Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Almanya’da STK Temsilcileri Toplantisi’nda yaptigi konusmanin tam metni

 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İsveç’ten geliyor, İtalya’dan geliyor, Norveç’ten geliyor saatlerce yolculuk yapıyor niçin geliyor? İşte bizim farkımız bu. Bizim farkımız, vatan sevgisi, millet sevgisi ve yüreğimizdeki bayrak sevgisi.

Değerli kardeşim, Türkiye’nin ekonomisine geçmiş yıllarda yaptığınız desteklerle, gönderdiğiniz dövizlerle çok büyük can verdiniz, güç verdiniz bunlar asla unutulamaz. Çok şükür bugün Türkiye bir bölgesel güç, bir dünyada gittikçe itibarı artan bir ülke. Milyonlarca mazlumun yaralarını saran, onların hayata tutunmasını sağlayan ülkenin adı Türkiye. 3 milyon Suriyeliyi biz 5 yıldır misafir ediyoruz, ekmeğimizi paylaşıyoruz, onların hayata tutunmasını sağlıyoruz. İnsanlığın ölmediğini bütün dünyaya gösteriyoruz. Türkiye’nin bu yaptıklarını birçok ülke anlayamıyor, çünkü yetiştikleri değerler onlara bu imkanı vermiyor. Her şeyi makine olarak gören, her şeyi para olarak gören bir anlayışın başarılı olmayacağı 2009 dünya krizinde görüldü. İnsanı ihmal eden, insanı yok sayan, merkeze almayan anlayış iflas etti. Biz 15 yıllık iktidarımızda ne dedik? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Bu 619 yıllık Osmanlı’nın yola çıkarken ortaya koyduğu bir prensip, bugün daha da önemli hale geldi. Bölgemizde Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da, Tunus’ta, Kırım’da yaşananlar ortada. İşte Türkiye bütün bu karışıklıkların ortasında özgüveni yüksek bir istikrar adası ve buradaki mazlumlara, çaresizlere yardım etmek için seferberlik yapmış ve elinden gelen bütün gayreti gösteriyor.

Almanya’da, Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızla, evlatlarımızla ilgilenilmediği dönemler artık geride kaldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti artık oturduğu yerden gelecek haberleri yalnızca tatillerde kendisini ziyaret etmenizi beklemiyor. Bugün olduğu gibi bulunduğunuz yere sizin yanınıza geliyor, sizin sorunlarınızı çözmek, taleplerinizi yerine getirmek için canla başla çalışıyoruz. Bulunduğunuz ülkedeki hakkınızı hukukunuzu korumak artık bizim en öncelikli görevlerimiz arasında geliyor. Sizler burada Avrupa’da 5 milyonu aşan vatandaşlarımızın, çocuklarımızın velilerisiniz. Onların emanetlerini en iyi şekilde temsil edeceğinizden hiç şüphemiz yok. Sizler bizi, biz sizi asla ihmal etmeyeceğiz.

Geçen hafta sonu Antalya’da bir program yaptık. Bu programda ben gurbetteki, Avrupa’daki vatandaşlarımıza seslendim. Bu yaz daha önce Cumhurbaşkanımız yine bir programda sizlere seslendi, komşunu al bu yaz tatilini Türkiye’de geçir. Biz de dedik ki, memleketin hastasıyım böyle bir kampanya başlattık. Malum son 2-3 senedir Türkiye civarında, Suriye’de, Irak’ta yaşanan krizler dolayısıyla bazı ülkeler bunu bahane ederek Türkiye’de yeterince güvenlik olmadığı yönünde bir kara propaganda yayıyorlar. Bu aslında Türkiye’nin güvenliği olmadığından değil, bu turizmde bir adım öne geçmek için geliştirilen bir algı operasyonu bunu biliyoruz. Biz de diyoruz ki, terörün olmadığı bir ülke bize gösterin. Bir bakıyorsunuz bomba Berlin’de patlıyor, bir bakıyorsunuz Hamburg’da, bir bakıyorsunuz Paris’te, bir bakıyorsunuz Amerika’nın bilmem şu şehrinde burada her yerde terör var. Onun için diyoruz ki, burada Münih ne kadar güvenliyse İstanbul’da o kadar güvenli. Paris ne kadar güvenliyse Antalya’da o kadar güvenli. O yüzden değerli kardeşlerim, sevgili vatandaşlarım bu yaz inşallah bütün vatandaşlarımızı öncelikli olarak tatillerini memlekette geçirmelerini bekliyoruz, sıla-ı rahim yapmalarını bekliyoruz. Yalnız da değil, yanınıza eşini, dostunuzu, komşunuzu da alarak gelin Türkiye’nin o güzel havasından, güzel suyundan ve misafir sever atmosferinden komşularınızda yararlansın, etkilensin. Gelin düğünlerinizi Türkiye’de yapın, sıla hasretini giderin. Gurbetle memleket bir kez daha kucaklaşsın. Evet, sıla-ı rahim için hepinizi bütün vatandaşları bekliyoruz.

