Basbakan Yildirim’in CNN Türk ve Kanal D ortak yayinindaki konusmasinin tam metni
SUNUCU- İyi akşamlar değerli izleyiciler, Kanal D-CNN Türk ortak yayınına hoş geldiniz, canlı yayınımız başladı.
Konuğum, sorularımı yönelteceğim isim Sayın Başbakan, Sayın Binali Yıldırım. İstanbul’un en güzel mekânlarından birinde ve nispete az bilinen bir yerde, Vahdettin Köşkünde Çengelköy’de İstanbul’un Anadolu Yakasında, gerçekten İstanbul’un olağanüstü güzel noktalarından birinde Başbakanlık binalarından biri olarak kullanılan bu yapıdayız.
Efendim, iyi akşamlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İyi akşamlar, iyi yayınlar diliyorum Hakan Bey.
SUNUCU- Çok teşekkür ederim efendim, hem Kanal D-CNN Türk adına bu yayın davetimizi kabul ettiğiniz için, hem de İstanbul’a hoş geldiniz. Van’daydınız değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, Van’dan yeni geldik, muhteşem bir miting yaptık. Oradaki Vanlıların söylediğine göre, son 15 yılda gerçekleştirilen en heyecanlı, en geniş katılımlı miting olduğu ifade edildi.
SUNUCU- Bu ara tabii birçok ildesiniz, bir gün içinde birkaç farklı şehre gidiyorsunuz. Bundan sonraki planlarınız ne, hangi şehirler?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yarın Ankara, Kayseri var, ondan sonra devam ediyor.
SUNUCU- Nasıl meydandaki hava, yani evet-hayır noktasında böyle birçok iddia ortaya atılıyor, işte bıçak sırtı bir durum olduğunu iddia edenler var. Elinizde bizimle paylaşabileceğiniz, şimdi bizi milyonlarca kişi izliyor, bu yanının etkisi büyük, hem Kanal D, hem CNN Türk’te, bir anket sonucu var mı Sayın Başbakan?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anket sonuçları var tabii, ama paylaşmayacağım.
SUNUCU- Paylaşmaz mısınız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok. Vatandaşlarımıza biraz saygısızlık olarak görüyorum, çünkü gerçek anket, gerçek sonuç, vatandaşlarımızın 16 Nisan’da sandığa gidip vereceği oylardır. Ondan önce tahmin yapılabilir, çalışma alanlarını, nereye yoğunlaşmak gerektiğini, hangi alanlarda daha fazla gayret göstermek gerektiğini anlamak için çalışmalar partimiz yapıyor, çeşitli sivil toplum kuruluşları yapıyor. Benim bir prensibim var; anketlere inanırım, ancak kendim yaparsam.
SUNUCU- Beklediğiniz neticeleri görebiliyor musunuz o anketlerde?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Allah’a şükür biz rahatız.
SUNUCU- Rahat mısınız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir problem yok. Vatandaşımız bugüne kadar hiç yanlış yapmadı. Biz de yanlış bir iş yapmıyoruz, yanlış yapmadığımıza inanıyoruz ve bu yaptığımız değişiklik Milliyetçi Hareket Partisi’yle beraber eminim ki vatandaşımız tarafından da onaylanacak. Evet oylarıyla bu halk oylaması 16 Nisan’da sonuçlanmış olacak.
SUNUCU- Efendim, birçok merak edilen nokta var, bazı kaygılar dile getiriliyor. Son Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına bakıyoruz. Biz bir canlı yayın yaptık CNN Türk’te, burada da dile getirdi. Şimdi bir darbe girişimi, daha doğru bir ifadeyle farklı bir darbe sürecine giriyor Türkiye diyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl?
SUNUCU- İşte bunun bir gücün, Türkiye’deki birçok gücün tek bir kişinin elinde toplanmasıyla ilgili bir eleştirisi var, bunun ciddi sorunlar yaratabileceğini söylüyor. Fesih yetkisi olduğunu, bir şekilde Cumhurbaşkanının fesih yetkisi olacağını yeni Anayasayla birlikte ifade edebiliyor. Mesela sabah kalktığında bütün muhtarlıkları kaldırır, kıdem tazminatını kaldırabilir, asgari ücreti dondurdum diyebilir… Şimdi mevcut sistemde bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkisinde, ancak kanun çıkması gerekiyor. Fakat yeni düzenleme, Anayasa değişikliğiyle bunun tek bir kişinin elinde toplanacağını, bunun da demokrasi açısından sorun teşkil edeceğini ifade ediyor. Yani farklı bir darbe sürecine giriyor derken biraz bunlardan bahsediyor. Ve diyor ki; bir kişiyi satın alırsanız Türkiye’yi ele geçirirsiniz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne demek o, yani bir kişiyi satın almak ne demek?
SUNUCU- Şu anlamda kullanıyor bunu: Yeni sistemde bir kişiyi ikna ederseniz bütün Türkiye’yi ele geçirirsiniz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl ikna edeceksiniz Hakan Bey, bu bir kişi dediğiniz insan halkın yüzde 50’sinden fazlasının oyuyla işbaşına geliyor. Tek adam nerede olur? Tek adam padişahlıkta olur, monarşide olur, diktatörlükte olur. Orada da zaten halkın oylarıyla falan gelmiyor. Çeşitli şekillerde ya soydan geliyor yahut darbelerle geliyor, parlamentoyu, demokratik sistemleri ortadan kaldırıyor, birtakım güçleri kullanarak, yani silahlı güçleri kullanarak, vesayet odaklarını kullanarak iktidarda olmaya devam ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu herhalde bu anayasanın görüşmelerinde neler konuşulduğunu, neler yapıldığını Mecliste takip etmedi. Bütün bunlar konuşuldu Mecliste. Milletvekillerini ikna etmek için her yolu denediler. Bizim grubumuza, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna yönelik duygusal mesajları verdiler, her şeyi yaptılar, hatta olmadı kaba kuvvete de işi götürdüler. Kürsü işgalleri oldu, efendim oy verme kabinlerinin önü işgal edildi, bütün bunlar yaşandı. Komisyon çalıştırılmamaya gayret edildi. Bütün bunların sonunda milletin seçtiği Meclis, milletin seçtiği vekiller bu Anayasa değişikliğine Mecliste olur verdi, şimdi de millete onaya gidiyoruz.
Sayın Kılıçdaroğlu darbeyle bunu karıştırıyor. Cumhuriyet tarihinde ilk defa Türkiye’de sivil bir anayasa değişikliği yapılıyor. Şöyle söyleyeyim: İlk defa değil, ama yönetim sisteminin değişikliğini öngören önemli bir değişiklik, Parlamentoda milli iradenin eliyle yapılıyor.
Bakın biz bu Anayasa değişikliği çalışmalarına başlamadan önce Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Sayın Kılıçdaroğlu’na, Sayın Bahçeli’ye gittik, bunları gelin beraber yapalım, nitekim başladık da çalışmaya. Ama çalışmanın bir yerinde Cumhuriyet Halk Partisi koptu. Sonra ben kendisine dedim ki Sayın Kılıçdaroğlu, belli ki biz Anayasa değişikliği konusunda farklı düşünüyoruz. Siz parlamenter sistemin devamından yanasınız. Biz de diyoruz ki; parlamenter sistem Türkiye’de zaman zaman darbelere zemin hazırlıyor, zaman zaman ekonomik krizlere sebep oluyor. Onun için güçlü, sürekli iktidarı, istikrarı sağlayacak bir yönetim sistemine ihtiyaç var. Bu da ancak sandıkta temin edilebilir. Bunu cumhurbaşkanlığı sistemi yahut başkanlık sistemi olarak öngörüyoruz. Eğer siz buna rıza göstermiyorsanız, buyurun siz de teklifinizi hazırlayın, siz de getirin, biz de getirelim, ikisini de görüşelim. İttifakla geçsin Meclisten, fark etmez, ne olacak, yine götürelim millete, millet karar versin. 367’nin üzerinde veya 550 milletvekiliyle de geçse götürelim kararı millet versin. Tek adamlık teranesi tutturmuş gidiyor CHP, herhalde onlar kendi partilerinin geçmiş tarihini hatırlıyorlar. Şimdi böyle bir şey yok, demokrasilerde tek adam yok. Seçimle gelen seçimle gider. Recep Tayyip Erdoğan 11,5 yıl Başbakanlık yaptı, Cumhurbaşkanlığına aday olmasaydı devam ederdi değil mi? Niye? Çünkü millet yaptığı işleri benimsiyor ve dolayısıyla da her seçimde daha fazla destek vererek devamını istiyor. Ama bu sistem, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bırakın tek adam olmayı, sınırlama var, 10 yılla sınırlanıyor. 10 yılın ötesinde artık çok istenseniz bile, vatandaş aman dursun gitmesin, tekrar devam etsin deseniz de edemiyor.
SUNUCU- Hiçbir istisnası yok mu bunun? Mesela bu fesih tartışması bir türlü bitmedi ve galiba referanduma kadar anladığım kadarıyla gündemde olacak. Yeterince net değil mi, biraz muğlâk mı kaldı o maddenin tarifi, bundan mı kaynaklanıyor? Yani bir fesih yetkisi olacak mı cumhurbaşkanının, olmayacak mı, bir kafa karışıklığı var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Cumhurbaşkanının fesih yetkisi yok. Fesihler darbe anayasalarında olur. Bak 15 Temmuz başarılı olsaydı Meclis feshedilecekti, Parlamento kapatılacaktı. Nitekim 1980’de Meclis feshedildi, 1960’da feshedildi, darbelerde meclisler feshedilir. Ne var? Fesih yok, ama bir şey var, o da seçimlerin yenilenmesidir. Seçimlerin yenilenmesi bir tıkanmaya karşı, krize karşı bir tedbirdir. Mevcut Anayasanın 116. maddesinde cumhurbaşkanı Meclisi seçime götürebiliyor. Seçime götürme ayrı bir şey, kapatma ayrı bir şey. Fesih, meclisin kapatılmasıdır. Seçime götürebiliyor, hangi şartla götürüyor? Diyelim ki seçim oldu, 7 Haziran’ı hatırlayalım, tek başına bir parti iktidara gelmedi, işte görüşme, hükümet kurma görüşmeleri de sonuç vermedi, 5,5 ay sonra Türkiye’de tekrar seçim yapıldı. Hatırlayalım, çok uzağa gitmeye lüzum yok, 2015. Bu şekilde bir yetki bunu değiştiriyor, bu kalkıyor. 116. maddeye 116. maddeye değişiklik yapılıyor, deniyor ki; cumhurbaşkanı seçim kararı alabilir. Aynı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi de seçim kararı alabilir, yani karşılıklı seçim yenileme yetkisi veriliyor. Ama burada bir ince nokta var, diyelim ki; Meclis seçime gitme kararı aldı herhangi bir nedenle, kendi seçimini de yeniliyor, cumhurbaşkanını da seçime götürüyor otomatik olarak, ikisi birden, iki güç birden seçime gidiyor. Veya cumhurbaşkanı seçime gitme kararı aldı, kendisi gittiği gibi Meclis de seçime gitmek zorunda. Çünkü seçimler aynı gün yapılıyor, 5 yılda bir yapılıyor, o yüzden alınacak seçim kararı her iki iradeyi, Meclis iradesini de, cumhurbaşkanlığı iradesini de bağlıyor. Bakın Amerika bugün bunu tartışıyor. Amerika’da fesih değil, yani seçim yenileme yetkisi yok, olmadığı için işte iki yılda bir kısmi yenileme oluyor, topal ördek durumu oluyor ve ondan sonra Meclis tıkanıyor, bazen kanunlar geçmiyor, bütçe kabul edilmiyor ve ne oluyor? Sistem krize giriyor, zaman kaybediyor. İşte Fransa’yı alalım, Fransa’da başkanın seçime götürme yetkisi var, Meclisin yok. Dolayısıyla bu şekilde başka ülkelerin olumsuz örneklerini de dikkate alarak biz tamamen kendi yönetim geleneklerimize uygun, yönetim tecrübemize uygun bir cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getiriyoruz. Bu sistemin adı garantili hükümet sistemi. Burada hiç…
SUNUCU- Ne demek garantili hükümet sistemi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Garanti, seçim oldu, hükümet belli. Yani iktidar çıktı-çıkmadı, tek başına iktidar oldu-olmadı diye bir şey yok.
SUNUCU- Bir belirsizlik oluşturmayacak mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Katiyen olmaz, çünkü şart var; yüzde 50+1 almadan iktidar olunmuyor. Bugüne kadar yüzde 50+1 alan iktidar kaç tane var? Hemen hemen yok. Belki Demokrat Parti zamanı olabilir, AK Parti bile yüzde 50’ye yaklaştı…
SUNUCU- 49’larda…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 49.9 neyse, 50’nin üzerine çıkmadı. Kim var bir tek? Recep Tayyip Erdoğan var, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52 aldı. İşte şimdi bütün bu değişiklik yürürlüğe girince, yapılacak ilk yerel seçimde uygulama başlayacak, Cumhurbaşkanı adayı seçime girecek ve en az seçmenin yarısından 1 fazlasının oyunu alması lazım. Almazsa iktidar olamıyor, biliyorsunuz iki hafta içinde seçim tekrarlanıyor, mutlaka yüzde 50+1’i buluyor. Bu ne demektir? Seçim bitti, sandıklar kapandı, sayım yapıldı, ülkeyi yönetecek iktidar belli. Millet düşünmeyecek; kim hükümet olacak, kim başbakan olacak, güvenoyu alacak mı-almayacak mı? Vatandaş sandığa gitti, görevini yaptı, akşam geç saatlerde ülkeyi yönetecek olan belli, zaman kaybı yok. İstikrar var, güven var ve vatandaşa verilen bütün vaatlerin yerine getirilmesi var.
