Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odasindaki konusmasinin tam metni

 

İlk önce Afyon’da bu kararı verdik, 14 Ağustos’ta 2001’de Afyon’daydık, bu kutlu yürüyüşü Afyon’dan başlattık. O bakımdan Afyon’un AK Partini hatırlarında, gönlünde ayrı bir yeri var, bunu ifade etmek isterim.

O günden bugüne geçen 14 yıl içerisinde, 15 yıl içerisinde AK Partiye Afyon sürekli destek verdi, hem de Türkiye ortalamasının çok üzerinde destek verdi. En son Cumhurbaşkanı oylamasında yüzde 65’i bulan bir destek verdi, 1 Kasım’da yüzde 64’e yakın bir destek verdiniz, bunlar Türkiye ortalamasının 15 puan üstünde destek anlamına geliyor. O bakımdan hepinize çok teşekkür ediyorum.

Bugün aslında bir şey daha öğrendik, Afyon birçok özelliğinin yanı sıra, mutluluk sıralamasında da Türkiye’nin ikinci ili olarak yer alıyor, yani insanlarının mutlu olduğu, samimi olduğu, bugün sokaklarda bunu gördük zaten, çok büyük bir samimiyet, çok büyük bir sevgi. Doğrusu bunu görünce, ülkemiz insanına, Afyonlu hemşehrilerimize olan sorumluluğumuzun daha da arttığını idrak ettik, anladık.

Değerli arkadaşlar, Ticaret Odası Başkanımız, sizin evladınız, Bakanımız Veysel Hocam ve Gümrük Ticaret Bakanımız aslında kısa kısa konulara değindiler. Benim önümde de birçok not var, Afyon yatırımları, Afyon’un projeleri, talepleri, bütün bunların detaylarına girip vaktinizi almak istemiyorum, biraz daha genel konulardan bahsetmek isterim.

Ülkemiz 2016 yılı içerisinde ciddi sınamalardan geçti, yani 2016 boyunca sürekli bir yandan terörle amansız bir mücadele verirken, bölücü teröre karşı millet olarak bütün gücümüzle mücadele ederken, bir yandan da 15 Temmuz FETÖ bölücü terör örgütüyle yüzleşmek zorunda kaldık. Aslında bu terör örgütünün varlığını biz AK Parti olarak bütün siyasi partilerin itirazlarına rağmen 17 Aralık 2013’ten beri yüksekle başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere dile getiriyorduk, bu konuda toplumu tabiri caizse uyarıyorduk, farkındalık yapıyorduk. Ancak ne yazık ki o tarihlerde bunu pek ciddiye almadı siyasi muhataplarımız ve bunu AK Partinin bir kişisel meselesi gibi görmeye başladılar, hatta Cumhurbaşkanımızın şahsına indirgeme yolunu seçtiler, ama zaman ne yazık ki bizi haklı çıkardı, yani ülkemiz bu devirde böyle darbe gibi artık çağ dışı bir olayla yüzleşmek zorunda kaldı. 

Şehitlerimiz var, gazilerimiz var, gerek vatanın savunmasında, gerek darbenin savuşturulmasında hayatını koyan vatandaşlarımız var. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Gazilerimize hayırlı ömürler diliyorum, onlar bizim geleceğimizin, bağımsızlığımızın sigortasıdır, onlar bizim şeref madalyamızdır. Şehitler bütün vatandaşlarımızın, hepimizin gönlünün en müstesna yerindedir. 

Değerli iş adamları; açıkçası iş alemi 15 Temmuz’da bütün vatandaşlarımızın yaptığı gibi üzerine düşen görevi en iyi şekilde yaptı. Bütün imkanlarımızı seferber ederek istikrar için, bayrak için, birlik için, kardeşlik için meydanlara indik, meydanları teröristlere teslim etmedik, bu büyük bir olay. Bu aslında dünyada hiçbir milletin bugüne kadar başardığı bir iş değil, silaha karşı bedenini siper ederek ülkeyi kurtaran, rejimi kurtaran, demokrasiyi savunan ve böylesine kanlı bir darbeyi adeta darbecilere darbe vurarak ortadan kaldıran bir millet yok. Onun için hakikaten aziz milletimizle iftihar etsek, övünsek azdır.

