Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Gümüshane Evet Diyor Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Toprağın üstü de, altı da bereket dolu Gümüşhane. Gümüşhane bugün Harşit Çayı gibi, Kelkit Çayı gibi coşkulu. Gümüşhane bugün demokrasi diyerek, evet diyerek, büyük Türkiye diyerek meydanlarda. 

Kelkit, Köse; sizleri muhabbetle selamlıyorum.  Torul, Şiran, Kürtün; hepinizi sevgiyle selamlıyorum. 

Hanımefendiler, sizleri muhabbetle selamlıyorum. Gençler, sizleri sevgiyle selamlıyorum. Gümüşhane’nin altın yürekli insanları; hepinizi sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. 

Gümüşhane, hemşehrilerim; 16 Nisan yaklaşıyor, demokrasi zaferi için var mısınız? "Evet"  Türkiye’nin aydınlık yarınlarına hazır mıyız? "Evet"  Büyük Türkiye için 16 Nisan’da ne diyoruz? "Evet"  Demokrasi için… "Evet"  Geleceğimiz için…"Evet" İstikrar için… "Evet"  Güçlü Türkiye için… "Evet"  Çocuklarımız için… "Evet"  Gençlerimiz için… "Evet"  Maşallah, Gümüşhane işi bitirmiş, maşallah şuraya bak göz gözü görmüyor. Bu muhteşem coşku, bu ne muhteşem kalabalık, Allah sizden razı olsun.

Bu coşku bize yol gösteriyor. Bu coşku bize güç veriyor. Bu coşku geleceğimiz için bir ışık. Gümüşhane’den dalga dalga bütün Türkiye’ye yayılıyor. 

Değerli kardeşlerim; tarih üstünden biraz geçince mazi oluyor. 99-2002, ekonomi ve siyaset için 13 yıl, karanlık 13 yıl. Aynı tarih, 2002’den bugüne olunca ak günler oluyor, aydınlık oluyor. 

Kurucu Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın size selamını getirdim. 

Sevgili kardeşlerim; yola çıktığımızda amacımız belliydi, daha kalkınmış, daha zengin, demokrasisi gelişmiş bir Türkiye. Allah’a şükür geçen 15 yıl içerisinde bunları gerçekleştirdik. Göreve geldiğimizde baktık ki bizden önceki dönemlerde Türkiye çok büyük borcun altına sokulmuş, tam 2002’den bugüne kadar 192 milyar borç ödedik, geçmiş dönemlerin borcunu ödedik. Yavuz Sultan Selim Han ne diyor: “Borç almaya alışan emir almaya da alışır.” Türkiye’yi hesap alan değil denetleyen, daha itibarlı bir ülke haline getirmek için IMF’e yol verdik. 

Değerli Gümüşhaneliler, siz tabela projesi nedir bilir misiniz? Ben size anlatayım; şu dağın tepesinden geçen 1700 metrelik Zigana Tünelini hatırlayın. Temeli 1975’te atılmış, 80 bir şey yok, 82 yok, 85 yok, 89 yılında tam 14 yılda bitmiş. Ama şimdi bugün biz temel attık, Zigana Tünelinin temelini attık. Öyle dağın boynundan değil dağın karnından geçiyor 15 kilometre, 15 kilometre. Bu tünel bitince ne olacak biliyor musunuz? Gümüşhane’den Trabzon Havalimanına 40 dakikada gideceksiniz, tam 40 dakikada. Ne zaman bitecek? Temel attık, tarihini de verdik. Aklınızın bir köşesine yazın, 29 Ekim 2019 Zigana Tüneli 30 kilometreyi 4 yılda bitiriyoruz, 4 yılda. 1700 metreyi 14 yılda bitiremeyen bir Türkiye’den 30 kilometre tüneli 4 yıla sığdıran bir Türkiye var artık; bu sizin sayenizde, AK Parti iktidarı sayesinde. 

