Basbakan Yildirim’in Hakim ve Cumhuriyet Savcilari Kura Töreni’nde yaptigi konusma
… Sözlerimin başında Türk siyasetinin önemli isimlerinden Hasan Celal Güzel Beyefendiye Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.
Hasan Celal Bey, ülkemizin kalkınmasında, gelişmesinde büyük emeği olan merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın açtığı yolda ilerlemiş, medeni cesareti daima demokrasinin ve millet iradesinin yanında durmak olmuştur.
Özellikle onun 28 Şubat sürecindeki hukuk mücadelesi hiçbir zaman unutulmayacaktır. Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun. Milletimizin başı sağ olsun.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli misafirler; avukatlıktan hakim ve savcılığa geçiş yapan sizlerin kura çekme töreninde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Mesleklerinde ilk günün heyecanını yaşayan sizlerin bu coşkunuzu ve heyecanınızı paylaşıyorum. Her birinizi tek tek tebrik ediyor, alacağınız önemli bu görevde başarı diliyorum.
Değerli kardeşlerim; bugün bizi biraraya getiren bu önemli toplantıyla ilgili değerlendirmelerime geçmeden önce başkan bir konuya kısaca değinmek isterim. Adalet elbette çok önemli ve hepimiz bunun farkındayız. Ancak bir gerçek daha var ki, bir ülkede adaletin tesis edilmesi için o ülkenin öncelikle güvenliğinin temin edilmesi şarttır. Türkiye büyük bir ülke ve varlığına yönelik her türlü tehdidi bertaraf edecek güce sahiptir. Bildiğiniz gibi güney sınırlarımızda ülkemizi hedef alan bölücü terörist yapılanmaları bir süreden beri devam ediyor. Bu tehlikeyi bertaraf etmek üzere 20 Ocak’ta Zeytin Dalı Harekatını başlatmıştık. Bu harekatın amacı; Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde PKK, KCK, PYD, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerini ortadan kaldırmak, etkisiz hale getirmekti. Harekat başladığı günden bu yana başarıyla devam etmiş, nihayet dün sabah Mehmetçiğimiz Özgür Suriye Ordusuyla beraber Afrin şehir merkezini bütün terör unsurlarından temizleyerek kontrolü ele almıştır. Bu zaferin 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin 103. yıldönümünde gerçekleşmiş olması bizim için farklı, ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü Zeytin Dalı Harekatı da tıpkı Çanakkale Deniz Zaferiyle aynı amaç ve aynı ruhla gerçekleşmiştir.
Türkiye terörle mücadelede ulusal ve uluslararası hukuka uygun olarak bu operasyonu ifa etmiştir. İlk günden beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğumuzu ve bunun altını çizdiğimizi ifade ettik. Bizim kimsenin bir karış toprağında gözümüz olmadığını söyledik. Güney sınırlarımızda yuvalanan terör örgütlerini bertaraf etmek, sadece kendi ülkemize, milletimize değil aynı zamanda bölgede yaşayan masum, mazlum kardeşlerimize karşı da bir borcumuzdur.
Biliyorsunuz ki, biliyoruz ki bu örgütlerin tamamı aslında birtakım emperyal güçlerin bölgedeki amaçlarına hizmet ediyor. Hiçbirinin Kürtler, Araplar, Türkmenler, Ezidiler ve diğerlerinin huzuru, güveni diye bir gayesi yok. Zeytin Dalı Harekatı bir barış harekatıdır, teröre karşı yürütülen bir operasyondur. Ülke sınırlarımızın terör tehdidinden arındırılması, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin temini için yapılan bir faaliyettir. Şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum: Bu harekat süresince kahraman Mehmetçiklerimiz, Özgür Suriye Ordusu mensupları sivillerin zarar görmemesi için azami derecede dikkat göstermişlerdir. Bunun yanında harekat alanında insani yardım faaliyetlerinin en etkin yürütülmesi için yoğun çaba gösteriyoruz. Bizim için terör örgütlerinin baskı ve zulmünden kurtulmak için bölgeden ayrılan masum insanların huzuru ve güvenliği çok önemli. Bugüne kadar bu hassasiyetimizi cümle aleme en iyi şekilde gösterdik. Yakın zaman önce Fırat Kalkanı Harekatının yapıldığı bölgede bugün hayat normale döndü, huzur, güven sağlandı. Şimdi de Afrin bölgesinde bundan böyle hem güvenlik, hem