Değerli kardeşlerim; ekonomi bütün ülkeler için önemli, ama ülkemiz için çok daha önemli. Bulunduğumuz konum, yaşadığımız şartlar itibarıyla ekonominin herhangi bir duraksaması, tereddüt geçirmesine müsamaha edemeyiz, çünkü etrafımızda muazzam bir iç karışıklık var, Suriye’de, Irak’ta maalesef iç savaş tüm hızıyla devam ediyor, diğer yandan oralardan etkilenen ülkemizin de bölücü terör, DEAŞ terörü ve bir yandan da üstüne üstlük FETÖ’cü terörle ciddi bir algımız var. 

Terör algısının ülkede gündemi işgal etmesi der demez, hayatı da olumsuz etkiliyor. Yani bütün ekonomik göstergelerimiz, her şeyimiz birçok ülkenin çok çok ilerisinde olmasına rağmen, risk sıralamasında maalesef birtakım siyasi mülahazalarla, önyargılarla Türkiye’yi de risk grubunda istemediğimiz, hak etmediğimiz bir yerde göstermeye çalışıyorlar, bunu da biliyoruz. Bütün bu şartlar içerisinde şikayet etmek konumunda değiliz, biz çözüm üretmek, sorunun parçası değil, çözümün öncüsü olmak zorundayız, bunu da birlikte yapacağız. AK Partinin en önemli vasfı, ortak akıldır. Ortak akıl nasıl oluşuyor? Konuşuyoruz, görüşüyoruz buradan talimatlar yağdırmıyoruz. Diyoruz ki, iş alemiyle, STK’larıyla, vakıflarıyla, çalışanıyla, emeklisiyle, memuruyla biz bir bütününüz, hep beraber birlikte Türkiye’yiz. Dolayısıyla biz Ankara’dan her şeyi sizin için en iyi şekilde yaparız, sizin görüşlerinize, fikirlerinize ihtiyacımız yok tarzında bir anlayış içerisinde ülkenin sorunlarını çözemeyiz, dolayısıyla beraber olacağız, tasada da beraber olacağız, sevinçte de beraber olacağız. Bu bir kere, yani Afyonkarahisar’ın bu mutluluk iksiri Türkiye’nin her tarafına yayılması lazım, bunun sırrını siz biliyorsunuz. 

Yani ülkemizde moralleri bozmaya çalışan yeterince çevreler var. Bizim amacımız, moralleri daha da bozmak değil, moralleri yükseltecek bir sorumluluk anlayışı içerisinde hareket etmek. 

Yenikapı ruhu diyoruz, Yenikapı ruhunun anlamı ne? Hatırlayın o darbe gecesini, orada rozetler bir kenara bırakıldı, ideolojiler terk edildi, kendi kimliklerimizi bir tarafa bıraktık, neyi ön plana aldık? Bayrağımızı ön plana aldık, bağımsızlığımızı ön plana aldık, milletimizin geleceğini, çocuklarımızın istikbalini düşündük ve yollara koştuk, iyi de yaptık ve büyük bir kahramanlık destanı yazdık. Batılılar bu darbenin nasıl yok edildiğini bir türlü anlayamadılar, kabul ede etmediler. Darbenin olduğunu düşündüler, yayınlarını bir müddet devam ettirdiler, sonradan birileri uyardı, ya darbe olmamış, darbeciler darbeyi yemiş deyince yakayı ele verdiler, bu sefer başladılar, efendim, bu darbecileri de fazla hırpalamayın, bunlara da iyi muamele yapın demeye başladılar. Ve hatta bir adım ileri gittiler, efendim, neden bu darbe başarısız oldu? 10 tane altın kural, bir daha sefer darbe yaparsanız dikkat etmeniz gereken kurallar şunlar şunlar şunlar olmalı diye böyle yayınlar yaptılar, yüzkarası. Demokrasinin merkezi, beşiği diye … payelenenler maalesef bu olayda suçüstü yakalanmıştır. Neyse, onlar kendilerine yakışına yaptı, ama biz gerçek dost kim, kim değil bunu anladık.