Sizler için geçtiğimiz yıllarda Yurtdışı Türkler Başkanlığını kurduk 2009 muydu? 2010’da. Yunus Emre Vakfını, enstitülerini açtık, şimdi de bu 15 Temmuz alçak FETÖ darbe girişiminden sonra dünyanın birçok yerinde bunların faaliyetlerini men etmek için Türkiye Maarif Vakfını kurduk. Bu Maarif Vakfının amacı, FETÖ okullarını almak ve bunların zararlı faaliyetlerine son vermek. Bazı ülkelerde bu operasyonlar hali hazırda yapıldı, bazılarında da görüşmeler devam ediyor. Buradaki hassasiyetimiz bellidir öğrencilerin günahı yok, orada okuyanların hiçbir kabahati yok. Bizim derdimiz, bizim hedefimiz bu okulları yönetenler, bu okulların sahipleri, Bunlar bulundukları ülkeye de zarar veriyor, Türkiye’ye ye de büyük zarar verdiler. Biz bunu Temmuz 15’de geçen yıl yaşadık, sizler takip ettiniz. Asker kılığına girmiş bu alçaklar milletin dişinden tırnağından artırıp verdiği vergilerle alınan uçakları, tankları, helikopterleri, silahları gasp ettiler ve vatandaşımıza maalesef yöneltmekten, onları şehit etmekten geri kalmadılar. Kurtuluş Savaşında bile saldırıya uğramamış Meclis’i bombaladılar.

Şimdi amansız bir mücadelemiz var bunlara karşı. Bir yandan PKK bölücü terör örgütüyle, bir yandan FETÖ terör örgütüyle, bir yandan da Suriye’den ülkemize sızan ve kanlı eylemler yapan DEAŞ örgütüyle 3 örgütle aynı anda mücadele ediyoruz. Dünyada bir ülke gösterin bakalım bırakın üç örgütü bir örgütle mücadele etmiş ve başarılı olmuş. Allah’a şükür son 1 senede bütün bu örgütlerin üstesinden geldik. Memleketimiz de eylem yapma kabiliyetlerini günden güne azaltıyoruz. Ama bu içeride işi kontrol etmek yetmiyor, kaynak dışarıda. Onların destekçileri var, sponsorları var bunu da biliyoruz. Ve dost bildiğimiz ülkelere diyoruz ki, bakın bunların sırtını sıvazlamayın bir gün gelir beslediğiniz yılan sizi de zehirler, sizi de yok eder. PKK terör örgütü Almanya tanıyor, İsviçre herhalde tanımıyor bildiğim kadarıyla. İyi tanıyorsunuz da gereğini yapmakta niye ağır kalıyorsunuz? FETÖ bir terör örgütüdür dolayısıyla, bu kadar insanın şehit olmasına, binlerce insanın gazi olarak kalmasına vesile olan bu örgütün mensupları maalesef burada kara propagandalarını, algı operasyonlarını rahatça yapabiliyorlar. Efendim, işte orada 1-2 basın mensubu, birtakım suçlamalardan dolayı sorguya çekildiği zaman kıyamet kopuyor. Peki, burada masum insanlar öldürüldü, onların davası 5 yıldır devam ediyor niye bitmiyor, niye bitmiyor bu davalar, tanıklar niye birer birer yok oluyor? Çiftte standardı bırakmak lazım. Terörle mücadele edilecekse kararlılıkla, birlikte, beraber olarak mücadele edeceğiz. Gerek Almanya’da gerek başka yerlerde biz şunu öneriyoruz vatandaşlarımıza: Bulunduğunuz ülkeye geçici olarak görmeyin. İlk kuşak geçiciydi, ama şimdi üçüncü, dördüncü kuşak artık buraya kök salmış vaziyette. O yüzden iyi donanımlı olacaksınız, entegrasyonu tam sağlayacaksınız, ama değerlerinizi kaybetmeyeceksiniz, asimile olmayacağız, entegrasyon tamam, ama asimilasyon yok. Hakkımızı, hukukumuzu mücadele ederek, kendimizi daha iyi eğiterek, daha donanımlı hale getirerek sağlayacağız. Bunun için ne gerekiyorsa Türkiye bunu yapıyor, Hükümetiniz bunu yapıyor, yapmaya devam edecek. Kulağımız, gözümüz burada.

