Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Büyük Türkiye’nin Güçlü Gençligi Gelisim Kampi‘nda yaptigi konusma

 

Sevgili gençler, değerli yol arkadaşlarım, Türkiye’nin gelecek umudu kardeşlerim; hepinizi en güzel duygularla selamlıyor, her birinizin gözlerinden öpüyorum. 

Bugün burada sizlerin geleceğe hazırlanmasına katkı sunmak üzere düzenlenen kamp programında beraberiz. Eğitimle donanmış bir teşkilatın en büyük adımlarından birisi gerçekleşiyor. 1 milyon 700 bin genci bünyesinde bulunduran AK Parti Gençlik Kollarımız her geçen gün büyümeye, kendini yenilemeye devam ediyor. İnşallah bu çalışmalarla fikir dünyamızın daha da zenginleşecek, Türkiye’nin meselelerine ilişkin donanımınız daha da artacak. 

Bu güzel günde sizlerle birlikte olmaktan duyduğum mutluluğu ve gururu bilmenizi istiyorum. Karşımda gördüğüm geleceğimiz olan gençler size bakarken biliniz ki Türkiye’nin aydınlık yarınlarını, parlak geleceğini görüyorum. 

Sizler hayalini kurduğumuz mutlu, gelişmiş Türkiye’nin umudusunuz. AK Parti olarak biz sadece yaşadığımız bu toprakların sorumluluğunu taşımıyoruz. Çok daha geniş bir coğrafyanın sorumluluğunu da taşıyoruz. Her nerede yaşıyor olursa olsun bütün gençler insanlığın gelecek umududur. Sizleri geleceğe hazırlamak da Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinin en önemli ve en öncelikli görevidir. 

Sizler hafta sonu tatillerinizi bir kenara bırakarak AK Parti Gençlik Kollarının düzenlediği bu çalışma programına 81 ilden akın akın geldiniz. Bu bir dava şuurudur, bu bir parti bilincidir. Bu çalışmalar Erzurum, Afyonkarahisar, Kahramanmaraş ve Kızılcahamam’da 8 hafta boyunca devam ediyor. Ekim ayında kalan son 2 eğitimi de bugünlerde tamamlıyorsunuz. Bu eğitimlerin düzenlenmesinde en büyük emeği olan AK Parti Genel Merkez Genel Başkanına, Melih kardeşimize, bütün çalışma arkadaşlarına, MKYK’sına ve emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 

Sevgili gençler; 15 Temmuz gününü ve gecesini hatırlıyoruz. 15 Temmuz, ülkemizin karanlık bir girdaptan, milletimizin cesareti, feraseti ve basiretiyle kurtulduğu gündür. AK Parti davasının Kurucu Genel Başkanı, Liderimiz, Türkiye sevdalısı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara inen, en önce meydanları dolduran sizlerdiniz, gençlerdi. Gençleri sürekli tenkit ettiler, gençler apolitik dediler, gençler Türkiye’nin sorunlarına Fransız dediler, gençlere çok şey söylediler. Ama o gençler 15 Temmuz’da Türkiye’ye sahip çıktılar, alçaklara bu ülkeyi teslim etmediler. Sizlerdiniz öncü olan. Saat 22:30’da Melih’i aradığımda dedim ki; Melih, hazır ol, teşkilatını hazırla. Cumhurbaşkanımızla konuştuk, direneceğiz, ölümüne direneceğiz. Hiç kimseye, hiçbir haine bu bayrağı teslim etmeyeceğiz. Melih kardeşim; biz hazırız Genel Başkanım dedi, biz zaten hazır bekliyoruz, her an meydanlardayız. İşte AK Parti şuuru bu. AK Parti demek, memleket zordaysa, milletin ayağa kalkması gerekiyorsa en önde giden teşkilat demektir. O gün şehadet şerbetini içen gençler arasında AK Parti Gençlik Kolları’nın mensubu 12 kardeşimiz de vardı. Bütün şehitlerimize, gerek vatanın savunması için, gerek 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün defedilmesi için hayatını seve seve veren bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun. Bütün gazilerimize acil şifalar diliyoruz, onlara hayırlı, uzun ömürler niyaz ediyoruz. 

