Basbakan Yildirim’in ‘Ekonomik Müjdeler Paketi’ni açikladigi konusmanin tam metni
Bütün vatandaşlarımızı sevgiyle, muhabbetle selamlıyoruz.
Bugün arife günü, yarın bayramı hep birlikte idrak edeceğiz, şimdiden milletimizin bayramını tebrik ediyorum, nice nice güzel bayramlara sağlık, huzur ve güven içerisinde ulaşmamızı Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Bugün bir ilk sayılabilir, Bakanlar Kurulumuz toplantı esnasında bütün ekibimizle beraber kamuoyuna bayram öncesi bazı müjdelerimizi var, onları vatandaşlarımızla paylaşacağız. Milletimizin beklentilerine cevap vermek üzere fazla vakit kaybetmeden Bayram öncesi müjdeli haberlerimize geçelim.
Öyle inanıyorum ki, bugünkü müjdeli haberlerimiz ne ilk, ne de son olacak, bundan sonra da milletimizin, vatandaşımızın hayatını koylaştıracak, yaşam kalitesini arttıracak bu ve buna benzer kararları aldıkça paylaşmaya devam edeceğiz.
Öncelikle bugün açıklayacağımız müjdeli haberlere geçmeden, son zamanlarda Akdeniz ve Karadeniz’e kıyısı olan komşularımızla ilişkilerin normalleştirilmesi politikamızın somut sonuçlarını görmeye başladık.
Nedir bunlar? Rusya’yla eski günlerimize dönüyoruz ve normalleşme süreci başladı.
İsrail’le varılan mutabakatla tekrar normalleştirme sürecine başladık. Bu sürecin ilk semeresine de dün Gazze’de şahit olduk, 11 bin tonluk yardım gemisi Gazze’ye insani yardımları Mersin’den götürdü ve Aşdod Limanı’ndan Gazze’de bulunan çok zor şartlarda yaşayan 1,5 milyonu aşkın Filistinli kardeşlerimize ciddi bir insani destek olarak Türkiye verdiği sözü yerine getirmiş oluyor.
Tabi bunun ikinci adımı enerjiyle ilgili, altyapıyla ilgili hazırlıklar da yapıldı, önümüzdeki günlerde hemen Bayramdan sonra gereken temaslar yapılıyor, hayata geçirilecek.
Diğer önemli bölümü, turizm. Malum Rusya’yla ilişkilerin bozulması ve bölgedeki istikrarsızlıktan dolayı turizmde bu sene terör olayını da buna ilave edersek ciddi bir krizle yıla başladık, bazı tedbirleri aldık, ancak yeterli olmadı. Şimdi ne yapıyoruz? Bu iki mutabakatla birlikte zaten kendiliğinden Rusya tarafı öncelikli olmak üzere bir rahatlama sağladı ve buradan ülkemize ziyaretçiler gelmeye başladı, daha da artarak devam edecek.
İkincisi de, Bayram tatilinin 9 güne çıkarılması ve bunu biz ta Ramazan’ın başında ilan etmemiz dolayısıyla iç turizmde düşündüğümüzün çok üzerinde bir hareketlenme oldu, Allah’a şükür turistlik bölgelerde otellerimiz doluluk oranı yüzde 90’ların üzerine çıktı; bu kısa vadeli bir şey. Ancak bunun 2017’de kalıcı hale gelmesi için şimdiden tedbirlerimizi almaya devam ediyoruz, 2017’ye yönelik tedbirleri de bu sene sonuna kadar tamamlamış olacağız. Dolayısıyla gerek kruvazör turizmde, gerek tatil turizminde, kültür turizminde, tarih turizminde 2017’de daha güzel bir sene geçireceğimizi söyleyebiliriz.
Tarım sektöründen dış ticarete, dış yatırımlardan ulaşım sektörüne ciddi bir bu normalleşme süreci hareketlenmeyi de beraberinde getirdi.
Bir üçüncü çıktısı, Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedeflerimizde de yeni bir döneme gerdik, fasıllar yeniden açılmaya başlandı, konuları daha doğru bir zeminde konuşma, tartışma fırsatı bulduk. Türkiye’nin itibarını yükseltmek için çevremizdeki barış çemberini güçlendiriyor, dostluk halkasını genişletiyoruz. Rusya’dan İsrail’e, Mısır’dan Suriye’ye, Irak’tan İran’a, AB ülkelerinden ABD’ye biz herkesle barışçı, dostane gerçekçi ilişkilerimizi geliştirme azmindeyiz, bunu sürdüreceğiz.
Özellikle Suriye’deki bu durum sürdürülebilir değil. Suriye’nin normalleşmesi mümkündür, ama bunun için herkesin gerekli fedakârlığı yapması lazım. Stratejik ortaklar, koalisyon ortakları da kanayan Suriye yarısını sarmak durumundadır, daha fazla sorumluluk almalıdır. Biz barış için ve güvenlik için, çözüm kapılarını açmak için gereken gayreti Türkiye olarak gösteriyoruz.
Kıbrıs’ta kalıcı barış için görüşmeler devam ediyor, bu konuda Türkiye hep yapıcı oldu, bundan sonra da yapıcı olmaya devam edecek. Burada tek sınırımız var, adil, eşit iki taraflı bir devletin oluşması.
En büyük müjde, barış, güven ve huzurdur. Allah’a şükür terörle mücadelede, operasyonlarda şehirde tam hâkimiyeti sağladık, kırsalda da terörü temizlemek için güvenlik güçlerimiz yoğun bir çalışma içerisinde, Lice ve etrafındaki temizlik harekâtı bitti. Sadece bir şey söylemek istiyorum; 62 milyon kök kenevir, 36 ton esrar, çalınmış araçlar, el yapımı patlayıcılar, yani bir cephanelik gibi, bunların hepsi çökertildi, etkisiz hale getirildi.
Tabi bütün bu sürecin başlamasında Sayın Cumhurbaşkanımızın gösterdiği dirayet ve liderlik var. Başından beri ilişkilerimizin normale dönüştürülmesi, dostlukların arttırılması, düşmanlıkların azaltılması konusunda bize gösterdiği rehberlik ve vizyoner tutumundan dolayı Bakanlar Kurulu olarak kendisine şükranlarımızı sunuyoruz.
Şimdi gelelim madde madde neler yapacağız.
