Basbakan Yildirim’in emniyet mensuplariyla bir araya geldigi toplantida yaptigi konusmanin tam metni
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- … sevdiklerinizi sizden ayırmasın. Huzur içerisinde yaşamamız için sizlerin yaptığı fedakârlığa minnettarız, sağ olun, var olun, Allah razı olsun.
Bu uğurda canlarını veren aziz şehitlerimizi de bugünde, önemli güde rahmetle anıyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Değerli polis kardeşlerim; resmi kuruluş tarihi her ne kadar 1845 ise de aslında Polis Teşkilatımız asırların da ötesine uzanan bir teşkilat. Orhun Nehri kıyısındaki Tonyukuk Kitabelerinde subaşı, yani emniyet müdürü, emniyet amiri İnal Kağan’ın adı geçer. Ceddimiz Osman Gazi de Karahisar’ı fethettiği zaman Gündüz Alp’i subaşı tayin etmişti. Subaşılık, ihtisab ağalığı, zaptiye nezareti silsilesinin sonunda 1945’te bugünkü Emniyet Teşkilatımızın temelleri atıldı. O günden beri de milletimizin güvenliğinin, ülkenin asayişinin teminatı sizlersiniz. Milletin huzuru sizden soruluyor. Siz de milletin huzurunu namusunuz gibi bildiniz. 7/24 canla-başla çalışıyor, canınızı icabında hiçe sayarak emniyetini, toplumun emniyetini temin ediyorsunuz. Bu millet, bu vatan için yaptığınız fedakârlıkları yapmaya hacet yok. Sizler bu ülke için, bu millet için can vermeyi hiç düşünmeden göze alan yiğit vatan evlatlarısınız. Ne mutlu sizi yetiştiren analara-babalara.
Sizin hayatınızın tehlikelerle, meşakkatlerle dolu olması da yine de hiç şikâyet etmeden canla başla görevinizi yapıyorsunuz. İşte daha iki gün önce Mersin-Aydıncık’ta Çevik Kuvvet polislerini taşıyan otobüs devrildi. Kazada yaralanan polis memuru kardeşim Osman Dinç, o yaralı haliyle bile etrafındakilere; buna da şükür, bir an önce iyileşip görevime dönmek en büyük arzum diyor. Hele bir Fethi Sekin’imiz var ki, onun kahramanlığı, fedakârlığı İzmir’e, Türkiye’ye bir şeref madalyasıdır. 5 Ocak’ta hainlerin adliyeye girmelerini o canı pahasına önledi. Mekânı cennet olsun. Eğer onun dikkati, kahramanlığı olmasaydı, o saldırıda İzmir’in bilançosu çok ağır olacaktı.
Burada şunu da ilave etmeden geçemeyeceğim: Kaderin anlayamadığımız sırları, tevafukları var. Bakın Fethi Sekin şehadetinden bir gün önce yeni kaybettiği annesi için bir ağıt yakmış, evet sadece bir gün önce. Ve orada diyor ki; “Acın kalbimde taşa döndü, anne anne hayran anne, sen yoksun diye çaresiz kaldım. Ben acını taşıyamadım anne, seni çok özledim. Anne anne, kurban anne.” İşte bu kahraman polisimiz anneciğine özlemini dile getirdikten sonra bir gün sonra şehadet şerbetini içti. İnşallah ana-oğul cennette haşrolurlar. Fethi Sekin kardeşimizi de, böyle bir kahraman evlat yetiştiren Fethiye anamızı da rahmetle anıyorum. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Geçen ay Şırnak’ın İdil’inde PKK’lı teröristlerle çatışan Özel Harekât Polisleri Hakan Yılmaz, Muzaffer Tufan Er de son nefeslerine kadar kahramanca çatıştılar. Her ikisi de ağır yaralıyken iki teröristi etkisiz hale getirdiler.
