Basbakan Yildirim’in Bankalar Birligi Genel Kurulunda yaptigi konusmanin tam metni
… dış politika yüzündendir. Ekonomik gerçekliklerle alakası yoktur bunu herkesin bilmesi lazım. Eğer Türkiye edilgen dış politika izlese, etrafında olup bitenlere kayıtsız kalsa, sesini çıkartmasa o zaman Türkiye’ye kimse deyip dolaşmaz. Ama bizim tarihi geçmişimize ve önümüzdeki hedeflere karşı duyarsız davranamayız, her şeyi para olarak göremeyiz. Biz büyük bir imparatorluk geleneğinden geliyoruz. Bizim inancımızda, kültürümüzde geçmişimizde darda olanlara yardım etmek vardır, bölgesel ve küresel barışa, adalete katkı sağlamak vardır bunu yapmakla mükellefiz. İşte biz de bunu yapıyoruz, ama bunu bir fiyatlama aracı olarak bazı uluslararası kuruluşlar maalesef haksız bir şekilde kullanıyorlar bunun da farkındayız. Ama bugünler gelip geçecek biz buradayız, yerimizdeyiz, biz hancıyız, onlar yolcudur. Biz gelen bütün yolculara, misafirlere gereken misafir severliği gösteririz, ama sonunda mahcubiyet onların olur. Türkiye’nin ekonomik gücü, Türkiye’nin bankacılık sistemi, Türkiye’nin imkan ve kabiliyetleri, insan kaynak ve kapasitesi bugün içinde olduğu bütün sorunları aşacak düzeydedir, kabiliyettedir. İşte Türkiye bankacılık sektörünün aktiflerinin toplamı Türkiye’nin milli gelirinin üzerine çıkmış. Kredileri yüzde 20’lerden, yüzde 70 seviyelerine çıkmış. Ben bankalarımıza teşekkür ediyorum önce teşekkür, sonra da birkaç talebim ve sitemim var onları da söyleyeceğim.
Teşekkürüm şu: Bir kere iki şey yaptınız birçok şey yaptınız tabi 15 senelik büyüme başarısının arkasında siz varsınız, ama sizin arkanızda da millet var. Millet paraları getirip yatırmasa siz ne yapacaksanız? Kaynak millet getiriyor parasını yatırıyor siz de bunu Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına ayırıyorsunuz, destekliyorsunuz. 15 Temmuz sonrası duruşunuz ve hemen Pazartesi günü her şeyi normale döndürmeniz, hiçbir olağanüstü hal yokmuş gibi davranmanız milletimiz nezdinde, Hükümetimiz nezdinde büyük bir beğeni kazanmıştır. Bu hem ülkeye olan güven hem de bankacılık sistemimize olan güveni en iyi şekilde göstermiştir, bunun için size teşekkür ediyoruz.
Daha sonra Amerikan seçimleriyle birlikte küresel anlamda gelişen piyasalarda bir dalgalanma oldu bunu hep beraber gördük. Ve orada da döviz kuru, Türk parası bir dalgalanmaya maruz kaldı. Çok hızlı bir şekilde hükümet olarak toplandık kararlar aldık, 2017 için bu kararları uygulamaya koyduk. Bununla beraber 2017 bir kriz yılı olarak beklenirken, aksine Türkiye dünyada dikkat çeken, dünyayı bile şaşırtan birçok uzmanları, uzman kuruluşların görüşlerini alt üst eden bir büyüme yaşadı. Yüzde 7.4’le Türkiye büyüdü bunda büyük katkınız var KGF sistemiyle ilgili devreye girmesi ve 300 bin işletmecimize sizlerin marifetiyle 250 milyara kadar bir kredi genişlemesinin sağlanması. Bunun doğrudan tüketime değil, üretime gittiğini de büyümede gördük. Büyümeye baktığımızda bu kredinin alının bu tedbirin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Bunun için de size ayrıca teşekkür ediyorum.
