok, bunların ürettiği verileri kullananların ideolojik problemi var. Veri elimizin altında olunca tabi ki siber güvenlik konusunda olsun, bilişim yoluyla ülkemizi tehditlerde olsun inisiyatif bizde olacak. O bakımdan ben bilişim sektörünün 2017 yılı madem bilişimde bir hamle yılı olacak bunu canı gönülden kabul ediyorum. 2017 yılını da bilişim de gelişim yılı olarak buradan ilan ediyorum.
Çünkü biz hep şunu söyledik: Gelecek bilişimle gelecek, gelecek gençlerle gelecek, gençler de bilişimle Türkiye’yi geliştirecek. Genç nüfus internet kullanımında, geniş bant kullanımında geçtiğimiz süreyi iyi kullandık, dünya ortalamasının üstüne çıktık yüzde 56’ları, yani her evde 100 evden 56 evde internet kullanımı var, geniş bant var bu çok güzel bir gelişme fakat yetmez. Bilişimin, internetin kullanabildiği alanları düşünün bunlar çok yetersiz. Ben hep şöyle tarif ediyorum bir matematikçi olarak diyorum ki, bilişim de kullanabileceğiniz alan düşünebildiğiniz kadar büyük bir küre düşünün. Hayalinizin uzandığı kadar bir küre düşünün gidebileceğiniz yer o kürenin dışındaki bir noktadır, buraya kadar bilişim de gitme şansınız var, bu sonsuzun bir anlamda sınırlandırılmış tarifidir. Hakikaten bilişim de bir ucu açık çok geniş bir kullanım alanımız var. Bu sektör falan değil başlangıçta sektördü bu bir yaşam tarzı. Bugün siber güvenli meselesi ülke güvenliği meselesi haline dönüşmüştür, milli güvenliğe dönüşmüştür bunun da adımlarını attık. Aslında dünyada eş zamanlı olarak bu konuda adım atan 8-10 ülkeden biriyiz. Mesafe almamız lazım yasal altyapısı hazır ilk adım da atıldı Kamunet oluşturuldu Kamunet bir adımdır. En azından hiç değilse kritik altyapıları kullanan kamu kuruluşlarının haberleşmelerini, iletişimlerini bu şekilde yapacak Türk Telekom bu konuda öncü rol oynadı teşekkür ediyoruz. Dolayısıyla bundan sonrası veri merkezleri, internet değişim noktaları ve hepsinden önemlisi bilişimde yerlilik ve millilik bunun için her şeyimiz var arkadaşlar. Yeterli insan kaynağımız da var, yeterli tecrübemiz de var, burada bir politika eksikliği var. Derli toplu stratejik bir bakışa ihtiyacımız var. Bu da nedir? Bunu yapacak yetkin firmalarımızı tespit etmek, bir de hedeflerimizi net belirlemek. Şimdi herkes program yazdırıyor, herkes donanım alıyor, yazılım alıyor. Bunların ülkeye birbirleriyle konuşuyor mu, konuşmuyor mu, efendim bunların ne kadarı yerli, ne kadarı bizim için tehdit oluşturuyor? Yani üzülerek söylüyorum, yazılımlarımızın yüzde 95’nin kaynağı dışarıda. Tarla başkasının ürün bizim, tarlanın sahibi biz olmazsak burada elde edeceğimiz hasılat geçici olur. İşin sonunda tarlanın sahibi istediği gibi tasarrufta bulunur. O yüzden yine 2017 yılında da biz yerlilik ve millilik konusunda çok daha önemli adımları atmamız lazım, bununla ilgili tedbirleri alıyoruz.
Siber güvenlikte sadece siber güvenlik boyutuyla olayı düşünmemiz doğru değil, siber caydırıcılığı da ilave etmemiz lazım. Kimseye durup dururken bulaşıp, dalaşacak halimiz yok, ama bizim üzerimize gelenler olursa onlara da verecek cevabımız olması lazım. Bunu nerede bariz bir şekilde gördük? Çeşitli olaylarda gördük. Bazı ülkelerle diplomatik ilişkilerimiz zora girdiğinde hemen bunları gördük. 15 Temmuz’dan sonra bir bakıyoruz siber saldırılarda ciddi artışlar olmuş, bu tesadüf mü? Değil. 15 Temmuz’da sonuç alamayanlar efendim bu sefer başladılar başka alanlardan, altyapılarımıza saldırdılar.
