Basbakan Yildirim’in Ankara Ivedik OSB Sanayi Esnafi ile bulustugu toplantidaki konusmasi
Allah sizden razı olsun. Şimdi bugün bakıyorum da Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı bugünkü konuşmasında diyor ki, 15 Temmuz kontrollü bir darbe girişimidir. Ne demek kardeşim kontrollü darbe girişimi ne demek? Bu şehitlerimize karşı hakaret değil mi, onların yakınlarına karşı, onların yakınlarının acılarını incitmek değil mi? Gazilerimize karşı yapılan hadsizlik değil mi kardeşlerim? Ne demek kontrollü darbe? Yani bu darbeyi birileri özel olarak kurguladı, uçaklar bombaladı, ağır silahlar, tanklar tüfekler çıktı milletin üzerine ateş etti, bunu da birileri yaptı böyle bir iddiayı ortaya koyan bunu ispatla mükelleftir. Bu millete kimse hakaret edemez. Bu millet bir destan yazmıştır, bağımsız destanı yazmıştır, dünyaya örnek olmuştur. Siz kalkıp diyeceksiniz, efendim 9’da darbe mi olurmuş? Sana sorsalardı saatini. Madem beğenmedin adamlara niye önceden biliyordun da bu kadar yanlış saatte yaptın? Şu kepazeliğe bak. Türkiye uçurumun kenarından dönmüş 15 Temmuz acaba darbe miydi, değil miydi, hiç yeri, zamanı olmayan bir konuyu gündeme getiriyor. Bu Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisinin Başkanı sıradan biri değil yazıklar olsun başka bir şey demiyorum.
Değerli kardeşlerim, böyle şey olur mu ya? Yani bazı dost bildiğimiz ülkelerde bunu söylüyor, senin onlardan farkın ne? Sen bu ülkenin Ana Muhalefet Partisisin sen iktidar ortağısın, ülkenin geleceğine kast eden bu FETÖ’cü alçakların arkasında durmayı artık bırak. Onlara karşı bir gebeliğin mi var, bir zaafın mı var bunu bilelim. 15 Temmuz’u unuttu adam yok. Kardeşim, bu millete bunu kimsenin yapmaya hakkı yok. Bir tane densiz milletvekili de çıkmış CHP’nin Konya Milletvekili, efendim evet çıkarsa nasıl Samsun’a çıktık, Amasya’ya gittik, Erzurum’a, Sivas’a gittik, Ankara’dan Polatlı’dan, Sakarya’dan bunları denize döktük bu evet verenleri de denize dökeceğiz, alçak kimsin sen Türk milletine hakaret ediyorsun, haddini bil. Bu ülkenin bayrağının altında siyaset yapıp, bu millete tehdit etmek, denize dökmekle bu milleti itham etmek senin ne haddine? Artık milletin kafası netleşti, geleceği gördü, kararını verdi hırçınlık başladı vitesten attılar, vitesten arabanın nereye toslayacağını bu millet bilir. Gelir millete toslarsınız dersinizi alırsınız. Akıllı olun, sakin olun, milletin kararına boynunuzu eğin, ama bunların kafalarında hep vesayet var. Hep milletin iradesi dışında acaba bir şeyler olabilir mi, bir karambol olur biz de işin bir tarafından tutabilir miyiz? Yıllarca böyle olmuş. Bakın 1950’den beri Türkiye siyasetine bakın CHP gayret edip tek başına iktidar için hiç zahmet etmemiş, hiç çaba harcamamış. Hep dinamik güçleri gıdıklayarak, onları ön plana çıkararak ülkede kaos, kargaşa oluşturarak iktidarın bir tarafından tutunma yolunu tercih etmiş. İşte 16 Nisan bu sayfayı kapatıyor değerli kardeşlerim işin özü budur. İktidarı vesayetin kumpasın elinde alıyor millete teslim ediyor bu kadar basit. Sandığa gideceksiniz oyunuzu vereceksiniz o akşam memleketi kim yönetecek belli olacak.
