Basbakan Yildirim’in DEIK Yönetim Kurulu toplantisinda yaptigi konusma
… bütün sektörleri, finans sektörü, konut sektörü kapsamlı olarak burada yetkin temsilci arkadaşlarla değerlendirdik.
DEİK 1986 yılından beri 32 yıldır Türkiye’de Türk ekonomisine, Türk ihracatına hizmet ediyor. Rahmetli Turgut Özal’ın inisiyatifiyle kurulan bir yapı, bu vesileyle Sayın Turgut Özal’a Allah’tan bir kez daha rahmet diliyorum.
DEİK yeni yönetimiyle bütün coğrafyalarda hizmet vermeye devam ediyor. İhracat ülkemizin geleceği için, refahı için, kalkınması için olmazsa olmazımız. Biz ancak ve ancak daha fazla satarak, daha fazla üreterek artı değer oluşturabiliriz. Aksi halde bir yandan cari açık, bir yandan bütçe açığıyla, çifte açıkla sorunlarımızı kalıcı olarak çözmemiz çok kolay olmayacak. O bakımdan bir yandan ihracatı arttıracak her türlü mekanizmaları kullanırken, bir yandan da dünyanın içinde bulunduğu değişimi okuyabilmemiz lazım. Burada çok güzel fikirler dile getirildi. Otomotiv sektöründe önümüzdeki belki 10 yıl içerisindeki değişim bugüne kadar birikimlerimizi atıl duruma getirebilir, o yüzden bu değişimi okumak ve bu değişim-dönüşümü gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Otomotiv bizim bir numaralı ihracat kalemimiz olduğuna göre, dünyanın gittiği yönün tersine veya dünyanın gündeminden ayrı kalamayız. Bunun için de daha fazla akıl terine ihtiyacımız var, daha fazla yazılım, daha fazla elektronik, daha fazla insan kaynağına ihtiyacımız var.
İnsan kaynağımız var mı? Fazlasıyla var, gelişmiş ülkelerin kıt olan kaynağı elhamdülillah bizim ülkemizde var. Genç nüfusumuz var, büyük bir enerji kaynağımız var, önemli olan bu kaynağı ülkemizin istikbali için, geleceği için, kalkınması için, büyümesi için en iyi şekilde sevk ve idare etmemiz; bu önemli.
Sanayi 4.0, yapay zeka, büyük veri, siber güvenlik, bunlar geleceğin hayatımızda yer alacak en önemli alanları. Bunlar belki bizim kuşaktaki insanlar için çok anlam ifade etmeyebilir, ama genç kuşaklar için gelecek demek. Bugün sürücüsüz araçtan bahsediyoruz, mekanik yapılardan ziyade elektronik ve yazılım ağırlıklı ürünlerden bahsediyoruz, yani alın terinden daha ziyade akıl terinin hakim olacağı bir dünyadan bahsediyoruz. Her şey e-leşiyor, eleştirmeyi bırakıp e-leşmeye adım atmamız lazım, daha çok mesai harcamamız lazım. E-ticaret, e-ihracat e-devlet, her şey elektronik ortamda yapılır hale geldi.
10 yıl önce cep telefonunun bugünkü marifetlerini anlattığımız zaman insanlar gülümsüyordu, ama bugün yaşıyoruz. Adeta bir bağımlılık oluşturdu ve her türlü işimizi seyahatteyken, evdeyken, iş yerindeyken bu faaliyetlerimizden de geri kalmıyoruz, yani zaman, mekan mefhumu bir anlamda artık geride kaldı, her zaman her yerde işimizi de takip ediyoruz, toplantılarımızı da yapıyoruz.
Ülkemizde 15 yıldır devam eden güven ve istikrar Türkiye’yi bugünlere taşıdı, bu bir gerçek. Türkiye üç kat büyüdü, hem kişi başı milli gelir, hem de genel itibariyle ülke gayrisafi milli hasılası üç kat büyüdü. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın 13. büyük ekonomisiyiz, tarımda Avrupa’nın bir numaralısıyız, daha birçok alanda ülkemiz yavaş yavaş elde ettiği göstergelerle hak ettiği yere geliyor.
Ben ilk defa 58. Hükümette Ulaştırma Bakanı olarak başladığımda Türkiye’nin havacılıktan, dünya havacılığından aldığı pay yüzde 0.45’ti. Şu anda yüzde 2’nin üzerine çıktık. Bizim bütün göstergelerimiz yaklaşık global göstergelerin yüzde 1’i ve altında olduğu düşünülürse, Türkiye’de havacılığın genel ortalamanın iki kat üstünde büyüdüğü sonucu ortaya çıkar.
