Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Diyarbakir’da STK temsilcilerine yaptigi konusmanin tam metni

 

Esasen bu eserler arasında yer alan Diyarbakır Uluslararası Havalimanı Ankara’nın doğusunda hiçbir ilde olmayan özelliklere sahip, köprüsüyle, uçak park alanlarıyla, otoparkıyla, çok geniş terminaliyle Diyarbakır’a yakışır bir havalimanı oldu. Allah hayırlı olsun, güle güle kullanmayı nasip etsin.

Sayın Cumhurbaşkanım, 2002 yılında, 2003 yılında buralara geldiğimizde havalimanından uçağa binmek için adeta bir hapishane parmaklıkları arasından askerlerin tek tek kontrolüyle geçerek giderdik. Diyarbakır’ın Hava Meydanı bir köy meydanı bile değildi, ama bugün Allah’a şükür en güzel şekilde Diyarbakır’a yakışan bir havalimanına sahibiz. 

Bizim amacımız, ülkemize, milletimize hizmet etmek, bundan başka hiçbir derdimiz olmadı. 14 yıldır bunu yapıyoruz, bundan sonra sizlerin duası, desteğiyle aynısını, daha fazlasını yapmanın gayreti içerisinde olacağız. Bizim yıkmakla işimiz olmaz, bizim vatandaşın hayatını zorlaştırmakla hiçbir işimiz olmaz. Yolları niye yaptık? Yolları böldük, canları kurtardık, gönülleri birleştirdik. Yolları böldük, milleti birleştirdik, milleti kardeş ettik.

Değerli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim, vatandaşlarım; terör örgütü uzun süredir bölge başta olmak üzere ülkemizde vatandaşlarımızın canına, malına zarar vermeye devam ediyor. Artık yeter diyoruz, buralar terörle yatıp terörle kalkmak zorunda değil. Ben bu anlamda Diyarbakır sivil toplum örgütlerinin ortaya koyduğu irade, teröre karşı ortak duruştan dolayı hepinize çok teşekkür ediyorum. Beklediğimiz budur, teröre karşı tek yumruk, birlik, beraberlik, kardeşlik. 

Değerli Diyarbakırlılar, hatırlayın, Diyarbakır’da tedavi için Ankara’ya, İstanbul’a yollara düşerdik, otobüslerle gider, bazen de yollarda perişan olurduk, kazalarda üzülürdük, yakınlarımızı kaybederdik. Ama bugün Allah’a şükür Diyarbakır’da 2 tane güzel hastanemiz var, 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 325 Kadın Doğum Hastanesi. Diyarbakır’da 10 sene önce içerisinde banyosu, tuvaleti olan hasta odası sayısı sadece 87’ydi, bugün bu sayı 1200’e çıktı, daha da artacak. Hastanelerimiz adeta bir otel kalitesinde olacak, sadece tedavi değil, tedavi öncesi ve tedavi sonrası hastalarımızın ve yakınlarımızın en güzel şekilde vakit geçirmeleri, tedavileri için elimizden gelen her türlü desteği, yardımı, hizmeti vermeye devam edeceğiz. 

Diyarbakır gibi bir ilde sadece ve sadece değerli kardeşlerim, 3 tane ambulansımız vardı. Bir şehir, Güneydoğu’nun, Doğu’nun en önemli şehri Diyarbakır’dan bahsediyoruz. Ama bugün bırakın bu ambulans sayısını, şimdi 100’den fazla ambulansımız var, onun ötesinde icap ediyorsa hastalarımızı helikopterle, uçakla alıyoruz, İstanbul’a, Ankara’ya götürüyoruz. Vatandaşına değer vermek budur. Vatandaşını çukurlarda, el bombalarıyla hayatına kastetmek değildir vatandaşı tutmak, vatandaşı sevmek.

Vatandaşı sevmek onu yüceltmektir, onu yaşatmaktır; biz yaşatmak için varız. 

