Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Beyaz TV’de gündeme iliskin yaptigi açiklamalarin tam metni

 

SUNUCU- Merhabalar, mutlu akşamlar sevgili izleyiciler. Beyaz TV’de Başbakan Özel yayınındasınız.

Malumunuz Pazar günü Türkiye bir kere daha sandığa gidiyor, çok az bir süre kaldı referanduma. Artık neredeyse artık sadece neticeyi bekliyor durumdayız. Pazar günü de Türkiye’nin verdiği kararı öğrenmiş olacağız. Bu anlamda sorularımızı yanıtlayacak bu akşam Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Binali Yıldırım.

Sayın Başbakan, yayınımıza hoş geldiniz öncelikle.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum.

SUNUCU- Çok teşekkür ediyoruz.

En başta söyleyelim, bildiğimiz kadarıyla başka bir televizyon programınız olmayacak, bilmiyorum bir son dakika gelişmesi olur mu, ama son program…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yayın yasakları ne zaman başlıyor?

SUNUCU- Saat 24:00 itibariyle başlıyor bu gece.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O zaman başka yayın yok demektir, son yayını sizinle yapıyoruz.

SUNUCU- Söyleyecekleriniz bu akşam önem taşıyor, çünkü son kez anlatılacak. Sahaya dair sorumlarım var, kamuoyu yoklamalarına dair sorularım var. Elbette yaşanan tartışmalara dair ve referandumun maddelerine dair sorularım var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayhay.

SUNUCU- Öncelikle sıcak bir gelişmeyle başlamak isteriz. Şimdi birkaç gündür bir eyalet tartışmasıdır gidiyordu. Sizin bu sabah önemli bir söyleminiz vardı bu konuyla ilgili, net bir tavırdı esasında. Eyalet sistemiyle ilgili herhangi bir şey varsa, böyle bir madde varsa, bizim böyle bir niyetimiz varsa istifa ederim dediniz. Sayın Devlet Bahçeli’nin bu akşam bir canlı yayını vardı, tabii merakla gözlerimiz o noktaya çevrildi, ne diyecek Sayın Bahçeli diye meraktaydık. Sayın Bahçeli’nin söylediklerini hem size, hem izleyicilerimize hatırlatmış olalım, ondan sonra da ben bu konuyla ilgili görüşlerinizi almak isteyeceğim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayhay.

SUNUCU- Şimdi Sayın Bahçeli dedi ki; Cumhurbaşkanının ve özellikle Sayın Başbakanın istifa ederim söylemi bizim için gayet yeterli dedi. Zaten ülkücülerin bu anlamda bir tereddüdü yoktu, ama benim sözlerim bu söylem üzerinden algı yürütenlere şeklinde konuştu. Ülkücülerin bir tereddüdü olmadığının altını çizdi. Ülkücüleri de bu kadar saf zannetmesin kimse dedi. Bir önemli cümlesi vardı, evet çifte su verilmiş çelik gibidir, Pazar günü de bunu herkes görecek dedi. Şimdi Türkiye de sizin bu sözlere dair cevabınızı bekliyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar gayet açık, herhangi bir yoruma ihtiyaç göstermeyen sözlerdir. Başından beri zaten MHP ile AK Parti olarak biz bu Anayasa değişikliğini hazırlarken kırmızıçizgimiz olarak üniter yapıyı öngördük ve bu konuda herhangi bir endişeye, tereddüde yer vermeyecek şekilde titiz bir çalışma yaptık. Üniter devlet yapısı bizim de hassasiyetimiz, MHP’nin de hassasiyeti. Eminim ki vatanını, milletini, bayrağını, devletini seven 80 milyon vatandaşımızın da önemsediği, hassasiyet gösterdiği bir konu. Dolayısıyla ortaya atılan bu dedikodular tamamen kafa karıştırmaya yöneliktir. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamaları, bizim açıklamalarımız ve Sayın Bahçeli’nin bugünkü en son değerlendirmeleriyle mesele kapanmıştır. Zaten olmayan bir şeydir ve tamamen kapanmıştır.

Nereye dayandırıyorlar? Anayasanın 123. maddesine dayandırıyorlar. 123. maddede ne var? İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzel kişiliği.  İdarenin bütünlüğünü ifade eden birinci paragrafta hiçbir değişiklik yok. İdare,  kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluşu, görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esasına dayanır. Yani bakanlıklar, belediyeler, merkez bakanlıkları oluşturuyor ve yerel de işte belediyeler oluşturuyor, muhtarlıklar oluşturuyor, valilikler oluşturuyor; bu.

Ayrıca kamu tüzel kişiliği tanımı var. Kamu tüzel kişiliği de ancak  kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak kurulur; bu da böyle mevcut Anayasada. Bu madde  şöyle oldu: Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği  yetkiye dayanarak ibaresinin yerine; kanunla veya cumhurbaşkanlığı  kararnamesiyle.

Bu ne anlama geliyor bir örnekle açıklayalım. Diyelim  ki cumhurbaşkanlığı kurduğu hükümette bazı birimleri kapattı, bazılarını açtı. Mesela Karayolları bölge müdürlüğü kuracak yeni bir yere veya mevcut bir karayolları  bölge müdürlüğünü kapatacak, onları cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurabilecek. Ancak  merkezi idare, merkezden yönetim, yerinden yönetimi öngören bütün bu kurumlar  kanunla kurulabiliyor, kararnameyle kurulamıyor, Anayasada bu teminat altına alınmış. Esasında 127. madde mahalli idareleri tanımlıyor, efendim yine aynı şekilde 126. maddede de idarenin nasıl kurulacağı anlatılıyor. İsterseniz onu da okuyayım.

SUNUCU- Lütfen.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 126’da ne diyor: Türkiye merkezi İdare kuruluşu bakımından coğrafya durumuna, ekonomik şartlara, kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere, iller de kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır diye gidiyor. Bu maddede herhangi bir değişiklik yok.

127. madde, yani mahalli idareler, orada da mahalli idareler, il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen karar organları, yine kanunla gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişiliklerdir; bu.

Şimdi mahalli idareler böyle, merkezi idare böyle. Bunlarda hiçbir değişiklik yok, nereden çıkarıyorsunuz eyalet sistemini? Ayrıca Anayasanın ilk üç maddesi bu konuyu, yani  üniter yapıyı teminat altına alıyor.

SUNUCU-  Ama araya girmek durumundan çünkü CHP Lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün bu tartışmayla ilgili bir söylemi vardı. Önce dedi ki; biz anlatıyoruz, kaç gündür söylüyoruz, şimdi de akıllarına gelmiş beyefendilerin şeklinde bir beyanatı oldu.

Hemen arkasına da şunu ekledi, mutlaka cevap verilmesi gerektiğini düşünüyorum: Meydanlara çıktılar, ilk 4 maddenin değişeceğini vadettiler dedi. Hiç böyle bir vaat duymadık ama, belki siz de bir şeyler söylemek istersiniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama kendisi vaat etti, yani değişebilir dedi 4 madde. Geçmiş  yıllarda bir beyanatında, hatta bölücü terör örgütünün etkili olduğu televizyon  kanalında sordular, ilk 4 madde de değişebilir, konuşabilir diye kendi  açıklaması var. Bizde ne eskiden, ne şimdi ilk 4 maddeyle ilgili hiçbir  beyanatımız yok, bunu bilmek lazım. Ayrıca üniter yapıyı teminat altına alan  üçüncü madde var: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür,  dili Türkçedir. Yeterince açık değil mi? Nerede eyalet sistemi? Bu maddede bir  değişiklik var mı? Yok. Bizim değişiklikler 9. maddeden başlıyor ve devam ediyor.  9. madde de, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı. Bu mesele bitmiştir.

SUNUCU- Konu kapanmıştır.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii.

SUNUCU- Sayın Bahçeli’nin söyledikleri ve şu an sizin söyledikleriniz de olmayan bir konuydu zaten diyorsunuz, olmayan bir konu da kapandı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Zaten  yapay, üretilen bir konuydu, o da bu işle ilgili hiçbir tereddüde, hiçbir kuşkuya yer  kalmayacak şekilde her yönüyle açıklamış olduk.

SUNUCU- O zaman şöyle devam edeyim: Sayın Kılıçdaroğlu kendisinin sıkça konuşulmasından ötürü rahatsız ama, yine sorulması gerektiğini düşünüyorum. Şimdi çelişkili açıklamaları oluyor zaman zaman, zaten referandum kampanyasına baktığımızda da gerek siz, gerek Sayın Cumhurbaşkanı söylenilen yalanlardan hep dem vurdunuz, yalanlar üzerine bir kampanya yürüttüğünden bahsettiniz. Mesela Suriye, önce Suriye’de bizim ne işimiz var diyor, sonra girseydiniz kardeşim Rakka’ya, Münbiç’e şeklinde konuşuyor. Mesela muhtarlarla ilgili zaman zaman Külliyede ağırlanmalarını eleştirmişti, ama bu kampanya döneminde muhtarlarla buluştu Sayın Kılıçdaroğlu…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru, önüne gelen herkesle görüştü, yani kahveciler, muhtarlar…

SUNUCU-  Ve gittiği yerlerde de dedi ki; muhtarlıklar kapanacak, kahvehaneler kapanacak, restoranlar kapanacak, kıdem tazminatı kaldırılacak, hatta tapularınıza sahip çıkın evleriniz bile elden gidebilir dedi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.

SUNUCU-  Şunu merak ediyorum: Tamam, karşı taraf bunu söylüyor, ama siz de bunlara cevap vermek durumunda kalıyorsunuz, bu bir zül değil midir Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama ne yapalım, yani Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, iktidar alternatifi,  dolayısıyla söylediği şeyler doğru olmasa da, vatandaşlar, ya bak işte Ana Muhalefet  Partisi Başkanı konuşuyor, ciddiye alır diye düşünüyoruz ve cevap vermek zorunda  kalıyoruz. Bizim için züldür cevap vermek. Bu kadar açık, bu kadar her şey ayan beyan ortadayken, insanlara hayır oyu verdirmek için gerçekle ilgisi, alakası olmayan konuları gündeme getirmesi, yani bir Ana Muhalefet Partisine yakışmıyor. Eğer bir  şeyler söylemek istiyorsa topluma şunu söylesin: Yani hayır diyebilir, hakkıdır, bir  itirazımız yok. Hayır söylemini yaparken, Türkiye’nin ne kazanacağını anlatsın.  Türkiye, hayır’la sonuçlanacak bir anayasa değişikliğinde ne kazanacak?  Gençlere, geleceğe, Türkiye’nin ekonomisine, Türkiye’nin siyasetine, Türkiye’nin demokrasisine nasıl bir faydası olacak? Terörle mücadeleye nasıl bir faydası olacak? Ülkedeki krizlere, darbe tehditlerine, muhtıralara karşı nasıl bir faydası olacak; bunları ortaya koyması lazım.