Yapılacak şeylerin kime ne faydası var? Bir kere, yatırım yapana faydası var. yani iş kuracaksınız, fabrika kuracaksınız, ticarethane açacaksınız, onlara faydası var. Dolaylı olarak orada yeni çalışma alanı olacak, işe girecek insanlar var, onlara faydası olacak. Satış olacak, ticaret büyüyecek, refah büyüyecek, millete faydası var. Başka kime faydası var? Tarım sektöründe faaliyet gösteren milyonlarca vatandaşımıza faydası var, esnafa faydası var, işçiye faydası var, emekliye, gençlere faydası var. Yani turizmciye faydası var, turizmle ilgili tedbirlerimiz var. Velhasıl toplumu oluşturan bütün paydaşlara, bütün kesimlere dokunan önemli bir ekonomik tedbir.
Ekonomik tedbir deyince, yani kemer sıkma değil, insanların üstüne daha fazla vergi değil, daha fazla yatırım, daha fazla üretim, daha fazla ticareti ön gören tedbirlerden bahsediyoruz. Ama tasarrufu da ihmal etmeyeceğiz, bunu da kamuda başlatacağız, önce biz başlatacağız, vatandaş da buna göre örnek alıp kendisi yapacak.
Şimdi bir; yatırımcılara yönelik kolaylıklar. Ne olacak? Bir kere, şirket kuruluşlarında Damga Vergisi diye bir şey var, damga, resim, harç vesaire, bunlarda ciddi reform niteliğinde düzenleme yapıyoruz. Ne oluyor burada? Diyelim ki bir tane sözleşme yaptınız, bu sözleşmeden 10 nüsha istiyorlar, her birinden Damga Vergisi alınıyor, bunu kaldırıyoruz, bir nüshadan verdin mi bitiyor. Dolayısıyla daha işe başlamadan bir sürü ilave yükler geliyor, bu yüklerden kurtulmuş oluyoruz.
Başka ne var? Devam ediyoruz, harca bağlı kâğıtlar var, her bir nüshası, onu söyledik. Bireysel emeklilik sistemine dahil olanlara da bu Damga Vergisi muafiyeti getiriyoruz, dolayısıyla cebinden daha az para çıkacak.
Yükte hafif, pahada ağır işlerle uğraşan yatırımcılar, yani akıl terinin fazla olduğu işlerle uğraşanların tedarikçileri arasındaki sözleşmelere de Damga Vergisi istisnası getiriyoruz. Diyelim ki bir teknolojik yatırım yapacaksınız, bununla ilgili bir sözleşme yaptınız, bura da Damga Vergisi yok.
Firmaların, iş adamlarının yurt dışı fuar ve katılımlarıyla ilgili işlerinde de Damga Vergisi, sözleşmelerinde Damga Vergisini kaldırıyoruz.
Ülkemizi yatırımlar için güçlü bir cazibe merkezi haline getirecek adımları atıyoruz.
Uluslararası firmalar, burası çok önemli, bir dünya devi firma var, Türkiye’yi bölgesel üs olarak yapmaya karar verdi, bu kararı verince ne yapıyor? Türkiye’den 70 tane ülkeyi, Afrika’da, Ortadoğu’da, Uzak Doğu’da buradan yönetmeye verdi, buna Kurumlar Vergisi muafiyeti getiriyoruz. Dolayısıyla ne olacak? Buradan yöneticinde buradan insan çalıştıracak, buranın ekonomisine katkı sağlayacak, burada bilgi birikimi olacak ve Türkiye bu anlamda diğer ülkelere göre fark oluşturacak.
Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki binalardan 5 yıl, arazilerden de teşvik süresi boyunca Emlak Vergisi alınmayacak. Bu da reform niteliğinde bir düzenlemedir.
Doğal afetlerle tutukluluk ve sabotaj gibi nedenler dolayısıyla ekonomik kayba uğrayan yatırımcılar, sigortalı çalışanların süresi dolmuş borçlarını 1 yıla kadar erteliyoruz, böylece terör mağduru vatandaşlarımızın mağduriyeti gideriliyor. Yani onların elinde olmadan bu şartlar oluştuğu için bunlara bir bedel yüklemiyoruz, rahatlayıncaya kadar süre veriyoruz.
Geçmişte vergi ve prime yönelik vecibelerini yerine getiremeyen vatandaşlarımıza bir fırsat daha veriyoruz.
Böylece birinci maddeyi bitirdik.
İkinci maddede ne var? Vatandaşlarımızın veya yurt dışındaki herhangi bir yatırımcının, iş adamının varlığı var, Türkiye’de değerlendirmek istiyor, Türkiye’ye bunu rahatlıkla getirebilecek ve bunu getirdi diye, anan kim, baban kim, nereden aldın, nereden verdin yok, bunlara sorular … olmayacak. Bir istisna var, bu bir kara para olmayacak, terör kaynaklı bir para olmayacak. Onun dışında vatandaşlar veya içerideki değil, ama dışarıda birikimi olan, varlığı olan insanlar paralarını Türkiye’ye getirsinler, burada ekonomimize soksunlar, ticarete dahil etsinler ve böylece hem bu parayı ben nasıl koruyacağım diye düşünceden, endişeden, çalarlar mı, alırlar mı, o korkudan kurtulacak, hem de aynı zamanda parası da burada bir işe yarayacak, Türkiye’nin üretimine katkı sağlayacak. Bir seçenek de, dışarıda yaptığı işten dolayı bir borcu varsa, o borcunu da öderse bu da aynı şey olacak, buraya getirmiş gibi bir işlem olacak.
Önemli bir şey söylüyoruz, BAĞKUR’lular; BAĞKUR’da kim var? Esnaf var, muhtar var, çiftçi var, bütün BAĞKUR’a dahi olan, yanında çalışan sigortalılar değil, kendisi, BAĞKUR sistemine dahi olan işverenler; primlerini sigortalılar mesela öderken ne yapıyor? Zamanında öderse keş puan düşük ödüyor, bu hakkı BAĞKUR’lulara da tanıyoruz. Ama BAĞKUR’lu esnafa, muhtara, çiftçiye diyoruz ki, bu imkândan yararlanırken ödemezseniz o zaman bu imkân ortadan kalktığı gibi takibat da olur. Yani vecibenizi yerine getirin ve bu haktan yararlanın, böylece sigortalıyla BAĞKUR’lu arasındaki bu farkı ortadan kaldırmış oluyoruz.
Yine devrim niteliğinde bir şey, yıllardan beri taşımacılık sektörümüzün beklediği bir tedbir. Taksiciler hep beni görünce soruyor, araçlarımızı yenilemek istiyoruz Başbakanım, buna bir imkân getirin. İşte getirdik, aracını yenileyeceksen ÖTV almadan aracını yenileyeceksin.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunda ne var? Otobüs var şehir içi toplu taşıma yapan, dolmuş var, minibüs var, halk otobüsü var, belediye otobüsü halk otobüs, bunların yenilendiği zaman ÖTV’siz alacaklar, dolayısıyla hem aracı yenileyecek, hem de cebinden az para çıkacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Taksiyi söyledik zaten, en başta söyledik. Tekrar ediyorum, taksiler başta geliyor, yani damalı taksiler, sarı taksiler.