Niye tek adam değil? Bir kere seçimle geldi, yüzde 50 oyla geldi, buna tek adam demek vatandaşın iradesini yok saymaktır.
SUNUCU- Efendim, yetkileri itibariyle, sorumluluk alanı itibariyle bir eleştiri var, yani o kadar fazla yetki, o kadar fazla alanda belirleyici bir gücü olacak ki cumhurbaşkanının, bu ister istemez bir gücün aşırı şekilde, daha önceki dönemlerde olmadığı kadar veya modern demokrasilerde olmadığı kadar bazı örneklerle anlatılıyor, bir kişide toplanması anlamına gelir. Bu da, bugün, bugün olmasa da yarın bazı yanlışlara ve suiistimallere neden olabilir gibi bir kanaat var CHP, HDP ve bazı başka toplum kesimlerinden de eleştiriler geliyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu kanaat olabilir, ama bu gerçek değil. Bizim görevimiz, sizin göreviniz vatandaşa doğruları anlatmak. Şu anda cumhurbaşkanına verilen yetkiler Hakan Bey, mevcut anayasadaki yetkilerden çok farkı yok. Nedir tek fark? Cumhurbaşkanı kararname çıkarabiliyor. Yani bugünkü Bakanlar Kurulu gibi, Bakanlar Kurulu kararı gibi. Artık Bakanlar Kurulu kaldırıldığı için, başbakanlık cumhurbaşkanlığıyla birleştirildiği için burada cumhurbaşkanı kararname çıkarıyor.
SUNUCU- Kanun hükmünde değil ama değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır.
SUNUCU- Kanunun gerisinde.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bakın, kararnamelerin konusu yürütmeyle ilgili, yürütme konularıyla ilgili kararname çıkarabilir, temel hak ve hürriyetlerle ilgili kararname çıkarılamaz, siyasi haklar, kişisel haklarla ilgili kararname çıkarılmaz.
Ancak bir şey daha var anayasada, bir konu anayasada kanunlarla tanımlanmışsa, anayasada zikrediliyorsa, bunun hakkında kararname çıkarılamıyor. Diyelim ki Yükseköğretim Kurumunun nasıl oluşacağı, Milli Güvenlik Kurulunun nasıl oluşacağı, yerel yönetimlerin nasıl oluşacağı, Yüksek Yargının nasıl oluşacağı, temel hak ve hürriyetlerin nelerden ibaret olduğu, bütün bu konularla ilgili yasalarla ilgili anayasada hükümler var. Anayasada hüküm olan konularda kararname çıkamıyor; bir
Ayrıca, anayasada diyorsa ki bu konu kanunla düzenlenir, herhangi bir konu kanunla düzenlenir diyorsa, bu konuda da kararname çıkaramıyor, eğer çıkarsa kanun kararnamenin üzerinde yer alacak, bu çok açık yazıyor değişiklikte. Uygulayıcı bakacak, o tabi yargı konusu olacak, kardeşim, bak burada kanunla bu iş yapılır diyor, sen bunun için kararname çıkarmışsın, bu yanlış, mahkeme hemen iptal edecek, bu kadar basit. Diyelim ki kanuna uymadı cumhurbaşkanı, kafasına göre iş yaptı, Anayasa Mahkemesine götürme yetkisi var Meclisin, çıkarılan cumhurbaşkanı kararnamesini Anayasa Mahkemesine götürme yetkisi var. Aynı yetki, çıkarılan kanun eğer cumhurbaşkanının elini kolunu bağlıyorsa cumhurbaşkanı da yine Anayasa Mahkemesine götürebiliyor. Yani bu mudur çok yetki?
Ne var çok yetki dedikleri? Efendim, bakanların sayısını belirlemek, bakanların isimlerini belirlemek, yardımcılarının sayısını belirlemek…
SUNUCU- Bunlar mesela çok tartışılıyor. Diyor ki…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne var? Yani Hakan Bey, size bir görev verdi millet, alın ülkeyi 5 yıllığına yönetin, ister 10 bakanla yönetin, ister 20 bakanla yönetin. Yani Türkiye’nin teamülleri var, gelenekleri var, bugüne kadar 100 tane başkan yardımcısı yahut devlet bakanı yahut bakanlıkla Türkiye’nin yönetildiğini gördünüz mü? Böyle bir yanlışa düşerseniz millet hemen size cezalandırılır.
SUNUCU- Peki, bunun sayısının zikredilmesi, tanımlanması daha iyi olur muydu acaba sayısal bir ifade?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır. Bence…
SUNUCU- Yani bu tartışmayı engellemiş olmaz mıydı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama Türkiye’nin ihtiyaçları değişiyor. Öyle bir alan oluşuyor ki, mesela sosyal medya, siber, bu alanlar yeni alanlar, buralarda yeni bakanlık kurman, sanayi 4.0, sanal gerçeklik, buralarda bakanlığa ihtiyacınız var, bazı bakanlıkların adını değiştirmeniz lazım, sayısını değiştirmeniz lazım, araştırma-geliştirme, yüksek teknoloji, bunlar için bir daha kanun çıkaracaksınız, gideceksiniz Mecliste uğraşacaksınız, zaman kaybedeceksiniz. Millet size yetkiyi veriyor, şimdi yüzde 50 yetkiyi veren adama güvenmeyeceğiz, daha az yetki alan milletvekiline daha çok güveneceğiz; böyle bir sistem olur mu? Güç mille iradeyle oluşur, milli irade gücü kime verirse o gücü kullanır, kullanamazsa kaos olur.
Bizim geleneğimiz var. Bakın, AK Parti iktidarından önce bir ara bakan sayısı 36’ya kadar çıktı. Niye? İşte o itiraz ediyor, hadi al sana bir bakanlık, o itiraz ediyor, al sana bir bakanlık. Burada öyle yok, burada iktidar tek, güçlü, tek başına işbaşında. Dolayısıyla memleketin ihtiyacı kaç bakanlık kardeşim? 16 bakanlık. Amerika 14 bakanlıkla irade ediliyor.
SUNUCU- Bakanlık sayısının azalacağını mı düşünüyorsunuz yeni dönemde?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi, bakan sayısı azalacak.
Açıkçası, verilen yetkiyi kötüye kullanırsanız, bunu sadece millet denetlemiyor, millet 5 yılda bir denetliyor, 5 yılda bir cevabını verecek, ama ona gelinceye kadar…
SUNUCU- Kim denetleyecek?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Meclis.
SUNUCU- Başka bir kontrol mekanizması, denetim mekanizması var mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Meclis nasıl denetleyecek? Şimdiki Cumhurbaşkanını Meclis fiilen denetleyemiyor, çünkü tek başına yaptığı işlemlerden dolayı Cumhurbaşkanı sorumsuz, sadece vatana ihanetten suçlanabilir, vatana ihanet diye de bir suç yok Hakan Bey. Yani fiilen Cumhurbaşkanı suçlanamıyor ve cezalandırılamıyor. Şimdi getirdiğimiz değişiklikle cumhurbaşkanı hem cezalandırılabiliyor, hem aklınıza gelen herhangi bir suçtan dolayı suçlanabiliyor.
SUNUCU- Herhangi bir suçtan.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Herhangi bir suç, hiçbir sınırlama yok. Yani bu açık açık yazıyor, isterseniz açayım okuyayım size.
SUNUCU- Efendim, cumhurbaşkanı yardımcılarının sayısı ve bunların seçimle gelmiyor olması üzerinden de bir tartışma ve bir itiraz var, yani bunun bugün veya yarın bir soruna neden olabileceği. Cumhurbaşkanının bir yurt dışı seyahati olabilir, uzun sürmesi gerekebilir, herhangi bir nedenle uzun süre göreviyle ilgilenemeyecek bir durum söz konusu olabilir, o kişiye nasıl güvenecek Türkiye, seçimle gelmemiş? Kimdir, nedir diye bir şey. Yani ben bunu biraz daha basitleştirerek anlattım, ama ilkesel olarak böyle bir soru var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bakanlar da atanıyor, o da bir şey yapabilir cumhurbaşkanı yokken.
Şimdi Hakan Bey, bakın bunlar söyleniyor ama, bunların gerçeklik yanı yok. Niye yok? Bir cumhurbaşkanının başına bir iş geldi, Allah göstermesin, yardımcısı 45 gün içinde seçime götürecek, başka yapacağı hiçbir şey yok. Açıkça anayasada yazıyor, anayasaya aykırı hareket etti mi?
SUNUCU- Götürmüyorum diyebilir mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Deme şansı yok. Nasıl diyecek canım? Meclis toplanır, alaşağı eder, biter. Böyle bir şeyi kim yapabilir?
SUNUCU- Meclisin bunu yapma imkânı var değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi, her zaman var.
SUNUCU- Cumhurbaşkanı yardımcısına karşı bunu yapabilir.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi. Burada anayasayı ihlal etmenin suçu nedir? Anayasanın ihlal etmenin suçu, Meclisin denetim mekanizmasını kullanarak gerekli cezayı verir, anayasaya aykırı hareket ettin diye, suç işledin diye ceza verir. 3 günlüğüne, 5 günlüğüne bir yere gitti diye memlekette ne olacak, yani yardımcı tutup da ülkeyi sınırdan dışarı mı kaçıracak; böyle bir şey olur mu? Bunlar deli saçması şeyler. Doğru dürüst, elle tutulur bir şey bulamayınca, buralardan bir şey çıkar mı, çıkmaz mı?
Peki diyelim ki seçimle yardımcının geldiği sistem yok ki, hiçbir yerde yok. Amerika’da sadece seçime giren başkan diyor ki, benim yardımcım bu olacak diyor, o da seçimle gelmiyor, sadece ismini zikrediyor.
SUNUCU- Ama ilan etmiş oluyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İlan ediyor, ama onunla gidecek diye bir şey yok. Onun başına bir iş gelince ne olacak? Yani bütün yönetimlerde vekil asılın bütün yetkilerine sahiptir, bunlar anayasada yazılıyor, bu anayasayı da millet onaylıyor. Dolayısıyla anayasada zikredilen bir kurum meşruiyeti yok diye burada kalkıp böyle bir şey söylenemez, bu mümkün değil.
Şimdi, niye efendim Büyük Millet Meclisi başkanı vekâlet etmiyor? Onu da söyleyeyim, bu sistemin en önemli özelliği, yürütmeyle yasamayı birbirinden kesin çizgilerle ayırıyor. Şimdi Meclis başkanına cumhurbaşkanının vekâletini versek, bu sefer yasamayla aynı zamanda yürütmeyi denetleyen kurumun başı yürütmeye dahil olmuş oluyor, bu da sistemin prensiplerine aykırı, ruhuna aykırı. Bu nedenle zaten cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde eğer milletvekili bakan olduysa, milletvekilliğiyle ilişiği kesiliyor veya dışarıdan bakan atanıyor. Bunun arka planında ne var? Yürütmenin yasamadan, Meclisten tamamen bağımsız hale getirilmesi yatıyor. O bakımdan, bu söylenenlerin esasında ne hukuki, ne bilimsel hiçbir gerçekliği yok.
Kim yasalara uymayan bir iş yaparsa, nasıl bir vatandaş yasalara uymuyorsa cezalandırılıyor, aynı şekilde bir cumhurbaşkanı da, bir başkan yardımcısı da, bakanları da yasalara uymuyorsa mutlaka onun hem cezai sorumluluğu var, hem hukuki sorumluluğu var, hem de siyasi sorumluluğu var. Siyasi sorumluluğu kim veriyor? Vatandaş 5 yılda bir sandıkta veriyor. Hukuki sorumluluğu kim veriyor? Meclis. Cezai sorumluluğu kim veriyor? Meclisin göndermesiyle Yüce Divan sıfatıyla oluşturulan Anayasa Mahkemesi veriyor.
Şimdi bir yalan da, tutturdular bunlar ömür boyu hesap sorulamaz hale geliyorlar.
SUNUCU- Var mı böyle bir durum?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-Yok böyle bir şey, yok. Diyelim ki 10 sene cumhurbaşkanlığı yaptınız, bitti göreviniz, ondan sonra bir suç işlediniz, trafik kazası yaptınız, birinin ölümüne sebep oldunuz, normal bir vatandaş gibi cezanızı alırsınız. Ama diyelim ki, 10 yıl, 2019-2029 arasında cumhurbaşkanı olarak görev yaptığınız sürede, ki konularla ilgili size bir suçlama yapıldı, efendim, siz filanca işi yanlış yaptınız, onun için davacıyım dedi, Meclis bunu gündeme getirdi. O yargılama ile göreviniz bittikten sonraki yargılama aynı değil, orada korumanız var, aksi halde görev yapamazsınız Hakan Bey. Bugün de var bu, yeni bir şey değil. Bugün bakanlar, Başbakan, Cumhurbaşkanı, herkes görev yaptığı, hatta Genelkurmay Başkanı da dahil, kuvvet komutanları da dahil…
SUNUCU- Aynı şekilde mi korunuyor bugün de?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi, görev yaptığı sürelerle ilgili ne yapıyorlar? Onların belirli bir yolu var. Kalktın terörle mücadele ettin, talimatlar verdin, birtakım işler yaptın, sonra birisi aklına esiyor sizi cezalandırmaya kalkıyor; olmaz. Onun da cezalandırma yolu var ama, görev süresiyle sınırlı, ondan sonraki hayatı için, ondan sonraki yaptığı işler için aynı koruma yok, öncesinde de yok. Ama ne var? İddia görevden sonra da gündeme getirilebilir, aday olurken de gündeme getirilebilir, aday olurken böyle bir koruma yok; anlatabildim mi?
