Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in EKK’da alinan kararlari açikladigi basin toplantisinin tam metni

 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- ve bu toplantı sonrasında reel sektörün desteklenmesi, istihdamın artırılması, reformların devam edilmesi, reformların tekrar kaldığı yerden devam edilmesi ve hızlandırılması, kamuda tasarruf yapmaya devam edilmesi gibi hususlarda karar almıştık. Ve bu kararların teknik çalışmalarının tamamlanmasını müteakip bugün bu kararların bazılarını, önemli olanlarını, hemen devreye girecek olanlarını kamuoyuyla, vatandaşlarımızla paylaşıyoruz.

Reel sektörün, yani üretimle, istihdamla, ihracatla uğraşan sektörün sıkıntılarını biliyoruz, yatırım yapan, üreten, Türkiye’nin değerine değer katan, ihracat yapan bütün kesimlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu çerçevede bugüne kadar aldığımız tedbirlere ilave olarak yeni bir tedbir daha almış bulunuyoruz. 

Bunlardan birincisi; firmaların piyasada nakit ihtiyaçları var, nakit sıkıntısı var, bu nakit sıkıntısını rahatlatmak, işlerini genişletmelerini sağlatmak, hatta istihdamı artırmak için Hazine kefareti getirmek suretiyle kredi garanti fonunun kefaretiyle 250 milyar liraya kadar bir kredi hacmi oluşturuyoruz. Bu ne demektir? Piyasada KOBİ’ler büyük işletmeler, ihracat işiyle uğraşanlar, yani ekonomimizi ayakta tutan bütün sektörlere nakit sıkışıklığını giderecek ve işlerini düzene sokacak yeni bir kaynak oluşturuyoruz.

Önemli bir kaynak, yani bugün 40 milyar civarında sıkışıklığı olan firmaların toplam hacminin 40 milyar olduğu düşünülürse, bunun çok çok üzerinde 250 milyar liralık yeni bir kredi hacmi getirmiş oluyoruz. Burada ağırlıklı olarak bundan KOBİ’ler yararlanacak, yani küçük işletmeler, esnaflar, orta ölçekteki işletmeler yararlanacak, ayrıca ihracatla uğraşanlar da yararlanacak, ticaretle uğraşanlar da bundan istifade edecek. İhracat kredilerinde garanti, yani teminat yüzde 100, KOBİ’lerde yüzde 90, ticari kredilerde yüzde 85 uygulanacak. Demek ki KOBİ’ler istihdamımızın yüzde 65-70’ini oluşturan, firma sayısı olarak yüzde 98’ini oluşturan, ihracatımızın yine yüzde 60’dan fazlasını oluşturan KOBİ’lere burada bir ilave kıyak yapmış oluyoruz, buna da ihtiyaç var. Çünkü bunlar ekonomimizin belkemiğini oluşturuyor. İhracatta niye yüzde 100? Çünkü ihracatçı satıyor, sattığının parasını da hemen alıyor, çok kısa vadeli bir şey, orada bir sıkıntı yok. Bu nasıl olacak? 250 milyar lirayı vereceğiz de, böyle bir kaynak oluşturacağız da bunun karşılığı var mı-yok mu diye hemen soru akla gelebilir. Burada bir kere bütçe açığını artıracak, yeni borçlanma gerektirecek planlanan dışında bir düşünce yok, bunu bilmekte fayda var. Bu sadece 2017 bütçesinde ve arızi gelirlerden gelen paralarla karşılanacak. Bütçeden nasıl karşılanacak? Bütçe kalemleri arasında bazı kaydırmalar yapmak suretiyle bunu gerçekleştirmiş olacağız. 

Birinci ve en önemli tedbir budur. Bu tedbir iş dünyamıza, üretim yapan tesislerimize, ihracat yapan, yeni iş-aş imkanı sağlayan bütün iş dünyamıza çok ciddi bir rahatlama getirecek, hayırlı uğurlu olsun. 

İkinci ve bunun devamı olan konu da; 2017’de özel sektör yatırımlarını daha da teşvik etmek, artmasını sağlamak amacıyla imalat sanayine yatırım teşvik kapsamındaki projelere artı destek vermek. Yani yatırımın teşvik edilmesinde ciddi bir seferberlik başlatıyoruz. Biraz daha detay verirsek; 2017 yılında yapılan imalata yönelik yatırım harcamaları için yatırıma katkı oranını mevcudun üzerine yüzde 15 daha artırıyoruz. Öyle mi Naci Bey? Tamam. 

Kurumlar Vergisi indirimini tam olarak uygulayacağız. Bu ne demek? 

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- … 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ha yani yoksa sadece o yatırımla sınırlı değil bütün işinin içerisinde bunu kullanabilecek. Gayet güzel aslında, biz de başlasak, yani güzel bir şey. 
Kurumlar Vergisi indirimini tam olarak uygulayacağız, onu söyledik zaten. Teşvikin tamamını diğer kazançlara uygulama imkanı getireceğiz, bunu da Nihat Bey biliyor galiba.