Ayrıca, yük taşıma amacıyla kullanılan kamyon ve kamyonetler için de bu geçerli. Kamyonculara, K-1 belgesiyle taşıma yapan, K-1, K-2, K-3 belgesiyle taşıma yapan kamyoncular da bundan yararlanacak. Bu muazzam bir şey, taşımacılık sektörüne, hem yerli otomotiv sektörümüz canlanacak, hem de işte araç eskidikçe tabi maliyetler artıyor, tamir bakımı artıyor, parça parası artıyor, işletme giderleri artıyor, bundan kurtulacak vatandaş ve aracı da cillop gibi yeni araç olacak, daha ucuza alacak, hem kendi kazanacak, hem de üretici kazanacak, sonunda Türkiye kazanacak.
Beş; memleketimizin güvenliği için terörle mücadelede şehit olan kardeşlerimizin yakınlarından bir tanesine araç alacağı zaman ÖTV alınmayacak.
Ben şimdi burada şunu söyleyeyim: Şehitlerimize, geride bıraktığı yakınlarına ne yapsak borcumuzu ödeyemeyiz, yani bunarlı veriyoruz diye. Şehitlik mertebesi apayrı bir şey. Onlar ölü değil, onlar diridir, onlar bizim kalbimizdedir, bu bayrak için, bu vatan için hayatlarını verdiler. Onların yakınları bize emanettir, onlara en iyi şekilde bakmak bizim, devletimizin, Hükümetimizin en başta gelen görevidir.
Şehitlerimize bu bayram arifesinde bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarının acılarını paylaşıyoruz ve gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyoruz.
Şimdi birçok haklar verildi şehit yakınlarına, bunların detaylarına girecek değilim, 2 kişi çalışıyor, seyahatte kolaylıklar var vesaire. Bir de buna ilave, bir yakına araç alacağı zaman ÖTV almayacağız, dolayısıyla daha ucuz maliyetli bir araç alacak, zaten taksitlendirme satıcılar yapıyor, problem değil.
Ayrıca, şehit yakınlarına devlette iş verme konusu yılda 2 sefer oluyordu, bunu kaldırdık. Allah göstermesin şehidimizin haberi geldi ve ondan sonra hemen bu haktan yararlanma ve istediği branşına, müktesebatına uygun şekilde yerine getirilecek, gecikmeden yerine getirilecek. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığımız gerekli çalışmaları yaptılar. Hatta daha başka güzel şeyler var, onlara şu anda girmek istemiyorum, ileride bunlara da temas edeceğiz.
Geldik esnaf, tüccar, sanayici, iş adamlarının paraya erişimine. Yani iş yapmak istiyor, her şeyi var, bilgisi var, becerisi var, dükkânı var, tezgâhı var, ama para lazım işi döndürmek lazım, paraya erişimde sıkıntı var. Nasıl sıkıntı var? Hem teminatlar yüksek, üstüne üstlük bir de faizi düşürüyoruz politika faizi, yüzde 7’ye düştü mesela, normal kredi alacağı zaman yüzde 7 değil de belki 2 katı falan buluyor, birtakım masraflar falan var teminatlardan dolayı, ilave taleplerden dolayı maliyet hem artıyor, hem de erişim zorlaşıyor. Burada alacağımız tedbirlerle bunu kolaylaştırıyoruz.
Nasıl kolaylaştırıyoruz? Kredi kullanımında gayrimenkul gibi sağlam diye düşünülen teminatlar vardı, şimdi menkul değerleri de, taşınabilirleri de teminat gösterebilecek.
Eskiden ben gençken bir iş yapacaktım, bir bankaya gittim bir kredi talebinde bulundum, daha genç mezun olmuşum, heyecan dorukta, dinledi dinledi, Banka müdürü dedi ki, sen nesin? İşte ben gemi inşa mühendisiyim. O zaman da küçük bir tekne yapacağız yakıt teknesi. Evladım, bana babam dedi ki, altından su geçen ve hava geçen şeylere kredi vermedi dedi, ben de sana vermiyorum dedi. Yan gemi batar, araba kaza yapar, uçak varsa düşer, bu anlayışı artık sona erdiriyoruz, elinde ne varsa, teminat olarak gösterebileceği ne var? Bir tane tezgâhın var, bir tane motosikletin var yahut bir araban var, taşınabilir, sadece bina, dükkân falan değil, arsa değil, taşınabilir menkul değerleri de… Yanlış bir şey var mı
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Makine ekipman, CNC tezgâhı, torna tezgâhı, her türlü menkul kıymetleri de teminat olarak verebileceğiz. Böylece ne oluyor? Artık teminat işi biraz hafiflemiş oluyor. Bankalar da, Merkez Bankası da gerekli çalışmaları zaten yapıyor, kredinin kullanma maliyetini de zaman içerisinde düştüğünü hep beraber göreceğiz. Allah’a şükür işler iyi gidiyor, enflasyon düşme eğiliminde, her şey, bütçemiz tıkır tıkır hiçbir sıkıntı yok, öngördüğümüz hedeflerden, hatta gelirler yönünde daha iyi, fazlamız var, daha da iyi olacak.
Esnaf, sanatkârlarımızın geçmişe yönelik borçları vardı, yaklaşık olarak 200 bin…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, o para. 200 bine yakın esnafın kredi almış gecikme faizi var, ödeyememiş, gecikme faizini TESKOMB, yani Esnaf Kooperatifleri Merkez Birliği ve Gümrük Ticaret Bakanlığımız biraraya geldiler, yaklaşık 400 trilyonluk gecikme faizini karşılıyorlar, yani silme yok. TESKOMB’un kaynaklarından karşılanıyor, geri kalan ödenecek para da tekrar yapılandırılıyor, taksitlendiriliyor, ödeme imkânı geliyor. Evet, bu güzel çalışma da Gümrük Ticaret Bakanlığımızın ve TESKOMB’un ortak çalışması.
Düzeltiyorum, 110 bin esnafmış, demin yanlış söyledim. Yani esnafımızın borcunun anaparasını ödemeyle yetinecek, ayrıca ana borcu yeniden yapılandırılabilecek, taksitlendirme imkânı gelecek. Bu tekrar oldu, çift dikiş.