SUNUCU- Evet.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Görev yaptığınız süreyi ilgilendiren bir suçlama ne zaman olursa olsun, onun yolu Meclisin belirli oranlarda kabulüyle soruşturma yapmasıyla ortaya çıkıyor ve orada da bugünkü sistemden daha az güvence var. Bugünkü sistemde 3’te 2’yle, yani toplam Meclis sayısının 3’te 2’siyle 367’yle… Pardon, yanlış söyledim, mevcut sistemde 4’te 3’le gönderilebiliyor, yeni getirilen değişiklikle bu oran 3’te 2’ye indiriliyor, yani 367’ye indiriliyor, öbüründe 413’le ancak, yani mevcutta 413 milletvekilinin oluruyla gidebiliyor, ama yeni değişiklikte 367 kâfi geliyor. Neye göre? 550’ye göre, sayı 600’e çıkınca bunlar da değişir. Ama oran dersek, yüzde 75’le mevcut anayasa göre ancak Yüce Divana gönderilebiliyor, değişikliğe gire yüzde 67’yle gönderme imkânı var. Yani güvence biraz daha azaltılıyor, suçlama alanı da istediğiniz kadar genişliyor.
SUNUCU- Efendim, eğer evet sonucu çıkarsa halkoylamasından, 2019 sürecinde siz Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı olarak görev yapmış olacaksınız. Şimdi ben iç sesinizi de biraz merak ediyorum, bu nasıl bir duygu, ne hissediyorsunuz? Bir taraftan da çünkü CHP ve bu mevcut sisteminin devam etmesinden yana olanlar biz Başbakanlığı korumak istiyoruz gibi şeyler söylüyorlar, size yönelik böyle bir şey de var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- CHP’ye bak, yani…
SUNUCU- Kötü bir şey mi sizi korumak istemeleri, nasıl değerlendiriyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bugüne kadar neredelermiş ya? Yani acımasız bir şekilde bize her türlü şeyi söylüyorlardı. CHP zaten son bu referandum sürecinde kuzu taktiği uyguluyor.
SUNUCU- Bu kuzu taktiği mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
SUNUCU- Nasıl yani?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani böyle sakin, sinirlenmiyor, cevap vermiyor, yani gören de, bilmeyen de zanneder ki CHP değişti. CHP değişmedi, CHP şimdi böyle vatandaşa mağdur, masum rolü oynayarak…
SUNUCU- Bunu bir strateji olarak mı görüyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu bir strateji, bu akıl, bu halkoylamasına yönelik, efendim bak biz işte… Şunu diyor: Biz Başbakanı koruyoruz. Ya kardeşim, sana mı düştü Başbakanı korumak? Başbakan alnının akıyla bu memlekette yıllardır hizmet ediyor, bölünmüş yollar, dünyanın en büyük eserlerini memleketimize kazandırdık, çalışıyoruz, çabalıyoruz. Ya beni koruyacağına kardeşim, çalış da yeni sistemde sen de iktidar olmanın yoluna bak.
SUNUCU- Yani benim korunmaya ihtiyacım yok mu diyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiçbir ihtiyacım yok. Bizi koruyan millet, millet koruduktan sonra başkasına ihtiyacımız yok; bir.
İkincisi; biz Yaratan’a sığınmışız, milletimizin verdiği sorumluluğu yapmanın gayreti içerisindeyiz.
Bakın çok açık söylüyorum, ben hararetle bu değişikliği istiyorsam, demek ki bu ülkem için, milletim için çok faydalı bir şey ve doğru bir şey. Ben şahsımın ihtirasını, koltuğu bırakmak istiyorsam, böyle bir karara rıza gösteriyorsam, bunu zevkle yapıyorsam, istekle yapıyorsam, bu ülkemin geleceği için önemli bir şeydir, gençlerimiz için, çocuklarımız için önemli bir şeydir.
Yani şunu söylüyorum, daha önce de söyledim: Bu memleket için bir Ali değil bin Ali feda olsun diyorum, o kadar açık konuşuyorum. Ülkem kazanacak, bir kişinin kaybetmesinin ne önemli var? Bu bir kayıp değil, bu şeref benim için. Bu değişikliğin yapılması neyi getiriyor Hakan Bey? Ülkede darbe riskini ortadan kaldırıyor. Bak açık konuşayım…
SUNUCU- Nasıl darbe riskini ortadan kaldırıyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte buyurun, darbeleri hatırlayın, 80 darbesi ne oldu? Yapıldı, sonuç aldı. 15 Temmuz sonuç alamadı; niye alamadı? Güçlü iktidar vardı, o iktidara güvenen millet vardı ve 15 Temmuz’da darbeciler darbeyi yedi.
SUNUCU- Bütün Türkiye kenetlendi ama bir taraftan değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl oldu? Herkesin çağrısıyla millet meydanlara iniyor mu? Güvendiği lider olursa meydanlara iner. Recep Tayyip Erdoğan’a bu millet güvendiği için, gerekli desteği verdiği için meydanlara indi, o tanklara, toplara, bombalara göğsünü siper etti, bayrağı indirmedi, ezanları dindirmedi, darbecilere dersini verdi.
Peki, 80’de niye olmadı, 28 Şubat’ta niye olmadı, 12 Mart muhtırasında niye olmadı? Zayıf iktidarlar. Zayıf iktidarlar olunca maalesef bu tip demokrasi dışı girişimlere karşı konulamıyor; bunu tecrübelerimizle yaşadık.
Efendim, bu sisteme ne lüzum var, niye getiriyorsunuz? Şunu göstersin arkadaşlar.
SUNUCU- İyi efendim şu anda.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Alabiliyorlar.
Bakın, burada Türkiye’yle Güney Kore’nin karşılaştırılması var.
SUNUCU- Hangi açıdan kararlaştırıyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bakın, Türkiye-Güney Kore büyüme açısından karşılaştırılıyor, ekonomik büyüme.
Şimdi nerede? 1987…
SUNUCU- Koyu renkli olan Güney Kore, açık renkli olan turkuaz Türkiye.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Şu daha kısa çizgilerle gösterilen Türkiye, koyu olan Güney Kore.
1987’de Kore bizim bugünkü yaptığımız gibi bir hükümet değişikliğine gitti Hakan Bey, o günden bugüne Güney Kore’de 6 tane başkan görev yapmış, bizde ise 20 hükümet, yani 6 hükümete karşı 20 hükümet, 11 tane başbakan, yani bir başbakanının süresi işte 1 seneden biraz fazla.
Şimdi 87’de anayasa değişikliği yapıyor, halkoylamasıyla birlikte parlamenter sistemi terk ediyor ve başkanlık sistemine geçiyor Güney Kore. O sene Türkiye’nin kişi başı milli geliri bakarsak 1703 dolar, Kore’ninki 3627 dolar, farklı, yani bizimkinin neredeyse 2 katına yakın.
Geliyoruz 10 sene sonra, 97’ye geliyoruz, 97’de biz 1700’den 3143’e çıkıyoruz Hakan Bey. Kore nereye gidiyor? 3600’den 12196’ya gidiyor.
Bir 10 sene daha, 2007’ye geliyoruz, biz 3 binden 9 bine çıkıyoruz, unutmayalım burası AK Parti dönemi, bak yine farkı görüyorsunuz, 3 kat. Ona rağmen Kore nereye gidiyor? 23101 dolara gidiyor.
2007’den 2015’e geliyoruz, Kore 27221’e geliyor, biz 9125’teyiz.
Şimdi bu ne?..
SUNUCU- Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilirse bu fark kapanır mı, yoksa Türkiye ne yapar, yani Güney Kore’yi yakalar anlamında mı söylüyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz de bu hızla gideceğiz.
SUNUCU- Hızımız artacak diyorsunuz, öyle mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bakın, biz AK Parti iktidarında 2002’den bugüne kadar bir Türkiye’yi 3 Türkiye yaptık, kişi başı milli gelir 3 kat arttı, genel milli gelirimiz de 3 kat arttı. Eğer 92’den itibaren Türkiye’de tek başına iktidar olsaydı, bu 3 kat olmayacaktı, 5 kat olacaktı.
SUNUCU- Ne olurdu bugün milli geliri Türkiye’nin?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 5 kat, ne olur? Yani şu anda 20 bin dolar olacaktı kabataslak.
SUNUCU- Yani aşağı yukarı Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaşacak mıydık?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yaklaşmıştı. Şu anda yüzde 52, yüzde 53’ündeyiz, öbür türlü yüzde 80’ini bulacaktık, yüzde 90’ına yaklaşacaktık. Şimdi yazık değil mi bu ülkeye, yani bu ülkeye yazık değil mi soruyorum? İstikrar olsa, kuvvetli iktidar olsa, Türkiye zaman kaybetmese, bürokrasiden zaman kaybetmese, kısır çekişmelerden zaman kaybetmese, yoluna devam etse, ülkemizde refah artsa, terör belasından kurtulsak, bundan kim ne kaybedecek, soruyorum?
SUNUCU- Efendim, şimdi reklâma gitmeden önemli bir şey daha sormak istiyorum. Siz eski yol arkadaşlarınızla da biraraya geldiniz son denemde ve zaman zaman temas kuruyorsunuz. Mesela Sayın Abdullah Gül, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Bülent Arınç önemli isimler, önemli görevlerde bulunmuş kişiler.
Bugün Ahmet Hakan da Hürriyet Gazetesinde Sayın Abdullah Gül’ün olası oyu’na dair bir tahminini dile getirmiş. Ne oy kullanacaklarına dair bir bilginiz var mı, size bir şey söylediler mi, ne tahmin ediyorsunuz bu referandumda?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani benim başkasının oyu hakkında hüküm vermem çok büyük nezaketsizlik olur.
SUNUCU- Bu yönde bir şey ifade ettiler size? Şu anlamda soruyorum: Bir destek ifade edildi mi, o anlamda soruyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben kimseye oyunun rengini sormadım. Biz sadece evet vermenin ülkenin geleceği açısından önemli olduğunu, evet’in ne anlama geldiğini, ülkemize neler kazandıracağını, gençlerimize, torunlarımıza emanet edeceğimiz bu ülkeyi gelecek kuşaklara ne fayda sağlayacağını anlatıyoruz. Ama mesela Ahmet Bey anayasa görüşmelerinde komisyonda Mecliste destekledi.
SUNUCU- Sayın Davutoğlu mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi. Biz yol arkadaşıyız, biz beraber yola çıktık Hakan Bey. Abdullah Bey bu partinin kurucularındandır, Ahmet Bey sonra dahil olmuştur, ben partinin kurucularındanım. Dolayısıyla bizim yol arkadaşlığımız belirli bir süreye göre değildir, bu yol arkadaşlığı ahirete kadar gider, ahirette de yine biz yol arkadaşıyız. Zaman zaman hepimizin hataları olur, yanlışları olur, ama hiçbir arkadaşımız bu yol arkadaşlığına, bu davaya bilerek ihanet etmemiştir, etmez de, AK Partinin farkı da bu. Eski-yeni yok AK Partide. AK Parti bu yolda beraber yola çıkmışsak her zaman beraber yürümeye gayret ediyoruz. Mesele memleket meselesi olunca gerisi teferruat.
SUNUCU- Peki, bir reklâma gidelim efendim, ardından devam edelim.
Kanal D-CNN Türk ortak yayında İstanbul’da Vahdettin Köşkü’nde Sayın Başbakan Binali Yıldırım sorularımızı yanıtlıyor. Çok önemli gündem konuları var, şu ana kadar halk oylaması, referandum, yeni modelle ilgili konulara değindik, ama birazdan başka konuları da konuşuyor olacağız, lütfen bizden ayrılmayın.
SUNUCU- İstanbul’dayız, Sayın Başbakan Binali Yıldırım’a sorularımı yöneltiyorum, Kanal D-CNN Türk ortak yayında devam ediyoruz, Türkiye’nin gündemindeki bu çok önemli konuları konuşuyoruz.
Efendim, hayır çıkarsa referandumdan?..
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani evet’in suyu mu çıktı? Evet çıkağından benim zerre kadar tereddüdüm yok, milletime çok güveniyorum. Ben hayır grubunun yaptığı gibi korku, kaos, endişe pompalamak istemiyorum. Yani vatandaş gidecek hayır da verecek, evet de verecek, evet de veren, hayır da veren bizim vatandaşımız, kararları başımız, gözümüz üstüne.
Biz neyi anlatıyoruz? Evet çıkması halinde Türkiye ne kazanacak? Onlar ne anlatıyor? Evet çıkmasın, hayır çıksın, evet çıkarsa muhtarlıklar kapanacak, minibüs hatları iptal olacak, iş adamlarının fabrikaları ellerinden alınacak…
SUNUCU- Yabancı yatırımcı gelmez gibi mesela şeyler bile söyleyenler oldu. Bunu engelleyen bir durum mu yaratır? Özellikle Avrupa’dan eleştirele atıfta bulunarak bunu ifade ettiler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim, yabancı yatırımcı öngörülebilirliğe bakar. Yabancıya yarımcı ne zaman gelir? Yabancı yatırım eğer ülkede istikrar varsa, ülkede güçlü iktidar varsa yabancı yatırımcı gelir. Büyüme keza güçlü iktidarlar döneminde olur, düşük enflasyon, düşük faiz güçlü iktidarlar döneminde olur.