Malum bir anayasa değişikliği sürecimiz var bu değişiklikte sizlerde Avrupa’daki vatandaşlarımız da söz sahibi, bunun tarihi 16 Nisan. 16 Nisan’da bir oylama olacak değişiklikler evet ile kabul, hayırla ret olacak. Karar tabi ki yüce milletimizin, sizlerin. Vereceğiniz karar ülkemiz, milletimiz için en güzel karar olacak başımız gözümüz üstünde de yeri olacak. Çünkü biz milletin kararının üzerinde hiçbir kararı bugüne kadar tanımadık. Türkiye’de millet iradesini yok etmeye çalışanlarla 15 yıldır mücadele ede ede geliyoruz. 2003 yılında iktidara başladığımız ilk günden itibaren vesayet odakları sürekli demokrasiyi kesintiye uğratmak, hızımızı kesmek, vatandaşa verdiğimiz vaatleri yapmamamız için her şeyi yaptılar. Biz ne yaptık? İnatta bir murattır dedik. Bize yetkiyi verin millet, milletten başka hiç kimse bu yetkiyi bizden alamaz. Elektronik muhtıralar, cumhurbaşkanlığı seçiminin yaptırılmaması 2007’de. 2009’da AK Parti en büyük parti iktidar partisine kapatma davası açılması ve daha sonra yargı darbe girişiminde bulunulması. Yetmedi Gezi olayları, yetmedi 17-25 Aralık, yetmedi zirvede FETÖ’nun silahlı darbe girişimi. Elhamdülillah hepsinin üstesinden Cumhurbaşkanımız liderimiz Tayyip Erdoğan’ın dik duruşuyla, milletimizin kararlılığıyla, Hükümetimizin dirayetiyle üstesinden geldik.

Değerli kardeşlerim, yapacağımız bu değişikliğin özü fazla uzattığımın farkındayım böyle hanım işaret ediyor kısa kes diye. Hanımefendinin sözünün üstüne de söz söylenmez yani. Bakan olabilirsiniz, başbakan olabilirsiniz, ama size de bir bakan var, size de bir başbakan var.

Şimdi değerli kardeşlerim, işin özü 2007’de 363 milletvekiliyle bu Meclis’e siz cumhurbaşkanı seçemezsiniz 367 icadı çıkardılar. Cumhuriyetin kuruluşundan beri hiç gündem olmamış böyle bir meseleyle karşı karşıya kaldık. Ne yapacağız kavga edecek halimiz yok. Dedik ki, her derdin devası millettir, millete soralım. Hemen erken seçim kararı aldık millet bizim oyumuzu arttırdı milletvekili sayımızı da arttırdı. Sonunda dedik ki, ey ahali cumhurbaşkanı biz seçemedik millet siz seçer misiniz? Buyurun dediler referandum yaptık yüzde 69 millet cumhurbaşkanını seçmeye karar verdi. Ve Ağustos 2014’de de partimizin Kurucu Lideri Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan cumhuriyet tarihinde millet tarafından doğrudan seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu. Şimdi ne yapıyoruz? Şimdi bu seçimle beraber halkın doğrudan yetki verdiği Cumhurbaşkanına ülkeyi yönetme yolunu açıyoruz. Şu mevcut yapıda seçim oluyor ülkeyi kimin yöneteceğini vatandaş seçmiyor. Daha sonra Meclis toplanıyor hatırlayın, çoğunluk partisi de olmayınca 7 Haziran seçimlerini düşünün hükümet kurulamadı, 5,5 ay ülke kaybetti. Neyse 1 Kasım’da millet durumu gördü yine el koydu işi düzeltti. Bakın Türkiye ne kazanırsa istikrardan kazandı. Tek parti iktidarı döneminde büyüme koalisyon dönemlerinin üzerinde güçlü iktidarlar dönemindeki büyüme zayıf dönemle tekrar gidiyor. 50-60 arası büyümüşüz, 60-70 arası onu tüketmişiz, 70-80 arası yine tüketmişiz, darbe olmuş, 80-90 arası tekrar bir hamle yapmışız 90-2000 arası kazandıklarımızı tekrar kaybetmişiz. Gelmişiz AK Parti iktidarına, Allah’a şükür 15’nci yıl kazanmaya, Türkiye büyüme devam ediyor, ama bunu kalıcı hale getirmek lazım. Nasıl? İşte milletin önüne iki tane sandık konacak millet birine ülkeyi 5 yıllığına yönetecek hükümeti seçecek, o hükümetin başı da cumhurbaşkanı olacak, diğer sandıkta da vekillerini seçecek. Vekiller yasama yapacak, yani kanun teklif edecek, kanunları yapacak, hükümeti denetleyecek çeşitli denetleme yolları var ve işin sonunda da 5 yıl sonra tekrar seçim. Yani vatandaş iki sandık arasında yetkiyi veriyor yaptın yaptın, yapmadın yetkiyi alıyor başkasına veriyor. Hani nerede diktatörlük? Vatandaşın en az yüzde 50 oyuyla seçilme şartı olan yerde diktatörlük olur mu, var mı böyle bir şey? Bu olsa olsa açık oy gizli tasnif sistemi vardı eskiden tek parti döneminde herhalde CHP’nin aklında o kalmış, biz onu getirmiyoruz. Oyu gizli veriyorsun tasnifi milletin önünde yapıyorsun, ne çıkarsa bahtına.