Değerli polis arkadaşlarım; işte bu fedakârlıklarınızla sizler bu ülke için, bu memleket için büyük işler yaptınız, yapıyorsunuz. 80 milyon vatandaşımızın emniyetini, şehirlerimizin asayişini sağlayan sizler, toplumun gözünün ışığısınız. Evde, dükkânda, mahallede, sokakta, caddede, meydanda, iş yerinde, her yerde vatandaşlarımızın hizmetindesiniz. Vatandaşımız için, vatanımız için, güvenliğimiz için kamu düzeninin sağlanması için her an, her yerde görev başındasınız. Hangi vatandaşımızın başı dara girecek olsa siz kimliğine bakmadan yanı başındasınız. Sizin telefonunuz, her vatandaşımızın sıkıntılı halinde arayacağı ilk numara. Sizler en mukaddes memleket görevi yapıyorsunuz. Toplumun huzuru, kardeşliğine hizmet ediyorsunuz. Vatandaşlarımızın hırsızdan, uğursuzdan, kapkaççıdan, teröristlerden koruyorsunuz. Halkın içindesiniz, halkın huzuru için varsınız. Hayatı koruyor, hayatı kolluyor, milletin can ve mal emniyetini muhafaza ediyorsunuz. Engelli, hasta, yaşlı, karakola gidemeyecek durumda olan vatandaşlarımız karakola gelmediğinde siz onların ayağına gidiyorsunuz. Evine, kapısına, ayağına giderek ifadesini alıyorsunuz. Bir vatan evladı kaybolduğunda bütün memleketi tarıyor, o kayıp insanı bulmaya çalışıyorsunuz. Organize suç örgütleriyle mücadele ediyorsunuz. Bireyin de, toplumun da güvenliğinden sorumlusunuz. Çocuklarımızın emniyeti de, gençlerimizin geleceği de size bağlı. Esnafımız dükkânını kapatıp evine gittiğinde bütün varlığını size emanet ediyor. Teröristin korkulu rüyası da siz oldunuz. Doğrusu 15 Temmuz gecesi yazdığınız kahramanlık destanı yüzyıllar geçse de dilden düşmeyecek. O gece yalnız Gölbaşı’nda Özel Harekât Dairemizde görevli 53 kahramanımız bu vatan uğruna toprağa düştü. O gece hainleri tankların içinden tutup teker teker çıkardınız. Sizleri teslim almaya çalışan o hainlere asla dediniz ve canı pahasına direndiniz. Silahını teslim etmeyen hainlerle mücadele eden Terörle Mücadele Daire Başkanımız Sayın Turgut Aslan başından vurularak ağır yaralandı ve halen de tedavisi devam ediyor. Kendisine buradan acil şifalar diliyorum.
O gece hepiniz tankların altında yatan millete kalkan oldunuz, milletle beraber demokrasimize, cumhuriyetimize sahip çıktınız. Ülke ve millet size minnettardır.
Değerli kardeşlerim; doğrusu Polis Teşkilatımızın daha da güçlenmesi ve geleceğe yönelik gerek asayiş, gerek güvenlik, gerek terörle mücadele gibi alanlarda etkisinin daha da artırması için gereken bütün çalışmaları yapıyoruz. Hem sayı olarak güçlendirmeye çalışıyoruz, aynı zamanda donanım olarak, silah, teçhizat olarak da güçlenmeniz için ciddi adımlar atıyoruz. Çünkü 15 Temmuz bize bir gerçeği gösterdi. Polis Teşkilatı, asker teşkilatı gibi ülkenin iç ve dış güvenliğinden sorumlu hayati kuruluşlar her türlü paralel yapılanmadan, her türlü gruplaşmadan uzak bir şekilde tutulması gerekiyor. Falan mezhepten, filan meşrepten diye başlayan, masum bir şekilde başlayan bu akım, ideolojik gruplaşma daha sonradan beka meselesine dönüşebiliyor. Bu 15 Temmuz’da ortaya çıktı. Devletin imkânlarıyla, devletin altyapısıyla güçlenen bir grup ve sonunda devleti ele geçirmek için yine bu milletin kıt-kanaat vergileriyle dilinden-dişinden, tırnağından artırdığı vergilerle aldığı silahları, araçları, gereçleri, tankları, uçakları, helikopterleri acımasızca vatandaşların üzerine kullandı ve ülkeyi bir felaketin eşiğine getirmekten zerre kadar tereddüt etmediler. Şüphesiz bu ve buna benzer olayların bir daha cereyan etmemesi için, açıkçası gereken ne tedbir varsa o tedbiri devletin bekası ve geleceği için almak zorundayız alıyoruz. Ve istiyoruz ki bundan sonra bu asil ve güzide kuruluşumuz içerisinde bu ve buna benzer yapılar bir daha tekrar etmesin. Devlet içinde devlet olmasın, paralel yapılar olmasın ve devletimiz polisiyle, askeriyle bir ve beraber olarak, kaynaşmış olarak Gazi Mustafa Kemal’in gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çalışsın ve bunu başarsın.
Değerli kardeşlerim; zor günlerden geçtik. Ama hepsini teker teker aşıyoruz. Bu paralel yapılanma da eski Türkiye’nin eski kötü alışkanlığı olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini alacaktır. İktidarımızda 15 yıldır pek çok güzelliği başlatırken, pek çok çirkinliği de tarihe gömdük. Emniyet Teşkilatımız da bu gelişmelerden payını aldı.