Geldik 8’inci maddeye, dış ticaret erbabımız artık kapı kapı dolanmayacak. Gümrüklerde mesela her bakanlığın işi var, Gümrük Bakanlığı’nın işi yok sadece, işte Sağlığın var, Ulaştırmanın var, Maliyenin var, var oğlu var, 15 tane bakanlık soruyor, anan kim, baban kim, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun? Hem yoruluyor, hem maliyetler artıyor, her bakanlığın görevlisine dil dökmekten yoruluyor, şimdi bunlar kalkıyor, bir tane Gümrük Ticaret Bakanlığı’nın adamı var, önünde bilgisayarı var, plakasını, bilmem neyini verince hemen hepsi önüne geliyor ve tek pencere sistemiyle geçiş yapak. Yani bütün bakanlıklar ellerindeki yetkiyi Gümrük Ticaret Bakanlığı’na protokolle devrediyorlar, Gümrük Ticaret Bakanlığı tek elden bu işleri yürütüyor; öyle değil mi arkadaşlar? Ve böylece hem zamandan tasarruf, hem bürokrasiden tasarruf, hem de maliyetten tasarruf.
Kanayan bir yara çek; çek konusu ekonomiyle ilgili, ekonomi çok iyi olunca sorun küçülüyor, ekonomi biraz zora girdiğinde sorun büyüyor. Şimdi bu sorun tekrar gündemde, karşılıksız ödenmeyen çeklerin yaptırım yetersiz kaldığı için mağduriyetler oluşuyor. Nedir mağduriyetler? Çek ödemeyince, o çeke bağlı olarak bir sürü hesap kitap yapıp piyasadan mal alan vatandaş da yükümlülüğünü yerine getiremiyor ve dolayısıyla zincirleme olarak herkes bu işten bedel ödüyor.
Burada ne getiriyoruz? İki tane şey getiriyoruz.
Bir: karşılıksız çek işlemine para cezası geliyor. Tekrar etti, alışkanlık haline getirdi, bu sefer hürriyeti kısıtlayıcı ceza da arkasından geliyor: bu bir.
İkinci şey, çek verdim, şimdi çeki ben aldım, bu çekin arkasında bir kutu var, karekod diyorlar, ona böyle telefonumu tutacağım, bakacağım bu çek sağlam mı, değil mi, bunun bütün şecere-i neslini görüyorum. Ondan sonra, kardeşim sağ ol, ben almayayım diyeceksin; öyle bir sistem. Yanlış mı Mehmet Bey?
BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK- Evet, doğru.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Böyle bir şey. Vatandaş kare kodlu çek deyince anlamaz, ne işe yarıyor anlatmaya çalışıyorum, onun için böyle izah ettim.
Dolayısıyla çekin güvenilirliğini daha çek alınmadan öğrenme imkânı geliyor, bunu da dolayısıyla güzel bir imkân olarak söyleyebiliriz vatandaşlarımıza, esnafımıza, yatırımcılarımıza.
Devam edelim.
10- Yatırım teşvik sistemi yeniliyor, bazı süreli teşvikleri kalıcı hale getiriyoruz. Şimdi bu tabi teşvik sistemimizde birtakım uygulama değişiklikleri yaptık. Bir ara arsa veriyorduk, SSK’sının yarısını alıyorduk, elektriğin yarısını alıyorduk, vergi, muhtasarlarının yarısını alıyorduk, o uygulama çok önemli bir yere geldi, ciddi de faydası oldu. Sonra bölgesel teşviklere geçtik, bölgesel teşvikler her ne kadar istediğimiz seviyeye gelmediyse de aslında bölgesel teşvike başladığımız günden beri 600 bin istidam oluşmuş, bunu da çok küçümsememek lazım, onun da faydası var. Şimdi yapacağız, daha etkin hale nasıl getiririz? Başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere bu teşviklerde sektörel teşviki de içerecek şekilde uygulamalardan edindiğimiz tecrübeyi hayata geçireceğiz. Teşviklerde böyle bir sistem var, mevcut bölgesel yatırım teşvik sistemimizde orta-yüksek teknoloji ürünlerinin üretimine yönelik yatırımın olduğu bölgeler bir tek bu teşvikten yararlanıyordu. Şimdi ise orta-yüksek teknoloji üretim yatırımlarının tamamı da dördüncü bölge teşviklerine alınacak. Bunlar teferruat, bunlara girmeyelim.
Bir yenilik, devrim niteliğinde yenilik, proje bazlı destek sistemini de getireceğiz. Yani bölge bazlının yanı sıra proje bazlı, ben işte tekstil işi yapmak istiyorum, filan yerde yapacağım, oranın hangi bölge olduğuna bakmadan veya efendim ben yeni buluş yaptım, bir yazılımla Türkiye’deki bütün ulaşım altyapısının güvenlik açığını ortadan kaldırıyorum, şu oluyor-bu oluyor diyorsun akıl terinin ağırlıklı olduğu, ona da ayrı teşvik gelecek.
Yatırımcıların yılsonuna kadar geçerli olan avantajlı vergi indirim oranları ile sigorta primi işveren hissesi desteği sürelerinin kalıcı olarak uygulanması sağlanacaktır. Bu ne demektir arkadaşlar? Bunun Türkçesini söyle. Ha, yani süre bitiyor, merak etmesinler, telaşlanmasınlar süre yenilecek, yatırımlarına vatandaşlar devam etsin.
11- Şirket kuruluşunu ve şirket tasfiyesini kolaylaştırıyoruz. Yani dükkân açmak kolaylaşıyor, ama dükkân kapatma da kolaylaşıyor. Benim başıma geldi, 83’te benim bir fabrikam vardı, açtım, açarken çok kolaydı, kapatırken 2 sene dolaşmadığım kapı kalmadı. Oradan temiz kâğıt, buradan temiz kâğıt, yorulduk. Bu belki kısmen yine var, dolayısıyla bunları rahatlatıyoruz.
Tarımsal teşviklerdeki kafa karışıklığını ortadan kaldırıyoruz, teşviklerde verilen bu destekleri anlamlı hale getireceğiz. Ne yapacağız? Yılın içerisinde iki dilimde vereceğiz, bunlar Maliye’nin imkânları bakılacak, hangi aylar, ne zaman olacağına karar vereceğiz, iki sefer destek vereceğiz yılda. Hiç değilse çiftçimiz, köydeki vatandaşın aldığı para da bir işini görsün, bir derdine derman olsun. Şimdi bir parça bir ay alıyor, öbür parça bir alıyor falan, onu değerlendiremiyor, ondan fazlasını zaten borçlanmış oluyor, bir işine yaramıyor. Dolayısıyla destek daha anlamlı hale gelecek, bu da önemli bir değişiklik.