Eski dönemlerde proje yapmak isteyenler arazinin önüne bir tabela koyar çeker giderdi. İş deseniz yok, icraat deseniz yok, yatırım deseniz hiç yok. Biz AK Parti olarak bu tabelacılığı bitirdik. Tabela projeciliğini tedavülden kaldırdık, yerine büyük projeleri getirdik. Yavuz Sultan Selim Köprüsün yaptık, Osman Gazi Köprüsünü yaptık, hızlı treni yaptık, dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz. İmkânsız denen Marmaray’ı yaptık, denizin altından trenleri geçirdik. Yetmedi, yanına bir de arabaların geçeceği

Avrasya Tünelini yaptık. 

Sevgili kardeşlerim; işte istikrarın, güçlü iktidarın farkı bu. Güçlü iktidar demek daha çok hizmet demek, daha çok proje demek, darbecilere de darbeyi indirmek demektir. 

Türkiye’yi yüksek hızlı trenle tanıştırdık. Şehir hastaneleri, bakın SSK ilaç kuyruğu, hastane kuyruğu deyince aklınıza CHP gelsin. Şehir hastaneleri deyince de aklınıza AK Parti gelsin. İkisinin farkı bu. Aile hekimliği uygulaması, yeni üniversiteler, havalimanları… Ha Gümüşhaneli hemşerilerim; bunları yaparken bir yandan da şeytan taşlamayı da ihmal etmedik. Ha babam önümüze çıktılar engeller koydular. Engelleri aşa aşa geldik. Şu Torul’dan bu tarafa kaç tünel var saydınız mı? Tünel tünel tünel, tünele gir-çık bir daha tünele gir. Ama karanlık tünel değil ucunda ışık olan tünel var, aydınlığa giden tünel var. Bunlar Türkiye’yi çıkmaz tünele sokmak istiyorlar; işte bunların yolu bu. Ama şu Gümüşhane’nin şöyle güneyi dile gelsin de söylesin şu çevre yolunu, 12 kilometrenin 8 kilometresi tünel, evvel Allah millet sevgisi olursa kalbinde dağları da delersin, vadileri de aşarsın. Milletinle kucaklaşırsın. 

Sevgili kardeşlerim biz dev eserlerin altına milletten aldığımız güçle imza atarken, muhalefet hep hayır dedi. Şimdi bu hayırcılar. istemezükçüler tekrar piyasada. Türkiye ne zaman ayağa kalksa aynı çevreler hayır diyerek memleketin geleceğini karartıyor.

Kılıçdaroğlu ne diyor? Değmez Gümüşhaneliler değmez. 18 yaşında genç biri milletvekili olur mu canım? Niye olmaz?  18 git oy kullan, ehliyet al, askere git, evlen. Ama milletvekili olacaksın, belediye başkanı olacaksın, meclis üyesi olacaksın, 18 daha küçüksün, hadi 19 yine küçüksün. 20 olmaz 21 daha vaktin var, 22 yine yok 23 yine gene yok, 24 gene yok ta 25’i bitirene kadar olur mu ya, gençleri görmüyor musun? Gençleri görmüyor musun? 18-25 yaş arasında 9 milyon gencimiz var ey Kılıçdaroğlu, aklını başına al. Bu gençlerin gücü senin bu direncini yerle bir eder. Gençlerine güvenmeyen geleceğine güvenemez. Gençler bizim geleceğimiz. Fatih Sultan Mehmet bir çağı kapatıp bir çağ açarken, gemileri karadan yürütürken sadece 21 yaşındaydı.

Ey Kılıçdaroğlu, aklını başına al. Ecdat 18 yaşında, 19 yaşında Çanakkale geçilmez dedi. 7 düvele destan yazdı. 15 Temmuz alçak darbe girişiminde şehirleri, meydanları dolduran gençlerdi. Gençler göğüslerini siper etti. Bu alçaklara darbeyi vurdu. Sen bu gençleri ne zannediyorsun? Diyor ki; efendim tezahürat yapsın, bayrak assın ve siyasete karışmasın; hadi oradan. 

Bu gençlik sadece bayrak asmaz, ay-yıldızlı sancağı da taşır. Büyük ve aydınlık Türkiye’nin sancağı sizin ellerinizde yükselecek gençler. 