huzur ortamı tesisi için gerekli adımları hızlı bir şekilde atıyoruz. Bunu bilen bölge halkı bu inançla kahraman Mehmetçiğimizi ve ÖSO mensuplarını Afrin’de bağrına basmıştır. Hal böyleyken bu konuda gerçeklerle yüzleşmeye cesareti olmayanlar Türkiye aleyhine kara propagandalarını sürdürüyorlar. Terör örgütlerinin yalanlarıyla, iftiralarıyla, alçakça yaptığı propagandalarla Türkiye’yi suçlamanın akılla, izanla izahı yok. Bölgede terör örgütlerini silahlandıranların bu örgütleri cesaretlendirenlerin bu konuda Türkiye’ye söz söyleme hakkı da yok. Kahraman Mehmetçiğin ve ÖSO mensuplarının Afrin’i, çevresini, tüm terör unsurlarından temizlemiştir ve olay bu kadar açık ve nettir. Ve her terör tehdidi tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar bizim bu bölgedeki mücadelemiz kim ne derse desin devam edecek. Zeytin Dalı Harekatında şehit olan askerlerimize, ÖSO mensuplarına, 15 Temmuz şehitlerimize, vatan, istiklal mücadelesi yolunda hayatını kaybeden bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyorum. Bu harekat boyunca Mehmetçiğimize destek veren her bir vatandaşımıza şükranlarımı sunuyorum, Allah aziz milletimizden razı olsun.
Harekatın başından bu yana vatandaşlarımızı doğru bilgilendirmek için fedakarca görev yapan bütün medya ve basın mensuplarına da ayrıca teşekkür ediyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli misafirler; en başta adaletin gecikmeden tecellisi bir ülke için önemli ve vazgeçilmez dedik. Elbette adalet kendi kendine tecelli etmiyor, bunu gerçekleştirecek olan bir teşkilatımız var bunlar da sizlersiniz. 2002 yılında 9349 olan hakim ve savcı sayımız yüzde 73 oranında arttırılarak bugün 16067’ye yükselmiştir. 11232 hakim, 4835 savcı bugün Türkiye’nin her noktasında görev yapıyor. Birazdan kura çekecek aday arkadaşlarımızın katılımıyla bu sayı 18 bine ulaşacak. 100 bin kişiye düşen hakim ve savcı sayısı Avrupa ortalaması aşağı yukarı hakimlerde yüzde 20, savcılarda 11. Türkiye’de ise bu yeni atamalarla birlikte hakimler için 14, savcılar için 6 seviyesine yükselmiş olacak. Avrupa Konseyinde 100 bin kişiye düşen hakim ortalaması 20.7, savcı ortalaması 11.3. Bizde ise 100 bin kişiye düşen hakim ortalaması az önce de ifade ettim 14, savcılar da 6’dır.
Aradan geçen süre zarfında şu 15 yılda tam 2 kat hakim, savcı sayısında artış sağladık. Nüfusumuz artıyor, ekonomimiz büyüyor, toplum gelişiyor, sosyal ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak yargı mercilerinin önüne gelen itilaflar da çeşitleniyor. Bu itilaflara süratle cevap vermek doğru ve adil çözümler sunmak sizlerin işi olacak. İşte bunun için yargı mensuplarının donanımı, liyakati, meslekteki kalitesi özel bir önem taşıyor. Adalet her yerde her zaman ve şartta istisnasız bir şekilde bütün vatandaşları ilgilendiren bir konudur. Aranması, korunması uğrunda her şeyin feda edilmesi gereken müstesna bir değerdir. Adaletin güçlü olduğu yerde devlette güçlüdür, hukukta adaletle taçlanır, anlam kazanır. Sonu adalete varıyorsa hukuk devlet kudretinin meşruiyet kaynağı olur. Hukuk devletini hukuka saygısı olmayan diğer yönetimlerden ayırmakta ancak böyle mümkün olur. Hukuk devletinde vatandaş keyfi uygulamalardan korunur, vatandaşa yeterli hukuki güvence sağlanır. Böylece herkesin adalete güveni bağlılık duygusu da korunmuş olur. Bu amaçların sağlanmasında adil, tarafsız, hızlı, etkin işleyen bir yargı sisteminin varlığı olmazsa olmazdır. Bugün mesleğe başlayacak siz değerli arkadaşlarımız işte bu büyük ideale hizmet edeceksiniz. Daha önce avukat olarak adalet hizmetlerinin içinde bulunmuş olmak kuşkusuz önemli bir tecrübedir. Bugüne kadar savunan taraftaydınız, şimdi iddia ve yargılayan tarafta yer alacaksınız. Görevinizi yaparken edindiğiniz avukatlık tecrübesi adil karar vermenize çok büyük katkı sağlayacak. Adalet adına avukat olarak sizi hoşnut etmeyen ne varsa bunları değiştirmek, düzeltmek fırsatı artık karşınızda duruyor.
