Basbakan Yildirim’in “Basbakan Ile Gündem” programindaki röportajinin tam metni
SUNUCU- İzmir’de Alsancak Tren Garından iyi akşamlar dileyerek yayınımıza başlıyoruz.
Anadolu’da yapılan ilk tren garında Türkiye Cumhuriyeti tarihin son Başbakanını meslektaşlarımla birlikte ağırlayıp gündemi değerlendireceğiz.
Sayın Başbakan, çok teşekkürler yanımıza katıldığınız için.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hoş bulduk.
SUNUCU- İzninizle arkadaşlarımı tanıtayım, zaten haber kanalları izleyicileri onları da çok yakından tanıyor. Veyis Ateş hemen sol tarafımda Habertürk TV’den, Duygu Leloğlu, A Haber’den ve Melik Yiğitel de TV 24’ten, birlikte yaklaşık 1,5 saat Sayın Başbakan’la gündemi değerlendirmeye çalışacağız.
Efendim, sorulacak çok soru var ama, tahmin ediyorum ki siz de gelirken hepimizin soracağı ilk sorunun Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olduğunu tahmin ediyorsunuzdur siz de.
Sayın Abdullah Gül bugün bir açıklama daha yaptı, siz nasıl değerlendiriyorsunuz ya da ne tahmin ediyorsunuz ya da ne bekliyorsunuz bu konuyla ilgili?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Neyle ilgili?
SUNUCU- Adaylığıyla ilgili yarın bir açıklama yapacağını söyledi. Sizin tahmininiz, yorumunuz nedir acaba?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bize ne ya? Yani biz işimize bakalım Abdullah Bey. Aday olacaksa olur, olmayacaksa olmaz. Yani niye bu kadar memleketin gündemini işgal etmeye hakkı var mı kimsenin? Adaysa buyurur çıkar. Milletin işi gücü var.
SUNUCU- Peki, kısa bir yanıt oldu.
VEYİS ATEŞ- İspanya dönüşü uçakta yine bunu sorduk doğal olarak. Bugün Sayın Gül Cuma çıkışı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yarın bir açıklama yapacakmış galiba.
VEYİS ATEŞ- Evet. Sizin de orada son dakika olarak…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben aslında doğru değerlendirmelerimi yaptım, o değerlendirmelerim bugün de geçerlidir.
VEYİS ATEŞ- İtibar zor kazanılan bir şeydir dediniz, kıymeti bilinmeli.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Abdullah Bey bizim ailenin içerisindeki bir arkadaşımız, AK Parti ona bütün makamları verdi, yeni vereceği bir şey yok, bundan sonrası tekrara giriyor.
MELİK YİĞİTEL- Efendim, buna dair ben bir ekleme yapabilir miyim izninizle? Şimdi Sayın Gül’ün adaylığı tartışılırken işte birtakım senaryolar falan da dendi ama, siz Abdullah Gül’den ne bekliyordunuz? Yani mesela ne yapması gerekiyordu Sayın Gül’ün, bu adaylık arayışı dışında mı hareket etmesi gerekiyordu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Abdullah Beyin başından beri gelip ben partimin emrindeyim, görevim bitti, bana partim ne görev veriyorsa hazırım demesini beklerdim, AK Partide gelenek böyledir.
Ben size söyleyeyim, yani Cumhurbaşkanlığı seçiminde esasında Cumhurbaşkanımız, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan hiçbir faninin yapamayacağı işi yaptı. Kendisinin rahatlıkla geçeceği bir makama, yok, ben partimi bırakmam, partim daha önemli, burada yapacak çok iş var ve Abdullah Bey olsun diye büyük bir fedakarlık yaptı ve bütün istişarelerde, konuşmalarda arkadaşlarımızın sen geç demelerine rağmen yaptı bu fedakarlığı. Bu kadarını söylüyorum, daha ne söyleyeyim? Yani bugün onları hatırlama günüdür, ama bence başka bir yere savruldu gitti.
VEYİS ATEŞ- Hatırlanmadı mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani şu bir haftadaki baş döndürücü trafiğin bir anlamı yok mu Veyis Bey?
SUNUCU- Efendim, bu arayışların bir proje olduğunu ya da benzer bir şekilde ifadeleri sizin de olmuş oldu Madrid’den birlikte dönerken uçakta.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.
SUNUCU- Bu proje kavramını biraz açar mısınız acaba?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani proje dediğiniz şey, doğal şartlar içerisinde gelişmeyen bir dayatmadır. Mesela PYD, YPG oluşumu bir projedir, arkasında bildiğimiz bir ülke var, Türkiye’ye karşı oluşturulmuş bir tehdittir, Türkiye’yi zapturapt altında tutmaya çalışan bir sistemdir. Abdullah Bey, yani muhalefet bir önceki, 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimine benzer bir inisiyatif peşine düştüler, ama olmadı, olmaz, zorlamayla siyaset inşa edilemez.
SUNUCU- Olmamasının nedeni ne sizce?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Belli, çünkü hiçbir geçmişi yok, altyapısı yok, seçim zamanı birdenbire bir telaşla partiler birbirlerine koşuşturuyorlar, aman şöyle yapalım, böyle yapalım, hepsinin kafasında başka şey var. Nitekim partinin biri genel başkanı dedi, kardeşim, kusura bakmayın, ben kimse için fedakarlık yapamam dedi; bence bu anlaşılabilir bir şey.
Eğer Türkiye’de siyaset uzun soluklu olacaksa, parti başkanları gerekli riski almalı. Yani büyük olsun, küçük olsun eğer siz partinin genel başkanıysanız, o siyasi hareketin lideriyseniz, iddianız yoksa ben yokum, niye yokum? Burada garanti yok. Siyasette garanti olur mu, seçimde garanti olur mu? Gireceksiniz, çalışacaksınız, çabalayacaksınız, vatandaş ikna olursa seçileceksiniz. Garanti peşinde koştuğunuz zaman da olmuyor işte.
SUNUCU- İlk turda seçim garanti mi AK Parti açısından?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiçbir şey garanti olmaz. Seçim her zaman kendi içinde, bulunduğu şartlar içinde avantajları da vardır, riskleri de vardır, ama biz rahatız. Yani şu bakımdan rahatız: Biz seçime her an hazır partiyiz, hiç seçim olmayacak gibi çalışırız, ama yarın seçim olacak gibi de hazır ve nazır bekleriz, AK Partinin genel karakteri budur. Tabi ki daha çok gayret edeceğiz, olabildiğince oy oranımızı yükselteceğiz.
Bu seçimin önemli bir özelliği var, bu seçim Türkiye’nin önünde yeni bir dönem açacak. Nedir o yeni dönem? Türkiye bir yönetim değişikliğine gitti, 16 Nisan referandumunda bunun kararı verildi, şimdi artık ilk uygulamasını yapacağız.
Burada ne var? Eskiden seçim olurdu, milletvekilleri seçilirdi, ama kimin hükümet olacağı belli olmazdı. Ankara’ya gelince işler insanların düşündüğü gibi gitmezdi. Tek başına iktidar olunca problem yok da, ama parçalı siyaset olunca, hatırlayın o 90’lı yıllarda hadi bir hükümet işte Refah’la ANAP kuruldu, kurulacak, ilan edilecek, pat bir yerden bir rüzgar esti döndü başka bir şeye, ondan başka bir başka oluşuma da döndü. Ne oldu? Türkiye 10 yılını kaybetti ve 2000-2001 kriziyle karşı karşıya kaldı.
O bakımdan, bu sistem ne demek? Yüzde 50’den fazla vatandaşın desteğini alacaksınız, bu önemli bir şey. Ve sandık kapandı, sandıklar açıldı ülkeyi gelecek 5 yılda kim yönetecek ortaya çıkıyor, doğrudan hükümet, güçlü hükümet, devamlı istikrar, güçlü iktidar, devamlı istikrar, iki kelimeyle bu sistemin tanımı. Bir de güçlü Meclis, Meclis çok güçleniyor. Nasıl güçleniyor diyeceksiniz, Meclis yasama ve denetme görevini çok daha rahat yapacak. Çünkü cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kanun teklifi verme yetkisi yok yapılan anayasada. Bir istisnası var, bütçe kanunu veriyor her yılın sonunda, onun dışında memleketin işlerinin görülmesi için, vatandaşın ihtiyacı olan bütün kanunları Meclis kendisi yapacak, yani milletvekilleri teklif yapacaklar, partiler bile yapamıyor.
VEYİS ATEŞ- Sadece yasamayla uğraşacaklar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yasamayla uğraşacaklar.
Cumhurbaşkanının diyelim ki bir kanuna ihtiyacı var, ne yapacak? Açık çağrı yapacak, diyecek ki, memleketin şu işleri olması için böyle bir düzenleme lazım ey Meclis, sesimi duy ve bunu yap veya genel başkanı olduğu partiye böyle bir telkinde bulunabilecek, bu kadar. Ama şimdi parlamenter sistemde böyle bir şey yok, iktidar kimse yasama da onun emrinde bir anlamda yani.
MELİK YİĞİTEL- Şu aynı zamanda bir stres figürü değil mi: Biz Cumhurbaşkanlığı seçimini konuşuyoruz, Mecliste sayın cumhurbaşkanının veya sayın başkanın istediği yasamaların çıkması konusunda bir sıkıntı olur mu? Buradan şuraya varmak istiyorum: Parlamento için de bir kamuoyu yoklaması yaptırıyor musunuz? Çünkü iki seçim yapılacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Parlamentoda sıkıntı ne zaman olur? Yani cumhurbaşkanı ile partisi azınlığa düşerse, salt çoğun altına düşerse sıkıntı yaşar, ama uzlaşma kültürü gelişir. Bu sistemin getirdiği en güzel şey uzlaşmayı da beraberinde getiriyor. Ama sigortası da var sistemin: Anayasa değişikliğini yaparken bunların hepsi göz önüne alındı. Nasıl aldık? Cumhurbaşkanı kurduğu hükümetiyle 5 yıl boyunca ihtiyacı olan, yani memleketin işlerini yapmak için ihtiyacı olan bütün yetkileri verdik, var, personel atamaları tamam, bakanlıkların sayısını artır-azalt, adlarını değiştir, bunlar tamam, yani icraata yönelik ne lazımsa cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle bunları çıkartabiliyor. Ama büyük reformlar yapılacak, bir ülkenin ihtiyacı olan reformlar var, ekonomiyle ilgili, çalışma hayatıyla ilgili, eğitimle ilgili vesaire. Çok büyük reform ihtiyacı var, burada Parlamento devreye girecek.