Bir başka desteğimiz burada, sadeleştirmeyi söyledik, bir de borsa. Faruk Bey onu kısaca izah eder misin, sertifikalı ürün borsası, bir cümleyle.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Demek ki arada aracı-tefeci azalacak, direkt ürünü satın alacak ile satacak bir şekilde buluşacak ve burada hem üretenin malı değer kazanacak, hem de alan daha iyi değerlendirecek. İstediği zaman satacak. Yani borsada parasal işlemler gibi ürünler de geleceğe yönelik bir parasal araç gibi kullanılacak.
Malum bu İş Sağlığı ve iş Güvenliği Yasası bazı hükümleri 1 Temmuz’da yürürlüğe giriyordu. Bu yürürlülük süresini bu bazı hükümlerin 1 yıl öteliyoruz. Neden öteliyoruz? Burada tamamında değil, yasanın uygulanan kısımlarında bir sorun yok, ama bazı maddelerinde küçük bir-iki şeyde henüz altyapı hazır değil, o altyapıyı hazırlayıncaya kadar bir zamana ihtiyacımız var. Onun için burada yaşanacak olumsuzlukların önüne geçmek için böyle bir karar aldık. Ama yasayla ilgili bir geri adım yok, yasa uygulanacak.
Turkuaz Kart Sistemi vaadimiz vardı. Turkuaz Kart Sisteminde ne var? Özellikle beyin göçünü tersine döndürme, yani yurt dışında bizim vatandaşımız olmuş, yerleşmiş çok önemli buluşları olan, uzmanlıkları olan insanların tekrar zaten gelmesini teşvik ediyoruz, ama başka uyrukta olanlara asıl burada bir imkân getiriyoruz. Gel, memlekette otur, çalış, fikirlerini burada bir faydaya dönüştür, bir üretime dönüştür, biz sana gereken her şeyi yapacağız diyoruz. Bunun bir artısı da; ihracatçımıza şartları belirlenecek şekilde hususi pasaport vereceğiz, yani meşhur yeşil pasaport. İş, ihracat yapan, ülkeye döviz kazandıran ihracatçılarımızı da bu imkândan yararlandıracağız ki yurt dışına gidişlerde, orada-burada kapılarda perişan olmasın.
İhtisas borsasını geçtik, anlattık, geçiyoruz arkadaşlar.
Yatırım ve ihracat kredilerine erişimi kolaylaştırıyoruz. Yani bizim için çok önemli şey yatırım. Yatırım demek, üretim demek. Üretim demek, iş demek, ilave iş-aş, daha fazla ülkenin geliri artması demek. Ülkenin geliri artarsa, refah artarsa vatandaşın zenginleşmesi demek, Türkiye’nin itibarının artması demek. Dolayısıyla yatırımları artırmak için iki tane önemli aracımız var. Adı olan, kendi olmayan bir kalkınma bankamız var, onu tekrar işler hale getiriyoruz. Yani bunun kredisi, finansman yapısını güçlendireceğiz ve dolayısıyla yatırımcı daha kolay, daha iyi şartlarda kredi alacak ve yatırımlar buradan büyük oranda parasal olarak karşılanacak.
İkinci şey, ihracata yönelik Eximbank. Eximbank da kredi veriyor, ama kredi verinceye kadar alnının derisi çatlıyor. Ya iki katı teminat vereceksin, efendim anan kim, baban kim, soyun ne-sopun ne; adam yoruluyor, senin kredin orada kalsın diyor. Gidiyor malını mülkünü satıyor, oradan para koyuyor işini yapmaya çalışıyor; bunun önüne geçiyoruz. Diyelim ki son 5 yıl sicilinde bir şey yok, tıkır tıkır ticaret yapmış, ben bunun teminatının yarısını alayım, niye tamamını isteyeyim mesela, buna benzer çok önlemler var. Eğer burada bir teminat açığı olursa, burada da kredi garanti fonu devreye girecek ve gerekli açığı kapatacak, bütün ülkeler böyle yapıyor.
Biz bundan sonra sevgili vatandaşlarım satma yönünde kafa yoracağız. Satın alma değil dışarıya ne kadar daha çok şey satabiliriz. Böylece cari açığımızı azaltabiliriz. Satın almalarımızı da eğer ihtiyacımız yoksa erteleyelim veya içeriden alabiliyorsak içeriden alalım, boşu boşuna dışarıya paramız gitmesin. Burada tasarrufumuz artsın, burada yeni fabrikalar kurulsun, iş alanları oluşsun, memleketin yüzü gülsün.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sona geliyoruz, sabrınız için teşekkür ediyorum.
Tasarruf. Tasarrufa kamuda başlayacağız, önce biz başlayacağız. Vatandaştan tasarruf edin diye söylememiz için önce siz ne yapıyorsunuz kardeşim, yani yeni-yeni birçok binalar yaptırıyorsunuz, oraya buraya arabalar yenileniyor, bunlar ücret, yani çalışanların ücreti hariç, yatırımlar hariç her alanda kamuda tasarruf seferberliği başlatıyoruz. Bu konuda bakanlarımız kapsamlı bir program hazırlayacaklar ve yılsonuna kadar kendilerine verilen hedefler belli, onun gerçekleşmesini sağlayacaklar.
Evet böylece devam ediyoruz, bir-iki daha var.
Yurt dışından araç getirenlerle ilgili pratik bir sorun var, aslında 2 yıla çıkarılmıştı, ancak yurt dışında emeklilik hakkını kazananlar 6 aydan az kalırsa getiremiyordu, bu uygulamadaki aksaklığı gideriyoruz. Yani milyonlarca yurt dışında gidip emekli olan, oradan emekli aylığını alan vatandaşımız var, zamanının çoğunu Türkiye’de geçiriyor. Bunlar araçlarını getiriyor çıkaramıyor veya getiremiyor, bunların sorununu böylece çözmüş oluyoruz. Hayırlı olsun.
19. madde, 2B; 2B çok başarılı bir proje, Maliye Bakanımız az önce açıkladı, 700 bin vatandaşımız 2B imkânından yararlanmış, ama hala yararlanmayan bir 70-80 bin kişi var, bunlara bir imkân daha getiriyoruz, bir fırsat; siz kaçırdınız önceki fırsatı, tekrar bu fırsat ayağınıza geldi diyoruz. Bu fırsatı kaçırmayın diye onlara bir imkân getiriyoruz. Ümit ederim Antalya başta olmak üzere birçok ilimizde bu imkândan yararlanamayan vatandaşlarımız da böylece yararlanmış olur.