Değerli kardeşlerim; sorunları torunlara bırakmamak için var gücümüzle 15 yıldır çalışıyoruz. Şimdi şu anayasa darbe anayasası. 1982 model vesayet var, darbe kalıntıları var, yamalı bohçaya dönüşmüş, Türkiye büyümüş, 2002’de yerle bir olan Türkiye üç kat büyümüş, bir Türkiye üç Türkiye olmuş. Peki, bu eski model anayasayla Türkiye bundan sonra yol alabilir mi Gümüşhane? "Hayır" Bu Anayasa, koalisyonların, ekonomik krizlerin, belirsizlik dönemlerinin anayasası. Bu Anayasa, iki başlı yönetimin anayasası. Hatırlayın, Ahmet Necdet Sezer-rahmetli Ecevit birbirlerini o kadar sevdiler, Ecevit herkesi dolaştı, bunu mahkemeden aldı Cumhurbaşkanı yaptı, en önce kendisi kavga etti, öyle değil mi? Anayasa kitabını fırlattı, o da ona hakaret etti,

Türkiye’ye bedeli 192 milyar dolar. Peki, 192 milyar dolar eğer o krizden borçlara gitmeseydi ne olurdu? Bir düşünün bakalım, düşünün bakalım. Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi tam 300 tane köprü yapılırdı. Trabzon’dan Erzincan’a kadar hızlı tren tamamen tünellerden geçerek yapılırdı, oradan da Sivas’a kadar devam ederdi. Geriye kalanı da bir Gümüşhane daha yapılırdı. İşte görüyorsunuz. Kızım dediği Tansu Çiller’le Süleyman Demirel’i hatırlayın, hükümet kurma görevi bile vermedi. Bütün bu tartışmalar sonucu ne oldu? Memleket zarar gördü, millet zarar gördü, bankalar battı, borsa çöktü, döviz aldı başını gitti, faizler yükseldi, vatandaş fakirledi. Kılıçdaroğlu galiba o günleri özlüyor. Çünkü o SSK’nın başındayken böyle işler var, kurumu 2 katrilyon zarara soktu. O günlere haslet duyanlar bugün hayır hayır hayır diye bağırıyorlar. Siz ne diyorsunuz? "Evet"  Bir daha… "Evet" Bir daha… "Evet"  İşte bu kadar, Gümüşhane’nin farkı bu. Kalkınma için… "Evet"  Aş iş için… "Evet"  Güçlü Türkiye için… "Evet"  Kararımız net… "Evet"  Gücümüz millet, kararımız… "Evet"  Önce millet, kararımız… "Evet"  Allah sizden razı olsun. 

“Kelkit seninle gurur duyuyor” Eyvallah Kelkit. 

İklimi sert, insanı mert Gümüşhane, değerli kardeşlerim; şimdi biz bu yeni anayasadan da biraz bahsedelim, Kılıçdaroğlu da doğrusunu öğrensin, tamam mı? "Tamam" 

Yeni anayasayla yargı tarafsız ve bağımsız oluyor. Yargıda çift başlılık bitiyor. Askeri yargı-sivil yargı ayrımı ortadan kalkıyor. Herkes adalet önünde eşit oluyor, herkesin ayrı yargısı yok. 

Türkiye artık 1 saniye bile kaybedemez. O yüzden yeni sistemde seçimler 4 yıl yerine 5 yılda bir yapılacak. Çünkü bu geçmiş dönemlerde zayıf hükümetlerde 17 ayda bir hükümet değişiyor. Nasıl oluyor? Geliyor yeni hükümet kuruluyor, bakanlar tebrikleri kabul ediyor, brifingler alıyor, sonunda da bir bakıyor ki zaman dolmuş vedalaşarak valizini topluyor. İş nerede, proje nerede? Gümüşhane çevre yolunu kim yapacak, Pekün Tünelini kim yapacak, Pöske Dağının geçidini kim yapacak? Bir başka bahara.