Bakın bu millet çok asil bir millet, sadece darbecilere darbe vurmadı, aynı zamanda ekonomi üzerindeki oyunları da bozdu. Darbe oluyor, darbe sonrası ekonomik göstergelerde normal olaylardaki kadar bir dalgalanma oluyor. Yani Rusya’yla uçak krizindeki yaşadığımız ekonomideki göstergelerdeki oymanın daha altında. Merkez Bankamız piyasaya para verme ihtiyacı duymadı, Pazartesi açıldı, Cuma darbe, Pazartesi her şey saat gibi işledi, bankalar çalışıyor, alış verişler devam ediyor, normal hayat gündüzün devam ediyor, akşamleyin çoluk-çocuk, büyük-küçük herkes meydanda, demokrasi nöbetleri devam ediyor. Böylesine müthiş bir dünyaya karşı birlik, beraberlik görüntüsü verdik. Siyasi parti liderleri, Cumhurbaşkanımız biraraya geldik, Yenikapı’da 5 milyon vatandaş biraraya geldi, birliği gösterdi, bütün Türkiye’de aynı anda meydanlarda insanlar toplandı, 10 milyondan fazla dünyaya inat Türkiye’de birlik, beraberlik, kardeşlik bozulmaz, kimse de bunu başaramaz, bu mesajı verdik. 

Bizim beklentimiz ve ümidimiz, bu birlik, beraberlik ruhunun devam etmesidir. Zaman zaman bu ruhu zedelemeye çalışan faaliyetler görüyoruz. Efendim, işte mağdurlar var, mağdurlar oldu. Kardeşim, mağdur da, 241 şehit ne olacak, bunun yakınları ne olacak? 2194 gazi var, bunlar ne olacak? Milletin hayallerini yıkmaya çalışan, 79 milyonun yaşadığı travma ne olacak? Bunlar mağdur değil mi? Benim yaşındaki torunum geceleri hala uyku uyuyamıyor. O gece bana diyor ki, dede, bunlar bizim askerimiz değil mi, niye insanları öldürüyorlar? Bunun cevabını bunlar vermek zorunda, bu işe kalkışanlar bunun cevabını vermek zorunda. Mağdur edebiyatın bir kenara bırakalım, herkes yaptığının hesabını verecek, yağma yok, verecek hesabını ki bir daha böyle bir işe kalkışmasın. Şimdi yargı işine bakıyor, Türkiye bir hukuk devleti, gereğini yapacak, mevcut kanunlar tahtında gerekli hükümler verilecek, cezalılar cezasını çekecek. Bunun için, yani bu mağdur söylemlerinin de bir temeli yoktur, bu da FETÖ terör örgütünün ayrı bir algı operasyonudur, buraya da lütfen dikkat edelim.

Şimdi değerli arkadaşlar; ekonomimiz dünyada 2009’dan beri devam eden küresel krizin bütün yıkıcı etkilerine rağmen büyümeye devam etti. 27 çeyrek boyunca kesintisiz büyüyen dünyada başka ülke yok, Çin, Hindistan’ı saymıyorum, Çin, Hindistan ayrı bir bahis, bu şekliyle Avrupa’da OECD içerisinde Türkiye her zaman büyümede bir numara. Dolayısıyla bu sene yaşadığımız olaylardan dolayı büyüme istediğimiz şekilde olmadı, 3-3,5 arasında kapanmasını bekliyoruz yılın, Orta Vadeli Planda da 3.2 olarak öngördük, 2017’de 4.4, 18’de 5, 19’da 5 şeklinde büyüme tahmin ediyoruz. Büyüm olmayınca ülke kalkınmaz, istihdam olmaz, yeni fabrikalar, yeni iş alanları olmaz.

Ben buradan finans çevrelerine söyleyeceğim bir şey var; Türkiye’de sanayide sıkıntı yok, tecrübe birikimi haddinden fazla, insan kaynak kapasitesi haddinden fazla, teknoloji derseniz her türlü teknolojiye sahibiz, ama finansman noktasında bu değerlendirme kuruluşlarının ve bankalarımızın dış partnerlerinden kaynaklı bir tereddüt var. Bu, haksız bir tereddüt, aşırı ihtiyatlı hareket ediyorlar, bu da bizim ekonomimize, büyümemize, gelişmemize zarar veriyor. 