Değerli kardeşlerim; Türkiye’yi karanlık günlere götürmek isteyenlerin hevesi 15 Temmuz gecesi kursaklarında kalmıştır. Millet olarak verdiğimiz mücadele demokrasi tarihine altın harflerle yazılmıştır. Milli Güvenlik Kurulumuzun aldığı kararla ve Bakanlar Kurulumuzda vereceğimiz kararla 15 Temmuz şehitler ve demokrasi günü olarak her yıl kutlanacaktır. 

15 Temmuz artık resmi bir bayram haline gelmiştir. 15 Temmuz, asla unutulmayacak, asla unutturulmayacaktır. Bugünlerde sürekli olarak “ikinci darbe yapılacak, daha bitmedi, yeniden geleceğiz”; geleceğiniz varsa göreceğiniz de var. Değerli kardeşlerim, bunlar, bu alçak FETÖ terör örgütünün tezviratlarıdır. Topluma, millete korku salmak, huzuru bozmak, tedirginlik oluşturmak için tezgâhladıkları kara kampanyalardır. Milletimiz asla buna itibar etmesin. Ama rehavet de yok. Gece-gündüz de her şeye hazır olacağız, bu gençlikle hazır olacağız, AK Parti gençliğiyle hazır olacağız, sizlerle hazır olacağız. (“Millet burada Başbakanın yanında” sesleri) Allah razı olsun. Milletin nerede olduğunu bu hainler gördüler. 15 Temmuz gecesi milleti gördüler.  

Sevgili gençler; o gece Türkiye’nin bütün minareleri ezanlarla, salalarla inledi. O gece Türkiye’nin bütün meydanları genciyle, ihtiyarıyla, kadınıyla, erkeğiyle doldu taştı. Değerli kardeşlerim; bütün vatandaşlarımız, bütün insanlarımız Türkiye’yi savunmak için akın akın meydanlara koştu. 

Evet, şehitlerimiz var, yüreğimiz yandı, ama şunu bilin ki o şehitler gözlerini kırpmadan toplara, tüfeklere, kurşunlara meydan okurcasına direndiler, ya istiklal, ya ölüm dediler. Halil İbrahim Yıldırım, Engin Tirbeç daha 15 yaşındaydı şehadet şerbetini içtiler. Abdullah Tayyip Olçok, Mahir Ayabak, Mutlucan Kılıç, Uhud Kadir Işık, daha ömrünün baharında 17’sindeydi. Rüstem Resul Perçin 18’inde koptu hayattan. Kimisi Van’dan, kimisi Kars’tan, kimisi Diyarbakır’dan, kimisi Bursa’dan, hepsi bu mübarek Anadolu topraklarından. Doğdukları şehirler farklıydı, ama gönülleri hep aynıydı. Hepsinin tek bir amacı vardı, o amaç da vatanı savunmak, ay-yıldızlı bayrağı hainlere teslim etmemekti. Bu darbeyi tezgâhlayan hainler zannettiler ki bu vatan evlatlarını korkutacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Hükümetimizin korkacağını, geçmişte darbe sesi duyunca şapkasını alıp kaçacağını zannettiler. Ama onlar bilemedi ki darbeyi görünce şapkasını alıp giden değil darbeye darbe vuran bu milletin önünde şapkasını çıkaran bir yöneticiler vardı. Bu milletin önünde şapka çıkarılır. Çünkü bu millet Türkiye’nin kaderini değiştiren millettir. O gün, o gece Cumhurbaşkanımızla telefonda görüştük, bir şeye karar verdik; biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık, ölmek var dönmek yok. Milletin emanetine asla halel getirmeyeceğiz, ihanet etmeyeceğiz diye ahitleştik. Şükürler olsun ki hainler millet iradesi karşısında kısa sürede diz çöktüler. 

Şimdi artık zaman bunları bünyeden temizleme zamanıdır. Devletin içinden, ticaretin içinden, siyasetin içinden, her yerden bu hainleri söküp atacağız. Hiç kimse mağdur edebiyatı yapmasın. Milletin mağduriyetini görmezden gelip FETÖ’cülere sahip çıkarak mağdur edebiyatı yapanlar asla ve asla bu millet tarafından hoş görülmeyecektir. 

