Basbakan Yildirim’in gündeme iliskin yaptigi açiklamalarin tam metni
SORU- … Türkiye’ye istikrar gelmedi dedi CHP lideri.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Neyler gelmemiş?
SORU- İstikrar gelmemiş efendim. Ekonomi alanında özellikle ağır eleştirilerde bulundu ve Türkiye’ye 14 yıldır istikrarın gelmediğini söyledi birincisi bu.
İkincisi de, Fethullahçı terör örgütüyle ilgili olarak 2004 yılının milat alınması gerektiğini, zira oradaki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında bu konunun zapta geçirildiğini söyledi, siz ne düşünüyorsunuz efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, 14 yıldır AK Parti iktidarda doğru AK Parti 14 yıldır tek başına iktidarda. Sayın Kılıçdaroğlu istikrardan neyi kast ediyor bilmiyorum, ama siyasette bütün dünyada istikrar deyince güçlü siyasi irade anlaşılır, tek başına iktidar anlaşılır. Aslında istikrar 14 yıldır devam ediyor neye rağmen devam ediyor? Darbe girişimine karşı rağmen devam ediyor, vesayet heveslileriyle mücadeleye rağmen devam ediyor. 14 yılda bir Türkiye’yi üç Türkiye yaptık üçe katladık, aynı zamanda da üç tane de darbe girişimini yerle bir ettik böyle bir 14 yıldan bahsediyoruz. Bundan sonra da inşallah milletimizin duası ve desteğiyle Türkiye’de istikrar sürecek, büyüme devam edecek.
Ekonomiyle ilgili konuya gelince, ekonomide rakamları takla attırmakla ekonomi düzelmez. Ekonomi nasıl düzelir? Dünyada ölçüsü belli borcunuzun milli gelirinize oranı nedir, borç ödeme kabiliyetiniz nedir buna bakılır. Gelin beraber bakalım, 2002 AK Parti iktidarından önce borcun milli gelire oranı yüzde 74, yani 100 lira üretiyorsak, 100 lira kazanıyorsak 74’nü borca veriyoruz. Peki, bugün ne olmuş? Yüzde 32 olmuş. 100 liranın 32’si borç, yani kazandığımız 100 liraya karşılık 32 lira borcumuz var. Daha öncede 100 liramıza karşılık 74 lira borcumuz vardı, yani milli gelire borcun oranı yarı yarıya azalmış, ama ne olmuş bir Türkiye üç Türkiye olmuş üç kat büyümüş. Bir yandan borç azalıyor, bir yandan da Türkiye büyüyor, milli geliri artıyor.
Daha çarpıcı bir şey söyleyeyim, ekonomi düzelmiş mi, kötüye mi gitmiş? 2002’de toplanan bütün vergilerin yüzde 86’sı 100 lira vergi topluyorsun 86’sını borca ödüyorsun. Bugün 100 lira vergi alıyorsun 12 lirasını borca veriyorsun, 88 lirasını da milletin ihtiyacına harcıyorsun. Nereye harcıyorsun? Eğitime, sağlığa, sanayiye, kültür, turizme, tarıma, vatandaşın ihtiyacı olduğu işlere harcıyorsun. Görüldüğü gibi eskiden borç ödemek için varımızı yoğumuzu vergimizi toplardık, şimdi topladığımız vergiler 12 lirası sadece borca gidiyor, diğer kısmı da büyümeye, refaha, ülkenin gelişmesine harcanıyor.
SORU- A Haber Televizyonu, Emine Kavasoğlu. Kılıçdaroğlu bugünkü açıklamalarında darbe teşebbüsüyle ilgili de konuştu ve 240 demokrasi şehidimiz var, bu şehitlerin sorumlusu kim FETÖ terör örgütünü başımıza bela eden kim diye de bir eleştiri de bulundu, sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi değerli arkadaşlar, Sayın Kılıçdaroğlu’yla 15 Temmuz darbe gecesi öncesinde bir telefon görüşmemiz oldu. Bize söylediği bu bir darbe girişimidir, bu milli iradeye karşı bir kalkışmadır bu konuda sizin yanınızdayız, sonuna kadar sizi destekliyoruz dedi. Şimdi 15 Temmuz’dan bu zamana iki aydan biraz fazla zaman geçti, ne değişti Sayın Kılıçdaroğlu fikrini değiştirdi mi, yoksa Türkiye’de başka bir şey mi oldu? 15 Temmuz darbe girişiminin sorumlusu ne aziz milletimizdir, ne de Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Dünyanın başına bela olan FETÖ terör örgütüdür ve onun başıdır, olayı bir kere net olarak ortaya koyalım. Ve bu alçak terör örgütünü de bütün izlerini, bütün bağlantılarını ortaya çıkarmak ve bu topraklardan temizlemekte Hükümet olarak bizim ahdimizdir, boynumuzun borcudur.