Bakın bankacıları buradan uyarıyorum; lütfen reel sektörün sesine kulak verin kardeşim. Tefeciliği bırakın, gerçek ekonomiye dönün. Yarın, bir gün ekonomiye kaynak aktarmaya çalışacaksınız, ama geç olacak. Duyduğunuz her haber üzerine, aman biraz daha teminatları arttıralım, biraz daha faizleri artıralım, bu akıllı insan işi değil. Yok etmeyi değil, yaşatmayı hedef alın. Ya bunu kendiliğinizden yaparsanız ya da bunu size yaptırırız arkadaş. Fırsat ekonomisine asla ve asla müsamaha edemeyiz. Faktöring şirketleriyle aranızda sizin bir fark olması lazım, siz ekonominin bir parçasısınız. Onun için bankalarımıza bir kez daha buradan çağrı yapıyorum, lütfen daha uzun vadeli, daha kalıcı projelere destek verin, dedikodularla hareket etmeyin, yeniden yapılandırmalarda fırsatçılık yapmayın, ekonomiyle ilgili zerre kadar sıkıntımız yok, bütün göstergelerimiz en güçlü ülkelerinkinden daha iyi kardeşim. Hangi ülkeyi alırsanız alın, başka ülkelerin borç oranlarına bakın, milli gelirinin iki katından fazla borcu var, adamların risk primleri bizimkinden düşük. Cari açığı, bütçe açığı, bütün göstergelerde meşhur Avrupa Birliği’nin Maastricht Kriteri diye bir şey kalmadı, hepsi darmaduman oldu. Bizimki onların hepsinin üzerinde, sermaye yeterlilik oranları yüzde 15’in üzerinde, yüzde 8’in altında birçok ülkede, ama buna rağmen bakıyorsun faiz oranları, o maliyet, bu maliyet, yüzde 15’lere, yüzde 16’lara kadar çıkıyor, yani faizle faiz oranları, politika faizleriyle iki kat fark, izah edilebilir bir şey değil. Bu bir spekülatif kazançtır, bunun bilinmesi lazım. Sizin kazanmanız ülkenin geleceği için tek başına bir şey ifade etmez. Ülkenin kazanması için siz az kazanacaksınız, sanayiciye, iş adamına, tarıma, hayvancılığa, bütün alanlara kaynak aktaracaksınız. 

İşin kolayına kaçıyorlar, işte 3 kat teminat, 5 kat teminat, olmadı, bir şey ödemedi, tekrar bu sefer krediyi geri çağırıyor. Ya kardeşim, bakın yapılandırma getirdik, işte tüketici kredilerinde 36 aydan 48 aya, 72 aya kadar. Ne var? Şimdi uygulanan faiz oranları belli, buraya gelince fırsat bu fırsat, iki katına, üç katına çıkararak; ne o? Vatandaşa iyilik yapıyorum. 1 lira borcunu 3 liraya çıkarıp yapılandırıyorsun, bu bir fırsatçılıktır, bunun başka hiçbir izahı yok; bundan vazgeçmeleri lazım. Bu bahsi biraz uzun tutuyorum, bu önemli. Yani Türkiye’nin ekonomisinin görünümüyle bankaların görünümü örtüşmüyor, iş aleminin duruşuyla bankalarımızın duruşu birbiriyle uyuşmuyor, bu da Türkiye’ye yakışmıyor. 

Bu arkadaşların hepsini toplayacağız, bir kez daha uyaracağız. Bizim de yapacağımız, elimizde araçlarımız var, ama biz istiyoruz ki ekonomi kendi kurallarıyla çalışsın. Serbest ekonomi, tamam, arz-talep dengelesin, işler kendi kendine yürüsün; bu birinci tercihimiz, olursa böyle olur, olmazsa bizim de kendimize göre araçlarımız var, tedbirlerimiz var.

Ülkenin genel şartları olumsuza giderse, bankalar çok kazanırsa neye yarar, ne yapacaklar? Onlar burada yaşamıyor mu? Turşusunu mu kuracak paranın? Onun için her zaman yanınızdayız, gerçek ekonominin yanındayız. 

Biz Hükümet olarak tarafız, üretimde tarafız, istihdamda tarafız, ihracatta tarafız. Orada da yanımız alın terini, akıl terini ortaya koyan siz iş adamlarımız, sanayicilerimiz. Yaptığınız her fabrika, açtığınız her iş yeri yeni iş alanı demek, yeni istihdam demektir. Yeni istihdam demek, ülkenin huzuru, kardeşliği demektir, terörün azalması demektir. Terörü körükleyen istismardır, doğuda, güneydoğuda yıllardır neyin istismarı yapılıyor? Efendim, burası kalkınmıyor, burada iş yeri yok, burada şu yok, bu yok, terör örgütü sürekli bunun istismarını yapıyor. Ama terör örgütüne rağmen biz doğu ve güneydoğuya 14 yılda pozitif ayrımcılık yaptık. Nasıl diye sorabilirsiniz, gidin, Afyon’un hangi yolları varsa Van’ın daha fazla yolu var, aynı hastaneler orada var, aynı okullar orada var, fazlası var eksiği yok. Neye rağmen var? O şantiyeleri yakıyorlar, makineleri yakıyorlar, işçileri kaçırıyorlar, buna rağmen var. Alçaklar daha geçen gün Şırnak-Van yolunu yapan müteahhidin makinelerini yaktılar, 5 tane de askerimizi şehit ettiler o yol güvenliğini alan. Ondan sonra da dönüyorlar diyorlar ki, devlet buraya bakmıyor, devlet sizin işlerinizi görmüyor. 