Türkiye’nin problemleri var. Türkiye’nin problemleri bugünün problemi değil, çok partili  siyasi hayatımızdan beri sürekli darbelerle değiştirilmiş, delik deşik olmuş bir  anayasadan bahsediyoruz. Bu Anayasa ne zaman Türkiye’nin başına problem oluyor? Parçalı, zayıf  iktidarlar zamanı. Çok güçlü iktidar olunca çok fazla yanaşamıyorlar. Ama parçalı iktidarlarda hemen bu vesayet odakları harekete geçiyor ve Türkiye ya ekonomik krize uğruyor, ya hükümetler alaşağı ediliyor, ya kişilerin hak ve özgürlükleri kısıtlanıyor, ülke kaybediyor. Biz diyoruz ki artık bunları aşalım. Bunun en son örneklerini AK Parti döneminde gördük. 15 yıl içerisinde biz bir Türkiye’yi üç Türkiye yaptık, Türkiye’yi üçe katladık, ihracatımızı dört kat artırdık. Yollarla, hastanelerle Türkiye’ye müthiş bir gelişme sağladık. Bütün bunları yaparken, ama Ferda Hanım aynı zamanda birçok engellemelerle karşılaştık. Bakın Cumhurbaşkanını 363 milletvekili olan partiye  seçtirmediler. Yeni hukuk icatları çıkardılar, elektronik muhtıra verdiler,  yetmedi partimizi kapatma davası açtılar. Biz de ne yaptık? Halk oylamasına  gittik, cumhurbaşkanını millet seçsin dedik. Millet kabul etti ve bu usule göre ilk seçilen cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Zaten orada her şey değişmiştir. Yani halkın doğrudan seçtiği, 21 milyonun üzerinde vatandaşın oy verdiği bir Cumhurbaşkanına; sen bir  şeye karışma, görüşme, işte bayramlarda-seyranlarda, kabullerde bulun, gerisine karışma deme hakkı yok kimsenin. Dolayısıyla bu durumun anayasayla olan uyumsuzluğunun giderilmesi lazımdı. Bu yaptığımız, önerdiğimiz değişiklik, cumhurbaşkanının  millet tarafından seçilmesiyle beraber ortaya çıkan mevcut durumun uygun hale  getirilmesi, Anayasanın bu duruma uygun hale getirilmesi. Yani idarede iki  başlılığın ortadan kaldırılması, yetkinin milletin doğrudan verdiği iradeye  teslim edilmesi.

SUNUCU- Sayın Başbakan, maddelerin elbette detaylarına geçeceğiz, bakacağız, ama bir sıcak konu daha var ki izleyicilerin de en çok merak ettiği şey; şimdi şöyle bakalım: Elbette her seçim sonucunu herkes merak eder, hepimiz merak ederiz. Ama bu referandum sonuçları daha da merak ediliyor. Çünkü adına denildi ki, kader seçimi, Türkiye’nin kader seçimi. Pazar günü o yüzden merakla bekliyoruz ve kamuoyu yoklamalarını da merak ediyoruz, konuklarımıza da soruyoruz.

Size sormadan önce araştırmacı Adil Gür’ün bir anketi var, onu paylaşmak isterim. Neden isterim? Hatırlarsınız Sayın Gür 1 Kasım seçimlerinin sonucunu doğru tahmin eden tek kamuoyu yoklama şirketiydi. Şimdi esasında yüzde 57 gibi bir rakama ulaşmış, ama yüzde 13 de bir kararsız kitlesi tespit edilmiş. Onlar da orantısal olarak dağıtıldığında evet oranı yüzde 60, küsuratı da var hatta, yüzde 60.8 çıkıyor. Bilmiyorum sizin önünüzdeki anketlerle örtüşüyor mu bu rakamlar? Biraz dolaylı sormuş oldum sizin anketlerinizi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim elimizde çeşitli anketler var, bizim dışımızda da yapılan anketler var, bizim yaptırdığımız da anketler var. Ancak benim bir prensibim var, gerçek anket  sandıktakidir. Sandık dolacak, sayım yapılacak, anketin sonucu ortaya çıkacak. Bir  seçim olsun, halk oylaması olsun, sonuçlanmadan tahminlerim olabilir, ama  tahminlerimi paylaşmam. Neden paylaşmam? Çünkü bu, oy verecek vatandaşlarımızın iradesine saygısızlık olur, ben böyle görüyorum. Ama başından beri, ilk günden beri söylediğim bir şey var; evet konusunda bir sıkıntı olmaz, rahatım, milletimize güveniyoruz. Yaptığımız iş doğrudur, güzel bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Ve çok titiz bir çalışmayla milletin önüne getirilmiş bir değişikliktir. Milletin ufkunu açacak, geleceğini aydınlatacak, ekonomimizi şaha kaldıracak yeni iş-aş imkanları sağlayacak, terörle mücadelede Türkiye’yi daha güçlü hale getirecek, bölgesel sorunlarda Türkiye’nin etkinliği daha da artacak, bütün bunları sağlayacak bir değişikliğe milletimin olumsuz bakmayacağına adım kadar inanıyorum.

SUNUCU-  Yüzde 60,8 size ne düşündürdü peki, öyle soralım, yani mutlu etti mi mesela?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Allah ne verdiyse, milletimiz neyi takdir ederse, iyi bir  şey tabii. Ne kadar fazla olursa o kadar güzel. Ama buradaki esas şudur: 50+1’dir. Bu işin meşruiyeti 50+1’dir. 50+1  evetse evet kazanmıştır, 50+1 hayırsa hayır kazanmıştır. Fazlası ballı börek, fazlasının bir ziyanı yok yani.

SUNUCU- Aynı prensip hayır oylarıyla ilgili söylemler için de geçerli mi Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii.

SUNUCU- Hani mesela yüzde 65’e kadar çıkaranlar oldu hayırları, akla yatkın buluyor musunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben tabii sahayı görüyorum, vatandaşla iç içeyim, 2 aydır vatandaşla beraberim, fotoğraf benim açımdan çok net.

SUNUCU- Nasıl bir fotoğraf çektiniz, sahadaydınız günlerdir, analizlerinizi, gözlemlerinizi almak isterim. Nasıl geçti o süreç Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet coşkulu, vatandaşı çok istekli gördüm, vatandaşı çok heyecanlı gördüm.  Ve vatandaş doğrusu hep bize enerji verdi, güç verdi. Meydanlardaki yankılar bize bu halk oylaması için çok ciddi moral oldu, destek oldu, bunun meyvesini de inşallah Pazar  günü toplayacağız, buna inanıyoruz. Bizim görevimiz çalışmak, çabalamak, milletimizin gönlüne girmek. Gerisi vatandaşımızın takdiri, nasip, nasipte ne varsa o çıkacak.

SUNUCU- Şimdi artık bugünü saymıyoruz, bugünü de devirmeye sadece birkaç saat kaldı, sadece bir gün var diyebiliriz esasında referanduma. Sizce hala kararını vermemiş olanlar var mıdır, yoksa artık herkesin oyu kafasında nettir diyebiliyor musunuz? Son ankette yüzde 13 gibi bir rakamdan bahsediliyor kararsızlar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILIDIRIM- Bana göre vatandaşlardan kararını vermeyen yok. Herkes kararını verdi, ama bir şey var, kararını paylaşanlar var, paylaşmayanlar var. Kararını kimseyle paylaşmayan vatandaşlarımız da olabilir, ama bu karar vermediler anlamına gelmez. Benim dediğim şudur: Vatandaşlarımız Pazar günü sandığa gitsinler, vatandaşlık görevini yapsınlar. Bu 18 tane Anayasa değişikliği yapıldı. Bunların bir kısmı halk oylamasına gitti, bir kısmı gitmedi. Ama bu çok gündemde olan bir şey. Sadece Türkiye’de değil bütün dünya burayla ilgileniyor, bu halk oylamasıyla sanki onlar oy verecekmiş gibi. Almanya’da, İsviçre’de Türkçe gazete çıkarıyorlar. Başlığı  da “Hayır’ hayır hayır, diktatörlüğe hayır, tek adamlığa hayır, hayır verin diye başlık atıyorlar. Zavallılar bir de Türkçe  öğrenmek mecburiyetinde kaldılar, yazık. Bu kadar zahmete ne lüzum var? Sizden oy  istemiyoruz, bir şey istemiyoruz. Kendi memleketinizin işlerine bakın. Bizim işimize ne burnunuzu  sokuyorsunuz? Öyle değil mi?

SUNUCU- Tam da o zaman yine önemli bir noktaya geldik. Şimdi yine maddelere geçmeden önceki son soru olarak niteliyorum ben, bir fotoğraf çekmenizi isteyeceğim sizden. Ona da, önce bir 15 Temmuz’a gidelim, 15 Temmuz’u yaşadık, hem elim bir geceydi, evet bizi gururlandıran anlar da vardı, bir taraftan rezillikler söz konusuydu. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye bir terör sarmalına alınmaya çalışıldı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILIDIRIM- Doğru.

SUNUCU- Sonra baktık, işte az önce sizin bahsettiğiniz gibi Avrupa ülkeleri böyle değerlendiriliyor, birtakım maşalar aracılığıyla yaptıkları işleri-eylemleri aleni yapmaya başladılar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILIDIRIM- Gördük.

SUNUCU- İşin bir de bu hasmane tutumu söz konusu. Biz 16 Nisan’a tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda nasıl gidiyoruz Sayın Başbakan, varmak istediğim nokta; evet sadece evet anlamı mı taşıyor size göre?

BAŞBAKAN BİNALİ YILIDIRIM- Şöyle: Evet, evet anlamından çok daha fazlasını ifade ediyor. Şöyle söyleyeyim: Burada iki  yönlü kampanya var. Birinci kampanya evet kampanyası. Evet kampanyasının amacı belli, hedefleri belli; Türkiye’nin geleceğini garanti altına almak. Teröre karşı garanti altına almak, ekonomik  krizlere karşı garanti altına almak, darbe, vesayet, muhtıra gibi devlet içindeki paralel  yapılanmalara karşı geleceğimizi garantiye almak. Evet’in anlamı, daha fazlası var, ama esas itibarıyla bunlar.

Hayır’ın anlamı ne? Hayır’ın anlamını çözmek için ne söylediklerine bakalım, kimin  söylediğine bakalım.  Şimdi PKK, terör örgütü diyor ki; hayır verin. Kandil’den  bas-bas bağırıyor, hayır çıkmalı, aksi halde biz biteriz. Bu gayet açık değil mi?  Yani hayır çıkarsa biz terörü azdırmaya devam edeceğiz, Türkiye’nin başını ağrıtmaya devam edeceğiz. Ama evet çıkarsa bize hayat hakkı yok. Türkiye daha güçlenecek ve terörle  mücadelesini artık gündeminden düşürecek.

İki, FETÖ. Bakın ben size bir şey söyleyeyim Ferda Hanım; 15 Temmuz akşamı telsizlerdeki anonslar, Kandil’den diyor ki terör örgütü sahadaki teröristlere; aman askerlere  saldırmayın. 16 sabahı tekrar bir anons, tamam diyor, darbe başarısız oldu, saldırı  serbest, ateş serbest. Ne demek istiyorum? Bu terör örgütleri birlikte çalışıyor. Bunlar aynı  vücudun iki kolu gibi, iki eli gibi, ama bunları yöneten tek merkez var. Bu merkez de  Türkiye’nin dostu değil, Türkiye’nin iyiliğini isteyenler değil. Türkiye iç meseleleri ile uğraşarak enerjisini tüketsin. Türkiye gelişmesin, büyümesin, dünyanın hatırı sayılır ülkeleri arasına girmesin; hedef budur. Başka? FETÖ her gün bir dedikodu, her gün milleti endişeye sevk edecek haberler yayıyorlar. İşte bu iş bitmedi, tekrar geleceğiz, şunu yapacağız, bunu yapacağız. Filanca günü filanca çıkmaz akşamında saat şunda şu olacak, bu olacak diye. Amaç  ne? Taraftarlarına, suç örgütünün taraftarlarına moral vermek; bir. İkincisi de: milleti huzursuz etmek. Milleti acaba bir şey olacak mı?  Diye sürekli huzursuz, tedirgin olmalarını sağlamak.

Ama buradan söylüyorum; milletimiz rahat olsun. Milletimiz görevini yaptı Ferda. Milletimiz 15 Temmuz’da görevini yaptı. Sokağa indi, bayrağı düşürmedi, ezanları dindirmedi ve vatanı hainlere teslim etmedi. Ne pahasına? Canı pahasına. Şehit oldu, gazi oldu. Ama ülkesine, milletine, demokrasisine sahip çıktı. Bu millet karşısında ancak şapka çıkartılır. Bu millet aziz bir millet, gereğini yaptı. Şimdi artık görev bizim. Biz onların rahatı için uyanık kalmaya mecburuz, öyleyiz, onun için milletimiz rahat etsin. Bir daha çılgınlık yapmaya kalkan olursa en ağır şekilde bedelini öder. Çılgınlığın mevzuatı yok. Çılgınlık yapmak isteyen yapar, ama sonucunu da bilmesi lazım.