Ayrıca taksitlerini, müracaat etmiş, ama taksitlerini aksatanlar varsa önceki sistemde, onlara da kalan süre için bir imkân sağlıyoruz. Hem yeni baştan müracaat, hem de müracaat etmiş, ama ödemesini tamamlayamamış olanlara bir imkân.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ha bu da çok güzel bir şey, ecrimisille kullanılan tarım arazilerine tekrar kullanılmasına imkân veren bir düzenleme geliyor.
KOBİ’lere ilave imkânlar var, neler var? Terör ve doğal afetlerden etkilenen KOBİ’lere -özellikle bölge için konuşuyoruz- 100 bin lira destek. İmalat sanayinde, organize sanayi bölgelerinde çalışan terörden, doğal afetlerden işleri bozulan oradaki esnafımıza 100 bin lira kadar kredi kullandırabileceğiz. Nasıl kullandıracağız? KOSGEB, yani Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bunun çalışmasını yaptı ve bu şekilde uygulamaya geçeceğiz.
Yerli makine alan KOBİ’lere, yerli üretimi desteklemek, imalatçıyı desteklemek için diyelim ki bir tane torna tezgâhı alacaksın veya tesviye tezgâhı alacaksın, yerlisi varsa yerlisini alıyorsan, ona 300 bin liraya kadar faizsiz kredi KOSGEB verecek, dolayısıyla yerli üretimi teşvik etmiş olacağız. İmalat sanayinde çalışan KOBİ’lerin yerli makine-teçhizat alımında anlaşmalı bankalardan kullanacakları kredilerin faizini de KOSGEB karşılayacak. KOSGEB’e geri ödemeli desteklerin teminat ve kefaletinin masrafları, faizleri yüzde 100 oranında karşılanacak. Kredi Garanti Fonu 7 bankayla yapılan anlaşma sonucu KOSGEB’den geri ödemeli destek kullanmak isteyen bütün küçük işletmelerin ihtiyaç duyduğu teminatların masraflarının tamamı KOSGEB marifetiyle karşılanmış olacak, bu da önceki söylediğimin.
Şimdi bütün bunlar bitti, özeti ne bu işin? Burada bir sürü şey veriyorsunuz kardeşim, siz tamam nereden buldunuz, gömü mü buldunuz, ilave para mı geldi; bunu merak ediyorlar.
Bir kere şunu, vatandaşlarımız rahat olsun: Bu verilenler üç misli fazlasıyla geri geliyor, yani biz cepten 1 veriyorsak üç misli geri gelecek. Niye? Üretim olacak, iş alanı oluşacak, oradan para kazanılacak, döviz geliri olacak. Dolayısıyla bunlar hep misli misline gelir getiren tedbirler. Birkaç tanesi sosyal tedbir, işte şehit yakınlarımıza araç verilmesi, onun da faydası var; o da otomobil, kamyon neyse otomobil üreticilerinin işini artırıyor, orada da bir ilave istihdam-üretim var. Dolayısıyla bu tedbirlerin hiçbirisi uyguladığımız mali disiplini bozacak tedbirler değil, aksine bütçeyle ilgili şu anda bir tehdidimiz yok, ama oluşabilecek bir olumsuzluğu da ortadan kaldıracak çok radikal alınmış tedbirlerdir.
Nasıl uygulamaya girecek, onu da merak ediyor. Bunların birçoğu için yasal düzenleme, taslaklarımız hazır, Meclis tatile girmeden bunu çıkaracağız. Bazıları da idari veya Bakanlar Kurulu veya bakanların kendi inisiyatifiyle yapabileceği işlerden oluşuyor. Amacımız; Türkiye’nin emeği, aşı büyüsün diye bu işleri yapıyoruz. Yatırımcı yatırım yapsın ki iş kapısı açılsın işsizlere, fabrika açılsın ki ülkemizin işsiz evlatları iş bulsun. Ülkeye para gelsin ki yatırımlar daha da artsın. Türkiye zenginleşsin ki merhamet elini Türkiye diğer ihtiyaç sahiplerine daha fazla uzatsın.
Bütün bunları söyledikten sonra Bakanlar Kurulu olarak Ramazan Bayramını bütün milletimizin yürekten tebrik ediyoruz.
Aldığımız bu kararların ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyoruz. Tekrar ediyoruz ki; birinci önceliğimiz üretimdir, yatırımdır. Bakanlar Kurulu olarak bugün bir ilki de gerçekleştirmiş olduk. Bakanlar Kurulunun tamamının hazır bulunduğu yerde, bu mekânda bu kararları vatandaşlarımızla paylaşmış olduk.
Değerli basın mensupları; bizimle kamuoyu arasında siz de güzel bir iş yaptınız, bizim bu aldığımız kararların, tedbirlerin vatandaşa ulaştırılmasında bize büyük destek verdiniz; sizlere de teşekkür ediyorum, bayramınızı kutluyorum.
Bitirmeden önce sorular varmış, soruları da alalım, böylece herkes yoluna.
SORU- CNN Türk, Gülşen Coşkun efendim. İki sorum olacak izninizle.
Birincisi; efendim, daha önce yaptığınız açıklamalarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yönelik olarak oralardaki fabrikalar ya da kurulacak fabrikalardan kamuya alımların gerçekleştirileceği yönünde ifadeler olmuştu. Bugünkü planda ben mi atladım bilmiyorum, ama böyle ifadeleri göremedik, bunlar gerçekleşecek mi, böyle bir plan var mı; birinci sorum bu olacak efendim? Ve bütçeye herhangi bir zorluk olmayacağını söylediniz, ama genel olarak bu paketin maliyeti ne olacaktır?
İkinci sorum da Suriyelilere ilişkin olacak efendim, özellikle Cumhurbaşkanının açıklamasıyla birlikte Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık hakkı. Yaklaşık 3 milyona yakın Suriyeli sığınmacı olduğunu biliyoruz, hepsine verilmesi mi düşünülüyor, nasıl kriterler olacak ve yasal süreç nasıl işleyecek?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bütçeye yükünü sordunuz, bütçeye yükü bütçeye getirisinin çok çok altında, bir kere bundan vatandaşlarımız emin olabilir. Mesela bir kalem için söylüyorum; 700 milyon bu harçlar, resimler, pullar, bunlar kalkınca 700 milyon yatırımcı ek külfet ödemekten kurtaracak. Ama bunun karşılığında ne olacak? 10 tane yatırım kararı veriliyorsa 100 tane yatırım kararı verilecek. Bu sefer ne olacak? Oradan gelecek kaynak ve istihdam öbür küçük maliyetin yanında çok daha önemli bir fayda sağlayacak. Onun için bütçe tarafında hiçbir sorun yok, endişe edecek bir durum yok.