Şimdi bakalım, yabancı yatırımcı nasıl geliyor? Son 14 yıla bakalım, son 14 yıl içerisinde yabancı yatırımcı 164 milyar dolar yabancı yatırım oldu. Niye? Daha önceki dönemlerde ne kadardı? Yılda 1 milyar dolar. Ne kadar fark var? Bir önceki 14 yılda 14 milyar dolar, son 14 yılda AK Parti döneminde 164 milyar dolar, yani 16 milyar doların üzerinde.
SUNUCU- Bu trendin artacağını mı düşünüyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi. Yatırımcısınız, siz yarın bu ülkede ne olacak, iktidar devam edecek mi, bir belirsizlik olacak mı-olmayacak mı, yatırımcı buna bakar, kimin işbaşında olduğuna bakmaz. Ülkede güçlü yönetim var mı?
Hakan Bey, bakın İtalya bu zayıf iktidarlardan çok çekti yıllarca, en sonunda 2015’te oturdular, bir değişiklik yaptılar yasalarında, yüzde 40’ın altında oy alamayan iktidar olamayacak diye. Peki, diktatörlük mü? Bunu yaptılar. Şimdi yüzde 40 üstünü alınca tek başına iktidar oluyor, bir tanım getirdiler. Biz onu da demiyoruz, biz 50’nin üzerinde iktidar olacaksın, İtalya’dan daha yüksek tuttuk çıtayı.
Şimdi bakın, ben size bir şey söyleyeyim, bütün bunları izah eden şurada bir diyagram var, arkadaşlar bunu alabilirse, biraz küçük.
SUNUCU- Tam karşıya doğru kaldırabiliriz lütfen efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim, şöyle: Şimdi bu Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından beri gösteriyor, 1923’le 38 arası Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dönemi, büyüme ne kadar? Yüzde 7,8.
Gösterebiliyor mu?
SUNUCU- Gösterebiliyorlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi ondan sonra 38-50 arası…
SUNUCU- Şu kırmızı çizgi Türkiye’nin büyüye oranını gösteriyor, kırmızı çizgiler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet evet. Şu kesik kesik mavi çizgiler de dünyadaki ortalama büyüme, onu 50’den sonra alıyoruz, öncesi yok, çünkü işte İkinci Dünya Savaşı var vesaire vesaire.
Şimdi İnönü dönemi 1938-1950, büyüme yüzde 1.9, çok düşük tabi Atatürk dönemine göre. Bunun izahı olabilir, İkinci Dünya Savaşı, yokluk yılları vesaire. Ben bunu bir şey olarak almıyorum, bir olumsuzluk olarak almıyorum, bu gerçekleşen dönemin şartları.
Bakın, 50’ye geliyorum, Hakan Bey, 50-60 arasına bakıyoruz dünya büyümesi yüzde 2.8 dünyadaki büyüme oranı mavi çizgiyle. Türkiye’de kaç olmuş? Yüzde 6.4, Menderes dönemi. Orada ne var? Tek başına iktidar var. Tek başına güçlü iktidarda bak 2’ye, 3’ye katlamış.
Geliyoruz 60-80 arası, kısa dönemli Demirel Hükümeti var, daha sonra koalisyon hükümetleri var, büyüme dünya ortalamasıyla hemen hemen aynı gitmiş, yani düşük seyretmiş.
Geliyoruz 80’li yıllara, 92’ye kadar özel iktidarda yine güçlü tek başına iktidar. Dünya ortalaması 2.9 yüzde, Türkiye ne kadar? 6.1 burada 5 yazmışız, ama 6.1 farkı görüyorsunuz değil mi? Niye? Tek başına güçlü iktidar var.
Geliyoruz 92-2001 arası ne oldu küt diye hemen nereye düşmüş? 2.2’ye düşmüş dünya ortalamasının da altında. Dünya ortalaması 3.6. Niye? Zayıf iktidarlar var. Ne oldu? 80’li yıllarda kazandığımızı 90’lı yıllarda kaybettik. 50’li yıllarda kazandığımızı efendim 60-70’li yıllarda kaybettik.
Geldik 2002-2016 AK Parti dönemi. Dünya ortalaması ben tam seçemiyorum 3 mü?
SUNUCU- 2.9
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 2.9. Türkiye 5.95-6 yani iki kat. Görüyorsunuz 90’ların kaybını şimdi. Ha bundan sonra ne olacak? Ya böyle gideceğiz, ya böyle gideceğiz.
SUNUCU- Bir dakika onu gösterelim o son bir daha lütfen karşıdaki kameraya gösterir misiniz? Yani ben hayır olursa ne olur demiştim, siz hayır olursa bir anlamda bu büyüme oranın düşeceğini mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Düşeceğini gösteriyor.
SUNUCU- Nereye düşer yani mesela?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yüzde 3’lere düşer.
SUNUCU- Peki, evet çıkarsa en iyimser tahminle nerelere çıkar?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yüzde 7’nin üzerine çıkar bundan sonraki büyüme oranları.
SUNUCU- Bu önemli bir açıklama yüzde 7’nin üzerine çıkar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet tahminler bunu gösteriyor.
SUNUCU- Yani bu mesela kaç yıllık bir zaman diliminden?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sürekli.
SUNUCU- Diyelim ki bu sene itibariyle yukarı çıktı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bu en az üç dönem böyle gider.
SUNUCU- Yüzde 7’ler civarında.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi. Çünkü ondan sonra bu kadar hızlı gitmez. Türkiye artık gelişmesini tamamladığı için Hakan Bey bu sefer yani yavaş yavaş gelişmiş, büyümüş, kalkınmış bir ülkeyi büyütmek o kadar kolay olmaz. Bugünkü Amerika’nın, Avrupa’nın içinde olduğu durum başlar. Refah seviyesi artık iyice artıktan sonra büyüme yani daha mütevazı oranlara döner, ama siz de maksadınıza ulaşmış olursunuz.
SUNUCU- Peki, 2 trilyon dolarlık ekonomiler seviyesine gelip dünyada da projeksiyonlarda da yani ilk 10’na girmek aşağı yukarı imkânsız gibi görünüyor yakın vadede.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onlarda var o senaryoda var şurada gözüküyor:
SUNUCU- Nerede görüyorsunuz Türkiye’yi mesela aşağı yukarı bir İtalya seviyesi falan gibi mi mesela milli gelir olarak veya gayri safi milli hasıla olarak bakıldığı zaman.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani 2000 bu küresel ekonomik lig diye bir tahmin yapmışlar nereye kadar? 2050 yılında Türkiye Fransa’yı geride bırakıyor. Yani ilk 11’in içinde yer alıyor.
SUNUCU- Avrupa’da o zaman ilk 3’e giriyor aşağı yukarı değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok ilk 3’e giremiyor, ama ilk 10 arasında.
SUNUCU- Avrupa’da diyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ayırmak lazım doğru.
SUNUCU- Fransa’yı geçiyorsa Almanya, İngiltere.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Avrupa’da kim var doğru. İngiltere ve Almanya var onun dışında üçüncü olarak Türkiye geliyor Avrupa’da.
SUNUCU- 2050 tahmini.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar tahmin. Şimdi işin özetine gelelim işin özeti şu: Türkiye bundan sonra eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu millete hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesinin ötesine geçecekse mutlaka güçlü iktidarlarla bunu sağlayacak. İkide bir vesayetle, darbe tehditleriyle kazandıklarını kaybederek bu hedefleri Türkiye yakalayamaz. Onun için bu anayasa değişikliği bir yönetim sistemi değişikliğidir Hakan Bey, bu rejim değişikliği falan diyorlar bu büyük bir cehalettir. Cehalet değilse bu bir kasıttır. Rejim değişikliği diye bir şey yok ki. 1923’te Türkiye rejimine karar vermiş padişahlık sona ermiş, İstiklal Savaşına kazanmışız, Cumhuriyeti kurmuşuz, ilk Cumhurbaşkanımızı Atatürk’ü seçmişiz ve bugün 12’nci Cumhurbaşkanımız var. Burada yaptığımız şey çok atık ve nettir sürekli güçlü iktidarı sağlayacak, güveni ve istikrarı kalıcı hale getirecek bir hükümet sistemi getiriyoruz yaptığımız bu, bunun ötesinde bir şey yok. Böyle gerçekle alakası olmayan konuları gündeme getirerek her gün bir yalan, her gün bir yanlışla milletin kafasını CHP, Sayın Kılıçdaroğlu karıştıracağını düşünüyorsa boşuna yoruluyor, boşuna çırpınıyor. Bugünde tutmuş kıdem tazminatı kalkacak diyor.
SUNUCU- Var mı böyle bir ihtimal?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok be kardeşim, anayasada böyle bir hüküm yok, böyle bir şey yok.
SUNUCU- Neye bağlı olarak bu iddia ortaya atılabilir peki, yani ne oldu o zaman?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani yalanın mevzuatı yok ki istediğini söyle dilin kemiği mi var? Ama insanlar günün sonunda söylediklerinizi ölçecek, biçecek size bir not verecek. Ben isterdim ki, iktidar olmaya aday bir partinin genel başkanı halka daha güzel şeyler söylesin. Korku endişe, kaos, tehdit bunları bir kenara bıraksın, bir Ana Muhalefet Partisi olarak bir ufuk versin, bir gelecek vizyonu çizsin böyle bir şey yok.
SUNUCU- Peki, evet çıkarsa bunun Ana Muhalefet Partisi bakımından bir siyasi sonucu olur mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bana göre iyi bir sonucu olur.
SUNUCU- Ne olur?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani en azından yeni sistemde daha çok gayret ederse ülke yönetimine talip olma imkânları doğar böyle bir sonuç çıkar. Ama ha kendi aralarında ne yaparlar onu bilmem yani parti kendi içinde zaten orada çoklu bir yapı var.
SUNUCU- Çoklu bir yapı mı parti içinde?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var tabi canım yani.
SUNUCU- Bunu ama demokrasinin bir gereği gibi kendileri takdim ediyorlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben onların işine karışmam yani bize dışarıdan gözüken şeklini söylüyorum.
SUNUCU- Çok parçalı mı görüyorsunuz onu mu kast ettiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani orada sürekli işte biliyorsunuz genel başkan potansiyel adaylar var onlarda şu anda hem hayır kampanyası yapıyorlar bir yandan da kendi gelecek planlarını hazırlıyorlar.
SUNUCU- Bir iç rekabet mi görüyorsunuz şu anda?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-Her zaman olur bu ayıp bir şey değil, ama CHP’nin genel yapısında bu var, ama ben Kılıçdaroğlu’nu daha uzun süre indireceklerini zannetmiyorum o işi sağlama almış.
SUNUCU- Neye bağlıyorsunuz bunu, ne demek istediniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Neyse o kadarını söyleyeyim.
SUNUCU- Ama önemli bir şey söylediniz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Delegeler.
SUNUCU- Delegelerin desteğini mi almış demek istiyorsunuz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi.
SUNUCU- Efendim, Milliyetçi Hareket Partisinde de böyle hareketli bir dönüm yaşandı bu süreçte muhalifler vardı itirazları dile getirenler vardı. Milliyetçi Hareket Partisinin ve Sayın Devlet Bahçeli’nin buradaki desteğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Evet, kampanyasının yarında yer alıyor o da.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Genel Başkanı ve milletvekilleri bu değişiklikte bizimle beraberdi, beraber yola çıktık. Meclis sürecinde komisyon aşamalarında hep birlikte çalıştık, samimiyetle çalıştık ve bu değişikliği Parlamento’da Meclis’ten geçirdik, milletin önüne getirdik. Milliyetçi Hareket Partisi de tabi evet kampanyasını yapıyor.
SUNUCU- Nasıl bir işbirliğine evrilebilir bundan sonra MHP ve sizin aranızdaki bu işbirliği nasıl taçlandırılabilir daha doğru ifade edeyim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim bu halk oylaması için bir hedef birliğimiz var. Beraber getirdiğimiz bu teklifin halk oylamasında vatandaşlarımızın gerek ülkücü, milliyetçi, MHP’ye gönül vermiş, gerek AK Parti’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın evet oylarıyla en azından kabul edilmesi, ama bununla da sınırlı değil. Biz CHP’ye gönül veren, destek veren vatandaşlarımızdan da bu desteği talep ediyoruz ve destek vereceklerine inanıyoruz. Aynı şekilde HDP’ye geçmişte HDP Türkiye partisi oldu, artık bölücülüğün tarafında değil düşüncesiyle oy veren vatandaşlarımıza Doğu, Güneydoğu veya büyük şehirlerde bu değişikliğe evet vermelerini istiyoruz. Aynı şekilde Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi, diğer partilere gönül veren vatandaşlarımızın da evet vermesini istiyoruz. Çünkü bu bir seçim değil Hakan Bey, burada partiler yok, adaylar yok, partiler seçime girmiyor, Türkiye’nin geleceğini oyluyoruz. Türkiye gelecekte darbe tehditleriyle, kaos tehditleriyle FETÖ’nün, PKK’nın, DEAŞ’ın tehditleriyle uğraşmaya devam mı edecek, yoksa güçlü iktidarla bunları bertaraf edecek bütün gücünü, enerjisini büyümeye kalkınmaya 80 milyonun birliğine, beraberliğine, kardeşliğine mi harcayacak? Bunun kararını vereceğiz. Onun için hangi partiye gönül verirse versin, hangi partiye oy vermiş olursa olsun benim bütün vatandaşlarımdan talebim, gelin bu Türkiye’nin geleceği, bu gençlerimizin geleceği, torunlarımızın, çocuklarımız geleceği bir olalım, beraber olalım, Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa edelim. Bu geleceğin oluşturulmasında benim de katkım var, payım var demenin onurunu, gururunu birlikte yaşayalım.