SUNUCU- Böyle bir iklimde sandığa gidiyor Türkiye.

BAŞBAKAN BİNALİ YILIDIRIM- Evet.

SUNUCU- Peki, o zaman artık şu maddelere geçelim mi Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILIDIRIM- Olur.

SUNUCU- Şöyle sormaya gayret edeceğim: Vatandaşın merak ettiği şekilde ki öyle o bunu dedi-bu bunu dediden ziyade, endişe şu: Ama sistem neyi getiriyor, siz ne anlatacaksınız cevabını alacağız.

Tek adamlıktan mesela başlayalım, bu tek adamlık meselesi kampanyalar başladığından bu yana konuşuluyor, hala da işte neredeyse 24 saat kala devam ediyor.

Bu tek adamlık, bir; nereden kaynaklandı, onu merak ediyorum.

İki; bu bir tek adamlık endişesi taşıyanlara neyle, nasıl hitap edersiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILIDIRIM- Evet, bir kere tek adam meselesini çok işliyorlar doğru, yani niye tek adam, yani bugüne kadar hangi ülkede iki tane cumhurbaşkanı var, hangi ülkede iki tane belediye başkanı var, hangi ülkede iki başbakan var, hangi ülkede iki  tane muhtar var? Demokrasiyle yönetilen her ülkede bir göreve, tanımlanmış bir görev ve bir tane insan getirilir. Bizde var, bizde çift başlılık  var. Çift başlılık da bizde sorunun kaynağını oluşturuyor.

Nasıl oluşturuyor, ben size söyleyeyim. Bakın çok uzağa gitmeye, hemen bugüne değil ta 1946’ya gidelim.

SUNUCU- Krizlerden bahsedeceksiniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok yok, tek adam-çift adam meselesi. Bakın orada, 1946’da ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Başbakanı Recep Peker  arasında anlaşmazlık çıkıyor. Ne konuda anlaşmazlık çıkıyor? Atamalar ve ülkenin yönetimi konusunda anlaşamıyorlar. Tek parti, başka parti de yok, muhalefet partisi de yok, diğer partiler de yok, ikisi de aynı partiden anlaşamıyorlar. Peki, ne oluyor? Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu  tarihten itibaren ilk devalüasyonu görüyor ve dolar yüzde 116 devalüe ediyor, değer kaybediyor, değer kaybetti Türk parası dolar karşısında; işte bir örnek.

SUNUCU- Çok çarpıcı bir örnek. Çünkü tek parti dönemi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tek parti dönemi, ikisi de aynı partinin elemanı ve üstelik  cumhurbaşkanı da aynı zamanda da parti başkanı, aynı zamanda partinin üyesi. Şimdi burada olmuş mu bu? Olmuş. Peki, daha oraya gitmeyelim, gelelim. Daha çok var, en yakına gelelim.

SUNUCU- Acaba hangi kriz dönemi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Buyurun.

SUNUCU- 2001.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 2001, Cumhurbaşkanı kim? Ahmet Necdet Sezer. Başbakan kim? Merhum Bülent Ecevit.  Aslında merhum Ecevit çok methetti, çok mükemmel bir insan diye diğer ortaklarıyla falan seçti, çok güvendiği bir insandı. Bakın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Bülent Ecevit. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in MGK’da Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığını  fırlattı. Fırlattı da ne oldu, Ecevit’in kafasına vurmadı…

SUNUCU- Yıkıcı sonuçları oldu.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama milletin kafasına balyoz gibi indi.  Bakın ne oldu? 2001  krizi oldu, faizler bir gecede yüzde 7500’e kadar çıktı, 23 banka battı, Türkiye’nin zararı 50 milyar dolar. Daha sonra onu ödemek için, AK  Parti iktidarı ödedi ödedi, faizleriyle 638 milyar lira ödedi. Nereye kadar? 2011’e kadar.  Bakın 638 milyar lirayı ödemek zorunda kalmasaydı, Türkiye bugün milli geliri 11 bin dolar, 14 bin dolar olacaktı. Kim kaybetti? Millet kaybetti. 

SUNUCU- Doğru.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi gelelim tek adam işine. Bir kere madde bir, partiler var değil mi Türkiye’de? Partiler seçime giriyor mu? Girecekler. Cumhurbaşkanlığı 2014’te de seçime girdiler AK Parti aday gösterdi, karşısında bir sürü parti de tek bir aday gösterdi. Yarıştılar ve kim kazandı? Recep Tayyip Erdoğan. Kimin oylarıyla kazandı? Milletin oyuyla. Darbeyle me geldi? Tek adam dediğin darbeyle gelir, yani milletin oyuyla gelen, patronun millet olduğu yerde Ferda Hanım tek adam olmaz, tek adam diye bir şey olmaz.

İki, seçim olan yerde tek adam olmaz. Seçtik 5 yıl çalışacak 5 yıl sonra beğenmedik gönderdik başkasını getirdik nasıl tek adam oluyor? İkinci sefer seçiyoruz, üçüncü sefer de seçelim ya iyi çalışıyor yok kardeşim bitti, iki dönemle sınırlanmış. Padişahlık mı bu? Babadan oğula geçecek, seçim olmayacak, efendim asker emrinde, o emrinde istediği kadar hükümranlık süreceksin böyle bir şey var mı? Recep Tayyip Erdoğan 11,5 yıl Başbakanlık yaptı istese daha fazla da yapardı, çünkü millet destekliyor. Yeni sistemde herhangi bir cumhurbaşkanı 10 yıldan fazla yapamayacak sınırlama geliyor.

SUNUCU- Ve sürenin de 5 yıla indiğinin de altını çizelim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, 5 yıl artı 5 yıl. Onun için patronun millet olduğu yerde tek adam olmaz. Tek adam görmek istiyorsa Sayın Kılıçdaroğlu aynaya baksın. 7 seçim kaybediyor koltuğunu koruyan bir genel başkan tek adam demektir.

SUNUCU- Pazar günü evet çıkarsa…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tek olan ne var? Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan bunlar tek.

SUNUCU- Tam o 7 seçim kaybetti dediniz ya bu noktada bazı sorularla da maddelerin dışına çıkabilirim. Mesela, Pazar günü evet çıktı kendisi istifa etmeme gerek yok diyor sorulduğu zaman, çünkü bir genel seçim değil, yerel seçim değil bu bir referandum o yüzden istifa etmemem gerek yok diyor. Etmez mi sizin fikrinizi soruyorum.

İki, bu CHP’de aynı zamanda bir beka sorunu mudur diye soralım?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onların kendi iç meseleleri ben ona girmek istemem, zaten etmeyeceğini beyan etmiş, onun üzerine bizim söz söylememiz gerekmez. Cumhuriyet Halk Partisi kurulları tabi ki değerlendirmelerini yapacak ona görece hareket edeceklerdir. Aynı şekilde bizim de partimiz var, sonuçlara göre biz de değerlendirmelerimizi yapacağız.

SUNUCU- Peki, o zaman bir başka en çok konuşulanlardan birine bir maddeye geçelim. Meclis sözde olacak, Meclis bypass ediliyor şeklinde eleştiriler var. Meclis yeni sistemle o zaman biz de soralım devre dışı mı kalacak, yoksa kanun yapma tekeli bütünüyle Meclis’e mi geçecek?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi yani Meclis etkisiz hale gelecek, Meclis yok olacak söylemi Meclis’in bir üyesi olan bir genel başkan için, aynı zamanda bir milletvekili olan bir genel başkan için doğrusu hiç yakışmayacak bir şey. Yani ait olduğu siyasi kurumu bu kadar itibarsızlaştıran bir genel başkan ben görmedim böyle bir şey yok. Meclis’in yetkileri artıyor, azalmıyor. Mevcut yetkilerinden elinden giden iki tane şey var. Bir, gensoru, iki güvenoyu. Bunlara niye kaldırıldı, çünkü sistem değişiyor. Yani hükümet sandıkta kurulduğu için güvenoyunu millet veriyor, başbakanlık müessesesi, bakanlar kurulu da olmadığı için cumhurbaşkanlığında yetkiler birleştirildiği için gensoru müessesesi otomattaki olarak kalkıyor. Ama onun yerine başka denetim mekanizmaları geliyor.

Meclis’in iki türlü görevi var. Meclis’in birinci görevi yasa yapmak. Şu anda da Meclis yasayı yapıyor, ama getirilen değişiklikle Meclis’te yasaları, yasa tekliflerini milletvekilleri verecek. Hükümet değil, cumhurbaşkanı ve kuracağı kabine asla Meclis’e kanun teklifi veremeyecek. Sadece bütçe kanunu verecek, çünkü bütçe hükümetin işi. Cumhurbaşkanının bütçesi olacak, onu bir yıl boyunca nereye ne harcayacağını yazacak çizecek Meclis’te onu inceleyecek, görüşecek, tartışacak, onaylayacak aynen bugün olduğu gibi değişen bir şey yok. Şimdi ama kanun tekliflerini milletvekilleri tek tek verebilecek, bu ne anlama geliyor? Milletvekilleri daha güçlü hale geliyor. İşin bir tarafı mevcut yetkiler savaş ilanı, para basmak, kanun çıkarmak genel görüşme açmak, soruşturma açmak kimin hakkında soruşturma açabilecek? Cumhurbaşkanı hakkında. Kimin hakkında? Başkan yardımcısı hakkında. Kimin hakkında? Bakanlar hakkında. Şimdi cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açmanın mevcut anayasada hemen hemen karşılığı yok. Niye yok? Çünkü sadece vatana ihanetten böyle bir suçlamada bulunabiliyorsunuz. Onun da ciddi olabilmesi bunun yargılamaya dönüşmesi için Meclis’teki üye sayısının 4’te 3’nün onayı gerekiyor Ferda Hanım 4’te 3’nün. Peki, yapılan değişiklikle ne geliyor onu söyleyelim. Yapılan değişiklikle gelen şey de şu: Bu sefer cumhurbaşkanı herhangi bir suçla suçlanabiliyor. Aklınıza ne gelirse görev sırasında herhangi bir suçla suçlanabiliyor. Bunun için yargılanması gerekirse lazım olan sayı 4’te 3 değil 3’te 2. Rakamlarla söyleyelim 550 milletvekili daha halk oylaması olmadı 600’e çıkmadı. Mevcuttan konuşursak mevcut sistemde 413 milletvekilinin kabul oyu vermesi lazım Yüce Divan’a gitmesi için. Yeni sistemde 467 milletvekilinin kabul oyu vermesi lazım hangisi daha kolay soruyorum. Bu sistem yani mevcut hem suçlama yok, suçlamaların çeşitliliği yok bir tane soyut suçlama var hemen hemen o da suç değil zaten tanımlanmış bir şey yok. Türk hukukunda vatana ihanet diye bir suç yok. Olmayan bir suçtan suçlayabiliyorsunuz ve Yüce Divan’a göndermek için 413 milletvekili lazım. Değişiklikle birlikte 367’yle gönderiyorsunuz ve istediğiniz her konuda iddia suç isnat edebiliyorsunuz. Neresi bu Meclis’in zayıflaması soruyorum. Meclis’e şimdi milletvekilleri soru önergeleri veriyorlar yazılı sözlü, sözlü kalktı. Şimdi yazılı soru önergesi verecek milletvekili 15 gün içinde de cevabını alacak. Mevcut anayasada süre yok veriyor cevap verirsin, vermezsin, ne zaman verirsin belli değil, yani belirsizlik var. Bütün bunları dikkate alınca Meclis nasıl zayıflıyor bana birisi anlatsın? Ben burada yazılanları söylüyorum kendimden bir şey söylemiyorum.