DUYGU LELOĞLU- Efendim, şimdi isterseniz biraz muhalefetten bahsedelim. 24 Haziran sizin de söylediğiniz gibi bir milat, eski Türkiye bitiyor ve eski Türkiye’nin bitmesini istemeyenler belki de panik içerisinde ve hiç biraraya geleceğini düşünmediğimiz 4 benzemez şu anda ittifak arayışı içerisinde. Birkaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanı tuhaf bir senaryodan bahsetti, siz de aslında mühendislik çalışması derken buna da atıfta bulundunuz. Arkada bir üst akıl mı var efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiç şüpheniz olmasın.
SUNUCU- Biraz tarif eder misiniz o üst aklı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- FETÖ canım, uzağa gitmeye gerek yok. FETÖ şimdi 15 Temmuz’dan beri kıvranıyor, nasıl tekrar toparlanırım, nasıl Türkiye’de bir atağa geçerim, bunun gayreti içerisinde. Ona müzahir olan bazı dış örgütler de var, bunlarla beraber içeride de belirli bir alan buluyorlar ve bu şekilde bir faaliyet var. Yani buradaki oluşumun amacı Türkiye’yi daha iyi noktalara götürmek, yönetmek, Türkiye’nin güçlenmesi, 10 büyük ekonomisi arasına girmesi, sorunlarını tamamen halletmesi falan değil, buradaki amaç AK Parti, ama özellikle de Recep Tayyip Erdoğan’ın olmadığı bir yönetim şekli olsun Türkiye’de. Niye? Çünkü Tayyip Erdoğan gidiyor Suriye’de, bir dakika kardeşim diyor, burada Türkiye var, siz burada ne hesap görüyorsunuz? Biriniz orayı işgal etmişsiniz, biriniz burayı işgal etmişsiniz, bu topraklar bizim, siz uzaktan geldiniz. Buradaki sorunları yaşayan biziz, bedeli ödeyen biziz, şehitler veren biziz. Ne yaptık? Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, bir çırpıda 235 kilometreyi tertemiz yaptık, millet gitti yerleşti, mutlu, çocukları okula gidiyor, normal hayatlarına döndüler, teröristler oradan temizlendi atıldı. Ama başka yerlerde var şimdi, doğuda iki kanton Kobani ve Cezire’de, oralarda aynı şeyler eğer başımızı ağrıtmaya devam ederlerse aynısı orada da yapılır.
MELİK YİĞİTEL- Burada Saadet Partisinin olması biraz fotoğrafa dair soru işareti oluşturmuyor mu? Yani şöyle…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bugün Saadet Partisinin rahmetli Erbakan’dan gelen misyonuyla ne alakası var?
MELİK YİĞİTEL- Kalmadı mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok tabi, yani tabanı bundan ayrı tutuyorum, tabana benim saygım var, taraftara saygım var. Yani 28 Şubat’ta rahmetli Erbakan’ın devrilmesi için her türlü oyunun içine girenleri siz ödüllendirirseniz, bir de Erbakan Ödülleri diye adını koyarsanız, onun kemiklerini sızlatırsınız.
VEYİS ATEŞ- Bu savrulmanın sebebi ne efendim sizce Saadet’te?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İhtiras, çekememezlik, başka ne olacak? Yani soruyorlar, işte ittifak yapacak mısınız AK Partiyle Saadet Partisi Genel Başkanına, yapacağız, anahtarları teslim etsinler, o zaman yaparız. Bu ne demek ya, ne ciddiyetsizlik? Yani AK Parti gidip buyurun dükkan sizin diyecek.
MELİK YİĞİTEL- O görüşmelerde de ne talep ettiler?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kamuoyuna açıkladı, bizim bir görüşmemiz olmadı.
MELİK YİĞİTEL- Şöyle: Sayın Cumhurbaşkanıyla görüştü Temel Karamollaoğlu, sonra Sayın Şentop Saadet Partisine gitti…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yakın zamanda görüştüğünü zannetmiyorum…
VEYİS ATEŞ- Daha önce, evet.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok önceleri, o zaman bu gündem yoktu.
SUNUCU- Seçim kararı yoktu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yoktu, tabi.
VEYİS ATEŞ- Bu FETÖ meselesinde efendim bir şey soracağım, bu üst aklı FETÖ olarak tarif ediyorsunuz ya…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani o en önemli etkenlerden biri. Niye? Çünkü bu oluşum başladığında bülbül gibi ötmeye başladılar bu FETÖ’nün ileri gelen adamları, mesajlar yayınlıyor, güzellemeler yapıyorlar, siz bizden daha iyi bilirsiniz, yani bana getirilenleri sadece söylüyorum.
VEYİS ATEŞ- Benim merak ettiğim şu: Biz ne zaman bu illetten kurtuluruz? Mesela başkanlık seçimine gidiyoruz, bir kez daha provoke ediliyoruz bu örgüt tarafından. Bu ne olursa, 2023 mü mesela? Zaman zaman bürokraside, yargıda, emniyette temizlendi…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bir kere bu işin beli kırıldı, ama bu belayı başımıza saranlar vazgeçmiş değiller.
DUYGU LELOĞLU- Dış güçlerden mi bahsediyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi.
DUYGU LELOĞLU- Yani Amerika Birleşik Devletleri…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, birçok ülke de var. Yani bunlara karşı niye duyarsız davranıyorlar? Yani Fethullah Gülen’in, terörist başının verilmemesinin veya hiçbir hukuki süreç başlatılmamasını nasıl izah edecek bize Amerika? Bir şey söyleyemiyor, bir iş de yapmıyor. Ama adamlar orada istedikleri gibi propagandalarını yapıyorlar, Türkiye’yi kötülüyorlar, yani bize, ülkemize, ekonomimize, imajımıza, algımıza verilmesi gereken ne zarar varsa cömertçe veriyorlar, finansmanı da Amerika yapıyor, 750-800 milyon dolar 140-150 okuldan para alıyorlar yılda. Amerikalıların vergilerinden verdiği para alıyorlar ve terör faaliyeti yapıyorlar, bu kadar basit. Avrupa’da terör örgütü olarak ilan edilmiyor. Ne zaman ilan edilecek kardeşim? Parlamentoyu bombalamış Meclisi, ondan sonra 251 kişiyi şehit etmiş, 2 bin 194 vatandaşımız gazi olmuş, yaralanmış. Yani bütün bunlar ortadayken bizim dostlarımız, müttefik bildiğimiz ülkelere düşen nedir? Derhal harekete geçmek, ama maalesef bunu görmedik.
DUYGU LELOĞLU- Birkaç hafta önce Avrupa Komisyonu’nun ilerleme raporunda ilk defa FETÖ terör örgütü olarak girdi.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tam tanımlanmadı.
VEYİS ATEŞ- Tam tarif edilmedi, Türkiye’nin tarif ettiği.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türkiye’nin böyle dediği falan diye şöyle zayıf bir şekilde.
MELİK YİĞİTEL- Burada tehlikeli bir fotoğraftan da bahsetmiyoruz Sayın Başbakanım?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?
MELİK YİĞİTEL- Yani Türkiye’de mesela Erdoğan, yani AK Parti ve MHP dışında bütün aktörleri harekete geçirecek hala içeride bir güçten mi söz ediyoruz? Yoksa bir motivasyon var…
MELİK YİĞİTEL- Nasıl geçirdiler, nerede geçti? Yani şu Ana Muhalefet Partisinin vaziyeti yürekler acısı, darmadağın, her kafadan bir ses geliyor. Yani şu 15 milletvekili olayı ne kadar incitici bir şey, ne kadar aşağılayıcı bir şey. O insanların yüzlerindeki halini görseniz ağlıyor, ne kadar isteksiz, ne kadar gönülsüz olduğunu.
Şimdi düşünün, Afyon, Aydın, Amasya, Ankara, Balıkesir, Bursa, Burdur, Çorum, Edirne, Kayseri, Kocaeli, Niğde, Zonguldak, İzmir, burada yaşayan vatandaşlarıma ben soruyorum, İzmirlilere soruyorum, sizin verdiğiniz, bu oylarla seçtiğiniz arkadaşınızı gidip başkasına buyur senin olsun deme hakkını bunlar nerede buluyor kendinde, öyle bir şey olur mu? Bu kadar seçmene saygısızlık olur mu? Milletvekilinin de bir adı var, bir itibarı var. Sanki bir şeyi alıp satar gibi anlaşmaya konu yapılabilir mi?
VEYİS ATEŞ- Geri dönerlerse efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Daha vahim bir şey, o zaman iskontolu alacaklar, tövbe Yarabbi. Yani yazık günah, milletvekillerine bunu layık gören bir partiye, doğrusu ben Ana Muhalefet Partisine bunu yakıştıramadım.
VEYİS ATEŞ- 24 Haziran’da aday mısınız efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?
VEYİS ATEŞ- Efendim, malum milletvekili seçimi var.
SUNUCU- Milletvekili adaylığınız?
VEYİS ATEŞ- Milletvekili olacak mısınız, başvuracak mısınız, 29 Nisan’da son bildiğimiz kadarıyla?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, başvuracağım.
VEYİS ATEŞ- Başvuracaksınız.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Prensip olarak biz milletvekillerimizin tamamı doğal adaydır.
MELİK YİĞİTEL- Yani üç döneme takılmayanların hepsi o zaman başvuracak anlamına mı geliyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Üç dönem konusu da bizde biliyorsunuz genel Merkez Karar Yönetim Kuruluna verilmişti kongreyle beraber. Merkez Karar Yönetim Kurulu da Merkez Yürütme Kuruluna bu yetkiyi devretti, bunlar yani üç dönemliklerle ilgili katı bir uygulama yok, ihtiyaç durumuna göre değerlendirilecek. Partimiz nerede ne kadar daha çok oy alırsa, daha çok destek alacaksa o arkadaşları, katkı sağlayacak arkadaşları mutlaka değerlendireceğiz.
MELİK YİĞİTEL- O zaman sizi teknik olarak Meclis başkanı olarak görme ihtimalimiz de var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, öyle bir hesap-kitabımız yok. Biz sadece şu anda Başbakanlık görevini kazasız-belasız tamamlamanın gayreti içindeyiz. Zaten iki yıldır başımıza gelmeyen kalmadı yani, pişmiş tavuğun başına gelmeyen bizim başımıza geldi.