Biz 2002’de AK Parti olarak iktidara geldik 363 milletvekili tek başına iktidar ne güzel? Milletimiz bize destek verdi geldik, Ankara’ya geldik her taraftan bir kafa hoş geldiniz, yeni ortaklarınız ben bilmem kim. Ya kardeşim siz nereden çıktınız? Biz Ankara’da, Ostim’de, Kalecik’te, Güdül’de, Erzincan’ın Kemaliye’sinde, Ekşisu’da, Pozantı’da, Besni’de, Battalgazi’de, Diyadin’de, Kırklareli’nin Pınarhisar’ın da dolaşırken vatandaşla derdimizi anlatırken, projelerimizi anlatırken neredeydiniz? Yok, biz o zahmetlere katlanmayız, bizim milletle işimiz olmaz biz derin devletiz, devletin sahibiyiz. Siz oyu alırsınız, gelirsiniz, ama burada neyi ne kadar yapacağınıza biz karar veririz öyle mi? Hadi buyurun dedik. Karşımıza çıktılar, engel koydular zannettiler ki eski Türkiye. 28 Şubat, 12 Eylül, 12 Mart, 27 Mayıs. Kardeşim dedik biz milletin gücünden başka güç tanımayız, hiçbirinize de prim vermeyiz hadi defolun milletin önünden. Yaptık mı, 27 Nisan’da yaptık mı? 17-25’te yaptık mı? Topuyla, tüfeğiyle geldiler 15 Temmuz’da yaptık mı? İşte bu kadar. Bundan sonra millete ortak yok kardeşim, millet patron kimi seçerse o iş görecek. Getirilen değişikliğin özeti garanti hükümet. Vekilleri seç, Ankara’ya gönderin, hükümet kuruldu mu, kurulmadı mı, kim başbakan olacak, bakanlar kim olacak, efendim kapalı odalarda pazarlıklar, medya patronlarının evinde pazarlıklar. Minnetle gelen diyetini öder kardeşim. Minnetle memleket yönetilmez. Memleket milletin iradesiyle yönetilir milletin iradesiyle, milletin güç verdiği, güçle yönetilir kardeşim. Sizin iradenizi yere düşürmedik, asla iradenize kimsenin saygısızlık yapmasına izin vermedik. Zora kaldığımız zaman emaneti getirdik size teslim ettik. 2007 Cumhurbaşkanı seçilecek seçtirmiyorlar, kavga mı edeceğiz? Bize yakışmaz. Dedik ki, sahibine gidiyoruz kardeşim, millete gidiyoruz. Sizde dediniz ki, vekillerle olmuyor bu iş 50’den beri cumhurbaşkanlığı seçim hep entrika, hep kriz artık bunu vekillerin elinden alıyorum kendim seçiyorum. İş bitti 2014 10 Ağustos Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanını Recep Tayyip Erdoğan’ı seçtiniz mi? Sizin seçtiğinize size hizmet edecek. Sizin seçtiğiniz başkalarının gözünün içine bakmayacak demokrasi bu. Halkın seçtiği, karar verdiği kimse patron o. Bu değişiklik cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği değişiklikte işin sahibi millet, patronu millet, milletin dediğinden milim sapmak yok. Asıl patırtı, gürültü bu, bu olunca bütün yancılar, miyancılar, aradakiler, karambolden iş tutmak isteyenlerin piyasası kapanıyor. Bağırıp çağırmakta haksız değiller canım varsan bağırsın çağırsınlar. Kandil’dekiler her gün aman hayır için çalışın, hayır çıksın, evet çıkarsa biz biteceğiz. Evet çıkacak, o Kandil’de sönecek göreceksiniz. Bu milletin birliğine, dirliğine, kardeşliğine göz dikenler hesabını verecek, vermeye başladılar neredelerse arkasındayız.
Diyarbakır’daydık, Van’daydık, Bitlis’teydik, Muş’taydık, Hakkari’ye gideceğiz, Şırnak’a gideceğiz. İki yıl önce orada vatandaşlarımız bırak bayrak taşımayı kapılarını açıp selam vermiyorlardı. Allah’a şükür şimdi PKK’ya lanet mitingleri yapıyorlar. Çünkü insanlarımızı bunlar canlarından bezdirdiler. İşlerini, aşlarını, yok ettiler, hayatlarını tehdit ettiler. O belediyeler giden paralar ortada ne yol var, ne kaldırım var, ne yeşillik var, ne hizmet var, Van’a 400 trilyon para gitmiş yılda 750 trilyon borç yapmış 2 yılda. Nerede bu para? Her taraf çamur. Nereye gitti? Dağa gitti dağa. Silah oldu vatandaşın üzerine geldi, polisin üzerine geldi, askerin üzerine geldi, ama bitti bunlar, şimdi artık bitti.