Değerli DEİK yöneticileri; bugün 2 saati aşkın yaptığımız bu toplantıda doğrusu gelecek iş planlarınız için, geleceğin Türkiye’si için görüşlerinizi, beklentilerinizi, önerilerinizi bizlerle paylaştınız, bunun için sizlere teşekkür ediyoruz.
Gördüğümüz ortak birkaç noktayı burada altını çizerek tekrar etmek istiyorum. Bir kere bu salonda bulunan, bu masanın etrafında bulunan herkes istikrarın ve güvenin ülkemizin geleceği için, ülkemizin büyümesi için, ihracatımızın artması için, üretimimizin artması için gençlerimize, kadınlarımıza, insanımıza daha fazla iş-aş imkanı için olmazsa olmaz olduğunu altı çizildi. Ve yine burada üretimde, yatırımda, istihdamda sürdürülebilirliğin sağlanmasının mutlaka ve mutlaka düşük faiz, düşük enflasyon ile mümkün olacağı bir kez daha altı çizildi.
Bunun yanı sıra, millileştirme ve yerlileştirme, burada şunu ayırt etmek lazım: Bu ülke topraklarında bu ülkenin hukukuna, kanununa bağlı bütün şirketler milli ve yerlidir. Adının ne olduğunun önemi yok, değil mi ki Türkiye’de faaliyet gösteriyor, Türkiye’de istihdam oluşturuyor, Türkiye’de yatırım yapıyor, katma değer üretiyor, o şirket öz be öz Türk şirketidir. O yüzden bazı bu konudaki yanlış değerlendirmeleri asla ve asla kabul etmiyoruz.
Evet, Hükümet olarak Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde 15 yıldır ülkemizin kalkınması, milletimizin refahı için, sektörün bizden beklediği, bütün sektörlerin beklediği düzenlemeleri yapmaya çalışıyoruz, yatırımcının önündeki engelleri kaldırmaya çalışıyoruz. Ama bu bir dinamik süreç, bir sefer yaparak tamamlayacağınız bir şey değil. İşte görüyorsunuz, 15 yıl önce konuştuğumuz şeylerin birçoğu şu anda geçersiz. Orada sanayi 4.0 konuşulmuyordu, orada elektrikli araçlar konuşulmuyordu, orada sürücüsüz araçtan bahsetmiyorduk, e-ticaret yoktu, yazılım bir ihracat kalemi olarak dahi görülmüyordu. Bugün ise teknoloji şirketleri anlı şanlı asırlık şirketlerden daha fazla değerli, daha fazla gelecek vadediyor. Az önce bir örnek, bir yazılım firmasıyla 100 yıllık bir otomotiv firmasının satış rakamları söylendi, arada 5 kat fark var; birisi 10 yıllık bile değil, birisi 100 yıllık bir şirket. Demek ki artık dönüyor dolaşıyor her şey akılla, emekle, sabırla, gayretle elde ediliyor. Ülkemizin bu anlamda potansiyeli yüksek. Bizim mutlak üstünlüğümüz olmayabilir, şu an için yok. Yani doğalgazımız-petrolümüz ben olduğunu düşünüyorum da, şu an için biz bunu gün ışığına çıkaramadık, ama bizim ondan daha değerli kaynağımız var, insan kaynağı. Mukayeseli üstünlüğümüz var. Bu üstünlüğü en iyi şekilde değerlendireceğiz ve ülkemizi 2023 Cumhuriyetin 100. yıl hedeflerine, emin adımlarla taşıyacağız.