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ- Bu da aynı konuda, teşvikin tamamını önceden 5 yıla, 10 yıla kadar giden indirim tutarlarını yüzde 80’e kadar müsaade etmiştik, şimdi yüzde 100’ünü derhal tüm kazançlarından indirebilecek. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu Kurumlar Vergisine benzer teşvik tarafındaki bir uygulama olarak yürürlüğe girecek. 

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ- Gerekirse aynı yıl tüm kazançlarından indirerek bir dahaki yıla sarkmayacak, 2017’deki yatırımlarıyla ilgili.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yatırıma yönelik inşaat işlerinde KDV iadesi vereceğiz. Bunu zaten yapmıyor muyuz? 

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- İnşaat işlerinde KDV’yi indiremiyor, iade hakkı yok, ama yapılan bu düzenlemeyle 2017 yılında yapılan yatırım harcamaları için yıl içerisinde yaptığı harcamaların karşılığı ödediği KDV’yi tamamını iade olarak alabilecek. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu inşaat işlerinde yeni bir uygulama, yeni bir kolaylık, ilave bir imkan olarak geliyor. 
Lütfi Bey, sen bir şey mi söyleyeceksin? 

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN- 2017…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 2017’yi konuşuyoruz zaten. Zaten teşvikler, bütün bunlar, yaptığımız açıklama arkadaşlar 2017. 2018 gelince de o zaman 2018’e de bakarız, ona göre, gelişen şartlara göre değerlendiririz. Şu anda önümüzdeki seneyi konuşuyoruz. 

Tabii KDV iadelerinde de gecikme şikayetleri var, bunları da hızlandırmamız lazım. Naci Bey, tamam mı? Yani bunu da bir kenara not edin. Burada yazmıyor, ama bu da bizim, vatandaş adına bizim talebimiz. 

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- Önemli iyileştirmeler yaptık, daha da hızlandırırız. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tamam. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İstihdamı arttırmak, korumak artı artırmak, yani işyerleri kapanmasın, onlar işte kredilerle desteklenecek, istihdam korunacak. Ama arttırmak için de, biz bazı tedbirler alıyoruz, bu tedbirler özel sektör işverenlerinden asgari ücret desteğinden yararlananların bu destekten yararlanmalarına esas prim ödeme gün sayısına karşı gelecek şekilde 2017 Ocak, Şubat, Mart üç ay, üç aylık primlerini, 2017’nin Ekim, Kasım, Aralık ayına öteliyoruz. Yani Ocak’ta, Şubat’ta, Mart’ta bu SSK primlerini, sosyal güvenlik primlerini ödemeyecekler, ne zaman ödeyecekler? Senenin son üç ayında ödeyecekler. Bunu da aynı şekilde ödeyecekler değil mi, yani ilave yük gelmeden?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- Faizsiz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İlave yük gelmeden, faiz yürütmeden. Faiz yok, Ocak’ta ne 100 lira para ödeyecektin, erteliyoruz Ocak’ınkini Ekim’e, Şubat’ınkini Kasım’a, Mart’ınkini Aralık’a, aynı para; enflasyondan, kur farkından falan etkilenmeden. 

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- 9 ay faizsiz ötelemiş oluyor…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 9 ay faizsiz erteleme. Yani diyoruz ki; burada devlete vereceğin parayı sonra verirsin kardeşim. Önce işine harca, acil konularına ayır, sonra bize gelirsin, biz bekleyebiliriz, ama piyasa beklemez, maaşlar beklemez. Sen vatandaşları, işçilerini çalıştırmaya devam et, bu yükünü, bu yükümlülüğünü daha sonra yerine getirebilirsin. Ha bunu nasıl sağlayacaksınız? Bu yıl içinde geri döneceği için bir yük getirmiyor. Bunun için ilave hazine bir borçlanma öngörmeyecek. 
Bir başka önemli iş; malum işsizlikte hafif bir şey var, kıpırdama var. Bunu dikkate alarak önümüzdeki yılın iş ve istihdamını arttırmaya yönelik, özel sektör firmalarımızın da maliyetlerini düşürmeye yönelik bir tedbirimiz var. Aslında burada iki tane tedbir var, bunları da sırayla açıklayacağız. İş başı eğitim programları, mesleki eğitim kursları, girişimcilik eğitim programlarını daha da güçlendiriyoruz. Bu bağlamda 2017’de eğitim programları, mesleki eğitim, girişimcilik eğitimi olmak üzere toplam özel sektörde 500 bin vatandaşımıza İŞKUR’un aktif iş gücü programlarından yararlandıracağız; bunu özel sektöre sağlıyoruz, bu çok önemli. İŞKUR bir program başlatıyor, biliyorsunuz daha önce toplum yararına çalışma programı vardı, bu programı genişletiyoruz, bir anlamda bunu özel sektöre de yayıyoruz ve 500 bin insanımıza özel sektörde 2017 yılı için iş temin edeceğiz, programın özü, esası bu. Bu iş başı eğitimi olabilir, mesleki eğitim olabilir, girişimcilik eğitimi olabilir ve dolayısıyla gelecek yıllarda iş gücüne, iş piyasasına hazır hale gelmesini sağlayacağız. Bu arada 500 bine ilave olarak 100 bin de yine toplum yararına çalışma programına devam edeceğiz 100 bin vatandaşımıza. Bunu da tabi ağırlıklı olarak Doğu, Güneydoğu Bölgelerimiz teşkil edecek, ama ihtiyaç olan yerlerde tabi ki buna da yer vereceğiz.

