Basbakan Yildirim’in Erzincan Is Dünyasi Ve Stk Temsileri Ile Bulusmasi Programi’nda yaptigi konusma
Sevgili canlar, rüzgarın sert, yiğidin mert olduğu değerli hemşehrilerim; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Buraya gelmeden önce sanayicilerimizle biraradaydık, organize sanayi bölgesinde toplantı yaptık, onlarla dertleştik, sorunlarını dinledik, taleplerini aldık, güzel, verimli bir toplantı oldu. Orada bir şeyi fark ettim, dile getirilen sorunları duyunca 15 yıl öncesiyle bugünü şöyle bir kafamda kıyaslama imkanım oldu ve ülkemizin geleceği adına çok umutlandım.
Bunu niye söylüyorum? 15 yıl öncesine gittiğimizde, o gün sorunlar neydi, bugün ne? O günlerde gündemde neler vardı, Türkiye neyi konuşuyordu, neleri konuşamıyordu. O gün acil çözülmesini beklediğimiz meseleler neydi, bugünkü beklentiler ne? Listeye baktığımızda çok şeyin değiştiğini, bambaşka bir gündemle bugün karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.
2002’de bırakın sorunları konuşmayı, derdinizi bile anlatma imkanınız yoktu, çok zor ve sıkıntılı günler yaşadı ülke. Yazarkasaların atıldığı, vatandaşın alın terinin karşılığını alamadığı, hastanelerde borcu yüzünden rehin kalınan, ambulanslara para ödenen dönemleri artık geride bıraktık. Evet, şimdi neyi konuşuyoruz? Şimdi konuştuğumuz, acaba ülkemizde ihracatı 500 milyar dolara nasıl çıkarırız, bunu konuşuyoruz. Acaba Doğu ve Güneydoğu’da terörden mağdur olmuş illerimizin refah açığını, kalkınma açığını nasıl kapatırız, bunları konuşuyoruz.
Türkiye son 15 yılda elde ettiğimiz güven ve istikrar sayesinde hamdolsun çok büyük mesafe kat etti. Özellikle birinci önceliğimiz, olması gereken, ülkenin doğusuyla batısı arasındaki kalkınma ve altyapı farklılıklarını ortadan kaldırmaktı. Doğu ve Güneydoğu Bölgemiz, ortalama kişi başı milli gelir 2002’de 3 bin dolar civarındayken, bu bölgelerde, Doğu’da, Güneydoğu’da bu rakam 700 dolar civarındaydı, aradaki farkı görüyorsunuz, 3 bine 700, kaç kat fark var, 4 kattan fazla fark var. 15 yıl sonra durum ne olmuş? Türkiye’nin ortalama kişi başı milli geliri 11 bin dolara yaklaşmış, Doğu, Güneydoğu’daki, özellikle de Güneydoğu’daki kişi başı milli gelir 5500 doların üzerine çıkmış, aradaki makas kapanmış, 4 kattan 1 kat farka inmiş. Hedef ne? Hedef, bu ülkenin doğusu da, batısı da, kuzeyi de, güneyi de, her yerde refah aynı seviyeye gelecek, İstanbul da aynı olacak, Erzincan da aynı olacak, Hakkari de aynı olacak, Sinop da aynı olacak ki terör mihrakları buradan bir alan sağlamasın, bir boşluk oluşmasın. Bütün hedefimiz, bütün gayretimiz bunun için.
Gece-gündüz demeden, yolları, altyapıyı Türkiye’nin her tarafında geliştirdik. Büyük bir gururla söylüyorum, bugün Erzincan’ın yollarıyla Hakkari’nin yolları arasında fark yok, İstanbul’la Malatya’nın yolları arasında fark yok. Çünkü bu bayrağı dalgalandıran, bu ocakları tüttüren vatandaşlarımız Anadolu topraklarında, 780 bin kilometrekare vatan toprağının neresinde olursa olsun onların huzuru, güvenliği, geleceği bizim görevimizdir, bunları sağlamak en önemli önceliğimizdir. Bu anlayışla doğudan batıya, kuzeyden güneye yolları böldük gönülleri birleştirdik, yolları böldük milleti birleştirdik, yolları böldük hayatları birleştirdik, Bakın değerli hemşehrilerim, yolları böleriz ama, Türkiye’yi böldürtmeyiz.
