Basbakan Yildirim’in FOX TV’de Ismail Küçükkaya’nin sorularina verdigi yanitlarin tam metni
SUNUCU- Evet ve Sayın Başbakan geldi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binali Yıldırım şu anda İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’te.
Sayın Başbakanım hoş geldiniz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hoş bulduk, iyi yayınlar, siz hoş geldiniz bu İzmir’e hoş geldiniz.
SUNUCU- Çok teşekkürler efendim. Sizin milletvekili olduğunuz yer.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet İzmir.
SUNUCU- Sevdiğiniz yer bizim de sevdiğimiz İzmir.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
SUNUCU- Dün bir miting yaptınız az önce haberini sunduk, ama sıcağı sıcağına o mitingin sizden değerlendirmesini alabilir miyiz efendim nasıl buldunuz İzmir’i?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Miting oldukça iyiydi oldukça iyiden öte muhteşemdi, çok yoğun bir katılım vardı. Çok katılım olmasının ötesinde daha güzel olan İsmail Bey coşku fazlaydı, heyecan fazlaydı, insanlar koşarak, isteyerek geldiler doğrusu çok güzel bir miting oldu. Gündoğdu Meydanında Gündoğdu’nun gözü tutulmuş diyelim.
SUNUCU- Böyle kırmızı bayraklarla ben de…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet Ay Yıldızlı bayrağımızla…
SUNUCU- Evet, gördüm. Cumhurbaşkanı memnun kaldı mı efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok memnun kaldı.
SUNUCU- Kutladı mı sizi bir şey söyledi mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok yani özellikle şey yapmadı ama memnun olduğunu biliyorum.
SUNUCU- Efendim, siz İzmir Milletvekilisiniz aynı zamanda İzmir bizim içinde önemli hepimiz için, siz de İzmir’i seviyorsunuz, İzmir tabi aynı zamanda cumhuriyetimiz demek, memleketimizin hem en güzel köşelerinden bir tanesi. İzmir’i bir anlatır mısınız yani siz İzmir’le heyecanlandığınızı biliyoruz biraz sonra mesela İzmir’den bazı projelerden de bahsetmek istiyorum mutlaka. Ne hissediyorsunuz mesela İzmir’e geldiğiniz zaman İzmir sizin için ne ifade ediyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bir kere İzmir ilklerin şehri İsmail Bey. İzmir Hasan Tahsin ilk kurşunu attı ve Kurtuluş Savaşı mücadelesi başladı. Daha sonra Kurtuluş Savaşı’nın bütün Anadolu’yu sararak tamamlandığı artık zaferle sonuçlandığı, düşmanın denize döküldüğü yerde İzmir. İzmir Cumhuriyet daha kurulmadan ilk … kongresinin toplandığı, Türkiye’nin bütün ekonomisinin gelecek yıllara yönelik stratejinin belirlendiği şehir yani devletin rolü ne olacak, özel sektörün rolü ne olacak Türkiye gelecek on yıllarda hangi ekonomi üzerinde büyüyecek bunların belirlendiği şehir. İzmir ilk telefonunun, telgrafın kullanıldığı şehir, İzmir ilk ihracatın yapıldığı şehir. İzmir ilk demiryolunun yapıldığı şehir. İzmir Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı. İzmir ilk çok partili hayata geçen yer. 1930’da Fethi Okyar’ın yeni parti kurduğu şehirde İzmir, ilk mitingini yaptığı şehir İzmir. İzmir tek parti dönemini sona erdiren Adnan Menderes’le demokraside çok partili hayatı başlatan şehir. Daha sayayım mı? İzmir’in ilkleri çok. İzmir Türkiye’nin şu anda üçüncü büyük şehri. İhracatını söyleyeyim son 15 yılda ihracatı İzmir’in 650 milyondan, 8,5 milyara çıktı, ama İzmir’in potansiyeli bundan daha fazla.
SUNUCU- Daha da büyüyebilir.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Birde İzmir’in sosyal yöne var, İzmir’de doğrusu İzmirlilik kimliği var İsmail Bey. İzmir Türkiye’den her taraftan İzmir’de yaşayan hemşerilerimiz var. Efendim Manisa’dan var, Konya’dan var, Mardin’den var Kars’tan var 81 vilayetimizden var, Sivas’tan var ama bir özelliği İzmir’in İstanbul’dan farkı bu İzmir’e gelenler 1,5 yıl içerisinde İzmirli oluyorlar, İzmirli kimliğine sahip çıkıyorlar.
SUNUCU- Kendisini İzmirli hissediyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, İstanbul biraz daha kendi geldiği ilini değerlerini koruyarak İstanbul’da yaşar. İzmir’de bir İzmirli kimliği var. İzmir’de de bir başka özellik, İzmirliler hakikaten birbirlerine karşı ister fakir olsun, ister zengin olsun, ister sahilde yaşasın, ister içeride yaşasın bir hoşgörü kültürü var. Kimse kimsenin ne yaptığıyla, ne ettiğiyle, ne giydiğiyle, ne yediğiyle, ne içtiğiyle meşgul olmaz ve şehirde böyle bir hoşgörü ve kardeşlik havası vardır. Birde İzmir’in kadınları şeydir yani daha dinamiktir yani.
SUNUCU- Çalışkan, dinamik.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
SUNUCU- Birde efendim, İzmir hani cumhuriyete çok sahip çıkıyor, cumhuriyet değerleri, Atatürk siz de bunun altını çiziyorsunuz sık sık. Hatta geçtiğimiz günlerde bir yayınınızda İzmir Marşı okudunuz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet doğru.
SUNUCU- Biz İzmir Marşını çok seviyoruz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İzmir Marşı bizim marşımız İzmir Marşı bizim istiklal mücadelemizi anlatan bir marştır. İzmir Marşını herhangi bir ideolojinin marşı yapmak İzmir’de haksızlık olur, Türkiye’de haksızlık olur.
SUNUCU- İzmir’in dağlarında çiçekler açar diyor…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet başlıyor gidiyor.
SUNUCU- Şimdi efendim bugün itibariyle referanduma 6 gün kaldı. Çok önemli bir referandum. Şimdi ben sizin karşınıza hem bir gazeteciyim sizi çok öteden beri tanıyan bir gazeteciyim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, biz ta 2003 yılından beri beraber başladık Ulaştırmada.
SUNUCU- 2003’ten itibaren tanışırız. Sizin özellikle Ulaştırma Bakanlığı yaptığınız çalışmaları, projeleri biliyorum onlardan da bahsedeceğim. Mutlaka bahsedeceğim. Ama aynı zamanda ben de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, anlamaya çalışıyorum, kaygılar var, benim de kaygılarım var hepsini sizlerle konuşmak istiyorum. Öncelikle efendim böyle hepsini vaktimiz uzun olduğu için hepsini konuşmak istiyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Her şeyi konuşalım. Hiç zerre kadar tereddüdünüz olmasın her şeyi konuşalım, çünkü biz sadece ikimiz konuşmuyoruz milyonlar bizimle aynı anda değerlendirme yapıyor. Onun için bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz.
SUNUCU- Sağ olun.
Efendim, şimdi bir bu iş nereden çıktı? Şimdi neden soruyorum? 15 Temmuz darbe girişimini atlattık Sayın Cumhurbaşkanının liderliğinde ona oy verelim vermeyelim kenetlendi bütün bir millet. Biz şimdi FETÖ’den kurtulacağız, ekonomiye odaklanacağız, iç, dış düşmanlara hepsine odaklanacağız derken bir gün biz bir çıktık bizi yine böyle adeta ikiye bölen bir referandumla bunun zamanlaması doğru ve bu nereden çıktı efendim, önce en çok merak ettiğim bu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, güzel bir soru yani bunu Türkiye’nin gündeminden hiç düşmeyen bir konudur biliyorsunuz. Bakın merhum Menderes’ten başlayan çok partili hayatımızın bütün dönemlerinde bu sistem sorunu hep gündemde olmuş. Yani merhum Menderes hatıralarında diyor ki, bazen beni canımdan bezdiriyor diyor. Kimi kastediyor? Celal Bayar’ı kastediyor. Aynı anlaşmazlık Fahri Korutürk-Demirel arasında var. Ne konuda var? Genelkurmay Başkanı kim olacak. İkisinin dediği de olmuyor, ikisi de emekli oluyor, Kenan Evren 80 darbesini yapıyor. Daha sonra Özal’lı yıllar, Özal’ın kendi seçtiği Başbakanı Körfez Savaşında ve işçi hakları konusunda ters düştü Özal’la ve ondan sonra ANAP gerilemeye başladı. Daha sonra Özal-Demirel arasında, Demirel adeta Özal’ın Cumhurbaşkanlığını tanımadı ve çok ciddi sürtüşmeler, krizler yaşandı. Bitmedi, Demirel geçti, Demirel’le bu sefer Tansu Çiller, hanım olmasa pencereden atacağım diyecek kadar araları açıldı. Olmadı, Erbakan-Tansu Çiller koalisyon hükümeti var, dönüşüm başkanlık var, Başbakanlık Tansu Çiller’e geçecek vermedi ve kriz büyüdü daha sonra post-modern 28 Şubat darbesi, hükümet değişiklikleri ve 2000-2001 krizi. Bizim dönemde de oldu. Ha bizden önce merhum Ecevit’le çok methedip getirdiği Ahmet Necdet Sezer arasında anayasa kitapçığı krizi ve Türkiye çok büyük ekonomik krizle karşı karşıya kaldı.
SUNUCU- Sizin döneminizde oldu mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Oldu.
SUNUCU- Ne oldu mesela?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Atamalarda oldu, bazı kanunların geri gönderilmesinde oldu. Ben müsteşarımı 3 ay atayamadım, önünde durdu, onaylamadı, gönderdiğimiz kararnameler geri geldi. Biz tabi bu krizleri biraz sineye çektik, çünkü biz zaten ekonomik krizden çıkmış bir ülkeyi kalkıp tekrar kavga ederek, sürtüşerek bir yere varamayız. Biraz sabrettik, kararlıkla işin oluruna baktık, ama kriz devam etti.
Buradaki sorun şu İsmail Bey: Şimdi millet iradesine dayanmayan hiçbir sistem başarılı olamaz, kalıcı olamaz. Bu sistem darbelerden sonra bu anayasalar oluşturulduğu için, bir gizli kuvvet var sanki bu sistemin işlememesi için.
SUNUCU- Şimdi var mı efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var tabi.
SUNUCU- Şunun için soruyorum: Şimdi siz Başbakan oldunuz ya efendim, sizin kendi tarzınız, üslubunuz, mesela Sayın Cumhurbaşkanıyla aranızdaki ilişki, hukuk, bir çift başlılık siz yaşadınız mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bizim kişisel ilişkilerimiz bu görevlere gelmeden de vardı, biz 70’li yıllardan beri beraberiz, birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Ama mesele kişiler değil ki, mesele sistemden kaynaklıyor, sistem iki başlılığı tanımlamış, sistem iki tane irade tanımlamış. Bu iki iraden birisi gücünü kullanmaktan vazgeçecek. O da tabi vatandaşın verdiği yetkiyi sahip çıkmamak anlamına geliyor. Halbuki devletin işlerin yürümesi için iradenin tek olması lazım, irade olmayan yerde idare olmaz.