İşin başında söyledik kardeşlerim, kılı kırk yaracağız, yaş ile kuru birarada yanmayacak. İntikam duygusuyla değil adaletle hareket edeceğiz. Bütün bunları söyledik, buna rağmen hataların olabileceğini de öngörüyoruz. Ancak hata yapmayacağız diye hiçbir şey de yapmayacağımızı kimse bizden beklemesin. Öfkeyi bir kenara bırakarak hukuk çerçevesinde hareket ediyoruz. Bizim siyasetteki varlık sebebimiz, demokrasiyi, hukuk devletini eksiksiz olarak hayata geçirmektir. 

Geçtiğimiz 15 yıl içinde böyle oldu, bundan sonra da böyle olmaya devam edecek. AK Parti kurucu lideri, seçilmiş Cumhurbaşkanıyla, Recep Tayyip Erdoğan’la yola çıkarken bir şey söyledi; hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 15 yıl geçti, AK Parti’yle beraber doğan bebeler bugün 15 yaşına geldi. Onlar AK Parti’yle birlikte büyüdü. Onların AK Parti’nin neyi yaptığını, neyi yapmadığını tam olarak anlaması mümkün değil, belki yarısını anlayabilirler. Ama bugün doğanlar veya bugün Türkiye’de ne oluyor-ne bitiyor diye anlamaya çalışanların AK Parti’nin yaptıkları konusunda fazla fikri yok, zannederler ki eskiden beri böyleydi. Onun için sevgili gençler; size çok ama çok görev düşüyor. Türkiye’nin her köşesinde, vatandaşlarımızın yaşadığı her yerde mutlaka AK Parti’yi, AK Parti’nin davasını, AK Parti’nin Türkiye’ye olan sevdasını anlatacaksınız, herkese anlatacaksınız. Yılmadan, yorulmadan anlatacaksınız. Bu toplantıları niçin yapıyorsunuz, AK Parti şuurunu, AK Parti’nin takım ruhunu geliştirmek için yapıyorsunuz. Kiminiz Van’dan, kiminiz Tunceli’den, kiminiz Niğde’den, kiminiz Edirne’den, kiminiz Kars’tan hep biraraya geliyorsunuz hem tanışıyorsunuz, hem konuşuyorsunuz, hem de gelecek vizyonunuzu paylaşıyorsunuz, AK Parti vizyonunu paylaşıyorsunuz. 

Değerli gençler, AK Parti geçtiğimiz 15 yılda iki şeyi başardı. Birincisi; Türkiye’nin kalkınması. 15 yıl önceki Türkiye’yi düşünün, bugünkü Türkiye’yi görün ve kıyaslayın. Uzağa gitmenize lüzum yok. Şu Ankara-Kızılcahamam Yolunu düşünün, o günlerdeki yolu düşünün, şimdiki halini düşünün. Geldiğiniz illerdeki yolları düşünün. Hastanelerin halini düşünün, okulların halini düşünün, şehirlerin halini düşünün, üniversiteleri düşünün ve bir karşılaştırma yapın; Türkiye nereden nereye geldi. Bir Türkiye’yi üç

Türkiye yaptık, Türkiye’yi üçe katladık. Yollarıyla, hastaneleriyle, okullarıyla, dünyaya dudak uçuklatacak büyük projeleriyle Türkiye’ye çağ atlatan partinin adı AK Parti’dir. 