DUYGU LELOĞLU- Evet, ama son Başbakan sizsiniz, bu size ne hissettiriyor, bu soruyu ben sormak istedim size?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Her şeyin bir başı, bir sonu vardır.
VEYİS ATEŞ- Yani bir gurur hiç şüphesiz, ama biraz burukluk da var mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, o kadar mutluyum, o kadar huzurluyum ki, yani 2 yıllık bir süreye belki de Cumhuriyet tarihinin bir daha yaşansın istemiyorum, yaşanmayacak olaylarıyla karşı karşıya kaldık. Milletimizin desteğiyle, Allah’ın yardımıyla, tabii Cumhurbaşkanımızın başımızda liderliğiyle üstesinden geldik. Yani Türkiye Cumhuriyeti tarihinde iki yıl yakın tarihimizde çok farklı yazılacak. Biz tarihi yaşıyoruz, onun için olaylar günlük sıradan olaylar gibi geliyor bize. Ama tarihi yazanlar bu olayları daha farklı yazacak.
VEYİS ATEŞ- Bu iki yılda siyasete bir güler yüz, bunu uçukta da konuştuk, getirdiniz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bazen de yani…
VEYİS ATEŞ- O bazen’i soracağım işte. Fakat o Meclis’teki, yani bir kere gördük, bayağı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, biraz kontrolü…
VEYİS ATEŞ- Neydi o kadar sizi, sizin deyiminizle kontrolden çıkaran?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben çok açık söyleyeyim, benim karakterimde şu var: Her şeye tahammül ederim, hoşgörü katsayımın yüksek olduğu söylenir, ancak yalana tahammül edemem. Yani adam gözümün içine baka baka yalan söylüyor. Tabii benim nevrim döndü, yani yalan iyi bir şey değil. Ülkeyi yönetenler, ülkeyi yönetmeye talip olanlar yalan söylüyorlarsa, o zaman kapıdan içeri sokmayın, böyle bir şey olur mu ya? Benim oradaki kontrolsüz aşırı tepkimin sebebi budur…
SUNUCU- Biraz da 15 Temmuz’da yaşananların bıraktığı duygusal etki de…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var tabii, biz o geceyi benimle beraber olan arkadaşlar biliyor, ben o geceden bir kahramanlık hikayesi çıkarmadım, o gece yapmamız gerekeni yaptık. Ve o gece yapılan işler, Cumhurbaşkanımızla bizim yaptığımız işler bu darbeyi etkisiz hale getirmede çok büyük katkı sağladı. Ha buna tabii en büyük katkı, medyanın da çok büyük katkısı var, yaşadınız, bizatihi içinde oldunuz ve orada hakikaten vatansever bir milli duruş sergilendi. Bu alçaklar orduda, poliste, orada-burada var, ama vatansever de bunlardan çok fazla askerimiz var, polisimiz var, savcımız var, hakimimiz var, herkes durumdan vazife çıkararak o gece görev başı yaptı. Kimse kimseye bir talimat da verme ihtiyacı duymadı, biz verdik vermemiz gereken yerlere. Yani milletin bile bile, yani başına bir iş geleceğini bile bile meydanlara gitmesi ne demek? Bu vatan sevgisi, bu bayrak sevgisi, bu başka bir şeyle olmaz, bu ezan sevgisi. Millet gitti, göğsünü siper etti, halkın gücü tankın gücünü yendi; olay bu kadar nettir.
DUYGU LELOĞLU- Efendim, bir de kontrollü kaçış yapanlar vardı o gece.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Beni provoke ediyorsun.
SUNUCU- Biraz açın lütfen.
DUYGU LELOĞLU- Evet, kontrollü kaçış.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Öyle, şimdi bana işte orada-burada saklanıyor falan dedi, kimin ne yaptığı belli. Sayın Kılıçdaroğlu Ankara’da uçağa binmeden ben kendisiyle konuştum, aramış beni, o anda ulaşamamış. Döndüm bilgi verdim nedir, ne değildir. O ilk açıklamayı yapmadan önce bilgi verdim ve kendisine de durumu anlattım, nasıl bir tutum sergileyeceğimizi de anlattım. Şunu da söyledim: Biz milleti meydanlara davet edeceğiz, siz de lütfen partiniz aracılığıyla çağrı yapın, bu parti meselesi değil bir milli meseledir. Bana bir anda şeyi sordu, yani bu vatandaşların güvenliğini kim sağlayacak falan dedi, ben o zaman tabii bıraktım.
VEYİS ATEŞ- Ne dediniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben bir şey demedim, daha ne diyeyim.
SUNUCU- Konuşma kesildi.
Birbirine bağlantılı olarak soracağım. AK Parti’nin genelde bu seçimde stratejisi ne olacak? Ve buna bağlı olduğunu düşünerek söylüyorum; seçim sathı mahalline girildiği andan itibaren Avrupa’nın bazı ülkelerinden açıklamalar geldi ve biz artık burada propaganda çalışması yaptırmayacağız dediler. Halbuki Avrupa da AK Parti’nin seçim stratejisinin önemli bir parçasıydı, neler söyleyeceksiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Dün İçişleri Bakanımızla Maliye Bakanımız Fransa’daydı. Orada İçişleri Bakanı mevkidaşıyla görüştü, onlar yani önceden bilgilendirme ve biz gerekli hazırlıkları yapmak kaydıyla bu tip kampanya çalışmalarını yapabilirsiniz, biz bunu sağlarız diye kendisine söylemiş. Bizim buradaki prensibimiz şu: Bir ülkenin içişlerine karışmak gibi bir niyetimiz yok, şartları da zorlayıp gerilim yapmaya da niyetimiz yok. Biz diyoruz ki; Avrupa demokrasiden bahsediyor, “freedom of speech” ne derler, yani konuşma özgürlüğü, kendini ifade etme özgürlüğü, bundan bahsediyorlar sıkça. Ama kampanyaya kısıtlama getirme; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusuna benziyor. Onun için böyle yapmamalarını istiyoruz.
SUNUCU- Ne gerekçe sunuyorlar efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gerekçe, herhalde sokaklarda olayları… Doğru dürüst gerekçe de yok da tahminimi söylüyorum; bir gerginlik olur, işte burada farklı görüşte insanlar var, bu kampanyalarda birbirlerine şey yaparlar filan. Daha ziyade onlar aslında ektiklerini biçiyorlar. Zamanında bu PKK sempatizanlarına, FETÖ sempatizanlarına, DHKP-C bilmem ne, bunlara çok alan açtılar, şimdi en ufak orada bir hareketlenmelerde bunlar sokağa çıkıyor, ortalık toz-duman oluyor. O yüzden böyle bir manzarayı daha yaşamak istemiyorlar. Bir de, bir koalisyon hükümeti var birçok yerde, koalisyon ortakları aralarında bu konuda farklı yaklaşımlar var, onun da bozulma riski olmasın diye bu işe toptan bir karşı duruş var. Bugüne kadar hiç sorun oldu mu? Biz seçimleri yurt dışında yaptık. Bu işe yardımcı olan ülkeler oldu, onlara da minnettarız. Yani kampanya olsun olmasın, vatandaşımız yeter ki gitsin oradaki demokratik hakkını kullansın, onun güvenliği sağlansın, bu bizim için önemli.
DUYGU LELOĞLU- 16 Nisan öncesindeki Avrupa’daki siyasetçilerin tavırlarıyla şu andaki arasında biraz sanki fark var değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yumuşama var.
DUYGU LELOĞLU- Yumuşama var değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var var.
DUYGU LELOĞLU- Avrupa medyası mesela ondan nasibini almamış, sizce o sertleşme, çünkü Avrupa medyasının tek bir hedefi var, Erdoğan’sız bir Türkiye, sürekli yazılarında bunu dile getiriyorlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii onlar aynı nakaratı tekrarlıyorlar, aynı şeyleri tekrar edip duruyorlar. Yani Cumhurbaşkanımızın şahsına yönelik bir ön yargı var ve sürekli onu gündemde tutmaya çalışıyorlar. Esasen geçen sene bir istisnaydı, neydi istisna olan? Birçok ülkede seçim var, bizde referandum var. Dolayısıyla orada iç politik dengeler ön plana çıktı ve o yüzden gerginlik oldu, bazı tatsızlıklar yaşandı, artık bu sene öyle bir şey yok. Almanya’ya ben biliyorsunuz bir ziyaret yaptım, oldukça da verimli görüşmeler oldu, ondan beri de ilişkiler olumlu yönde gelişiyor. Cumhurbaşkanımız zaman zaman muhataplarıyla telefonda görüşüyor. Yani geçen yıla göre bu sene daha iyi durumdayız.
Burada tabii popülist beyanatlardan kaçmak lazım, gerginliği tırmandırmanın Avrupa’ya da faydası yok, bize de faydası yok. Çünkü hala Avrupa’yla biz yüzde 50’den fazla ticaretimizi yapıyoruz. Orada yaşayan 6-7 milyon vatandaşımız var. Bu ilişkiler gerildiği zaman onlar da mutsuz oluyor, onların da canı sıkılıyor. Onlara karşı da bakış olumsuza dönüşüyor. Bunlara onun için çok dikkatli ve sorumlu davranmamız lazım.
VEYİS ATEŞ- Biraz efendim, stratejiyi açmak adına bu soruyu şöyle sormak isterim müsaadenizle…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Buyurun.
VEYİS ATEŞ- Liderlerin ittifak arayışlarını konuştuk partileri lider düzeyinde. İyi Parti’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Saadet Partisi’nin tabanı adına şöyle bir soru sorsam: 16. yılınızı deviren bir iktidarsınız, o seçmene buradan ne söylemek istersiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hangi seçmene, bizim seçmene mi?
VEYİS ATEŞ- Cumhur ittifakının dışındaki seçmene ne söylemek isterseniz, neden AK Parti ya da cumhur ittifakına bu süreçte oy versinler, biraz stratejiyi açmak adına?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru, cumhur ittifakı aslında iki parti ittifakı gibi gözüküyor, ama adı üstünde vatandaşın ittifakı anlamına geliyor. Buradan anlatmaya çalıştığımız ne? Türkiye büyük tehditlerle karşı karşıya. Nedir tehditler? Güneyimizde savaşlar devam ediyor, sorunlar devam ediyor ve bundan en büyük bedeli biz ödüyoruz. Yurt içinde, yurt dışında bölücülere karşı, teröre karşı büyük bir mücadele veriyoruz, elhamdülillah yurdun her köşesinde burada devlet iradesi, devlet otoritesi sağlanmış durumda. Her tarafa artık insanlar gidebiliyor, kendini ifade edebiliyor, terör örgütünün baskısını hissetmeden yaşayabiliyor; bu az bir şey değil. Bunun devam etmesini istiyoruz.