SUNUCU- Efendim, referandumdan sonra çıkacak olan sonuç ne olursa olsun veya sizin arzu ettiğiniz ve beklediğiniz oranda diyelim ki evet çıkarsa desteklediğiniz oranda, Kürt meselesinin çözümünde barışçı ve demokratik yöntemlerle daha fazla özgürlük alanlarının genişletilmesi ve yöre halkının veya Kürt seçmenlerinin Türkiye’deki farklı bölgelerde yaşayan insanların beklentilerini karşılamak yönünde önemli adımlar beklenebilir mi, bir rahatlatıcı adım beklenebilir mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunun referandumla alakası yok Hakan Bey. Biz şunu çok açık seçik görüyoruz Doğu’da, Güneydoğu’da: Oradaki PKK’nın bölgede yaşayan vatandaşlarımız üzerindeki zulmünü, tehdidini, korkutmasını kaldırdık zaten vatandaş rahatladı. Şimdi eskiden de gidiyordun Van’a, Diyarbakır’a, Bitlis’e, Muş’a, Hakkâri’ye, Şırnak’a bırakın bayrağı çıkıp dalgalandırma, bizi gördüğü zaman içeri giriyor kapıyı kapatıyordu. Bizimle görülürse sonradan hayatı tehlikeye gireceği için terör örgütünü korkusundan, onların şirretinden saklanacak yer alıyordu.
SUNUCU- Şimdi kalmadı mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar bitti.
SUNUCU- Bitti mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bitti vatandaş özgüveniyle bayrağı elinde teröre lanet okuyor. Teröristler onların taraftarı olan bölücü partinin mensupları geldi mi gelmeyin diyor onları uzaklaştırıyor o hale geldi. Çözüm? Çözüm nedir biliyor musunuz? Çözüm terör örgütünün PKK’yı vatandaşlarımızla devlet arasından çıkarmaktır. Bu ülkenin her karış toprağına vatandaşımız doğuda kuzeyde güneyde nerede olursa olsun rahatça gidebilmesidir, iş kurabilmedir, eğitim yapabilmesidir, geleceğini inşa etmesidir, terör diye bir korkuyu hissetmemesidir çözüm budur.
SUNUCU- Daha fazla hak ve özgürlük alanının genişletilmesi yönünde bir adım olabilir mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar yapıldı zaten.
SUNUCU- Şunu da sormak istiyorum Sayın Başbakan: HDP, PKK’dan tabi ki bahsetmiyorum, ama HDP tabanında bir hayal kırıklığı veya bir kırgınlık var mıdır özellikle HDP’li bazı milletvekillerin önemle bazı isimlerin tutuklulukları ve onlarla ilgili hukuki süreçlerden ötürü, yani o tabana yönelik de bir başka bir çağrınız, bir yaklaşımınız var mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bakın burada HDP 7 Haziran öncesi bir başka bugün CHP’nin taktiği gibi başka bir taktik uyguladı. Efendim, biz işte Türkiye partisi olduk, efendim biz artık teröre mesafeliyiz falan dedi millette ciddi bir destek verdi değil mi? 80’ne yakın milletvekili aldılar.
SUNUCU- Üçüncü parti oldu Meclis’te.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Üçüncü parti oldu. Ama ne oldu? Hemen seçimden sonra biz sırtımızı Kandil’e yasladık, işte PKK tükürükle sizi boğar, işte şöyle olur, böyle olur Ceylanpınar’da iki tane genç fidan polisimizi uykuda şehit ettiler ve ondan sonra her şey değişti O gün bugün 22 Temmuz 2015.
SUNUCU- Yani o politikada bir taktik miydi HDP’nin yaklaşımı o dönem samimi değil miydi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi bir parça canlanınca iradeleri kendinde değil Hakan Bey, dağın emrinde dağ karar verdi. Dağın ne diyorsa onu yaptılar. Eğer özgür iradeleriyle hareket etselerdi onlara oy veren milyonlarca vatandaşımızın taleplerine dikkat etselerdi siyaset yaparlardı Türkiye’de herkes siyaset yapıyor. Dolayısıyla, şimdi kendi iradeleri olmayınca terör örgütünün bir anlamda esareti altına girince Türkiye’de siyaset yapamazlar ve nitekim yapamadılar. Bakın belediyeleri aldılar 100’e yakın belediye aldılar. Ne oldu? Milletin verdiği paralar, gönderilen paralar, verilen vergiler o şehrin güzelleşmesine, orada yaşayanların hayatının kolaylaştırılmasına harcanacakken dağa gönderildi, çukurlar kazıldı, binalar yerle bir edildi, insanlar göçe zorlandı yazık değil mi bu insanlara? Hem destek verecekler hem oy verecekler hizmet beklerken bir de zulüm görecekler, bütün bunlar ortadan kalktı.
Ben bakın şunu açık söylüyorum: Kürtlüğünde, Türklüğünde Cafer’iysen, Alevi’ysen, Sünni’ysen iftihar et kardeşim o senin şeref belgendir. Ama bir şeyle daha iftihar edeceğiz, Ay Yıldızlı Bayrağımız ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz bu bizim ortak değerimiz. Bu değerlere hepimiz sımsıkı sarılacağız nitekim sarıldık. 15 Temmuz’da sadece İstanbul Boğaz Köprüsünde değil, Vatan Caddesinde değil, efendim Veznecilerde değil, Ankara Kızılay Meydanında değil, Diyarbakır’ın meydanlarında da, Van’ın meydanında da, Hakkâri’de, yurdun her köşesinde insanlar meydanlardaydı. Ülkeye sahip çıktı, Hükümete sahip çıktı, Cumhurbaşkanına sahip çıktı, darbecilere gereken dersi verdi 1 ay nöbet tuttu insanlar. Gündüz çalıştılar, çabaladılar ekmeklerini kazandılar, akşam gelip demokrasi nöbetleri tuttular. Yani bütün bunlar ortadayken biz bu millete ne yapsak azdır Hakan Bey. Onun için çözüm PKK terör örgütünün yok olup gitmesidir. Her türlü terör örgütün bu ülkeden yok olup gitmesidir. Onun dışında doğuda da yaşayan, batıda da yaşayan hepsi birinci sınıf vatandaştır, başımızın tacıdır. Vatandaşları sınıflandıracak halimiz yok anlatabildim mi?
SUNUCU- Efendim Türkiye uzunca bir süredir PKK terörüyle mücadele ediyor ve son dönemde de askeri açıdan çok büyük neticeler alındığını gözlemliyoruz ama bir taraftan da yani Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın ve Avrupa ülkelerinin mühimmatları ve silahlarıyla bu YPG’ye bu kadar destek vermesiyle dolaylı olarak PKK’da güçleniyor mu, cesaret mi buluyor? Sınır öte yanında da gerek Irak’ta, gerekse Suriye’deki birtakım yapılarda işte bir Kürdistan ilanı, bu kuşak bizimdir gibi değerlendirmeler, tek taraflı bazı açıklamalar, Kerkük’te bayrakların dalgalandırılması gibi şeyler var. Türkiye bu adımları bir yani bu oldubitti yönündeki tek yönlü adımları nasıl değerlendiriyor, nedir?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle; Bir kere yani bütün bu anlattığınızla işte bu değişikliğin Türkiye’nin geleceği açısından ne kadar önemli olduğunu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikeler bakımından ne kadar önemli olduğunu da bir anlamda ifade ediyor ve bunun cevabını veriyor. Bölgede bir takım hesap kitaplar yapılıyor. Bölgedeki ülkeler tarafından değil, bölge dışındaki ülkeler tarafından bölgeye yönelik birtakım gelecek projeleri var. Bu projeler Türkiye’nin hayrına, iyiliğini projeler değil. PKK açıkça YPG’den destek alıyor, PYD’den destek alıyor, çok gelişmiş silahlar alıyorlar ve bununla maalesef bizim canımızı yakıyorlar, insanlarımıza saldırıyorlar biz bunu biliyoruz. Müttefiklerimize bunu her fırsatta söylüyoruz. Bölgede bir oldubitti yapılmasına, birtakım yapay devletçikler oluşturulmasına biz razı değiliz. Çünkü bu bölgenin istikrarına katkı sağlamaz, bölgedeki bugünkü kaosu, kargaşayı, savaşı bitirmez daha da azdırır. Düşün işte Araplar ayrı, efendim Şiiler ayrı, Kürtler ayrı, Ezidiler ayrı, Türkmenler ayrı, Nusayriler ayrı, Keldaniler ayrı hepsi parça parça olmuş bir bölge oradan hayır gelir mi, oradan huzur gelir mi? Gelmez. Yani büyük ülkeler zannediyor musunuz ki bu bölgeyi çok sevdikleri için buradalar?
SUNUCU- Türkiye yalnız mı kaldı efendim bu mücadelesinde bunu net olarak soruyorum size özellikle bu mücadeleyle alakalı olarak soruyorum?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türkiye hiçbir zaman yalnız kalmaz. Türkiye’nin en büyük gücü kendisidir, coğrafi konumudur. Biz bu bölgenin sigortasıyız. Avrupa’nın da sigortasıyız, bütün bölgenin de sigortasıyız. Şu anda Türkiye oradaki olup bitenlerin izleyen değil, bu gelişmeler konusunda aktif olarak pozisyon alan, karar süreçlerine katılan bir ülke Fırat Kalkanıyla biz bunu yaptık. Bizim kadar bölgede DEAŞ’la etkin mücadele eden başka ülke yok. 63 Ülke birden Musul’da mücadele ediyor daha bir sonuç almış değiller. Ama biz girdik 3 bine yakın teröristi etkisiz hale getirdik ve oradan ülkemize gelen tehditleri durdurduk ve insanlarımızın füzelerle, roketlerle hayatının sona ermesinin önüne geçtik.
SUNUCU- Fırat Kalkanının sona ermesi Türkiye’nin bu bölgedeki rolünü sınırlar mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, yani Fırat Kalkanı o 2000 kilometrekarelik Cerablus’tan efendim El-Bab’a kadar olan bölgenin teminat altına alınması ve sınırlarımızın güneyinde yeni bir terör oluşumunun önüne geçilmesiydi onu tamamladık. Aynı zamanda sınır güvenliğimizin sağlanması, işte ülkemize geçen Suriyelilerin tekrar dönüp yerleşmesiydi bu.
SUNUCU- Ne kadarı gidebilir efendim bir tahmininiz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şu anda 60 bin kadar gitti.
SUNUCU- Ne kadar daha gidebilir ne tahmin ediyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi artık oranın kapasitesi sınırlı. Suriye’de tam bir kalıcı siyasi çözüm olmadan çok fazla insanın gitmesini beklemiyoruz. Onun içinde bir an önce Astana ateşkes görüşmeleriyle beraber Cenevre görüşmelerinde kalıcı siyasi çözüm olması için Birleşmiş Milletleri, diğer ülkeleri bir araya getiriyoruz ve bir çözüm oluşması için gayret ediyoruz yaptığımız bu. Türkiye bölge üzerinde herhangi bir yayılma, nüfus oluşturma emeli, amacı yok. Ne amacımız var? Bölgede otorite boşluğu sona ersin, ölümler dursun, efendim barış, huzur gelsin ki bizim de 1365 kilometre hududumuz var sınır şeridimiz var Irak’la, Suriye’yle dolayısıyla buradaki herhangi bir karışıklık, herhangi bir savaş herhangi bir otorite boşluğu doğrudan bize tehdit oluşturuyor her bakımdan.
SUNUCU- Türkiye’ye bir oldubitti yapılmaya çalışılırsa bu süreçte YPG ve onun destekçileri tarafından Türkiye bu sürece doğrudan müdahale eder mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz bir kere hiçbir oldubittiye izin vermeyiz. Ülkemize gelecek tehdit isterse kendi topraklarımızda olsun, isterse kendi topraklarımız dışında oluşsun gereken cevabı anında veririz. Kim kimi desteklerse desteklesin bizi ilgilendirmez. Bizim canımızı yakmaya çalışan, bizim ülkemizin bütünlüğüne, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine tehdit olan her türlü unsurla biz baş edecek gücümüz var ve şartlar zaman, ne zaman gelirse gereğini yaparız, hiç kimseden ayrıca izin almak gibi bir keyfiyetimiz olmaz bunu herkesin bilmesi lazım.