SUNUCU- Şöyle daha rahat değil mi efendim: Mesela Sayın Cumhurbaşkanımız iradeyi kullanıyor, yüzde 52’nin oyuyla geldi, ama mesela benim açımdan da sizin de orada olmanız, diyelim Sayın Cumhurbaşkanına ya şunu da böyle demeniz, bazen mesela efendim bu uygun olmayabilir demeniz. Bu da aslında sistemi daha…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onda bir problem yok, mesele o değil, zaten öyle çalışıyoruz. Ama diyelim ki bir iradenin yardımcısı olmak ayrı bir şey, bir de kendi başına bir irade olmak ayrı bir şey, biz bunu konuşuyoruz.
Bakın, bu sisteme göre cumhurbaşkanı başbakanı atar, görevden alamaz, bakanları atar…
SUNUCU- Mevcut sisteme göre mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi. Bakanlar atar, görevden alamaz.
SUNUCU- Ama Davutoğlu’nu aldı Sayın Cumhurbaşkanımız.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Davutoğlu’nu almadı Cumhurbaşkanı.
SUNUCU- Nasıl?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Parti olağanüstü genel kurula gitti, kongreye gitti.
SUNUCU- Ama Cumhurbaşkanımız istedi de öyle oldu efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, yok. Öyle bir şey olur mu? AK Parti olağanüstü kongreye gitti.
Biz şimdi şunu konuşacağız: Kişileri mi konuşacağız, sistemi mi konuşacağız, ona karar vermemiz lazım. Sistem esas olması lazım. Kişilere göre eğer sistemi yorumlarsak o zaman doğru noktaya varamayız, çünkü insanlar yanlış yapabilir, insanların yanlışını da düzeltecek sağlıklı bir sisteme ihtiyaç var, biz bunu konuşuyoruz.
Buradan gelmek istediğim şey şu… Önce isterseniz sorunuzun bunun zamanı mıydı, değil miydi meselesini anlattım tarihsel sürecini.
Niye bugün oldu? Biz 15 Temmuz’u yaşadık İsmail Bey, 15 Temmuz bu ülke uçurumun kenarından döndü, yok olmaktan kurtardı. Meclisi bombalandı, polis karargahı bombalandı, vatandaşlarının üzerine her türlü bombalar, ateşler açıldı, şehitlerimiz var, gazilerimiz var. Buna rağmen millet Cumhurbaşkanına, Hükümetine, memleketine, bayrağına sahip çıktı ve rejimi, sistemi teröristlerin elinden aldı, darbecileri darbeyi vurdu. Ama bu tekrar etmez diye bir şey yok. Bundan sonra bir beka meselesi görüldü Türkiye’nin ve Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti zaten gündemde olan bu anayasa değişikliğini Meclise getirmeye karar verdik, Meclise getirdik, ondan sonra da Meclis görüşmelerini malum hatırlayın, sonra da millete getirdik; olay budur.
SUNUCU- MHP bunu gündeme getirmesiydi ama, partinizin o an itibariyle aritmetiği de uygun değildi…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim şansımız zaten yok tek başımıza, 330 lazım biliyorsunuz, MHP de gönüllü olunca, şimdiye kadar hep istiyorduk ama, gönüllü bu konuda bizimle ortak çalışacak bir parti yoktu. MHP bu konuda ben varım, bu mesele memleket meselesidir, millet meselesidir, önce milletim, memleketim, sonra partim gelir dedi ve bu gerçeği gördü, Türkiye’nin bir beka sorunu olduğunu gördü. Bizim zaten gündemimizde olduğu için biz de oturduk böyle 18 maddelik bir değişiklik teklifi hazırladık.
SUNUCU- Hiç tereddüt ettiniz mi efendim? Çünkü şöyle: O gün ben Sayın Cumhurbaşkanını düşünüyorum, sizi düşünüyorum, öncelikleriniz filan. Hani bu teklif gelince hiç böyle değerlendirdiniz mi, acaba bir sorun, bir risk…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiç zerre kadar… Bakın, başından beri bu değişikliğin İsmail Bey, ben içinde oldum, bütün detaylarıyla ilgilendim, Milliyetçi Hareket Partisiyle olan görüşmeleri yürüttüm, birçok tabi onların önerileri oldu, onlar dikkate alındı, birkaç tur yapıldı ve nihayet olgunlaştırılıp zannediyorum 10 Aralık 2016’da Meclise verdik değişiklik teklifini ve ondan sonra işte Ocak’ın 20’sinde de komisyon, Meclis çalışmaları bitti, artık Cumhurbaşkanının onayına hazır hale geldi. Tereddüdüm olmadı, çünkü ben sistemde yaşanan arızları tecrübelerimle biliyorum, onun için nerede düzeltmeler yapılması gerektiğini tek tek üzerinde çalıştık ve o tecrübelerimizi buraya yansıttık açıkçası, o bakımdan bir tereddüdümüz olmadı. İsterseniz o detaylara da gireriz.
SUNUCU- Girelim.
Önce efendim, bir oturdunuz, Bahçeli’yle de konuştunuz, adınızı koymanız gerekiyordu. Ben sizinle 2 ay önce Çankaya Köşkü’ne ziyaretinize geldiğimde de bunu konuşmuştuk, ben size adını sordum, siz de söylemiştiniz. Zamanla dedik, nasıl çıktı, onları konuştuk, anlamaya çalıştım.
Peki, bunun adını nasıl koydunuz efendim, bunun adı nedir?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunun adı cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, tam adı bu. Açıkçası başkanlık diye başladık, sonunda Sayın Bahçeli şöyle bir teklifte bulundu: Dedi, ya zaten bu başkan, ama cumhurbaşkanı dersek milletin başkanı, cumhurun başkanı, bu da bizim kültürümüze, yönetim sistemimize uygun bir tabir. Bunun adını cumhurbaşkanlığı sistemi kuralım diyelim.
Bir de, biz hükümet dedik, hükümet neden? Bu değişiklikle beraber hükümeti artık cumhurbaşkanı başkanlığında kuruluyor. Başbakanla cumhurbaşkanlığı yetkileri birleştiriliyor, o yüzden de sistemin adı cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi.
SUNUCU- Ki bunu niye soruyorum efendim, literatüre baktığımız zaman, yani ilgili kaynaklara, böyle bir model yok.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok.
SUNUCU- Mesela siyaset bilimcilere falan soruyoruz, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye bir sistem yok.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu yerli ve milli.
SUNUCU- Yerli ve milli mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bu bizim kendimizin, özümüzün sistemidir. Yani illa biz şeyi başka yerden kopyalamak mecburiyetinde değiliz ki, biz İsviçreliler gibi bir kültüre sahip değiliz, işte Medeni Kanunu oradan almışız, Borçlar Kanununu başka yerden almışız. Ceza Kanununu Fransa’dan almışız. Almanlardan, Fransızlardan, İsviçrelilerden kanun almışız Cumhuriyetin ilk yıllarında, Cumhuriyete ilk başlarken, demokrasiye geçerken. Modern yönetişim, yani saltanattan Cumhuriyete geçerken bu araçlar yoktu, bizden önce geçenlerden aldık. Ama şimdi aradan geçti 94 yıl. Biz tecrübelerimizi kazandık. Bizim toplum yapımıza, bizim yönetim geleneklerimize, bizim insanımızın tabiatına uygun tabii ki katkılarımızı koymamız lazım. Aynen dışarıdan bir modeli alıp uygularsak biz yine sorun yaşarız.
SUNUCU- Şöyle bir eleştiri geliyor Sayın Başbakanım, bu tam söylediğiniz konuya, diyorlar ki, mesela Kemal Gözler anayasa hukukçusu: Bu sistem dünyada yok böyle bir şey, başkanlık da değil, yarı başkanlık değil, aslında parlamenter sisteme yakın diyor, anlatıyor, sonra kuvvetler birliği getiriyor diyor Kemal Gözler Hoca. Ve daha sonra şunu söylüyor: Ülkelerin anayasaları ve sistemleri deneme tahtası değildir, hani Türk usulü diyoruz ya biz buna, böyle bir eleştiri getiriyor anayasa hukukçusu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani anayasa hukukçuları işe teorik olarak bakıyor, akademisyenler hayatın içinde bulunan insanlar değil. Ben akademisyenlerin fikirlerine, söylediklerine saygı duyarım, ama bir de damdan düşeni getirin derler. Biz olayların içinde yaşıyoruz. Kaldı ki şu görüşüne katılmıyorum: Bu sistem asıl kuvvetler ayrılığını netleştiriyor. Öncekinde kuvvetler ayrılığı yok, mevcudu konuşuyorum. Niye yok? Şimdi düşünün, ben Başbakanım, AK Parti Genel Başkanıyım aynı zamanda. Meclis’te hakim vaziyetteyim, yürütmede de hakim vaziyetteyim. Meclis, İktidar Partisinin dediği dışında bir şey yapabilir mi? Bakanlarımın tamamı milletvekili aynı zamanda, yasamayla yürütme iç-içe değil mi?
SUNUCU- Ama sizin üstünüzde bir tane Cumhurbaşkanı var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz ama mevcut sistem icrai yürütmeyi ağırlıklı olarak Başbakana veriyor, Başbakanlığı konuşuyoruz. Başbakan, Cumhurbaşkanının çok yetkileri olmasına rağmen şu anda sorumluluğu yok, onun için zaten sıkıntı var. Benim anlatmaya çalıştığım, kuvvetler ayrılığı meselesi. Ama yeni sistemde…
SUNUCU- Burada mesela efendim, nasıl kuvvetler ayrılacak, yeni sistemde çünkü şundan dolayı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Söyleyeyim.
SUNUCU- Mesela Sayın Cumhurbaşkanı diyelim partili olacak, bir partinin genel başkanı olabilir, bir kere üyesi olacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.
SUNUCU- Olasılıkla genel başkanı da olacak, mesela evet çıkarsa Sayın Cumhurbaşkanı AK Parti’nin de Genel Başkanı olacak. Bu arada siz belki de, ben şimdi defterime yazdım biraz önce efendim, hani defteri gazetecinin tanıklığıdır ya, dedim ki; bu tarihi gün 10 Nisan 2017, unutma İsmail Küçükkaya dedim, belki de Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanısınız siz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ona millet karar verecek, yani 16’sında oylamada evet çıkınca doğru. Yani 2019’daki seçime kadar görevimiz yapılacak ilk genel seçime kadar devam edecek, ondan sonra bu yeni sistem devreye girecek.
Şimdi isterseniz şu kuvvetler ayrılığı işini bir bağlayalım. Şimdi mevcut yapıda Parlamento var, Parlamentonun içinden çıkan bir hükümet var, bir de Cumhurbaşkanı var. 2007’deki referandumdan önce cumhurbaşkanını Meclis seçiyordu, bu parlamenter sisteme uygun bir yapıydı. 2007’de 367 icadı çıktı, bu sefer biz mecbur kaldık halkoylaması yapmaya, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi esasını getirdik. Çünkü bize seçtirmediler, işte bu vesayet odakları 363 milletvekili olan partiye cumhurbaşkanı seçtirmediler, biz bunun için bu sistemi değiştiriyoruz. Bu vesayet odaklarından kurtulmak için. Ve şimdi milyonlarca insanı, 20 milyondan fazla insanın seçtiği bir Cumhurbaşkanı var, güçlü. Hem darbe Anayasasından gelen çok geniş yetkileri var, çok geniş yetkileri var, hem de halk seçmiş, yetkisinin üzerine bir de siyasi yetki gelmiş, bu tarafta da yine halkın seçtiği partinin genel başkanı da başbakan, onun da yetkileri var. Şimdi ne olacak? İki tane güçlü figür, ikisini de halk seçmiş. Burada anlaşmazlık kaçınılmaz İsmail Bey, bu sistem yürümez. Bu sistem babayla oğulu birbirine düşürür, bak o kadar açık söylüyorum.