Yüksekova Havaalanı, 99 kere, o havaalanını yaparken şantiyeyi bastılar 99 kere, makineleri yaktılar, işçileri kaçırdılar, 2 sene geciktirdiler, Sonunda açtık, onların siyasi uzantıları en önce onlar atlayıp uçağa geldiler. Bizim kaderimiz, köprü yapacağız, karşı çıkarlar, en önce karşı çıkanlar geçer. İzmir’e Konak Tüneli yapıyoruz, yaygara, gürültü, patırtı, en önce onlar tünelden geçiyorlar, böyle de bir huyları var. İstemezük istemezük, olunca da kimseye sıra vermezler. Kullansınlar canım, itirazımız yok. 

Bakın, Türkiye her alanda arkadaşlar mucize gerçekleştiriyor, hiç tevazua lüzum yok. Dünyanın en büyük havalimanını yapan ülkenin adı Türkiye’dir, 5 para da bütçeden kullanmadan. 10,5 milyar euro yatırım yapılıyor, 25 yıl işletecek, her yıl da 1 milyar 50 milyon avro kira verecek, 25 yılın sonunda da 200 milyon kapasiteli dünyanın en büyük havalimanın 2,5 katı, bonus olarak geri verecek; iş böyle yapılıyor. Onun için Gezi olayları başlattılar sırf o havalimanını yaptırmamak için, sırf Yavuz Sultan Köprüsünü yaptırmamak için, Osmangazi Köprüsünü yaptırmamak için, Avrasya Tünelini yaptırmamak için, Kanal İstanbul’u geciktirmek için. Ama ne yaparsa yapsınlar, biz doğru bildiğimiz yoldan sapmadık bugüne kadar, sapmayacağız. 

Afyon, az önce söylendi, 14 milyar yatırım yapmışız, daha şu anda mevcut başlamış projelerin tutarı da 3,5 milyar arkadaşlar, 3,5 milyar. Bunlar ne anlama geliyor ben size söyleyeyim. Sadece İstanbul Atatürk Havalimanı 10,5 milyar avro, Türkiye’nin 2050’deki gayrisafi yurt içi hasılasından fazla. 

2050’yi yanlış söyledim. 2050’ye büyük hedeflerimiz var. Allah nasip ederse, biz görmezsek yavrularımız görür, ama 2050’de Türkiye bambaşka bir yerde olacak, bambaşka. 

Her 15 yılda 3’e katlıyor, geriye kaldı iki 15, 3-3 6 kat daha gidecek, yani Türkiye o zaman dünyadaki adaletsizliği de önleyen, küresel barışı da sağlayan ülkelerin arasında yerini alacak. Bunun şartı, birlik, beraberlik, kardeşlik. Birbirimizin farklılıklarını zenginlik olarak göreceğiz, birbirimizin düşüncelerine, inançlarına azami ölçüde saygı duyacağız. Din, mezhep, bunlar bizi ayrıştıran değil, bizi birleştiren şeyler olması lazım.

Değerli arkadaşlar, din buraya geldiği zaman kavga başlar, din burada olması lazım, başımızın üzerinde, erişilmez bir yerde olması lazım, ağzımıza indi mi o zaman felaket, sorun başlar. İşte Irak’a bakın, işte Suriye’ye bakın, öldüren de Allah diye öldürüyor, ölürken de Allah diye bağırıyor, bir de Müslüman olduklarını söylüyorlar. Ne Müslümanı, deccal bunlar deccal. Mezhep meselesi çok tehlikeli bir iştir, eğer bu mezhep işini önleyemezsek bölgede büyük bir felaket olur. Bizim ülkemizde hiç Yezid isminin kullanıldığını bilir misiniz, hiçbir bir yere Yezid adı verilir mi? Bizim camilerimizde bakın levhalara, Allah, Muhammed, Ebubekir, Osman, Ali, Hasan, Hüseyin diye devam eder, bizde öyle Şii, Sünni ayrımı olmaz. Bizim için Ehlibeyt esastır, Yaradan esastır, Peygamberimiz esastır, onun sahabeleri, Ehlibeyti esastır. Hazreti Hüseyin vakasının en büyük mağduru Müslümanlardır. Onun için bu tehlikeli ayrışmaya da asla prim vermeyeceğiz. Irak’taki bizim feryadımız da budur. Diyoruz ki, burada tehlikeli bir oyun oynanıyor, burada bir mezhepsel çatışma teşvik ediliyor, bunu yapmayın. Bunun için gayret ediyoruz, bunun için biz de orada faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Değerli kardeşlerim; Afyon’a 14 milyar yatırım yapmışız, bundan sonra da daha çok yapacağımız şeyler var. Yani çok rakamlarla sizi boğmak istemiyorum. 54 kilometre bölünmüş yolu varmış Afyon’un, biz bunu 538 kilometreye çıkarmışız, 10 kat. Yani 54 kilometre nerede, 80 senede yapılan, 14 sene AK Parti iktidarında yaptığımız miktar 538 kilometre; işte fark bu, her şeyde bu.