SUNUCU- Çok önemli bir açıklama yaptınız bu konuyla ilgili. Efendim referandumdan evet çıkarsa Sayın Cumhurbaşkanı da yeni bir değerlendirme söz konusu olabilir demişti. Bu Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecinin duracağı veya bunu referanduma götürüleceği anlamına mı geliyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Avrupa’yla ilişkileri gerçekçi bir boyutta ele almamız lazım. Şu son 2 ayda yaşadıklarımız ortada. Bölücü terör örgütlerine, PKK’ya, FETÖ’ye ve DHKP-C gibi aşırı solcu örgütlere verdikleri hakları, gösterdikleri müsamahayı maalesef Türkiye Cumhuriyetinin bakanlarına, milletvekillerine ve vatandaşlarına göstermedi. Avrupa burada Avrupa değerleri diye çok sıkça söz ettiği bu değerleri rafa kaldırdı. Ne fikir özgürlüğü, ne efendim demokrasi, ne insan hakları hepsini maalesef bir kenara bıraktı. Orada insanların üzerine atlarla, itlerle saldırıldı, Bakanımızın konsolosluğumuza girişine izin vermediler, milletvekillerimize salon vermediler, ama diğer yandan bakıyorum Frankfurt’ta bölücü başının posteri, meydanlarda efendim paçavraları ve binlerce PKK’lı, PKK sempatizanı FETÖ mensubu Türkiye aleyhinde kampanya yapıyor. Kandil’den video konferansla bölücü terör örgütü ileri gelen yöneticileri bağlanıyor orada ses seda yok, orada efendim huzursuzluk, karışıklık yok, yasak yok, ama konu Türkiye’nin resmi makamları, bakanları, milletvekilleri olduğu zaman maalesef birden bire güvenlik konusu ön plana çıkıyor, efendim toplumsal olaylar bahane ediliyor filan yasaklar geliyor. İsviçre’de silah dayamış Erdoğan’ı öldürün diyor, böyle bir şey olur mu ya? Avrupa’da, Almanya’da orada burada gazeteler Türkçe çıkıyor, adamlar oturuyorlar üşenmiyorlar, adam buluyorlar, Türkçe gazete yapıyorlar gazetelerin manşetleri Türkçe hayır oyu verin. Size ne kardeşim size ne? Türkiye’nin neye karar vereceğine, hangi yola gideceğine siz mi karar vereceksiniz, böyle kepazelik olur mu? Bir yandan da efendim bizim içişlerimize karışmayın. Önce siz kardeşim önce siz eğer Avrupa değeri diyorsanız, Avrupa demokrasinin beşiği diyorsanız önce siz Türkiye’nin, Türk insanının kararına saygı duyacaksınız, onu etkilemek, yönlendirmek için özel gayret göstermeyeceksiniz, Türkiye düşmanlarına kucak açmayacaksınız, biz Avrupa’dan bunu bekliyoruz. Bütün bunlar tabii oturulup konuşulacak, böyle devam edemeyiz.
SUNUCU- Türkiye radikal bir karar alabilir mi efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Biz vatandaşımızın, milletimizin dediği işi yaparız, milletimiz ne derse o yönde yürürüz. Onun dışında biz bir şey yapamayız, biz tek başımıza karar veremeyiz.
SUNUCU- Yani bir referandum mu, onu mu…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii ki önce değerlendirilecek, referandumdan önce gidilecek. Denecek ki kardeşim; bakın bu yol yol değildir, bu gidişat gidişat değildir. Siz gerçekten Avrupa Birliği’ne Türkiye’yi almak istiyor musunuz, istemiyor musunuz; önce bu konuşulacak, açık seçik. Burası bir Hristiyan kulübü müdür? Siz bir Müslüman ülkeyi bünyenize almak istiyor musunuz, almak istemiyor musunuz? 60. kuruluş yıldönümünde gördük, Vatikan’da hepsi vaaz dinleyen çocuklar gibi Papa’nın önüne oturmuş uslu uslu dinliyorlar. Biz böyle bir görüntü bize uymaz. Bizde laiklik var, demokrasi var, din ve devlet işleri birbirine karıştırılmaz.
SUNUCU- Bu laik çizginin dışına çıkmakta olduğunu gösteren bir fotoğraf mıydı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi dini değerler eğer her şeyin üzerindeyse yönetimlerde, bunun adına ne denir? Bizde de dini değerlerimiz her şeyin üzerinde, başımızın üzerinde, ama dini değerlerle siyaset yaptığımız zaman bu sefer işin içinden çıkamayız.
SUNUCU- Çok önemli bir değerlendirme yapıyorsunuz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii, laikliğin özü budur. Laikliğin özü, insan Müslüman olur, insan az inançlı olur, çok inançlı olur, efendim 5 vaktini kılar kılmaz, inanmaz, bunların hepsi mümkün. Bunlar bizim zati meselelerimizdir. Bunu dayatmaya çalışırsak, topluma bunu bir kural olarak koymaya kalkarsak o toplumda huzur bozulur. Onun için dini konular, mezhep konuları, bunlar asla ve asla bir yönetim meselesi olmamalıdır veya böyle bir görüntü verilmemelidir. İşte FETÖ bu yüzden başımıza geldi. Bunlar da dini duyguları sömüre sömüre, maalesef elde ettikleri bütün kaynakları aldılar, ülkemizin düşmanlarıyla birlikte bu planları kurdular.
SUNUCU- Türkiye’de dinin istismar edilmesinin engellenmesi için, yani bu çok önemli bir ders oldu ya Türkiye bakımından, devlet de çok önemli dersler çıkardı mı buradan? Yani bu zeminlerin oluşmaması adına, çünkü dün FETÖ yapılanmasının içine girenler bugün veya yarın başka bazı cemaat ve tarikatlara da sızarak benzer tehlikeleri yaratmayı deneyebilirler. Bu konuda biz ders aldık mı Türkiye olarak ve tedbir alıyor muyuz efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok doğru bir tespit, sonuna kadar katılıyorum. Yani biz mutlaka ve mutlaka bu acı tecrübeyi dikkate alıp gerekli tedbirlerimizi alıyoruz, almaya da devam edeceğiz, mecburuz almaya. Aksi halde başka bir alanda tekrar bu zuhur edebilir. Bunların da ortaya çıkmaması, bunların faaliyet alanlarının dışına çıkmaması, bunlar olacak, olacak ama meşru şekilde faaliyetlerini sürdürecekler. Ülke yönetmeye heveslenmeyecekler. Çok güçlenince bu güçle vay ben neymişim deyip her şeyi hallederiz, yaparız, ederiz, iktidarları değiştiririz. Bir zaman medya yapıyordu bunu, biliyorsunuz manşetler atılıyordu, iktidarlar 28 Şubat’ta bunu gördük. Efendim, bizim dönemimizde de oldu bir dönem, 2007’ye kadar. Bütün bunların olmamasının yolu, dönüp dolaşıp oraya geliyorum, güçlü iktidar ve istikrar ve güven. Onun yolu da tek başına iktidardır.
SUNUCU- Siz tabii çok yorgunsunuz, Van’dan geldiniz ben sizi çok da yormak istemiyorum, ama hazır sizi bulmuşken kısa da bir süre rica ettim rejiden, biraz daha alabilir miyiz diye.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olur.
SUNUCU- Çok daha önemli konular var, birkaç şey daha sormak istiyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayhay.
SUNUCU- Avrupa Birliği ülkelerinin başbakanlarından veya liderlerinden size, hükümet temsilcilerine bir telefon veya bir rica geldi mi; aman şu kritik süreçlerde ne olur ilişkilerimiz kopmasın, işte Türkiye bizim için önemlidir, değerlidir, siz de tonu biraz düşürün gibi talep geldi mi? Lütfen varsa böyle bir şey açıklar mısınız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani biz Sayın Merkel’le konuştuk telefonda. Bu yapılanların doğru olmadığını ve burada kampanya döneminde çifte standart yapılmaması gerektiğini. Buradan kampanya için giden arkadaşlarımıza zorluk çıkartılmaması gerektiğini söyledik. Onlar da bu konuda işte yerel federal hükümetlerin, yerel yönetimlerin bazı kararları olduğunu, ona biz karışamayız falan dedi. Ama olmaması için bundan sonra siz kim gelecek-kim gidecek bize de bilgi verin, biz de gayret edelim şeklinde bir görüşmemiz oldu. Bir de Aile Bakanımızın yaşadığı o hadisede Mark Rutte’yle Hollanda Başbakanıyla o gece uzunca görüşmeler yaptık. Onun dışında doğrusunu isterseniz fazla kimseyle görüşmedik, böyle bir ihtiyaç olmadı.
Hakan Bey, bakın bu anayasa değişikliğini keşke herkes, hayır diyenler de anlatsaydı, maalesef içerik konuşulmuyor, ben buna üzülüyorum. İçeriği konuşalım ve doğru konuşalım; bu yok. Efendim, nasıl insanların kafasını çelebiliriz, nasıl bir anlamda onların düşüncelerini değiştiririz. Tamam, bu da hakkınız, ama bunu yaparken yalana, dolana başvurmadan yapacağız. Doğruları söyleyeceğiz, daima doğruları söyleyeceğiz. Türkiye’nin bugün birliğe beraberliğe ihtiyacı var, geçmişten daha çok ihtiyacı var. İçeride üç tane terör örgütüyle mücadele ediyor. DEAŞ’la FETÖ’yle, PKK’yla, dışarıda Suriye’deki savaş 6 yılını doldurdu, Irak’ta yine istikrarsız bir şey var, görüyorsunuz. Şimdi bir de Irak Kuzey Kürt Bölgesel Yönetimi durup dururken tuttu Kerkük’te kendi bayraklarını çektiler.
SUNUCU- Ne diyorsunuz bu işe?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yanlış bir şey. Bu Irak Anayasasına da aykırıdır, Kerkük’ün bugüne kadarki tarihi geçmişine de aykırıdır. Kerkük Türkmen yurdudur, Kerkük’te Araplar var, sadece Kürtler yok. Arapların, Türkmenlerin itirazına rağmen bu kararı aldılar.
SUNUCU- Ne olur bu kararı almaya devam ederlerse?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu kararın bir anlamı yok.
SUNUCU- Yok hükmünde midir bir anlamda?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte Irak Merkezi Yönetimi karar aldı, tanımıyoruz dedi, Irak bayrağından başka bayrak burada çekilmez dedi.
SUNUCU- Türkiye’nin bu konudaki kararlılığının ve ciddiyetinin yeterince farkında değiller mi, iyi ilişkilere sahip olmamız nedeniyle Ankara ve Erbil arasında?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, bizim iyi ilişkiler ayrı bir şey, ilişkiler terörle mücadele bakımından bizim orada askeri varlıklarımız var, bu mücadelemizi yapıyoruz, o ayrı bir şey. Ama işin diğer tarafı başka, yani burada bir alan genişletme, burada bir fiili durum yapma kabul edilebilir bir şey değil. Biz bunu, bu kararı almadan önce de gerekli resmi yollardan, diplomatik yollardan uyarılarımızı yaptık ve ondan sonra yine yaptık. Bu konuda Irak Hükümetinin yanındayız…
SUNUCU- Merkezi Yönetimin, Bağdat Hükümetinin.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, Merkezi Yönetimin yanındayız ve bu alınan kararı doğru bulmuyoruz ve düzeltilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Gerekirse bundan sonra tabii başka araçlar da Birleşmiş Milletler, diğer kurumlar da devreye girebilir.
SUNUCU- Uluslararası örgütleri de harekete geçirebilirsiniz, Türkiye bunu tanımadığını ilan etmek adına.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii.
SUNUCU- Siz Irak Başbakanıyla bir telefon…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Görüştük, bu konuyu da etraflıca konuştuk.
SUNUCU- Ne zaman görüştünüz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Dün konuştuk. 45 dakikalık bir görüşme oldu.
SUNUCU- Tam görüş birliği içinde mi Ankara ve Bağdat?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu konuda Bağdat’la biz tamamen görüş birliği içerisindeyiz ve bu konuda Bağdat Merkezi Yönetimin yanındayız, yapılan bu oldu-bitti’yi kabul etmiyoruz, bu fiili durumu kabul etmiyoruz. Kerkük’ün demografik yapısını değiştirecek, oradaki Türkmenleri, Arapları yok sayan böyle bir kararı doğru bulmuyoruz. Bunun Irak Anayasasına aykırı alınmış bir karar olduğu da aşikârdır. Aynı zamanda bölge ülkeleri, sadece Türkiye değil İran’ın da bu konuda gerekli aktif katkıyı yapması lazımdır, bunu da düşünüyorum.
SUNUCU- Bir çağrı anlamında değerlendirebilir miyiz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii, İran’ın da bu konuda komşu ülkelerden biri olarak gerekli net tavrı göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Belki de yapmıştır, ben takip edemedim.
SUNUCU- Efendim, FETÖ ile ilgili konularda bir gelişme var mı? Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Türkiye’de temaslarda bulundu ve en üst seviyede Türkiye’nin kaygıları iletildi. Yeni yönetimin, Trump Yönetiminin FETÖ konusunda tutumunu değiştireceğine dair bir işaret pek göremedik, ama acaba biz mi görmüyoruz, siz belki görmüş olabilirsiniz. Bir bilgi var mı bu konuda, paylaşabilir misiniz bizimle?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Açıkçası bu konuyu biz dile getirdik Amerikan Dışişleri Bakanına, o da yani konu yargıda, biz de takip ediyoruz gibisinden gelir-geçer bir cevap verdi. Bizim henüz istediğimiz düzeyde bir gelişme yok. Ama biz işin peşini bırakmayacağız.