Örnek, 8 ile 14 Temmuz arası sadece 183 saldırı gerçekleştiriyor ciddi saldırı binlerce var da önemli değil. 5-11 Ağustos arasına bakıyoruz bu sayı 407’ye çıkmış. 12-18 Ağustos’ta 753 sayısına ulaşmış. Bu ne demek oluyor? Saldırılar önce iki kat 2.25 katken, 4 kat seviyesine yükselmiş. Bugün siber saldırıların sayılarında nispeten bir azalma mevcut olmakla beraber hala 15 Temmuz seviyesinin üzerinde devam ediyor. Türkiye olarak bu saldırıların erkenden görüp, üst düzey tedbir alıyoruz, ama bunun sürdürülebilir hale gelmesi lazım, kurumsallaşmasının daha da arttırılması lazım. Küçük ekip, amatör ruhlu, heyecanlı bir ekip efendim HAVELSAN’da çalışıyor, BTK’da çalışıyor, USOM’lar var, SOME’ler var, tedbirler var, ama saldırının boyutu o kadar büyük ki bu organizasyon yeterli olmuyor, ama her şeyden önemlisi kurumların zihinsel dönüşümünün gerçekleşmesidir. Şimdi bilişim, bilgisayar, iletişim deyince efendim işte Bilişim Daire Başkanlığımız var daha ne olacak? Bir sürü adamlarımız var. Onlar bilgisayarın tozunu almak, çalışmayınca efendim fişini çıkarıp takmak, resetleyip yeniden harekete geçirmek bunlar ayrı şeyler, bunlar mekanik işler bakım, tutum işleri, ama biz bundan daha fazlasını yapmak zorundayız. Bir saldırı olduğunda BTK’dan alarm verildiğinde herkes ne yapacağını biliyor olması lazım. Sistemin açıklarının mutlaka kapatılması lazım. Yani binlerce bilgisayar siz bilgisayarım var elimde şifrem de var bir şey olmaz kim ne yapacak diyorsunuz binlerce bilgisayar başkasının emrinde haberiniz bile yok. Sizin telefonunuzdan alıyor, konuşuyor, adam terör faaliyeti yapıyor, günün birinde polis, savcı gelince şaşırıyorsunuz bunlar mümkün, bunların önüne geçecek iş siber güvenlik altyapısının geliştirilmesidir.
Bilindiği gibi Siber Güvenlik Kurulu oluşturuldu, yasal altyapısı yapıldı ve 2016-19 eylem planı da hazırlandı. 7/24 esasına çalışan siber olaylara müdahale merkezi USOM üzerinden operasyonel siber güvenlik faaliyeti başladı. Şu anda 528 kurum da siber olaylara müdahale ekibi var, üniversitelerde, yüksek lisans, doktora programları yapılıyor, yasal düzenlemeler icap ettiğinde yapılmaya da devam edecek. Diyelim ki, bu yasal düzenleme yetersiz kaldı, daha da geliştirilebilir bu da bizim Meclis’imizin işi, Meclis’imiz de her zaman memleketin menfaatine olan işlerde gereken katkıyı veriyor.
Kasım ayında yürürlüğe girdi bu kanun, buna göre BTK idari yaptırım da uygulayabilecek. Bundan sonra tıpkı önleyici hekim uygulamasında olduğu gibi siber saldırılar gerçekleşmeden önce önlem alınabilecek, çok önemli. Burada çünkü olay olduktan sonra saniyelerde oluyor telafisi mümkün değil. Yani diyelim ki, bir paylaşım yapıldı birkaç saniye içerisinde yüz binlere ulaşıyor, siz ondan sonra tedbir alsanız ne olacak? O da ona haber veriyor, o da ona haber veriyor böyle exponansiyel bir şekilde hop yayılı veriyor, tahribat oluyor, ondan sonra tedbir alıyorsunuz mesele o değil. Mesele izlemek ve önlem almak. Verify monitoring gerekli tedbirleri yapmak. Bunları yapmadığımız müddetçe 7 gün 24 saat her saniye güvenlik içerisinde olamayız, güven içerisinde olamayız. İşte bunun yollarından biri veri merkezlerinin topraklarımızda olmasıdır ve bilginin elimizin altında olmasıdır. Bilgiye sahip olursak, bilgiyi üretebilirsek bilgiyi gerektiğinde güç olarak kullanabilirsek o zaman biz başkalarının önünde daha dik dururuz. Menfaatlerimizi, ülkemizin konularını daha gür sesle dile getirebiliriz.