Zaten birtakım ülkelere bakın, bizim 1950’den beri şöyle bir diğer ülkelerle Türkiye’yi karşılaştıralım. Zengin ülkeler, gelişmiş ülkelere bakalım. İngiltere 1950’den bu tarafa 67 yılda sadece 15 hükümet kurmuş, Almanya 15 hükümet kurmuş, Amerika 17 hükümet kurmuş, Fransa 11 hükümet. Kaç senede? 67 senede. Ortalama 4,5-5 sene. Peki, Türkiye ne yapmış? 50’den bu tarafa sevgili hemşerilerim, tam 48 hükümet kurmuş, 48 hükümet. Bir yerde 15, bir yerde 48. Bu ne anlama geliyor? Zayıf iktidarlarla

Türkiye zaman kaybetmiş. 

Şimdi artık sevgili kardeşlerim, bu yeni sistemle bu zayıf iktidarlar dönemini geride bırakıyoruz. 5 senede bir seçim olacak, 5 sene boyunca da hükümet aynı kalacak, değişmeyecek, dolayısıyla başladığı işi bitirecek. Eğer Türkiye’de AK Parti olmasaydı Marmaray olur muydu? "Hayır"  Dünyanın en uzun köprüsü Çanakkale Köprüsü’nün temeli atılabilir miydi? "Hayır"  Ovit Tüneli yapılabilir miydi? "Hayır"  Ilgaz Şehitler Tüneli biter miydi? "Hayır"  Avrasya biter miydi? "Hayır"  Hızlı tren olur muydu? "Hayır"  Şu Gümüşhane’nin yolları bu hale gelir miydi? "Hayır"  Gelmezdi, hiçbiri gerçekleşmezdi. Yeni anayasayla yatırımlar daha da hızlanacak, yeni iş-aş olanları dolacak. Bakın burada söz veriyorum, yeni anayasayla birlikte Türkiye’yi 10 yıl içinde milli gelirini 25 bin doların üzerine çıkaracağız. Ayrıca, Türkiye’yi parmakla gösterilen, iki elin parmaklarıyla gösterilen ülkelerin arasına sokacağız. Daha zengin, daha kalkınmış bir Türkiye vaat ediyorum.

Buradan Büyük Birlik Partisi’ne, Milliyetçi Hareket Partisi’ne, Saadet Partili kardeşlerimize sesleniyorum; onlar aydınlık Türkiye’den yana mutlaka evet diyecekler. Buradan CHP’ye gönül veren kardeşlerimize de sesleniyorum; bu Türkiye’nin geleceği, bu parti seçimi değil. Partiler sandığa gitmiyor, Türkiye’nin geleceğine karar veriyoruz. Siyasi bakışımız, fikrimiz ne olursa olsun, tek derdimiz memleket olsun, memleket olsun, Türkiye olsun. Yoksa bir hayır türküsü tutturanların dillerine sakız ettiği gibi, bu anayasayı kendimiz için yapmıyoruz. Bu anayasa Erdoğan için değil her doğan içindir, her doğan içindir.

Diyoruz ki, artık güçlü hükümetlere ihtiyaç var. Bakın Gümüşhaneliler, bu sisteme göre yüzde 50 üzerinde oy alamayan hiçbir parti iktidar olamayacak, öyle yüzde 30’la iktidar olmak yok, en az yüzde 50. Seçmenin oyunun yarıdan fazlasını alacaksın. Onun için çalışan, güvenen, milletinin desteğini alan iktidar olacak. CHP, hiç çalışmayı bunlar sevmez, bunların hayatı konuşmakla geçiyor, leyleğin ömrü laklakla geçer, bunlar da öyle. Onun için buna hayır diyorlar. Bu evet olunca, kabul edilince çalışmak zorunda kalacaklar. Milletin gözüne girmek için, Gümüşhanelilerin gözüne girmek için daha çok gayret edecekler, hiç alışmadıkları bir şey, nasıl olacak? O zaman en kolay biz hayır diyelim olsun bitsin. Bakın bu sisteme göre sevgili Gümüşhaneliler, aynı gün seçim yapılacak. Seçimin biri yazın, biri kışın değil, aynı günde hem cumhurbaşkanı, hem meclis. Hem milletvekillerini seçeceksiniz, hem cumhurbaşkanını. Ve seçim bittiği anda da memleketi kim yönetecek hemen belli oluyor. Öyle haftalarca, aylarca beklemek yok. Sandıktan çıkıyor, sizin desteğinizi alan işbaşı yapıyor, hükümetini kuruyor, çalışmaya başlıyor. 5 yıl, 5 yıl sonra severseniz, beğenirseniz bir daha seçersiniz. Ama ikinci dönemden sonra, ya iyi çalışıyor, bir daha seçelim deseniz yine yok. Sadece iki dönem, 10 yıl. Cumhurbaşkanı yardımcılarıyla, bakanlarıyla hükümetini kuruyor, çalışmaya başlıyor. Başbakan artık olmayacak. Başbakanla Cumhurbaşkanlığı birleştirilmiş olacak. Yetkiler dağılacak, mekanizma çalışacak. 
Yürütme işler hale gelirken yasama ne oluyor, bir de ona bakalım. Yani yargı da güçleniyor, Meclis güçleniyor. Genel görüşme, denetleme, cumhurbaşkanı hakkında soruşturma, bakanlar hakkında soruşturma, soru sorma, kanun yapma, bütün bu işler meclisin işi oluyor. Milletvekilleri daha güçlü hale geliyor, hemşerilerine daha fazla hizmet ediyor. 