Artı istihdam programı öncelikli olarak katma değeri yüksek olan orta ve yüksek teknoloji sektörlerinde uygulanacak. Bunun detaylarını eğer merak ederseniz Mehmet Şimşek açıklayabilir veya pardon Mehmet Müezzinoğlu Mehmetleri karıştırdık.
Buyurun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU- Şimdi Sayın Başbakanım, özellikle mevcut istihdamın üzerine artı istihdam koyacak bütün işverenlerimize bu anlamda asgari ücretin yarısı kadar ki bir yüklenmeyi biz Bakanlık olarak veya İŞKUR olarak üstlenerek orada artı istihdama 1 yıl sürecince yüzde 50, 2. yıl yüzde 25’i kadar bir destek vermeyi planladık.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bu da önceki açıkladığımın üzerine bir şey değil mi? Yani o 600 bin, 500 artı 600 binin bir 100 binin üstüne bir şey daha geliyor bu da çok güzel bir şey. 
BDDK bu arada bankaların bankacılık sektörünün reel sektöre kredilerini yeniden yapılandırılması için yetki ve imkan veren karşılıklar kararnamesini kabul etti ve yayınlandı.

Bunun detayını da.

BAŞBAKAN YARDIMCISI NURETTİN CANİKLİ- Aslında burada hem karşılıkların düşürülmesi yoluyla yeni kredi imkanları açılması söz konusu bu bir. İkincisi, ayrıca genel olarak bütün kredilerin yeniden yapılandırılması yoluyla, bankalar bu yetkinin verilmesi suretiyle BDDK tarafından bütün kredilerin yapılandırılması imkanının getirilmesi sağlanıyor. Dolayısıyla, hem karşılık kararnamesi, karşılık azaltılınca ayrılması gereken karşılık krediye vereceği para artıyor Sayın Başbakanım. Ayrıca genel olarak da bankalara…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kredi yapılandırılmasına imkan vermek için karşılıklar kararnamesiyle burada bazı yükler üzerlerinden alınmış oluyor ve oradan elde edecekleri kaynağı da kredi yapılandırmasında kullanacaklar.
Bu bağlamda özellikle KOBİ’lerin maliyetlerinin düşmesi hedefleniyor. KOBİ tanımı da 40 milyon ve aşağı diye düşünülüyordu bu kredilendirme yönünden. Şimdi kredilendirme yönünden KOBİ tanımını 125 milyona çıkardık. 125 milyon altında bir yapılandırma, yeniden yapılandırma söz konusu olacaksa bunlar KOBİ sınıfını olarak dikkate alınacak ve onun imkanlarından, avantajlarından yararlanmış olacaktır.
Üçüncü konu, ihracat daha doğrusu beşinci konu ihracatı daha çok ilgilendiriyor. İhracatın arttırılmasına yönelik bir dizi önlemler alındı. Neydi bunlar? 2017 yılında ilave bir önceki yıla yaptığı ihracata ilave ihracatı yaparsa o ayrıca desteklenecek. Bunu nasıl yapacağız? Eximbank’ın sermayesini arttırıyoruz. Eximbank’ın sermayesi de artmış olunca ihracat destekleri de otomatik olarak artıyor. Mevcut durumda 3.7 milyar sermayesi var, bunu daha da yükseğe çıkaracağız ihtiyaç neyse o kadar yapılacak.
Yurt dışı yükleniciler veya müteahhitlik hizmetlerine yönelik kullandırılan döviz kredilerinde firmaların yurt içinden sağlayacağı Türk Malı ve hizmetlere yönelik kısımda sıfır faiz uygulaması getiriyoruz. Yani buradan oraya yapacağınız işlerde götüreceğiniz mal ve hizmetler için ayrıca bu kredilerde faiz alınmayacak. Bu faiz farkı da Exim’den karşılanmış olacak, herhalde doğrudur değil mi?
Kredi Garanti Fonu Hazine tarafından sağlanacak olan fona kefalet sınırının önemli bir kısmı ihracatçıya yüzde 100 teminat verilecek. Az önce söyledim, ihracatta teminat miktarı yüzde 100 tamamen Eximbank tarafından karşılanacak. Eximbank tarafından kullandırılan kredilerde risk ağırlığını sıfırlayamaya yönelik sermaye yeterlilik oranını ve kredileri de artırmış olacağız, bu da ayrıca yeni bir tedbir. Bu şu anlama geliyor: Bunların detaylarını Ekonomi Bakanımız daha sonra teferruatlı olarak paylaşacaktır. Amacımız, ihracatımızı çeşitlendirmek, ihracatımızın katma değerini arttırmak ve ihracatımızın miktarını arttırmak üç tane amacımız var.