Evet, iletişim de aynı, iletişimde de Allah’a şükür Türkiye 15 yılda çok büyük yol kat etti, bugün artık köylerimizde dahi internet var. Geniş bant internet aslında gelişen ekonomilerin en önemli akıl otoyollarıdır, bilişim otoyollarıdır. Şimdi artık kalkınmada da alın terinin yanı sıra, akıl teri daha önemli hale geliyor. Kas gücüyle yapılan işleri yerini akıl teri alıyor, onun için akıl yollarıyla, bilişim otobanlarıyla yurdun her köşesini donattık.
Evet, sadece altyapıyı yapmak yetmez, orada yaşayacak, iş yapacak vatandaşlarımızın ihtiyaçları bununla sınırlı değil. Ne olacak? Okul olacak, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite. Başka ne olacak? Hastane olacak. Başka ne olacak? Sosyal yaşam alanları olacak. Bütün bunları sağlayalım ki insanlarımız memleketin her köşesine gitsin, hayatına orada devam etsin. Niye doğduğumuz, büyüdüğümüz, güzel güzel havasını soluduğumuz, sularını içtiğimiz bu güzel toprakları terk edip gidelim? Tabi ki bunun bir arka planı var, bir sebebi var. Ama artık bugünkü şartlar 50 yıl öncesinin şartları değil.
Değerli hemşehrilerim, bütün bu söylediklerimin üzerinde olmazsa olmaz bir şey daha, güvenlik ve istikrar. İstikrar son 15 yılda ülkemizin her tarafında hakim elhamdülillah. Güvenlik, işte terörle yaptığımız mücadele ortada. Özellikle son yıllarda her türlü terör örgütüne karşı amansız bir mücadele veriyoruz. Neye rağmen veriyoruz? Bölgemizde, Suriye’de, Irak’ta otorite boşluğuna rağmen, iç savaş rağmen, her türlü terör örgütünün bu bölgelerde hem cirit attığı, hem de sırtının sıvazlandığı şartlara rağmen bu mücadeleyi veriyoruz ve burada da mutlak bir başarı var.
Evvelsi gün Şemdinli’de, bu sabah Diyarbakır’da, maalesef alçak terör örgütlerinin kahpece saldırıları sonucu şehitlerimiz oldu. Allah şehitlerimizin mekanını cennet eylesin. Ailelerinin, yakınlarının acılarını paylaşıyoruz, milletimizin başı sağ olsun.
Ama şunu herkes bilmeli ki; bu topraklarda tek bir terörist kalıncaya kadar bu mücadele kararlılıkla, hiçbir taviz verilmeden sürdürülecektir. Bu alçakların arkasında kimlerin olduğunu da biliyoruz, gün gelecek bunlar bu asil milletin yüzüne bakamayacaklar. Tek şartımız değerli hemşehrilerim, bu mücadelede mutlak başarı var, inşallah milletimizin gündeminden bu işi düşüreceğiz.
Bakın, Genelkurmay Başkanımız, Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri Komutamız, 3’üncü Ordu Komutanımız bugün bizlerle beraber, bu bir tamamen tevafuk. Onlar bu bölgede birlikleri dolaşıyorlar, oradaki Mehmetçiklere, kahraman evlatlarımıza moral ziyaretleri yapıyorlar, ihtiyaçları var mı-yok mu onları dinliyorlar, bu bağlamda bu akşam da bizimle beraberler. Kendilerine de sizler adına, hemşehrilerim adına hoş geldiniz diyorum.
Değerli kardeşlerim, evet, bugün Erzincan’da dolu dolu bir program gerçekleştirdik. Üniversitemizin akademik yıl açılışına katıldık, üniversitemizin kurucu Rektörü Profesör Doktor Erdoğan Büyükkasap adının verildiği kongre ve kültür merkezini açtık, havaalanında zaten geldik, aman Allah’ım o ne coşku, o ne heyecan, bizi mest ettiniz, Allah sizden razı olsun.
Yarın da buradayız, yarın çok önemli bir projenin başlangıcını yapıyoruz, Yarın Dutluca-Kemaliye yolunun temelini atıyoruz. Oraları bilen bilir, bırakın arabayla gitmeyi, yürüyerek giderken bile salavat çekerek gidersiniz. Ama şimdi o yolun 22 kilometrelik bir bölümü 18 kilometresi tünel ve viyadükle geçiliyor, muazzam bir proje.