Bana diyorlar ki çözüm, çözüm mözüm yok kardeşim. Çözüm Ay Yıldızlı Bayrak, bu bayrağın altında 80 milyon yaşayacak o kadar basit. O alçak örgütleri milletle aramızdan def olup atacağız bu kadar net? Hem PKK’sını, hem FETÖ’sünü, hem DEAŞ’ını bu milletin hayatını karartan hiçbir terör örgütüne yer yok. Bunlar bizim hızımızı kesiyor, bunlar bizim enerjimizi tüketiyor, bunlar bizim kalkınmamızı geciktiriyor.
Değerli kardeşlerim, yeni hükümet sisteminde hükümet kurulmama diye bir şey yok, zayıf parçalı hükümet diye bir şey yok. Öyle bir bölgenin partisi olup, sahillerin partisi olup iktidara gelmekte yok. Yüzde 50’den fazla oy alacaksın. Nasıl alacaksın? Sadece Ege’yi, sadece Trakya’yı, yahut sadece Güneydoğu’yu, Doğu’yu ikna edersem iktidar olurum dersen avcunu yalarsın. Bütün milletin desteğini alacaksın, çünkü yüzde 50+1’e ihtiyacın var. Bütün milletin desteğini alan iktidarlarda bütün milletin dediğini yapar. Onun için bu değişiklik birlik getirecek, beraberlik getirecek, kardeşlik getirecek 80 milyon birlikte Türkiye olacak buna ihtiyacımız var, buna bugün dünden daha fazla ihtiyacımız var. Niye? Bakın ben şimdi onu da istismar ediyorlar, efendim işte hayır diyenlere terörist diyor, haşa ne haddimize. Bizim dediğimiz şu: Diyoruz ki bakın, PKK kendini parçalıyor hayır diye, HDP aynı şekilde zaten PKK’nın kuyruğu, onun dümen suyuna girmiş gidiyor kendi iradeleri yok, kıymeti harbiyeleri de yok, bölgede sokağa çıkamıyorlar bırakın miting yapmayı, kimse yanlarına yaklaştırmıyor. FETÖ’cüler bütün güçleriyle hayır çıksın diye uğraşıyorlar. Birde bakıyoruz Avrupa’nın bazı ülkelerinde Türkçe gazete basıyorlar Türkçe. Başlıklar hayır, Erdoğan’a ölüm, Türkiye diktatörlüğe gidiyor. Size mi düştü Türkiye’nin milletinin verdiği karara karışmak sizin ne haddinize? Biz sizden oy mu istiyoruz? Biz Avrupa’da seçimin şu kazanmasın, bu kazanmasın diye propaganda mı yapıyoruz? Ne haddinize bizim işimize karışıyorsunuz? Bu bir şeyi gösteriyor. Eğer terör örgütleriyle onların sırtını sıvazlayanlar bugün kendilerini parçalarcasına bu değişikliğe karşı çıkıyorsa değerli kardeşlerim siz iş adamısınız bunun ne anlama geldiğini en iyi siz bilirsiniz. Demek ki, burada ülkeye karşı, Türkiye’ye karşı bir tuzak kuruluyor. Bu düzen devam etsin, bu vesayet devam etsin, Türkiye terörle, iç sorunlarıyla enerjisini tüketmeye devam etsin, biz de Türkiye’ye arkamıza takalım istediğimizi yaptıralım yağma yok bitti o işler bitti.
Türkiye’nin en büyük havalimanı yapıyoruz hasetten yerlerinde duramıyorlar, nasıl Türkiye bu kadar büyük proje yapar? Türkiye’nin en geniş köprüsünü yapıyoruz yine bunlar tedirgin. Hızlı tren getiriyoruz, ne oluyor bu Türklere? Daha çok şey göreceksiniz daha çok şey göreceksiniz. Vatikan’a gidip Papa’nın önünde el bağışlamakla Avrupa değerleri olmuyor? Avrupa değerleri ne olduğunu biz Hollanda’da gördük. Atlarıyla, itleriyle milletin üzerine saldırırken o Avrupa değerlerinin nasıl yerler altına, ayaklar altında olduğunu gördük. Konuştular mı? Demokrasi, insan hakları, mangalda kül bırakmıyorlar, ama uygulamaya gelince, mesele Türkiye olunca hemen plağın öbür tarafını çeviriyorlar. PKK’ya propaganda serbest, Kandil’den canlı bağlantıyla mitinglere katılmak serbest, hayır kampanyası yapanlara serbest, memleket sevdalılarıyla, gurbetçilerle buluşan, vatandaşlarımıza gidip değişiği anlatmaya gelince yasak, kapılar kapalı. Ne yaparsanız yapın, oradaki vatandaşlarımız, Türkiye’deki bayrağını, ülkesini, milletini, devletini seven 80 milyon vatandaşımız oynanan oyunun farkında, cevabını da 16 Nisan’da öyle bir verecek ki bir daha konuşacak haliniz kalmayacak.