Şu kadarını söyleyeyim, milletimiz biliyor, burada bir tekrar olacak: Bizim gibi etrafı ateş çemberi olan, 7 yıldır Suriye’de, Irak’ta yönetim yok, otorite boşluğu var, iç savaş var. 3,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. Böyle bir ülkenin bu şartlar altında bırakın yüzde 11.1 üç çeyrekte büyümesini veya yıllık yüzde 7’nin üzerinde büyümesini, ayakta kalması bile başka ülkeler bakımından büyük bir başarıdır. Ancak önemimizi, neyi başardığımızı asla unutmayalım, farkında olalım ki Türkiye hem hedeflerine emin adımlarla yürüyor, hem de geleceğini inşa ediyor. Bir yandan da bölgenin istikrarı için aktif bir görev üstleniyor. Aynı anda dört tane terör örgütüyle mücadele eden başka bir ülke yok. Yurt içinde, yurt dışında operasyon yapan, FETÖ, bölücü terör örgütü PKK, PYD, YPG, DEAŞ ve bütün bunlarla da aynı anda mücadelemizi de sürdürüyoruz. 15 Temmuz gibi bir olayı herhalde dünyada başka bir ülke yaşamış olsaydı, darmadağın olurdu, ayakta kalması mümkün olmazdı. Bu da bizim milletimizin istiklaline, demokrasisine, geleceğine aşık bir millet olduğunun en açık kanıtıdır. Silaha, tanka, topa karşı göğsünü siper etti ve ülkeyi büyük bir beladan kurtardı. Tabii burada Sayın Cumhurbaşkanı’mızın, Hükümetimizin ve aziz milletimizin ortaya koyduğu kararlılık her şeyin üzerindedir. Ben bu vesileyle bütün şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize hayırlı ömürler diliyorum. Ve bugün Afrin’de ülkemizin bekası için, sınırlarımızın bütünlüğü için, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği için, Suriye’de yaşayan insanların da huzuru ve selameti için kahramanca mücadele eden aslanlarımıza da buradan selam gönderiyoruz. Allah yar ve yardımcıları olsun.
Arkadaşlar, biz sizin bütün bu dile getirdiğiniz konuları ayrıntılarıyla Bakanlar Kurulumuzda, ilgili bakanlıklarda değerlendireceğiz. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Ama sizin de üzerine düşen görev ve sorumluluk var. Kısa vadeli küçük hesapları bir kenara bırakacağız, büyük fotoğrafa odaklanacağız. Büyük Türkiye hayaliyle daha fazla çalışacağız, daha fazla üreteceğiz, daha fazla istihdam sağlayacağız, daha çok insanımıza iş-aş temin edeceğiz. Bunu pekala yapabilirsiniz, bunu yapacak birikiminiz var, gücünüz var. Biz de sizi bütün dünyada daha etkin çalışmanız için devlet olarak kamu gücünü, siyasi gücümüzü kullanarak her yerde derdiniz bizim derdimiz olacak. Daha fazla satın alma değil daha fazla satmak için daha çok kafa yoracaksınız. Bizim aradaki makası kapatmamızın tek yolu daha fazla üretmek, daha fazla istihdam oluşturmak, daha fazla ihracat yapmak. İthalatı da yerli hammaddeyle, yerli ara maddeyle ikame etme yolunu biraz daha arttırmak.
Bugün seçtiğimiz beş stratejik alan var, bu alan içerisinde özel teşvik tedbirleri uyguluyoruz. Bunlar yüksek ve orta teknoloji gerektiren ürünlerin imalatı, petro-kimya bunlardan biridir, bilgi iletişim teknolojileri bunlardan biridir, yazılım, siber güvenlik bunlardan biridir. Ve enerji teknolojileri, yenilebilir enerji sistemleri ve sanayide dönüşüm bunlardan biridir. Finans sistemimiz sağlamdır. Bankacılık sistemimiz, hiçbir tereddüde yer vermeyecek kadar bütün uluslararası göstergeleri karşılayacak düzeydedir.
Bütün göstergeler iyi de, neden faizler istediğimiz düzeyde değil? Neden enflasyonda bu seneyi beklentilerin üzerinde kapattık? Bu sorunun cevabını biliyoruz, bu sorunun cevabından sadece biz sorumlu değiliz, Türkiye’de iş yapan herkes sorumludur. Bu bir ortak sorumluluktur, bir seferberlik anlayışı içerisinde bu mücadeleyi birlikte yapmamız gerekiyor. Bankacılık sektörümüz burada sorumluluk alacak, sanayi sektörümüz sorumluluk alacak, devlet sorumluluk zaten almak durumunda, alıyoruz, elbirliğiyle enflasyonu da, faizi de sürdürülebilir bir düzeye, tek haneli ve tercihen yüzde 7’lerin altına çekmek mecburiyetindeyiz. Bunu başarır Türkiye, şartlarımız müsait, bu konuya çok daha fazla zaman harcayacağız. Bütün sektörlerle teker teker toplanıyoruz, öneriler alıyoruz ve daha sonra da Mart ayının ortalarında Sayın Cumhurbaşkanımızın da riyasetinde değerlendirmemizi yapıp kamuoyuyla paylaşacağız ve eminim ki ondan sonraki süreçte her şey çok daha güzel olacak.