Yine Bilim Sanayi Bakanlığımızın KOBİ’lere yönelik bir desteği var. Bu destek çerçevesinde mevcut bilançolarını esas alarak işletmelere ilk 12 ay için geri ödemesiz olmak üzere 3 yıl vadeli 50 bin lira kredi sağlanacak, bu ne demek Faruk Bey? Vatandaşın anlayacağı şekilde.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ- KOSGEB’e üye olan küçük işletmelerin 12 ay içerisindeki kredi ihtiyaçlarını karşılamak üzere 50 bin lira vereceğiz. Yaklaşık 15 bin KOBİ’nin bundan faydalanmasını bekliyoruz ve bize de biz bunun faizini ödeyeceğiz, yani KOSGEB’le birlikte bunun faizini biz ödeyeceğiz. İlk 12 ay ödemesiz toplam 3 yıl geri ödemeli olacak. KOBİ’leri rahatlatmak için efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Faizsiz 3 yıl boyunca 50 bin liraya kadar faizsiz para veriyoruz. İlk yılı ödeme yok, son iki yılı ödenecek.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ- Son iki yıl üçer aylık eşit taksitlerle.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Üçer aylık ödeme takvimleriyle bu da güzel bir şey yani yeni ufak tefek işler yapmak isteyen el işleri, küçük girişimcilerin çok bunu bilsin vatandaş. Mesela ne kadar insan yararlanır bundan?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ- Efendim, 15 bin KOBİ’nin faydalanmasını hesaplıyoruz. Ve yaklaşık 750 milyon liralık bir kaynak olacak ve bize bunun maliyeti 15 milyon lira olacak faiz olarak.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, tabi bu daha ziyade böyle el emeği, göz nuruyla zanaatkarlar, küçük işletmeler bundan pekala yararlanabilir, işinin devamını sağlayabilir bu da çok güzel bir tedbir, teşekkür ediyoruz.
Reel sektörün desteklemek için aldığımız bu tedbirlerin tamamı için bütçemizde yapacağımız tasarrufları kullanacağız, yani mali disiplin var olmaya devam edecek, har vurup harman savurmayacağız, başkaca bir olumsuzluğa sebep olacak bir uygulamaya gitmeyeceğiz. Hesap kitap yapıldı bunların en ayrıntıları çalışıldı, neyin nereden yapılacağını biliyoruz, milletimiz rahat etsin, iş adamlarımız da bu konuda çok emin olabilirler, rahat olabilirler. Sadece tedbirleri almakla da kalmıyoruz, nasıl uygulanacağını birebir takip edeceğiz, buradaki bürokratik engelleri de siyasi irade olarak ortadan kaldıracağız, bunu da ayrıca ifade etmek istiyorum.
2017 yılı için yapısal reform uygulamalarını da takvimlendirdik. Yani yıl boyunca hangi yapısal reformları yapacağız, hangi alanda yapacağız, bunların hepsinin listesini yaptık, bir bir hayata geçireceğiz. Bunları yaparken de tabi vatandaşlarımızla paylaşacağız, paydaşlarımızla paylaşacağız. Diyelim çalışma hayatına yönelik bir reform yapacaksak bütün taraflarla konuşacağız, ülke gerçeklerini de dikkate alacağız, vatandaşlarımızın da beklentilerine dikkat edeceğiz, bu şekilde yapacağız. Sağlık alanındaysa böyle, ar-ge, araştırma-geliştirme alanındaysa böyle, vergi konusu var, yargı adalet konusu var, birçok alanda, eğitim, bütün alanlardaki bu reformları gerçekleştireceğiz.
Reformların esası şudur: Reformların esası, devletin bütün alanlardaki belirleyici rolünün, ekonomideki ve diğer alanlardaki belirleyici rolünün sınırlandırılması, vatandaşın birçok alanda rahatça hareket etmesi, devletle olan işinin azaltılması, özeti bu. Vazgeçemeyeceğimiz iki tane alan var, birisi adalet, birisi de güvenlik. Bu iki alan devlette olacak ve hiçbir şekilde bu alanlarda başka bir reform düşünülmeyecek. Ama kendi içinde hızlı işlemesi, etkin olması için gerekli tedbirleri alacağız, diğer alanlarda yapılacak şeyler bütün toplumu ilgilendiren konular. 