SUNUCU- Peki, hemen arkasına o zaman şunu ekleyelim, zayıflıyor etkisini yitiriyor iddiası getirilen Meclis’te de milletvekillerinin sayısı artıyor az önce siz de söylediniz. Neden bu artışa gerek duyuldu? 18 yaşı da arkasına ekleyin birazdan çünkü bir araya gideceğiz. 18 yaşa seçilme hakkının indirilmesinin de sanki gençlere yönelik bir rüşvet olduğu yönünde bir iddia var bu ikisine yanıt isteyeceğim sizden Sayın Başbakan. Birde tabi şunu da ekleyelim: Hem milletvekili sayısının yükselmesini hem de bu özellikle 18 yaş için Ankara’dakilerin çocukları vekil olacak şeklinde de bir yine söylem var. Üç soru oldu galiba bunlara yanıt istiyoruz sizden.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere yani gençlerin 18-25 yaş arasındaki gençlerin seçilme hakkı seçme var zaten gidip oy veriyor gidip sandığa oyu atıyor zaten onu da biz getirdik seçme yaşını düşürdük. 18 yaşını dolduran gidiyor herhangi bir adaya oy veriyor. Şimdi getirdiğimiz ne? Diyoruz ki, seçme ehliyeti varsa seçin kimse aynı zamanda seçilebilmelidir. Demokrasisinin gereği budur, hukukun gereği budur. Bunu bir rüşvet gibi gençlere tanımlamak gençlere en büyük hakarettir.

SUNUCU- Nezaket dışı olarak niteliyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani hakaret yani sanki gençlerin önemsiz, efendim seçilme hakkı vererek gençlerin aklını çelmek istiyoruz öyle anlaşılıyor. Ama bu gençler sizin onların daha doğrusu nitelendirdiği bu şekilde nitelendirdiği, dikkate almadığı bu gençler 15 Temmuz gecesi sokaklardaydı devleti, milleti bayrağına sahip çıktı ve hayatını ortaya koydu. 39 tane gencimiz 18-25 yaş arasında şehit oldu. Bu gençlerin ruhunu sızlatmaya hakkınız var mı? Soruyorum. 18-25 yaş arasında Ferda Hanım 9,5 milyon genç var 9,5 milyon. Bu 59 milyon yurt dışıyla beraber seçmen var. Bu ne demektir biliyor musunuz? Yüzde 20’ye yakın seçmeni yok sayıyor. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı yok sayıyor. Sadece 18 değil, 19-20-21-22-23-24-25 8 yaş grubu bunları yok sayıyor. Ama öyle müthiş bir çelişki var ki maalesef bunu söylerken gençlerle ilgili geçmişte söylediklerini unutuyorlar.

SUNUCU- Mesela?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mesela, Cumhuriyet Halk Partinin parti tüzüğünde gençlik kotası var. Buna göre 18 yaş ve üzerindeki gençler için kota koymuşlar parti meclisine seçilebilir diye. Parti meclisine seçmek için kota koyuyorsunuz, milletvekili, yahut muhtar, yahut meclis üyesi, belediye meclis üyesi, yahut belediye başkanı gibi seçimle gelmeyen görevlere seçilmesini istemiyorsunuz bu yaman bir çelişkidir. Bununla da kalmamışlar 2011 seçimleri öncesi seçim beyannamelerinde seçilme yaşını 21’e indireceğiz demiştim 14’ncü sayfada. Efendim bununla kalmamışlar 2015’te Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Meclis’e kanun teklifi vermiş seçilme yaşı 18’e insin diye. Kılıçdaroğlu’da bunu mühürlemiş olur demiş. Şimdi bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu buna başka söylenecek söz bulamıyorum. Şimdi bunlar hiçbir şekilde sağlıklı değerlendirmeler değil, gençlerimize güveneceğiz, çünkü gençlerimiz bizim geleceğimiz. Geleceğimiz onları teslim edeceğiz bu ülkeyi dolayısıyla onların daha şimdiden ülkenin sorunlarıyla haşir neşir olması lazım. Yani sadece af edersiniz milletvekiline getirip işi bağlamaya lüzum yok. Siyasette gençlerin yapacağı başka işlerde var. Onun için 15 yaşında gidip Çanakkale geçilmez diyen gençler bizi bu ülkeyi bize vatan yapan o gençler, o kahraman gençler, 21 yaşında İstanbul’u fetih eden Fatih. 18 yaş olunca ehliyet alacaksın, evleneceksin, efendim iş güç sahibi olacaksın, askere gideceksin 20 yaşında ama siyasete seçilmeye gelince sen bekle biz varız hele biz daha devam edelim diyeceksin öyle bir şey olmaz.

SUNUCU- Ankara’dakilerin çocukları seçilecek vekil olacak şeklindeki söylem reklama gideceğiz o vekil sayısının artmasına da yanıt verelim ama.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Neyse söylesin biz 15 senedir iktidardayız söylesin bildiği bir şey varsa. Ama benim bildiğim var kendi oğlu 33 yaşında henüz askere gitmemiş, bu sene sonunda gidecek.

SUNUCU- Vekil sayısının artmasına da Sayın Başbakan reklama az bir süre kaldı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar çok yanlış şeyler bunlar tamamen milletin kafasını karıştırmaya, olayı sulandırmaya yönelik gayeler.

SUNUCU- Ya da rayından çıkarmaya dönük diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi. Milletvekili sayısı bakın milletvekili sayısında da CHP çok yaman bir çelişki yaşıyor.

SUNUCU- Yine mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aynen. 1995 CHP-DYP diğer partiler Meclis’e bir anayasa değişikliği teklifi getiriyorlar. Genel Kurul’a geliyor milletvekili sayısının 450’den 600’e çıkarılması. Genel Kurul’a geliyor bir tepki olunca ya ne oluyor kardeşim 450’den 600 olur mu 150 milletvekili birden? Bunu kim getirdi, niye getirdi filan bir kavga komisyona geri çekiyorlar 550’ye düşürüp geri getiriyorlar. Yani 450+100 100 arttırmış kim? CHP. Ne zaman 1995’te. O zaman Türkiye’nin nüfusu ne soruyorum. 59 milyon. Seçmen sayısı ne kadar? 29 milyon. Şimdi ne kadar seçmen sayısı 59 milyon. Nüfus ne kadar? Yurt dışındakilerle birlikte 84 milyon. Şimdi o gün bunları yapıyorsun 29 milyon seçmenin var 100 milletvekili birden arttırıyorsun 150 istiyorsun, gürültü çıkınca 100’e düşürüyorsun, şimdi 29 olmuş 59 milyon seçmen, 50 artışa laf ediyorsun yani bu da yaman bir çelişki onu da söyleyelim. Kaldı ki, bu konuda Türkiye’nin geçmiş tarihine bakarsak 60 darbesinden sonra yapılan anayasayla birlikte senato ve Meclis kuruldu. Bunların kontenjan senatörleriyle birlikte daha o gün 40 milyon nüfusumuz var o gün sayı ne kadardı biliyor musunuz? 640. 60’lı yıllarda 640 tane vekil vardı, 40 milyon nüfusumuz vardı. Bu işin ölçüsü belli gelişmiş demokrasilerde burada şeylerde var.

SUNUCU- Örnekleriniz var galiba.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi onları da gösterebiliriz.

SUNUCU- Reklama gideceğiz birkaç tane o örneklerden alabiliriz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bakayım eğer burada varsa göstereyim.

SUNUCU- İsterseniz reklamdan sonra da bakabiliriz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O da olabilir, ama şunu söyleyeyim söyleyebileceğim şey şu: Gelişmiş demokrasilerde 50-60 bin kişiye bir vekil düşüyor. Bizde ne kadar? 145 bin kişiye bir vekil düşüyor. Şimdi biz bu yeni yaptığımız şeyle 123 bine düşürüyoruz. Hala gelişmiş ülkelerin iki katı, yani normal arttırsak 950 çıkabilir, ama gerek yok. Türkiye’nin imkanlarına oranla yapılabilecek en asgarisini yapıyoruz. Burada örneklerde var onları da dediğim gibi isterseniz...

SUNUCU- Ara vermeden önceden de eğer bulabildiyseniz gösterebiliriz tabi o örnekleri ama önemli bir şey söylediniz az önce. Tam da ihtiyaçlarımızı karşılamıyor o gelişmiş ülkeler düzeyinde değil, ama olanaklar çerçevesinde biz şimdilik yeterli görüyoruz dediniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mesela şu: Şurada ülkeleri görüyorsunuz Almanya 82 milyon kaç milletvekili var?

SUNUCU- 667.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizimki gibi. Biz de aşağı yukarı yurt dışı seçmenlerle aynıyız ama biz 600 yapıyoruz 67 daha eksik. Fransa 66 milyon.

SUNUCU- Vekil sayısı 925.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 925. İspanya 44 milyon 616. İtalya 60 milyon, 952. İngiltere daha da yüksek. Türkiye 80 milyon 550. Şurada da kişi başına düşen milletvekili.

SUNUCU- Bu İngiltere örneği önemli Sayın Başbakanım, 65 milyon nüfus 1449 milletvekili.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.

SUNUCU- Türkiye 80 milyon 550 milletvekili.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bunların tabi orada lordlar kamerası var onlar atamayla geliyor filan ama hala yüksek. Neticede bunun üzerine bir polemik yapmıyor yani efendim buradan işte masraf oluyor, bilmem ne oluyor bilmem ne oluyor gibi laflar etmek siyasetçiye yakışmıyor.

SUNUCU- İhtiyaçtan hasıl oldu diyorsunuz, ama ihtiyacı esasında çok da karşılamasa da.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Meclis’i bu kadar küçük düşürmeye, milletvekilini bu kadar önemsiz hale getirmeye bir milletvekilinin acaba buna hakkı var mı soruyorum yani böyle bir şey olabilir mi? O Meclis, o beğenmediğin Meclis 15 Temmuz gecesi bombalar altında dünyaya meydan okudu. Türkiye’nin egemenliğin kayıtsız şartsız teminatı olan Meclis’i bu kadar hafife alabilir miyiz? Bunlar yanlış şeyler.

SUNUCU-  Sayın Başbakan devam edeceğiz bir araya gitmemiz gerekiyor.

Sevgili izleyiciler, kısa bir araya ihtiyacımız var. Başbakan Özel yayınımız aradan sonra sürecek.

SUNUCU- Sevgili izleyiciler Beyaz TV’de Başbakan Özel yayınıyla yeniden karşınızdayız. Sayın Başbakan sohbetimiz esnasında demiştim ki zaman zaman maddelerin dışına da taşacağız, ama maddelerle tabi ki ilintili bir soru yöneltmek isterim. Hepimiz biliriz ki, bir seçim söz konusu olduğunda vatandaşı etkilen iki önemli unsur vardır bunların başında ekonomi gelir, soru da elbette güvenlik. Ekonomi katolizer etki oluşturur seçmenin oyu konusunda. Şimdi biraz tabi bu geçmişten günümüze o tabloya birlikte bir bakmak isterim sizinle, çünkü siz de bu kampanya süresince, Sayın Cumhurbaşkanı da Türkiye’nin nereden nereye geldiğiyle ilgili çok fazla örnek verdiniz, bu konuyu hep gündemde ve sıcak tutmaya da gayret ettiniz. Neden diye soracağım önemli buluyorsunuz. Hemen arkasına ekleyelim, yeni sistem vatandaşın refah düzeyini, geçim bütçesini etkileyecek m?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hemen sondan başlayayım, şüphesiz etkileyecek, olumlu yönde etkileyecek. Çünkü güçlü hükümet olacak, sandıkta hükümet belli olacak, zamanı çok etkin kullanacak ve artık zaman kayıpları olmadığı gibi ekonominin büyümesi, yatırımların gecikmeden yapılması, yeni iş, aş alanlarının oluşması mümkün hale gelecek. Öngörülebilir olduğu için ülke 5 yıl boyunca iç ve dış yatırımcı da ona göre planlarını, projelerin ertelemeyecek. Dolayısıyla Türkiye büyümeye devam edecek, refah artışı olacak. Şimdi bakın bu neden gerekiyor Ferda Hanım, yani bu değişiklik niye gerekiyor? İşin ekonomik boyutunu da görmemiz lazım.