Ben bir kez daha Sayın Kılıçdaroğlu’na Yenikapı ruhunun gereğine uygun olarak birlik, beraberlik, dayanışma içerisinde gerek bölücü terörle, gerekse FETÖ’cü terörle mücadele konusunda daha olumlu, daha müspet bir tavır içerisinde olmasını bekliyorum. Kendisiyle birkaç kez görüştük bu konuları enine boyuna anlattık. Buna rağmen anlaşılmayan konular belli ki var bunları da tekrar gerekirse anlatırız. Amacımız Türkiye’nin bir daha böyle alçakça darbe girişimleriyle karşı karşıya kalmaması. Enerjimizi ne bölücü terör mücadelesinde, ne de FETÖ’cü darbeciler için harcamamamızdır.
Buyurun.
SORU- Deniz Tüysüz. Efendim, konuşmasında komşularla sıfır sorun politikasından da bahsetti ve bölgedeki barış ve huzurun devam etmesi gerektiğini, yani bunun sağlanması gerektiğini vurguladı ve Mısır ve Libya’yı örnek gösterdi, özellikle iki komşumuzla ilgili sorunların olduğuna değindi, bunu nasıl değerlendireceksiniz?
Teşekkürler.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu bir şeye karar versin, Suriye’yle yaşanan sorunlar ortada, İsrail’le Türkiye sorun yaşadı Mavi Marmara’dan dolayı, aynı şekilde uçak düşürülmesi olayından dolayı da Rusya’yla sorun yaşadık. Sayın Kılıçdaroğlu, aramız bozulunca, açılınca herkesle düşmanız diyor orada da eleştiriyor. İlişkileri düzelip mutabık kalıp işleri yoluna koyduğumuz zaman yine memnun olmuyor. Nasıl yapacağız? İkisini de eleştiriyorsunuz. Efendim, niye anlaştınız İsrail’le, niye anlaştınız Rusya’yla? Anlaşmayınca da herkesle düşmansınız ne yapacağız diye söylüyor ikisinden biri doğru. Doğru olan şu arkadaşlar: Milletimize bir şey söyledik dostlukları artıracağız, düşmanlıkları azaltacağız hem içeride, hem dışarıda bunun da gereğini yapıyoruz.
Teşekkür ederim.
SORU- Efendim, CNN Türk, Zeynep Karamustafa. Az önce bir önceki soruda dediniz ya CHP Lideri Kılıçdaroğlu’yla birkaç kez görüştük, anlattık buna rağmen anlaşılmayan konular var gerekirse bir daha anlatırız diye. Hani bir çağrıda mı bulunuyorsunuz ya da bulunacaksınız buradan bunu mu çıkarmalıyız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu her zaman mevcut biz atışarak değil, kamuoyunda siyaset yaparak değil el sıkışarak, konuşarak sorunların çözülmesinden yanayız. Tribünlere, meydanlara söz söylemek seçim meydanlarında olabilir, ama diğer zamanlarda ülkenin sorunlarında ortak bir anlayış içinde hareket etmek lazım, asgari müştereklerde birleşmek lazım. İşte o nedenlerle de genel başkanlarla biraraya geldik, bir uzlaşmayla küçük de olsa bir anayasa değişikliği yapalım dedik, 1,5 aydır da partimizden görevlendirdiğimiz arkadaşlar çalışmaya devam ediyor ve bir noktaya geldi. Önümüzdeki günlerde inşallah bununda kararını verip yolumuza devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, aziz milletim; bugünlerde darbe 15 Temmuz darbe girişimi bir tarafa bırakıldı efendim, mağdurlar var devlette memuriyetten çıkarılanlar, iş aleminde, sivil toplum kuruluşlarında, yargıda, orduda mağdurlar var. Peki, milletin mağdurluğunu nereye koyacağız? En büyük mağdur 241 şehidimizin yakınıdır, 2194 gazimizin yakınıdır ve 79 milyon vatan evladıdır. Mağduriyetten konuşursak en önce konuşmamız gereken budur. Kaldı ki, bu terör örgütü kapalı bir kutu, saydam değil, ilişkileri gizemli. Bunu yanlış yapmadan, itinayla, sorumluları ortaya çıkarmak kolay bir iş değil. Onun için biz memuriyetten çıkardığımız epeyce sayıda insan var, mahkemelerin gözaltına aldığı, tutukladığı bizzat darbeye fiilen iştirak etmiş olanlar var dolayısıyla, büyük bir kitleyi oluşturuyor bu doğrudur. Ancak bunu yapmazsak Türkiye tekrar bu tehditle karşı karşıya kalır, bunu milletimizin bilmesi lazım. Bundan sonra yapacağımız iş nedir? Hatalar varsa, yanlışlar varsa düzeltecek mekanizmalarda var. Bunların valiliklerde, bakanlıklarda gerekli komisyonlar kuruldu kendisine haksızlık yapıldığını düşünen, mağdur olduğunu düşünen her kim varsa müracaat ediyor. Bu müracaatlar değerlendirilecek gerçekten bir haksızlık yapılmışsa bunlar düzeltilecek. Bunu defalarca söyledik bir kez daha söylüyoruz, sapla saman birbirine karışmayacak, kurunun yanında yaş yanmayacak ve intikamla değil, adaletle muamele edilecek. Türk adaleti iş başındadır, darbecilerden hesap sormaya başlamıştır. O bakımdan darbeyi gündemden düşürüp, darbecileri savunmaya kalkmak bu şehitlere, bu gazilere yapılabilecek en büyük kötülüktür. Biran önce bu konuda herkesin gerekli sorumluluğu almasını bu millet bekliyor.