Vatandaşımızın hayatının kolaylaşması, hayat kalitesinin artması için yolları böldük, yolları böldük ama, milleti böldürmeyiz, vatanı asla böldürmeyiz. Ekmeğimizi böleriz, paylaşırız, vatanımızı, ülkemizi bölmeyiz, kimseyle paylaşmayız. Yapacağımız iş basit, bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, birlikte Türkiye olacağız, istikametimiz belli. Bu topraklarda 33 tane medeniyet geldi geçti, ama bu topraklar yine aynı, bundan sonra da kıyamete kadar kardeşliğimize, birliğimize, beraberliğimize zarar vermek için, bu milletin içine fitne tohumları, düşmanlık tohumları ekmek isteyen kim olursa olsun buna asla ve asla fırsat vermeyeceğiz. Bunu sadece biz yapmayacağız, beraber yapacağız, hep beraber sahip çıkacağız. Bunu özellikle sizlerden bekliyorum, sivil toplum kuruluşlarından bekliyorum, kanaat önderlerimizden bekliyoruz. Amaçlarının ne olduğu belli olmayan, gündemlerini bile kendileri belirlemeyen, hakim güçlerin oyuncağı olan bu terör örgütlerinin hayatımızı karatmasına asla müsaade etmeyelim. Gün bugündür, bugün Diyarbakır’da meydandaki coşku, meydandaki heyecan bize bunu söylüyor, yeter artık, terörle anılmak istemiyoruz diyor, Diyarbakır terörle anılmak istemiyor. Peygamberler şehri, sahabeler şehri, huzur ve kardeşlik şehri, kadim şehir artık zaman kaybetmek istemiyor, gelişmesini, ilerlemesini tamamlamak istiyor. Fidan gibi gençlerimizin toprağa düşmesini istemiyor. Gençlerimizin Türkiye için üretmesini, milletimizi, ülkemizi en ileri seviyeye çıkarmasını istiyor. 

Onun için gençlerimize buradan bir çağrım var; bu çıkmaz yoldan, bu karanlık yoldan vazgeçiniz. Ananızın, babanızın, milletinizin o müşfik bağrına gelin, teslim olun, hep beraber bu kutlu yürüyüşü sürdürelim. Genç yaşta hayatınızı karartan bu şer odaklarına asla ve asla prim vermeyin.

Niye bizim daha genç ömründe kardeşlerimiz dağda, bayırda, terör odaklarının elinde yok olup gitsin? Bir insan kolay mı yetişiyor? Biz ne dedik? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. 

Sayın Cumhurbaşkanım, çok değerli misafirler; terör olayları başladığından beri 23 Temmuz’dan bugüne kadar bir yanda terör örgütünün o çirkin yüzünü bütün topluma göstermeye çalışırken, bir yandan da mağduriyet yaşayan Diyarbakırlı kardeşlerimizin yaralarını sarmayı asla ve asla bir dakika bile ihmal etmedik. Bakın 4996 aileye hemen nakdi destek olarak 4 trilyon lira yardım yaptık, ilk anda yaptığımız bu, bugüne kadar yapılan 20 trilyonun üzerindedir. Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı bulunan 6 mahallemizde yaşayan 210 aileye her türlü yiyecek, gıda yardımı yapıldı, yapılmaya devam ediyor, mağduriyetleri gideriliyor. Sivil toplum kuruluşlarımızın yaptıkları var, Kızılay’ımızın var, Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarımızın var, diğer şehirlerden buradaki kardeşlerine el uzatan, destek olmaya çalışanlar var, bunları söylemiyorum. Ayrıca, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün yaptıkları var. 

Diğer yandan, evlerinden, barklarından olan vatandaşlarımızın geçici olarak barınmaları için oteller kiralandı orada kalıyorlar, evler kiralandı orada iskan ediliyorlar. Neden? Çünkü bunlar gelip geçici şeyler, bu acılar da geçecek. Ama kalıcı olan kardeşliktir, birliktir, beraberliktir. 

Değerli kardeşlerim, ayrıca esnafımıza, bu olaylarda mağdur oldular, iş yapamadılar, dükkanlarını açamadılar, dükkanları tahrip oldu, perişan oldu, bunlara da acil yardımlarımız 1677 vatandaşımızın yanı sıra bütün esnaflarımıza desteğimiz devam ediyor. 6 aydır bu destek yapıldı, süresi bitmişti, Sayın Cumhurbaşkanımızın da talimatıyla önümüzdeki 6 ay için yine bu destekleri yapacağız. Ne zamana kadar? Artık her şey sakinleşip huzur ve güven mutlak sağlanıncaya kadar, hayat normale dönünceye kadar bu destekler sürecek. Ama bir yandan da hemen Sur başta olmak üzere bölgedeki bütün terör örgütlerinin, teröristlerin yerle bir ettiği, çukurlar açtığı ilçelerimiz, Şırnak, Cizre, Silopi, Nusaybin, tamamını, Sur, bunlar elden geçecek.

Bakın, giden mal geri gelir, ama giden can geri gelmez. Onun için kardeşliğimiz olmazsa olmazımız. En güzelini yaparız, binaların en iyisini yaparız, fabrikaların en iyisini yaparız, okulların en iyisini yaparız, ama her toprağa düşen fidan yüreğimize kor, ateş gibi yer ediyor. O genç yavrularımız, o genç polislerimiz, askerlerimiz, korucularımız, onların suçu ne? Onların suçu yok, onlar bu Bayrağın dalgalanması için, bu ezanların dinmemesi için göğüslerini siper ettiler, toprağa düştüler. Onlara Allah’tan rahmet ediyorum, şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Yaralılarımızın, gazilerimizin Allah şifasını versin.