Gençler, sevgili kardeşlerim; bunları yaparken zannediyor musunuz ki her şey sütlimandı, önümüzde kimse yoktu, her şey rahattı, maalesef öyle olmadı. İlk iktidara geldiğimiz andan itibaren darbe heveslileri, vesayet odaklarları hemen harekete geçti. Tek başına iktidar olmuşuz, tek başına iş başına demişiz, meydanlara düşmüşüz, millet de bize güvenmiş 3 Kasım’da tek başına iş başına geçirmiş. Ankara’ya geldik, işe başladık, ortaklarımız peydah oldu. Siz neredeydiniz kardeşim, seçim meydanlarında biz sizi görmedik. Ama o gelenekmiş, Ankara’ya gelince gizli ortaklar varmış. Biz dedik ki; kardeşim, yağma yok, biz senedi milletten aldık, hesabı millete veririz, hadi oradan. Eski alışkanlıkları elinin tersiyle iten, milletten başka irade tanımayan partinin adı AK Parti’dir. Bunlar boş durmuyor, bir yandan kapıdan kovuyorsunuz bacadan girmeye çalışıyorlar; bu kötü bir alışkanlık. Darbe alışkanlığı kötü bir alışkanlık. Ne yazık ki bizim yakın siyasi tarihimizde çokça rastladığımız kötü bir alışkanlık. İlki 1960’a dayanıyor, 1960’da biliyorsunuz Demokrat Parti iktidardan indirildi ve 27 Mayıs’ta Başbakan, bakanları daha sonra yargılandı, idam edildi ve Türkiye dünyada büyük bir demokrasi ayıbına maalesef mahkûm edildi. O dönemde rahmetli Menderes’i Eskişehir’de, Sivrihisar’da karşılayan bir gün önce milyonlar, bir gün sonra ortada kimse yok. 70’lere geldik, 71’de tekrar muhtıra. 80’e geldik,12 Eylül tekrar darbe. 90’lara geldik, 28 Şubat, tekrar muhtıra ve Refah-Yol Hükümeti istifaya zorlandı. AK Parti tek başına iktidara gelince, artık vesayet odakları yok oldu derken 2000’li yıllar boyunca AK Parti bir yandan Türkiye’yi dönüştürürken, bir yandan Türkiye’yi kalkındırırken Cumhurbaşkanı seçeceğiz, Cumhurbaşkanı seçiminde yeni bir icat çıkardılar, hiç olmamış bir şey. Efendim, Cumhurbaşkanı seçebilmek için Meclis’te 367 milletvekilinin hazır olması lazım. Bizim de 363 milletvekilimiz var, biraz eksik. O kadar mıydı, daha mı azdı? Efendim? (“Ayrılanlar olmuştu” sesleri) Tek tük ayrılanlar olmuştu, ama yine hayli sayımız var. Cumhuriyetin ilk yıllarında 230’la Cumhurbaşkanı seçiliyor. AK Parti iktidarında çok bilmiş hukukçular yeni bir icat buldular, 367… (“…” sesleri) Siz değilsiniz, onlar kadrolu vesayetçi hukukçular, her dönemde iş başındalar. Ne o? AK Parti Cumhurbaşkanı seçemesin. Kim dedi? Kardeşim, milletin sözünün üzerine söz olur mu? Millet bir şey dediyse herkes selam duracak, bitti. Ne oldu? Öyle mi kardeşim, öyle mi diyorsunuz, hadi buyurun meydana. Gittik millete sorduk, millet de cevabını verdi; siz mi seçtirmiyorsunuz, biz seçiyoruz dedi, biz. Bu millet değerli kardeşlerim, bakın bu millet hep yanlışı düzelten bir millet olmuştur. Kim yanlış yapmışsa o yanlışı düzelten hep millet olmuştur. Ama millet ilk defa 15 Temmuz’da başka bir şey yaptı. Yanlışları millet ilk seçimde düzeltiyordu hep, yanlış yapılıyor, ses etmiyor, bekliyor bekliyor, seçim geldiğinde hesabı görüyor, yanlış yapanları kenara atıyor. Ama 15 Temmuz’da millet dedi ki, haddi aştınız dedi. Seçime bekleyecek hal yok, acil operasyon lazım dedi, seçimi beklemeden o gece hesabı gördü. Hepsinin, darbecilerin birer birer hesabını gördü. Cumhurbaşkanını halkın seçmesine karar veren referandumu yaptık, Allah’a şükür milletin oylarıyla yüzde 52 oyla seçilen ilk Cumhurbaşkanını da AK Parti Lideri, bu davanın öncüsü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı da seçti, iş başına getirdi. 

Bu yetmedi, iş bitti dedik, tamam artık bundan sonra bu vesayetçiler kenara çekilir, artık bu maceralardan vazgeçer dedik, geçmediler. Ne yaptılar? Hemen AK Parti’ye kapatma davası açtırdılar. Tek başına iktidar olmuş, iş başında, bütün sorunları çözüyor, millet desteği tam. Bir de bakıyorsun bir sabah AK Parti’ye kapatma davası açılmış; Allah Allah, herkes şaşkın, bütün dünya bu ne biçim memleket diyor, bunlar ne yapmaya çalışıyor. Ben o gün bir resmi ziyaret için yurt dışındaydım, muhatabım duymuş bana söyledi, bu bir şaka olmalı herhalde dedi, doğru mu? Dedim, maalesef doğru. 14 Mart 2008, Cumhurbaşkanı seçiminde sonuç alamayanlar bu sefer daha büyük bir hamle yapmaya karar verdiler, orada da başarılı olamadılar. O kapatma davasında siyasetten men edilecek 71 kişilik o önemli listenin içinde ben de vardım. O benim için bir şeref listesidir. Listenin başında Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları. 15 Temmuz’da da aynı liste var, yine listede Recep Tayyip Erdoğan ve diğer arkadaşları. 