Son olarak burada iki tane husus daha var, onu da ifade edeyim.

Birincisi, geçtiğimiz günlerde bir genelge imzaladım, genelgeye göre kamu bankaları artık aralarında para toplarken yarış yapmayacaklar. Yani kimden para topluyor? İşte kamudan. Kamunun paraları genellikle kamuda tutuluyor, bunları da birbirleri arasında da yarışa giriyorlar, özel bankalarla bunun yarışına giriyorlar, şimdi buna gerek yok dedik kardeşim. Bu paralar ne kadar yüksek maliyetli toplanırsa, kredilendirme, reel sektöre aktarılması da o kadar pahalı oluyor. Burada Hazine çalıştı bir sınır geldi, yüzde 7,5’u geçmeyecek, kamu bankalarının kamudan mevduat alımında standart getiriyoruz, yüzde 7,5 diyoruz. Diyoruz ki, sizin işiniz faizcilik değil, daha çok kar etmek değil, sizin aldığınız paraları reel sektöre, üretime, ihracatı artıracak projelere aktarmak; bunu da uygulamaya soktuk. Bu ne getirecek? Dolaylı olarak tabi daha düşük faizle kaynağa eriştiğiniz için bankalar verecekleri kredilerde de ona göre maliyetlerini azaltacaklar. Geçen gün mesela iki bankamız, Ziraat ve bir özel banka TOBB’la beraber bir kaynak oluşturdular, 500 milyon bir kaynak koydular, faizi de KOBİ’lere vermek için 9.90’a indirdiler yıllık faizi ve orada 5 milyar dolayında ilave bir kaynak oluşturdular. Ümit ederim ki bu uygulama da kamu bankalarının kullandıracakları kredilerin maliyetine aynı oranda oranları düşürerek yansımasına sebep olacak. 

Bir son konu da, bu piyasalarda yaşanılan dalgalanmalar üzerine sağ olsun milletimiz yine Sayın Cumhurbaşkanımızın da çağrısıyla beraber bir sorumluluk üstlendi ve ciddi anlamda milli paramıza, liramıza yönelme oldu; bunun için teşekkür ediyoruz. 
Ama aynı zamanda bunun vatandaşlarımızın tek başına yapması yetmez dedik, biz de kamuda bir dizi önlemler aldık. Nedir bu önlemler? Şimdi devletin mecbur kalmadıkça döviz üzerinden, bütün kuruluşlar döviz üzerinden sözleşme yapmayacak. Dış sözleşmeler olur, mecburiyet olur, onlar hariç, ama genelde mecbur değilse döviz üzerinden sözleşme yapmayacak. 

İki; yapılmış bütün sözleşmelerde mümkün olanlarını Türk parasına dönüştürmek. Bu şekilde uygulamalar da başladı. Bazı kamu kuruluşları da hatta ihtiyaç fazlası olan dövizlerini de Türk lirasına dönüştürdü. Bunlar da güzel gelişmeler. 
Bu şekilde kısa vadede 10 milyar dolar civarında bir kaynak yerli paraya geçmiş oldu. Ve bunun anlamı şudur: Piyasanın diğer ihtiyaçları olan döviz imkanına da bir takviye yapılmış oldu. Bu uygulama bundan sonra da devam edecek. 
Ve son söyleyeceğim şey, önce milletten bir şey isterken kendimiz ne yapıyoruz, ona bakmamız lazım. Kamu olarak, burada detaylarına girmeyeceğim, devlet olarak 2017’de muazzam bir tasarruf yılı olacak, çok ciddi tasarruflar yapacağız, bunun da tüm detaylarını çalıştık. Yani önceliği olmayan harcamalar, işte yeni bina alma, yeni araba alma vesaire, gereksiz masraflar yapılmayacak, fuzuli yere seyahatler, bunlardan kaçınacağız. Yani bir anlamda vatandaşlarımızdan bir şey isterken, hadi dövizini bozdur, ülkene, ekonomine omuz ver derken, önce devlet olarak, devlet kurumları olarak bizler elimizi taşın altına koymamız lazım. Bunu da bu vesileyle kamuoyunda paylaşmak istedim.

İnşallah bu aldığımız tedbirler semeresini kısa sürede verecektir ve dünyadaki var olan dalgalanmaların etkileri ülkemiz bakımından ortadan kalkacaktır diye inanıyoruz.

Teşekkür ediyoruz, bu tedbirlerin hayırlı, uğurlu olmasını diliyoruz.

Buyurun arkadaşlar, fazla değil. 

SORU- Kısa bir sorum olacak Sayın Başbakanım.