İlk olarak, sadece milletvekilleri kanun teklifi verebiliyor. Milletvekilleri, başkan yardımcıları ve bakanları hakkında yazılı soru verebiliyor. 15 gün içinde cevap vermek mecburiyeti var. Bu sistemde sıkıyönetim yok, sıkıyönetimi kaldırıyoruz, yeni dönemde sıkıyönetim yok, normal yönetim; işte yeni anayasa bu. Hani tek adam? Yeni anayasada demokrasi var. 

Tek adam, doğru; iki tane cumhurbaşkanı mı seçeceğiz Kılıçdaroğlu öyle istiyor diye? Siz şurada mahalleye iki muhtar mı seçiyorsunuz? Belediye başkanı iki tane mi? Nasıl oluyor? Kaymakam, vali iki tane mi? Tabi ki bir olacak, tek adam olacak, patronu

80 milyon olacak, siz olacaksınız, siz karar vereceksiniz. Patronun millet olduğu yerde diktatörlük olmaz. Yürü dersin yürür, dur dersin durur; bu kadar basit. 

Şimdi bizde demokrasi var da, Avrupa’da son zamanlarda demokrasiden eser yok. Bir bakıyorsunuz Hollanda Bakanımızın önünü kesiyor, atlarıyla-itleriyle oradaki soydaşlarımızın üzerine saldırıyor, darp ediyor. 

Değerli kardeşlerim; hani nerede demokrasi, hani nerede insan hakları? Bu işler lafla olmuyor. İkiyüzlü Avrupa tam ikiyüzlülük yapıyor. Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı alaşağı olurken sesi çıkmıyor, demokrasiyi hatırlamıyor. Bosna’da Avrupa’nın gözü önünde katliam olurken, soykırım olurken gözlerini kapıyor, insan hakları aklına gelmiyor. Suriyeli göçmenleri ülkelerine almamak için tekmeler atıyorlar, duvarlar örüyorlar, kıllarını kıpırdatmıyorlar. Sağduyulu olacağız, sakin olacağız. Diklenmeyeceğiz, ama dik duracağız. Günü gelince de bunların hesabını tek tek soracağız. Yapılan hiçbir şey yanlarına kalmaz. 

Almanya’da demokrasi ayaklar altında. Bölücü terör örgütleri şehir-şehir kol gezip “hayır” için kampanya yapıyor. Bizim milletvekillerimize, bakanlara gelince salonlar iptal oluyor güvenlik bahanesiyle, kalabalık bahanesiyle, binbir türlü yalan dolanla engeller. Yahu Rotterdam oradaysa, Gümüşhane burada, işte Gümüşhane. Gümüşhane, yükselt sesini duysun bunlar. Bu feraseti millet tüm Avrupa’ya 16 Nisan’da demokrasi nasılmış gösterecek, değil mi Gümüşhane? "Evet" Allah sizden razı olsun. 
Gümüşhane, siz 2007 Cumhurbaşkanlığı referandumunda, cumhurbaşkanının millet tarafından seçilmesi için yapılan referandumda yüzde 84 evet oyu verdiniz, çok büyük destek verdiniz. 