Tabi bankacılık sektörümüzden beklediklerimiz de var. Az önce Hüseyin Bey konuşmasında dedi ki, yüksek faizden bankalar kar etmiyor dedi öyle bir şey dedi yanlış anlamadıysam öyle mi? Yüksek faiz bizim için iyi değildir, bankalar yüksek faizden kar etmiyor. Bu sizin için iyi bir şey değilse indirelim. Hem kar edin hem siz kazanın hem de memleket kazansın, üretimci kazansın tamam mı?
Evet, sözü de aldık daha çok kazanmak için faizlerin inmesi gerekiyor. Doğru da ben buna katılıyorum doğru bir tespit. Tabi bunun için biz de boş durmayacağız, biz de enflasyonu aşağıya çekeceğiz. Bizim de işimiz var bu birbirini tetikleyen bir şey. Enflasyon diyelim 7’ye düşerse siz 8’lerde oynamaya başlarsınız. 5’e düşerse 6’larda oynarsınız dolayısıyla, enflasyon artı küçük bir miktar vatandaşın işini görür, yatırımcının işini görür, bankacıların da işini görür dolayısıyla, herkes bu sonuçtan mutlu olur.
Şimdi tabi seçim sürecine girdik seçim süreci olunca göz gözü görmez herkes bildiğini söyler, kafalar karıştırılır, sonunda da vatandaş günün sonunda bir karar verir. Ama bugüne kadar vatandaşın hesabı hiç şaşmadı. Bankaların hesabı şaştı, Hükümetin hesabı şaştı, ama vatandaşın hesabı hiç şaşmaz. Altın terazisi hassasiyetinde vatandaş düşünür, taşınır karar verir. Bol vaatleri değil, çok söylenen sözleri değil sözün özüne bakar ve ona göre karar verir. Bizim vatandaşımız ferasetlidir, basiretlidir. 15 yıl bunu gösterdi ve 12 seçim üst üstte istikrar dedi, güven dedi. Bu iki sihirli kelimeyle Türkiye bugünlere geldi. Bu herkesin işine yarıyor bankaların da işine yarıyor, üreticilerin de işine yarıyor, çalışanların da işine yarıyor, ülkenin büyümesi, kalkınması, refahı için de bu konu çok önemli.
Değerli dostlar, değerli bankacılarımız, ben tabi diğer konular bütün çıplaklığıyla, bütün gerçekliğiyle anlatıldı, onlarla ilgili bir değerlendirmeye girmeyeceğim, sadece birkaç şeyi bu vesileyle söylemek istiyorum. Türkiye Bankalar Birliğinin 61’nci toplantısı tabi ilk defa bir Başbakan, ilk ve son başbakan katılımını gerçekleştiriyoruz, yani bundan sonra isteniz de Başbakan bulamazsınız. Başbakan son, ama başbakan kısa dönemde ilklerle de karşılaşan bir başbakandır bunu da unutmayın. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Cumhurbaşkanıyla, bu ülkenin lideriyle, milletiyle silahlı bir darbeye karşı koyan bir Hükümetin Başbakanıdır, bu da Türkiye Cumhuriyetinde bir ilktir.
Sonra tabi terörle mücadeleyi sadece kendi sınırlarında görmeyip, mücavir alanlarda da aktif terör mücadelesini yapan bir dönemi yaşadı bu Başbakan. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Operasyonu büyük ülkelerin yapacağı bir operasyondur. Türkiye büyük bir ülkedir, büyük ülke olduğunu da terörle mücadelede çok net olarak ortaya koymuştur. Bugün Türkiye sadece hudutları içinde değil, hudutları dışında da ülkesinin, milletinin güvenliğini sağlamak için her türlü kararı alabiliyor. Çünkü ülkede istikrar var, güven var ve iradesiyle, cesaretiyle karar veren bir Cumhurbaşkanı var Recep Tayyip Erdoğan var.