Niçin yapıyoruz? Kuzey-güney koridorunu birleştirmek için, terör yuvalarını yıkmak için yapıyoruz. Yol medeniyettir, su medeniyettir boşuna denmemiş.
Hatırlayın, Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında, 1930’larda yine Eğinli Apçağa’dan hemşehrimiz Ahmet Kutsi Tecer öğretmen olarak tayin ediliyor Sivas’ın bir köyüne. Yola çıkıyor, bakıyor ki yol yok, iz yok, kar diz boyu. Umutsuzluğa kapılıyor ve orada ağzından şu dizeler dökülüyor: “Orada, bir köy var uzakta, gitmesek de, gelmesek de o köy bizim köyümüzdür.” Allah’a şükür gidemediğimiz köyümüz yok, yurdun her köşesine artık ulaşıyoruz, erişiyoruz.
Değerli kardeşlerim, kıymetli misafirler; bugün burada Erzincan’ın kalbi var, Erzincan’ın sivil toplum kuruluşları burada, dernekler, vakıflar, siyasi partilerimizin temsilcileri burada. Bakın, burada AK Parti İl Başkanı var, CHP İl Başkanı var, MHP İl Başkanı var, aynı masada oturuyorlar, Türkiye’nin özlediği tablo budur. Bu tablo Erzincan’da hiç değişmemiştir, şartlar ne olursa olsun Erzincan’da tek parti vardır, Erzincan partisi. Erzincan’ın geleceği için, burada yaşayan hemşehrilerimizin mutlu yarınları için herkes sorumluluk alıyor, elini taşın altına koyuyor. Bu bakımdan hemşehrilerimizle ne kadar gurur duysak azdır, sağ olun, var olun.
Evet, biraz ekonomiden bahsedelim, çok uzatmayacağım, yemekler soğumasın.
Şimdi Erzincan için, sadece Erzincan için değil Doğu ve Güneydoğu’da 23 ilimiz var, ağırlıklı olarak terörle mücadelenin devam ettiği iller, bu illere özel bir program uygulayacağız, bunu daha önce ilan etmiştik, cazibe merkezleri programı. Amacımız ne? Amacımız, burada terörün sebep olduğu ve geciktirdiği yatırımların daha hızlı bir şekilde yapılması ve diğer gelişmiş illerle arasındaki farkı kapatmasıdır. Bu amaca yönelik olarak yaptığımız çalışmalar nihayet tamamlandı, sonuç bir hafta içerisinde kamuoyuyla paylaşılacak.
Neler var, ne getiriyoruz?
Ana hatlarıyla söylemek gerekirse, 23 ilimizde uygulayacağımız teşvik tedbirleri 6’ncı bölge teşviklerini kapsayacak; madde bir. Artı, cazibe merkezleri için geliştirdiğimiz ilave teşvikleri de kapsayacak. Böylece buralarda, bu 23 ilde yatırım yapmak için hiçbir mazeret kalmıyor. Artık hemşehrilerimizden bekliyoruz, İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, batı bölgelerinde çok büyük yatırımları olan hemşehrilerimizin buraya da, doğup büyüdükleri, hatıralarının olduğu baba ocağına da mutlaka bir yatırım yapmasını bekliyoruz, mazeret kalmadı.
Tabi Türkiye’nin gelişmesinin, 2002’den 2017’ye kadar 3 kat büyümesinin arkasında değerli hemşehrilerim, güven ve istikrar var. Bu kadar güçlü iktidar olmasa, güven olmazsa kim geleceğe yatırım yapmaz. Türkiye önümüzdeki yıllar içinde 2023’e, Cumhuriyetimizin 100. yılına giderken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacak her türlü kararlılığı vardır, her türlü iradesi vardır. Onun için değerli hemşehrilerim, geldiğimiz noktayı asla ve asla yeterli görmeyiz. Önümüzdeki 3 yıl için planlarımızı yaptık. Ne var burada?
Türkiye orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna geçecek, yani milli geliri kişi başına 13 bin doların üzerine çıkaracağız.
Ve büyümeyi ortalama yüzde 5,5 seviyesinin üstünde gerçekleştireceğiz.