Değerli kardeşlerim, 65. Hükümet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın tensibiyle, onayıyla 24 Mayıs’ta göreve başladık, ayın gün Hükümet Programımız okundu, dün de programımızın müzakerelerini tamamladık, yarın da inşallah Meclisten güvenoyu isteyeceğiz, işe hızlı girdik. 

Bu süre içerisinde, 19 Mayıs’la bugün arasında Diyarbakır’a benim ikinci gelişim. İlk gelişimde Tanışık Köyü’ne gittik, Dürümlü mezrasında hunharca katledilen 16 Diyarbakırlı kahraman vatandaşlarımızın acılarını paylaştım. Onlar büyük bir felaketin önlenmesi için kendi göğüslerini teröre karşı siper ettiler, 15 ton patlayıcıya karşı siper ettiler ve hayatlarıyla bunu ödediler, bu büyük faciayı engellediler.

Çok değerli kardeşlerim, Türkiye artık ayağına bağ olan, ilerlemesini yavaşlatan, enerjisini tüketen bu terörle yoluna devam edemez. Bundan sonra hizmetlerimize kaldığımız yerden aynı kararlılıkla Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam edeceğiz, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bizi birbirimize düşürmeye çalışan, aramıza nifak sokmaya çalışanlara asla ve asla fırsat vermeyeceğiz. Terör örgütleri onları içeriden ve dışarından destekleyenler günü gelecek bu milletin yüzüne bakamayacaklar, yaptıklarından dolayı bin pişman olacaklar.

Yapacak çok işimiz var. Bakın, Diyarbakır’da değerli kardeşlerim, 25 katrilyon yatırım yaptık 14 yılda, sadece Diyarbakır’ı diyorum, bölgeyi demiyorum, Van’ı demiyorum, Hakkari’yi demiyorum, Siirt’i, Şırnak’ı, Mardin’i, Batman’ı, Kilis’i demiyorum. Bunları topladığımız zaman 100 milyarın üzerinde yatırımdan bahsediyoruz. Şırnak’a havalimanı yaptık, Hakkari’ye havalimanı yaptık, Bingöl’e havalimanı yaptık. Batan havalimanını hatırlayın, Diyarbakır’dan farksızdı, bir otobüs durağı gibi sundurma, insanlar oradan alınıp uçağa götürülürdü, şimdi şehrin en güzel binası var Batman havalimanında, bir sanat eseri. İşte insanı sevmek bu. İnsanı sevmek İnsanı öldürmek değildir. İnsanı sevmek insanı yüceltmektir, hizmet etmektir, onun emrinde olmaktır, hak için halkla beraber olmaktır. 

Sayın Cumhurbaşkanım, değerli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, değerli kanaat önderleri; şimdi bakın Silvan Barajı’nı yapacağız, sürekli engelliyorlar terör örgütü. Hani buranın menfaatini, buradaki milletin dertlerini düşünüyordunuz, nerede? Niye engelliyorlar? Çünkü onların kaynağı kuruyacak. Silvan Barajı 7 katrilyon yatırım olacak, 2.4 milyon dönüm arazi suyla buluşacak, 1 milyar 100 milyon kilovat/saat enerji üretilecek, 300 bin insan iş, aş sahibi olacak, bu tabi terör örgütünü telaşlandırır, tabi onları panikletilir, tabi ki engellemek isterler, çünkü Diyarbakır kalkınınca, Güneydoğu kalkınınca bunların piyasası azalıyor, piyasası yok oluyor, terörün yaşam alanı yok oluyor. Onların yaşam alanını bu ülke sınırlarının içinde hiçbir yerde bırakmayacağız. 

İnşallah Sayın Cumhurbaşkanım, Diyarbakır’la, güneydoğuyla, doğuyla, batıyla el ele, kol kola kardeşçe bir olarak, beraber olarak bu ülkeyi, ecdadımızın bize emanet ettiği bu toprakları torunlarımıza aynı şekilde tek bir karışına helal gelmeden teslim etmek boynumuzun borcudur diyorum.

Bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanımıza buraya gelerek sizlere, bizlere güç verdiği için, kardeşliğimiz, birliğimiz, beraberliğimiz için bize gösterdiği liderlikten dolayı çok teşekkür ediyorum.

Hepinize bu vesileyle saygılarımı sunuyorum, sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.