SUNUCU- Siz düşmüyorsunuz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ya şimdi bu bir özel durum, yani bunu veri alamayız. Türkiye’nin tarihsel gelişimine bakmamız lazım. Bak az önce anlattım, 50’den beri yaşananlar, o yaşananlar bize iki tane doğrudan darbe, üç tane de dolaylı darbe yaşattı ve en son doğrudan darbeyi de millet önledi 15 Temmuz’da.
Şimdi kuvvetler ayrılığı işi burada net olarak ortaya çıkıyor. Niye? Çünkü aynı anda iki tane sandık kuruluyor, birinde milletvekilleri çıkıyor, birinden de ülkeyi yönetecek Cumhurbaşkanı çıkıyor. Dolayısıyla, iki iradeyi yürütme iradesini millet doğrudan veriyor. Bu tarafa da yasama ve denetleme iradesini veriyor, dolayısıyla çizgiyi çiziyor ortadan. Diyor ki; senin alanın bu, senin alanın bu.
SUNUCU- Ama şöyle deniyor ya efendim: Güçler ayrılığı dediğimiz, üç tane güç var…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yargıya gelmedim, yargıyı ayrı konuşacağım.
SUNUCU- Yasama, yürütme, yargı, hani siz girdiğiniz için tam yasama bölümü. Şimdi şu söyleniyor: Evet çıkarsa Sayın Cumhurbaşkanı ya da onun şahsında konuşmayalım, kişiselleştirmeden konuşalım, yeni başkan aynı zamanda bir partinin genel başkanı olacak. Mesela diyelim seçime girdik 2019’da AK Parti’nin genel başkanı olarak Tayyip Bey…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olabilir de-olmayabilir de, biliyorsunuz parti başkanı olmadan da aday olunabiliyor.
SUNUCU- Evet, olabiliyor. Ama hani görünür, Allah sağlık verirse, ömür verirse Sayın Cumhurbaşkanı AK Parti’nin Genel Başkanı olacak evet çıkarsa ve 2019’da seçime girecek. Kazandı diyelim, partisi de iktidar çoğunluğu elde ederse…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ederse diye bir şey yok, garanti, yani kazanmama garantisi yok yeni sistemde. Yeni sistemde…
SUNUCU- Ama kimin kazanacağı belli olmaz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kimin kazandığı önemli değil, ama yeni sistem mutlaka garantili hükümet çıkarıyor.
SUNUCU- Ha işte bunu diyorum efendim.
Hani ben günlerdir, mesela dün Kılıçdaroğlu’na böyle sordum, canlandırma yapmak istiyorum efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, buyurun.
SUNUCU- 2019 3 Kasım’ına girdik ve Sayın Cumhurbaşkanı başkan oldu, partisi de diyelim iktidar çoğunluğunu elde etti. Mecliste de çoğunluğu var, yürütme de kendisinde, nasıl o zaman güçler ayrılığı olacak?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ha çok güzel bir şey söyledin, teşekkür ediyorum. Şimdi bir kere oraya gitmeyelim, şimdikini düşünelim. Şimdi ben Başbakanım değil mi, aynı zamanda AK Parti’nin de Genel Başkanıyım. Yani o düşünceye göre ben şu anda tarafsız değilim, bir Parti Başkanı olduğum için bu ülkede sadece partime hizmet ederim, o mantığa geliyor.
SUNUCU- Yok, hayır.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Niye?
SUNUCU- Siz şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanısınız, ama bir Partinin Genel Başkanısınız. Ben size Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olduğunuz için saygı duyarım, ama AK Parti Genel Başkanı olduğunuz için mesafeli de olabilirim, saygı da duyabilirim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İki görevimi de taşıyorum üzerimde değil mi?
SUNUCU- Evet.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İzmir Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyesidir, Cumhuriyeti Halk Partisi’nin Belediye Başkanıdır. Ama göreve seçildikten sonra artık o bütün İzmir’in belediye başkanıdır, tıpkı benim gibi. Seçilecek cumhurbaşkanı da partisinin başkanı olması bu gerçeği değiştirmez, o da Türkiye’nin cumhurbaşkanıdır ve Türkiye’ye hizmet edecektir. Bunlar Anayasada belirlenmiştir. Yani partili olmasını bir insanın düşüncesini, partisini yasaklayabilirsiniz, ama gönlünden çıkaramazsınız. Onun için fiilen olan şeyi resmileştirmek en doğrusudur, bunda hiçbir mahsur yok. Kaldı ki Amerikan Başkanı da partisinin başkanıdır.
SUNUCU- Hayır, parti genel başkanı değil efendim, Amerikan başkanı partisinin genel başkanı değil.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, şöyle: Partisinin başkanı, ama görevi başkaları yürütüyor. Yani bir başkan yardımcısına o görevi veriyor. Başka ülkelerde de var. Başkanlık sisteminde parti başkanı olma özelliği var, böyle bir sıkıntı yok.
SUNUCU- Bunu koymasaydınız efendim, mesela Bahçeli’yle konuştunuz ya, mesela partiye üye olması, öyle sınırlı kalsaydı, ki ilk başta Devlet Bahçeli buna itiraz ediyordu, biz o haberleri aldık. Yani Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olmasaydı belki daha rahat anlatılmaz mıydı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bu bir mecburiyet değil bir haktır, hakları sınırlamak bizim hakkımız değil. Hakkı verdikten sonra, gerisine kısıtlama getirmek demokratik değil demokrasiye de uygun değil. Verilen hak nedir? Partiye üye olabilmek.. Önceden ne vardı? Bu öncede vardı biliyorsunuz tek parti döneminde de olan bir şeydi. Partiye üye olabilme yetkisini verdikten sonra genel başkan olamazsın diye bir kayıt koymak özgürlüklere aykırı.
SUNUCU- Bu sizi hiç kaygılandırmıyor mu efenim mesela?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiç kaygılandırmıyor.
SUNUCU- Tayyip Bey’in dışında başkası gelirse ne olacak?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kim olursa olsun bakın kim olursa olsun eğer millet memleket görevini parti işiyle karıştırırsa en önce kendi kaybeder, en fazla millet iki sene kaybeder. Çünkü iki dönem seçiliyor, iki dönemden fazla…
SUNUCU- 5 yıl 5 yıl 10 yıl.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama eğer anayasa dışına çıkarsa, eğer toplumun vicdanına uymayan birtakım tasarruflarda bulunursa bunun kontrol mekanizmaları da var.
SUNUCU- Yok efendim nerede, nasıl var?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var konuşalım.
SUNUCU- Konuşalım. Şunu sorabilir miyim mesela efendim hani şahsen iyi tanıdığım için soruyorum: Siz mesela bu yetkileri siz alıp böyle bir başkan olmak ister misiniz siz mesela bu kadar geniş yetkileri?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani şimdi benim şahsıma sormanız çok herkes ister bu onurlu bir görev yani bu onurlu bir görev. Bu görevin çok büyük onuru var, büyük yetkileri var, ama bir o kadar da sorumluluğu var. Şimdi ben kendiliğinden çıkıp bir yere aday olmuş havasında.
SUNUCU- Hayır, hayır o anlamda değil. Mesela hani yetkiler ve bir kişi hani insan şaşar ya. Mesela Kılıçdaroğlu da…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama iyi de kontrol mekanizmaları var yetkiyi veriyoruz güveniyoruz. Güven nerede oluşuyor İsmail Bey? Sandıkta. Vatandaş seçiyor bir kere yüzde 50+1 oy almazsan Cumhurbaşkanı olamıyorsun bu bir, bunu bir kenara koyalım.
İki, seçildin artık ben istediğimi yaparım diyemiyorsun ki. Seni bağlayan…
SUNUCU- Ne var mesela?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anayasa var. Anayasada yetkiler tek tek tek yazılmış bir.
İki, seni bağlayan kim var? Meclis var. Meclis’in yetkileri var, soruşturma yetkisi var.
SUNUCU- Gensoru yok.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gensoru niye olsun? Çünkü gensoru güvenoyuyla ilgili bir şey.
SUNUCU- Güvenoyu da yok.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Güvenoyunu millet verdiği için, yani parlamento hükümet sistemi kaldırıldığı için doğrudan hükümet sistemine geçildiği için güvenoyuna gerek yok, çünkü güvenoyunu 80 milyon veriyor, patron millet. En az yarısı sana destek vermesi gerekiyor şartta bu.
SUNUCU- Hani 5 yıl ya efendim. Şimdi millet seçti 5 yıl boyunca ne yapacaksınız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Geleceğiz 5 yıl boyunca bir kere Meclis’in yetkileri çok açık isterseniz şuradan…
SUNUCU- Not defteriniz mi efendim o?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi burada benim şeylerim var. Şimdi Meclis araştırması var herhangi bir konuda İsmail Bey. Genel görüşüme açma yetkisi var Meclis’in. Meclis soruşturması var, Meclis yazılı soru verme, 15 günde de cevabına alma yetkisi var. Meclis soruşturması ne demek? Meclis soruşturması Cumhurbaşkanı için, yardımcıları için, bakanlar için soruşturma açıp, soruşturmanın kabul edilmesi halinde Yüce Divan’da yargılatma hakkı var bunlar hep yazılıyor burada, ya öyle işin ucu boş bırakılmış değil. Cumhurbaşkanına sadece yürütme görevini yaparken kararname çıkarma yetkisi veriyorum. Kararname yetkisi de sadece günü birlik işleri yapmak için veriliyor.
SUNUCU- Mesela iktidar dün Kılıçdaroğlu şunu söyledi: Öyle bir yetki veriyoruz ki dedi kararnameyle ilgili. Ben mesela eleştirdim kendisi, ama dedi ki, nereden biliyorsun yapmayacağını dedi. Yeni sistemde dedi başkan kıdem tazminatını kaldırabilir, asgari ücreti istediği gibi tek başına belirleyebilir dedi bunla olabilir mi efendim, yapabilir mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiç biri olmaz saçma sapan iş. Niye olmaz? Çünkü kıdem tazminatını belirleyen kanundur, kanunu var. Gelen anayasa değişikliği diyor ki, bir konuda kanun varsa cumhurbaşkanı kararname çıkaramaz. Anayasada kanunla yapılması öngörülen konularda münhasıran kararname çıkaramaz etti iki.
Kararname kişisel hak ve özgürlüklerle ilgili çıkarılamaz, siyasi haklarla ilgili çıkarılamaz. Çıkarılan kanunlar kararnamenin üzerindedir. Yani bir konuda X konusunda kanun varsa artık kararname geçersizdir. Kararname kanuna aykırıysa kanun geçerlidir. Dahası var diyelim ki, gözünü kararttı cumhurbaşkanı bir kararname çıkardı bunu hemen Anayasa Mahkemesine Meclis götürüyor ve iptal ettiriyor.
SUNUCU- İşte oradaki sorun şu efendim: Meclis’te çoğunluğu olduğu için cumhurbaşkanının bir de hem Meclis’te çoğunluğu var, bir Anayasa Mahkemesi…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Meclis’e Anayasa Mahkemesine götürmede çoğunluk gerekmiyor. Oradaki sayılar değişmiyor.
SUNUCU- Dönüşte konuşalım Sayın Başbakan.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olur olur hayhay.
SUNUCU- Evet, sevgili izleyenler Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binali Yıldırım İsmail Küçükkaya’yla Liderler Zirvesinde FOX’ta reklamdan sonra devam edeceğiz.