SUNUCU- Şunu da ekleyelim mi ben? Şu da söyleniyor: Siz 15 yıldır bu bahsettiğiniz işleri yapıyorsunuz deniliyor size işte bu sistemle bunları yaptınız. O zaman bu sistemin ne gibi bir kötülüğü var ki bakın siz de hep anlatıyorsunuz işte şunları yaptık, bunları yaptık ülke için derler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru anlatmıyoruz insanlar biliyor, yaşıyor. Bölünmüş yollar orada, hava yolu halkın yolu oldu, şehir hastaneleri, sağlıkta, eğitimde, tarımda efendim demokrasi konusunda yaptıklarımız ortada. Şimdi ben size şunu söyleyeyim: Şöyle bir tablomuz var bunu da arkadaşlar gösterirse. Bu neyi gösteriyor? Dönemler itibariyle Türkiye’nin büyümesi. Nereden başlamışız? Ta cumhuriyetin kuruluşundan. Bakın 1923’le 38 arası Türkiye Atatürk dönemi bu yüzde 7.8 büyümüş. Harpten çıkmış, cumhuriyeti kurmuş ve 23-38 kaç yıl? 15 yıl. Ortalama büyüme 7.8 yüzde. Ondan sonra 38’de Atatürk’ün vefatından sonra İnönü dönemi nereye kadar? 50’ye kadar. Kaç yıl? 11 yıl. Türkiye ne kadar büyümüş? Yüzde 1.9. 7,8’den 1.9 düşmüş. Burada İkinci Dünya Savaşı var, şu var, bu var niye bu kadar az meselesine girmiyorum, ama buradan nereye geleceği tamamlayınca göstereceğim.

Şimdi geliyoruz Menderes dönemine 50-60 arası iki dönem. Türkiye’nin büyümesi 6.4 tek parti iktidarı, güçlü iktidar istikrar var şu altta nokta nokta gösterilen ne biliyor musunuz? Bu da dünyanın ortalama büyümesi. Ne kadar? 2.8 Yani Türkiye’nin büyümesi dünya büyümesinin tama 2 katından fazla. Niye? Tek parti iktidarı var güçlü iktidar var. Fakat 60 ihtilalinden sonra ta 80’ne kadar geçen sürede neredeyse 18 yıl, 19 yıl Türkiye’nin büyümesi dünya ortalaması kadar, yani ortalaması 4.6 yüzde, Türkiye’nin büyümesi 4.8. Ne olmuş? Yani büyümede düşme olmuş. Niye olmuş? Çünkü 12 Mart muhtırası var. 12 Mart muhtırası var. 60 darbesi var, 80 darbesi önce yaşanan anarşik olaylar var kriz var şu var bu var dolayısıyla, istenen oranda büyümemiş.

Geliyoruz, ihtilal 80 ihtilalinden sonra Özallı yıllar Türkiye’nin büyümesi yüzde 5.1 ortalamayı diyorum, dünya büyümesi yüzde 2.9 yine iki kata yakın büyümüşüz.

Geliyoruz 90’lı yıllar ANAP iktidardan düşmüş koalisyonlar dönemi buraya dikkatinizi çekmek istiyorum dünyanın büyümesi yüzde 3, Türkiye’nin büyümesi yüzde 2.2, yani dünya ortalamasının da altına düşmüşüz. Ne yapmışız? 80’lerde Özal döneminde kazandığımızı 90’lı yıllarda kaybetmişiz. Menderes döneminde kazandığımızı Demirel döneminde kaybetmişiz anlatabildim mi? Güçlü iktidar zayıf iktidar, güçlü iktidar zayıf iktidar. Güçlü iktidarda kazanıyoruz, zayıf iktidarda kaybediyoruz.

Gelelim şimdi 2001 yani 2002-2016 şurada yani şu dönem şu dönemden bahsediyorum. Bu dönem ne dönem? AK Parti dönemi. AK Parti dönemindeki değerlere bakalım, yüzde şuradan daha iyi okuyayım yüzde 5.95-6. Dünya ortalaması ne? 2.9 tam iki kat, iki kat büyüme fazla. Bundan sonra iki yol var önümüzde ya Türkiye böyle gidecek ya da böyle gidecek?

SUNUCU- Ya yukarı çıkacak ya ivme aşağı mı inecek diyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yeni sistemle bu tarafa doğru gidiyor, mevcut sistemle bu tarafa doğru gitme riski var.

Peki, gelelim sorunuzun diğer kısmına. Yani işte 15 senedir iktidardasınız.

SUNUCU- Yani sistemin olanaklarını kullandınız diyenlere.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kullandınız güzel çok güzel bu da iyi bir soru bunun da cevabı var.

SUNUCU- Tabloyla mı anlatacaksınız?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabloyla da anlatacağım da, bunun cevabı aslında gösterdiğim dönem dönem büyümelerde görülüyor. Yani AK Partinin ilanihaye iktidarda kalacağının garantisi var mı?

SUNUCU- Elbette yok.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7 Haziran’da gördük mü?

SUNUCU- Gördük.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7 Haziran’da tek başına hiçbir parti kazanamadı Türkiye 5,5 ay hükümet kuramadı ve yeniden seçime gitmek zorunda kaldı. Aslında Türkiye o 5,5 ayda millet başına ne geleceğini gördü ve tekrar AK Parti’yi iktidar yaptı. İşte bizim yapmak istediğimiz böyle dönemsel iyileşmelerle kazandıklarımızı daha sonra zayıf hükümetlerle kaybetmek değil sürekli kazanmak. Sürekli kazanmak nasıl olacak? Sistem değişikliğiyle olacak. Bunu Kore yapmış. Bakın Kore’yle Türkiye burada da Kore’yle Türkiye karşılaştırması var görebiliyor musunuz?

SUNUCU- Elbette arkadaşlarım da birazdan görüntüleyecekler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne yapıyor? Güney Kore 1987’de Güney Kore’yle bizim milli gelirimiz gözüküyor şurada yani şurada görüyoruz tamam mı? Güney Kore’nin 3627 dolar kişi başına, bizim 1703 dolar.

SUNUCU- 1987’den bahsediyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 87’de. 10 sene sonraya geliyoruz. 97’ye Güney Kore ne olmuş? 12196 dolar, biz nereye gelmişiz 3143 dolara. Bizi 3’e katlamış mı? Nasıl katlamış? Çünkü Güney Kore 87’de sistemi değiştirmiş. Bizim gibi parlamenter sistemi bırakmış ve başkanlık sistemine geçmiş. Ve hemen farkı gördük 10 sene de kat ettiği mesafeyi görüyorsunuz. Daha sonra buna lüzum yok 2007’ye. 2015’e gelelim 97’den 15’e. Bakın Kore 27221 dolara gelmiş şurada görüyorsunuz şurada şurada görüyorsunuz. Biz nereye gelmişiz? Biz 9 bine gelmişiz. Bu ne demektir? İşte bu istikrar. Peki, 87’de Güney Kore 87’den bugüne 6 başkan gelmiş, Türkiye’de 20 hükümet, 11 başbakan gelmiş.

SUNUCU- Hükümet enflasyonu resmen.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.

SUNUCU- 20 hükümet 11 başbakan.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bir başbakana 20 ay bile efendim süre düşmüyor 20 aydan az, ortalama 17 ay işte fark da bu. Böyle olunca böyle oluyor, böyle olunca da böyle oluyor. Anlatabildim mi?

SUNUCU- Tabi tabi lütfen ekleyeceğiniz varsa alalım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu yapılan değişiklik büyümeyi garanti altına alıyor, tek başına iktidarı garanti altına alıyor, tek başına iktidarı garanti altına alıyor, istikrarı garanti altına alıyor bu kadar basit.

SUNUCU- Ana Muhalefet Partisi koalisyon dönemi iyiydi şeklinde de bir kampanya yürüttü.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl yürüttü?

SUNUCU- Gerek Genel Başkan yardımcıları düzeyinde, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da benzer söylemleri var. Koalisyon aslında siz az önceki tabloyla çürüttünüz, bir daha mı göstereceksiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İyi bu mu kardeşim ya? Kusura bakmayın neresi iyi? İşte tek parti iktidarlarını görüyoruz, tek parti iktidarlarını görüyorsunuz neresi iyi? Bana birisi söylesin. Yani şurada Menderes dönemine bakıyoruz, ondan sonraki döneme bakıyoruz uçurum var. 80’li yıllar Özal dönemine bakıyoruz Özallı yıllardan sonra koalisyon dönemine bakıyoruz kazandığını kaybetmiş. Neresi iyi? Yani bu gerçekler ortada.

SUNUCU- O tabloyla çürütmüş oldunuz Sayın Başbakan.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bir tane Bolu Tüneli bili 11 hükümet, 22 bakan eskitti bu mu iyi olan? Ama biz geldik onu iki senede yaptık bitirdik geçti gitti.

SUNUCU- Sayın Başbakan geçmişte o olanaksızlıklar vardı ya olmayanlar vatandaşa gitmeyen hizmetler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Faize gidiyordu faize.

SUNUCU- Geçmişe biraz gidelim, ama ben şahsi olarak yaşadığınız böyle unutamadığınız bir anınız var mı? Mesela işte rezalet bir sağlık sistemi vardı, hep de bunu sıklıkla da bu süreçte vurguladınız. Siz çok önem veriyorsunuz yollara bakıyoruz işte trenler uçaklar filan derken, hava yolu derken hiç böyle geçmişten anınızda kalan ne günlerdi dediğiniz böyle spesifik bir örnek var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok. Ben lise öğrencisiydim, bir TRT’den anonslar yapılırdı efendim Ulukışla-Pozantı yolu yol çalışmaları nedeniyle efendim trafikte aksaklıklar yaşanmaktadır sürücülerin takoz, çekme halatı bulundurmaları gerekmektedir bunu dinleyerek geçti yıllarımız. Yine yılarca Türkiye’ye hızlı tren gelecek diye seçim vaatlerini dinledik 70’li yıllarda. İzmit Körfezine köprü yapılacak bu vaatleri dinledik, şimdi bir gün Eskişehir’de programdayım bir 60 yaşının üzerinde birisi konuşma yapıyordum milletin içinden bağırdı bakanım bakanım niye önce gelmedin ben kamyoncuydum ben o Pozantı, Kemerhisar, Ulukışla’da ömür tükettim, o yollar beni tüketti ne canlar yandı keşke daha önce gelseydin isyan ediyor. Bilecik rampaları, Elmadağ rampaları yani o kadar çok şey var ki. Havayolu halkın yolu haline geldi, 26 havalimanından 56 havalimanına çıktık. Denizin üzerine havalimanı yaptık. Daha bugün, bugün 300 kilometrenin üzerinde Ankara-Niğde Otoyolunun ihalesi oldu. Ve buraya 5 tane teklif geldi ve 11 ay en az süreyi verenler kazanıyor malum henüz karar verilmedi, ama 11 yıl 10 ay 17 gün teklif veren var buna yapım süresi de dahil. Bu ne demektir biliyor musunuz? 4 milyar yatırım yapacak, 300 kilometre otoyol yapacak, 3 şerit geliş, 3 şerit gidiş bunu da yapım dahil yaklaşık olarak söylüyorum 12 yıl işletecek. 4 sene bunun yapımı sürer 8 yıl sonra, 8 yılda 4 milyar yatırım yapacak ve otoyolu da size bırakacağız. İş yapmak bu, Türkiye’ye güveniyor, yatırımcılar Türkiye’ye güveniyor. Bu halk oylamasının da sonucunu zaten küresel uzmanlar, değerlendirme kuruluşları satın almış vaziyette. Nereden anlıyoruz? İşte borsa yükseliyor, efendim Türkiye’ye yatırım çağrısı yapıyorlar, şimdi bir anlamda günah çıkarıyorlar.  15 Temmuz’dan sonra alelacele notu düşüren, Türkiye’nin görünümü kötü olarak ilan edenler Türkiye’deki ekonomideki gelişmeleri gördüler şimdi efendim Türkiye’nin Nisan’dan itibaren ekonomik göstergeleri çok iyi olacak iç ve dış yatırımcılar Türkiye’ye yatırım yapmaya devam etsin diye açıklama yapıyorlar.