Havaalanını yaptık, tamam, yeterince çalışıyor, çalışmıyor, o ayrı konu, onun için de kafa yormamız lazım, beraber kafa yormamız lazım. Sorunları dile getirmek yetmez, sorunların çözümünde de birlikte çalışmamız lazım, çünkü bu ülke hepimizin. Biz sizin adınıza, vekaleti, yetkiyi bize verdiniz, biz gayret ediyoruz, çalışıyoruz. Burada da yine birlikte hareket etmemiz lazım, sorunları çözümde de ortak davranmamız gerekiyor.

Bugünlerde gündemde bir başka konu var, anayasa. Anayasa konusunun ne faydası var iş alemine diye düşünmeyin. En büyük faydası iş alemine; niye? Çünkü anayasada sistem sorununu çözeceğiz, mevcut Anayasa darbelerden bu tarafa kısmi değişikliklere uğramakla beraber, maalesef iş aleminin, vatandaşın, milletin beklentisini karşılamıyor. Niye karşılamıyor? Çünkü yetki alanlarında çakışmalar var. Ne kadar güçlü iktidara gelirseniz gelin, hiç hesap etmediğiniz gizli ortaklarınız çıkıyor. Ne güzel güle oynaya geliyorsunuz Ankara’ya, seçim kazandık, iktidar olduk, ondan sonra kafayı birisi uzatıyor, hoş geldiniz, ben yeni ortağınız filanca; gülmeyin, böyle. Geldiğimiz ilk günden hemen peydah oldular, görünmez ortaklar. Hani iş aleminde de gizli ortaklar diye laf vardır ya, onun gibi, gizli ortak.

Kardeşim, sen gittin sokakta terledin mi, vatandaşın derdini dinledin mi? Nereden çıktı? 14 sene hem bu vesayet odaklarıyla mücadele ediyoruz, hem de ülkemizi kalkındırmak için çaba gösteriyoruz. Bu bazen, hatırlayın 27 Nisan elektronik muhtıra, cumhurbaşkanını AK Parti seçemez. Niye seçemiyor kardeşim? Yani şimdiye kadar böyle bir usul mü vardı? Koalisyon hükümetleri tutuyor kendi aralarında bir adam buluyor seçiyor da zor bela, 363 milletvekiliyle iktidar olmuş bir parti niye seçemiyor? Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde bu kadar yüksek oyla Cumhurbaşkanı seçimi olmamış. Ne o? AK Parti seçmesin. Kim verdi bu yetkiyi size? Millet vermedi, işte bu vesayet yetkisi. Ve o vesayete biz boğun eğmedik, dedik ki, bir dakika kardeşim, öyle mi, işte böyle, geldik vatandaşa dedik ki, siz seçin, oy verdikleriniz, gönderdikleriniz engel oldu, siz seçeceksiniz. Kriz çıkarmak da bize yakışmazdı, seçime gittik, referandum yaptık ve Cumhurbaşkanını halk seçti. Şimdi halkın yüzde 52 oyunu almış Cumhurbaşkanı, efendim, sen semboliksin, oturacaksın, ona karışma, buna karışma. Ne yapacaksın? Geleceksin seçim zamanı, biz sana yüzde 52 oy verdik, ne yaptın diye hesap soracaksınız. Anayasada öyle yazıyor, böyle yazıyor diyecek misiniz? Demeyeceksiniz, soracaksınız, çünkü millet ancak oy verdiğinden hesap soruyor. Ne hakimden hesap sorabilirsiniz, ne polisten, ne hekimden, kimseden hesap soramıyorsunuz, soracağınız tek yer siyasettir, doğru olan da budur. Biz de gelip size, efendim, bu işleri yapacaktık ama, yargı şöyle yaptı, ordu böyle yaptı, filancası böyle yaptı mı diyeceğiz. Bize diyeceksiniz ki, kusura bakma, bana maval okuma kardeşim, ben oyu sana verdim, onları halletmek de senin işindi diyecek misiniz? ("Evet" sesleri) Eee, o halde biz de bunu yapmamız lazım.