Değerli katılımcılar, şüphesiz konu çok geniş, ama bugünkü konunun ana teması bilişim ve demokrasi. Hiç şek ve şüphe yok bilişim, demokrasi, at başı gidiyor, şeffaflık içinde buna ihtiyacımız var, hesap verilebilirlik içinde buna ihtiyacımız var, ekonomimizin gelişmesi için de buna ihtiyaç var. Bakın bilişim de bir birim yatırımınınız getirisi 25 1’e 25. Pamuk ekiyoruz, tütün var, buğday var, tahıl var, domates var bunlar harcı alem ürünler herkes yapıyor. Akıl terini kattığımız her ürün, fark yarattığımız her ürün bize avantaj sağlıyor, bir adım öne geçmemizi sağlıyor. Onun için bundan sonra mutlaka araştırma, geliştirme, yeni ürünler, milli ve yerli ürünler. Bu sadece cari açığımızı kapatmak için söylemiyorum, milli güvenlik açığımızın da kapatılması için buna ihtiyacımız var. Başkasının aklıyla ürettiğimiz ürünler bizim değil, onların ürünleridir. Onlarla aramızdaki ilişkiler bozulduğu zaman geçmiş olsun. Biz bunu Kıbrıs Harekatında yaşadık, bak şimdilerde de terörle mücadele DEAŞ’la, DHKP-C’yle, PKK’yla, YPG’yle, PYD’yle mücadelede önemli bir avantaj yakaladığımız bu sürede ambargo sesleri geliyor değişik ülkelerden. İşte Türkiye’yi sıkıştıralım biraz ambargo yapalım bunları görmemiz lazım. Onun için bundan sonraki hedefimiz her bakımdan kendi kendimize yeterli olacak adımları atmak olmalıdır.
Evet, 2017 iki şey madem bilişim, iletişim yılı ilan ettik iki şeye yoğunlaşmamız lazım. Bir, akıl yollarının kapasitesini arttırmamız lazım. Benim hep söylediğim bir laf var kara yolunda hız felakettir, internette hız berekettir. Burada hızı arttırabildiğimiz kadar arttıralım hiçbir zararı yok, çok büyük faydası var, çünkü internet üzerinden daha fazla iş yapacağız. Sağlıkta, eğitimde sanayide, sanatta, kültürde, tarımda, hiçbir alan yok ki internet olmasın, yaşamın bir parçası. 2004’te internet öyle bir şey ki çaya, çorbaya limon nasılsa öyle bir şey derdim, o artık geride kaldı. O anlaşıldı, şimdi daha farklı şeyler; yapay zeka, yani internetin bir sonraki adımı insanlar kafalarında ne planlıyorlar geleceğe yönelik, onu bile çözmeniz mümkün. Şimdi bakın, bir konuya, bir bilgiye erişmek istiyorsunuz, hemen ilgili kelimeleri yazıyorsunuz arama motorundan pat diye her şey geliyor önünüze. Onunla da kalmıyor, diyor ki; aşağıda şunları da okuyun, onlar da faydalı olur diyor, bir de özet veriyor. Yani bütün evveliyatını önünüze getiriyor. İnsan hafızasının bu kadar bilgiyi aynı anda tutması mümkün değil, tutsa da bu sefer verimliliği düşer. Asıl yoğunlaşması gereken konuları unutur. O yüzden arşivi bilişime bırakalım, günceli kafamızda tutalım. Bu da zihinsel dönüşümle olur. Bilişime, bilgiye erişimde gerekli aşinalığı, gerekli şeyi sağlamakla olur. Onun için yurdun 278 bin kilometre internet bilişim ağımız var, bununla övünemeyiz. Tamam, 80 bin kilometreden geldik buraya, bir merhale, ama bu fevkalade mütevazıdır. Gelecek ihtiyacımız açısından burada operatörlere çok açık bir şey söylüyorum. Burada kıskançlığı bırakın, geç kalıyoruz, çok zaman kaybettik. Kardeşim, bu yollar hepinizin. Yol altyapıdır, üstünde istediğiniz işi yapın, istediğiniz kadar rekabet edin, istediğiniz kadar fark oluşturun, ama yol için kavga etmeyin. Bırakın yol ortak değerdir, ortak ihtiyaçtır, yolu beraber yapalım, herkes burada üzerine düşen görevi yapsın. Bu yönde ciddi bir anlayış birliğine geldiğinizi gördüm. Ulaştırma Bakanımız bugün bizimle beraber değil, sebebi; bütçesi var. Ama konuları biliyor, o bu konuları takip edecek; bir, bu.