Tüm bu desteğin, teşviklerin toplam maliyeti nedir? Hani 250 milyar liralık bir krediden bahsettiniz ama, bunun üzerine toplam ne kadar büyük bir teşvikten bahsediyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi arkadaşlar, teşviklerle tedbirleri birbirine karıştırmayalım. Yani şöyle: 250 milyar liralık bir kredi hacmi oluşturuyoruz, bu para zaten var piyasada, para var da verilmiyor. Niye verilmiyor? Finans sektörü yeterli emniyet tedbiri görmek istiyor, yani ben daha fazla açılırsam, bu dalgalanma da devam ederse zora girerim diye vermiyor. Biz diyoruz ki, ver kardeşim, teminatı biziz, yani Kredi Garanti Fonu veriyor. Biz teminat vermek için bir karşılık ayırmamız lazım, onu da söyledim, 25 milyar TL. Diğer kalemlerde de daha az olmak üzere bir kısmı bütçe içindeki kalemlerden kaydırılacak. Yani bunların yapılması için biz ilave bir borçlanma yapmayacağız. Onu yaparsan zaten kıymeti yok ki. İlave borçlanma yapmadan karşılık ayırma bu işin püf noktasıdır, bunu da sağlayacağız. Yani belirli miktar 25 milyardır, diğerleri için de üç yıl boyunca işte 15-16 milyarlık bir kaynağı oluşturuyor. 

SORU- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Üç yıllık bu kredi maliyeti için 17,5 milyarlık bir karşılık gerekiyor. 
Buyurun. 

SORU- Sayın Başbakan, siz konuşmanızı yaparken Türk Lirasındaki değer kaybı devam etti yüzde 1 düzeyinde. Bu anlamda para politikası olarak bir önlem önümüzdeki dönemde düşünülüyor mu? 
İkinci, olarak 250 milyarlık ek krediden söz ettiniz, bankaların şu an için 1 trilyonun üzerinde bir kredisi var, 250 milyarlık kredi eğer ödenmezse devlet mi ödeyecek? Bunu biraz daha açar mısınız, onu rica edeceğim? 
Bir de, kamunun kamu bankalarındaki yüzde 7.5’luk payı ne kadara denk geliyor? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, bir kere şunu bilmek lazım;  1 trilyonun üzerinde kredi falan var da, bunların hepsi böyle muaccel değil, işler yolunda gidiyor. Bu, olası bu dalgalanmalardan olumsuz etkilenmeler olabilir diye biz devlet olarak, 250 milyar lira kardeşim sizin burada rezerviniz var, bunlarla ilgili teminatlar da bize ait diyoruz. Ama sorunlu kredilerin oranına baktığımız zaman, bizim ayırdığımız miktarın çok altında, öyle değil mi? 

BİR BAKAN- Yüzde 3,5.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yüzde 3,5. Yani 1 trilyon desek ne olur? 40 milyar, 50 milyar bilemedin bir para, 35-40 milyarlık bir paradan bahsediyoruz. Ama biz diyoruz ki, bugün değil, gelecek zamanda da, yani en kötü senaryoya göre hareket ediyoruz ve bu kaynağı ayırıyoruz. Dolayısıyla orada herhangi bir sıkıntılı durum yok. 
Son olarak tabi piyasalardaki dalgalanmalar şu birkaç günde iniş trendiydi kurlarda. Bu ufak tefek inişler-çıkışlar küresel şartlardan dolayı olabiliyor. Bunlar geçici şeyler, bizim tedbirlerimiz ise orta ve uzun vadeli. Bu arada tabi Merkez Bankamızın da eli kolu bağlı değil, o kendi kapsamında, kendi kapasitesinde icap eden tedbirleri de her zaman alabilir. Bu bizim Hükümetimizin aldığı tedbirler. Dolayısıyla bunun da böyle bilinmesinde yarar var. 
Buyurun. 

SORU- Sayın Başbakan, az önce gelirler anlamında bütçeden kalemlerin kaydırılması olacağını söylediniz ve bir borçlanma olmayacak dediniz ama, gelir anlamında bakıldığında borçlanma değil, 2017’de bu teşviklerin vergi olarak bir yansıma söz konusu mu vatandaşın üzerine? Birinci sorum bu efendim. 
İkincisi; kamuda tasarruftan bahsettiniz, çok sıkı tasarrufların olacağını söylediniz, miktar olarak verebileceğiniz bir rakam var mıdır?
Ve son olarak, bugün bir gazetede yer almıştı, kamuya yüz bine yakın bilişim personelinin alınacağına ilişkin. Siz de istihdamdan bahsetmiştiniz, böyle bir alım söz konusu mu?
Teşekkürler. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, şimdi birinci bölümünde sorunun ilave vergi falan gelecek mi dediniz değil mi, yanlış anlamadım? İlave vergiden kastınız ne? 