Yapacağımız iş, mevcut durumu anayasayla uygun hale getirmek, bu kadar basit; kıyamet koparıyorlar. Kardeşim, olmuyor, bir yerde halkın oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanı, bir yerde de Meclisten güç bela seçilen bir cumhurbaşkanına göre yazılmış Anayasa, bu aksaklığın, bu yanlışlığın düzelmesi lazım. Bu sefer bu noktada umut verici bir gelişme var. Neden var? Çünkü bu konuyu biz parti başkanlarıyla görüştük, özellikle 15 Temmuz ve sonrası gelişen Yenikapı ruhu aslında bu fırsatı veriyor. Bu noktadan hareketle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli de geçenlerde bizim bu düşüncemize benzer görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Dediği çok basit ve net, diyor ki, bu böyle yürümüyor, bunu Mecliste düzeltebilirsek biz düzeltelim, düzeltemezsek vatandaşın önüne getirecek işlemleri yapalım. O da nedir? Mecliste bu anayasa değişikliği gelsin, oylansın, gitsin millete, millet kararını versin ve bu gündemden kalksın, sürekli bunu konuşamayız ki. Ama bunun arkasında birçok konuyu çözmüş olacağız, yürütmeyi daha da güçlendireceğiz, Meclisi daha da güçlü hala getireceğiz, ciddi denetim pozisyonuna getireceğiz ve Türkiye’de artık o saatten sonra hiçbir şekilde parçalı bir iktidar olmayacak. Kim gelirse gelsin, güçlü gelsin. Türkiye’de güçlü tek başına iktidar olmazsa, Türkiye çok büyük tehditlerle karşı karşıya arkadaşlar. AK Parti şimdi gidiyor, ama AK Partinin de bir ömrü var, hadi 10 sene daha, 20 sene daha, sonrası ne olacak? O zaman partilere göre değil, sistemin kendi içinde istikrarı devam ettirecek bir modele geçmesi lazım, bu da başkanlık sistemidir. Başkanlık sistemi için biz AK Parti olarak teklifimizi getireceğiz, Meclise sunacağız, yüce Meclis kararını verecek, verdiği karar herkesin, bizim kabulümüz. Biz inanıyoruz ki, yüce Meclis bu değişikliği kabul edecek ve bu değişiklik sizlerin önüne gelecek, milletin önüne gelecek ve millet de nasıl uygun görüyorsa o kararı verecek.

Buradan Ana Muhalefet Partisine de çağrı yapıyorum, bir kez daha bu tarihi fırsatı ıskalamayın. Bu, siyasete olan güvenini de sorgular. Siyaset iddia işidir. Başkanlık olursa biz iktidar olamayız kabulüyle hareket edersen, siyasetin içinde olamazsın, siyasette iddia sahibi olacaksın. Kimsenin babasının malı değil başkanlık, çıkarsın anlatırsın, vatandaş ikna olursa seni seçer. Onun için biz istiyoruz ki, bütün partilerin uzlaşmasıyla; ama uzlaşamayacağımız bir parti var, onu söyleyeyim, biz onu parti olarak kabul etmiyoruz. Terörle kol kola girmiş, teröre lojistik destek yapan, her işini teröristlerle birlikte yapan, onların aklıyla hareket parti hariç, diğer partiler hepsi başımız, gözümüz üstünde yeri var. Çünkü onlar Türkiye’nin üniter yapısını, toprak bütünlüğünü, bayrağını, devletini, milletini kabul etmiyorlar, etnik siyasetin, bölücü siyasetin arkasına gizleniyorlar, onlarla bizimle işimiz olmaz anayasa konusunda. Ne zaman çıkarlar derler ki açıkça, biz terör örgütünü şiddetle kınıyoruz, terör örgütünü lanetliyoruz ve PKK’yla bizim işimiz olmaz, bunlar alçakça insanları öldürüyorlar, bunlar Türkiye’yi bölmeye çalışıyorlar, bunları çıkın söyleyin, o zaman bu fikrimizi değiştiririz. Ama hem milletin oyunu alacaksın, ben artık Türkiye partisi oldum diyeceksin, her tarafa gülücükler dağıtacaksın, saz çalacaksın, ondan sonra da bildiğini okuyacaksın, teröristlerle kol kola resim vereceksin, böyle yağma yok. Bu milleti bir sefer yanıltabilirsiniz, ikinci sefer yanılmadığını millet gördü ve 1 Kasım’da da gereken dersi verdi.

