Basbakan Yildirim’in Bakü Küresel Forumu’nda yaptigi konusmanin metni
… ve terör örgütleri onlara başının belası olmaktan çıkarılmıştır.
Tabi bütün bunları yaparken amacımız, daha istikrarlı, kalıcı bir çözüme ulaşmış Suriye. Silaha bulaşmamış, eline silah almamış bütün unsurların Suriye’nin yönetiminde etkin olacağı, sınır bütünlüğü, egemenlik hakları sonuna kadar temin edilmiş bir Suriye Devletinin oluşturulmasıdır. Silah almayan, terör faaliyeti içinde olmayan herkes Suriye’nin geleceğinde söz sahibidir.
3,5 milyon insan Türkiye’de. Fırat Kalkanı Operasyonuyla terörden temizlediğimiz Cerablus-Azez hattına bugün 136 bin Suriyeli döndü, yerleşti, normal hayata geçti, sadece o bölgede 160 bin çocuk eğitime başladı. Bu 3,5 milyon içinde Türkiye’de eğitime başlayan Suriyeli çocuk sayısı 900 bin. Suriye’de doğan çocuk sayısı 200 binin üzerinde. Bütün fedakarlıklar yapılırken, ne yazık ki yanımızda fazla kimseyi göremedik. Yaptığımız takdir edildi, sırtımız sıvazlandı, ama onun ötesinde fazla bir şey, bir katkı göremedik. Ha biz bunları katkı olsa da, olmasa da yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz, çünkü bizim kültürümüzde, bizim inancımızda zorda, arda kalan insanlara yardım ilkesi vardır, bunun için bunu yapmaya devam edeceğiz.
Bugün dünyanın düşünmesi lazım, mülteci durumuna düşmüş 60 milyondan fazla insan var, ülke nüfusu 196 ülkenin 20’sinden daha büyük nüfusa sahip mülteciler var. O halde neyi konuşuyoruz? Dünyanın aslında dengeleri bozulmuş, her yerde her an yeni bir sorun alanı olması muhtemeldir.
Şunu bilmemiz ve kabul etmemiz gerekir: Ayrılıklar, farklılıklar asla bizi çatıştıran değil, bizim zenginliğimiz olmalıdır. Bugün doğu-batı, kuzey-güney arasında refahta ciddi bir uçurum vardır. Dini inançlarımızda farklılıklar olabilir, tenimizin renginde farklılıklar olabilir, gözlerimizin rengi de farklı olabilir, saçlarımızın rengi de farklı olabilir. Ama unutmayalım, gözlerimizden düşen damlaların rengi hep aynıdır. Onun için daha çok biraraya gelmemiz lazım, daha çok küresel barış için, refah için, bölgesel kalkınma farklılıklarını ortadan kaldırmak için daha fazla ortak müştereklerimiz, ortak yanlarımız bulunması lazım. Büyük güçler, kendini büyük güçler diye adlandıran ülkelerin sorumluluğu daha fazladır. Büyük olmanın sorumluluğunu ne yazık ki gereği gibi yerine getirdiklerini bugün söylemek zordur. Ancak dünya 3-5 büyük güçten ibaret değildir. 8 milyara yaklaşan dünya nüfusunda bu kendini büyük güç diye nitelendirenlerin oranı çok da büyük değil. O yüzden küresel dayanışma, küresel kaynaşma ve ülkelerin birbirileriyle olan yardımlaşmaları eminim ki gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya bırakmamız için önemli bir fırsat olacak.
Bu bakımdan Nizami Gencevi’nin tam da hayat felsefesine uygun bu önemli etkinlikte sizlerle birarada olmaktan ve bu panelde görüşlerimi sizlerle paylaşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Ve birbirinden seçkin panelistlerin geçmiş dönemlerde büyük aktif sorumluluk almış değerli zevatın ortaya koyacakları bu görüşler ümit ederim ki daha güzel bir dünya için sorunlarını çözmüş ve bölgesel anlaşmazlıkları asgari düzeye indirmiş, maddeyi değil, parayı değil, ihtirası değil insanlığı merkeze alan yeni bir dünya arzumuzu gerçekleştirmek için katkı sağlamış olur.
Bu duygularla bir kez daha hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum, toplantımızın başarılara vesile olmasını diliyorum.
Teşekkür ederim.