SORU- 2017’ye ilişkin olarak herhangi bir şekilde vergi artışı olup olmayacağı, yani bu teşviklerin karışlanmasına ilişkin olarak.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Böyle bir şey yok, vergi artışı falan yok. Vergi artışı olsa bunları ne konuşuyoruz? Bir elinle ver, öbür elinle geri al. Derdimiz o değil ki, biz bir sıkıntıyı gidermek, bu sıkıntıda hep veren taraf olacağız, alan taraf değil. Onlar şimdi ne olacak? Onlar işlerini düzeltecek, yoluna koyacak, tekrar hıza geçince zaten vergilerini verecekler. 
Harcamaları tabi kısacağız, yani şu anda miktar veremem ama, önemli olan bu konudaki kararlılığımızdır. İstihdam, mecbur kalmadan kamuya personel almayacağız, yeni bina almayacağız, fuzuli masrafları yaptırtmayacağız, mükerrer işleri, yani aynı işi biri de yapıyor, öbürü de yapıyor kurumlardan, bunların önüne geçeceğiz. Bunlar çok ciddi tedbirler, bunların detayları üzerinde de arkadaşlarımız çalışıyorlar.
Buyurun.

SORU- Sayın Başbakan, kamuya yeni bina ve araba alımında bazı kısıtlamalar yapacağınızı söylediniz. Acaba bir havuz oluşturmak söz konusu olacak mı bu konuda?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Şimdi bir kere şu anda kamunun ihtiyaçları bize geliyor, Başbakanlığa geliyor, işte yeni araç alımı, yeni bina alımı, yeni personel alımı, zaten bir merkezden koordine ediliyor. 
Burada tabi öğretmen ve güvenlik görevlileri, onlarla ilgili, öğretmen ihtiyacı, jandarmaydı, polisti, korucuydu; öyle değil mi Naci Bey, bunlarla ilgili zaten belirlediğimiz bir şey var.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL- Sayın Başbakanım, bütçe kanununda açıktan atama kontenjanı olarak 5 bin sayısını belirledik, ama özellikle güvenlik, yargı alanında alınacaklarla dahil yaklaşık 60 bin personel zaten planlandı, ama burada daha çok yargı ve güvenlik personeli var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tamam yani bunlar dışında diğer acil ihtiyaçlar için belirlediğimiz rakam 5 bin. Bunun üzerine daha fazla personel istihdamı söz konusu olmayacak ve bütün bunlar Başbakanlık tarafından koordine edilecek takibini de buradan yapacağız. Mevcut eldeki personelin ihtiyaç fazlalarını ihtiyaç olan yerlere kaydırmak suretiyle buradaki açığı da kapatmış olacağız. 

Evet, buyurun efendim.

SORU- Efendim, KOBİ kredilerinde öncelikler ne olacak, çünkü KOBİ kavramı deyince hizmetler sektörü de giriyor, imalat sektörü giriyor alabildiğine yoğunluk arz ediyor, burada hangi sektörler öncelik alacak bir.
İkincisi, yurt dışı tasarrufları önemli bir noktada. Yurt dışı tasarrufların Türk Lirasına çevrilmesi noktasında bir Hükümet olarak bir çağrımınız olacak mı?

Teşekkür ederim. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere imalat sektörü yani bizim gerçek sektör dediğimiz imalat sektörü ağırlıklı olarak KOBİ’lerde desteklenecek. Yurt dışındaki tasarruflar, yani yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın tasarruflarını buraya çekme yönünde mi?

SORU- Evet.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunu tabi böyle bir çağrı var, varlık barışı var mesela bu varlık barışının en güzel sonucu bu. Yani diyoruz ki, dışarıda paranız varsa zaten rahat bırakmıyorlar bazı ülkeler ha babam nereden geldi, nereden gitti üstüne yatmak için her türlü numarayı çekiyorlar, onun için onlar biraz daha sıkıştıracak. Vatandaşlarımız gelsin buraya emin ellerde memleketine parayı vergi-mergi de yok getirip buraya yatırsınlar. Bunların alın teriyle, göz nuruyla elde ettikleri kaynaklarını memleketimiz de işe dönüşsün, aşa dönüşsün, istihdama dönüşsün Türkiye’nin büyümesine dönüşsün. Bu sadece bir çağrıdır tabi bunu zorlayacak bir şey yok. Aynen döviz de Sayın Cumhurbaşkanımızın döviz ve altında vatandaşlarımıza yaptığı çağrı gibidir. İnşallah bunun da vatandaşlarımız arasında olumlu yankı bulacağını düşünüyoruz.