SORU- Cansu Gülseri Kenarlı. Dün uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin notunu düşürdüğünü açıkladı, sizin nasıl bir değerlendirmeniz var bu konuda?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim değerlendirmemiz çok açık, bizim değerlendirmemizin ne olduğunu görmek için 16 Temmuz’a gitmek lazım. Büyük bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalıyor Türkiye ve Türkiye’deki ekonomik göstergelerde kayda değer bir değişim olmuyor normal zamanlardaki değişim kadar. Merkez Bankası piyasaya para verme ihtiyacı duymuyor, vatandaş hem darbeyi önlüyor, hem de piyasanın ihtiyacı olan parayı döviz bozdurarak 11 milyar dolar piyasaya veriyor o gün bugün işler tıkır tıkır yürüyor. Türkiye’nin ekonomisi sağlam temeller üzerine kuruludur, mali disiplin asla göz ardı edilmiyor. Ayrıca ekonomimizde yatırım en önemli önceliğimizdir, gerçek ekonomiye destek en önemli önceliğimizdir. Darbeye rağmen birçok düzenleme yaptık, yapısal düzenlemeler yaptık. Bu düzenlemelerde neler var? Teşvikler var özellikle terörle mücadelenin devam ettiği Doğu, Güneydoğu Bölgesinin kalkınmışlıkta ki farkını kapatmak üzere kapsamlı bir yatırım hamlesi başlattık. Bunun yanı sıra yine ekonomimizde devletle, vatandaş arasındaki anlaşmazlıkları, nizaları ortadan kaldıracak önemli kararlar aldık. Vergi barışı, stok barışı, varlık barışı gibi konular bütün bunlar yapıldı. Şehitlerimiz için, çalışanlarımız için, emeklilerimiz için birbiri üstüne düzenlemeler yaptık. Vergi artışından dolayı emeklilerimizin gelir kaybını önleyecek asgari ücrette gelecek maaşlardaki düşümü devlet olarak biz üstlendik. Sayısız reformlar, sayısız yapısal dönüşümler var.
Bu değerlendirme kuruluşu daha notumuzu düşüren değerlendirme kuruluşu iki gün önce Türk ekonomisi 15 Temmuz’un şokundan kolayca çıktı diyordu, iki gün geçti ne değişti burayı anlayamadık, sormak gerekir. Türk ekonomisi 3-5 tane değerlendirme kuruluşunun raporlarına göre hizaya geçecek bir ekonomi değildir. Türk ekonomisi üreten, büyümeyi hedef alan, istihdamı hedef alan, 79 milyon vatandaşının refahını ve kalkınmasını hedef alan bir ekonomidir. Dünyanın hangi ülkesinde 27 çeyrek artarda büyüme sağlayan ülke var? Birçok ülkede büyüme sıfırın altında, birçok ülkede faizler eksi seviyelerde büyümüyor, yatırım yapılmıyor, ama Türk ekonomisi bölgede yaşanan birçok olumsuzluğa rağmen, etrafımızda savaşlar var savaşlardan dolayı tabi turizm alanında bir zayıflama yaşadık bu sene, inşallah seneye onu da düzelteceğiz.
Bu değerlendirmelerin çok da açıkçası tarafsız olduğunu düşünmüyoruz. Burada birtakım yönlendirmelerin Türk ekonomisi hakkında algı oluşturma gayretlerinin olduğunu açıkça görüyoruz. Bu ve buna benzer konuları biz geçmişte de yaşadık, bundan sonra da buna benzer konular önümüze gelecektir. 2002’de yerle bir olmuş ekonomi, 23 bankası batmış bir Türkiye, borcu milli gelirine yaklaşmış bir Türkiye’den bugün 1’ken 3 olmuş, yatırımlarıyla, büyük projeleriyle, dünyanın en büyük havalimanıyla, dünyanın en geniş köprüsüyle ve mega projelerle hız kesmeden yoluna devam eden bir Türkiye var. Bizim kaynağımız, bizim umudumuz değerlendirme kuruluşları değildir.
Bizim kaynağımız milletimizdir, ülkemizin zenginliğidir, ülkemizin genç ve dinamik nüfusudur. Bunlar olduktan sonra gayrisi ne söylerse söylesin bizim için önemi yoktur. Türk ekonomisi dayanıklılığını ve ne kadar şoklara karşı hazır olduğunu 15 Temmuz’da bir kez daha dünyaya göstermiştir. Teşekkür ederim.