Değerli kardeşlerim; kapatma davasını da savuşturduk, bir nefes alalım dedik, ne kadar iyi. Bu sefer yargı darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık, birinci yargı darbe girişimi. Onunla mücadele ettik, baktık olmuyor. Tuttuk yargıda bir reform yaptık ve onu da referanduma götürdük. Nedir? Yargıdaki birinci darbe teşebbüsü Erzincan’da başladı, hatırlayın. Oradaki Erzincan Başsavcısıyla başlayan bir süreçti, onun sonunda da baktık ki işler sıkıntılı, yargıda bir reform paketi hazırladık ve HSYK’nın yapısını yeniden tanımlayan bir reformu halka götürdük, halk kabul etti. Biz tabii gayet iyi niyetle çalışıyoruz. Tatarından kurtaralım derken beterine rastladık, bu sefer FETÖ’cüler piyasaya çıktılar. FETÖ’cülerin ilk piyasaya çıktığı yer, Anayasa yargı reformudur, orada ilk kendilerini gösterdiler. Sonraki olayları biliyorsunuz; MİT Başkanının alınma teşebbüsü, Gezi’deki rolleri ve daha sonra 17-25 Aralık’ta açıkça meydan okudular, Hükümete karşı meydan okudular ve ondan sonra iş kızıştı, gele gele 15 Temmuz’a geldik. 

Bütün bunları niye anlatıyorum, şunun için anlatıyorum gençler: Bir yandan millete hizmet edeceksiniz, milletin dertlerini, sorunlarını çözeceksiniz, ama bir yandan da vesayet odaklarını temizleyeceksiniz. Artık bir şey olmaz, bundan sonra hiçbir şey olmaz demeyin. Çünkü bu topraklar çok dinamik, bu bölge üzerinde hesabı olanlar çok, tarih boyunca. O yüzden uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Her an, her şeye hazır olarak hedeflerimizden zerre kadar sapmadan, durmadan, yorulmadan yolumuza devam edeceğiz. 

Değerli kardeşlerim; 15 Temmuz geride kaldı. 15 Temmuz’un doğurduğu bu kötü sonuçlardan süratle kurtulmamız lazım. Hayat devam ediyor, biz olağanüstü hal ilan ettik. Olağanüstü hali biz değerli kardeşlerim, gençler; millete ilan etmedik, kendimize ilan ettik, Hükümete ilan ettik. Niye? Çünkü bu alçak hainleri bir an önce temizlememiz lazım. Artık milletin sürekli bunlarla meşgul olmasını, güvende miyim-değil miyim diye sürekli tedirgin olmasının önüne geçmemiz lazım. Bunun için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. 

Şimdi yeni yeni oyunlar peşindeler. FETÖ sonuç alamadı, işi bötö’ye havale etti, bölücü terör örgütüne. Bunlar hem 15 Temmuz’dan önce, hem 15 Temmuz’dan sonra biraraya geldiler. İşbirliği yaptılar. FETÖ 15 Temmuz’dan önce başarılı olamadığı için bötö’ye, bölücü terör örgütüne dedi ki; ya bizim işler ters gitti, bize bir el atın. Siz terör faaliyetlerini artırın, biz size ne istiyorsanız o desteği yapacağız. Ey bacılarım, kardeşlerim; verdiğiniz himmet paraları terör olarak dönüyor, terörün insanları öldüren kaynağı olarak dönüyor. Artık bırakın bu hainlerin peşinden gitmeyi. Bizim hedefimiz, biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız bunları üçe ayırıyor; ibadet edenler, ticaret edenler, ihanet edenler. Bizim hedefimiz, ihanet edenlerle, bizim derdimiz hainlerle, bizim derdimiz sizin ibadet diye verdiğiniz o paraları oraya-buraya peşkeş çekip ticaret adı altında millete silah doğrultanlara, onlara hesap sormaktır bizim hedefimiz. Yoksa dişinden tırnağından artırmış çocuklarımız, gençlerimiz geleceğe daha iyi hazırlanmış diyen o halis duygularla yardım eden, himmet eden, kurban bağışlayan, burs veren, dinini-diyanetini öğrensin diye okullarına gönderen temiz, masum vatandaşlarımızla bizim işimiz yok. Onlar bizim başımızın üstündedir. Bizim derdimiz; onların bu güzel duygularını sömürerek, dini duygularımızı istismar ederek hainlerle, Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapan FETÖ terör örgütüyledir. Onun için bize hiç kimse, siz masum insanlarla uğraşıyorsunuz demesin. 

