Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Azerbaycan ziyareti öncesi basin toplantisindaki açiklamasinin tam metni

 

… hekimlerimizin bayramını tebrik ediyorum. Hakikaten sağlıkta son 15 yılda Türkiye’de çok büyük değişim ve dönüşüm yaşandı. Değişim ve dönüşüm sonucu dünya sağlık sisteminde Türkiye listenin başına oturdu. Bütün dünyada çeşitli ülkelerde, gelişmiş ülkeler de dahil sağlıkla ilgili gelecek beklentileri sorulduğunda birçok ülkede karamsar bir beklenti varken, Türkiye’de vatandaşlarımızın yüzde 97’si Türkiye’nin sağlık sistemine çok güvendiklerini ve hiçbir endişeleri olmadığını beyan etmektedir. Bu da sağlıkta Türkiye’nin ne kadar büyük bir değişimi, gelişimi ortaya koyduğunu açıkça göstermektedir.

Hekimlik kutsal bir görevdir. Hekimlerimizin birçok zor şartlarda görev yaparken saldırıya uğraması, asla ve asla tasvip edeceğimiz bir şey değildir. Dolayısıyla insanlara sağlık hizmeti verirken, onları iyileştirmeye çalışırken kendilerinin problem yaşaması büyük bir çelişkidir. O bakımdan bütün vatandaşlarımızın hekimlerimizle ilişkilerinde bu hususa azami gayret göstermesini bekliyoruz. Hekimlerimizin de vatandaşlarımızın tedavisi yanı sıra içinde bulundukları hali de çok iyi analiz etmeleri ve buna göre muamelede bulunmaları önem arz ediyor.

Değerli basın mensupları; kardeş ülke Azerbaycan’a Nizami Gencevi Uluslararası Merkezince düzenlenen Bakü Küresel Forumuna katılmak üzere biraz sonra yurttan ayrılacağız. Nizami Gencevi 13. yüzyılda yaşamış Azeri Türk bilim adamı, düşünür, büyük bir şairdir. Nizami Gencevi hamsesi olan önemli şairlerden biridir, Mevlana Celaleddin Rumi, Ali Şir Nevai gibi birçok büyük düşünüre ilham kaynağı olmuş bir şahsiyettir.

Bu küresel forum çerçevesinde Bakü’de gerek Devlet Başkanı İlham Aliyev, gerek Başbakan, Meclis Başkanı ile de ikili görüşme imkânlarımız olacak. Ayrıca, bu forma, bu etkinliğe katılan, çeşitli ülkelerden gelen devlet ve hükümet başkanlarıyla da ikili görüşme fırsatımız olacak. Forumun açılışında ve panelde bir konuşma gerçekleştireceğiz. Bu seneki tema, büyük güçler ve diğerleri, bölgesel farklılıklar, adaletsizliklerin ele alınacağı bir toplantı. Bugün bölgemizde ve dünyanın birçok yerinde yaşanan karışıklıkların bir anlamda sebepleri bunlara yönelik küresel toplumun yapması gereken işler, atılması gereken adımlar; bunları ele alacağız. Bölgemizdeki gelişmeleri de şüphesiz değerlendirme fırsatımız olacak.

Türkiye ve Azerbaycan bir millet, iki devlettir. Özellikle son yıllarda bölgede gerçekleştirdiğimiz işbirlikleri, Kafkasların, Orta Asya’nın güvenliği ve geleceği açısından hayati öneme sahip. Bu toplantı vesilesiyle ilk defa ihdas edilen Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan-İran dışişleri bakanları da Dışişleri Bakanımızın da katılımıyla yine Bakü’de biraraya gelecekler, bölgesel konuları değerlendirme fırsatı bulacaklar. Özellikle Orta Asya’ya yönelik Kafkaslarda gerçekleştirdiğimiz bölgesel işbirliğini orta Asya’ya da yaymak istiyoruz. Bu anlamda üçlü-dörtlü dışişleri düzeyinde mekanizmalar oluşturarak bu çalışmaları başlatmış bulunuyoruz.

Günümüzün önemli konularından biri tabii terör ve güvenlik konuları. Bunları da gerek Türkiye’nin güneyinde Suriye’de, Irak’ta yaşanan güvenlik sorunları, terörle mücadele olmak üzere aynı şekilde Kafkasların ve Orta Asya’nın güvenliğine yönelik konuları da kapsamlıca ele alma imkânımız olacak.

Ayrıca, Bir yol bir kuşak projesi kapsamında Uzak Doğu’dan Avrupa’ya uzanan orta koridor başta olmak üzere tarihi İpek Yolu’nun yeniden hayata geçirilmesi konusunda da değerlendirmelerde bulunma fırsatı olacaktır.

Ziyaretimizin ülkemiz açısından hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

Sorularınız var mı arkadaşlar? Buyurun.

SORU- Çimen Çetin, Habertürk Televizyonu.

Efendim, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 26 maddelik ittifak teklifinin görüşmeleri vardı ve 20 saatlik bir mesainin bir mesainin ardından kabul edildi. Özellikle ana muhalefetin, genel kurulun, Meclis TV’nin yanında olmadığı bir saatte çalışıp bu teklifin kabul edilmesine ilişkin tepkileri vardı. İlk sorum bu tepkiler, neden Pazartesi günü seçildi?

İkincisi de şu olacak: Yine Cumhuriyet Halk Partisi’nden bazı milletvekilleri, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu değil, bugün açıklamaları var ama, seçimi boykot yönünde çağrıları var, bunun için ne dersiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne boykotu?

SORU- Seçimi boykot etme, katılmama.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hangi seçimi?