Değerli kardeşlerim, efendim tek adam ülkeyi yönetecek. Ya iki tane adam yönetemiyor tabi ki tek adam yönetecek. Yani burada iki tane Merkel mi var? Bir tane. Her ülkede bir adam yönetiyor, ama onun ekibi var. Ama yetkiyi vatandaş bir kişiye veriyor, onun için bunlar hep zırva, yani hiç milletin kafasını bulandırmak için söylenen şeyler. Biz başından beri diyoruz ki, kardeşim çatal kazık toprağa girmez, bir gemide iki tane kaptan olmaz. Olursa biri sancak der, biri iskele der gemi baştan kara gider batar, ondan sonra ayıkla pirincin taşını. Değerli kardeşlerim, dolayısıyla vatandaşa dilimizin döndüğünce gerçekleri anlatacağız.

Şimdi efendim, biz bu kampanyada diyoruz ki, yani bir kampanyaya başlarken bir şey söyledik vay kıyamet koptu. Ne dedik biz? Ya buna PKK bu referandum da hayır çıksın diyor. Gerekçesini de şöyle ortaya koyuyorlar: Eğer referandum da hayır çıkmazsa biz bittik diyor, onun için hayır çıkması lazım. FETÖ ne diyor? FETÖ’da aynısını diyor. HDP ne diyor? O da aynısını diyor. CHP’de onların cazibesini kapılmış o da aynı diyor. Şimdi değerli kardeşlerim, bizim sözümüz terör örgütlerinedir. Biz hiçbir vatansever vatandaşımızın terör örgütlerinin telkinine, onların gittiği yoldan gitmeyeceğine adımız gibi inanıyoruz. Terörle ilgisi olmayan vatandaşlarımızın tercihi başımız gözümüz üstüne istediği tercihi yapsın. Bizim sözümüz terör örgütlerinedir kimse çarpıtmasın çok açık. Elbette vatandaş en güzel kararı verecek, terör örgütlerini sevindirmeyecek biz bunu biliyoruz. Ülkemize güveniyoruz, vatandaşlarımıza güveniyoruz.

Değerli kardeşlerim, dün Duesseldorf Oberhausen’da çok güzel bir toplantı yaptık, çok geniş katılımlı, coşkulu. Efendim, bir sürü tedirginlik yaydılar ya işte olaylar olur, şu olur bu olur gül gibi bir toplantı. En ufak bir olay yok, en ufak bir taşkınlık yok tam bir şölen havasında, tam bir kardeşlik içinde, Ay Yıldızlı bayraklarımız herkesin elinde, göğsümüz kabardı hakikaten duygulandık. Memleketimizden binlerce kilometre uzakta vatandaşlarımızla kucaklaşmak, onlarla hasret gidermek, onlarla dertleşmenin ne kadar büyük bir mutluluk olduğunu gördük, onlar da böyle bir şeye hasretti. Dolayısıyla, bu ve buna benzer buluşmaları her zaman yapacağız. Hiç kimse kusura bakmasın, bizi vatandaşlarımızdan hiç kimse ayrı bırakamaz.

Evet, konuşacak çok şey var yani daha epey bir yazmışlar artık burada bırakalım. Belki sizin sorularınız daha önemli o sorulara cevap verelim. Ben bir kez daha işinizin, gücünüzün arasında kalkıp ta uzaklardan buraya geldiğiniz için, bizlerin sizlerle buluşma, tanışma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum sağ olun, var olun.

Allah yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.