İnanıyorum ki, 16 Nisan’da hainlerin oyununu bozacaksınız, büyük ve güçlü Türkiye’nin önünü kimse kesemeyecek, Türkiye buna izin vermeyecek, Ankara buna izin vermeyecek, İvedik Organize Sanayi buna izin vermeyecek.
Değerli kardeşlerim, konuşacak çok şey var, ancak hepiniz iş adamısınız, işiniz gücünüz çok, bizim burada sizin tutmamızın da bir anlamı yok. Benim burada size anlatmaya çalıştığım şey çok basit. Bu anayasanın her detayını, her maddesini bu kardeşiniz çalıştı, gece-gündüz çalıştık, Milliyetçi Hareket partisiyle birlikte müzakere ederek yaptık. Mecliste bir ay konuşuldu, her detay konuşuldu, CHP orada konuşmak yerine yumrukları konuşturdu, kürsüleri işgal etti, şimdi de meydanlarda kuzu taktiği yapıyor, kızmıyor, cevap vermiyor filan-falan, unutturmaya çalışıyor, eski sicilini düzeltmeye çalışıyor, hani sicil affı geliyor ya. Sicil affını 16 Nisan’dan sonra yapacağız CHP’ye, biraz daha takip edelim, bu iyi halini biraz daha izleyelim.
Değerli kardeşlerim, bakın, milletimizin iyiliğine olmayan hiçbir işin içinde biz olmayız, çünkü biz sizler sayesinde buradayız. Sizin desteğiniz olmasaydı biz bu işleri nasıl yapacaktık?
Bugün gelirken gördüm, otobüsçüleri konuşturuyorlar, kamyoncuları konuşturuyorlar; Pozantı’yı, Ulukışla anlatıyor, Sertavul geçidini anlatıyor, Samsaderesi’ni anlatıyor, Elmadağ rampalarını anlatıyor, Bolu Tünelini anlatıyor, Ilgaz Dağı İstiklal Tünelini anlatıyor, Göksun-Kayseri yolundaki tünelleri anlatıyor. Değerli kardeşlerim, yolculuk süresi yarı yarıya inmiş, 10 saatte gidilen yer 5 saate inmiş; bunu siz de biliyorsunuz. Şimdi İstanbul-İzmir arası otoyol yapıyoruz, köprüyü yaptık bitirdik, Bursa’ya kadar yaptık bitirdik, bittiğinde 2018’de Bursa-İstanbul 2 saat 50 dakika. Zamanın ne demek olduğunu siz iyi bilirsiniz, zaman paradan kıymetli. Ama bu CHP’liler için zamanın hiçbir anlamı yok, çünkü bütün sermayeleri konuşmak, konuş konuş konuş. Ama haklarını yemeyelim, konuşmada uzmanlar, yıllardır konuştukları için uzmanlaştılar. Biz o kadar uzman değiliz, biz de iş yapmada uzmanız. Laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyarak bugünlere geldik. Ha konuşuyorlar da boş konuşuyorlar, hoş konuşuyorlar, boş konuşuyorlar.
Bakın, 80 senede 50 kilometre tünel yaptı bu ülke. Benim Bakanlığım, AK Parti iktidarı 350 kilometre tünel bitirdik, 600 kilometre de tünel devam ediyor; işte fark bu. Yani şu anda Kılıçdaroğlu’nun yalanlarını uç uca dizsen bizim 350 kilometrelik tüneli geçer, bu kadar açık söylüyorum.