Her yıl 1 milyon vatandaşımıza iş, aş sağlayacağız, bunun için daha çok yatırım yapmamız lazım.
Savunma sanayinde Türkiye bugün 15 yıl içerisinde yerli katkı payını yüzde 26’dan yüzde 64 seviyesine çıkarmıştır. Evet, işte 2 gün önce savunma sanayiyle ilgili toplantımızı yaptık, projeleri değerlendirdik, gelecek 10 yılın tehdit algısını yeniden masaya yatırdık, savunma ve caydırıcılık kabiliyetimizin ne olması gerektiğinin kararını verdik, 5 milyar dolar tutarında 22 projeyi onayladık. Daha fazla proje var, bu daha bir kısmı.
Bakın, Türkiye 70 cente muhtaç bir ülkeyken, bugün sadece bir alanda, bir oturumda 5 milyar dolar bir projeye karar verir hale geldi; işte Türkiye’nin geldiği nokta bu. Son 15 yılda savunma sanayine yaptığımız yatırım 35 milyar dolardır.
Peki, Türkiye 3 kat büyüdü, savunma sanayine bu kadar yatırım, bu kadar efendim iş yeri, bu kadar okul, bu kadar hastane, bu kadar yol nereden yaptınız, gömü mü buldunuz? Ben size söyleyeyim nasıl yaptığımızı. Bakın, bunu anlamak için birkaç rakam vermemiz lazım.
Evet, 2002’de Türkiye’nin faiz giderleri 1 yılda ne kadardı? Vergi gelirlerinin, topladığımız bütün verginin yüzde 86’sını faize veriyordu. Şimdi ne kadar veriyoruz? Yüzde 9, yüzde 86’dan yüzde 9’a. Ne kadar fark var? Yüzde…
MEHMET YILMAZ- Yüzde 75.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ya hesabın zayıf Mehmet Yılmaz.
BİR KATILIMCI- 77.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 77, bak doğrusu yüzde 77. Yüzde 77’yi buradan bir kenara koyun, dursun, aklınızda tutun.
Bitmedi, eğer bu faiz giderlerinin milli gelire oranı değişmeseydi, yani biz aynı faizi vermeye devam etseydik, ne kadar faiz ödeyecektik biliyor musunuz 15 yılda? 1.9 katrilyon, yani bugünkü bütçemizden daha yüksek faiz ödeyecektik, 15 yıllık ödenecek faizi diyorum. Faiz yükü azaldığı için biz ne ödedik? 701 milyar ödedik. İkisinin arasındaki fark ne? 1.2 katrilyon. İşte para burada, 1.2 katrilyonla bunları yaptık. Para nereden geldi diyorlar ya, para buradan geldi, hesap ortadan.
Bununla da kalmadık, 2002 yılında devletin borcu milli gelire nazaran yüzde 72. Bir yıllık çalışıp çabaladığımız emeğimiz, göz nurumuz topladığımız kaynağın yüzde 72’si borca gidiyor. Şimdi ne kadarı? Şimdi yüzde 28’e indi, oradan da bir tasarruf var mı? Var.
Peki, işte bütün bunlar olunca aradaki farklar yatırıma gidiyor, faizcilere gideceğine yatırıma gidiyor, ulaşıma gidiyor, okula gidiyor, hastaneye gidiyor, fabrikaya gidiyor ve dolayısıyla bunlar da ülkenin büyümesine, kalkınmasına sebep oluyor.
İhracat; ihracat 15 yıl önce 32 milyar dolar. Şimdi ne kadar? 153 milyar dolar, 4 kat artmış, işte fark bu. Bakın, Türkiye’nin ihracatı 1973 yılında 1.4 milyar dolar bütün Türkiye’nin, şimdi 1.4 milyar dolar ihracat yapan 15 tane ilimiz var; işte Türkiye’nin geldiği nokta bu.
Başarılarımızı hiç küçümsemeyelim, önemli başarılarımız var, ama bunlarla da yetinmeyeceğiz. Başardık, bundan sonra yapacak işimiz yok diyemeyiz, çok güçlü olmamız lazım. Bu bölge zor bir bölge. Coğrafya kaderdir İbn Haldun böyle söyler, bu coğrafya bizim kaderimiz. Ama bu coğrafyada ayakta durmak zordur, ancak bu millet bu coğrafyada ayakta durmuştur. Asırlardan beri bu coğrafyada sadece ayakta durmadık, mazlumların, mağdurların hamisi olmayı da ihmal etmedik. Suriye’de, Irak’ta canını kurtarmak için yerinden, yurdundan ayrılmak zorunda kalan insanlara kucak açan tek ülke Türkiye’dir; biz, bize yakışanı yapıyoruz.