SUNUCU- Efendim, işte yeniden bir aradayız, 10 Nisan 2017 günlerden Pazartesi, İsmail Küçükkaya’yla Çalar Saat’te liderler turu, dün CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’yla konuşmuştuk, bu sabah da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binali Yıldırım’la referandumu konuşuyoruz, artık sadece 6 gün kaldı. Biz Sayın Başbakana da bunun zamanlaması, adı, içeriği konusunda sorularla başlamıştık, devam edeceğiz.
Bu sabah ben de hem bir gazeteci olarak, hem de kaygıları olan bir vatandaş sorularımı soruyorum ki Sayın Başbakan da her sorumuzu yanıtlıyor sağ olsun.
Sayın Başbakan, cumhurbaşkanına verdiğimiz yetkiler, evet dersek vereceğimiz yetkiler ve denetim mekanizmasından bahsediyorsunuz, sözünüz yarım kalmıştı efendim. Biz yeni sistemde partili cumhurbaşkanını nasıl denetleyeceğiz? Yani o sistemde cumhurbaşkanının kontrol, denetim, firen mekanizması nerede?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar anayasada hepsi teminat altına alınmış yapılan değişlikte var. Detaylara girmeyeyim şu madde, bu madde dememeyim ama, şöyle: Bir; bir kere cumhurbaşkanı millet seçtiği için yüzde 51’le İsmail Bey, millet bir kere denetliyor, sürekli milletin denetiminde, nasıl şimdi başbakan denetimindeyse. Bir siyasi sorumluluğu var ve millete karşı görevleri var. Bu diyelim ki 5 yılda bir ancak yürürlüğe girebiliyor, çünkü seçtin, 5 yıl sonra bir daha seçiliyor.
SUNUCU- O 5 yılda ne yapacağız deniliyor ya.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 5 yıl içerisinde de farklı denetim mekanizmaları var.
Bir tanesi, bir kere Meclis her konuyu araştırabilir, her konuyu görüşebilir, bu iki araç elimizde duruyor.
İki, cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanları hakkında soruşturma yapabilir, soruşturma sonucu yargılama olabilir, bunlar da bir ayrı araç olarak duruyor.
Bunun ötesinde de, Meclis cumhurbaşkanını seçime götürmeye zorlayabilir, çok önemli bir şey söylüyorum…
SUNUCU- Meclis cumhurbaşkanını…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçime zorlar.
SUNUCU- Kaç oyla yapabiliyor efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onun nispetlerini hemen söyleyeyim…
SUNUCU- Meclis cumhurbaşkanı seçime ne zaman ve kaç oyla götürebilir?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 5’te 3 yanılmıyorsam, yani 330, şu andaki şeyle 330.
SUNUCU- 600 milletvekilimiz olacak eğer evet dersek.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 600 olursak sayı artıyor tabi, ona göre daha da artmış oluyor.
SUNUCU- Muhalefet buna diyor ki efendim, bu aritmetikler pratik hayatta siyaseti bilen herkes için diyorlar aşikar ki, neredeyse imkansız diyorlar. Çünkü bir cumhurbaşkanı aynı zamanda partinin genel başkanı olacak ya, iktidar partisi, mesela cumhurbaşkanı Meclisin zaten çoğunluğa sahip…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim şimdi 5’te 3 oranımız yok ki, yani tutturamıyoruz ki.
SUNUCU- İşte onun için Meclis seçime götüremez.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Niye? Başka bir partiyle.
İsmail Bey, bakın burada Meclis ve partiler daha özgür oluyorlar; anlatabildim mi?
SUNUCU- Nasıl?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Cumhurbaşkanı ayrı bir irade olarak tamamen Meclisin karşısında, yani Meclis işlerine, işlemlerine burnunu sokamayan, hiçbir şekilde etki etmeyen anayasaya göre belirlenmiş bir konumu var. Ancak nereden yapabilir? Partisi üzerinden yapabilir. Partisi üzerinden yapması da çok kolay değil, çünkü milletvekillerinin özgüveni daha çok artıyor, parti gruplarının önemli kalmıyor, çünkü kanunları milletvekilleri veriyor.
SUNUCU- Sayın Başbakanım, şimdi cumhurbaşkanı partili, partinin genel başkanı ve iktidar partisinin sonuçta çoğunluğu ona bakacak. Bu milletvekilleri nasıl özgür olacak orada efendim, nasıl özgür iradesiyle oy kullanacak? Çünkü onun tepesindeki kişi, yani iktidar partinin başındaki kişi cumhurbaşkanı aynı zamanda.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Güzel. Eğer cumhurbaşkanı yanlış yapıyorsa, şunu mu diyoruz: Meclisteki bütün milletvekilleri de o yanlışa rıza gösterecek. Böyle bir şey olur mu?
SUNUCU- Benim bildiğim efendim, hani 26 yıllık gazeteciyim, Meclis muhabirliği de yaptım ben, güçlü liderinin sözünün dışına milletvekili çıkamıyor; haksız mıyım?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çıktı…
SUNUCU- Ne zaman?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte önceki anayasa değişikliğinde partilerin kapatılmasını zorlaştıracak maddeye bizim milletvekillerimiz olur vermedi.
SUNUCU- Kaç oy vermedi efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte 330’u bulamadık yani.
SUNUCU- O anayasa değişikliği, o tam olarak…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anayasa değişikliği ama, bizim sayımız yetiyor, bizim sayımız yettiği halde vermedi; anlatabildim mi?
SUNUCU- Bir daha sorabilir miyim efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
SUNUCU- Bizim sistemimizde mesela Tayyip Erdoğan Sayın Cumhurbaşkanımız, hele patisinin de başında olsa, AK Parti onun isteği dışında bir irade belirleyebilir mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bir kere her şey önce konuşulur, bir kere onun ülkenin yararına, kamu vicdanını rahatsız etmeyecek, bütün toplumu geleceğini düşünecek bir düzenleme olursa, orada zaten kimse itiraz etmez, tıpkı bu anayasa değişikliğinde olduğu gibi. Biz her aşamasında oturduk arkadaşlarımızla konuştuk, yetmedi bir de Milliyetçi Hareket Partisiyle de müzakere ettik. Eğer bunları yapmasaydık siz zannediyor musunuz bu Meclisten kolay geçecek? Böyle otomatik olarak, arkadaşlar elinizi kaldırın, biz anayasa değişikliği getiriyoruz.
Bakın söylüyorum, partilerin kapatılmasının yasaklamasıyla ilgili madde bizim kendi grubumuz tek başına o zaman yetiyordu bizim sayımız, 243-244 milletvekilimiz vardı, bizim grubumuz yetmesine rağmen o sayıyı bulamadık.
SUNUCU- Kaç fire verdiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İki fire verdik. Şimdi bunun önemi yok da, şunu demek istiyorum: Bile bile yanlışa hiç kimse rıza göstermez. Eğer lider grubunu bir yanlış yola sokmak istiyorsa, o grup onu yapmaz.
1 Mart tezkeresini hatırlayın, grubumuza biz hakim değil miydik?
SUNUCU- İşte efendim, o parlamenter demokratik sistemin gücü oldu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O zaman biz daha güçlüydük.
SUNUCU- Tamam, ama işte parlamenter demokratik sistem olunca…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bakın, orada direkt…
SUNUCU- Ama efendim, başkalık sistemi olsaydı, mesela ben size söyleyeyim, Cumhurbaşkanımızı iyi tanıyoruz, bakın bu nettir, politik görüşü, şu-bu herkes için farklıdır ama, Cumhurbaşkanımız o tarihte başkan olsaydı 1 Mart tezkeresi geçerdi, hiçbir kuşkum yok, yani kendi şeyiyle geçirirdi.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 1 Mart tezkeresinin geçmesini ben de isteyenlerdenim, o ayrı mesele ama. Demek istediğim şu: Siz partinizin 363 milletvekiliniz var, mutlak hakimsiniz, orada da partinin Genel Başkanısınız ve bir tane Başbakanınız var ayrıca değil mi ve siz o oylamada 265 milletvekilinde kalıyorsunuz, dikkatini seçiyorum.
SUNUCU- Parlamenter demokratik sistemde efendim. O tarihte Cumhurbaşkanına çıkıldı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bak bir şeyi anlatamıyorum, yani parlamenter demokratik sistem veya cumhurbaşkanlığı sistemi fark etmez, cumhurbaşkanı…
SUNUCU- Fark eder efendim. Söyleyebilir miyim orayı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl fark edecek?
SUNUCU- Sayın Başbakanım, o tarihte Cumhurbaşkanı Sezer’di, biz parlamenter demokratik sistemde Abdullah Gül ve arkadaşları da bence hayır dediler tezkereye ve parlamenter demokratik sisteme göre orada millet iradesi tecelli etti, milletvekilleri gördüler bir tehlikeyi. Cumhurbaşkanı eğer o tarihte farklı tavır takınsaydı tezkere yeniden oylanabilirdi, çünkü gidildi Sezer’e ve bunu yeniden oylayın denildi.
Şimdi anlamak istediğim mesele şu efendim: Bir kişi, mesela başkanlık sistemi olursa Parlamento üzerinde etkinliği çok fazla olur, çünkü Meclisi seçimlere götürme yetkisi olacak…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
SUNUCU- Şuna dayanarak söylüyorum: 18 maddeyi okudum efendim, 18 maddenin ilgilendirdiği 69 maddeyi değiştiriyor, hepsini de okudum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru, onlar şey değişiklikler, yani sistem değişikliğinden kaynaklanan ilintili değişikler.
SUNUCU- Evet. Sonra efendim, kendi tecrübelerime baktım Parlamento muhabiri olarak, dedim ki, bizdeki sistem, mevcut sistemle partili cumhurbaşkanı olsa, hemen simülasyon yaptım aklımdan, 2019’de ne görünüyor? AK Parti iktidara gelebilir, Sayın Erdoğan Allah uzun ömür verirse başkan seçilir, büyük ihtimalle seçilebilir, 51. AK Parti’nin başkanı olacak kendisi, dolayısıyla milletvekili listelerine hakim olacak ve elinde de istediği zaman seçimleri yenileme yetkisi olacak. Ben şunu biliyorum: Sayın Erdoğan’a hiç kimse itiraz edemez.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi şöyle söyleyelim: Ben de daha fazlasını biliyorum. Biz bu ülkeyi 15 yıl yürütürken Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman da Başbakanımız, Genel Başkanımızdı ve çok itirazlar ettik ve o itirazlar dikkate alındı ve ona göre karar verildi, o kararın üzerinde ayrılık olmadı. Biz itirazlarımızı önceden yapıyoruz, ortak akılda buluşuyoruz, ondan sonra da o kararın arkasında duruyoruz; bu bir.
Senin kabulün şu, benim katılmadığım: Otomatik olarak cumhurbaşkanını hangi partiden seçerse meclis de orada oluşur. Öyle değil, hayat öyle değil.
SUNUCU- Nasıl?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Alın işte Eskişehir Belediye Başkanı Cumhuriyet Halk Partili, Meclis’te ağırlık AK Parti’de. Yani aynı partiden oluşacak diye bir şey yok.
SUNUCU- O zaman koalisyon olur, yani önerdiğiniz sistem koalisyonu getirir efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, koalisyon yok. Meclis yapısı her zaman olacak demiyorum, Meclis yapısı başkanın partisinden de olabilir, başkanın partisi dışında da ağırlıklı oluşabilir, anlatabildim mi?