Kıymetli konuklar; birazdan çekilecek kurayla sizlerin ilk görev yerleri belirlenecek. Bütün meslek hayatınızın bu ilk günün heyecanı ve coşkusuyla, aynı zamanda başarılarla dolu geçmesini Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Başarıdan kast ettiğim şey, sadece parlak sicil ve terfiler değil. Latinlerin saymalı değil tartmalı demiş, belki de bu sözü sayıdan çok tartıya vurmaya değer adalet için söylemişler. Adalet saymadan çok tartmayı gerektiren bir muhakeme alanıdır. Meslekte gelen ve giden dosyalar sayılır, çıkan iş sayılır, Yargıtay denetiminden geçen işlerden bahsedilir, alınan notlar söylenir. Ancak hepimiz biliyoruz ki, adalet basit bir matematik hesabı değildir, rakamlar, sayılar, istatistikler hiç değildir. Nitekim adaletin evrensel sembolü de abaküs değil terazidir. Mahkemelere gidip gelenler dosyalardan ve kağıtlardan ibaret değildir. Karalar sadece bir kağıt değil, insanların, belki de toplumların kaderini değiştiren belgelerdir.
Değerli hakim ve savcı adayı kardeşlerim; verdiğiniz her kararın bir insanın hayatına, umut ve korkularına karşılık geleceğini asla unutmayın. Önünüze konacak belki sizin için sadece bir iş gibi gözükebilir, ancak o dosyalarla ilişkili hayatlar için vereceğiniz her karar birçok hayatı etkileyecek. Verdiğiniz her karar bazen ümit, bazen yeis, bazen korku, bazen de sevinçle dolu bir bekleyişe karşı gelecektir. Bu bekleyişi adaletle tamamlamanız en doğru ve tabii beklentidir.
Her vatandaşımız adaletin kapısını çaldığında, gönül rahatlığıyla vicdanınıza iltica edebilmelidir. Her vatandaşımız kapınıza vardığında hakkına erişeceğini bilmelidir. Topluma bu güveni vererek liyakatle görevinizi ifa edeceğinize yürekten inanıyorum. Bugün en saygın mesleklerin başında gelen hakim ve savcılık mesleği aynı zamanda en fazla titizlik gerektiren mesleklerin de başında yer almaktadır. Dolayısıyla, meslek hayatınız boyunca vicdanlarınızın doğal bir adalet terazisi olmasına özen gösteriniz. Yargının evrensel etik kurallarını, yani bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, ehliyet ve liyakat ilkelerini daima gözetmelisiniz. Bu ilkeler inanıyorum ki, meslek hayatınızda sizlere en doğru kılavuzluğu yapacaktır. Yakın geçmişte ne yazık ki, bir ihanet şebekesinin mensupları adaleti tesis etmekle görevli bu camianın içine de sızdılar. Bu güzide mesleğin mensuplarını hiç hak etmediği birtakım olaylara sebebiyet verdiler. Sadece meslektaşlarına değil, adalete de ihanet ettiler. Onlar kararlarını verirken kanunları, etik ilkeleri değil, emir aldıkları vesayetçi zihniyetin karanlık emellerini gözetmeyi tercih ettiler. Ve nihayet 15 Temmuz’da devleti topyekun ele geçirmeye çalışan bir gizli örgütlenme yapısı içinde millete darbe yapmaya da kalkıştılar. Ancak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu millet tarihte benzeri olmayan bu ihanet şebekesine hak ettiği dersi verdi. Ay Yıldızlı bayrağımız inmedi ezanlarımız dinmedi, demokrasimiz devam etti.
Allah’a hamdolsun bu karanlık zihniyet bugün yargı camiamızdan tamamen temizlendiği gibi yaptıklarının hesabını da Türk yargısına veriyorlar. Sizler açılan bu temiz sayfada inanıyorum ki, hukukun üstünlüğünü, adalet idealini hakkıyla yaşatacaksınız sizlere inanıyor ve güveniyoruz. Adalet adına çıktığınız bu zorlu ama o kadar da onurlu yolda hepinize başarılar diliyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun. Adalet terazisini hakkıyla taşımayı nasip etsin.
Saygılar sunuyorum.