Değerli gençler; bu örgüt kapalı bir örgüt. Bu örgüt şeffaf değil, bu örgütün ilişkilerini ortaya çıkarmak o kadar kolay değil, bunu biliyoruz. Onun için de işimizin kolay olmadığını söylüyoruz. Efendim, niye bunlar belli değil mi? Ben soruyorum; Genelkurmay Başkanının onlarca yıl yanında bulunan, nefes alıp verişini bile takip eden bir adam gün geliyor; komutanım, buraya kadar diyor, elini kelepçelemeye kalkıyor, işte böyle bir örgütten bahsediyoruz. En yakınınızda olabilir. Damarlarınızın içindeki mikroptur bunlar. Bu mikropları tek tek bulup çıkaracağız, vücudumuzu temizleyeceğiz. Bunun için hiç kimse bize ders vermeye kalkmasın. Dostlarımız darbeyi bir kenara bıraktılar, aman ne yapın edin de bunları fazla hırpalamayın. Kardeşim; o gece sen yaşananları gördün mü, bu milletin halini gördün mü, o çocukların halini gördün mü? 12 yaşındaki torunum; dede, bunlar bizim askerlerimiz değil mi, niye ateş ediyorlar, niye insanları öldürüyorlar diye sorunca ben ona cevap veremedim. Şimdi o cevabı veriyoruz, şimdi adalet içinde, hukuk devleti içinde bu cevabı Türk hakimleri, Türk savcıları veriyor elhamdülillah. 

Hiç kimse bu ülkenin, bu milletin değerleriyle hesaplaşmaya kalkmasın. İlkemiz belli, düsturumuz belli, tek millet, tek vatan, tek devlet ve ay-yıldızlı tek bayrak. Doğu’da-Güneydoğu’da verdiğimiz mücadele de bunun için. Evvel Allah Türkiye’yi hiçbir terör örgütüne teslim etmeyeceğiz. Sadece Türkiye’yi değil etrafımızdaki mazlum, günahsız kardeşlerimize de kucak açmaya devam edeceğiz. Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Yemen’de, Afrika’da desteğe ihtiyacı olan bütün mazlum milletlere sahip çıkmaya devam edeceğiz. Biz böyle yapınca bazıları rahatsız oluyor ve Türkiye üzerinde başlıyorlar oyun oynamaya. Bildiğinizi geriye bırakmayın, bu millet 15 Temmuz’u yaşadıktan sonra sizin yapacaklarınız vız gelir.

Değerli kardeşlerim; AK Parti sadece geçmişini değil geçmişini bilerek geleceği inşa eden partinin adıdır. İşte gelecek burada, geleceğimiz gençlerimizdir. 

Kardeşlerim; Türkiye’nin nüfusunun yüzde 100’ünü siz oluşturmuyorsunuz bugün için, ama gelecekte yüzde 100’ünü siz oluşturacaksınız. Bu ülkeyi, bu milletin emanetini sizler alacaksınız. Eminim ki bizim yaptıklarımızın kat kat daha iyisini, daha güzelini sizler yapacaksınız. 

AK Parti gençler için çok şeyler yaptı, bunları tek tek anlatmaya kalksam saatler alır. Neler yaptık? 

Seçilme yaşını 25’e indiren AK Parti’dir. 

Kendi işini kurmak isteyen gençlerimize 50 bin liraya kadar karşılıksız destek veriyoruz, ayrıca kredi de ihtiyacı varsa onu da temin ediyoruz.

Üniversiteye girişteki haksızlığı sona erdirdik, katsayı zulmünü bitirdik.

Üniversite harçları birinci öğretimde tamamen kaldırdık. Öğrencilere burs ve kredi imkânları tanıdık. 1,5 milyon gencimiz burs alıyor, kredi alıyor; 400 liradan 1200 liraya kadar burs miktarı var. 

