Basbakan Yildirim’in Havva Yildirim Anaokulu Açilis Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni
Değerli hemşehrilerim, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler, sevgili çocuklar; bugün benim için, ailem için çok anlamlı, gurur verici bir gün. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının hemen arifesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin İzmir’den çıkan bir milletvekili, son Başbakan olarak sizlere hitap ederken pek çok heyecanı da birlikte yaşıyorum.
Bu anlamlı günde rahmetli anamın ve Allah uzun ömürler versin, sevgili kayınvalidemin adlarını taşıyan okullarımızı güzel ilçemiz, İzmir’in en büyük ilçesi, en vefakâr ilçelerinden biri Karabağlar’a, okuyan yavrularımıza armağan ediyoruz; hayırlı, uğurlu olsun. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Sevgili gençler, değerli hanımefendiler, güzel İzmirliler; ben anam Bahar Yıldırım’ı ömrünün baharında kaybettiğimde kendisi henüz 38 yaşındaydı. Kaybettiğimiz bütün annelerle birlikte sevgili annemin de ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.
Okulun tabelasında Bahar Yıldırım yazdığını görünce güzel annemin şefkatli kollarıyla bana sarıldığını hissediyorum. Beni ve kardeşlerimizi ömrünün baharında yetim bıraktığında bizim çok, ama çok okumamızı isterdi. Biliyorum ki şu anda onun ruhu bizi görüyor ve bu manzaradan mutlu oluyor.
Sevgili kardeşlerim; analarımız için ne yapsak azdır. Eğer bugün anam hayatta olsaydı sırtımda hacca bile götürürdüm.
Kayınvalidem Havva Hanım da bana anamın yokluğunu hiç hissettirmedi. Ailemize kol-kanat giren muhterem bir hanımefendi. Sağlık nedenleriyle bugün aramızda değil. Kendisinin de ellerinden öpüyor, Rabbimden hayırlı ömürler diliyorum.
Değerli hemşehrilerim, değerli İzmirliler, sevgili gençler, sevgili çocuklar; Erzincan’ın Refahiye ilçesinden Kayı Köyünden Topal Dursun’un evladı olarak, Bahar Hanımın evladı olarak doğmuş Binali Yıldırım şu anda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak sizlerle beraberse, sizlere hitap ediyorsa, bunu ülkemize, güçlü Cumhuriyetimize ve aziz milletimize borçluyuz.
Kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyetimiz, çocukluk çağında yetim kalan bu kardeşinizi ülkesine, milletine hizmet etme fırsatı verecek ve ona imkânlar hazırlayacak büyük bir yönetim şeklidir. Bugün bütün yavrularımızın, köylerde, şehirlerde, nerede olursa olsun ülkemizin teminatı, yarınlarımızın umududur. Bütün yavrularımızın, hepinizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını tebrik ediyorum.
İzmir’i tanımaktan, İzmirli olmaktan, sizleri tanımaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum, Rabbime hamd ediyorum.
Değerli hemşehrilerim, sevgili çocuklar; aziz milletimizin yokluklar, güçlükler içerisinde istiklal mücadelesinde gösterdiği azim ve kahramanlık, bugün daha bir çağdaş Türkiye için ortaya koyduğumuz ilhamın kaynağıdır.
Bir milletin kaderinin değiştiği 23 Nisan günü Türkiye’nin ilk resmi bayramıdır. Milli bayramlar birliğimizin, kardeşliğimizin sembolüdür. Bizler bugünlerde çocuklarımıza kendilerine emanet edilen değerlerin emanetin önemini ve büyüklüğünü daha çok anlatacağız. Özellikle ülkemize, devletimize, milletimize, ay-yıldızlı bayrağımıza yönelik bölücü, yıkıcı faaliyetler karşısında daha fazla, ülkemize daha fazla sahip çıkacağız. Egemenliğimizi gözümüzün nuru gibi koruyacağız. Bu topraklar üzerinde ay-yıldızlı bayrak altında yaşayan her bir vatan evladı bilsin ki ne Kurtuluş Savaşımızı, ne 15 Temmuz alçak FETÖ kalkışmasını, ne bu bayrağı indirmek, bu vatanı bölmek isteyen hainlerin girişimlerini, ne de bu toprak için toprağa düşen şehitlerimizin kahramanlıkları asla unutulmayacak, unutturulmayacaktır. Bunun için de birbirimize daha çok kenetleneceğiz, birbirimizi daha çok seveceğiz, bir olacağız, beraber olacağız, birlikte Türkiye olacağız.
Her zaman söylediğim bir şey var; biz geleceğe bakmamız lazım, ileriye bakmamız lazım. Gelecek bilgi toplumunda, gelecek teknolojide. Bilgi toplumu olmak yetmez, aynı zamanda ilgi toplumu da olmalıyız. Çekirdek ailemizden başlayarak çevremizdeki yakınlarımızla daha çok ilgileneceğiz, onların sorunlarına daha çok eğileceğiz, duyarlı olacağız. Empati yeteneğimiz güçlü olacak. Bu topraklarda yaşayan her bir vatandaşımızı kardeşimiz bileceğiz, ayrımcılık, ayrılıkçı fikirlere asla yer vermeyeceğiz.
Şunu biliyoruz: Ülkemizin düşmanları bellidir, düşmanlar ay-yıldızlı bayrağımıza karşı çıkanlardır, düşmanlar 780 bin kilometrekare vatan toprağında ayrımcılık yapmaya kalkanlardır. Düşmanlar kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlerdir. İç ve dış mihraklar kardeşliğimizi, devletimizi, milletimizi, bayrağımızı çekemeyenler, ne yaparsa yapsın Afrin’de yaptığımız gibi, El Bab’da yaptığımız gibi, Gabar’da yaptığımız gibi, besler derelerde yaptığımız gibi, Hakurk’ta yaptığımız gibi, Kandil’de yaptığımız gibi tepelerine çökeriz, derslerini de veririz, bu bayrağı indirmeyiz, bu ezanları dindirmeyiz.