İşte tek adam yakıştırmaları, diktatörlük yakıştırmalarının arkasında da bu hazımsızlık var, bunu da bilmemiz lazım. Ülkemizin sürekli güçlü liderliğe ihtiyacı var, çünkü bölgemiz çok riskli bir bölge, jeopolitik risklerimiz bitmedi devam ediyor. Bölge haritasını şekillendirme yönünde önemli çalışmalar var, önemli projeler var. Bizim kimsenin toprağında, bir karış toprağında gözümüz yok, ama bizim ülke bütünlüğümüzü, milletin birliğini, beraberliğini Misak-ı Milli sınırlarımızı gözümüz gibi korumak gibi bir görevimiz var. Bunun için olaylara ilgisiz kalamayız, bölgede olup bitenleri mutlaka sadece izleyen değil, aynı zamanda buradaki olacak işlerin yol haritasını da belirleyen bir ülke olmamız lazım. Suriye’de biz bunu yapıyoruz, Irak’ta biz bunu yapıyoruz. Amacımız gelecek kuşakların terör belasıyla enerjisini kaybetmemesi, ülkenin kaynaklarının heba olmaması. Daha çok büyümeye, daha çok kalkınmaya, daha çok refaha bu imkanların hasredilmesi, ayrılmasıdır bunun için gayret ediyoruz. Ve bütün olumsuzluklara rağmen son yıllarda yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen hamdolsun hep beraber olarak, bir olarak, birlikte olarak bu işlerin üstesinden geldik, bundan sonra da geleceğiz.
Yine Hüseyin Bey bir şey söyledi, Türkiye Bankalar Birliği ne güzel laf bankaların birliği. Demek ki birlikte dirlik vardır, birlikte güç vardır, birlikte başarı vardır. İki tane 1-1’i alt alta koyarsanız 2 yan yana getirirseniz 11 eder onun için güçlerinizi birleştireceksiniz. Bir karar aldığınız zaman birisi mızıkçılık ederse o işten hayır gelmez. Mesela karar aldınız kredileri şu kadar arttırıyoruz veya faizlerde bir özellikle küçük esnafa, küçük yatırımcıya bütün fedakârlığı yaparak efendim kredi hacmini genişleteceğiz, mevduat faizlerinden daha makul bir politika izleyeceğiz. Bu kararı verince Bankalar Birliği’nden bu karar çıkınca buna herkes uyması lazım değil mi? Tek seslilik olması lazım. Herhâlde konuşmada biraz sitemkârdı bazı durumlarda alınan kararlarda birliktelik olmadığını ben öyle anladım, eğer yanlış anladıysam burada onu da ifade etmek isterim.
Biz şimdi mesela kentsel dönüşümde bir kural getirdik. Şimdi artık maliklerin yüzde 100’ünün rızasını almaya gerek yok, yüzde 51’inin rızası alındığı zaman o iş tamamdır, karar alınır uygulama yerine getirir. Eğer işinize yarayacaksa size de böyle bir düzenleme yapabiliriz. Madem birlikte hareket edeceksek bu fedakârlığı gönüllü bazda yapmak esastır, zorlamayla yapılan işten hayır gelmez. Ama memleket menfaati gerektiriyorsa boşa gitmeyen kararlarda alınması gerekiyorsa bundan da çekinmeyiz.