SUNUCU- Bizde olur mu efendim? Mesela AK Parti seçime gidiyor…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O günün şartlarına bağlı, çünkü başkana, cumhurbaşkanına ayrı oy veriyor, milletvekillerine ayrı oy veriyor. Milletvekilleri hem aday belirleme usulleri değişecek yeni sistemde, dolayısıyla seçilen milletvekilleri daha da önem kazanacak. O yüzden partilerin milletvekili sayıları cumhurbaşkanının seçildiği partiyle aynı olmayabilir, ikisi de mümkün. Ama bunun hiç önemi yok. Neticede cumhurbaşkanının yapacağı işler Anayasada net tanımlanmış, kanunlarda net tanımlanmış, Meclisin yapacağı işler de tanımlanmış. Parti başkanı olması-olmaması bu gerçeği değiştirmiyor. Biz şimdi sistemi konuşmuyoruz, kişiler üzerinden sistemin işleyip-işlemeyeceğini konuşuyoruz.
SUNUCU- İnanın ben sistemi konuşuyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Zaten problemimiz bizim bu, yıllardır problemimiz bu. Niye? Çünkü darbeler sonrası öyle bir sistem önümüze konmuş ki çalışmaması için, işlememesi için bir sistem ihdas edilmiş, işlemeyince de demokrasi dışı güçlere bir meşruiyet alanı oluşuyor. Efendim, çalışmıyor işte, sistem yürümüyor, cumhurbaşkanı seçilemiyor veya anarşi önlenemiyor veya ekonomik kriz başa çıkılamıyor, o halde ne yapsın? Ordu göreve. Efendim, işte gazetelerle, değişik güç odaklarıyla iktidar değiştirmeye gidiyoruz. Ve Türkiye bundan kaybediyor, bakın isterseniz onu şeylerle gösterelim yani.
SUNUCU- Yargıya da girelim de efendim bir de.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tamam, olur.
SUNUCU- Şimdi cumhurbaşkanının yetkileri, denetim mekanizması konusunda tereddütler veya sizin açıklamalarınız, Meclis, Meclisin etkinliği, bunları milletimiz bence takdir edecektir. Bir önemli konu da yargı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir cümle oradan önce.
SUNUCU- Buyurun.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi biliyorsunuz mevcut sistemde cumhurbaşkanının yetkileri var, sorumluluğu yok, fiilen yok, vatana ihanetten yargılanabiliyor sadece, vatana ihanet diye de bir suç yok. Türk ceza mevzuatında tanımlanmış bir suç yok. Dolayısıyla fiilen cezai sorumluluğu yok.
SUNUCU- Bunun mantığı var ama efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim?
SUNUCU- Bunun bir mantığı var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne mantığı var?
SUNUCU- Bunun mantığı şu: Şu anda benim karşımdaki kişi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, yürütmenin başı aslında, bütün yetki aslında sizde.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte öyle değil.
SUNUCU- Onun için sizin sorumlu olmanız gerekir.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Öyle değil bak işte, orada bir yanlışın var. Biz yürütmeyi Cumhurbaşkanı ile müşterek kullanıyoruz. Bizim mevcut Anayasamızda yürütmeyi dağıtmış; bir kısmını cumhurbaşkanına veriyor, bir kısmını başbakana veriyor, o yüzden de sıkıntılar var.
SUNUCU- Mesela efendim, Bakanlar Kurulunu siz seçiyorsunuz aslında, seçmeniz gerekir.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tamam, onaylamazsa ne yapacaksın cumhurbaşkanı?
SUNUCU- Birkaç tane değişiklik yapılır…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 10 tane değişti, onaylamadı, ne yapacaksın?
SUNUCU- Değiştiriyorsunuz, genelde hep öyle oldu Abdullah Gül zamanı, Erdoğan zamanı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İyi de, yani onaylamazsa ne yapacaksın? Benim sorumun cevabı yok. Değiştirdin yine onaylamadı, ne yapacaksın? Müeyyidesi ne, söyle? Yok.
SUNUCU- Seçimlere götürüyor sonra.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kimi seçime götürecek?
SUNUCU- Mesela baktı Parlamentoda…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok…
SUNUCU- Şimdi yeni sistemde de var, seçimlere götürme yetkisi var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
SUNUCU- Şimdi başkan baktı parlamentoya…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bak, öyle değil, sistem öyle çalışmıyor. Şimdi ne yapıyor? Bir başbakanlık görevi veriyor birine…
SUNUCU- Hükümeti kurma görevi.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7 Haziran gibi. O işte eğer partisi çoğunluksa zaten kuruveriyor, ondan sonra hükümet programını hazırlıyor, Mecliste okuyor, güvenoyu alıyor, çalışmaya başlıyor. Parti çoğunlukta değilse, tek başına iktidar olacak…
SUNUCU- 7 Haziran’da olduğu gibi.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7 Haziran’daki gibi, görüşmelere başlıyor diğerleriyle. Sonuç alamıyorsa 45 gün içinde tekrar seçime gidiyor. Bunu yaşadık Demek istediğim şu: Diyelim hükümet kuruldu, başbakanı görevden alabiliyor mu Cumhurbaşkanı?
SUNUCU- Bizde aldı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl alıyor?
SUNUCU- Davutoğlu’nu aldı bence.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl alır ya, sen nasıl böyle düşünürsün. Davutoğlu, Ahmet Bey olağanüstü kongreye gitti, Parti olağanüstü kongreye gitti ve aday olmadı. Aday olmayınca seçim yapıldı. Bakın ben o seçimde 1405 delegenin oyunu aldım AK Parti tarihinde en yüksek oy.
SUNUCU- Vatandaş olarak görüşümü söyleyebilir miyim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Söyleyin, buyurun.
SUNUCU- Gazeteciliği paranteze aldım.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Buyurun.
SUNUCU- Sayın Davutoğlu döneminde çok zaman kaybettiğimizi düşünüyorum, çok açık bir şekilde söylüyorum; ama onlar bir vatandaş olarak benim de bir görüşüm. Lakin efendim, Ahmet Davutoğlu’nun o görevde kalmamasını Sayın Cumhurbaşkanımız takdir ettiler. Ve nitekim Kongrede Ahmet Davutoğlu’nun konuşması ki canlı izledim orada, orada dedi ki; seçimi kazanmış bir Başbakan olarak huzurunuza -ki AK Parti delegelerine söyledi bunu- yeniden olağanüstü kongre talebiyle gelmek benim tercihim değildi dedi, aynen böyle bir cümle hatırlıyorum. Dolayısıyla o istemezdi ki, hiç kimse istemezdi. Ama Cumhurbaşkanı orada baktı, ülkenin durumu, partinin durumu şudur-budur, öyle takdir etti, bunu da yalanlamaz Sayın Cumhurbaşkanı, tarzı öyle birisi değil. Hani öyle yaptım da yalan, öyle birisi değil. Takdir etti ve işte böyle bir sistemde Başbakan istifa edip gitti, siz geldiniz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi şunu mu demek istiyorsun: Partinin önemi yok, genel başkan olmanın önemi yok…
SUNUCU- Hayır, şunu söylüyorum: Bizim sistemimiz maalesef, mevcut sistem de, bize önerilen sistem de; bir kişinin lider kültü diyorlar ya, bir kişinin çok geniş yetkilerle hakimiyeti, milletvekillerinin mesela iradesi çok düşüyor, azalıyor orada, yeni sistemde de maalesef öyle.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, ben katılmıyorum. Şimdi bakın işi bütün taraflarıyla ele almazsak bu yanlışa düşeriz.
SUNUCU- Açıklayınız efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Açıklayayım. Çok açık söylüyorum; şimdi bir kere yetkiler veriliyor, sorumluluklar da veriliyor, denetim mekanizması da orada. Yetkiyi verirseniz, sorumlu tutmazsanız bugünkü durum olur. Hem yetki veriyorsunuz, hem sorumluluğu veriyorsunuz, dolayısıyla sorumluluğu alan yetkiyi de ona göre kullanır. Eğer sorumluluğunuz yoksa, o zaman yetki kullanmakta siz sınır tanımazsınız, daha da genişletebilirsiniz. İşte bu sistemin güzel tarafı, sorumluluğu da beraberinde getiriyor, sadece cezai sorumluluk getirmiyor, aynı zamanda siyasi sorumluluk da getiriyor, aynı zamanda hukuki sorumluluk da getiriyor. Bakın, mevcut sistemde cumhurbaşkanını yargılamaya göndermek için 413 milletvekilinin olur vermesi lazım, yeni sistemde 367 yetiyor. Ama suçlamaya geliyoruz mevcut sistemde doğru dürüst suçlayamıyorsunuz hiçbir şeyle, ama yeni sistemde her şeyle suçlayabiliyorsunuz.
SUNUCU-400 milletvekili gerekiyor o zaman.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok 367 milletvekili gerekiyor.
SUNUCU- Sonra Anayasa Mahkemesine götürmek için 400 gerekiyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır hayır 367 Anayasa Mahkemesi 550’ye göre konuşuyorum. Daha değişiklik olmadı yani.
SUNUCU- Evet çıkarsa çıkmaz tamam.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. 367 öbürüne göre 400, ama mevcutta 450 dikkatini çekiyorum mevcut sistemde cumhurbaşkanını Yüce Divan’a göndermek için eğer 600 milletvekili sayarsak 450. 550 milletvekili sayarsak 413 milletvekilinin kabul oyu vermesi lazım. Şu andaki yeni gelecek değişiklikle beraber bu sayı 400’e iniyor evet çıkması halinde. Yani bir yandan suçlamayı çeşitlendiriyorsunuz, bir yandan da yargılamak için gerekli sayıyı düşürüyorsunuz bu mu garanti yani, bu garanti mi? Bu mevcuda göre daha emniyetini bir anlamda yargılanma riskini artırıyorsunuz. Bu ne demektir? Bunun getirdiği sonuç yetki kullanırken anayasaya uygun hareket et. Yetki kullanırken kanunlara uygun hareket et. Yetki kullanırken sana verilen alanın dışına çıkma, çıkarsan yargılanırsın diyoruz bu bir.
İkincisi, Meclis yine denetim görevine devam edecek yazılı sorular soracak, onun cevapları gelecek, araştırma yapacak Meclis araştırmaları falan konuyu araştırıyor, hükümetin şu faaliyetlerini araştır. Komisyonlar kuruluyor, kamuoyu bununla ilgileniyor, yanlışları varsa öğrenme fırsatı buluyor. Genel görüşme savaş ilanının Meclis yapıyor, para basmayı Meclis yapıyor, efendim kanunları Meclis çıkarıyor. Yani cumhurbaşkanı sadece ülkenin verdiği vaatleri yerine getirmek için günlük işlere yönelik kararnameler çıkarıyor bir de atamalarla ilgili İsmail Bey kararname.
SUNUCU- Efendim, İlhan Cihaner mesaj atmış diyor ki…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne diyor?
SUNUCU- Yani cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğunu gösteren anayasa maddesini Sayın Başbakan gösterebilir mi diyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Siyasi sorumluluk seçimle gelmesiyle olur, anayasada yazmaz. Siyasi sorumluluk seçimle gelen herkesin siyasi sorumluluğu var, ben anayasada var demedim. Siyasi sorumluluk seçimle gelir.