VEYİS ATEŞ- Sayın Cumhurbaşkanı “beka meselesi” demişti.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Beka meselesi tabii, yani ülkemizi açıktan açığa bölmek istiyorlar; bunun saklısı gizlisi yok ki. Adam tutuyor doğu illerinden Sivas da dahil aşağıda Kilis’e, Gaziantep’e kadar çekmiş burası benim diyor, burada devlet kuracağım diyor. Sana burada devlet kurdurulur mu kardeşim? Beka meselesi bu. Misakı Milli sınırlarımız içerisinde bir karış toprağımıza da halel gelmeden bayrağımızı yurdun her köşesinde dalgalandıracağız, bir millet olacağız. Farklı etnik yapıda olabiliriz, farklı düşüncelerimiz olabilir, farklı inançlarımız olabilir, ama bizi biz yapan dört değerimiz var, o değerleri herkes kabul edecek.
MELİK YİĞİTEL- Efendim, tam bu noktada bu cumhur ittifakı meselesinde birinci orada soru işareti; AK Parti ve MHP evet birlikte bir ittifak yapıyor, ama sonuç itibariyle kendinize oy isteyeceksiniz Meclis’te çoğunluğu sağlamak için. Orada nasıl dil kullanılacak; bir bu?
İkincisi de; özellikle Kürt seçmen üzerinde bu nasıl bir etki uyandırır, çünkü Kürt seçmen ağırlıklı tercihini AK Parti’den yana kullanıyor. Ama şimdi MHP ile yan yana olunca bunun bir riskinden söz ediliyor, ne dersiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle bir riski yok, yani bir kere tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ilkesini benimsemeyenin kimliği, etnik kimliği kim olursa olsun bizim açımızdan bir tehdittir; Kürt de olabilir, Türk de olabilir, başka etnik gruptan da olabilir. Bizi bağlayan tek devlet, üniter yapı, topraklarımızın bölünmez bütünlüğü. Ben Kürtlerin de böyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Kürtlerin sorunu PKK’dır. PKK, Kürtlerin de sorunu, Türklerin de sorunu. PKK bugün Kürtler için ne yapmış; gözyaşı, kan, çocuklarının geleceğini karartma, bölgenin kalkınmasını geciktirmiş. Yani böyle mi Kürtlerin meselesine sahip çıkacak? Kürt vatandaşları da, Türk vatandaşlar da, bütün etnik gruplar bizim başımızın tacıdır.
VEYİS ATEŞ- Bölgeyle ilgili kamuoyu yoklamanız var mı efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var, terör örgütüne prim vermiyor, ama gelecek beklentisi var insanların. Gelecek beklentisinden kastım ne? Bu yaralar ne kadar sarılacak, ne zaman sarılacak, buralarda ekonomi daha nasıl canlanacak, ne gibi projeler yapılacak; bu beklentiler var. Ama terör örgütünün istismar alanları oldukça azaldı, yok oldu, prim vermiyor vatandaş. Dolayısıyla MHP’nin söylemiyle bizim söylemimiz arasında çok fark yok. Onlar da üniter yapıyı savunuyorlar, onlar da bayrağımızı, tek devleti, tek milleti, tek vatanı, yani aynı değerleri savunuyoruz, o bölgedeki Kürtler de aynı değeri savunuyor, o bakımdan bir problemimiz yok. Bizim problemimiz terör örgütleriyle. İki şeyi birbirinden ayıralım. Vatandaşımız, ülkesini, vatanını seven, bayrağını seven vatandaşlarımızla bir derdimiz yok, onlar bizim baş tacımız. Ama terör örgütüyle bizim meselemiz var. Hem PKK ile var, hem aşırı sol örgütlerle var, DEAŞ’la var ve şimdi bir de FETÖ var. Aynı anda üç terör örgütüyle mücadele eden bir ülkeyiz, bunun bir örneği yok başka dünyada. Üstüne üstlük Suriye’deki bu iç savaş dolayısıyla büyük bedel ödeyen de yine Türkiye.
Onlar ne yaptılar? Çukur kazdılar, hendek açtılar, o çukurlara kendileri düştüler, yok oldu gittiler o çukurlarda. Şimdi oralarda yeniden şehirler yapıyoruz. Şırnak’ta yeni şehir kurduk, yeni bir Şırnak yaptık. İdil, Nusaybin, Diyarbakır, Sur, Cizre, aklınıza gelen nere varsa.
VEYİS ATEŞ- Bu insanların gündelik hayatına dokunacak vaatlerinizi biraz daha ilerleyen zamanlarda mı duyacağız efendim stratejiyi açmak adına?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii.
MELİK YİĞİTEL- Bu MHP ile dil birliği sorusuna yanıt alamadım, ama önemli.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?
MELİK YİĞİTEL- MHP ile siz sahada nasıl bir uyum sağlayacaksınız Sayın Başbakan? Ortak miting mi, arka kapı diplomasisi mi? Bir söylem birliği gerekiyor çünkü orada.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, bizim MHP ile ittifakımızın çerçevesi belli. Cumhurbaşkanı adayımız ortak, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanımız için kampanya yapacağız, burada ayrı bir dil olmaz ki, zaten adayımızı müşterek belirlemişiz, burada bir sorun yok. Cumhurbaşkanımızı destekleyecek, onun seçilmesi için canla başla çalışacağız. Onlar da çalışacak, biz de çalışacağız; burada bir sorun yok.
Milletvekilliği için de yine ortak gireceğiz. Aynı iki sütun arasında amblemlerimiz var, altında MHP’nin listesi var, bizim listemiz var, evet mührünü ikisinin ortasına bastığı zaman ortak oy, bizimkine bastığı zaman bizim oy, öbür tarafa, MHP tarafına bastığı zaman oranın oy, sonra ona göre hesap kitapları belli nasıl yapılacağı, dağıtılacak.
Şimdi söylem birliğinden kastınızı ben anlamadım, yani söylem birliği olmayacak ne var? Yani MHP Kürtlere karşı bir parti mi?
MELİK YİĞİTEL- Mesela Avrupa Birliği meselesi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Avrupa Birliği’nde hiç söylem farkımız yok. Kürtlere karşı parti değil ki MHP, teröre karşı, PKK’ya karşı. PKK’ya karşı olmayan kim? HDP, biraz da CHP gidiyor-geliyor, kafası karışık.
VEYİS ATEŞ- Bu gündelik hayat meselesiyle ilgili efendim cevabı alamadım da, gündelik hayata, insanların ekonomik hayatına dokunacak, gündelik yaşamına dokunacak stratejilerinizi ne zaman açıklayacaksınız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar bizim seçim beyannamemizde çok detaylı anlatılacak, burada bunlara girersem saatler sürer. Şöyle söyleyeyim…
SUNUCU- İlk etapta Pazar günü Sayın Cumhurbaşkanı ifade edecek zannediyorum değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, şimdi ayın 6’sında bir manifesto, kısa bir metin, yani AK Parti kuruluşundan bugüne ne anlam ifade ediyor Türkiye için ve bundan sonraki 2023 hedefleri, 2053, 2071 vizyonu bakımından ne ifade ediyor bunlar anlatılacak, bir vizyon belgesi, bir seçim manifestosu ortaya koyacağız. Daha sonra aday tanıtım toplantılarında da seçim beyannamesi olacak, orada da bütün alanlarda, ekonomi, adalet, demokrasi, şehircilik, dış politika, toplum, sosyal politikalar, aklınıza ne gelirse bunların bütün detayları olacak. Ama üç ana eksende; adalet, kalkınma, demokrasi.
VEYİS ATEŞ- Sayın Cumhurbaşkanı biraz reform demişti, demokratik reformlar demişti.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var tabii.
VEYİS ATEŞ- Onu biraz açabilir misiniz efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok reform var açacağımız, mesela Anayasamız daha da iyileştirilebilir, ama bunu tabii uzlaşmayla yapacağız, bunu şimdiden söylemenin anlamı yok, tabloyu görmek lazım.
Buyurun.
SUNUCU- Arkadaşlarım soru soracak, ara için zaman daralacak, müsaade ederseniz kısa bir reklam arası verelim, ardından devam edelim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olur, işler kesat gidiyor galiba.
SUNUCU- Albayrak Tren Garından…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Alsancak.
SUNUCU- Alsancak Tren Garından…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olur, İzmirli olmayınca bu kadar olur.
SUNUCU- Siz İzmirlisiniz değil mi efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şüphen mi var?
SUNUCU- Yok, hiç şüphem yok.
İzmir’le ilgili de bir-iki mesaj alalım, gerçi seçim üzerinden bir sorum olacaktı ama…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu tarihi bir gar, Alsancak Garı 1850’lerde yapıldı, Anadolu topraklarında yapılan ilk gar binası. Şu gördüğünüz raylar da İzmir-Aydın demiryolunun ilk Anadolu topraklarında demiryolunun yapıldığı topraklar burası.
VEYİS ATEŞ- Buranın açılışını da siz yapmıştınız herhalde değil mi efendim İZBAN’ın?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İZBAN’ınkini yaptık, bunu şimdi hem şehirlerarasına kullanıyoruz, hem de İzmir toplu taşımada İZBAN diye bir proje var. Bu İZBAN’ın hikayesi de şu: Koalisyon Hükümeti zamanında İzmir’e Bakanlıkla Belediye bir proje başlatmışlar, bu hattı genişletip hem şehir içi ulaşımına, Aliağa’dan ta havaalanına kadar, Gaziemir, Cumaovası daha doğrusu, oraya kadar, yapmak için girmişler. Tabii koalisyon bozulup Türkiye krize girince yüz üstü kalmış üç sene-dört sene. Telleri çalmışlar, rayları çalmışlar, yağmalamışlar etrafı. Bir geldim, ne bu kardeşim? İşte bu Koalisyon Hükümeti zamanında başlandı Belediyeyle, bırakıldı. Niye yapılmıyor? Şimdi AK Parti iktidara geldi, yapar mı-yapmaz mı bunlar diye Belediye cesaret edemiyor. Gel bakalım kardeşim dedim, çağırdım Belediye Başkanını, ya İzmir’in işi, hizmeti olunca siyaset konuşulur mu? Hemen bir protokol yaptık, yüzde 50-50, şirket kurdurduk Demiryolları’na İZBAN Şirketi. Çoğunu işin biz yaptık, bir iki alt-üst geçit istasyonları da Belediye yaptı, ama şirket yüzde 50-50 ve şu anda İzmir’in çok büyük yükünü alıyor. Yetmiyor, Aliağa’dan Cumaovası’na, sonra yetmez dedik Torbalı’ya da uzattık. Yetmez dedik Selçuk’a da uzattık, şimdi Bergama’ya uzatıyoruz. Dünyanın toplu taşıma raylı sistemde en uzunu şu anda İZBAN. Yani pekala konu hizmet olunca siyaset ikinci plana atılabiliyor. Yani siyaset yapacağız diye İzmirlileri mağdur edemeyiz ki.