SORU- Seçim güvenliği nedeniyle CHP’den İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke’nin.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçim güvenli olunca boykot mu edeceklermiş. Demek ki güvenli olmasından rahatsız mı oluyorlar? Seçim güvenliği, ülkenin vatandaşların iradesini sandığa yansıması için olmazsa olmaz bir düzenlemedir. Hatırlayın 7 Haziran seçimlerinde maalesef Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütü bu yüzden vatandaşlarımızın özgürce iradesini sandığa yansımasına engel oldular. Ve bunun farkını da 1 Kasım seçimlerinde düzenlenen-alınan tedbirler sayesinde gördü. Vatandaş tabii tercihini yapacak, kime oy vereceğine kendi karar verecek, ama o iradenin özgürce gerçekleşmesi, sandığa yansıması için Hükümet olarak biz görevimizi hakkıyla yapmak zorundayız, o sorumluluğu taşıyoruz. O bakımdan yani CHP’nin böyle boykot, grev, bu tip söylemleri zaman zaman oluyor. Herhalde gençliklerinden okulda, üniversitede kalma alışkanlıklarını siyasette de tekrar ediyorlar, ama artık o günler geride kaldı. Ana Muhalefet Partisi eğer iktidar alternatifiyse boş işleri bırakıp daha faydalı söylemlere yönelmesinde yarar var.

Diğer bir konu niye Pazartesi? Mehmet Bey, geçen hafta anlaştınız bildiğim kadarıyla, gruplar kendi aralarında anlaştılar. Hangi takvimde çalışacaklarına karar verdiler o çerçevede Pazartesi çalışıldı, çünkü geçen hafta herhalde eksik çalışıldı, ara verildi. Onun yerine de neden ara verildi? Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzük kurultayı vardı o sebepten onlara öyle bir imkân tanındı. Şimdi de artık Pazartesi çalışma günü değil mi? Vatandaş çalışıyor, Meclis çalışınca yanlış mı? Vatandaşın gece gündüz çalıştığı yerde bırakalım Meclis’te Pazartesi de çalışsın, Salı da çalışsın, icap ederse 7 gün çalışabilir.

Buyurun.

SORU- Özden Erkuş, NTV.

Efendim, dün ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’u görevden aldı. Yerine de daha önce Türkiye aleyhinde bazı Twitter mesajları da gündeme gelene, tepki çeken Pompeo aday gösterildi. Bu görev değişimini nasıl değerlendirirsiniz? Ki Tillerson’la, Sayın Dışişleri Bakanı arasında özellikle Menbiç konusunda bir mutabakata varıldığına ilişkin de bilgiler vardı, o yönde açıklamalar vardı. Hem Menbiç özelinde hem de ABD-Türkiye ilişkileri genelinde bu görev değişimi nasıl bir etki yaratır?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Amerika Birleşik Devletlerinin Başkanının verdiği kararı bizim değerlendirmemiz gereksiz bir şey. Göreve getirdi, gerek gördü görevden de aldı. Türkiye-Amerika ilişkileri kişilere bağlı bir şey değildir. Yıllara sari bölgede müttefik, stratejik ortak olarak düşündüğümüz Amerika’yla son zamanlarda bazı sorunlar yaşadığımız bir sır değil. Özellikle başımızı ağrıtan, onun uzantısı YPG, PYD gibi örgütlerin Amerika’nın adeta koruması altında masum insanların canını yakması bizim de canımızı sıkıyor o yüzden de bölgede güvenliği sağlamak, bölgedeki insanların huzurunu tekrar getirmek için bir faaliyet içerisindeyiz. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı faaliyetleri bu çerçevede ele alınabilir. Bunun dışında başkaca rahatsız edici durumlar ortaya çıkarsa buna da gerekli karşılığı Türkiye verecektir. Ümit ederiz ki, Amerika er geç bu yolun yanlış olduğunu anlar ve yıllardan beri bölgenin güvenliği, küresel güvenlik için fedakârca katkı sağlayan Türkiye’yle daha sağlıklı bir ilişki geliştirmiş olur.

Tekraren söylüyorum, yani A şahsı gider, B şahsı gelir onlar Amerika’nın iç meseleleridir. Türkiye kim gelirse gelsin duruşu gayet bellidir, nettir. Gelen vatandaşın veya bakanın Türkiye hakkında ne düşündüğünün de bizim açımızdan çok fazla önemi yoktur. Ümit ederim daha sağlıklı bir ilişki bundan sonra geliştirilebilir.

SORU- FOX TV, Engin Yılmaz.

Efendim, sizin şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili soru soracağım. Sizin açıklamalarınız oldu garanti de verdiniz 5 yıl kapanmayacak işçilere bir şey olmayacak vesaire ama tabi eleştiriler sürüyor özellikle muhalefet cephesinden. Son çıkış da Tarım Bakanından Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba bazı fabrikalara biz de talip olabiliriz dedi Tarım Kredi olarak. Bu konuyu kendi içinizde konuştunuz mu, nasıl oldu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Konuştum, sözlerinin yanlış anlaşıldığını ifade etti. Yani bizim bir yandan sektörü serbestleştirirken tekrar başka bir kurum marifetiyle ona talip olmamız söz konusu değil. Onun kast ettiği yani kooperatifler olarak da bu özelleştirmede yer alabiliriz şeklinde. Yani pancar ekicileri kooperatifleri pekâlâ bu fabrikaları almak için teklif verebilirler kast edilen bu. Yoksa kamu niteliği taşıyan tarım kredi kooperatifinin böyle bir faaliyet içerisinde olması söz konusu değil.

Teşekkür ederiz arkadaşlar.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.