SUNUCU- Seçimle gelmesi gerekiyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Milletten gidip oy isteyen insanın siyasi sorumluluğu vardır, o kadar insana karşı sorumludur, ona oy veren insanlara karşı sorumludur. Bir araç daha var onu da söyleyeyim bir araç o da Meclis’in seçime götürmesi hem kendini, hem de cumhurbaşkanını seçime götürebilir. İşler iyice tıkanırsa, kriz aşılamazsa böyle bir imkan da var. Şimdi buradan şuraya geleceğim: Bu bizim anayasamızda yeni olan bir şey İsmail Bey, karşılıklı seçime götürme bu başka yerlerde yok.
SUNUCU- Şeyde mesela özellikle cumhurbaşkanının efendim Meclis’i seçime götürme yetkisi mesela hiçbir modelde yok, dünyada yok.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok.
SUNUCU- Buna niye gerek duydunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunu şunun için duyduk: Bu güçlerin iki tane siyasi güç var, bu güçlerin birbirini dengelemesi için getirdiğimiz bir şey. Yani uzlaşma sağlama ve kriz çözme, iki tane kozun var, senin de kozun var, benim de kozum var. Ben diyorum ki bak seçime götürürüm diyorum ha gel anlaşalım diyorsun. Sen diyorsun seçime götürürüm gel anlaşalım. Niçin? Çünkü gittiği zaman cumhurbaşkanı götürüyor dönemi gidiyor, kendi kaybediyor. İki dönemi var, Meclis’in sonsuz dönemi var orada sınırlama yok. Dolayısıyla, yani kolay kolay…
SUNUCU- Ama kozlar eşit değil Sayın Başbakanım.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Eşit.
SUNUCU- Şöyle: Şimdi koz ya sizin de var, benim de var şimdi siz partili cumhurbaşkanısınız sizin kozunuz o kadar güçlü ki tek başınıza seçime götürebilirsiniz, ben 600 kişiyim benim o çoğunluğa ulaşmam gerekiyor bu kozu kullanmak için.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet belirli bir nisap var doğru.
SUNUCU- Bir orada koz eşitsizliği var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var ama orada da cumhurbaşkanının iki dönemle görevi sınırlı olduğu için onun keyfi olarak ben seçime götürürüm diyemez ki yani o akıllı adam işi değil. Yani seçilmişsin bir sene olmuş hadi seçime gidiyorum gitti bir dönem. İkinci sene seçildi bir yıl geçti yine seçime, 10 yıl indi 2 yıla böyle bir şeyi kimse yapamaz. Ama bunun olması Meclis aritmetiği farklı oluşursa cumhurbaşkanını çalıştırmamaya yönelik bir mekanizmadır.
SUNUCU- Bunu bir de şu hiç üstünde durulmayan bir bölüm daha var efendim mesela CHP’liler onu çok soruyorlar diyorlar ki, diyelim bir dönem seçildi başkan 5 yıl bitti, ikinci dönem de seçildi 5 yıl bir daha seçilememesi gerekiyor sizin önerdiğiniz sisteme göre. Fakat diyorlar ki şöyle bir simülasyon canlandırma yapıyorlar ikinci döneme geldi mesela Tayyip Bey üzerinden yapıyorlar bazen. Tam 8’nci yılda, 9’ncu yılda seçim kararı aldırabilir Meclis’e, çünkü Meclis’in çoğunluğu hani iktidar partisinde ve o zaman Meclis bir daha seçim kararı alırsa üçüncü kere seçilme şansı var diyorlar. Yani o 10 yıl ya sınır maksimum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte Meclis’in onu kötüye kullanmaması için getirilmiş bir tedbirdir o. Yani cumhurbaşkanının döneminin kaybedilmesini önlemeye yönelik bir tedbirdir.
SUNUCU-Anladım. Şimdi efendim, çok sağ olun bütün sorulara içtenlikle yanıt veriyorsunuz benim içinde önemli oluyor, umarım izleyenlerimizde.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu kabul edilir uygulamaya girerse mutlaka her düzenlemenin bir uygulaması vardır. Uygulamada da belki bizim öngöremediğimiz, bütün detaylı çalışmamıza rağmen öngöremediğimiz aksaklıklar olabilir, onlar da o zaman düzeltilir yani anayasalar yaşayan bir metinlerdir. Toplumun ihtiyaçlarına göre her zaman gözden geçirilir, değerlendirilir, değiştirilir, nitekim defalarca değiştirmişiz.
SUNUCU- Şimdi efendim bir de yargı meselesi var hani cumhurbaşkanın yetkisi Meclis bunu çok önemsiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade etti efendim 16 Nisan’da evet çıkarsa bir kere hemen partiye üye olacak o ayrı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz kendisini davet edeceğiz parti olarak davet edeceğiz şerefle.
SUNUCU- Kongreyi de toplayacak mısınız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kongrelerimiz normal sürecinde gidecek.
SUNUCU- Ne zaman efendim kongreniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 2018’de.
SUNUCU- Orada değişim olur mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdiden bunu benim söylememi bekleme. Yani biz yetkili kurullarımız var konuşuruz, görüşürüz ona göre ne karar.
SUNUCU- Ola da bilir, olmaya da bilir.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi.
SUNUCU- Ama Sayın Cumhurbaşkanının hemen bir yetkisi olacak evet çıkarsa efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Partili olacak, partiyle ilişiği tesis edilecek.
SUNUCU- Evet bir şey daha var efendim, 2019’a kadar beklemeden yapılacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hemen yapılacak. Bir de YSK hemen yürürlüğe girecek.
SUNUCU- Yani şey olacak YSK’nın onayından HSK…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçimleri yapılacak.
SUNUCU- Hemen yapılacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 1 ay içerisinde.
SUNUCU- Onu niye acele ettiniz efendim mesela diğerlerinde bekliyorsunuz onu da?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?
SUNUCU- Mesela, HSK bir yapısı var HSK’nın da bir yapısı var onu şimdi siz bir kere Cumhurbaşkanı dört yeni üye atayacak değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
SUNUCU- 4. Adalet Bakanı da var, müsteşar da var 6.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.
SUNUCU- Diğer usul ve gerisi de 7’si de Meclis’ten seçilecek.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.
SUNUCU- Onu bir anlatır mısınız efendim nasıl şekillenecek?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anlatalım dur onu neyse sen söyledin artık ben buradan bakmama lüzum yok. Şöyle söyleyeyim: 22 üyeden 13’e düşüyor 3 daireyken 2 daireye iniyor çalışma usulü. 13 üyenin 7’sini Meclis atıyor, 6’sını da cumhurbaşkanı atıyor öyle demek lazım. Çünkü Adalet Bakanı müsteşar otomatik olarak üye oluyor onları da atayan cumhurbaşkanı olacağı için 6’ya 7. Peki, şimdi de ne var? 7’sini Meclis atıyor, Meclis nasıl atıyor? Meclis’inki önce anayasa komisyonuyla, adalet komisyonu karma komisyon olarak toplanıyor, müracaat eden, şartları uyanlar arasında 2 bölü 3’le birinci turda. İkinci turda 3 bölü 5’le en çok oy alanları seçiyor, eğer seçilemezse en fazla oy alan iki adayı seçiyor genel kurula gönderiyor. Genel kurulda da aynı usul uygulanıyor dolayısıyla, 2 bölü 3. 3 bölü 5 oranları arka arkaya hepsi için ayrı ayrı oylanıyor. Efendim, hala seçilemezse en çok oy alan iki aday arasında ad çekiliyor kura.
SUNUCU- 13 tane böylece 13 HSK üyesi belirlenmiş olacak.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Böylece 7 tanesi belirleniyor.
SUNUCU- Toplam 13…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7 tane ama burada önemli bir ayrıntı var. Şimdiye kadar Meclis işin içinde yoktu, yani milletin Meclisi, milletin seçtiği Meclis, bu milletin rengini, milletin düşüncesini, milletin tercihini temsil eden Meclis, milli iradenin, egemenliğin kayıtsız şartsız tecelli ettiği Meclis yarıya üye seçemiyordu. En büyük demokratikleşme burada başlıyor, 7 tane üye seçiyor.
Mevcutta ne oluyor? Hakimler kendi aralarında seçim yapıyorlar ve ondan sonra belirli bir grubun eline geçiyor. İşte bugün 15 Temmuz’a kadar olan yaşadığımız süreci hatırlayın, 17-25 Aralık yargı darbesi, işte MİT Müsteşarının olayı ve 15 Temmuz…
SUNUCU- Burada sizin sorumluğumuz var biliyor musunuz efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olabilir…
SUNUCU- 2010 referandumunda evet kampanyası sonucunda yargı, bu FETÖ denen habis ur, 12 Eylül referandumunda tarafsız ve bağımsız yargı diye evet yürüttü partiniz ve evet çıktı, onlar böyle örgütlendiler yargıda, çok üzüntülüyüm onun için.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim tabi oradaki problem, Anayasa Mahkemesinin bizim yaptığımız, referanduma götüreceğimiz metinde değişiklik yapması. Orada üye seçim usulünde değişiklik yaptı.
SUNUCU- Anayasa Mahkemesi mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi. Değişiklik yapınca…
SUNUCU- Orada da CHP’nin suçu var işte.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Orada maksatlı değişiklik yaptılar ve bu sonuca ulaşmak için; anlatabildim mi? Yani onu bir daha yaşamamak için şimdi yargı 7 tanesi Meclisten oluşuyor, Meclisi de millet seçiyor, neticede 6 tanesini de cumhurbaşkanı seçiyor, cumhurbaşkanını da millet seçiyor, dolayısıyla milletin aynen yargıdaki yansıması da teşekkül etmiş oluyor.
Yargının bağımsız ve tarafsız olması hukuk devletlerinde yargıçları, savcıları bağlayan kanunlardır, anayasalardır, olması gereken bu. Ama oldu mu? Çeşitli zamanlarda yargı maalesef ideolojik yapılanmalara gitti. Daha önce de farklı biliyorsunuz, daha sol yapılanma var.
SUNUCU- Burada da bir eleştiri var efendim, onu yöneltmeme izin veriniz. Deniliyor ki, cumhurbaşkanımız 6 üyeyi atayacak, sonuçta siyasi bir kişi, Meclis 7 üyeyi atayacak, tamamen siyaset kurumu tarafından belirlenmiş yargı bağımsız ve tarafsız olabilir mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İyi de, siyaset kimin temsilcisi? Milletin temsilcisi. Yargı kimin için çalışacak? Millet için. Uzaydan mı getireceğiz, yani uzaydan yargıç mı getireceğiz? Milleti temsil eden siyaset, siyaset temsil ettiği millet adına seçimini yapacak, yaptığı adamlar da milletin işini görecek.
SUNUCU- Güzel argüman. Ama hemen şunu ekleyebilirim: Şimdi pratiğe bakacağız, cumhurbaşkanımız yüzde 50’nin oyunu alıyor, diyelim 52, 6 üyeyi kendi seçecek, hani uzaydan değil, bizim yargıçlarımızdan ama, 6 üyesi kendisi, ama bizim cumhurbaşkanı kimi seçecek? Şimdi tabi ki kendisine de yakın isimlere bakacak, kendi kafasına göre, kendi tahayyülüne göre…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçilecek olanların nitelikleri anayasada yazıyor. Şimdi bir kere nitelikler anayasada var, o niteliklere uyan insanları, yani gidip Üsküdar’da meydana dolaşırken birileri seçmeyecek. Nitelikler an8ayasada var, o niteliklere göre seçecek.
SUNUCU- Burada bir mahsur görmüyorsunuz, yani yargının siyasallaşması riskini görmüyorsunuz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, hiçbir mahzur yok.