DUYGU LELOĞLU- Efendim, bugün ben biraz erken geldim, İzmirlilerle sohbet etme olanağı buldum, sizi çok seviyorlar ve Başbakanlığınızın da önünü açtılar. İzmir hatta bugün burada…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok seviyorlar da azar-azar oy veriyorlar…
VEYİS ATEŞ- Hemen ısınamıyorlar…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama işin latifesi bir tarafa, geldiğim günle ilk şimdi arasında dağlar kadar fark var. Biz buradaki oylarımızı yüzde 25’ten yüzde 37’lere kadar çıkardık. İnşallah bu seçimlerde daha çok İzmirlinin desteğini, teveccühünü alacağız.
VEYİS ATEŞ- Siz daha çok hangisini hissediyorsunuz; İzmirli misiniz, Erzincanlı mısınız, Ankara mı, İstanbul mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türkiyeliyim ben.
VEYİS ATEŞ- Tabii şüphesiz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türküm, doğruyum, çalışkanım…
Şimdi şöyle: İzmirliyim, çünkü ben 2011 seçimlerinde, ondan sonra ne var? Milletvekili seçimlerinde İzmir milletvekili oldum. 2014 seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesine aday oldum. O 17-24 Aralık toz duman, göz-gözü görmeyen, kimin ne dediği belli olmayan dönemde ben burada adaydım, çok da güzel bir kampanya yaptık, olmadı, nasip. İzmirliler ileri görüşlü olduğu için beni seçmediler…
VEYİS ATEŞ- Başbakan olmanızı istediler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Başbakanlığa gönderdiler. Sonra 7 Haziran’da ara verdik, üç döneme takıldık, sonra 1 Kasım’da tekrar aday olduk, tekrar seçtiler, gönderdiler. Ben İzmirli olmayayım da kim olsun bu kadar destekten sonra yani.
Erzincan’da doğdum, orada da milletvekilliği yaptım. Ama ömrümün büyük bir kısmı, gençlik yıllarım hep İstanbul’da geçti. Ankara’da da 15 yıldır dört kapıdan başka yeri tanımam; evin kapısı, Başbakanlık kapısı, daha önce Bakanlığın kapısıydı, Meclisin kapısı, bir de parti var. Ankara’da maalesef Ankara’yı tanıma imkanımız olmadı.
İzmirli ne isterse biz yaparız. Mesela Körfez Geçişi Projemiz var, İzmirlilerin tamam başla demesini bekliyoruz.
DUYGU LELOĞLU- Bir de çılgın proje…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O işte.
DUYGU LELOĞLU- O değil mi, evet.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İZKARAY, tünel ve köprü, İstanbul’un Kanal İstanbul’u gibi.
MELİK YİĞİTEL- Sivil siyaset, demokrasiyi konuşuyoruz, seçimleri konuşuyoruz, ama bugün 27 Nisan e-muhtıranın yıldönümü.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
MELİK YİĞİTEL- 11 yıl önce AK Parti bir e-muhtırayla karşılaştı. Bir kere, hani bu e-muhtıra meselesinin yıldönümüyle ilgili neler söylemek isterseniz; bu bir.
İkincisi ve çok daha önemlisi; Türkiye’de artık darbe, darbe girişimleri dönemi kapandı mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- E-muhtıra esasında Türkiye Cumhuriyeti’nde bugünkü sürecin bir başlangıcıdır. Hatırlayın, 27 Nisan’daki muhtıraya karşı AK Parti iktidarı o muhtırayı iadeli taahhütlü olarak geri gönderdi. Türk siyasi tarihinde böyle bir durum yok. Ne oluyordu? Muhtıra gelince ceketini alıp siyasetçiler tıpış tıpış giderdi. Ya darbeyle gider ya da postmodern darbeyle gider. E-muhtıra biraz postmodern darbe türü, teknolojik araçlar kullanarak sanal alemden gönderilen bir darbedir. Onu yolcu ettik, dedik ki; kardeşim, bizi millet seçti, yetkiyi millet verdi, millet isterse yetkiyi alır elimizden, gerisi bizi ilgilendirmez; çok özet.
Daha sonra ikinci adım, 367 icadı. İcat diyorum ben yani, olmayan bir şey, hiç uygulanmamış, görülmemiş bilmem ne, birisi çıkardı böyle bir icat ortaya koydu ve oradan sonra zaten işler değişti. Biz seçim kararı aldık, referandum kararı aldık, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilme kararını verdik biliyorsunuz ve ondan sonra bu süreçler, FETÖ, Ulusal, Ergenekon, bilmem ne, birçok badirelerden geçtik bugünlere geldik.
Sorunun şu kısmı: Darbe Türkiye’de tekrar olur mu-olmaz mı? Darbe yapmak isteyenler 15 Temmuz’u aklından çıkarmasın, bu kadar açık yani. Maceracılar her zaman olabilir, çılgınlığın mevzuatı yok Melik, yazılmadı. Çılgınlık yapan bedelini öder, bu kadar basit. Türkiye’nin demokrasini, Türkiye’nin kazanımlarını böyle bir anda yok etmesini, itibarını tüketmeye kimsenin hakkı yok. Yaparsa bedelini öder, hiçbir şey karşılıksız kalmaz. Kim ne yaptıysa mutlaka er veya geç bedelini öder, burada da öder, öbür tarafta da.
VEYİS ATEŞ- Bir soru müsaadenizle; biraz artık bundan sonrası için, ama Türkiye Büyük Millet Meclisi kapanmadan bir yetki kararnamesi çıkacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.
VEYİS ATEŞ- Kapsamı ne olacak efendim, buna ilişkin bilgi alabilir miyiz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kapsamı şu: Cumhurbaşkanlığı sistemi devreye girdiği için, gireceği için, 1-2 maddesi girdi biliyorsunuz, genel başkanlık yolu açıldı, partiyle ilişiği kuruldu, seçim öncesi istifa eden bakanlar vardı, şimdi etmedi biliyorsunuz, onlar da yürürlüğe girdi, o da garabet bir işti, onu da ortadan kaldırdık.
Şimdi 24 Haziran’da bismillah dedik seçimimizi yaptık, Cumhurbaşkanımızı seçtik, yeni Meclisi seçtik, hayırlısıyla kazasız-belasız tertemiz. Sonra yeni sistemin işlemesi lazım. Bir yandan uyum kanunlarını yapıyoruz. Ama sadece 1000’e yakın kanunda şekli değişiklik lazım. İşte Başbakanlık geçiyor, bilmem ne geçiyor, bir sürü yürürlükte olmayan yeni sistemde tabirler var, cümleler var. Bunlar bir anlamda öze ilişkin değil, ama düşün Parlamentoda bunu yapmaya kalksak, her biri üzerinde yarım saat, 1 saat konuşulur hiç konuyla da ilgisiz, aylar sürer, perişan oluruz. Şimdi bunlarla ilgili teknik düzenlemeler, uyum, yeni sisteme, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle ilgili kanunlardaki uyarlama, uyum düzenlemeleri var.
VEYİS ATEŞ- Daha çok usulle ilgili galiba.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şekli şeyler, usul. Ama onun dışında da şeyler var. Şimdi icrayla ilgili konular cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapılacak. Halbuki kanun var, bakanlıklar kanunla kurulur diyor, şimdi bu nasıl olacak? Bir çelişki, bunların uyarlanması lazım.
VEYİS ATEŞ- Bakanlıkların sayısı azalacak mı Sayın Başbakan?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Azalacak, mutlaka azalacak, tabii Cumhurbaşkanı o kararı verecek, ben değil, ama düşüncesinin azalması yönünde olduğunu biliyorum.
VEYİS ATEŞ- Tahmini bir rakam?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani şöyle: Sayı vermem doğru olmaz, ama azalacağını söylerim, çünkü en baştan başbakan yok, başbakan yardımcıları yok, kafadan 20’nin altına düşer.
SUNUCU- Ama bunun yerine başkan yardımcıları olmayacak mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Başkan yardımcısı bu kadar olmayabilir. Olur da, yani aynı sayıda olması gerekmiyor, daha az olacağını tahmin ediyorum. Bunlar çalışılıyor, yani organizasyon şeması üzerinde şu anda biz komisyonlar oluşturduk; yerel yönetimler, merkezi yönetim, bürokrasi, bağlı-ilgili kurumlar, planlama, strateji, bilmem ne, bütün bu alanlarda uzmanlar çalışıyor, 7 tane komisyon var. Hepsinin raporları görüşülüyor, ara-ara Cumhurbaşkanımıza bilgi veriliyor, bize bilgi veriliyor, ne olacak? Bakanlıklar, mesela ekonomiyle ilgili bakanlıklar biraraya toplanacak. Tabii bir sürü ekonomiyle ilgili bakanlık var.
SUNUCU- Ona bağlı bürokrasi de öyle olacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii, onlar tek bir iradede birleşecek, bir bakanlıkta. Efendim, mesela altyapı, altyapıda işte ulaştırma var, enerji var, şehircilik var, bilmem ne var, bunlar da kendi aralarında olabildiğince sadeleştirilecek.
VEYİS ATEŞ- Bayağı bir azalacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani gelişmiş ülkelerde, mesela Amerika’da, İspanya’da, Almanya’da 14-15 bilemedin, 12 olan yerler var. Belki ilk etapta bizimki bu kadar olmayabilir, biraz daha fazla olabilir, ama esas itibariyle azaltma yönünde bir düşünce olduğunu biliyoruz.
SUNUCU- Efendim, ikisi arasında çok fark var, ama acaba yerel yönetimlere de yansıyacak bir yasa değişikliği olacak mı acaba?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, yerel yönetimlerle ilgili Anayasada hüküm var. 123, 126. maddeler yerel yönetimlerin tüzel kişiliklerini düzenliyor. Yeni mesela vilayet kurulması, mesela bunlar kanun konusu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle olacak iş değil, yeni bir il kuracağız mesela.