İçeride ve dışarıda terörle mücadelemiz tüm kararlılığıyla devam edecek.
Evet değerli hemşehrilerim, hiç merak etmeyin, yarınımız bugünden daha güzel, geleceğimiz daha parlak, daha aydınlık olacak.
Şimdi 3-5 laf da Erzincan için yapalım. Erzincan’dayız, hemşehrilerimizin yanındayız, biraz da Erzincan’ı konuşalım.
Son 15 yılda değerli hemşehrilerim, Erzincan’a 9 milyar, 9 katrilyon yatırım gerçekleştirdik. Erzincan 15 yılda ihracatı öğrendi. Bölünmüş yollar, havaalanları, barajlar, okullar, hastaneler, doğalgaz, turizm tesisleri, fabrikalar, maşallah yok yok, helali hoş olsun. Şimdi tarıma dayalı bir ihtisas organize sanayi kurmaya karar verdik, besi ve sera alanlarını kapsayacak. 120 işletmede toplam 10 bin baş besi hayvanı yetiştirilecek. 70 işletmeci için jeotermal ısıtmalı topraksız tarıma dayalı sera alanı kuruluyor. Ayrıca, bölgede yem fabrikası, et entegre tesisi, biyogaz tesisi kurulacak ve burada 140 milyon liralık yatırım yapılacak. Bu tesislerde toplam bin hemşehrimize istihdam sağlanacak.
Az önce toplantıda arkadaşlar gösterdiler, Türkiye’deki işsizlik 11’e yakın, Erzincan’da yüzde 5. Hemşehrilerimize, yatırım yapıyoruz, ne istiyorsunuz dedim. Başbakanım dediler, biz sadece çalıştıracak adam bulamıyoruz, eğer buna yardımcı olabilirseniz biz istediğiniz kadar, daha fazla yatırım yapmaya hazırız. Benim bildiğim Erzincanlılar çalışkandır. Yatırım daha fazla yapılsın değil mi? Bu yatırımları yaşatmaya hazır mı Erzincan? Maşallah.
Bak, 2-3 gün önce Cumhurbaşkanımız Bakü-Tiflis-Kars demir yolunu açtı, hasbelkader bu projede de emeği olan bir evladınızım. 2004’te başladık, 4 sene top çevirdiler, Azerbaycan’ı, Gürcistan’ı, oradakileri, muhataplarımızı ikna etmek için 4 sene mücadele verdik, nihayet 2008’de temelini attık ve şimdi de açıldı. Bu ne biliyor musunuz? Bu İpek Yolu. Türkiye’ye fark yaratacak en önemli proje. Çin’den başlayıp Avrupa’nın batısına gidecek daha kısa bir yol yok, İpek Yolu yıllardır hizmet etmiş. 12 günde Çin’den kalkan tren Hamburg’a ulaşıyor. Denizle gelse ne kadar? 45 gün, kara yoluyla en az 1 ay. İşte bu büyük bir imkan, büyük bir avantaj. Şimdi bu yol Gürcistan’ı, Azerbaycan’ı, Türkiye’yi birbirine daha da yakınlaştırıyor, Kafkaslar’ı, Orta Asya ülkelerini çok daha güçlü hale getiriyor. İnşallah bu yol Sivas’tan bu tarafa devam eden hızlı demir yolu da bittiğinde deme keyfine, yan gel yat, işler tamam.
Evet değerli hemşehrilerim, üniversitemiz var, 24 bin öğrencimiz var, şehir merkezinin 3’te biri kadar, çok güzel de bir külliyesi olmuş üniversitenin.