Allah’a şükür, bölgede yapılan terörle mücadelede milletimizin desteği tam, sonuna kadar destek veriyor, oradaki halk, yöredeki vatandaşlarımız da terör örgütünün baskısından, korkusundan kurtuldu, yollarını da ayırdı, bunu da söyleyebilirim. Sokağa çıkıyorlar, gösteri yapmaya çalışıyorlar, cenazeleri istismar etmeye çalışıyorlar, hiç kimseyi yanlarında bulamıyorlar, gidin kardeşim diyorlar, sizinle işimiz olmaz. 

Yaktı, yaktılar her tarafı, Nusaybin’e gidin, Şırnak’a gidin, İdil’e gidin, Silopi’ye gidin, Sur’a gidin, Cizre’ye gidin, Dargeçit’e gidin, her tarafı duman ettiler, şimdi bir de onları yapıyoruz. Bir senede 36 bin konut yapacağız, başladık yapılıyor, yolları yeniden yapıyoruz, binaları yeniden yapıyoruz, hepsini yaparız, ama önemli olan gönülleri yapmaktır, milleti birarada tutmaktadır; bizim derdimiz budur. PKK terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu yok, Kürtlerin PKK terör örgütü gibi bir sorunu var, bu sorunu da ortadan kaldıracak olan AK Parti iktidarıdır, bunun da inşallah üstesinden geleceğiz. 30 yıldır girilmeyen yuvalarına girdik, her tarafı, yurdun her köşesinde, her mağarada, nerede varlarsa bulup ortaya çıkaracağız, bunların kirli işbirlikçilerini de dünya aleme teşhir edeceğiz. Önümüze gelip, yanımıza gelip dost gibi davrananlar, yüzümüze gülenler, arkadan bunlara silah veriyorlar, yardım ediyorlar, destek veriyorlar, bunları da biliyoruz, günü gelince bunların hepsini de teker teker ortaya çıkartacağız.

Evet, zaman çok geçti. 

Sayın Başkan, değerli iş aleminin saygıdeğer mensupları; bugün Afyon’da bulunmamız sebebiyle sizlerle biraraya gelmekten dolayı büyük bir mutluluk duyuyorum. 

Konularınızı biliyoruz, sorunlarınızı biliyoruz. Veysel Hocam hem memleketin havasını, suyunu, yeşilliğini değiştirirken, geliştirirken, Afyon’un işlerini de takip edecek, aynı zamanda biz de gereğini yapacağız. Hiç merak etmeyin, Türkiye’nin imkan ve kabiliyeti her türlü sorunun üstesinden gelmeye yeter. Petrolümüz yok, doğalgazımız yok, ama altın değerinde insanımız var, insan kapasitemiz var, genç, dinamik, heyecanlı. Bunların hepsi tükenen şeyler, ama bu altın nesil Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır, onun için en büyük kaynağımız vatandaşımızdır, milletimizdir ve özgüvenimizdir. Türkiye artık, aman şunlar şöyle yaparsa, bunlar böyle yaparsa ne olacak diyen bir ülke değildir, kendi sorunlarını kendi yöntemleriyle çözebilecek imkan ve kabiliyete sahip bir ülke haline gelmiştir. Operasyonel gücümüz günden güne artmaktadır, daha da arttıracağız, ama sizlerle yapacağız bunu. Biz devlet olarak her işe burnumuzu sokmayacağız, güvenliği sağlayacağız, adaleti sağlayacağız, hatta eğitimi, sağlığı bile sizlere vereceğiz. Bu iki alanda devlet bütün varlığıyla olacak, diğer alanlarda da sizin önünüzü açmak için ne gerekiyorsa onu yapacak, böylece inşallah muasır medeniyetler seviyesine emin adımlarla ilerlemiş olacağız, sorunlarımızı torunlarımıza bırakmadan yolumuza devam edeceğiz. 

Teşekkür ediyoruz, sağ olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.