Şimdi Gümüşhane, sizden bir söz alalım. Bu sefer kaç olacak? “Yüzde 100”  Yüzde 100 olmaz canım, yüzde 100 olmaz, yüzde 5 onlara bırakalım, garibanlar sevinsinler. Yüzde 95, tamam mı? "Evet"  Tamam mı? "Evet"  Gümüşhane’den rekor bekliyorum rekor. Kulağım memleketimde, Gümüşhane’de olacak. 

Değerli kardeşlerim; bir başka hayırcılar cephesi de terör örgütleri. PKK, FETÖ, DEAŞ, hepsi kol kola girmiş hayır diyor. Herhalde FETÖ’ya 15 Temmuz’da milletten yediği sille yetmedi. Bir kere daha milletin gücüyle 16 Nisan’da karşılaşınca dünyanın kaç bucak olduğunu anlayacaklar. O alçak darbe girişiminde 248 vatan evladını şehit verdiğimiz hain terör örgütünü inşallah 16 Temmuz evet kararınızla bitireceğiz. Yargılamaları başladı, elebaşları da gelecek hesabını verecek. PKK-HDP kafa kafaya vermişler, korku imparatorluğu kurmak için çukur siyaseti uyguladılar. Kürt kardeşlerimiz buna en iyi cevabı verdi. Siz bu topraklar üzerine gecekondu devlet kuramazsınız dediler. O çukurların içine devlet-millet el ele doldurdu, bölgede demokrasi ve kardeşlik kuruldu. Şimdi tarihin en ağır darbesini yiyen PKK terör örgütü hayır için kapı-kapı dolaşıyor, dinleyen var mı? "Hayır"  Gümüşhane dinler mi? "Hayır"  Artık benim Kürt kardeşim de, Türk kardeşim de hizmeti gördü, kardeşliği, birliği, beraberliği gördü. 

Sayın kardeşlerim; işte birilerinin rahatsız olduğu gerçek bu, ama geri adım atmak yok. Yeni anayasayla yolumuza terörü bitirerek devam edeceğiz. Artık terör Türkiye’nin başını ağrıtmayacak. Türkiye’nin gündeminde projeler olacak, fabrikalar olacak, yollar olacak, köprüler, tüneller olacak. Gümüşhane’nin gündeminde icraatlar, eserler, yeni hizmetler olacak. 

Değerli kardeşlerim; biraz da şimdi Gümüşhane’ye neler yaptık 14 yılda ondan bahsedelim. 2003 yılından bu yana Gümüşhane’ye 6,5 milyar harcama yaptık, 6,5 katrilyon; helali hoş olsun, Gümüşhane’ye her şey değer. Gümüşhane için daha büyük yatırımlar, istihdam ve desteklemeler gerçekleştireceğiz. Gümüşhane’yi cazibe merkezi yaptık. Şimdi bu cazibe merkezi için 3 milyarlık müracaat oldu, 3 milyarlık yatırım; bunlar inceleniyor, uygun projeler uygulamaya girecek. Yatırım ve üretim desteği, taşıma desteği, veri merkezi enerji desteği, çağrı merkezleri Gümüşhane’de bir-bir hayata geçecek. Cazibe merkezi programında Gümüşhane’nin büyük kalkınma hamlesini inşallah gerçekleştireceğiz. Bu program için öngördüğümüz toplam iş-aş, istihdam imkânı tam 360 bin kişi, Gümüşhane’nin nüfusundan bile fazla. Bunun yarısı gelse yeter, fazla fazla yeter. Cazibe merkezi için hazırlanan proje sayısı müracaat eden 3341, toplam Türkiye çapındaki 3341 Türkiye çapında, Gümüşhane’ninki 1500. Toplam

Türkiye çapındaki yatırım 83 milyar. İnşallah tüm gücümüzle bu müracaatları hayata geçireceğiz, Türkiye’nin kalkınma hamlesiyle daha müreffeh, daha kalkınmış… 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.