Yani bugünlerde tabi algı operasyonları devam ediyor bunlar seçime kadar da tırmandırılacak. Belli ki Türkiye ekonomisi üzerinde bir vatandaş üzerinde soru işaretleri oluşturma gayreti var. Biz bu gayretin nereden geldiğini çok önemsemiyoruz, kaynakları bizi ilgilendirmiyor sonuçlarına bakıyoruz. Olguları daha çok anlatacağız ve eminim ki vatandaşlarımız olup biteni görüyorlar. Sahaya gittiğimizde vatandaşlar bize telkin ediyorlar, bizi teselli ediyorlar. Sayın Başbakanım, siz aldırmayın bunların dediğine biz Hükümetin ne yaptığını biliyoruz. Vatandaşın şuuru açık, vatandaşın basireti yüksek, bütün olan bitenlerin nereden kaynaklandığını, ne yapılmaya çalışıldığını herkes biliyor, amaç istikrarı ve güveni zedelemek. Bu mümkün olmayacak bunu açık söylüyorum, çünkü 15 yıldır milletimiz istikrardan, güvenden çok şey kazandı, hiç kimse kazanımlarını tehlikeye atmak istemiyor bunu sahada görüyoruz. Bu konuda sizlerin de algıya göre değil, Türkiye’nin gerçeklerine göre hareket etmenizi özellikle bankacılardan bekliyoruz. Özet, şimdi herkesin ev ödevi var bugün için değil, baştan beri olan bir şey. Bizim ödevimiz nedir? Cari açığı, bütçe açığını planladığımız düzeyde tutmak. Bütçe açığı konusunda herhangi bir sapma yok, hatta iyileşme de olabilir, yani geçen sene ki oranların üzerine çıkmasını düşünmüyoruz. Bu ne demektir? Demek ki geçim başka, seçim başka. Seçim olacak, ama geçim devam edecek. Çalışmaya devam edeceğiz, üretmeye devam edeceğiz, çalışanlarımızın yüzünü güldürmeye devam edeceğiz. Bundan bir herhangi bir değişiklik söz konusu değil. İşte emeklilere 22 milyar verdiniz, yaşlılara verdiniz, gayret tabi vereceğiz, imkânımız olunca daha çok vereceğiz, ama bunların hepsinin hesabı kitabı belli. Az önce söyledi Başbakan Yardımcımız, burada verileceklerin çok üzerinde de vatandaşla 13 milyon hane sahibiyle el sıkışıyoruz, 50 yıllık sorunlarını çözüyoruz. Aynı şekilde bütün büyük, küçük işletmelerle, kurumlarla yine bir barış süreci başlatıyoruz. Onlara borçlarını 36 ay kadar yeniden yapılandırma fırsatı veriyoruz. Öğrencilerimize bir kereliğine tekrar öğrencilik hayatına dönmelerine fırsat veriyoruz. En son konutla ilgili KDV’yi düşürdük ve benzer şekilde tabi tapu harcında da bir düşürme yaptık. Bu özellikle belirli bir metrekarenin üzerinde zaten 150 metrekare altında böyle bir vergi yok. Üzerindeki bütün konutlarda bir stok var. Büyük şehirlerde bunlarla ilgili de Ziraat Bankası ve diğer bankalar bir kampanya başlatacaklar inşallah onun tarihini, detayını vermeyeyim. Bugünlerde buna yönelik de bir kampanya yapacaklar ve böylece piyasa hareketlenmiş olacak. Buradaki stoklar azaltılacak, oradan gelen parayla tekrar ekonominin çarkları konut sektöründe dönmeye başlayacak.
KGF uygulamamız bu yılda devam ediyor özellikle bu seneki KGF uygulamalarında alanları da çeşitlendirdik. Efendim, makine imalatlarına yeni iş yeri açmak isteyen, işini büyütmek isteyenlere önemli ölçüde imkân sağladık. Küçük ve orta ölçekli işletmelere hem işletme ihtiyacı hem de ilave yatırım ihtiyacı için kaynak ayırdık, turizme ve ihracata önemli kaynaklar ayırdık. Bu alanlarda da özellikle ihracatın çeşitlendirilmesi konusunda da ciddi kaynaklar ayırdık. Bunlar da bu sene sizlerin marifetiyle devam edecek. Tabi Türkiye enerji alanında da çeşitliliği arttırıyor, altyapı bu çeşitliliğin artması yeni projelerin devreye girmesinde bankalarımızın büyük katkısı var yani sizin verdiğiniz kredilerle bunlar oldu. Hidro santrallerin efendime söyleyeyim, rüzgâr santrallerinin, biyo santrallerin gelişmesinde sizin yaptığınız finansman çok etkili oldu ve Türkiye enerjide bugün kendi kendine yeterli olmanın ötesinde başka ülkelere de ihracat yapacak noktaya geldi. Ama tabi hala doğalgaz bakımından bağımlılığımız yüksek düzeyde, bunu da azaltacak nükleer yatırımlarımızı gerçekleştiriyoruz. Çeşitlendirmeyi yüzde 32’lere geldi, daha da yukarıya çekeceğiz.
Altyapı Türkiye’nin son 15 yılda mucize denecek başarılarının biri de altyapıdır. Altyapıda Türkiye G-20 içinde 17. büyük ekonomi, ama altyapıda son 15 yılda 39. sıradan 9. sıraya geldi, dünyanın altyapısı en gelişmiş 9. ülkesi, bu 15 yılda oldu. Kolay bir iş değil altyapıyı bu hale getirmek. Niye? Son 10 yıla bakalım, dünyada 10 tane mega proje var, 6 tanesini Türkiye yaptı. Siz bu finansmanı sağladınız, bankacılık sektörümüz sağladı, bugün PPP, yap-işlet-devret modelinde Türkiye yukarlara, liste başına yaklaşmışsa bu sizin sayenizdedir, bunun için de sizlere teşekkür ediyorum.
Bundan sonra da bu büyük projeleri yap-işlet-devret modeliyle yapmaya devam edeceğiz. Sırada Kanal İstanbul var, sırada 3 katlı Boğaz geçişi var ve daha büyük projeler var, hızlı tren projeleri var, şehir hastanelerimiz var, bunları beraber yapacağız.
Sağlık sektörünü anlatmaya gerek yok, sağlık sektöründe Türkiye dünyada göz kamaştıran bir başarıya sahip. Sağlık sisteminin gelecek 30 yılına yönelik yapılan anketlerde sağlık sisteminden endişe eden dünyadaki ülke vatandaşları içerisinde bir sıralama yapmışlar, bütün gelişmiş ülkeler yüzde 60’dan yüzde 20’ye kadar gelecek yıllarda sağlık sisteminden endişe ediyorum diye cevap vermiş. Türkiye’de sağlık sisteminin geleceğiyle ilgili endişe sahibi olan vatandaş oranı yüzde 3. Bu ne demektir? Türkiye sağlıkta değişim ve dönüşümünde büyük mesafe aldı, büyük yol aldı; bunu koruyacağız, sürdüreceğiz.
İşte dün Kayseri Şehir Hastanesini açtık, 2 milyar 100 milyonluk yatırım, 5 bin kişi çalışıyor. 5 yıldızlı otelde o konforu bulamazsınız. Geliyor, vatandaş içeri giriyor, bir ekran var, telefonunu tutuyor, bir telefon çalıyor, telefonun tuşuna basıyor, karşısında bir görevli, buyurun, nasıl yardımcı olabilirim? Bunu gördük, orada gösterdiler, bunu da bir Türk yerli firma yazılımını yapmış. Hemen oradan bilgileri alınıyor, yönlendiriliyor, çünkü hastane bir şehir gibi, nereye gideceğini bilmiyor insan.