SUNUCU- Şubat ortasında zaten fikirleri değiştirmeye başlamışlardı o tartışmalı ekonomi kuruluşları var ya.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Değiştirdiler, ama biz bu arada çok tedbir aldık, yani en son tedbir size burada söyleyeyim mobilyada, beyaz eşyada KDV indirimi yapmıştık, şimdi o indirimi Eylül sonuna kadar uzattık. Maksat piyasa evlenenler var, ev kuranlar var piyasa hareketliliği devam etsin. 30 Haziran 2016 sonrası borçların prim vergi borçlarının yeniden yapılandırılması yapılmamıştı, tabi darbeden sonra sıkıntıya düştü işletmeler. Onun içinde bir düzenleme yapacağız onun da müjdesini verdik.

SUNUCU- Yine tartışmalı bir noktayla devam edelim Sayın Başbakan.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tartışmasız bir şey yok mu ya?

SUNUCU-  Maddeler konusunda pek yok gibi. Daha doğrusu şöyle söylemekte fayda var: Endişelerin olduğu noktalardan biri hani başta dedik ya o endişeleri gidermeye dönük bir son program çünkü. Yargı bağımsızlığı elden gidiyor mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl gidiyor mu?

SUNUCU-  Yani tek kişinin kontrolüne mi giriyor? Bu konuda da endişeli olanlar olabilir. Elbette hani ne olduğunu bilip, bunun üzerinden prim yapmaya çalışanlar olabileceği gibi hakikaten endişe taşıyanlarda olabilir doğrusunu öğrenmek isteriz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğrusu şu: Bir kere değişikliğin ilk maddesi yargı bağımsız, aynı zamanda da tarafsızdır. Bir kere burada yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını vurguluyoruz, teminat altına alıyoruz, ama bu lafta kalmasın. O yargı bağımsızlığı elden gidiyor diyenler neyi öne sürüyorlar? Onun cevabı da burada? Şurada görüyorsunuz.

SUNUCU-  HSK’ya dönüşecek olan HSYK.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Şurada bakalım, şimdi burada turuncuyla gördüğünüz önde turuncuyla gözükenler mevcut anayasadaki HSKYK. Lacivertle gözükenler efendim yeni önerilen değişiklik. Şimdi bakın mevcut sistemde 22 tane üye var, adı da HSYK Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu. 22 asil üye var, yedeklerde var saymıyorum. Mevcut sistemde HSYK’yı HSK yapıyoruz. Yükseğe lüzum yok herkes başına bir yüksek koyuyor gereksiz bir şey.

SUNUCU-  Yükseği attık Hakimler Savcılar Kurulu dedik diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet HSK Hakimler Savcılar Kurulu. 22 üye 13 üyeye düşürülüyor. Burada ne yapıyoruz? Bir azaltmaya gidiyoruz. Peki, mevcutta üyeler nasıl seçiliyor ona bakalım. Adalet Bakanı müsteşarı doğal üye.

SUNUCU-  Aynen kalıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçim yapılmıyor. Yenide de aynen devam ediyor doğal üye bir değişlik yok. Diğer üyeler 22’ye göre 4 üye cumhurbaşkanı seçiyor mevcutta, yenide de 4 üyeyi yine cumhurbaşkanı seçiyor değişiklik var mı?

SUNUCU- Hayır yok.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok güzel. Peki, diğerleri için nasıl oluyor, geriye kaç üye kalıyor?

SUNUCU-  22’e göre düşündüğümüzde liste uzun.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, onlar nasıl seçiliyor? Yargıtay üç tane seçiyor, Danıştay iki seçiyor, Adalet Akademisi bir seçiyor, Adli Yargı yedi seçiyor, idari yargı üç seçiyor, Meclis üye seçemiyor. Şimdi cumhurbaşkanından sonraki bütün üyelerin sayısını azaltıyoruz yedi üyeye düşürüyoruz, yani doğal üyeyle dört tane seçiyor altı. Altı tanesini cumhurbaşkanı seçiyor mevcutta da, yenide de bir değişiklik yok. Geriye ne kalıyor? 7 tane. 7 taneyi de meclis seçiyor. Meclis kimin? Milletin. Milletin seçtikleri mahkemelerin üyelerini de seçiyor, daha doğrusu HSK’nın üyelerini de seçiyor. Kaldı ki Ferda Hanım, HSK mahkeme değil, yani suçluları yargılamıyor. HSK hakimlerin savcıların atamalarını yapıyor, disiplin soruşturmalarını yapıyor, özlük haklarına bakıyor, yani bir idari kuruluş. Şimdi siz Meclis’in seçtirilmesine yargı tarafsızlığı elden gidiyor diyeceksiniz, hakimlerin, savcıların kendi aralarında seçim yaparak seçilmesine yargı bağımsızlığı diyeceksiniz. Yani bürokrasi seçerse bağımsız oluyor, millet seçerse bağımlı oluyor. Bu demokrasiye inanmamaktır, gelişmiş demokrasilerin tamamında bunu ya siyasi iktidar atar yahut da meclis seçer veya cumhurbaşkanı atar.

SUNUCU- Bu dönüşümle ne amaçlanıyor Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu dönüşümden amaçlanan yargının kendi içerisinde birtakım kötü tecrübelere yaşadığımız yapılanmalara gitmemesini önlemek. Yargı milletin yargısı olacak, milletin temsilcileri eliyle seçilecek yapılan değişiklik budur.

SUNUCU- Biraz hızlanmam gerekiyor. Cumhurbaşkanın mesela partisiyle farklı oy alması durumunda ne olacak diye merak edenler var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?

SUNUCU-  Ya da şöyle sormak lazım: Cumhurbaşkanıyla Meclis’te farklı düşünen bir çoğunluk olması sistemi kilitler mi Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiç kilitlemez. Tam da bu değişiklik ona çare alıyor çözüm getiriyor. Bu ihtimali olabileceğini düşündüğü için bu anayasayı hazırlayanlar buna da tedbir aldı. Bunun tedbiri ne? Karşılıklı seçim yenileme. Cumhurbaşkanı da seçime gidiyor, seçime gidince Meclis’te gidiyor mecburen, çünkü aynı anda seçim yapılıyor, birleştiriliyor seçimler. 5 yılda bir hem milletvekili seçimi yapılıyor aynı gün hem de cumhurbaşkanı seçimi yapılıyor dolayısıyla böyle bir anlaşmazlıkta cumhurbaşkanı seçim kararı alabilir. Gidince kendi dönemi de gidiyor, Meclis’i de götürüyor seçime. O halde düşünelim şimdi seçim olmuş, geçmiş 3 ay, 5 ay yani tekrar seçime gitmeyi kim göze alabilir? Alamaz. Niye alamaz, çünkü geri gelme garantisi yok. Millet bu oy çocuk oyuncağı mı kardeşim? Biz sizi seçtik çalışın, oturun, anlaşın. İşte bu karşılıklı seçime götürme işi uzlaşmayı sağlamak için konmuş bir maddedir. Krizi çözmek, aşmak için konmuş bir maddedir. Onun için aynı şeyi Meclis’te yapabiliyor. Meclis’te seçim kararı alabiliyor, o zaman cumhurbaşkanı da otomatik olarak seçime gidiyor. Dolayısıyla her halükarda oturup anlaşacaklar ve 5 yılı güzel güzel…

SUNUCU-  Kardeş kardeş diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kardeş kardeş geçirecekler hizmet edecek.

SUNUCU-  O zaman biz niye günlerdir bu Meclis’in cumhurbaşkanının Meclis’i fesih etme yetkisini olduğunu konuşuyoruz, tartışıyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Böyle bir şey yok.

SUNUCU- Esasında çok basit yani Meclis’i fesih etmiyor eğer bir erken seçim kararı kendini fesih etmiş oluyor cumhurbaşkanı da.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aynen öyle.

SUNUCU-  Niye biz bunu günlerdir tartışıyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben de bilmiyorum.

SUNUCU-  Muhalefete mi soralım diyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Vatandaş biliyor da muhalefetin işine gelmiyor, anlamak istemiyor.

SUNUCU-  Hemen soralım Sayın Başbakan, Cumhurbaşkanının kaç tane başkan yardımcısı olacak diye soralım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir veya daha fazla anayasada geçen.

SUNUCU-  300-500-100 filan gibi rakamlar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 1’de yapabilir cumhurbaşkanının takdiridir. Bir başkan yardımcısı da seçebilir, birden fazla da seçebilir. Anayasa bu imkanı veriyor mecburiyet yok. İsterse bir tane seçer isterse iki yapar üç yapar ama öyle 100-200-500-1500 yani bu kadar da olmaz yani Teyo pehlivan bile bu kadar değil yani, bu kadar abartmada olmaz yani. Kusura bakmasınlar Türkiye’nin bir yönetim geleneği var, teamülleri var. Onlar yani bugünkü anayasada Bakanlar Kurulunun kaç tane bakandan oluşacağı yazmıyor. Bir tane başbakan diyor, ama bakan sayısının vermiyor. Peki, bakan sayısı vermiyor diye bugüne kadar hükümetler 100 tane, 200 tane bakan mı atadı? En fazla DSP koalisyon dönemindeydi 36 bakana çıktı, biz geldik indirdik. Biz bu sayının şu anda 25 bakan var daha da aşağı inmesi gerektiğini düşünüyoruz. Gelişmiş ülkelerde bakan sayısı azaltılır yetki devri yapılır. Az gelişmiş ülkelerde bakan sayası artar. Bakan Sayısının artmasının sebebi eğer tek başına iktidar yoksa işte aralarında anlaşabilmek için bakan sayısını artırarak bir çözüm buluyorlar, bu sistem onu ortadan kaldırıyor. Her halükarda sandıktan tek başına iktidar çıkacak. Tek başına iktidar çıkacak Türkiye geliştikçe bakan sayısı da azalacak.

SUNUCU-  Başkan yardımcılığına da yeniden dönecek olursak ya burada da bir keyfiyet söz konusu olacak mı seçilecek kişinin?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?

SUNUCU-  Yani şöyle de sorabiliriz esasında: Başkan yardımcısında hangi kriterler atanacak? Hani deniliyor ki mesela cumhurbaşkanı evet halkın seçtiği kişi olacak, ama başkan yardımcısını cumhurbaşkanı belirleyecek bunda nasıl bir kriter aranacak, çünkü vekalet yetkisi olacağını da biliyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olması yeterli aranacak şartlar. Ama cumhurbaşkanının seçeceği başkan yardımcısını çok dikkatle seçecektir. Neden? Çünkü işlerin büyük bir kısmını başkan yardımcısı yapacak. Bir sonraki seçimde başarılı olması için ehliyetli, yeterli insanları yardımcısı olarak seçmesi.

SUNUCU-  Yani öyle canının istediği kimseyi seçmeyecek muhtemelen.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçerse hesabını öder.

SUNUCU- Kendisi verir diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O kadar yani böyle bir şey olur mu? Yani bunlar hep böyle olmayan şeyler üzerinden birtakım gerekçeler üretip insanların kafasını karıştırmak başka bir amacı yok bunların.

SUNUCU-  Kanun üstü kararnameler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kanun üstü kararname diye bir şey yok. Cumhurbaşkanı kararnamesi.

SUNUCU-  Şöyle söyleyelim daha doğrusu: Bu kararname çıkarma yetkisinde bir sınırsızlık olacak mı, böyle bir sınırsız hakkı var mı Sayın Cumhurbaşkanının? En başından alacak olursam da kanun mu üstün, kararname mi üstün? Birde siz iktidara geldiğinizden bu yana hep karşınıza çıkar bu temel hak ve özgürlükler konusu. Herhangi bir kararname temel hak ve özgürlüklerin üstünde olabilecek mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Çok güzel çok güzel teşekkür ediyorum burada çok konuşulan bir konu. Bir kere kanunlar var, cumhurbaşkanlığı kararnamesi var. Cumhurbaşkanlığı kararnamesini bir nevi mevcut Bakanlar Kurulu kararı var ya bu sistemde ona benzetebiliriz. Bakanlar Kurulu kararnamesine cumhurbaşkanlığı kararnamesini benzetebiliriz. Şöyle: İdari konularda kararname çıkarıyor cumhurbaşkanı, yani aldığı milletten aldığı yetkiyi en iyi şekilde kullanmak, bürokrasiyi en iyi şekilde işletmek, zaman kayıplarını önlemek için kararname çıkarma yetkisi veriyoruz. Yani demiyoruz ki ya bir tane adam atayacaksın yani bir genel müdür yardımcısı bir daire başkanı bir müsteşar, efendim bir vali, müdür bunları artık sen ata kardeşim yani sen istediğin gibi bunları tayin et görevden al. Sonra da bahane üretme. Ben işte bugün siz genel müdür yardımcısı bazı daire başkanlarını göreve getirmek için üçlü kararnameye ihtiyacınız var. Bakan imzalıyor, efendim başbakan imzalıyor, cumhurbaşkanına gidiyor o imzalar, imzalamaz o da ayrı mesele ne oluyor zaman kayıpları oluyor. Bunları ortadan kaldırıyor cumhurbaşkanı atamaları, cumhurbaşkanı kararnamesiyle yapabiliyor. Ancak yapamadığı şeyler ne? Temel haklar konusu, kişi hakları, ödevleri konusunda kararname kesinlikle çıkaramıyor. Başka ne yapamıyor? Kanunda açıkça belirtilen konularda kararname çıkaramıyor.

SUNUCU- Yani kanun kararnameden üstün.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anayasada kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda da kararname çıkaramıyor. Diyelim ki, çıkan kararnameyle aynı konuda kanun arasında bir uyuşmazlık var geçerli olan kanun, kararname işe yaramıyor. Buna rağmen cumhurbaşkanı tuttu kararname çıkardı kafasına göre. Anayasa Mahkemesi yargıya götürüyor Meclis iptal etti. Kararname bu kadar böyle gözde büyütülecek bir şey yok. Cumhurbaşkanının kurduğu hükümette görevini layıkıyla yapabilmesi için ihtiyacı olan atamaları yapması için, ihtiyacı olan kurumları kurması için verilmiş bir imkandır, onun dışında bir şey yok olay bu kadar açık ve seçik.

SUNUCU-  Maddelerin dışına çıkacağım yine. Hayır çıkarsa erken seçim olur diyenler var siz ne düşünüyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nereden çıkmış yani?

SUNUCU- Dillendiriliyor bu söylem, yani çok insanda duyuyoruz. Eğer hayır çıkarsa erken seçime gider Türkiye deniliyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O bugün böyle kuzu gibi mülayim davranan falan Ana Muhalefet öyle birtakım şeylere girebilir, yani bu mümkün, ama seçimi belirleyen ülkenin şartlarıdır. Ülkede işler yolunda gidiyorsa vatandaş memnunsa, durur dururken seçim yapmanın siyasi bir bedeli olur. Yani seçim hakkı meclisindir, her zaman seçim kararı alabilir, ama alması için şartların oluşması lazım. Ülkede efendim terör azması lazım, güvenlik sorunu çıkması lazım, yahut ekonomik kriz olması lazım. Ülkeyi yönetme sorunları had safhaya çıkması lazım, tehditlerin artması lazım. Bunların hiçbiri ortada yokken, durup dururken niye seçime gidilsin soruyorum?

SUNUCU- Bir söylenti daha var siz de hep söylentilerimi mi soruyorsunuz diyeceksiniz ama…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sorun canım her şeyi.

SUNUCU-  Referandum sonrası işte Bakanlar Kurulu değişikliği, bir revizyon söz konusu olabilir deniliyor, hatta MHP’li bakanların kabinede yer alabileceği söyleniyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere öyle bir şey yok. İkincisini yani öyle büyük konumuz, yok gündemimiz yok, konuşmamız da yok bunu çok net söyleyeyim. Bakanlar Kurulu meselesi zaman zaman iktidar kan tazeleme yapar bu bizim 61’nci Hükümette de oldu. Gelecek zaman içerisinde de olabilir yani bu her zaman mümkün. Sayın Cumhurbaşkanımızla istişare ederiz uygun görülen zaman ve zeminde olabilir yani hiç olmayacak hemen yarın olacak diye bir şey söylememiz doğru olmaz.

SUNUCU-  Sayın Başbakan, mitinglerde çokça zikrettiğiniz bir cümle var kandilinizi söndüreceğiz, kandilinizi söndüreceğiz diyorsunuz. PKK elebaşlarına dönük ilerleyen günlerde bir operasyon olabilir mi? Tabi hali hazırda terör operasyonları devam ediyor mesela, kış aylarında bile durmayan operasyonlar silsilesi yaşıyorduk, halende içinden geçmekteyiz. Siz programın başlarında da o PKK elebaşlarının yürüttükleri hayır kampanyasına dikkat çektiniz, çünkü dediler ki, biliyorlar ki yok olacaklar, ondan bu hayır kampanyası yürütüyorlar dediniz. Biraz bir bakalım terör operasyonlarına ve önümüzdeki günlerde Türkiye’yi bu anlamda nelerin beklediğine.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Terörle mücadelede zerre kadar bir gevşeme olmaz, terörünün sonu gelinceye kadar, ülkenin gündeminden çıkıncaya kadar, milletimizin başını ağrıtacak sorun olmayıncaya kadar devam edeceğiz, şu anda da devam ediyoruz, hiç ara vermedik, yaz-kış devam ediyor.

Tabi ki hangi adımlar atılacak, ne yapılacak, bunlar operasyonel konular, bunları şimdiden davul-zurnayla ilan edecek halimiz yok, bu bir güvenlik meselesi. Onun için detayları vermem takdir ederseniz uygun olmaz.

SUNUCU- Ama kesintisiz sürecek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kesintisiz sürecek, yapılacak işler var. Milletimiz rahat olsun, bu terör belasını Türkiye’nin gündeminden çıkarmaya veya en alt sıralara düşürmeye kararlıyız, bunun gereğini de yapacağız.

SUNUCU- Fırat Kalkanı’nda bundan sonraki nokta ne olur diye soralım o halde ya da YPG bir oldubittiye getirmeye çalışırsa ya da bir oldubitti yapmaya kalkarsa Ankara’nın tutumu neler Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim tutumumuz çok net, ülkemizin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini yönelik nereden tehdit gelirse gelsin, kimden tehdit gelirse gelsin gereğini yaparız, karşılığını veririz, gayet net söylüyorum.

SUNUCU- Peki, o zaman bir de bu dış politika konusunda Avrupa’ya bakalım Sayın Başbakan.

Yine programın başında altını çizdiniz, dediniz ki, Avrupa’nın o hasmane tutumunu biz de görüyoruz, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da 16 Nisan’ı bir atlatalım sürprizlerimiz olacak deniliyor. Elbette ne yapılacağı konusunda ser verip sır vermeyeceksiniz belki ama, ben de şöyle düşünüyorum ve benim gibi düşünen insanlar da çoğunlukta: Bu anlamda da Avrupa’ya verilecek o cevap konusunda beklenti yükseliyor, biz Avrupa Birliği üyeliği konusunda bir adım olarak mı algılamalıyız bunu? Hani mesela verilen sözler de yerine getirilmedi. Müzakerelerin askıya alınması olarak mı algılamalıyız, daha farklı bir şey mi, ne düşünmeliyiz bu noktada?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Son 1 yılda Avrupa Birliğiyle ilişkilerimiz maalesef iyi gitmiyor, yani çok ciddi sorunlarımız var. Ancak 16 Nisan halkoylamasından sonra tekrar bu konuyu karşılıklı olarak ele alacağız ve bundan sonraki yol haritamızı belirleyeceğiz. Burada Avrupa Birliği’nin yapması gereken, gelecek vizyonuna karar vermek, Avrupa kendi vizyonuna karar vermesi lazım. Avrupa bir anlamda din faktörünü esas alan bir yapıyla mı devam edecek, yoksa büyük Avrupa, Avrupa’nın değerleri dediği ve bu değerlere uygun olarak Türkiye’yle ilişkilerini sürdürecek mi; bunu açıkça konuşacağız. Yani bakıyorsunuz şu kampanyada iyi bir sınav vermediler, bunu gördük, millet gördü. Oradaki vatandaşlarımıza erişmemize, onlara bu kampanyayı anlatmamızı çok görgüdeler, ama terör örgütlerine kapıları sonuna kadar açtılar, FETÖ’cülere, PKK’lılara, DHKP-C’lilere her türlü fırsatı sağladılar. Bu, dostane bir tutum değildir, yani bunu bizim kabul etmemiz söz konusu değil.

Ha şu olabilir: Yani işte bizde seçimler var, şu var-bu var diyebilirler, ama bu asla bizim açımızdan geçerli bir mazeret olamaz. Yani sizin iç siyasetinizin malzemesi Türkiye olmamalı, bunu asla bu millet kabul etmez. Açık açık, dobra dobra konuşacağız, ilişkilerimizin geleceğini konuşacağız, eğer bu yanlışlardan vazgeçilirse daha sağlıklı, dürüst bir ilişki sürdürülebilirse eyvallah, sürdürülemezse Türkiye kendi yolunu çizecek, kendi geleceğini hazırlayacak iradeye sahip, bu millet bunun da gereğini yapar.

SUNUCU- Sizden net ifadelerle şunun cevabını istesem: FETÖ’yle mücadelede ne noktada olduğumuzu sorsam ve yol bizi bu anlamda nereye götürecek, bu konuyla ilgili herhangi bir yol haritası var mı, bunları sorsam, vatandaş merak ediyor bunları. Tabi birtakım böyle yargıdan da filan enteresan kararlar çıktığında da insanlar tedirgin oluyor, hatta moraller de bozuluyor Sayın Başbakan, birtakım alanlarda etkin oldukları da söyleniyor. Yol bizi nereye götürecek bu konuda?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şunu söyleyeyim: Yol belli, devlet içinde hiçbir şekilde bir kalıntıları olmayacak, devlet içerisindeki uzantıları tamamen temizlenecek, ticari hayattaki uzantıları temizlenecek, yargı içindeki, ordu içindeki, polis içindeki uzantıları tamamen yok edilecek ve bütün alanlarda devletin içerisine bir kanser hücresi gibi girmiş bu yapı tamamen temizlenecek, burada herhangi bir gevşeme söz konusu değil.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili bugüne kadar 27 ilde 126 dava açıldı, görülüyor. Bazı istatistik bilgileri vereyim, ayrıca bugün kadar 30 bin 292 FETÖ mensubu görevden uzaklaştırılmış, 96 bin 764 kişi memuriyetten çıkarılmış ve 21 bin 803 kişi de düzeltici işlemle görevlerine iade edilmiş. Yani toplam şu anda açığa alınan ve memuriyetten çıkarılanların sayısı 127 bin 56.