VEYİS ATEŞ- Bakanlık azalması bürokrasiye ne katacak efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne kadar çok bakanlık o kadar çok bürokrasi demek. Yani ne katacak diye bir şey yok.
VEYİS ATEŞ- Hızlandıracak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hızlandıracak. Sonra teknoloji çok gelişti. Şimdi bak Türkiye’deki vatandaşın devletle olan işlerinin şu an itibariyle yüzde 56’sı internet ortamından yapılıyor, vatandaşın devletle olan işlerinin yüzde 56’sı, yarıdan fazla. Hedef, bu sene sonunda tamamı. Hadi bu sene sonu olmasın, 2019’un ortalarında mutlaka yerel yönetimler, merkezi yönetim, bakanlıklar, kurumlar arası vatandaşın işleri internet üzerinden yapılır hale gelecek.
SUNUCU- Efendim, yayına girmeden önce Twitter’dan Sayın Başbakanı ağırlayacağız, sorularınız varsa sormaya çalışalım dedik ve gelen soruların hiçbirinde siyaset yok. Hep bu az önce son bahsettiğimiz şeyler, işte bürokrasi, devlet, yani vatandaşın birey olarak devletten talepleri. Birkaç başlık var, arkadaşlarım da soracaktır eminim. Mesela şöyle sormuş biri, isimlerini veremiyorum tabii: Sözleşmeli öğretmene kadro yok mu diye soruyor. Beraberinde kamudaki sözleşmeliler de kadro bekliyor ve bu süreçte böyle bir vaat olacak mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bak ben hiç popülizm sevmem. Benim gönlümdeki, bütün kamuda çalışanların sözleşmeli olmasından yana.
VEYİS ATEŞ- Memurluğun kalkması anlamında mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani kalksın demiyorum, o kazanılmış haklar, öyle yanlış bir algı olmasın. Ama biz ileriki yıllarda sözleşmeliye geçmemiz lazım.
SUNUCU- Efendim, reform diyordunuz, bu reformların bir tanesi mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii, yani performansı artırmak için buna ihtiyacımız var. Bu az güvence getirmiyor, sözleşmeli olmak güvence açısından bir olumsuzluk getirmiyor. Ne getiriyor? Şimdi biz 20 küsur bin öğretmen aldık mecburen, FETÖ’cüler atıldı, açığı kapatmak için öğretmen aldık…
SUNUCU- Onlar da kadro bekliyorlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Baştan dedik ki; siz beş sene şurada çalışacaksınız, adını koyduk, razı oldu girdiler. Ondan sonra işte çeşitli mazeretlerle ben buradan filanca ile gitmek istiyorum; olmaz, o zaman planlama yapamıyorsunuz. Sözleşme, performansı artırıyor, herkes memnun, verimlilik artıyor, bölgeler arasındaki ihtiyaçları planlama yapıyorsun, nerede ihtiyaç varsa oraya alıyorsun. Üstelik de yani bu sözleşme size iş güvencesinde bir olumsuzluk da getirmiyor, yine devlette çalışıyorsunuz. Ücret bakımından da hatta daha da belki iyi yapılabilir, aşağı değil kadrolulardan. Esasında işin özü; kamu çalışanının tanımı tek olmalı, bu da yine bir Anayasa değişikliği, toplumsal uzlaşmayla bu yapılabilir. Eğer bunu siyasetin bir parçası haline getirirsek burada bir şey yapamayız. Yani kamu çalışanları eyvallah, kutsal bir görev yapıyor, güzel iş yapıyor, ama 3 milyon kamu çalışanı varsa ülkede 78 milyon da kamuda çalışmayan var, bunların hakkını da gözetmemiz lazım. Yani o 78 milyonun ihtiyaçlarını, beklentilerini kamuda çalışanlar olarak, bizler de buna dahiliz, en az güvenceli çalışan biziz, öyle değil mi?
VEYİS ATEŞ- Öyle.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçime girdin, kaybettin, bitti. Seçime girmeden de olur yani.
DUYGU LELOĞLU- Ben imar barışından bahsedeceğim, milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir konu, birkaç gün önce bahsettiniz. Bunun kapsamı nasıl olacak efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kapsamı çok basit, mesela şu bulunduğumuz güzel İzmir şehri binalarının, bütün yapı stokunun ne kadarı izinsiz, ruhsatsız bir tahmin edin bakayım?
VEYİS ATEŞ- Yarıdan fazlası mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok iyi, yüzde 62. Yani dünya şehri İzmir’den bahsediyoruz, yapıların yüzde 68’i ruhsatsız ve depreme karşı yeterli sağlamlığa sahip değil. Bu bir günde olmadı, yıllar boyu bu sorun geldi geldi geldi, herkes görmezlikten geldi. Şimdi biz ne yapıyoruz? Bizim yaptığımız bir imar affı değil, Meclis’e verdik teklifi. Bizim yaptığımız bir durum tespiti. Şimdi yapı stokunun yaklaşık 12 milyon yapı, 12 milyon yapı ya ruhsata aykırı yapılmış, ruhsatta belirlenen kurallara uymamış veya mülkiyet problemi var, yani yapıyı yapmış, ama yer kendinin değil veya hiç imarı yok, kaçak yapılmış, ama oturuyor içinde. Katları var, kat mülkiyeti yok. Oturuyor, elektrik alamıyor, su alamıyor. Yani şu İzmir’de, Türkiye’nin marka şehri dediğimiz, parlayan yıldızı dediğimiz şehirde şehrin göbeğinde şurada bir Teneke Mahallesi var, Afrika’dakiler gibi. Bornova’da, başka yerlerde ev var, elektriği yok, suyu yok. Niye? Çünkü ruhsatı yok, imarı yok, izin alamamış…
SUNUCU- Sayın Başbakan, bundan sonrası için de çok sıkı önlemler alınacağını düşünüyoruz…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onu söyleyeceğim. Bir kere burada işi bir şey yapalım diyoruz, yani bu fiili durumu artık görelim, yani bunu yok saymakla yok olmuyor. Gözümüzü kapayıp yok böyle bir şey, bunlar kaçak yapılmış, bunlar ruhsatsız yapılmış, bunlar uygun değil demekle sorun çözülemiyor, büyümüş, çok büyümüş. 3-5 olsa kaldırır, yeniden yaparsın, 12 milyon. Bunlara yapı kayıt belgesi vereceğiz. Yapı kayıt belgesinin anlamı ne? Diyoruz ki; ben senin beyanname veriyor ya insanlar, vergi-emlak, orası onun arsa gözüküyor, halbuki bina var, ama resmiyette yok bina kaçak olduğu için, imarsız olduğu için. Dolayısıyla onu kullanan kendi malı olduğunu dahi hissedemiyor. Diyor ki, bu benim malım ne zaman olacak? Şimdi bu onun için atılan bir adımdır. Yapı kayıt belgesini alacak, artık meşru, elektriğini de bağlayacak, suyunu da bağlayacak. Eğer kentsel dönüşüme dahil olursa, ona ciddi bir teşvikler de, avantajlar da sağlanacak. Dahil olmayıp kendisi tekrar binasını yapmak isterse, bu yapı kayıt belgesi ona bir hak getirmeyecek, gidecek belediyeden müracaat edecek, imar planına uygun işte iki kat, üç kat neyse, ölçüler neyse alacak, ona göre yapacak. Yani bu bir anlamda geçmiş dönemlerden bugüne kadar devam edip gelen çarpık yapılaşmayı durduruyor ve bundan sonra bir rehabilitasyon, bir dönüşüm, kentsel yenileme sürecini başlatıyor. Buradan bir kaynak da gelecek, çok küçük miktarlarda paralar alınacak, bu kentsel dönüşüm hesabına aktarılacak ve bu dönüşüm yapılacak. Dönüşüme tabi insanlar tabii yeni binaları yapılıncaya kadar onlara kirada oturacak yer verilecek veya önce bir yapı stoku oluşturulacak, burayı yapacağız mesela, hadi buradaki insanları alacağız yaptığımız bu yapı stokuna yerleştireceğiz, bitirdikten sonra da herkes evine gelip yerleşecek. Yani şimdi nüfus artışımız elhamdülillah iyi gidiyor, kentlerimiz de büyüyor, ama büyüme kontrolsüz oldu bugünlere kadar; İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, Adana, bilhassa büyük şehirlerimiz, Bursa. Nerede üretim fazla, nerede zenginlik fazlaysa birisi geliyor Anadolu’dan öbürü de ayağını sürtüyor diğerleri de geliyor haklı olarak. Daha iyi bir gelecek için herkes daha iyisine, daha güzeline seyahat ediyor. Niye Suriyeliler bize geliyor? Yerlerinde su mu çıktı? Adamda yaşam korkusu var. İnsanın yaşam hakkından daha kutsal bir hak yok ki, onu da sağlayamıyorsa o ülkede niye dursun? Bizi ayıplıyorlar, efendim niye Suriyelileri alıyorsunuz? Böyle bir şey olur mu ya, insanlık öldü mü kardeşim ya? İşte nitekim yavaş yavaş dönecekler.
Deprem, yani ülkemizin her tarafında deprem riski var. Bunları mutlaka, işte bu yapacağımız iş bir yandan da deprem dönüşümünü de gerçekleştirecek. Yani güzel bir şey oluyor.
MELİK YİĞİTEL- Efendim, ekonomiye dair şu anda hani bizi izleyenler rahatlatma anlamında da soruyorum, ekonomide bir risk görülüyor mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?
MELİK YİĞİTEL- Çünkü zaman zaman dövizin artışı üzerinden birtakım spekülatif yorumlar yapılıyor, seçime gidiyoruz, bir seçim ekonomisi uygulanması söz konusu mu? Neler söylemek istersiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türk ekonomisi üzerinden birtakım iyilik düşünenler var, bu yeni değil eskiden beri var bu.