Eski Türkiye alışkanlığında vatandaş odaklı değil devlet odaklı bir çalışma anlayışı vardı. Yani millet-devletin bekası için sanki memurmuş gibi düşünülürdü. Şimdi tam tersine devlet millet için var, devlet milletin güvenliği, bekası için var. Devletimiz ne yazık ki uzun yıllar vatandaşıyla kavgalı oldu. Devlet gücünü kullanan vatandaşa mesafeli oldu, tepeden baktı. Siyasi iradenin yönetim anlayışı bütün çalışanlarının davranışlarını belirler. Son 15 yıl da ispatıdır. Bizim yönetim anlayışımız, insan merkezlidir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturudur. Bu bizim icadımız değil, 619 yıl üç kıtada hüküm sürmüş Osmanlı’nın yönetim anlayışının özetidir; insanı yaşat ki devlet yaşasın, insanı yücelt ki devlet yücelsin. İşte biz bu prensibi bütün kamu kuruluşlarına yaymanın gayreti içerisinde olduk. Bu anlayış sayesinde ülkemizi korkularından arındırdık. Vatandaş artık adalet ve hukuk terazisini emniyetle tutan ve devletine güvenen bir konuma geldi. Bunu korkuyla değil güvenle sağladık. Devletten, devletin gücünden sadece ama sadece suç işleyenler, suçu organize edenler ve caniler korkacak. Onun dışında vatandaşın korkmasını gerektiren hiçbir şey yok. İnsan hayatına kastedenler, hak etmediğini gasp edenler, terör örgütleri, suç şebekeleri korkacak. Bizim siyasetimizde devlet millet oldu, milletin oldu. Devlet adına hiç kimse bu ülkenin hiçbir vatandaşına tepeden bakamaz.
Değerli arkadaşlarım, polis namustur. Polis sadece sokağın güvenliğini sağlamaz. Aynı zamanda demokrasinin ve hukukun da işlemesini kollar gözetir. Polis kimsesizin, yolda-sokakta kalanın sığınağıdır. Polis toplumun güvenliğinden sorumludur. Biz de polisimizin güvenliğinden, mutluluğundan sorumluyuz. Polislerimizin hangi fedakârlıklar için ülkemize neler yaptığını biliyoruz. Biz de Türkiye’nin bütün imkânlarıyla polislerimizin yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. Bu bağlamda son 15 yıldır teşkilata yönelik hem ihtiyaçları bakımından, teşkilatın ihtiyaçları bakımından, araç-gereç, silah, mühimmat, hem de kişisel beklentileri bakımından önemli çalışmalar yaptık. Tabii ki daha fazlası beklenebilir, yapılabilir. Ama ülkemizin imkân kabiliyetleri elverdiğinde mutlaka bunlar da yerine gelecektir. Birkaç örnek vermek gerekirse, 2002’de göreve yeni başlayan bir polis memuru 665 lira maaş alıyordu, bugün 3557 lira. 2006’da yine tazminatlarda iyileştirme yaptık. Bunu yazmışlar, ama doğru mu yazmışlar, ben kontrol etmedim, siz daha iyi bilirsiniz, para sizin elinize geçiyor? Hah, yok mu o kadar? Yani söyleyin de biz de yanlış bilgi vermeyelim. Böylece o tazminatlardan dolayı da bir 230 lira katkı sağlanıyor. Dalgıç olanlara ayrıca ilave tazminat veriliyor 1500 ile 2500 lira arasında, yaklaşık söylüyorum. 2012’de yine pilotlara, uçuş ekibine de ilave tazminatlar verilmeye başlandı. 2008’de bu tazminatlar bomba uzmanları da dâhil edildi, 1248 lira bir ilave ödeme yapılıyor. Aynı yıl çarşı-mahalle bekçilerimiz emniyet hizmetleri sınıfına dâhil ettik. Böylece onların da ek göstergeden yararlanmasının yolu açıldı. 2011’de Özel Hareket personeline ek tazminat geldi. Bugün 882 lirayla 351 lira arasında değişen bir ödeme yapılıyor; doğru mu bilmiyorum rakam. Evet, yükseköğrenimli polis memurlarımızın maaş derecesinin 1’e düşürülmesini sağladık, yani emeklilik için, bu şimdi değil de. Daha önce herhalde 3’e kadar geliyordu, şimdi 1’e kadar gelmesine imkân veren düzenleme yapıldı. Daha birçok iyileştirme yapıldı, yapılacak, bundan sonra da olacak.
Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bugün mesai günü, daha fazla vaktinizi almak istemiyorum. Sizin de işiniz var, bizim de işimiz var. Sizin işiniz bizimkinden ayrı değil. Biz gidiyoruz işte kampanya yapıyoruz, efendim orada burada vatandaşla haşır neşir oluyoruz. Biz vatandaşın arasına daldığımız zaman bizim ekibin benzi beti, yani böyle perişan oluyorlar, ben onları fark ediyorum. Onlar bizim emniyetimiz için, güvenliğimiz için çok titizleniyorlar. Ama siyaset sizin işinizle aynı değil. Siyasetin işi insanla, insana mesafeli olma şansınız yok. İnsanla haşır neşir olacaksınız. Dolayısıyla insanlarımız arasına, vatandaşlarımız arasına giren suç unsurları mutlaka olabilir. Onlara karşı da tabii tedbir almanın zorluğunu da biliyoruz. O bakımdan işinizi de zorlaştırdığınızın farkındayız. Ancak bizi bunu yapmaktan alıkoymak yerine, kısıtlamak yerine daha zekice tedbirleri geliştirmenizde fayda var. Bunu yaparken de vatandaşı tedirgin etmeden. Ya işte Başbakan geliyor, herkes sağı-solu iteliyor oradan filan. Bu iş, iş değil. Biz vatandaşın içerisine olağanüstü bir görüntüyle değil doğal bir şekilde girebilmemiz lazım, bunu arzu ediyoruz. Tabi ülkemizin içinden geçtiği durumları da göz ardı etmiyoruz. Bizim gibi aynı anda üç tane terör örgütüyle mücadele eden başka bir ülke yok. Bu anlamda karşı karşıya kaldığımız tehditlerin boyutu başka ülkelerden çok fazla. Güney komşularımızda yaşanan savaşlar, oradaki otorite boşluğunun bize oluşturduğu tehditler, bunlar olumlu şeyler. Bu yüzden de bir an bile rehavet içerisinde olmamız büyük bir felaketi kaçınılmaz hale getirir. Biliyorum, bunları tabii kamuoyuyla da paylaşmamız mümkün değil. Ama biliyorum ki o kadar çok olay önleniyor ki, yüzlerce olay önleniyor, ama bir tanesi kaçıyor. Onun verdiği acı, hepimizi maalesef etkileniyor, toplum olarak, Teşkilat olarak hepinizin ne kadar büyük bir acı içerisinde kaldığınızı görüyorum, biliyorum.
Değerli kardeşler, Polis Teşkilatımızın güzide mensupları; Teşkilatın 172. kuruluş yıldönümünde sizlerin, bütün Polis Teşkilatımızın bu önemli gününü sizlerin nezdinde kutluyorum. Burada olan-olmayan, ülkemizin her köşesinde görev yapan bütün polis kardeşlerimizin alnından öpüyorum, onları tebrik ediyorum. Bu uğurda canlarını seve seve veren şehitlerimizi bugün de rahmetle anıyorum. Gazilerimize sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
Değerli arkadaşlar, evet Türkiye bir referanduma gidiyor, bir tercih yapacak milletimiz. Bu Pazar günü, ayın 16’sında millet sandık başına gidecek tercihini yapacak. Tabii milletin yaptığı tercih başımız gözümüz üstüne. Bizim milletin söyleyeceği lafın üzerine, sözün üzerine söyleyecek sözümüz olmaz. Bu işin bir tarafı. Biz ülkemizin aydınlık yarınları için, geleceği için, bir daha kriz, kaos, darbe yaşanmaması için, ekonomimizin çok daha güçlenmesi için iyi bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Bu halisane duygularla hazırladığımız Anayasa değişikliğini de milletimizin huzuruna getirdik, onayına sunduk.
Tabii burada yine siz boş durmuyorsunuz, o gün siz daha sıkı görev yapacaksınız. Özellikle yurdun her köşesinde sandık güvenliğinin sağlanması ve milletin oylarını özgür iradesiyle sandığa yansıtması için sizin yapacağınız çalışma çok önemli. Her yerde, hatırlayın 7 Haziran’da yaşadıklarımızı, bazı yerlerde sandık güvenliğini sağlayamadık ve terör örgütleri tehditle, şantajla, baskıyla milletin tercihini değiştirdiler. Ve o yüzden de ülkemiz kısa süreli de olsa bir siyasi istikrarsızlıkla karşı karşıya kaldık. Onun için bu Pazar günü özellikle sandık güvenliğinin sağlanması, aynı zamanda sandığa gelecek vatandaşlara yönlendirme yapılmasının, herhangi bir şekilde baskı yapılmasının önlenmesi konusunda yine önemli görevleriniz var, bu konuda da başarılar diliyorum, sizlere güveniyorum değerli polis kardeşlerimiz.
Daha nice güzel günlerde hep beraber olmayı, birlikte bu güzel günleri yad etmeyi Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum, Allah yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.
Müdürümüz Hüseyin Bey, bu arada tabii İzmir Emniyeti son günlerde yaptığı operasyonlarla göz dolduruyor. Uyuşturucuyla mücadele konusunda, terörle mücadele konusunda güzel işler çıkardınız, başka yerlerde yapılan mücadelelere sağladığınız istihbarat desteği de oldukça kıymetli. Bu vesileyle İzmir Emniyet Müdürümüz Hüseyin Aşkın Beyin nezdinde bütün teşkilatını tebrik ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum.