Basbakan Yildirim’in Fahri Doktora Unvani Verilme töreninde yaptigi konusma
… görevlileri, değerli arkadaşlarım, Moğolistan’ın değerli katılımcıları; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Moğolistan’da Başkent Ulan Batur’da bulunmaktan ve bu tarihi ana yaşamaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim.
Bu ziyaretimiz münasebetiyle başta Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Meclis Başkanı ve diğer yetkililerle çok güzel, çok samimi görüşmelerimiz oldu. Bize gösterilen bu yakın ilgi ve misafirseverlikten dolayı şahsım ve Türk milleti adına hepinize teşekkür ediyorum.
Devlet Ulusal Yönetim Akademisinin çok değerli Rektörü ve yöneticilerine, hocalarına da bana fahri doktora unvanını tevdi ettikleri için, uygun gördükleri için ayrıca teşekkür ediyorum.
Burada da ifade edildiği gibi Türkiye-Moğolistan arasındaki ilişkiler, işbirliğinin kökleri çok eskiye dayanıyor. Her ne kadar diplomatik ilişkilerimiz 50. yılına gelmiş ise de, tarihi derinliğe baktığımız zaman bunun çok daha uzun bir süreye sahip olduğunu görüyoruz. Her şeyden önce aynı coğrafyayı paylaştık, ecdadımız, dedelerimiz, köklerimiz bu topraklardan batıya göç etti. Birbirine çok yakın kültürlerimiz, birbirine çok yakın dillerimiz var. Moğolistan toprakları içerisinde yer alan Orhun Vadisindeki yazıtlar, Tonyukuk Yazıtları Türklerle Moğolların ortak tarihini, ortak kültürünü, ortak dilini en iyi şekilde ifade ediyor.
Tarihteki ortaklığımızı bugüne taşımak için Türkiye ve Moğolistan yetkilileri olarak biz de büyük gayret içerisindeyiz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bizler dost Moğolistan’la ilişkilerimizi daha da geliştirmek, hem ekonomik alanda, hem kültürel alanda, hem de küresel konularda yakın işbirliği içerisinde olmak için büyük gayret gösteriyoruz. Açıkçası Türkiye ve Moğolistan arasındaki işbirliğinin bugün arzu ettiğimiz noktada olmadığını ifade etmek isterim.
Bu kadar ortak noktaya sahip olan, bu kadar birbirine benzerliği olan iki devletin, iki milletin aslında şimdi çok daha farklı bir konumda olması icap ederdi. Sayın Başkanın, Sayın Rektörün de ifade ettiği gibi, artık Türkiye-Moğolistan arasındaki ilişkileri stratejik düzeyli işbirliğine dönüştürme vakti gelmiştir. Biz Türkiye olarak iki ülke arasındaki münasebetleri hepimizin arzu ettiği seviyeye çıkarmaya kararlıyız, bunun için buradayız. Bakanlarımızla, milletvekillerimizle, bütün ekibimizle beraber bu ziyareti gerçekleştiriyoruz.
Bir hususu daha özellikle ifade etmek isterim; Türkiye bütün ülkelerle dostluk, akrabalık, kardeşlik münasebetleri kuruyor. Türkiye hiçbir zaman kurduğu ilişkilere tek taraflı çıkar gözlüğüyle bakmaz. Biz münasebette olduğumuz ülkelerin yer altı zenginliklerine, yer üstü zenginliklerine değil insanını merkeze alarak bir dış politika anlayışıyla hareket ediyoruz. Bizim ülkelere baktığımız zaman, ülkelerle ilişkilere baktığınız zaman göreceğiniz şey; insandır, insanlıktır, dostluktur. Tarihin hiçbir döneminde hiçbir ulusu esareti altına almamış ve daima insanlığın huzuru, barışı, kardeşliği için çalışmış bir milletin evlatlarıyız.
Şu anda dünyanın birçok ülkesi Ortadoğu’da. Ortadoğu’ya gelen bu ülkelerin bölgeye bakışlarında gözlerine baktığınızda petrol görüyorsunuz. Afrika’da aynı zamanda bu ülkeler, gözlerine baktığınız zaman elmas görüyorsunuz, maden görüyorsunuz, doğalgaz görüyorsunuz. Ne yazık ki insanı göremiyorsunuz. Bugün Suriye’de birçok devlet binlerce kilometre uzaklardan gelip güç savaşı verirken, Türkiye sadece insanı yaşat ki devlet yaşasın dünya barışı olsun anlayışıyla bir mücadele ortaya koyuyor.