Şimdi Karadeniz limanlarını güneye bağlıyoruz. İşte yarın temelini atacağımız yol bunun önemli bir parçası. Dağları delip tüneller açıyoruz, Zigana Trabzon’dan bu tarafa yapılan iki tane tünel var, her birinin boyu 14,5 kilometre; eskiden bunlar yoktu. Bir Bolu tünelini Türkiye 30 yılda tamamlayabildi, 30 yıl, 12 hükümet, 23 tane bakan yedi, ama bir türlü tünel tamamlanamadı. Türkiye 2002’ye kadar toplam yaptığı tünel miktarı 40 kilometre Cumhuriyet tarihinde, 15 yılda yapılan miktar 350 kilometre, devam eden de 600 kilometre tünel işimiz var.
BİR KATILIMCI- Ovit bitti mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ovit’te ışık göründü, bitmek üzere. Daha niceleri var.
Son 10 yıl, 2008’den bu tarafa dünyada ekonomik kriz var, maalesef henüz geçmiş değil. Bu kriz boyunca dünyada böyle elle tutulur büyük denebilecek 10 tane büyük proje yapıldı. Size bir şey söyleyeyim mi? bu 10 projenin 6 tanesini Türkiye yaptı. Hangileri diye merak mı ediyorsunuz? Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, Marmaray, Avrasya ve dünyanın en büyük havalimanı, buna siz bir de dünyanın en uzun köprüsü Çanakkale Köprüsünü ilave edebilirsiniz, o da 7’ncisi; hayırlı, uğurlu olsun. İşte Türkiye’nin gücü bu değerli hemşehrilerim. Nerede olduğumuzu, hangi imkan ve kabiliyette olduğumuzu asla unutmayalım, gücümüzün farkında olalım.
Amacımız, hedefimiz, Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, ülkemizi daha da ileriye götürmek. Bölgede istikrarı, güvenliği kalıcı hale getirmek ve ülkemizi parmakla gösterilen ülkeler arasına sokmak, bu yolda emin adımlarla ilerliyoruz. Bugün satın alam gücü paritesine göre dünyanın 13. büyük ekonomisiyiz, biraz daha gayret edeceğiz. Ne kadar bizi meşgul ederse etsinler, terörle hızımızı ne kadar kesmeye çalışırsa çalışsınlar asla muvaffak olmayacaklar, çünkü bu millet neyi yapmaya muktedir olduğunu 15 Temmuz alçak FETÖ darbe girişiminde göstermiştir. O gece millet her bir ferdi kahraman olmuş ve darbecilere, alçaklara geçit vermemiştir. O gece halkın ve hakkın gücü tankın gücünü yenmiştir, o gece Ay-Yıldızlı Bayrak inmemiş, ezanlar dinmemiştir.
O gecenin şehitlerinden Yaşar Gündüz’ün babası da bugün bu sofrada bizimle beraber. Evladınla ne kadar gurur duysan azdır.
Niye vatan şehidimiz şehit Astsubay Uğur Fethi Özdemir’in babası da bugün bizlerle beraber. Allah sizden razı olsun. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun.
Değerli kardeşlerim, şehitlerimizin emaneti bizim emanetimizdir, onların emanetine gözümüz gibi bakmaya ahdediyoruz, ant içiyoruz.
İnşallah bu ülkeyi hepimizin, 80 milyonun arzu ettiği, görmek istediği noktaya ötüreceğiz. Hedefimiz, dostlukları artırmak, düşmanlıkları azaltmak, dış politikada bunu gözetiyoruz, bu yolda da elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Terörle mücadelemiz sadece yurt içinde değil, yurt dışında da kararlı bir şekilde devam ediyor.
Şartlar ne olursa olsun, değişmeyecek bir şeyimiz var, nedir o? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, gerisi teferruat. 80 milyon bu inançla canla, başla çalışıyoruz.
Allah sınırlarda, yurt dışında terörle mücadelede gecesini gündüzüne katan bütün güvenlik elemanlarımıza kolaylık versin, Allah yardımcıları olsun. ("Amin" sesleri) Milletimizin duası, desteği onlarla beraberdir. Biz de tabi ki ülkemizin geleceği için, milletimizin geleceği için elimizden ne geliyorsa fazlasını yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.
Değerli hemşehrilerim, bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla, sevgiyle selamlarken, bugün şahsıma ve arkadaşlarıma gösterdiğiniz ilgi için, sevgi için şükranlarımı sunuyorum, sağ olun, var olun.
Aynı zamanda, şehidimiz Tamer Meriç’in hanımı ve kızı da bizlerle beraber, sizler de hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.