Ayrıca, bölücü terör örgütüyle ilgili de benzer çalışma var, yani PKK, DHKP-C’yi kastediyorum, görevden uzaklaştırma 145 kişi, görevden çıkarma 3494 kişi, toplam 3639 kişi, göreve iade edilen 11 bin 130 kişi. Bunlar işte kapatılan vakıflar var, açılan vakıflar var, sendikalar var, gazeteler var, televizyonlar var, eğitim kurumları var, üniversiteler var, yurtlar vesaire, bunların detaylarına girmek istemiyorum.

Şimdi şunu söyleyeyim: Bizim baştan beri söylediğimiz bir şey var Ferda Hanım, bu çok karmaşık bir yapı, ilişkileri, ilişki ağı günden güne daha çözülmemiş ilişkiler var. Şu ara çok önemli bir tespit durumda, bu tespitin sonuçları FETÖ’yle mücadelede bize ciddi imkan sağlayacak.

SUNUCU- Bir tespit yapıldı ilişkiler ağına dair…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet evet.

SUNUCU- O ilişkiler ağının çözülmesiyle birlikte de…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşin seyri değişecek, yani olay…

SUNUCU- Öyle mi? Önümüzdeki günleri mi beklememiz gerekiyor bunun için?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bunlarla ilgili detaylar önümüzdeki günlerde netleşecek, bu kadar söyleyeyim.

SUNUCU- Ama çok önemli bir ilişkiler ağının deşifre edildiğinden bahsediyor Sayın Başbakan. Arkadaşlarım da gerekli altyazıyla herhalde izleyicilerimize bunu bir kere daha hatırlatırlar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.

Şimdi şöyle yapalım: Yani biz burada ölçüyü baştan koyduk, yaşla-kuru aynı anda yanmayacak, suçsuzla suçsuz birbirinden ayırt edilecek. Ama örgütün ilişkileri kapalı olduğu için, yani şeffaf bir örgüt olmadığı için burada zorluklarımız var, bazı yanlışlar olabilir. Bunu düzeltmek için de bir kanun hükmünde kararname çıkarttık, buna göre itirazları değerlendirecek bir komisyon oluşuyor, 7 kişiden oluşan bir komisyon. İşte burada İçişleri Bakanlığından var, Adalet Bakanlığından, Başbakanlıktan, Yargıtay’dan, Danıştay’dan 7 kişilik bir heyet. Bu heyet bütün bu itirazları yeni baştan, şu anda gelen bütün itirazları yeni baştan ele alacak, değerlendirecek ve karara bağlayacak.

Bunu niye anlatıyorum? Karara diyelim ki işte göreve uzaklaştırma yahut memuriyetten çıkarma işlemi yapılan, doğruysa bu sefer şikayetçi, itiraz edenin mahkemeye gitme hakkı doğacak, yargı yolu açılacak. Bu çok önemli, altını çizerek söylüyorum. Şu anda yargı yolu açık değil, dolayısıyla bir şey yapamıyorlar. Eğer bu itiraz sonucu hakikaten yanlış bir işlem yapılmış, haksızlık yapılmış olduğu tespit edilince zaten görevine dönecek, hakları iade olacak ve böylece artık hak arama yolu başlamış olacak. Türkiye bir hukuk devleti, bunun da gereğini yapılmasının lazım.

SUNUCU- Kimse haksızlığa uğramayacak diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi.

SUNUCU- Çünkü toplumun en hassas olduğu konulardan biri. Herkes bu durumun kaygısını güdüyor, kimse istemez.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Maalesef tabi böyle şikayetler biz de alıyoruz ama, yaşadığımız travma, yaşadığımız felaket çok büyük olduğu için burada dikkatli olmamız lazım. Efendim, beyanlara göre, işte ben suçsuzum, yaptım, yapmadım diye, buna göre karar veremeyiz, bunun mutlaka eldeki delillerle, bilgilerle detaylı incelenmesi lazım, aksi halde tekrar büyük bir tehlikeyle yüzleşebiliriz, bunu da yapmaya hakkımız yok diye düşünüyorum.

SUNUCU- Sayın Başbakan, biliyorum çok yorgunsunuz, bugün Ankara’da 5 ayrı miting yaptınız değil mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 5 ayrı, bir kapalı toplantı, toplam 6, bu da 7’nci.

SUNUCU- 7’nci program.

Son iki soru, ama kısa olacak.

Bir 15 Temmuz ruhu vardı, sonra Sayın Kılıçdaroğlu’na baktığımız 15 Temmuz ruhundan kontrollü darbeye gelindi. Buna neyin sebebiyet verdiğini düşünüyorsunuz? Yanı sıra geride kalan hafta içinde biliyorsunuz o Atatürk Havalimanından ayrılma görüntüleri gündeme geldi Sayın Kılıçdaroğlu’nun. Ne düşündürtüyor tüm bunlar size?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben tabi büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Halbuki o gece Sayın Kılıçdaroğlu’yla ben telefonla görüştüm, telefonda bu iş nedir, ne değildir, anlamaya çalıştığını, biz de dedik bu bir kalkışmadır, bu Silahlı Kuvvetlerin emir-komuta içerisinde giriştiği bir darbe değildir, dolayısıyla burada her türlü ülkeyi, demokrasiyi korumak için, millet iradesini teslim etmemek için mücadele edeceğiz, ucunda ölüm de varsa bunu yapacağız dedik. Bu da, sizin yanınızdayız, Hükümetin yanındayız, bu kabul edilemez bir şey diye söyledi, Sayın Bahçeli de aynı şeyi söyledi. Ama daha sonra Yenikapı’ya da geldi, Yenikapı’da da bir dayanışma içerisinde, dayanışma ruhuyla bizimle beraber oldu. Sonra ne olduysa oldu, yavaş yavaş böyle FETÖ’cülerin ağzıyla konuşmaya başladı. Bu tabi çok kabul edilebilir bir şey değil. Neden bunu yapıyor; doğrusu bunu da anlayabilmiş değilim. Ama neden yaparsa yapsın, şehitlerimizin ruhu inciniyor, şehit yakınlarımızı üzüyor, gazilerimiz bu işten fevkalade rahatsız oluyor, insanlar canlarını verdi, sakat kaldı, yaralandı.

Yani şu Meclise bombaları atan uçaklardan, bunu nasıl tiyatro derseniz, nasıl kontrollü darbe? Kim bu ülkenin uçağını, helikopterini, tankını, topunu, tüfeğini git de sivil insanları öldür diye böyle bir şeyi kim söyleyebilir? Bu akla ziyan bir şeydir. Bir haller oluyor Sayın Kılıçdaroğlu’na. Böyle bir şe yolamaz. Bu büyük bir infial oluşturdu toplumda. Bu yanlışı derhal düzeltmesi lazım, en azından şehit yakınlarının ve gazilerimizden bir özür dilemesi lazım, yanlış anladığını ifade etmesi lazım.

SUNUCU- Eğer yanlış anlaşıldığını düşünüyorsa.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Bir ölüm-kalım mücadelesi verdik, millet olarak Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere meydanlara indik. Elimizde ne uçağımız vardı, ne bombamız, ne de silahımız, sadece vatandaş imanıyla göğsünü siper etti, memleket sevdasıyla o saldırılara, o bombalara karşı koydu, tankların önüne yatkı. Yani bütün bunlar yaşanmışken bunu bir tiyatro demek, bunu bir kontrollü darbe demek başka bir şey.

SUNUCU- Neden bu noktaya geldiğini de anlayamıyorum, çözemedim diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, çok açık, ben değil kimse anlamıyor. Ben bunun anlaşılacak bir tarafı olduğunu da düşünmüyorum. Bu tamamen, iyi niyetli düşünüyorum, bir akıl tutulması diye düşünüyorum yahut da bir ihtimal de belki de bir diyet borcu var, bunu düşünmek istemiyorum ama…

SUNUCU- Belki de bir diyet borcu var dediniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Varsa da bunu da toplumun bilme ihtiyacı var.

SUNUCU- Peki, süremizin sonuna geldik.

Şimdi siz maddelerle ilgili konuşurken dediniz ya, her madde mi tartışmalı mı? Hep böyle ciddi ciddi konulardan bahsettik. Biraz gülümseyerek kapatalım.

Sayın Başbakan, sizin bu nüktedan tarafınız hepimiz tarafından bilinir, esprili kişiliğiniz, siz böyle en malum ciddi toplantılarda bile öyle bir şey söylerseniz ki salon kahkahalara boğulur. Bu tabi çok sevilen de bir yönünüz. Bir de, geçen seçimlerden hatırlıyorum, birtakım sloganlarınız vardı sizin, vurur yüze ifadesi şeklinde başta. Acaba bu döneme dair bir sloganınız var mı? Varsa bunu 16 Nisan akşamı mı kullanayım dersiniz ya da vurur yüze ifadesiyle devam edeyim, öyle mi kapatayım programı dersiniz; bilmiyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi ki her seferinde vurur yüze ifadesi geçerli.

SUNUCU- Şimdi de o zaman bir tane söyleyin.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mutlaka var ama, dur bakalım onu Pazar akşamını bekliyorum.

SUNUCU- Pazar akşamına saklıyorsunuz, peki.

Sayın Başbakan, çok teşekkür ediyoruz.

Söylediğimiz gibi gerçekten çok yoğun ve yorucu bir günün ardından Beyaz TV’ye konuk oldunuz, ayrıca bunun için teşekkür ederiz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Teşekkür ediyorum.

Her şey Türkiye için, her şey milletimiz için, milletimizin huzuru, güvenliği, kardeşliği için, daha zengin bir Türkiye için, 2023 hedeflerini yakalamış bir Türkiye için, gençlerimiz için, kadınlarımız için, geleceğimiz için, bütün çabamız ülkemizin dünya gelişmiş ülkeler arasında o şanlı yerini alabilmesi için, bunun için çalışıyoruz, bütün çabamız, bütün gayretimiz bu. Biz insanımıza, milletimize kötülük yapmak aklımızın köşesinden geçmez. 15 yıldır siyaset yapıyoruz, siyasetimizin tek amacı var, millete hizmet yapmak, kalıcı eserler bırakmak, bunun için çalışıyoruz. Tabi ki milletimiz bunu takdir edecek, ona göre de kararını verecek.

SUNUCU- Unuttum, hemen aklıma gelmişken sorayım, dün Sayın Cumhurbaşkanıyla yayındaydık, balkan konuşması yapacak mısınız dedik. O Binali Beyin, Sayın Başbakanın hakkıdır dedi eğer evet çıkarsa. Bilmem siz ne dersiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bakalım, yani bir sonuçları görelim.

SUNUCU- Sonuçları görmeden siz herhangi bir şey söylemiyorsunuz, tedbirli davranıyorsunuz anladığım kadarıyla.

Peki Sayın Başbakan, tekrar teşekkür ederiz yayınımıza konuk olduğunuz için.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.

SUNUCU- Sağ olun.

Güzel ülkemiz için her şey güzel olur inşallah.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İnşallah.

Vatandaşlarımız Pazar günü inşallah sandığa gitsin, huzur içinde, kardeşlik içerisinde tercihlerimizi yapalım ve inşallah 17 Nisan sabahı yeni bir Türkiye, aydınlık geleceği olan bir Türkiye’ye, yeni bir bahara hep birlikte bismillah deyip başlayalım.

SUNUCU- Peki, tekrar teşekkür ediyoruz.

İzlere izlediğiniz için sizlere teşekkür ederim sevgili izleyiciler.

Çankaya Köşkü’nden Başbakan özel yayınını sonlandırıyoruz.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.