Çatışmaların başladığı andan itibaren kapılarımızı mağdur, masum, zulüm gören bütün insanlara açtık. Şu anda 3,5 milyonun üzerinde kardeşimizi Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan, velhasıl karışıklığın, savaşların olduğu bölgelerden gelen bu insanlara evimizi açtık, soframızı açtık ve acılarını açtık, bunu 7 seneden fazla bir süredir yapıyoruz. Ne Birleşmiş Milletler, ne Amerika, ne Avrupa, kendileri bu mültecilere sahip çıkmadıkları gibi, maalesef gerekli desteği de gösterebilmiş değiller. Buna rağmen Türkiye elhamdülillah elindeki imkanlarla bu insanların hayata tutunması, geleceğe umutla bakması için elinden gelen gayreti gösteriyor. Türkiye bugün milli gelirine göre dünyada en fazla dış yardım, destek yapan ülke konumuna sahip.
Değerli dostlar, değerli katılımcılar; biz Moğolistan’la işbirliğimizde işte tamamen bu insani çerçevede bakıyoruz ve bu çerçevede geliştirmek istiyoruz. Az önce tanıtımını da gördük, burada konuşmalarda da dile getirildi, TİKA Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı aslında Moğolistan’da uzun süreden beri var, 1994’ten beri bu ülkede faaliyeti var. Ancak 2002’de hükümetimiz işbaşına geldiği günden bu yana TİKA’nın çalışmalarını, projelerini Moğolistan’daki faaliyetlerini özel olarak destekledik ve çok daha etkin proje ve hizmet üretmesini sağladık. Bu dönemde TİKA’nın Moğolistan gelinde gerçekleştirdiği yatırımlar yaklaşık 40 milyon dolar civarındadır. 2002’de kurulan Ulan Batur program ve koordinasyon ofisimiz bugüne kadar 550’nin üzerinde proje ve faaliyete imza attı.
Bugün de sadece 2017’de 9 farklı şehirde tamamlanan 30 projenin az önce toplu açılışını yaptık, bu projelerin tutarı 2,5 milyon dolardır. Tabi gönül isterdi ki bu şehirleri görelim. O anlamlı, bedeli küçük, ama anlamı büyük projeleri yerinde görelim. Takdir ederseniz ki 30 projeyi yerine gidip açmak zaman bakımından, şartlar bakımından mümkün değil. Zaten biz toplu açılış yapmaya alışığız, memleketimizde de o kadar çok iş yapıldı ki tek tek açma imkanı bulamıyoruz, 50’şer, 100’er toplu olarak bazen Cumhurbaşkanımız, bazen biz, bazen beraber bu açılışları gerçekleştiriyoruz.
Değerli dostlar; şu anda açılışını yaptığımız projelerin 13 tanesi eğitimle ilgili. Bizim felsefemizde geleceğin eğitimle geleceğine inanıyoruz, onun için gençlere, insana yapılan yatırımın en değerli yatırım olduğunu düşünüyoruz. Moğolistan’da çocukların, gençlerin eğitimini bu yüzden desteklemeye ve bu alanda biz de varız demek için bu projeleri gerçekleştirdik.
Moğolistan Göç İdaresi ve Genel Sekreterlik Akademisi gibi devlet kuruluşlarına ayrıca TİKA destekler sağladı.
Sağlık alanında da 9 proje gerçekleşti. Ulan Batur’daki Ana Çocuk Sağlığı Merkezinde, az önce de gördük, erken doğan çocukların tedavisi için, onların hayata tutunmaları için kuvözler kondu, bunlar çok anlamlı hizmet oldu. Bu kuvözlerle yılda erken doğan 500 çocuğun tedavisi gerçekleştiriliyor. Yine Hüree Bebek Yoğun Bakım Ünitesi elden geçirildi, tadilatı yapıldı ve burada bebek ölümlerinin önüne geçilmiş oldu. Bundan sonra da bu ve buna benzer hizmetler devam edecek.