Bunu görünce tabi 70 yıllarda, 70’li yılların sonunda Okmeydanı SSK’da gece 2’den sabah 9’a kadar ayakta sıra beklediğim günler aklıma geldi. 9’da da sıra gelmiyordu, sıra beklemede vardiya sistemine geçmiştik, ben bırakıyorum kardeşim geliyor sıraya giriyor. Ne olacak? Muayene için bir fiş alacak. Aldıktan sonra da zaten şöyle içeri giriyorsun, doktor sana yüzünü dönmüyor, yani şöyle bakıyor, neyin var, söyle neyin var, çabuk diyor. Sen de bütün ailede kimin hastalığı var hepsini sayıyorsun, ilaç alacaksın, başka bir beklentin yok. İlaç almak için reçete lazım. Herkesin gidemeyeceği için toptan hastalıkları, apandisti olan, kalbi olan, mide ülseri olan, baş ağrısı olan, gribi olan, herkesin hastalığını sayıyorsun. Doktor diyor ki, ya sen ölmüşüm kardeşim, sende yok yok diyor, ondan sonra hemen alelacele birkaç şey yazıyor, gidiyorsun eczaneye. Aşağıda bodrum katta karanlık bir yerde eczane var, veriyorsun, bir tanesi var, diğeri yok ilaçların, hayda, eczane eczane dolan, bir gün de ilaç toplamakla vaktin geçiyor. Şimdi bugünleri gördük, yaşadık. Bugün 2000’li yıllarda doğan çocuklar 18 yaşına geldi, oy kullanacak duruma geldi. Ben torunlarıma bunu anlatınca, ya dedem de neden bahsediyor diye içlerinden dedem herhalde yaşlandı filan diyorlar. Ama bunları biz yaşadık, yavrularımıza yaşatmadık, gençlerimize yaşatmadık, yaşatmayacağız. Geleceği inşa etmek, sorunları torunlara bırakmamak için 15 yıldır çalışıyoruz. Çok şey yaptık, yapamadıklarımız yok mu? Var, biz her şeyi yaptık diye iddia etmiyoruz. Ama ne yaparsak yapalım birinci derecede milletimizin refahı, mutluluğu, aydınlık yarınları bizim önceliğimiz oldu.
Çok büyük saldırılara maruz kaldık. İşte anlattı, kocaman bir grafik yapmış, 2003’ten bu tarafa doğru kutu kutu bir sürü numara. Hep kumpas, desise, tezgah, vesayet, kimi zaman yargı vesayeti gelmiş, kimi zaman silahlı darbe gelmiş, kimi zaman başka meselelerle karşı karşıya kalmışız, ama hiçbir zaman milletin emanetini yere düşürmedik, bunu bilmenizi istiyorum.
Şimdi özet söyleyeceğim şey şudur: Seçim gelip geçicidir, seçim şurada 50 günden az bir zaman kaldı. Seçim kararını alınca da zaten piyasalar gerekli olumlu tepkiyi verdi ve vatandaşımızın ileriye yönelik öngörülerini, hedeflerini daha da geciktirmemek için bu kararı aldık. Aslında bu seçim kararı bütün siyasi partilerin istediği bir karadı. Neden? Çünkü 16 Nisan referandumu olmuş, parlamenter sistem değişmiş, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kabul edilmiş, bunun uygulamasının daha fazla geciktirilmemesi vatandaşımız için, ülkenin gelecek kararları için önemliydi. Biz de hem iş aleminin, hem kamuoyunun, hem de siyasi rakiplerimizin beklentisini gördük ve bu kararı aldık. Ondan sonra bazıları, ya niye bu kadar erken karar aldınız, biz daha hazır değildik demeye başladılar. Be kardeşim, zaten 15 yıldır hazır olmadıysanız son 1 ayda nasıl hazırlanacaksınız, vatandaş buna nasıl itibar edecek? Eğer iktidar olmak istiyorsanız her zaman hazır olmanız lazım.
Onun için ülkemiz 24 Haziran’da seçime gidiyor, milletimiz seçime gidiyor, ülkenin gelecek 5 yılının kararını verecek. Bu seçimin en önemli özelliği, hükümet sandıkta kuruluyor. Yani seçimler oldu, vekilleri seçtik gönderdik, Ankara’da ne oluyor, ne bitiyor, buna ihtiyaç kalmıyor, vatandaş kendi oyuyla, kendi kararıyla ülkeyi yönetecek ekibi seçiyor. Ayrıca yasamaya da karar veriyor, Meclisi de seçiyor. Bir yanda yasama, bir yanda yürütme, ikisinin kararını da vatandaş veriyor.
Niye böyle yapıyoruz, bu tecrübe niye gerekli? İşte gördünüz, son 15 yılda kaç sefer demokrasiye, milli iradeye karşı müdahale girişimleri oldu, artık bunlara gerek kalmasın, vatandaş iradesiyle ülke yönetimi için kime yetki vereceğine karar versin dedik ve bu sistemi getirdik. Son Başbakan olarak giderken parlamenter sistemi de götürüyoruz, başkanlık sistemini getiriyoruz. Bu da son Başbakanın son marifetlerinden biri olabilir. Ülkemiz için hayırlı, uğurlu olsun.