Ya şimdi kahvecilerle biraraya geliyor, bakın, 16’sından sonra kahveler kapanıyor, haberiniz olsun. Minibüsçülerle oturuyor, 16 Nisan evet çıkarsa minibüs hatları iptal ha, ona göre. Geliyor iş sahipleriyle, esnafla oturuyor, iş yerleriniz elinizden alınacak, bir sabah kalkacaksınız iş yerlerinize el konmuş. Muhtarlara gidiyor, muhtarlıklar kalkıyor, son günlerin keyfini yaşayın; hayyales selah. Ya kardeşim, ağırbaşlı ol, sen Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanısın, bu kadar korku, bu kadar endişe, bu kadar yanlış-yalan konuşulur mu ya? Çocuk mu zannediyorsun sen bu milleti? Çocuklar bile inanmıyor.
Bakın, tek adam, diktatör, tek adam görmek istiyorsan aynaya bak kardeşim aynaya, aynaya bak. Milletin patron olduğu yerde tek adam olur mu? 5 sene seçtin, ondan sonra bir iş çıkmadı, bir şey yapmadı, hadi kardeşim yallah, gönderirsin, yok iyi yaptı, bir daha seçersin. Ama üçüncü sefer, ya bu iyi adam, bir daha seçelim, yok, bitti, 10 sene. Recep Tayyip Erdoğan 11 sene 5 aya 15 gün Başbakanlık yaptı, diktatör mü? Siz seçtiniz yaptı. İstese daha da yapar mıydı? Bu kadar basit ya. Kimi kandırıyorsun sen kardeşim? Padişahlık değil, babadan oğula geçmiyor, milletin oylarıyla, hem de öyle yüzde 30’la, 35’le değil 50+1 almadan iktidar yok.
Şimdi tabi o diyor ki, ya ben yeni sistem aday olsam kazanamam, hem milletvekilliği gidiyor, hem cumhurbaşkanlığını da kazanamayacağız, ne olacak bizim halimiz; derdi o. Çünkü aday olduğun zaman vekil de olamıyorsun, ikisinden birden oluyorsun. Halbuki bu sistem, çalışsa çabalasa, millettin gözüne girse, doğruları söylese ona da şans getiriyor. Neyse, biz onunla vaktimizi geçirmeyelim, işimize bakalım.
Bakın değerli kardeşlerim, bu son birkaç ayda 15 Temmuz’dan beri başımıza gelmeyen iş kalmadı, başımıza gelen pişmiş tavuğun başına geçmedi, darbeler, ekonomik krizler, her şey var, terör. El alem bir terörle mücadele ediyor, biz hem DEAŞ’la, hem PKK’yla, hem FETÖ’yle mücadele ediyoruz, 3 cephede terörle mücadele var. Bütün bunlara rağmen Türkiye eksi büyüyecek, Türkiye ekonomisi tepe taklak olacak dediler dediler dediler, Türkiye 2,9 büyüdü her şeye rağmen, her türlü olumsuzluğa rağmen. Türkiye’nin milli geliri 300 milyar lira arttı, 2 katrilyon 600 milyar oldu.
Bakın ben size bir şey söyleyeyim, eğer 90’lı yıllarda 2000’li yıllar gibi tek parti iktidarı olsaydı, bugün Türkiye 3 kat büyümeyecekti 5 kat büyüyecekti, milli gelir 20 bin dolar olacaktı.
Kore 1987’de başkanlık sistemine geçiyor, Türkiye’yle Kore’nin o günkü durumu, Türkiye 1706 dolar kişi başı milli gelir, Kore 3200 dolar. Bugün ne? Türkiye 11 dolar, Kore 30 bin dolar; işte fark bu? Niye? 87’den beri 6 tane hükümet değişmiş, bizde kaç tane değişmiş bir hesap edin bakayım? 20’den fazla. Böyle bir ülkeyle nereye gideriz biz? 1,5 yıl bile düşmüyor hükümetin gelmesi-gitmesi, Allah’tan 2002’den beri AK Parti var da biraz toparladık, yoksa yanmıştı memleket.