Şimdi buradaki problemimiz İsmail Bey, samimiyetle ben milletime şunu söyleyeyim, buradaki problemimiz şu: Biz şüpheyle bakamayız. Yani vatandaşa şüpheyle bakarsak, vatandaşın bu işlere aklı ermez, elitler bu işi daha iyi bilir, akademisyenler daha iyi bilir gibi bir yanlışın içine düşersek, o zaman milletimizden çok uzakta kalmış oluruz, milletin hislerine tercüman olamayız. Biz milletimiz, okumuşuyla, az okumuşuyla, emeklisiyle, genciyle, yaşlısıyla bir kompozisyonuz, bir mozaiğiz. Dolayısıyla bizim mayamızı, bizim özelliklerimizi, bizim anlayışımızı en iyi temsil eden millettir, milletin yansıması da Parlamentodur, Meclistir ve cumhurbaşkanıdır. Dolayısıyla milletin iradesinin temsilcisi olan bu iki kurum, milli egemenliğin temsilcisi olan bu iki kurumun seçtiği bir yargıdan yanlış gelmez, yanlış iş olmaz.
SUNUCU- Sorular şöyle, inanın o kadar mesaj geliyor ki efendim. Mesela bir meslektaşım, örnek olsun diye, diyor ki Tanyol Kıpçak Balıkesir’den, uzun zamandır özlediğimiz, özgür, kaliteli, seviyeli, her sorunun sorulup muhatabının her soruya yanıt verdiği, Başbakanın olgun… Bakın böyle. Çok teşekkür ediyorum size bunun için, daha devam edeceğiz ama.
Efendim, ben tabi İzmir’i çok sevdiğimi de biliyorsunuz, İzmir’le ilgili projeleri de dün araştırdım, küçük bir klipimiz var. Yönetmenim Serdar’a da, Serdar, Sayın Başbakanın bu İzmir’le ilgili otoyol projesi konusunda yağmurlu bir günde efendim, ben görüp çok etkilenmiştim, onu bir izleyelim, birkaç soru daha sormak istiyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olur hayhay.
SUNUCU- Verebiliyor muyuz?
SUNUCU- Hani İzmir’in kalkınması önemli efendim. Bayağı yağmurlu bir gün, İzmir-İstanbul…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İstanbul-İzmir otoyolu yapıyoruz biliyorsunuz, 9,5 milyar dolar finans maliyetiyle beraber. Biliyorsunuz Osman Gazi Köprüsünü Bursa’ya kadar açtık, şimdi Bursa-İstanbul-Sabiha Gökçen 40 dakika, benim evim 40 dakika, benim ve de Tuzla’da. Şimdi bir yandan aynı zamanda İzmir’den de başladık biz yapmaya, 26 kilometrelik kısmını da açtık.
SUNUCU- Aslında efendim, İzmir’in başlama projesi yokmuş, ben aradım da insanları, Sayın Başbakan talimat verdi, zorla bizi biraz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru, biraz yükleniciler mızmız ettiler ama, neticede kardeşim, burası İzmir dedim, İzmir’den başlayacaksın.
Açtığımız kısımdaki viyadük Türkiye’deki en uzun ikinci viyadük, tamamen köprüler üzerinden gidiyor, Bornova…
SUNUCU- Bunun maliyeti ne efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 1,5 milyar. Bornova’dan başlıyor Belkahve’ye kadar, oradan iki tane tünelle geçiyor, Manisa’ya, Balıkesir’e, Bursa’ya 2018’de bitiyor. 2018’de bitince ne olacak İsmail Bey? İzmir-İstanbul arası 2 saat 50 dakikaya iniyor.
SUNUCU- Aslında İzmir’in belki de bu beklediği atılım için, mesela Çeşme, bu bölgenin turizm potansiyeli için…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bakın ben İzmir için büyük düşünüyorum, büyük hayallerim var, hayallerimin birçoğunu da gerçekleştirdim. Bakın şu İzmir Çevre Yolu bizim dönemimizde yapıldı, 55 kilometre. Eğer bu yapılmasaydı, İzmir içinde bırak arabayla gitmeyi adım atamayacaktınız. Yetmedi, İzmir’e çok güzel bir havalimanı yaptık, 20 milyon yolcu kapasitesine ulaştı.
SUNUCU- Gerçekten çok güzel, indik, müthiş müthiş.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, Adnan Menderes. Ondan sonra İstanbul-İzmir Otoyolunu yapıyoruz. Daha üç-dört gün önce buradan, Çiğli’den Menemen’e, Menemen’den ta Çandarlı, Avrupa’nın en büyük limanı olacak, oraya bağlanacak bir otoyolun temelini attık.
SUNUCU- Efendim, aslında çok özür diliyorum sözünüzü kestim, şimdi yönetmenim de uyarıyor. Bir reklama daha gideceğiz, dönüşte sizin iki müjdeniz var bildiğim, onu size sormak istiyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayhay, olur.
SUNUCU- Sevgili izleyenler; İsmail Küçükkaya’yla liderler zirvesi az sonra son söz için Başbakan Binali Yıldırım’la yeniden buluşacak.
SUNUCU- Bir kez daha hoş geldiniz Türkiye’nin en bağımsız ve tarafsız televizyon kanalı Fox’ta İsmail Küçükkaya ile Liderler Zirvesi’ndesiniz. Dün CHP Lideri Kılıçdaroğlu’yla konuşmuştum, bu sabah da Başbakan Binali Yıldırım’la konuşuyoruz.
Bu arada aradayken bir mesaj aldım Sayın Başbakanın oğlu Erkan Yıldırım’dan. Efendim, Erkan beni eleştiriyor, diyor ki; sizin patronunuz da mesela geçmişte diyor kimi yanlış hatalar, kimi yanlışlar yaptı, yanlış açıklamalar yaptı, siz de onu kabullenmediniz hepiniz ve siz de itiraz ettiniz diyor ve bana şunu hatırlatıyor, diyor ki; bir kişi güçlü olsa da, hata yapsa da senin bir özgür iraden var. Mesela bir milletvekilisin veya bir gazetecisin, onun her dediğini yapmazsın ki diyor ki bu eleştiriyi kabullenirim efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bunu tabii siyasete de uygulayabiliriz.
SUNUCU- Nasıl uygularız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aynı şey, yani neticede lider size yanlış bir şey söylüyorsa, siz de bunun ülkenin yararına, menfaatine, insanların yararına görmüyorsanız itiraz edersiniz, itirazınız kabul edilmezse tavrınızı ona göre belirlersiniz.
SUNUCU- Özgür iradesi olan vatandaşlar için…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bu şu demektir: Milli egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, millet de bunu milletvekilleri eliyle kullanır. Şimdi aracıları, tefecileri aradan çıkarıyoruz, aracı-tefeci yok, vesayet yok, darbe girişimleri yok, birtakım güç odakları yok. Yani şuna bir kere inanmamız lazım: Halkın üzerinde bir başka akılla hareket ederseniz demokratik olmazsınız, demokrat olamazsınız, demokratikleşmeyi de gerçekleştiremezsiniz. İsterseniz…
SUNUCU- Şunu bir özetleyelim efendim: Çünkü sorulara baktım ben, insanlarımız memnun, diyorlar ki; ilk defa böyle her şeyin konuşulabildiği, itirazın dinlediği, size teşekkür ediyorlar…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kısa kısa.
SUNUCU- Lütfen bir özetleyelim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kısa kısa ne geliyor. Mevcut ne, 16’sında millet neyi oylayacak onları geçeyim.
SUNUCU- Lütfen.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yürütme yetkisi cumhurbaşkanı ve başbakanda, cumhurbaşkanına geçiyor. İkisindeydi, birini çıkarıyoruz birleştiriyoruz cumhurbaşkanına geçiyor.
Yargı yetkisi, bağımsız mahkemelerce…
SUNUCU- Şöyle kaldırırsanız efendim, izleyenlerimiz de görsünler ki oradan takip etsinler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerde, şimdi hem tarafsız, hem bağımsız, bu hüküm de geliyor Anayasaya.
Üç; sıkıyönetim uygulaması, sivil yönetimi devre dışı bırakan sıkıyönetim uygulaması var, yeni sistemde Anayasadan tamamen kaldırılıyor.
Üç; milletvekili sayısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi 550 milletvekilinden oluşuyor, şimdi 600 milletvekili.
SUNUCU- Bunu niye yaptınız efendim, bir tek bunu söyler misiniz, 600’e niye çıkıyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bu konduğu zaman Türkiye’nin nüfusu 59 milyondu, seçmen sayısı 29 milyondu. Şimdi 80 milyon nüfusumuz var, seçmen sayısı yurt dışındakilerle beraber 59 milyon oldu. dolayısıyla demokratik temsil konusu var. Yani 145 bin vatandaşa bir milletvekili düşüyor, bununla 123 bine düşürmüş oluyoruz. Aslında gelişmiş demokrasilerdeki gibi yapsak 900’e falan çıkarmamız lazım.
SUNUCU- Ki Sayın Cumhurbaşkanı birkaç kez gösterdi o tabloyu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, o da şimdi olmaz, yani ülkemizin şartları ortada, ama asgariden olması lazım geleni de yapmamız icap ediyor, onun için yaptık.
SUNUCU- Bununla birlikte efendim, 18 yaş meselesi var, çok konuşuluyor, 18 yaşı niye yaptınız efendim, onun…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi 18 yaş yanlış anlaşılıyor, mevcutta şu anda biliyorsunuz 25, 25 yaşı doldurmadan… Bir de milletvekili olacak diye hep söyleniyor, sadece milletvekilliği değil, seçimle gelinen bütün makamlara isteseniz de 18 yaşındaysanız, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25’e kadar gelemiyorsunuz. 25 ile 18 arasını düşünmek lazım İsmail Bey, sadece 18 değil. Bu da, 9,5 milyon kişiyi ilgilendiriyor, bunların yarısı genç kızlarımız, kadınlarımız, yarısı erkekler. Dolayısıyla oradaki Sayın Kılıçdaroğlu’nun çelişkisine de şaşırıyorum. Çünkü kendi parti tüzüklerinde 18 yaşında parti meclisine seçilme hakkı var. Şimdi o da bir seçimdir, kendi parti meclisine seçilme hakkını veriyor, muhtar seçilmesine, belediye meclis üyesi seçilmesine, belediye başkanı seçilmesine, milletvekili seçilmesine karşı çıkıyor.
SUNUCU- Askerlikle ilgili bir itirazı var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim, askerlikle ilgili, yani askerlik ta 30 yaşına kadar erteleyebiliyorsunuz askerliği. Yani Kılıçdaroğlu’nun oğlu da 33 yaşında, askerliğini erteledi, dolayısıyla onlar problem değil. Peki, diyelim ki 4 milyon genç, 4,5 milyon da kızlarımız var, onlara niye karşı çıkıyorsunuz, onların askerlik problemi de yok, tutarsız. Ayrıca, kendi milletvekilleri Meclis’e teklif verdi, 18 yaşa insin diye 2015 yılında. Ondan önce 2011’deki Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim beyannamesinde 21’e düşüreceğiz diye vaatleri var. İşte biz düşürüyoruz.