Biz önayak olduk MHP’yle beraber. Türkiye’nin 1950’den beri gündeminde olan bir iş, biz sadece Türkiye’nin gündeminde olan bu konuyu da gündemden kaldırmak için Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle, Hükümetimizin çabasıyla ve Milliyetçi Hareket Partisiyle birlikte sistem değişikliğini önce Parlamentoya getirdik, daha sonra da ve 16 Nisan’da da milletimiz kararını verdi, ilk uygulamasını da inşallah 24 Haziran’da yapacağız. Adaylar belli oldu, inşallah bundan sonra söz millette, karar millette diyoruz.
Şimdi son vereceğim mesaj şudur, bir kez daha söylüyorum: Enflasyonun düşürülmesi konusundaki hassasiyetimizde bir gevşeme yok. Bu sene enflasyonla mücadele devam edecek, hedef yine tek haneli hale getirmek, bunun için gerekli tedbirleri alıyoruz.
Emeklilere, yaşlılara verdiğimiz imkanlar dolayısıyla mali disiplinden de bir kopma söz konusu değildir. Bunlarla ilgili de tedbirlerimizi aldık.
Finansal piyasalarla ilgili de tabi bankalarımız olsun, ama nihayetinde de Merkez Bankası gerek kur dalgalanmaları, gerekse bankaların kredi ihtiyaçlarını, piyasanın kredi ihtiyaçlarını dikkate alarak dinamik bir yönetişim süreciyle gerekli tedbirleri almıştır, almaya da devam edecek.
Olumsuzluklarımız ne? Dünyada petrol fiyatları artmaya devam ediyor, dolayısıyla petrol üreticisi olmayan ülkeler bundan olumsuz etkileniyor. Türkiye de bunlardan biri, bunu da biliyoruz, bununla ilgili de bazı tedbirlerimizi aldık, burada da bir sıkıntımız yok, onun da bilinmesini istiyorum.
Sizden isteğimiz de, kredi maliyetlerini bizim tarafımızdan ilave maliyetleri mümkün mertebe küçültmek, ama sizden beklediğimiz de birlikte hareket ederek maliyetleri aşağı çekmek, faizleri de aşağı çekmek ve böylece yüksek faizden olan memnuniyetinizi de sona erdirmek. Daha düşük faizde daha makul kârlar edeceksiniz, kârınızda gözümüz yok. Ama üretilmezse bir ülkede, teker dönmezse, çarklar dönmezse, o ettiğiniz az kârlardan da mahrum olabilirsiniz, yaşatmayı esas almanız lazım.
Burada güzel söylediğimiz bir şey var, yeniden yapılandırma bir suç değildir, gelişmiş ülkelerde yeniden yapılandırma artık sıradan bir iştir. Hatta ben biliyorum, bir zamanlar İsveç’teydim, vatandaşın kredi kartı borçlarını … yaptılar, bir seferliğine sildiler, kıyamet kopmadı, kimseye de bir şey olmadı. Güçlü ekonomi olunca yaparsın, ama kontrollü gitmek lazım. Hem bankacılık sistemi, hem siyaset, koordinasyon içerisinde ülkenin imkan ve kabiliyetlerini en iyi şekilde, en verimli alanlara kullanmak için bir gayret içerisinde olmamız lazım.
Ben tekrar Bankalar Birliği’nin Olağan Genel Kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Herhalde rakip falan yok Hüseyin Bey?
TBB BAŞKANI HÜSEYİN AYDIN- Seçimimiz var…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçiminiz var, tek adayla giriyorsunuz. Bak bizden şanslısın, bak bizde aday çok, eline listeyi alan yola çıktı bakalım.
Allah hayırlı, uğurlu etsin, ülkemize milletimize hem seçimlerin, hem de sizin seçimlerinizin hayırlı olmasını diliyorum, üstün başarılarınızın devamını temenni ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.