Bu şu anlama gelmiyor yani: Biz işte efendim yani ne varsa getirin filan sıkıntımız var anlamına gelmiyor. Bu memleketimizin, vatandaşımızın buradaki duyarlılığıdır buna minnettarız, şükranlarımızı sunuyoruz. Vatandaş ne zaman ihtiyaç olduğunda en önce durumdan vazife çıkaran kesim oluyor. İşte 15 Temmuz’da meydanlara inen vatandaştı, ekonomide ihtiyaç duyulduğunda meydanlara yine vatandaş iniyor. Allah razı olsun, iyi ki vatandaşlarımız var böyle bir aziz millet var, biz de onların bir ferdiyiz. Hepsine şükranlarımızı, minnetimizi sunuyoruz.

SORU- Bir teknik düzeltme konusu var da Sayın Başbakanım, biz anlayamadık. 17 milyar lira şu KOBİ’lere verilecek destek neyin toplamı tam anlaşılamadı? Hani 750 milyon yapıyor zaten.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mehmet Bey, buyurun Mehmet Bey açıklasın onu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK- Değerli arkadaşlar, bu açıklanan paketin en önemli bileşeni reel sektöre kredi desteği, yani krediye erişim desteği. Burada zaten şu anda takibe düşen alacak oranı son derece düşük sistemde. Biz Hazine’nin riskini yüzde 7’yle sınırladık, yani dolayısıyla diyelim ki, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde belki yılbaşına düşecek maliyet, yani 4 milyar lira olur, 4,5 milyar lira olur, belki daha az olur. Fakat biz değerli Başbakan Yardımcımızın 17,5 milyar lira teorik maksimim bir şey, önümüzdeki birkaç yıllık bir potansiyel.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 3 yıl. 

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK- 3 yıl içerisinde gelebilecek maksimum bir yük, maksimum, yani batık krediler. Çünkü bankalar krediyi verecek, biz kefil olacağız, kefaletin sınırları var. Ama batık olması halinde de Hazine’nin üstleneceği üst limit, yani maksimum toplam kredilerin yüzde 7’sidir. Yani biz orada da, yani zaten bu sistemi biz daha önce açıkladık, kamuoyuyla paylaştık. Bir kredi garanti portföy sistemi oluşturuyoruz, bankalarımızla da konuştuk. Dolayısıyla bu rakamları o şekilde değerlendirmek lazım, yani kümülatif birkaç yıllık. O nedenle aslında yani bütçe kalemleri arasında kaydırarak, bir miktar tasarruf yaparak yıllık belki 4,5-5 milyar lira civarındaki bir yükü çok rahat bir şekilde ilave borçlanma olmadan, ilave bütçe açığına gitmeden yönetmemiz mümkün; bunun altını tekrar çizmek istiyorum. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bizim bütçemizin yüzde 1’ini geçmeyen bir paradan bahsediyoruz, bu da yüzde 1’i değil diyor. Neyse, yüzde 0 nokta, binde biri, düzelt, hesabı sen biliyorsun. 
Şimdi bir şey daha diyeyim; yani biz en kötü duruma göre hesap yapıyoruz. Bu illa batacak-edecek diye bir şey yok, ama oldu ki oldu öyle bir şey, elimizde de tedbirimizin olması lazım. 
Peki, teşekkür ederim. 
Hadi sana da verelim, çok oldu ama neyse. 

SORU- Teşekkür ederim efendim, çok sağ olunuz. 
Atlamışsam lütfen düzeltin, kredi kullandırılması konusunda birçok esnafın ve KOBİ’lerin de özellikle kredi notunun düşmesi ve sicilinin bozulması nedeniyle kredi almasında bazı engeller var, son dönemde ödeyemediği için genellikle. Bu tarz talepler geliyor. Bunlara yönelik olarak, bu sağladığınız kredilerin alımına ilişkin olarak bir esneklik, bir düzenleme yapılması söz konusu mudur efendim? 
Teşekkürler. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bülent Bey, ne diyorsun sen bu işe? 

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ- Sayın Başbakanım, çalışıyoruz, size arz edeceğiz. Böyle bir düzenleme, siz talimat vermiştiniz bize, bankalarla da görüşüyoruz, sistemi bozmadan bir sicil affı hazırlayıp sizin talimatlarınız doğrultusunda kamuoyuyla paylaşacağız. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bunu bahane edip kredi yapılandırması, ilave kredi verilmesi gibi bir duruma meydan verilmeyecek. 

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI BÜLENT TÜFENKCİ- Zaten Kredi Garanti Fonuyla bunun büyük bir kısmını halletmiş oluyoruz, çözmüş oluyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çözmüş oluyoruz. Yani asıl orada bankalar şunu: Ya vereceğiz de kardeşim, sonu ne olacak, para gelecek mi, gelmeyecek mi, batar mı düşüncesinden zaten kurtarıyoruz bankaları Kredi Garanti Fonunu devreye sokarak. O yüzden bu dediğiniz mahsur asgari bir seviyeye inmiş olacak. 
Teşekkür ederim. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.