SUNUCU- Ne düşünüyorum biliyor musunuz efendim, sizi dinlerken içtenlikle; mesela biz bir moderasyon yapsak, sunsak mesela Kemal Beye böyle söyleseniz onu, ya Kemal Bey, neye itiraz ediyorsun, o da size itiraz etse, açık oturum, hadi yapalım bir tane açık oturum efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar gerçekler İsmail kardeşim, bunların nesini tartışacağız? Ben yaşanmış olaylardan bahsediyorum. Bir tartışma nede olur? Bir ülkenin geleceğiyle ilgili bir karar verilecek, bu da onlardan biri. Ama bu maddede böyle bir şey yok, bu çok açık. Kendi kendilerine çelişkiye düşüyorlar. Zaten kampanyanın sonuna geldik, kampanyada herkes söyleyeceğini söyledi, söylemeye de devam ediyor. Artık söylenmedik yalan-tezvirat kalmadı. İşte milletvekili bizi denize dökecekmiş, yani evet oyu verirsek İzmir’den denize dökecekmiş, aşka geldi bizi Yunan, Kurtuluş Savaşındaki düşmanlar zannediyor.
SUNUCU- Hiç kimsenin hakkı, haddi değildir böyle yorumlar.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yine bir İzmir milletvekili ismi lazım değil insanlara affedersin en galiz küfürler ediyor, yalanlar söylüyor. İzmir, böylelerini hak etmiyor, bir kere bunu söyleyeyim.
SUNUCU- İzmir’le ilgili sorularım olacak birkaç tane daha.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şunu bitireyim mi?
SUNUCU- Lütfen efendim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: 25 yaştan 18 yaşa iniyor, özet.
SUNUCU- Biraz şöyle kaldırırsanız Sayın Başbakanım, görünsün istiyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet seçim dönemi 4 yıldan 5 yıla çıkıyor daha istikrar, daha fazla süre, daha fazla proje dolayısıyla zaman kaybı olmuyor. Efendim, kanun teklifi Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri verirken artık sadece milletvekilleri veriyor dolayısıyla, milletvekillerinin gücü artıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim sistemi mevcutta ne var? Soru Meclis araştırması genel görüşme, gen soru, meclis soruşturması yetkileri var. Yenide ne var? Meclis araştırması var, genel görüşme var, Meclis soruşturması var, yazılı soru sorma var ve cevabını verme mecburiyeti var eksik olan bir şey yok. Cumhurbaşkanı cumhurbaşkanının geniş yetkileri bulunmasına rağmen sorumluluğu yok, şimdi hem sorumluluğu var hem yetkileri var.
Devam ediyoruz evet bu kadar.
SUNUCU- En çok sorulan soruyu sorayım mı efendim size? Anayasa değişiklik paketiyle ilgili bugüne kadar yaptığım bütün araştırmalarda en çok sorulan soru şu bunu ben Mehmet Şimşek’e sordum: Bu iktidar güçlü bir iktidar, pek çok işlem de yapabildi, icraatta yapabildi artılarıyla eksileriyle 15 yıllık tek parti iktidarı. Başbakanla Cumhurbaşkanı uyum içinde şimdi eski hukukları var, Cumhurbaşkanı çok güçlü. Şimdi ne istiyorlar da yapamıyorlar da yeni sistemde yapacaklar? En çok sorulan soru buymuş efendim kampanya döneminde. Bunu nasıl yanıt vermek isterdiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle doğru biz 3 yıldır çok işler yaptık memlekete birçok eser kazandırdık, bir Türkiye’yi üç Türkiye yaptık, Türkiye çok büyüdü. Yani ama şu olsaydı Türkiye daha iyi büyüyecekti: Şuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Burada cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne 2017’ye kadar Türkiye’nin büyümesini gösteriyor. Atatürk döneminde 23-38 7.8 büyümüş.
SUNUCU- Ortalama 7.8 Atatürk döneminde.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. İnönü döneminde 1.9 Ne zaman? 38’le 50 arasında.
SUNUCU- 2. Dünya Savaşının başı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tamam yani ben sebebine girmiyorum. Gayet tabi o yıllar zor yıllar geçiyorum. 50’yle 60 arası 6.4.
SUNUCU- Demokrat Parti…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Menderes. Dünya ortalaması ne kadar? 2.8.
SUNUCU- Dünya ortalamasının 2,5 katı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 2 katı. Sonra 60-80 arası dünya ortalamasıyla aynı. Dünya ortalaması 4.6 bizimki 4.8. Niye aynı? Çünkü orada biraz Demirel’in güçlü olduğu bir dönem var 65-71 arası.
SUNUCU- Adalet Partisi.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ondan sonra koalisyonlar başlıyor 80 ihtilaline kadar orada düşürüyor aşağı.
Ve geliyoruz Özallı yıllara. Dünya ortalaması 2.9, bizim büyümemiz 5.1 neredeyse 2 katına yaklaşıyor.
Geliyoruz 90’lı yıllarda dünya ortalaması 3, bizim büyümemiz 2.2.
Geliyoruz 2001-2016 AK Parti dönemi dünya ortalaması 2.9, bizim büyümemiz 5.95-6 iki katı.
Burada neyi anlatmaya çalışıyorum? Dikkat ederseniz güçlü iktidarlar döneminde dünyanın iki katı büyüyoruz ondan sonraki zayıf dönemlerde parçalı iktidarlarda.
SUNUCU- Özellikle koalisyon zamanları düşer.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Düşüyoruz dünya ortalamasının da altına düşüyoruz. Ne oluyor? Kazandığımızı kaybediyoruz. İstiyoruz ki böyle devam etmesin, artık sürekli kazanalım, Türkiye sürekli kazanması lazım, açığını mutlaka kapatması lazım. Neyle kapatacak? Güçlü iktidarla kapatacak, garantili hükümet sistemiyle kapatacak. Garanti olacak, yani seçim olunca hükümet kurulması garanti olacak.
Ancak şunu da unutmayalım: Biz 15 sene hizmet yaptık ama, başımıza gelmeyen iş de kalmadı. Eğer zayıf bir iktidar olsaydı sen hayal edebiliyor musun bu 15 Temmuz’un içinden çıkacağımızı? Çıkamazdık, çok kesin yani. Geçmişte oldu işte, 28 Şubat’ta bırakmak zorunda kaldı.
SUNUCU- İzmir’i de soracağım. Sayın Başbakanım, esnaftan çok soru geliyor, esnaf diyor ki, bizi de konuşun, bizi de sorun Başbakana diyorlar.
Esnaf için ne yapacaksınız efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Esnaf için çok şey yaptık, KOSGEB kredileri şu anda tüm hızıyla devam ediyor, 250 bin esnafımız KOSGEB kredilerini almaya hak kazandı, diğerlerinin de başvuruları değerlendiriliyor; bu bir. Bununla ilgili 4,5 milyar lira kredi kullanıldı.
Ayrıca, büyük ölçekli iş camiasından işverenlerimiz de 60 milyara yakın, siz de sabah haberlerinizde verdiniz, Kredi Garanti Fonundan kaynak kullandı, ayrıca pirim ertelemesi yaptık, borçları yeniden yapılandırdık ama, bu yeniden yapılandırmaya bir ilave yaptık…
SUNUCU- Orada bir sınır vardı efendim, 2016 Haziran’ına kadardı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yaşa, 2016 Haziran’ından öncekiler yeniden yapılandı, bir problem yok. Şimdi 2016 Haziran sonundan sonra, yani işte darbeye rastlayan zamanlarda, darbeden sonra işleri kötüye gidenler için bir imkan daha getiriyoruz…
SUNUCU- Son dakika verdik mi arkadaşlar bunu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Meclis açılınca bunlar için de, yani 30 Haziran 2016’dan sonra ödeme zorluğuna düşen esnafımız için, işverenlerimiz için sigorta pirimi ve vergi yeniden yapılandırılmasına gideceğiz. Bu da yeni bir müjde, esnafımız, işverenlerimiz için önemli bir haber.
Diğer bir önemli haber de, malum piyasayı canlandırmak için biz konutta, mobilyada, beyaz eşyada KDV indirimi yaptık. Konut alım-satımındaki KDV indirimi Eylül sonuna kadar devam ediyor, ancak beyaz eşya ve mobilyada Nisan sonuna kadar yapmıştık, şimdi onu da, yani mobilya ve beyaz eşyadaki KDV indirimini Eylül sonuna kadar uzatıyoruz.
SUNUCU- Bu ikisi efendim önemliydi, çok teşekkürler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar yeni.
SUNUCU- Sayın Başbakanım, bir kere daha şahsım adıma çok teşekkür ediyorum, kanalım adına çok teşekkür ediyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sağ olun.
SUNUCU- Her soruyu sorduk, baştan da bunu söylediniz, her şeyi konuşabilirsiniz dediniz. Ama ben İzmir’e gelmişken İzmir’le ilgili yatırım, son soru onu da sormak istiyorum.
Bu arada polis kardeşlerimizden yoğun mesajlar geliyor, ben…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bugün Polis Günü, Polis Teşkilatımızın 172. Kuruluş Yıl Dönümü. Ben Polis Teşkilatımızın bu önemli yıl dönümünü, gününü tebrik ediyorum.
Polislerimiz, tabi FETÖ’nün emri altına girenleri kastetmiyorum, ama polis teşkilatımız 15 Temmuz darbe girişiminde çok büyük iş gördüler. Biliyorsunuz Gölbaşı’nda Özel Harekat…
SUNUCU- Evet, çok şehidimiz var orada.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 52 şehidimiz var. Onlara da, bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize şifa diliyorum.
Polis Teşkilatımız ülkemizin teminatıdır, asayişin, güvenliğin ve şimdi hatta terörle mücadelede de Polis Teşkilatımızın çok büyük görevi var. Fethi Sekin…
SUNUCU- Evet, rahmetle anıyorum kahramanımızı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Rahmetle anıyoruz. Bak o hayatını ortaya koydu, birçok sivil insan ölmesin diye kendisini feda etti, büyük kahramanlık gösterdi.
SUNUCU- Efendim, son olarak İzmir, İzmirlilere bir mesaj vermenizi isterim, çünkü İzmir’in kalbimizdeki yeri ayrıdır. Son sözünüz İzmir olsun. Ben de size bir kere daha teşekkür ediyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İzmir iki dönemdir milletvekilli yaptı bu şehir beni, ilk 2011’de milletvekili oldum ve yapılan en son 1 Kasım seçimlerinde de ikinci sefer İzmir beni milletvekili yaptı, Başbakan da yaptı. Ben ama İzmir’e sadece milletvekili olduğum yıllarda değil, 2003’ten beri AK Parti iktidarlarında Başbakan olduğum ilk günden beri çok önemli çalışmalar yaptım, bugüne kadar İzmir’e 42 milyarlık yatırım ve destek yaptık, birçok projeyi yaptık. Yani projelerin detaylarına girmek istemiyorum, vakit almak istemiyorum. Havaalanından tutun çevre yoluna, otoyola, hızlı trene, limanlara, iletişime, yat limanlarına varıncaya kadar birçok hizmetlerimiz oldu ama, İzmir’in mega projesi, İzmir’in Marmaray’ı, İzmir’in Avrasya Tüneli Çiğli’den Narlıdere’ye inşallah Körfez geçişini de İzmir’e kazandıracağız.
İzmirlilerin bu önemli oylamada bizi yalnız bırakmayacağını, mahcup etmeyeceğini biliyorum.
Ve ben bir kez daha size teşekkür ediyorum.
SUNUCU- Sağ olun efendim, çok teşekkürler.
Sevgili Türkiye’m, İsmail Küçükkaya’yla Çalar Saat’i izlediniz, liderler turuydu. Çok çok teşekkür ediyoruz Sayın Başbakana da, bizi izlediğiniz, sorularınızla yön çizdiğiniz için.
İzmir’den hepinize en kalbi duygularımızla teşekkürler efendim, sağ olun.