MELİK YİĞİTEL- Operasyon anlamında mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- AK Parti iktidarının 4-5 yıl sonrasından itibaren bu hep var oldu, biz de gerekli reformları, tedbirleri alarak bunları defettik. Mesela mali disiplinden taviz vermedik, tasarrufları olabildiğince yaptık, hesabımızı-kitabımızı düzgün tuttuk. Ama hatırlayın, 2009’da başlayıp, 2008’in sonunda başlayan, hala da devam eden küresel kriz birçok ülkeyi perişan etti. Türkiye’den teğet geçti, nasıl geçti? Cumhurbaşkanımız, aldığımız kararlar, bunlarla biz krizi atlatmanın ötesinde biz yatırımı artırdık, kamu yatırımlarını artırdık. Dünyanın en büyük projelerini, bakın dünyada küresel kriz devam ederken dünyada 10 tane proje yapıldı, mega proje, 6’sını biz yaptık arkadaşlar. Hatırlayalım, Ankara-İstanbul hızlı tren, Marmaray, Avrasya, Yavuz Selim, Osman Gazi Köprüsü ve en büyük havalimanı, yedincisi de Çanakkale Köprüsü, böyle projeler dünyada yok, yapılmıyor, yapılamıyor, çünkü kriz var, kaynak sorunu var. Bugün Amerika 15 senedir altyapıyı yenileyeceğiz diyor, her başkan seçime girerken vaat veriyor, Amerika’nın altyapısı eskidi, hakikaten de gidince görüyorsunuz, yenileyeceğiz, ama bir şey yapamıyorlar.
Şimdi geçen gün Başkan Trump konuşma yapıyor Macron’a, dinlediniz mi? 7 trilyon lazım diyor bana, Amerika’yı yeni baştan yenileyeceğim, Körfez’deki hemşehriler pamuk eller cebe, hazır olun diyor, böyle bir şey yok, ben sizi koruyamam diyor bedava, parayı hazırlayın. Bu ne biçim iş ya? Tam kovboyluk.
Yani ekonomiyle ilgili bir endişe yok, yabancı yatırımcı hala Türkiye’ye ilgisini devam ettiriyor. Az önce buraya gelmeden bir sigorta şirketinin burada yeni bir açılışını yaptık, pırıl pırıl 25 yaşında 400 tane gencimiz işbaşı yaptı orada. İspanya’daydık birkaç gün önce, İspanyalı yatırımcılar Türkiye’de yatırımlarından çok memnun, daha da artırmak istiyorlar, 10 milyar dolar yatırım yapmışlar. Yani bu sene en zor şartlarda, işte darbe sonrası, referandum sonrası bile 11 milyar dolar yabancı yatırım almış Türkiye, geçtiğimiz yılı kastediyorum. Yani 2002’den önce 1 milyar dolar gelince beş takla atıyorduk, ama biz 15 yılda Türkiye’de 191 milyar dolar yabancı yatırım yaptık. Türkiye’yi 3,5 kat büyüttük, şaka değil. Şu bölünmüş yollar arkadaşlar, şu havacılık, internet Türkiye’nin her tarafında.
Bakın, Türkiye’deki bu bölünmüş yollar büyük bir mucize. Niye biliyor musunuz? Bölünmüş yollar yapılmadan, havaalanları 26’dan 55’e çıkmadan, demir yolları yenilenmeden, efendim internet, şu-bu geliştirilmeden önce Türkiye’nin altyapıdaki dünya sıralaması 39’du.
VEYİS ATEŞ- Şimdi efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 9.
SUNUCU- İspanya’da söylemiştiniz.
VEYİS ATEŞ- Tam burayla ilgili bir şey sorabilir miyim? 1 milyon küsur sanırım genç, yani siz Ulaştırma Bakanlığınızda ücretsiz internet, duble yol, bunları hazır doğan 1 milyon küsur genç bunları zaten doğdu ve buldu. Şimdi sizden yeni bir şey duymak gençlere biraz o stratejiyi de açmak adına ne söylersiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yeni şeyler duymak isteyen gençlere ne söyleyeceğiz? Gelecek yapay zekada, gelecek dijital ekonomide, gelecek artık sanal gerçeklikte, yani teknolojide. Gençler teknolojinin içinde yetişiyor. İnternet çağı demek, bilgi toplumu çağı demektir, bilgi de en büyük güçtür. Bilgiye sahip olursanız, bilgiyi üretirseniz, bilgiyi paraya, güce çevirirseniz o zaman fark atarsanız. Geleneksel alışkanlıklarımız, üretim alışkanlıklarımızı artık yavaş yavaş gündemden düşüyor ve akıl teri alın terinin yerine geçiyor. Bizde de ne var? Akıl teri kinde var? Genç nesilde var, bilgi toplumunun merkezinde olan gençlik. Onun için, petrolün, doğalgazın arkadaşlar bir ömrü var, 10 sene, 20 sene, 50 sene, 100 sene. Ama bizim insanımız var, gençlerimiz var, bu en büyük kaynağımız.
Bakın, Hindistan dünyanın en zengin ülkesi değil, ama ikinci sırada. Niye? Nüfus. 300-400 dolar, ama çarpıyorsun 1,5 milyarla, hop gayrisafi milli hasıla şu kadar, o kadar güçlü ülke oluyor. Yani ne kadar insan kapasiteniz varsa, o insan kapasitesini ne kadar ekonomiye, ne kadar üretime, ne kadar sinerjiye dönüştürebiliyorsanız o zaman zenginsiniz. Gençlerimiz geleceğimiz, bugünümüz, ülkemizin her şeyi.
SUNUCU- Efendim, o gençler iki konuda soru yağmuruna tutuyor; biri bedelli askerlik ve çok ciddi oranda soru geldi.
İkincisi de şu: Öğrenci affı gündemde mi? Çünkü 500 bin öğrenci diyor, ben bilmiyordum sayıyı, 500 bin öğrenci.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru, o kadar var.
VEYİS ATEŞ- Bir de kredi borçları olanlar var.
SUNUCU- İkisine bakış açınız nedir acaba?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bakış açımız müspet.
SUNUCU- Bedelli askerliğe olumlu mu bakıyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Orada yalnız şöyle bir istismar olmaması gerekir: Onu tabi iyi anlatmak lazım, yani bir yandan terörle mücadele veriyoruz, bir yandan bedelli falan, bu istismar edilebilecek bir konu gibi gözüküyor. Ancak bu da bir toplumsal talep, bu gençlerin… Çünkü yavaş yavaş biz askerlikte profesyonelliğe geçtik şeyden itibaren, 15 Temmuz’da hızlı bir şekilde profesyonelliğe geçtik.
SUNUCU- Bunun etkisin Afrin’de çok gördük zaten.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani vatani görevlerini yapan askerleri biz cepheye hiç göndermiyoruz, onlar arka planda görevlerini yapıyorlar. Profesyonel askerliğe geçtiğimiz için, yani bu dikkate alınması gereken bir husus, benim düşüncem bu. Ve buradan elde edilecek kaynağın da savunma sanayimizi güçlendirme için kullanılması gerekir; bu bir.
Bir de şey tabi, öğrencilerin hakikaten af konusu da şu şekilde olumlu düşünebiliriz: Bunlar teröre bulaşmamışsa, sadece işte öyle veya böyle ailevi nedenlerle veya yeterli ilgiyi okula gösterememekten dolayı uzak kalmışsa, okuldan ayrılmak durumunda kalmışsa bunlara bir imkan sağlanması gerektiğini düşünüyorum.
SUNUCU- Sayın Başbakan, çok önemli iki konunun altını çizmiş oldunuz, milyonlarca kişi bunu konuşuyor şu an, hem bedelli askerlik, hem öğrenci affı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunları tabi konuşacağız, yani benim burada bakış açım müspet, ancak bazı soru işaretlerini de ortadan kaldırmamız lazım. Yani öğrenci affının daha basiti, orada herhangi bir terör örgütüne fiilen aktif olarak katılmamışsa, hakikaten öğrenciliğin getirdiği şartlardan kaynaklanan şeyler varsa…
SUNUCU- Hayat koşullarından.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayat koşullarından veya kendi ihmalinden, kusurundan, kendini kaptırdı mesela aşık oldu, okula gitmedi, dersleri astı, bırakmak zorunda kaldı, buna bir kıyak yapmak lazım.
VEYİS ATEŞ- Bir seyirci sorusu daha sorabilir miyim?
DUYGU LELOĞLU- Ama dış politika hiç sormadık şu ana kadar.
VEYİS ATEŞ- Dış politikadan bir önceki belki, bu FETÖ illeti pek çok…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, FETÖ…
VEYİS ATEŞ- Estağfurullah, buyurunuz efendim, tamamlayacağınız bir şey vardı herhalde.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Siz söyleyin.
VEYİS ATEŞ- Bu FETÖ illetinden mağdur mesela 2010 KPSS mezunları, sonra soruşturması bitmiş beraat etmiş, kamu görevinden uzaklaştırılmış görev bekleyen, yine bedelli sorusunda olduğu gibi 3’üncü sıraya da ben onları yazmıştım, onlar da bir cevap beklerler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle, yani buradaki bakışımız çok açık: Bir kere bu darbeye bilfiil iştirak edenler zaten mahkemelerde büyük oranda hesabını veriyor, tahmin ediyorum bu yılsonuna kadar tamamlanmış olur yargılamalar, yani bunun için gayret ediyoruz. Mahkemelerin işine karışmamız söz konusu değil ama, bize diyorlar ki, işte yerimiz yok, personelimiz yok, şu-bu, bunları temin ediyoruz, yeter ki bu işler hızlansın.
Yani bunun adını Cumhurbaşkanımız koydu, ibadet, ticaret, ihanet, ihanetin affı yok. Yani bunlara parasal destek sağlayan bile bile, yani bilmeyerek değil, bunlar da işin içinde. Ama bir de ibadet olsun diye, işte bak Afrika’da şunu yapıyoruz, Orta Asya’da bunu yapıyoruz falan diye para topluyor, vermiş hayır olsun diye, biz hayırsever bir milletiz, vermiş, bunları ayrı tutmamız lazım. Ama kamuda da bilerek veya bilmeyerek bunların ağına düşmüş olanlar var. Biz başlangıçta işi riske edemezdik, aman şey yapalım, böyle olsun diyemezdik, tedbirli davrandık. Şimdi biliyorsunuz bunlara hukuk yolu kapalıydı açığa alınanlar, memurlukla ilişkisi kesilenler. Ne yaptık? Biz İtiraz Komisyonu kurduk, kamun çıkarttık.
SUNUCU- Ağır işlediğine yönelik eleştiriler ve talepler de var o konuyla ilgili.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var, o konuyu hızlandırıyoruz şimdi. Onun dosya çok bir kere, hazırlığı çok uzun sürdü ve bundan sonra hızlanacak. Orada ne yapıyoruz? Zannediyorum 110 binin üzerinde dosya var, bunları heyetler var ele alıyorlar, mesela memuriyetten uzaklaştırılmış, açığa alınmış, diyor ki, yok, yanlış yapılmış, iade ediyor veya yapılan işlem doğrudur. Doğrudur dediği andan itibaren o kişi mahkemeye gitme hakkı kazanıyor, şu anda o hakkı yok, yani hukuk yolu açılıyor, hukukta hakkını arıyor, elde ediyor, bu süreci hızlandıracağız. Doğru, yani o dediğiniz ağır gidiyor.