İkincisi de; az önce de söyledim, yerli, yerlileşme. Yazılım başta olmak üzere, donanım da dahil olmak üzere yerlileşme ve millileşme hamlesine hız vermemiz gerekiyor. Milli teknolojinin üretimini destekleyeceğiz, bilişim ekonomisini çok daha büyüteceğiz. Şimdi Türkiye’nin potansiyeline göre bilişimle ilgili ciromuz çok fazla değil. Yani 80 milyar bir şey değil, para değil. Türkiye’nin kapasitesi, Türkiye’nin kaynağı bunun çok çok üzerinde. Ülkemizde bilgi işlem teknoloji yatırımlarına harcanan paranın çok önemli bir bölümü, kullanılan yabancı yazılım platformlarına, lisanslara veya donanımlara gidiyor. Bu konuda büyük yatırımlarımız var, fakat bu paranın büyük bir kısmı yerel sektöre, yerli işletmecilere kalmıyor. Kısacası, katma değerli yatırım gerçekleştiremiyoruz ve yerel sektörlerimiz değil, daha çok yabancılar kazanıyor, hem de neredeyse hiçbir şey yapmadan kazanıyorlar, çünkü akıl onda, para da bizde, aklı olan parayı alıyor. Bizde akıl daha fazla var, ama o aklı önemli olan doğru yere kanalize etmek. Artık bunu değiştirelim, bunun zamanı geldi. Bırakın bireysel rekabeti, bırakın küçük hesapları, ülkemizin milli güvenliği için, ülkemizin refahı için, ülkemizin kalkınması için gücümüzü birleştirmemiz lazım. Destek bizden, her türlü bilişimle ilgili desteği verecek araçlarımız var, ama siz aranızda rekabetten vazgeçin, paylaşım yapın, işbirliği yapın. Tamam, ben projeyi çalışıyorum, sen de şu projeyi çalış. Bunun için kural koyamayız, ama bunu siz başarabilirsiniz. Aranızda işte böyle sivil toplum örgütleri bir araya gelin, burada bir centilmenlik anlaşması yapın. Bir iş çıkacak, herkes oraya saldırıyor. Ya iş çok kardeşim, sen bunu yap, öbürü de onu yapsın, oluşturun 50 tane firma hakikaten yetkin, bunlar bu işlerle görevlendirilsin. Bunun bir de güvenlik yanı var, her firmayla iş yapamayız ki, emin olmamız lazım. Yaptığı işin yarın bir gün başımıza dert olmayacağından emin olmamız lazım. Bu konuda TÜRSAT, her türlü koordinasyonu yapabilir, elinde imkan var, burayı oturun çalışın bir esasa bağlayın arkadaşlar. Çözemediğiniz iş varsa biz de buradayız, her türlü desteği vereceğiz. Yeter ki bu işte zaman kaybetmeyelim, artık daha az konuşup daha çok sonuç alma zamanı diye düşünüyorum.
Sözlerimi biraz uzattığımın farkındayım, toparlamak gerekirse; efendim, önce bu kurultayın yapıldığı tarih, tarihi de kapsayan İnsan Hakları Demokrasi Haftası, bu da çok anlamlı. İnsanlar arasındaki çözüme, ülkelerdeki sorunların ortadan kaldırılmasına bir vesile olmasını diliyorum.
Bu kurultayı düzenleyen Türkiye Bilişim Derneği, kurultaya katkı sağlayan bütün destekçi kuruluşlara, başta Sayın İlker Tabak ve Yönetim Kurulu üyeleri olmak üzere gösterdikleri gayret için de teşekkür ediyorum.
Kurultayımızın başarılı olmasını diliyor, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.
Sağ olun, var olun.