SUNUCU- Tatmin edici bir durum, gelişme olmadığını anlıyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Klasik laf işte, yani bunlar yargının işi, hukukun işi, onlar da gerekli çalışmayı yapıyor. Siz gerekli zaten dokümanları, delilleri verdiniz, yargı gerekli çalışmayı yapıyor. Bu hep söylenen şeydir, ama burada bir irade ortaya konmasını bekliyoruz ve bu sürecin biz hızlandırılmasını bekliyoruz. Amerika ile ilişkilerimizi zedeleyen birkaç konu var, bir tanesi bu FETÖ meselesidir. İkincisi; PYD-YPG meselesidir. Üçüncüsü de; Türkiye’nin, kamuoyunun Amerika’ya karşı olan kaybolmuş güveninin yeniden kazanılması meselesidir. Bunları yapmak için iki şey yapması gerekiyor Amerika Birleşik Devletleri. FETÖ konusunda daha net kararlı olmalı. İkincisi; YPG-PYD ile işbirliği konusu bizim için çok önemlidir, bu konuda net durmalı. Bir terör örgütüyle, bize zarar veren bir örgütle işbirliğini devam ettirmemelidir. Bunları her seviyede Cumhurbaşkanımız, biz, Dışişleri Bakanımız, her seviyede, her görüşmede aktardık. Biz üzerimize düşeni yaptık, bundan sonra karar onların.
SUNUCU- Bu konuda bir tutum değişikliği olmazsa, bu konularda Trump Yönetimi de Obama Yönetiminin politikalarını devam ettirirse ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerde nereye gelinmiş olur?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onu o zaman göreceğiz, henüz şu anda sonuç o yönde tecelli etmediği için erken bir hüküm vermeyelim.
SUNUCU- Adil Öksüz Türkiye’deki bir başka ülkenin diplomatik temsilciliğinde bulunuyor, korunuyor veya saklanıyor olabilir mi acaba Sayın Başbakan?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii her yerde aranıyor bu, böyle bulunamayınca da, ele geçirilemeyince bu ve buna benzer iddialar da sıkça ortaya atılıyor. Ama biz işin peşindeyiz nerede olursa olsun arayıp bulunacak ölüsü yahut dirisi.
SUNUCU- Ölüsü veya dirisi, ölmüş olabilir mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bilemiyoruz tabii yani.
SUNUCU- Bu iddia, benim az önce ortaya attığım daha doğrusu dillendirdiğim iddia devletin de ciddiyetle ele aldığı bir iddia mıdır, bir tez midir? Yani başka bir ülkenin diplomatik temsilciliğinde de olabileceği iddiası?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii bu yeni bir iddiadır, bunların her türlü iddiayı ciddiye alıyoruz ve üzerinde titiz bir şekilde değerlendirme yapıyoruz.
SUNUCU- Efendim, sonlara doğru geliyorum. FETÖ’nün siyasi ayağı konusunda Bylock’çu milletvekiliydi, bakandı bir iddialar ortaya atıldı, ben anlaşılsın diye söylüyorum…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunu Sayın Kılıçdaroğlu da söylüyor zaman zaman…
SUNUCU- Var mı böyle bir şey efendim, olabilir mi böyle bir şey?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben yok diyorum çok açıkça, olanlar için biz gereğini yaptık. Belediye meclis üyeleri, belediye başkanları, partimiz içinde bazı kademelerdeki yöneticiler, bunların gereğini yaptık, temizliği yaptık. Ama bizim bilmediğimiz bir şey var da Kılıçdaroğlu biliyorsa buyursun açıklasın. Bak buradan söylüyorum, buradan açıkça…
SUNUCU- Bir listesi olduğu…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Açıklasın kardeşim.
SUNUCU- Ben bunu sordum kendisine canlı yayında, Hande Fırat’la birlikteydik o yayında da.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Açıklasın. Biz üzülmeyiz, kızmayız canım, hadi buyursun açıklasın. Ben yok diyorum, eğer buna rağmen var diyorsa buyursun açıklasın. Milletin kafasını karıştırmasın…
SUNUCU- Bylock’çu bir milletvekili…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz kimseyi korumayız, ister milletvekili olsun, ister babamın oğlu olsun, FETÖ ile ilişkisi olan hiç kimsenin yanında olmayız, hiç kimseleri de, bize açıklamıyorsa götürsün savcılara versin, var mı böyle bir şey? İkide bir bunu tekrar edip durmasın.
SUNUCU- Efendim, gazetecilerin tutukluğu ve tutukluluk sürelerinin uzun olması konusunda hem sosyal medyada, hem içeride ve dışarıda eleştiriler geliyor Türkiye’ye. Basın ve ifade özgürlüğünün sınırlandığı dile getiriliyor bu yöntemle, bu durumla daha doğrusu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bir darbe üzerimizden geçmiş, 249 şehidimiz var, 2200’e yakın yaralımız, gazimiz var, binlerce insan tutuklu. Ne olacak? Bir anda bunun yapılması mümkün mü? İşte yeni yeni başladı, birçok dava açıldı, davalar görülüyor. Bunların tabii dosyalarının hazırlanması var, delillerinin toplanması var, bu işin uzatılmaması gerektiğini söyleyen benim. Hatırlarsanız kamuoyuna kaç sefer; kardeşim, bu darbeyi yapanlar belli, ne bekliyorsunuz, daha ne delili topluyorsunuz, bir an önce hükmü verin, milletin de bir yüreği soğusun, rahatlasın, bunu söyleyen benim. Bunun için davalar, tutukluluk süreleri uzamasın, yargılama gecikmesin diye biz bakın darbe olmasına rağmen, darbeden 5 gün sonra Hakan Bey istinaf mahkemelerini kurduk, bölge mahkemelerini kurduk. Niye? Her şey görülüyor, geliyor Yargıtay’a, Danıştay’a, oraya-buraya dosyalar birikiyor birikiyor, yıllar geçiyor, hüküm verilmiyor, mağduriyetler artıyor. Bütün bunları iyileştiriyoruz. İmkânlar geliştikçe bu süreler azalacak.
Şimdi bu gazeteci filan tutuklama işi, bunlar tamamen Batının tezviratları. Gazetecinin işi terör örgütüne lojistik destek yapmak mıdır? Terör örgütünün Kandil’deki ele başlarıyla gidip görüşmek, onlara bilgi aktarmak mıdır? Gazetecilik kimliğiniz var diye sizin her şeyi yapma hakkınız mı var? Terör örgütleriyle iç-içe olma hakkınız mı var? Teröre destek verme hakkınız mı var, öyle bir şey olmaz. Türkiye bir hukuk devleti. Hukuk devletinde insanları bağlayan kanunlardır, kanunlara uygun hareket etmeyen kimse cezalandırılır. Gazetecilerin suç işleme hakkı olamaz. Siz de gazetecisiniz, böyle bir hakkınız var mı?
SUNUCU- Yok.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Niye size gelip de dava açmıyorlar? Demek ki herkese gelmiyorlar. Bir şey yapıyorsa geliyor, yoksa niye gelsin?
SUNUCU- Efendim, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşadığı durumla ilgili bir yeni gelişme var mı? Bunu nasıl değerlendirdiğinizi bir-iki cümleyle özetleyelim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi tabii bu da ilginç bir durum, bu da çok anlaşılır bir şey değil.
SUNUCU- Şüpheli ve kuşkulu bir durum mu diyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii, yani bu arkadaş 2014’ten beri 7-8 sefer gitmiş gelmiş, yani o Rıza Zarraf davası başladıktan sonra da birkaç sefer gitmiş-gelmiş Amerika’ya. İşte orada bankalarla görüşmek, efendim birtakım anlaşmalar yapmak için gitmiş-gelmiş. O vakte kadar hiçbir şey olmuyor, bu sefer tutuklanıyor. Tutuklanma sebebi de, işte Rıza Zarraf davası, İran’a ambargoyu ihlal edecek birtakım para transferlerinde imzası olması; iddia bu. Peki, bu yeni bir şey değil ki, o zaman niye yapmadınız da şimdi yaptınız? Burada da bir FETÖ ayağı var…
SUNUCU- Hala mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii. Burada da FETÖ’nün bir oyunu, bir tezgâhı olduğu çok aşikâr. Tabii şu aşamada yapılacak olan nedir? Avukat tutuldu, hukuki destek veriliyor, gereken çalışmalar yapılıyor.
SUNUCU- Türkiye de bir destek veriyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii tabii. Banka kendisi avukat tuttu kurumu, o desteği veriyor.
SUNUCU- Bir kamu bankası nihayetinde.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz siyasi olarak, diplomatik olarak ilgili makamlara bu işin yanlış olduğunu, dolayısıyla düzeltilmesi gerektiğini de söylüyoruz.
SUNUCU- Efendim, OHAL ne zaman sona erer?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bakın OHAL ilan edildiğinde Hakan Bey, biz dedik ki; biz OHAL’i millete ilan etmiyoruz, OHAL’i kendimize ilan ediyoruz. Yani biz bu FETÖ, PKK bölücü terör örgütü, DEAŞ’la mücadelede herhangi bir risk ortada kalmayacak şekilde gerekli çalışmaları yapalım ve endişeleri sona erdirelim, toplumdaki endişeleri sona erdirelim. Bakın, ne zaman sona erecek diyorsunuz, ikide bir laf çıkarıyorlar; işte bu gece darbe olacak, bu gece bilmem orada şu toplanıyor, burada bu geliyor, insanlar bu korkuyla yaşamaya devam mı etsin istiyorsunuz? Bunları ortadan kaldırmak, milleti huzura tam anlamıyla kavuşturuncaya kadar devam edecek. Olağanüstü halin, ben size soruyorum; sizin yaşamınızda hangi olumsuzluğu getirdi, bana söyler misiniz? Yani 19 Temmuz’da olağanüstü hal ilan etti, o günden bugüne siz daha önce yapıp da yapamadığınız ne var?
SUNUCU- Tek bir şey var, söyleyeyim mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Söyle.
SUNUCU- Gri pasaportumu kullanmakta zorlanıyorum biraz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Niye?
SUNUCU- Çünkü yazı istiyorlar, ilave bir yazı götürmem gerekiyor kurumunuzdan her seyahatte.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O güvenlik için, yani bu şöyle…
SUNUCU- Bu pasaportu kullanan bazı kişilerin suiistimal etmesi ve yurt dışına gidip…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Maalesef.
SUNUCU- Yanıtını da ben vereyim, soruyu ben sordum ama, iltica başvurularında bulundular bu pasaport…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru, bu tedbir amaçlı. Bunun dışında günlük hayatta kimsenin herhangi bir şekilde ticareti zarar görmüyor, istediği kararları alıyor, yurt içinde istediği seyahati yapıyor, yani olağanüstü hal devleti bu terör artıklarından temizlemek amacıyla yapılmış bir şeydir. 19 Nisan’da, üç ay uzatılıyor ya, süresi doluyor, ondan önce toplanacak MGK gerekli…
SUNUCU- Siz yakın olduğunu düşünüyor musunuz, yani OHAL’in bitmesine yaklaşmışız gibi bir hissiyatınız var mı, tahmininiz, çünkü devletin bilgileri geliyor size?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Geliyor da, tabii benim tek başıma bunu beyan etmem doğru olmaz, yani bir kurul toplanacak Cumhurbaşkanımızın başkanlığında, ilgili bakanlar, kurumlar gelecek, orada güvenlik değerlendirmesi yapılacak, istihbarat değerlendirilmesi yapılacak, efendim hukuki değerlendirmeler yapılacak, her türlü şey ortaya konacak, onda bir karar alınacak. Onun için şimdiden açıklamam yanlış olur.
SUNUCU- Efendim, bitirebiliriz diye düşünüyorum, siz de çok yorgunsunuz, uzun da bir program yaptık.
Siz az önce böyle insanlar bir şeyler olduğu zaman endişeleniyorlar, bir toplanma oluyor, bir kaygı oluyor deyince benim aklıma geldi. Bugün sosyal medyada trend topic olan, en çok konuşulan konulardan biri de; vatandaşların bir bölümü gidip Cumhurbaşkanın evinin önünde toplandılar, Türkiye’nin büyük kuruluşlarından biri, tanınmış kuruluşlarından biri Ülker’in bir reklâmı 1 Nisan şakası şeklinde yayınlanınca farklı değerlendirmeler, yorumlar ve tartışmalar oldu, bilmiyorum bundan haberdar oldunuz mu, bu konuyla ilgili bir değerlendirme yapmak ister misiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Duydum duydum, görmedim de duydum.
SUNUCU- İzlemediniz mi o reklâmı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok izlemedim, ama duydum.
SUNUCU- Anlatıldı mı size, özette ne olduğu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anlatıldı, böyle hiç yersiz anlamsız insanları bir anlamda o darbe günlerini hatırlatan birtakım ifadeler varmış, bir hesaplaşma falan ondan bahsediliyormuş, ablalar-abiler bilmem ne gibi birtakım yersiz laflar içeren ve zaten toplumda bir tedirginlik var, bu tedirginliği tetikleyen maalesef talihsiz bir reklâm diyelim. Hakikaten 1 Nisan şakası gibi geliyor insana. Ama zaten Ülker de herhalde yaptığı açıklamayla bunun yanlış olduğunu ifade etmiş.
SUNUCU- Murat Ülker’in yaptığı bir açıklama vardı, ben de az önce okudum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlara tabii herkesin bugünlerde çok daha sorumlu davranması lazım, duyarlı davranması lazım. Milletin duyarlılığına saygı gösterilmesi lazım. Milletimiz bu konularda çok diri, çok uyanık, en ufak bir hareketlenmede hemen arıyorlar. Efendim diyorlar, beni arıyorlar; işte bizim birlikte izinler kaldırıldı, aman dikkat edin.
SUNUCU- Telefon mu geliyor böyle?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii. Bu da iyi bir şey değil.