Bir şey daha var, şimdi devlet 15 Temmuz’dan itibaren çok büyük sarsıntı geçirdi, bürokrasi, yargı, kolluk, asker, polis, sivil toplum örgütleri, kendimize daha gelemedik, yani hala bu normalleşme sürecini yaşıyoruz.
Yani az önce mesela biz kamu çalışanları falan mevzusunu işledik, orada belki bir yanlış anlaşılma olabilir, bizim böyle bir çalışmamız yok, yani herkesi sözleşmeli yapmak falan, bu mümkün değil zaten, anayasaya göre mümkün değil. Anayasada memurlar diye, kamu işçileri memurlar diye tanımlanıyor, o tanım oradayken böyle bir şey yok. Ama sözleşmeli yeni alacağınızı almanıza da engel bir şey yok. Zaten biz de sözleşmeli çok az var, yani öğretmenlerde var bildiğim kadarıyla, bir de KİT’lerde falan var. Onun için burada şey olmasın, yani millet sanki Başbakan herkesi sözleşmeli yapacağız falan diye bir şey yok. Önce anayasa var, anayasada bir…
SUNUCU- Siz aslında bir sistem sorununa…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır hayır, ben genel anlamda, yani Türkiye’nin bu farklı kamu personel rejimini gözden geçirmesi lazım. Yani ücret bakımından sorunlar var, statü bakımından sorunlar var, sosyal güvenlik açısından sorunlar var, bütün bunları bir homojen yapıya kavuşturma ihtiyacı var, adını ne koyarsanız koyun. Ama bu bugün işi değil, bu ileride bütün toplum kesimleriyle, sendikalarla, diğer siyasi partilerle hep biraraya geleceğiz, memleketin menfaati neyi gerektiriyorsa onu yapacağız. Şu andaki sözleşmeliler, özellikle öğretmenler bu şekilde devam edeceğiz, çünkü biz Doğu’da, Güneydoğu’da, bazı yerlerde öğretmen açığımız var. Toplamda öğretmen sayısı öğretmen ihtiyacını karşılıyor, ama eşleşme yok, yani bir yerde fazla, diğer yerde az, onun için öğretmen alıyoruz, bu sene de yine almaya devam edeceğiz. Ama sözleşmeliler zannediyorum 5 yıl yahut 6 yıl çalıştıktan sonra zaten başka bir yere, istediği yere gidebilecek, sorun yok yani.
SUNUCU- Arkadaşlar, son dakikalar sorularınızı alayım.
DUYGU LELOĞLU- Dış politikayı hiç konuşmadık, biraz onu konuşalım.
Bugün Dışişleri Bakanı ABD’nin yeni Dışişleri Bakanıyla bir görüşme yaptı, hemen ardından Münbiç açıklaması yaptı. Yol haritası uygulanıyorsa diyor Sayın Dışişleri Bakanı, YPG Münbiç’ten çekilecek, uygulanmazsa Türkiye adım atacak. Türkiye’nin Afrin sonrası yol haritası ne olacak?
Bir de, ABD-Türkiye ilişkilerini nasıl görüyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi o biliyorsunuz önceki Dışişleri Bakanıyla bizim Dışişleri bir anlaşma yapmıştı, 90 günlük bir yol haritası Münbiç’le ilgili, zannediyorum Pompeo yeni göreve başladı, onunla bu süreci tekrar değerlendirdiler, çünkü bir ara bakansız kaldı Amerika, o arada işler dondu, bekledi, tekrar o süreci konuştular. Dışişleri Bakanımızın söylediği o, yani biz buradaki meseleyi beraber çözelim. Çözmek istediğimiz ne? Burada bulunan PKK uzantıları, PYD, YPG gibi unsurlar buradan çekilsin gitsin, çünkü buranın yerlileri Araplar ağırlıklı olarak, Türkmenler var, başka etnik gruplar var, ama PKK çökmüş oraya, insanların tepesinde maalesef boza pişiriyor. Biz Amerika’ya diyoruz ki, zaten eskiden bize sözünüz var, bura boşalsın, terörden ari hale gelsin, temizlensin. Bunu yapmazlarsa, biz güvenlik açısından ne gerekiyorsa yaparız.
DUYGU LELOĞLU- Yani Afrin tipi bir operasyon mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ümit ederim öyle bir şeye ihtiyaç kalmaz, Amerika’yla yapmamız daha doğru, çünkü orada Amerika varlığı da var, Rusya varlığı da var, diğer koalisyon güçleri de var. Yani biz NATO içinde herhangi bir gerginliğe meydan vermeyi arzu etmeyiz, onun için de Amerika’yla öncelikle çözmek istiyoruz. Ama bizim için Münbiç’teki PKK varlığı bir tehdittir, güvenlik meselesidir ve mutlaka çözülmelidir, bir şekilde çözülecek.
MELİK YİĞİTEL- Amerika’yla ama başka sorun alanları da var Sayın Başbakan, yani Münbiç dışında İzmir’de tutuklu rahip meselesi var, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısının orada tutuklanması meselesi, yani bu ilişkilerin normalleşmesi…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onlar var canım, her şeyden önce FETÖ var en başta.
MELİK YİĞİTEL- Peki, ilişki normalleşebilecek mi Amerika’yla? Çünkü zaman geriliyor, zaman zaman normal diye geliyor ama…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu biraz Amerika’nın tutumuna bağlı, yani Amerika eğer Türkiye’yle ilişkileri geliştirmek istiyorsa birkaç adım atacak.
Atması gereken birinci adım; Feto’yu bir kere yargılamaya başlayacak, onun hakkında bir yasal süreç başlatacak ve bize iade edecek.
İki; Amerika Suriye’de Türkiye’nin düşmanı olan, Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, halkına tehdit olan YPG, PYD unsurlarıyla iş tutmaktan vazgeçecek.
Üç; Türk halkının güvenini kazanmak için daha çok çaba sarf edecek. Yani şimdi bu darbenin nereden kaynaklı olduğunu sorsanız ne der millet çoğunlukla?
SUNUCU- Amerika der.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O halde bu algıyı değiştirmesi lazım Amerika’nın, bunun için adımlar atılması lazım. Yani biz her türlü şeye hazırız.
MELİK YİĞİTEL- Bu rahip meselesini çok gündeme getiriyorlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim, yargı, onlarda yargı bağımsız da bize gelince mi bağımsız olmuyor, anlamadım ki? Yani Hakan Atilla’nın ne günahı var? Yedi sefer gitmiş ses-soluk yok, sekizinci seferde hop FETÖ’cülerin ihbarıyla…
DUYGU LELOĞLU- 15 yıl istiyorlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- En az 15 yıl 8 ay verilsin diye bir de mahkemeye tavsiyede bulunuyor.
Şunu görebiliyor musunuz arkadaşlar… Yargıya müdahale ediyor, yargı siyasetin etkisinde filan diyorlar. Orada biliyorsunuz başsavcı aynı zamanda adalet bakanı. Bizde olsa ne olur? Kıyamet kopar. Başsavcı, attorney general diyorlar, aynı zamanda adalet bakanı, adalet bakanı diye bir şey yok. O mahkemeye yazı yazıyor, diyor ki, bu adama şundan az olmamak üzere ceza verin diyor, bu bağımsız yargı oluyor, bizimki başka bir şey oluyor. Yani Brunson işiyle Hakan Atilla işi alakası olmayan iki tane mevzu.
Yani biz Amerika’yla ilişkilerimizi dostane bir şekilde sürdürmeye niyetliyiz, kararlıyız, çünkü yıllardan beri NATO’da beraberiz, savunma sanayinde ciddi veya ekonomik alanda ciddi ilişkilerimiz var. Bütün bu birikimleri biz yok etmek istemiyoruz, ama bu tek taraflı olacak bir şey değil, Amerika’nın da gayret göstermesi lazım, yani biz yapıcıyız. Anlaşalım da bizim dediğimiz gibi olsun derseniz olmaz. Yani anlaşmak ne demek? Karşılıklı peki demekle olur, geçinmekle olur.
SUNUCU- Sayın Başbakan, çok teşekkür ederim yayınımıza katıldığınız için.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bitti mi ya?
SUNUCU- Biz devam edebiliriz, ama programımız var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiç anlamadık.
VEYİS ATEŞ- Yarın İzmir’de olacak mısınız efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, dönüyorum.
VEYİS ATEŞ- Döneceksiniz.
Son bir soru, tahminle kapatsak…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?
VEYİS ATEŞ- 24 Haziran seçim tahminiyle kapatsak, cumhurbaşkanlığı için tahmininiz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçimle ilgili sen ne düşünüyorsun?
VEYİS ATEŞ- Siyaset…
MELİK YİĞİTEL- İkinci tura kalmaz diye mi düşünüyorsunuz, çizdiğiniz fotoğraftan onu anladık?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bizim hedefimiz, ilk turda biz seçimi halletmek, milleti bir daha ikinci tura yormaya lüzum yok, yani işi gücü var, yaz geliyor Temmuz ayı, herkesin işi gücü var.
DUYGU LELOĞLU- Zaten tatilciler ikinci tur için rezervasyonlarını iptal etmemişler, herkes öyle düşünüyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani ikinci tura bırakmak haksızlık olur, o bizim başarısızlığımız olur.
VEYİS ATEŞ- 55’i geçer misiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Benim oran vermek prensibim değil. Neden, onu da söyleyeyim, benim kafamda oranlar var da, vatandaş dayatma gibi algılar bunu. Oy verecek, kardeşim, benim oyumun kararını sen nasıl verirsin diye bilir. Onun için vatandaşın oyuna saygı, iradesine saygı adına biz bir oran telaffuz etmemiz fevkalade yanlış olur takdir edersiniz, ama kulağına söylerim sonra.
SUNUCU- Peki efendim, çok teşekkür ederiz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz teşekkür ederiz.
SUNUCU- Habertürk’ten Veyis Ateş, A Haber’den Duygu Leloğlu ve TV 24’ten Melik Yiğitel’le birlikte, ben Erdoğan Aktaş Sayın Başbakan Binali Yıldırım’ı İzmir’de ağırladık, gündeme ilişkin soruları sorduk.
İyi akşamlar.