Türkiye çok zor şartların üstesinden bu günlere geldi. Geçen sene 2017 için büyük felaket senaryoları yazan uluslararası değerlendirme kuruluşları 3 sefer düzeltme yönüne gittiler arka arkaya. Niye? Hayatın içinden insanlarla istişare ederek tedbirler aldık, kararlar aldık, uygulamaya koyduk. Yeniden böyle keşif yaparak, icat yaparak bir tedbir almadık. İmalatçılarla konuştuk, hizmet sektörüyle konuştuk, konut sektörüyle konuştuk, tüketicilerle konuştuk, toplumun bütün paydaşlarıyla konuştuk, sonra alt alta yazdık, Bakanlar Kurulumuzda değerlendirdik, KGF başta olmaz üzere bir seri tedbir, bir seri yasal düzenleme ve 2017’de herkesi şaşırtan, ama bizim hiç şaşmadığımız, beklediğimiz sonucu elde ettik.
2018, 2017’den daha iyi olacak, bundan emin olabilirsiniz, Türkiye’nin bu gücü var, Türk özel sektörünün bu gücü var. Kamu bir yatırım yapıyorsa, özel sektör 9 kat yatırım yapıyor, Türkiye özel sektör yatırımıyla büyüyor. Belki zannederler ki Türkiye kamu yatırımlarıyla büyüyor; böyle bir şey yok. Bir milyar yatırımımız var, bunun 100 milyarı, 120 milyarı bizim, gerisi özel sektörün yatırımı; bir trilyon, yanlış söyledim.
Bakın, geçen gün OECD bir rapor yayınladı, düzeltiyorum, IBRD bir rapor yayınladı, diyor ki, Türkiye’de özel bir bölüm açtılar, Türkiye’deki altyapı gelişmesi son 15 yılda dünyaya örnek bir gelişmedir. Bölünmüş yollardan bahsediyor, demir yollarından bahsediyor, havaalanlarından bahsediyor. Ve rakamlara vurmuş, diyor ki bölünmüş yollarla ortalama iller arasındaki seyahat süresi 1,5 saat kısaldı ortalama, illerin kendi aralarındaki ticareti yüzde 40 arttı, trafik kazalarındaki ölümlerde yüzde 62 azalma oldu, havaya verilen egzoz salınımlarında kayda değer azalma oldu. Bir başka şey daha söylüyor, Bu bölünmüş yollar ülkedeki genel işsizliğin yüzde 1 oranında azalmasını sağladı, doğudan batıya doğru göç durdu, hatta tersine göç başladı. Bunu biz 2018 sayımlarında da doğrulayan sonuçları gördük.
Havacılıkta zaten Türkiye bugün büyük bir başarı öyküsü ortaya koydu, o yüzden dünyanın en büyük havalimanını Türkiye yapıyor. İşte burada da değerlendirme yapıldı, zenginlik merkezleri Batıdan Doğuya giderken Türkiye’den geçiyor. Türkiye, Avrasya coğrafyasını Afrika’ya, Avrupa’yı Kafkasya’ya, Ortadoğu’ya ve Uzak Doğu’ya bağlayan adeta bir buluşma yeri. 3-3,5 saat uçuşla 50’den fazla ülkeye ulaşıyoruz, 30 trilyon dolarlık bir yıllık gayrisafi hasılanın olduğu bir pazara hitap ediyor, 1.6 milyar nüfusa hitap ediyor, dolayısıyla ülkemizin potansiyeli çok yüksek. İçindeyiz, ne kadar önemli olduğumuzu tam görmüyoruz, Türkiye’nin ne kadar önemli olduğunu anlamak için dışarı çıkıp oradan bakmak daha belki isabetli olur. Bunu yurt dışına gittiğimizde muhataplarımız bize daha iyi şekilde anlatıyorlar.
Ben bir kez daha hepinize, DEİK Başkanına, yöneticilerine, Yönetim Kurulu üyelerine teşekkür ediyorum.
Verimli, faydalı bir toplantı olmuştur. İnşallah bu toplantıda dile getirilen konuları bakanlarımız süratle ele alacak ve bizim kısmı biz halledeceğiz, size düşen kısmı da sizden bekliyoruz. Bir dahaki toplantıda ortaya koyacağız, bakalım kim ev ödevini ne kadar yapmış, kim ne kadar yapmamış, ona göre notları da vereceğiz.
Tekrar teşekkür ediyorum, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum, sağ olun.