SUNUCU- Bunu abartılı mı buluyorsunuz biraz, bu boyuta gelmesi de sağlıklı değil anlamında mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu da iyi bir şey değil, yani sürekli acaba bu gece bir şey mi olacak korkusuyla insanları bizim tedirgin etmeye hakkımız yok. Zaten Pensilvanya’dan şifreli mesajlar geliyor, burada o şifreleri çözen çözüm ona uzmanlar var filan, hoca efendi şunu dedi, bunu dedi falan diye yorumlar yapıyorlar. Kahve falı gibi bir şey. Derler ya işte; üç vakte kadar şu olacak-bu olacak; bunlarla milletin kafasını yormaya lüzum yok, bunların hepsi züğürt tesellisi. Bu millet 15 Temmuz’da ne yapacağını ortaya koydu.
SUNUCU- Bir daha olmaz der misiniz, yani siz Başbakan olarak, o mesajı alayım onunla bitireyim, rahat olsun mu insanlar? Hani gece yatarken ya sabaha bir şey mi olur acaba diye, rahat etsinler mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere milletimiz rahat olsun, biz milletimiz adına nöbetteyiz. Milletimizin sorumluluğu bizim omuzlarımızda. Onların rahat uyuması için, rahat yaşaması için biz nöbetteyiz, görevdeyiz. Ama bütün bunlara rağmen çılgınlığın mevzuatı yok Hakan Bey, tarifesi de yok. Biri çılgınlık yapabilir, yaparsa karşılığını da alır, bedelini de öder; bu kadar basit.
SUNUCU- Efendim, birçok soruyu sordum kamuoyunun merak ettiği, gündemdeki konuları, daha iyi anlaşılması için en uçtaki kaygıları da aktardım muhalefet partilerin, farklı kesimlerin. Umarım anlaşılmıştır, ben bir kere size bizim davetimizi CNN Türk ve Kanal D adına kabul ettiğiniz için Sayın Başbakan, çok teşekkür ediyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Teşekkür ediyorum.
SUNUCU- Uzun bir program oldu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Güzel şeyler vardı, daha onlara giremedik.
SUNUCU- İsterseniz birer cümle söylemek isterseniz buyurun, aklınızda bir şey kalmasın.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mesela yargıyı konuşmadık…
SUNUCU- CHP’nin itirazları vardı, yargıyı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçilme yaşını konuşmadık.
SUNUCU- Birer cümle söylemek ister misiniz onlarla ilgili?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- CHP 18 yaşa karşı çıkıyor. Tamam 18’ e karşı çıkıyorsun, 19’a niye çıkıyorsun, 20’ye niye çıkıyorsun, 21’e niye çıkıyorsun, 22, 23, 24, 9 milyon seçmen var, nüfusumuzun yüzde 11’inden fazla. Onlara gidip hayır verin diyorsun, ama onlar ben muhtar olmak istiyorum, belediye meclis üyesi olmak istiyorum, milletvekili olmak istiyorum, belediye başkanı olmak istiyorum dediği zaman; yok, senin yaşın daha küçük, böyle şey olur mu? Tamamen bir çelişki. Bakın 2011 seçim beyannamesinde CHP diyor ki seçilme, yani aday olma yaşını 21’e düşüreceğim diye vaadi var. Yetmedi, bir milletvekilleri Meclise teklif vermiş seçilme yaşını 18’e düşürelim diye, kanun teklifi vermiş. Bütün bunlar ortadayken şimdi CHP ortaya düşmüş, bu gençler seçilmesin. Oy versinler, ama bir yere aday olmasınlar. 9 milyon insanı yok sayıyor. Bunun yarısı kız, kadın, yarısı erkek. Erkekleri, efendim askerlikten kurtulacak diyor. Peki, kızlar için niye karşı çıkıyorsun? Diyelim ki erkekleri ayıralım, onlar seçilmesin de, 4,5 milyon genç kız var, onlara niye şans tanımıyorsun? Kafasında kadınlar yok.
Efendim, işte bunlar 2 yıl vekil olacak, ömür boyu emekli, kıyak emekli olacak. Yok böyle bir şey ya. Sen yıllarca, 8 yıl SSK Genel Müdürlüğü yaptın be kardeşim. Sen bunu bilmezsen kim bilecek. Başlarsın, 2 sene prim öderken sen şimdi emekli mi oluyorsun? Daha 25 senelik prim ödeyeceksin, bitmedi, yeni düzene göre yaşı bekleyeceksin. Prim ödeme bitecek, ondan sonra, eğer öyleyse, senin eskiden, çok eskiden çok eskiden sigortan varsa, farkları ödemişsen 9 bin günü doldurmuşsan emekli olursun veya memursan 25 yıl fiili hizmetten sonra emekli olursun. Ama yapılan değişiklikten sonra biliyorsunuz kademeli yaş sınırı da geldi. Yani bazıları 62, bazıları 55, bazıları 65’e kadar emekliliği hak etse de maaş bağlanmıyor. Milletvekili için de öyle, 2 sene sonra milletvekilliği bareminden emekliliği prim ödeyerek hak edebiliyorsun, ama 25 seneyi doldurman lazım, yetmedi yaşı doldurman lazım. Böyle şey olur mu ya?
SUNUCU- Sayın Başbakan, beraber bir televizyon programına çıkmak ister misiniz, arzu eder misiniz Sayın Kılıçdaroğlu’yla mesela, yani yararı olur mu bilmiyorum?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hakan Bey, hiçbir yararı olmaz.
SUNUCU- Ben davet etsem ve moderatörü ben olsam mesela programın.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiçbir yararı olmaz, çünkü Kılıçdaroğlu bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrar edip duruyor, bunların tartışılacak bir yanı yok, bunlar açık yazıyor. Kanunlarda yazıyor, Anayasa değişikliklerinde yazıyor, bunların nesini tartışacağız. Bilinmeyen bir konu olur da oturur tartışırız. Neyi tartışabiliriz? Bu halkoylaması geçsin, Türkiye’nin geleceğini, 2023 hedeflerini konuşalım.
SUNUCU- İster misiniz halkoylaması geçtikten sonra.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yapılır tabii, bunları konuşabiliriz.
SUNUCU- Ben davet edebilir miyim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama o çizgiye bir kere gelsin. CHP memleket gündemine gelsin, yalan rüzgârından çıksın gerçek hayata gelsin oturup konuşalım bunları.
SUNUCU- O zaman ben Sayın Kılıçdaroğlu’na da söyleyeyim, böyle bir şey, belki de bizi izlemiştir veya izleyenler vardır. Böyle bir Sayın Başbakanın bir çağrısı ve arzusu oldu kabul ederseniz diyeyim…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Memleket meselelerini konuşalım, geleceği konuşalım.
SUNUCU- Referandumdan sonra memleket meselelerini konuşmak üzere davet etmek istiyorum Sayın Başbakanla birlikte diyeyim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tamam, her zaman konuşmaya varız, Mecliste konuşuruz, biraraya gelir konuşuruz, hiç problem yok.
SUNUCU- Moderatör de ben olayım.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama doğruları konuşacağız, geleceği konuşacağız. Millete korku, endişe salmayacağız, ümit vereceğiz, hedef vereceğiz, moral vereceğiz, sadece moral vermeyeceğiz yapacağız. Hakan Bey, yaptık, yaparak geldik. Bakın üçüncü havalimanı, en büyüğü Amerika’da 90 milyon.
SUNUCU- Atlanta.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz 200 milyonluk havalimanı yapıyoruz. 100 bin kişiye iş vereceğiz, 250 havayolu şirketi çalışacak. Günde 2 bin iniş-kalkış olacak.
SUNUCU- Bu bizim havaalanını kıskanıyorlar meselesi bir komplo teorisi mi, yoksa gerçekten?..
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır yok, geçenlerde İngiliz Bakan…
SUNUCU- Ne dedi, kıskanıyoruz mu dedi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Dedi ki; gelin bizim Heathrow’un da bir pisti yapılacak, onu da yapın dedi.
SUNUCU- Ama onlar istemiyorlar ki.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yıllardır yapamıyoruz dedi.
SUNUCU- Çıkaramıyorlar, karar çıkmıyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aynı şekilde Almanya’da bu söyleniyor. Biz kimsenin ne yaptığını, ne ettiğini kıskandığımız yok. Biz de diyoruz ki; bizim yaptığımızı da kıskanmayın kardeşim.
SUNUCU- Berlin Havalimanını bitiremediler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, doğru.
SUNUCU- Siz belki biliyorsunuzdur, bir proje götürmek ister misiniz onlara, yani bir…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Böyle bir talep gelirse memnuniyetle, niye yapmayalım? Biz her türlü tecrübemizi paylaşırız. Bakın 1915 Çanakkale Köprüsü, bu köprü orta açıklığı bugüne kadar en büyük köprü oluyor. Bunu biz yapıyoruz, dünya krizden krize sürüklenirken biz bunu yapıyoruz. Akkuyu Nükleer Santrali, Sinop Nükleer Santrali; bunlar yeni projeler. Bitenler, Osman Gazi, 50 sene konuşuldu bu Körfez, 5 sefer ihale oldu iptal oldu, olmadı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, boğaza yeni bir gerdanlık, üçüncü gerdanlık. Avrasya Tüneli, bir mühendislik harikası, 3 dakikada Göztepe’den Yenikapı’ya gidiyorsun; var mı böyle bir şey İstanbul’da? Marmaray, 200 milyon vatandaş kullandı bugüne kadar. Bütün bunlar işte yaptıklarımız, biz boş konuşmuyoruz, işte yapılanlar burada. Türkiye’nin kaderini değiştirecek altyapı projeleri, yol projeleri, tünel projeleri. Bizim 14 yılda yaptığımız tünel uzunluğu 350 kilometre. 50 yılda, bizden önceki 80 yılda ne kadar biliyor musun Hakan Bey? 50 kilometre. 50 kilometreye 350 kilometre. Sayın Kılıçdaroğlu’nun yalanlarını uc uca koyalım, bizim tünel uzunluğundan daha fazla tutuyor.
SUNUCU- Çok iddialı bir şey söylediniz ama…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, çok iddialı söylüyorum. Her karşılaştığı grupla, onlara diyor ki siz 16 Nisan’dan sonra yoksunuz.
SUNUCU- O zaman 16 Nisan’dan sonra bir program galiba geliyor gibi görüyorum ben.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz hazırız, biz buradayız.
SUNUCU- Öyle mi? Ben de buradayım, o zaman Sayın Kılıçdaroğlu’nu da ben davet ederim efendim.
Ben sizinle ulaştırma projelerini konuşmaktan keyif alıyorum, benim de ilgi alanım, uzmanlık alanım olduğu için. Bir gün sizin de böyle bir müsait zamanınızda…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olur, memnuniyetle.
SUNUCU- Lütfen yapalım, Sayın Ahmet Arslan’la da geçenlerde konuştuk.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bugün ihracat, bakın yüzde 19 artış oldu ihracatta.
SUNUCU- Bugünkü, yeni mi? Hangi dönemin?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet evet, ihracat Mart ayında yüzde 19 bir önceki seneye göre.
Özel proje teşvik yatırım miktarı şu anda 20 milyar oldu müracaat. 82 milyar cazibe merkezlerine müracaat oldu. 420 bin yeni iş oluşturulacak. 10 yılda yapılacak yatırımları anlatıyorum.
SUNUCU- İşsizliği çözecek önemli adımlar devam ediyor anlamında.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii.
SUNUCU- Efendim, bu program çok daha uzar, ama bu sefer bana çok kızacaklar, Kanal D’nin bütün yayın akışını bozuyorum gibi bir korku içindeyim, endişe içindeyim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok yok canım.
SUNUCU- Hani bizim CNN Türk’te bunu rahat yapıyoruz da Erdoğan Aktaş…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, sana kimsenin kızmasına gönlüm razı gelmez, kolay gelsin.
SUNUCU- Efendim, çok büyük destek verdiniz, çok teşekkür ediyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ederim, vatandaşlarımızla sohbet etme imkânı verdiniz. Bu vesileyle 16 Nisan’ı konuştuk, Türkiye’nin geleceğini konuştuk, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditleri konuştuk. Bunları nasıl çözeceğimizi dilimizin döndüğü kadar evirmeden-çevirmeden olduğu gibi anlatmaya çalıştık. Sürçü lisan etmiş olabiliriz, affola diyoruz. Ve milletimize, bütün vatandaşlarımıza hayırlı akşamlar diliyorum.
SUNUCU- Bir de izleyicilerimize ben bir bu programlar ve bu röportajlar nasıl hazırlanıyor diye bir not ileteyim, şöyle bir bazen algı oluşuyor, sosyal medya yazıyorlar: Soruları önceden gönderdiniz ya da cevapları size geldi, onun üzerinden hazırlık yaparak programlara çıkıyorsunuz gibi böyle bir şeyin…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bana gelmedi…
SUNUCU- Böyle bir şeyin sureti katiye söz konusu olmadığını, ne Sayın Binali Yıldırım’la, ne de Sayın Cumhurbaşkanıyla yaptığım yayında böyle bir şeyin söz konusu dahi olmadığını bir kere sizi temin ediyorum değerli izleyiciler.
Ve tekrar teşekkür ediyorum hem CNN Türk, hem de Kanal D yayınına bu kadar büyük bir ilgi gösterdiğiniz için.
Sayın Başbakan, tekrar çok teşekkür ediyorum, iyi akşamlar diliyorum efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ediyorum, iyi akşamlar, iyi yayınlar.
SUNUCU- Sağ olunuz.