Kardeşim, bu sistem yürümüyor; iki tane güçlü irade var, başbakan, cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanını halk seçiyor yüzde 50’yle, başbakan da en büyük partinin başkanı, o da seçiliyor diyelim, AK Parti örneğini verelim, yüzde 49’la; olmuyor. Ecevit’le Sezer, methede methede göklere çıkarıyordu Sezer’i, ne oldu? En önce kendi bozuştu. Bozuşsunlar, bir zararı yok, bize ne diyeceksiniz. Ama bedeli kim ödedi? Siz ödediniz siz. 23 banka gitti, bir gecede Türkiye yüzde 26 fakirledi. Bakın o krizden, 19-21 Şubat arası 2001 krizden bizim devraldığımız anapara ve faizle birlikte 2011 yılına kadar ödediğimiz para ne kadar biliyor musunuz? 638 milyar lira. Bunu ödemesek ne yapardık bir hesap edin bakalım? Milli gelirimizin dörtte biri kadar, yani dörtte bir daha kişi başı milli gelir daha fazla olacak. Bu da ne demektir? 15 bin dolar olacaktı. 2011’e kadar bu paraları ödedik; yazık günah değil mi bu ülkeye? Birisinin bir kitap fırlatmasıyla, anayasa fırlatmasıyla bu oldu.
Kılıçdaroğlu diyor ki böbürlenerek, ben diyor aslında bu 82 Anayasasına hayır verdim diyor. İyi ya, senin hayır verdiğin anayasayı değiştiriyoruz, o zaman şimdi evet vermen lazım; öyle değil mi? Kafa ters çalışıyor, hayırda kalmış.
Değerli kardeşlerim, bir de gençler, gençlere siyaseti çok görüyor. Gençler muhtar olmasın, belediye meclis azası olmasın, belediye başkan olmasın, milletvekili olmasın; nereye kadar? 25 yaşını doldurana kadar. Niye kardeşim? Bunu derken de, bakıyoruz 2011’de seçim beyannamesinin 14’üncü sayfası, internette her şey var, açın bakın, diyor ki, gençlere 21 yaşında seçilme hakkı getireceğiz. Orada da kalmamış, 2015 3 Şubat’ta bir milletvekili CHP’li, Genel Başkanından da olur alarak seçilme yaşını 18’e indiren kanun teklifi vermiş. Şimdi bunların hepsini unuttu, 18 yaşa karşı çıkıyor. 18’e karşı çıkıyorsun, 19’a niye çıkıyorsun, 20’ye niye çıkıyorsun, 21’e, 22’ye, 23’e, 24’e, 25’e? 9,5 milyon genç kardeşimizin Türkiye siyasetinin geleceği hakkında ben de varım demesine niye karşı çıkıyorsun kardeşim? Senin o tamama tutmadığın, sıraya koymadığın gençler 15 Temmuz’da meydanlardaydı, tanklara, toplara, tüfeklere karşı bu ülkenin bayrağına sahip çıktı, demokrasisine sahip çıktı, bağımsızlığına sahip çıktı.
Efendim diyor ki işte, bunlar diyor akrabalarını filan milletvekili yapacak, ondan sonra askerlikten muaf olacaklar, kıyak emeklilik olacaklar, neler neler neler. Ya kardeşim, dervişin fikri neyse zikri odur derler. Senin geçmişte SSK Müdürüyken 14 aylık torununu sigortalı yapan ben miydim kardeşim? Sen bunları konuşacak en son kişisin, kusura bakma. Ne konuşuyorsun? Bizim 14 yıllık sicilimiz ortada. Kimin siyasette nerede olduğu belli. Bizim de en küçük çocuğumuz 33 yaşında bu arada, öyle bir şey yok. 5 tane torunumuz var, şimdi onlar bizim enerjimizi sağlıyor.
Değerli kardeşlerim, şimdi bakın, çıkardığınız bu KOBİ’lerle ilgili kredilerle… Bilmiyorum burada kullanan var mı KOBİ kredisi? KOBİ kredisi biliyorsunuz yılık cirosu 1 milyon 245 binin altında olanlar kullanıyor. Şu ana kadar fiilen kullananların sayısı 117 bin 802, ödenen para 3 milyar lira, 3 katrilyon. Kredisi hazır, çıkmış, tahakkuku yapılmış sayı 102 bin 137, işlemde olanlar da devam ediyor. Yani şu anda diyebiliriz ki 220 bin küçük esnafımız kredi almaya hak kazınmış, 117 bin 802’si almış, diğerleri de alacak, 3 milyar verilmiş. Hedefimiz ne? 11 milyara çıkmak, yani piyasaya 11 milyar para vereceğiz, bu bir fasıl.