Kültür noktasında da önemli ve anlamlı çalışmaları TİKA eliyle gerçekleştirdik Hoton Kültür Merkezinin onarılması, tadilatının yapılması Ulaangom Kütüphanesi Okuma Salonu kurulması gibi hizmetler yapıldı.
Moğolistan tarımı ve hayvancılığı önemli olan bir ülke ve tarımı ve hayvancılığı destekleyen projelere de önem verdik. Şaamar’da arı kovanı depolaması, Gobi-Altay’da et kesim kombinası bu projelerimizden sadece iki tanesi. Bütün bu projelerin Moğolistan’a hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. TİKA’ya sahada çalışan başta TİKA Başkanı, saha koordinatörleri Kamil Kolabaş ve Ülke Koordinatörü arkadaşımıza tabi bu işlerin yapılmasında Moğolistan’ın değerli yöneticileri, yetkilileri çok büyük katkı verdiler, destek verdiler. Sizin desteğiniz, sizin katkınız olmasa bu işler olmaz. Büyükelçimizin de tabi bu arada büyük gayretleri var, kendisine de teşekkür ediyoruz.
Biz Moğolistan’la paylaşmaya, dayanışmaya, iş birliğine devam edeceğiz. Akraba olarak gördüğümüz Moğolistan’ın daha fazla kalkınması için Türkiye Devleti olarak imkanlarımızı bundan sonra da kullanmaya gayret edeceğiz, devam edeceğiz. Orhun Vadisi’nde bir turizm projesi var çok etkileyici bir proje bu projenin yarın o bölgeye ziyaretimiz olacak. Atalarımızın, kökümüzün izlerini orada görme fırsatı bulacağız. Biz o topraklardan ayrıldık, ama gözümüz arkada değil Moğolistan dost ve kardeş ülke bu topraklarda. Cengiz Han’da tabi biz topraklardan ayrılıp gittikten sonra dostlarımız ne yaptı diye merak etmiş bizim oralara ziyarete de gelmiş. Hasret gidermiş ve tekrar dönmüş.
Devlet Ulusal Yönetim Akademisi tarafından şahsıma tevdi edilen bu doktora unvanı için ayrıca teşekkür ediyorum. Tabi Devlet Ulusal Yönetim Akademisi Moğolistan’ın gelecek yöneticilerini yetiştiriyor. İyi yönetici, iyi yetişmiş yönetici ülkenin kalkınması için en büyük kaynaktır. Petrolünüz, gazınız olabilir bunlar gelip geçicidir, elbet bir rezervi vardır, bir miktarı vardır, ama insan yetişmiş insan nesilden nesle ülkeleri geleceğe taşıyan en büyük değerdir, en büyük kıymettir. Bu bakımdan bu anlamlı günde şahsıma tevdi edilen bu fahri doktora unvanını tabi ki ülkem ve yüce Türk milleti adına kabul ediyorum. Ve Moğolistan Ulusal Yönetim Akademisinin Başkanına, Rektör kardeşimiz 20 yıl önce Türkiye’de Üniversite Mimar Sinan’da eğitimini tamamlamış ve burada bu akademide rektörlük yapıyor. Bu da iki ülke arasındaki ilişkilerin ne anlama geldiğinin en güzel örneği. Şurada yavruları gördük ne güzel Moğolistan, Türkiye milli marşlarını söylediler göğsümüz kabardı mutlu olduk. Ellerinde Türkiye ve Moğolistan bayrakları işte dostluk, kardeşlik, gelecek bu şekilde inşa ediliyor. Türkiye Moğolistan dostluğunun, dayanışmasının çok daha güçlenmesi, çok daha ileriye taşınması için hep beraber elimizden gelen gerek Moğolistan yöneticileri, gerek bizler daha büyük bir gayretle, daha büyük bir heyecanla çalışmaya devam edeceğiz. Zira bu doktora tevdii bizim sorumluluğumuzu da bir anlamda arttırıyor bunun da bilincindeyiz.
Bu duygularla hepinizi, bütün Moğolistan halkını saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Bütün katılımcılara ve emeğe geçenlere teşekkür ediyorum.
Sağ olun, var olun.