Suriyeli göçmenler, doğru Türkiye açık kapı politikasıyla 3 milyona yakın komşumuzu, kardeşimizi aldık bağrımıza bastık beraber yaşıyoruz; bu politikamızda bir değişiklik yok. Şimdi tabii bu Suriyeli göçmenlerle ilgili olsun, genel olarak vatandaşlığa giriş olsun İçişleri Bakanlığımız bir çalışma yaptı, hazır. Onları şimdi biliyorsunuz kayıt altına aldık, çocuklarını okula gönderiyoruz, sınırlı da olsa çalışma imkânları getirdik; yani adım adım onların Türkiye’yi artık vatanları olarak görmelerini sağlayacak ve hissedecekleri ortamı hazırladık. Ama sonunda kararı kendileri verecek. Yani işler Suriye’de düzelirse, ben gidiyorum diyorsa gidecek. Ama ben Türkiye vatandaşı olmak istiyorum diyorsa, bizim kısıtlayıcı şartlarımız belli, Cumhurbaşkanımız onu çok güzel açıkladı. Ne diyor? Biz, eğer bir teröre bulaşmışsa vatandaşlık veremeyiz. Karışık kuruşuk işleri varsa vatandaşlık veremeyiz. Yani ülkemizin huzurunu, barışını bozacak faaliyetler içinde olanlara asla vatandaşlık düşünülemez. Bunun dışında Türkiye’nin büyümesine katkı sağlayacak, katma değer getirecek olanlara tabii ki vatandaşlık verilir. Ama bunların da belirli bir silsilesi var, bir süreci var. Bu süreçler işte başladı; oturma, geçici çalışma, kayıt sistemi vesaire, buna göre bu işlemler devam edecek, bunun bilinmesini istiyoruz.
Doğu-Güneydoğu meselesi bugün açıklamamızda yok. Onun çalışmalarını, müzakerelerini yaptık, değerlendirdik bugün Bakanlar Kurulumuzda, ama biraz daha üzerinde çalışılması gerektiğine karar verdik. Onu hemen bayramdan sonraki birinci veya ikinci Bakanlar Kurulunda hem açıklayacağız, açıkladığımız anda da zaten işler başlamış olacak. Zaten başladı, orada yeni bir sürece geçeceğiz, çok hızlandıracağız. Oranın iki boyutu var, bir sosyal, bir fiziki altyapı ve yenileme, rehabilitasyon. Cazibe merkezleri bunun içinde var, bahsettiğiniz devlet-özel sektör işbirliği bunun içinde var. Bu topyekûn bir sadece Doğu-Güneydoğu değil onların batıdaki etkilerini de dikkate alacak büyük bir proje, onu da bayramdan sonra inşallah devreye alacağız.
SORU- Sayın Başbakan, Suriye konusuna özellikle vurgu yaptınız, bu sorun çözülmeden olmaz dediniz. Burada koalisyon ortaklarının da atması gereken adımlar bulunduğunu ifade ettiniz. Burada koalisyon ortaklarınızdan beklediğiniz, beklentileri neler Türkiye’nin; birincisi bu.
İkincisi de; Rusya, İsrail, Mısır’la atılan adımların burada Suriye yönetimiyle de atılması söz konusu olabilir mi?
Bir diğer sorum da; daha önceki açıklamalarınızda Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin piyasaya, vatandaşa yansıması için önlemler alacağız demiştiniz. Ama bu açıkladığınız paket için de bu önlemleri göremedik, acaba bu nasıl bir önlem söz konusu burada, onu sormak istiyorum?
Bir de, bu taksilerle ilgili dediniz, ama diğer ticari araçları da açıkladınız kamyon gibi, bu paketin maliyeti nedir acaba? Ne kadar araç değişimi öngörüyorsunuz ve burada bir süre sınırı olacak mı? Teşekkürler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi Suriye mevzusu şu: Suriye’nin en fazla canı yanan ülke Türkiye. Yani diğer ülkeler uzakta, onlara ne sığınmacı geliyor, ne de teröristler oraya çok kolay erişiyor. Ama zannetmesinler ki bu böyle devam edecek. Eğer bu işe birtakım rekabet düşüncesini terk etmezlerse karar verici büyük ülkeleri kastediyorum, bölgede etmeye devam ederlerse buradaki kan akmaya devam edecek, mağduriyetler artmaya devam edecek, bu bir bölgesel sorun olmaktan çıkacak, zaten çıktı, küresel bir tehdide dönüşecek. Bugün bu dünyada yayılan DEAŞ terörünün kaynağında bu var arkadaşlar. Onun için biz diyoruz ki; buradaki paydaşlar, başta koalisyon güçleri olmak üzere, stratejik ortaklarımızın, yani bireysel hesapları bir kenara bırakması artık Suriye’de bu zulmün, bu akan kanın durdurulması lazım. Türkiye olarak biz bölge ülkesi ve sınırdaş ülke olarak her türlü katkıyı vereceğiz; dediğimiz budur. Bunun artık zamanı geldi-geçiyor, böyle bir çağrı yapıyoruz.
İkincisi; Suriye’yle böyle görüşmeler falan kısa vadede olmaz. Önce bir kere oradaki zulüm sona ersin, o diktatör rejim sona ersin. Kendi insanlarını gözünü kırpmadan öldüren, yarım milyondan fazla insanı öldüren bir rejimle neyi anlaşacaksınız? Bu konuda zaten herkes hemfikir. Burada işler düzene binerse tabii ki biz ilişkilerimizi, biz komşuyuz, 911 kilometre hududumuz var, tabii ki iyileşeceğimiz, iyileşmek mecburiyetinde olduğumuz bir ülkedir Suriye.
Bunu da söyledikten sonra, Merkez Bankası faiz indiriyor, ama o faizlerin piyasa kredilerine yansıması eş zamanlı olmuyor, yani bu doğal bir şey. Bu nasıl olacak? Yatırım ortamı kolaylaşıyor, bir sürü tedbirler alıyoruz, bu tedbirler hayata geçtikten sonra bu da kendiliğinden olacak, zorlamayla olmaz bu. Buna ait de araçları mutlaka var, yeri geldiğinde bu araçlar da yine devreye girecek, kamuoyuyla bunları da paylaşacağız. Şimdilik bu kadar söyleyeyim, kâfidir.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle bir ilave söyleyeyim: Diyelim Türkiye’de 20 milyon motorlu taşıt var, bu motorlu taşıtların 5 milyon kadarı bundan yararlanacak diyelim. Şimdi rakamları tamamen temsili söylüyorum, böyle olabilir, daha aşağı olabilir, o ayrı bir mesele. Bunu bir zarar olarak bizim görmemiz doğru değil. Niye? Bunların çoğu Türkiye’de üretiliyor, onlar ilave kapasite artışı yapacaklar, daha fazla üretim yapacak, piyasadaki onlara mal temin eden, parça temin edenlerin işi açılacak. Olmadı, orada ilave adam alacak, çalıştıracaklar. Bunları hesap ettiğimiz zaman bu sefer o sağladığımız faydanın kat-kat üstünde dolayısıyla bir gelirimiz olacak, olayı böyle görmek lazım.