Diğer fasıl da, Kredi Garanti Fonuyla kullandırılan kredi, bundan da 91 bin 632 işletme yararlanmış, kullandırılan miktar 61 milyar 300 milyon; işte ekonomiye can suyu vermek, ekonomiye destek vermek bu.
Bakın, Türkiye’de genel büyüme değerli kardeşleri, 2.9, sizin sektörünüzde, sanayideki büyüme yüzde 4,5. Hani Türkiye ekonomisi kötüye gidiyor, Türkiye’nin notu düştü, Türkiye mahvoldu diyenler? 16 Nisan’dan sonra Türkiye şaha kalkacak, bak bu kadar açık söylüyorum, ekonomisiyle, demokrasisiyle, kalkınmasıyla şaha kalkacak, çünkü Türkiye ayak bağlarından kurtuluyor. Türkiye artık engelli koşudan engelsiz koşuya geçiyor. Sürekli büyüme, sürekli kalkınma, sürekli güçlü iktidar. Zayıf iktidar yok, hükümet kuruldu-kurulmadı yok, ayak oyunları, entrikalar hepsi tarihe karışıyor. Mührü millet veriyor, millet alıyor, bu kadar basit.
Değerli kardeşlerim, bugün aynı zamanda 3 Nisan Türk kadınına seçme, seçilme hakkının verildiği günün yıldönümü. 87 yıl önce kadınlara seçme, seçilme hakkı verildi Gazi Mustafa Kemal Atatürk zamanında, cumhuriyetin kurucusu ve onun arkadaşlarının Türk kadınına verdiği bir hak. Bu hakkı Avrupa bizden yıllarca sonra verdi. Hani medeniyetin zirvesinde olduğunu söyleyen Amerika, Avrupa yıllarca sonra verdiler. İsviçre daha 1971’de verdi, Türkiye’nin farkı bu. Şimdi bu 18-25 arasındaki vatandaşlarımızın 9 milyonun yarısı genç kızlarımızdan, kadınlarımızdan oluşuyor, yok sayıyor. 4,5 milyon erkek askerlikten kurtulmak için seçilme hakkı getirmişiz şu hale bak, şu mantığa bak ne kadar sivri zekalı bir adam, Allah nazardan saklasın. Türkiye için bir değer öyle veya böyle.
Değerli kardeşlerim, dolayısıyla şimdi bakın ne güzel şeyler söylemiş diyor ki, erken seçim olmaz diyor ihtimali zor diyor 16 Nisan sonrası. Olmayacak doğru, çünkü inanıyoruz ki evet çıkacak yolumuza devam edeceğiz, zaman kaybetmeyeceğiz. Meşruiyet tartışması olmaz, bu da önemli bir laf. Görelim 17 Nisan’ı evet çıkması başarısızlık değildir, o zaman niye kendini yoruyorsun? Bırak. Hemen arkasından ne diyor bak, evet çıkarsa Türkiye’nin itibarı sıfıra inecek, hangisi doğru acaba? Evet, böyle gidiyor. Yüzde 10 seçim barajı indirilmeli. Tamam indirilebilir, biz de aynı şeyi söylüyoruz insin, çünkü artık partilerden ziyade milletin hükümeti var millet seçiyor hükümeti. Partilerin ne kadar oy aldığı, ne kadar vekil sayısına sahip olduğunun önemi azalıyor. İndirilebilir. Baz 100 bin tane seçmen vatandaş müracaat ediyor millet cumhurbaşkanını aday gösteriyor, öyle mi? İnebilir, buradan söylüyorum.
Evet değerli dostlar, bu duygu ve düşüncelerle tekrar yapılacak bu önemli halk oylamasının ülkemizin, milletimizin geleceğine, aydınlık yarınlarına vesile olmasını diliyorum. Ve bunları söylerken birkaç da sizden şöyle bir cevap istiyorum güçlü cevap.
Başkan borcumuzu ödedik falan dedi, ama biz daha hesapta görmedik. 16 Nisan’da göreceğiz borcun hesaba girip-girmediğini; tamam mı?
Hazır mıyız?
Tek bayrak için evet.
Tek devlet için evet.
Tek millet için evet.
Tek vatan için evet.
Kararımız evet. Kararımız evet. Kararımız evet. Allah sizden razı olsun. İvedik işi bitirmiş, İvedik işini ivedi yapıyor, erkenden bitirmişiniz işi Allah sizden razı olsun.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.