Üniversite her ilimizde var mıydı? Yoktu. Bazı büyük şehirlerde vardı, birçok ilimizde üniversite yoktu. Şimdi bütün illerimizde var, bazı illerimizde birden fazla üniversite var. Birara 200’e kadar çıkmıştı, ancak bu hainlerin de üniversiteleri vardı onları kapattık, şu anda 184 tane üniversitemiz var.

Üniversitelerimizdeki yurt imkânını günden güne artırıyoruz, 190’lardan 700’lere yaklaştı. 

Lise, üniversite mezunu gençlerimizin genel sağlık sigortasını 2 yıl süreyle karşılamaya devam ediyoruz. Öğrenimi devam eden 25 yaşını aşmamış gençlerimizden pasaport harcı almıyoruz. Yeni evlenecek gençlere çeyiz hesabı açıyoruz, onların evlenmelerini teşvik ediyoruz, yuva kurmalarını teşvik ediyoruz. İşini kurmak isteyen gençlere destek oluyoruz. Bu destek hibe şeklinde ve kredi şeklinde. İlk kez işe giren gençlerimizin maaşının asgari ücret kadarını bir yıl boyunca devlet karşılıyor. İş kuran, kendi işini açan gençlerimizi 3 yıl boyunca vergi almıyoruz. 

Eylül ayında açıkladığımız Doğu ve Güneydoğu yatırım hamlemizde bu bölgede yaşayan gençlere daha fazla destek vereceğiz. Desteklerin ardı-arkası gelmiyor, devam ediyor. 

Değerli gençler, şimdi sizlere son olarak şunu söylemek istiyorum: Eğer Türkiye’yi geleceğin en önemli güçlerinden biri haline getirmek istiyorsak, bunun yolu teknolojiden geçiyor, bilgiye sahip olmaktan geçiyor. Bilgiye sahip olan, bilgiyi üreten, bilgiyi kullanan ülkeler bir adım öne geçiyor. Artık top, tüfek, tank değil bilgi iş görüyor. Güç bilgidir, onun için bilgi toplumu olma yolunda çok daha büyük gayret göstermemiz gerekiyor. 

Hükümet olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da siz gençlerin önünü açmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi bilgi toplumuna dönüştürecek her projeye desteğimiz artarak devam edecek. Sizlerin bir yandan kendinizi geliştirirken, diğer yandan da siyasete aktif katılımlarınızı devam ettirmenizi istiyorum. Bilimde de, siyasette de, tarihte de, sosyal ilişkilerde de iletişime açık, donanım sahibi gençler olarak yetişmeniz bizim için çok önemli. 

Ancak hayatın en önemli gerçeklerinden birinin sabır olduğunu unutmayın, sabırla koruk üzüm olur. Sadece hissiyatla, sadece duygularınızla değil bilim çağında aklınızla mukayese gücünüzle, analiz yeteneğinizle, kabiliyetinizi artırarak var olmaya devam edebilirsiniz. Dar alanda oynanan oyunlar, kısır düşünceler, boş tartışmalardan daima uzak durun. Bu ülke sabırla sizin yetişmenizi, emaneti devralmanızı bekliyor. Sizden öncekiler birçok zorluklarla yüzleşti, sayısız yanlışlarla sınandılar. Sizin ve sizden sonraki nesillerin bu tür yanlışlarla sınanmaması için var gücümüzle çalışıyoruz. Artık Türkiye’de kaybolan yıllar, kayıp nesiller olmasın diye uğraşıyoruz. Türkiye’nin en güzel başarı hikâyelerini bundan sonra sizler yazacaksınız. Behçet Necatigil bir şiirinde diyor ki, insan ruhuna ait ikilemden bahsediyor: “Ya ümitsiniz ya da ümitsizsiniz, ya çaresiniz ya da çare sizsiniz. Sizler bu milletin, bu ülkenin umudusunuz, bu ülkenin çaresi olmak için azimle kararlılıkla çalışmaya devam etmelisiniz. 

AK Parti Genel Başkanı olarak her birinizden Türkiye kadar büyük düşünmenizi istiyorum. 

Allah yolumuzu açık etsin, Allah Türkiye’nin, bu milletin yar ve yardımcısı olsun. Her şey Türkiye için. Allah’a emanet olun, sağ olun, var olun. Başarılar diliyorum gençler. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.