SORU- Efendim, Kıvanç Er, Milliyet Gazetesi. Efendim, tasarruflarla ilgili bazı düzenlemeler yapacağınızı söylediniz. Bu konuda biraz detay verebilir misiniz? Özellikle kamudaki araç ve bina kiralama çok tartışılıyor, sürekli gündemde, burada yeni bir düzenleme olacak mı ve başka ek ne tür tasarruf tedbirleri alındı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Detayı siz verdiniz aslında, benim söyleyeceğimi söylediniz, ipucu verdiniz, ama onlarla sınırlı değil, bunları da önümüzdeki günlerde açıklayacağız.
SORU- Petek Us, Kanal 24. Sayın Başbakanım, aslında terörle mücadele noktasında özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine yönelik yatırımlara dikkat çektiniz, ama bir başka çalışmanız olduğunu da biliyoruz, bu netleşti mi bunu sormak istiyorum. Özellikle bazı belediyelerin, bazı STK’ların ve derneklerin o bölgedeki hizmet için alınan paraları terör örgütlerine finanse ettiği şeklinde. Bunlarla ilgili bir kayyum ataması mı yapılacak? Yasal düzenleme olacak demiştiniz ve Meclis’in aslında çalışma takvimi de neredeyse belli, yetişebilecek mi bu yasa yasama yılına, bunu merak ediyorum?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, yetişecek. Buradaki yaptığımız şey şu: Teröre doğrudan-dolaylı destek veren yerel yönetimleri, belediye başkanları veya meclis üyeleri, bunlar delillendirildiği zaman, tespit edildiği zaman bunların görevine son verilecek, onun yerine oradaki işlerin nasıl yapılacağına dair bir düzenleme bu. Bu da, bu yasama dönemi bitmeden gelecek Meclis’te üçüncü pakette bunlar da öngörülüyor.
İçişleri Bakanı zaten bir süreden beri buralar üzerinde müfettişler marifetiyle çalışmalarını yürütüyor. Bu şekilde görevden alınan, hatta tutuklanan, hüküm giyenler bile var.
SORU- Merhabalar efendim. Ümit Gürbüz, Kanal 7.
Gazetelerde çok fazla var, görmüşsünüzdür efendim, erken seçim konusu hep konuşuluyor; var mı, yok mu net olarak bir cevap alabilir miyiz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nereden çıktı ya, yani seçim seçim seçim, millet yoruldu kardeşim ya, bırakın bunları ya, artık işimize gücümüze bakalım, geçim zamanı. Seçim zamanı bitti, şimdi geçim zamanı. Vatandaş iş bekliyor, yatırım bekliyor, daha çok para kazanmak istiyor, yüzünün daha fazla gülmesini istiyor, terör sona ersin istiyor. Yani seçim belli, 2019’da inşallah seçimimizi yapacağız, bunun için millet rahat rahat yatırımını yapsın, geleceğe yönelik kararlarını versin, hiç endişe etmesin. Türkiye’de güven var, istikrar var, güçlü bir siyasi irade var. Anayasa değişikliğiyle bunu karıştırıyorlar bazen, o ayrı bir fasıl. Anayasa değişikliği gündemimizde, o seçimle bunun bir alakası yok, o apayrı bir iştir. Onun için millet rahat etsin, kafasını da karıştırmayın, seçim falan yok.
SORU- Erdinç Özyılmaz, ATV- A Haber.
Efendim, İstanbul Havaalanındaki saldırı sonrasında yeni güvenlik tedbirleri alınacağını söylemiştiniz. Özel Hareket Polisleri orada görev yapmaya başladı, Çevik Kuvvet sayısı arttı, ama bunlarla ilgili netleşen önlemler var mıdır efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Önlemler sürekli var, önlemler bir sefer alınıp bitmez, tehdidin boyutuna göre sürekli önlemler güncellenir. Şimdi bakın, İstanbul’da Perşembe günkü saldırı, bazı şeyleri bilmiyor insanlar, yeni bir model; nedir o? Hem canlı bomba, hem de fedai saldırı. Ne demek? Gireceği yere giremeyince, önce silahı çıkarıyor, tabanca değil tüfek, makineli tüfek, tarıyor her tarafı, diğerleri aradan giriyor, o can korkusuyla herkes kaçıyor, gidiyor eylemini yapıyor. Yani bu orada girişte bir güvenlik zafiyeti yok derken ben onu kastettim. Orada canlı bomba normal şartlarda elinde kalaşnikof, tabanca, el bombası olmasa giremez. Ne yapıyoruz? Şimdi bu tecrübeyi gördük, İçişleri Bakanlığımız bütün bu insanların yoğun olarak bulunduğu havalimanı, metro, işte Marmaray vesaire bunların önüne ağır silahlı özel harekâtçı arkadaşlarımızı koyduk ki herhangi bir şey Allah göstermesin karşılaştığında ilk cevabı onlar verecek. Tedbir bu, daha başka tedbirler de var. Bunlar havaalanı yöneticileriyle, Valilik, İçişleri Bakanlığı, ilgili bütün kısımlar düzenli olarak bir araya gelip tedbirlerini sürekli artırıyorlar, güncelliyorlar. Amacımız, bir daha bu ve buna benzer bir tatsız hadise yaşamamak. Ama şunu bileceğiz: Biz terörle en yoğun mücadele eden bir ülkeyiz. Adeta bir ölüm-kalım mücadelesi içindeyiz, dolayısıyla hedef ülkeyiz. Hedef ülke olduğumuz için de çok daha uyanık, çok daha titiz, çok daha hem istihbarat yönüyle, hem fiziki tedbirler yönüyle gereken şeyleri yapmamız gerekiyor, bunun adımlarını da atıyoruz.
Peki, bir kez daha teşekkür ediyoruz milletimize sabırla bizi dinledikleri için. Bayram tadında bir Ramazan Bayramı geçirmelerini temenni ediyoruz. Bir sonraki toplantımızda müjdeli haberlerimizde buluşmak üzere bütün milletimize Bakanlar Kurulumuz olarak saygılarımızı, hürmetlerimizi sunuyoruz.
Sizlere de bu işte bize destek olduğunuz için teşekkür ediyoruz.
İyi bayramlar. Bu memleket bizim, bu bayram hepimizin.