Birinci Dünya Savaşında, İstiklal Savaşında yedi düvelle mücadele edip esareti reddeden bu millet, teknolojiye esir olmamalı. Teknoloji, eğitimde, bilimde hayatın her yanında olmalı. Ama anamızın, babamızın, kardeşimizin, eşimizin, dostumuzun hatırını da sosyal medyadan sormayı bizim hasletlerimize yakışmayan bir şey olduğunu da ifade etmek istiyorum. Görüyoruz ki artık bayram tebrikleri bile toplu mesajlar vasıtasıyla yapılıyor. Neredeyse yüz-yüze biraraya gelmek, iletişim kurmak yok oluyor. Kendimizi bu esaretten kurtarmalıyız.
Hatta geçen gün bir şeye şahit oldum; bakıyorum birisi düğün davetiyesinin fotoğrafını çekmiş arkadaşına göndermiş, arkadaşını düğüne davet ediyor, sosyal medyadan davet yapıyor. Arkadaşı da geri kalır mı, o da muzip, tutmuş bir çeyrek altının fotoğrafını çekip ona göndermiş, hayırlı olsun diye kutlama yapıyor. Ne hale geldik. Şaka bir yana, bilgi teknolojilerini, eğitim odaklı teknolojiyi geliştirmeye yönelik evlatlarımızı daha iyi donanımlı hale getirmek için sonuna kadar kullanalım. Ama insanlığımızı, ruhumuzu, sevgimizi birbirimize göstermekte de cimri olmayalım.
Biraz sonra açılışını yapacağımız bu okulda teknolojinin geliştirdiği her türlü imkân var, hiçbir fedakârlıktan kaçınılmadı. Yeter ki Karabağlar’daki evlatlarımız en iyi şekilde yetişsin, bu memlekete, bu millete, bu ülkenin geleceğine yön versin, milletin geleceğinde söz sahibi olsun.
Bugün bu bayramın çocuklarımıza armağan edilmesinin duygusal bir yönü de var. Kurtuluş Savaşından yeni çıkmış bir ülke, anasını-babasını savaşta kaybetmiş birçok yavrumuz, yetim-öksüz kalmış yavrularımız var. İşte bu durumu gören Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1927 yılı sonrası bu yetim ve öksüz çocuklarımızın yüzü gülsün, bir nebze teselli bulsun diye şenlikler düzenlenmesini emrediyor. Gerçekten de çocuklarımız unutulmaz bir gün yaşıyor. Bu anlamlı günün arkasından Atatürk 23 Nisan’ı çocuklara armağan ediyor, 23 Nisan o günden itibaren Çocuk Bayramı ve Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmaya başlıyor. Bundan sonra da ilelebet kutlamaya devam edeceğiz.
Çocuklarımızı, evlatlarımızı geleceğe güvenle hazırlamak için anneler-babalar neleri feda ediyorsunuz, yemiyorsunuz yediyorsunuz, içmiyorsunuz içiriyorsunuz, niye? Evlatlarımız daha iyi yetişsin, kimseye muhtaç olmasın diye.
Gençler; yolların kralı olmaz, unutmayın yolların kuralı olur. Ha şimdi düzeldi.
15 Temmuz gecesi hainler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombaladılar. O gece milletin temsilcileri üzerine bomba, mermi yağarken kahramanca direndiler, milli iradeye sahip çıktılar. Bir kez daha burada İzmir milletvekillerimize, o gece Meclis’te ülkenin bekası için bombalara meydan okuyan vekillerimize şükranlarımı sunuyorum. O Meclis’i bombalamaya kalkanlar bilsin ki, 251 fidanımızı şehit edenler, 2193 kardeşimizin gazi olmasına sebep olanlar bilsin ki hiçbir şey karşılıksız kalmıyor. İşte şimdi mahkemelerde teker teker bunun hesabını ödüyorlar, ödeyecekler. Önümüzdeki günlerde Meclisimiz daha güçlü, daha istikrarlı bir şekilde ülkemizi geleceğe taşıyacak.
Karabağlı hemşehrilerim; 24 Haziran size neyi hatırlatıyor? 24 Haziran’da yeni bir dönemin başlangıcına hazır mı Karabağlar? Hazır mısınız? Yeni bir destan yazacak mıyız? Allah sizden razı olsun.
Değerli hemşehrilerim, Karabağ’ın güzel insanları, sevgili çocuklar; bu bahar gününde her biri bahar dalı olan yavrularımızı, sevgili annelerimiz Bahar Yıldırım, Havva Yıldırım’ın güvenli, müşfik kollarına sizleri emanet ediyorum.
Bu güzel okulların hayata geçmesini sağlayan, böyle bir hizmeti Karabağlar’a, milli eğitimimize kazandırmak için ön ayak olan, kendisi de yıllarca evlat yetiştirmiş kıymetli eşim Semiha Hanımefendiye teşekkür ediyorum. Evlatlarım Bülent, Erkam, Büşra, Bahar’a teşekkür ediyorum.
Ayrıca, en güzel şekilde, en titiz şekilde bu eserin yapılması için ilk günden bugüne kadar mühendisinden mimarına, yüklenicisine kadar herkese emeklerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum.
Sevgili Karabağlılar, değerli hanımefendiler, beyefendiler; bu güzel günde bu eserin İzmir’imize, Karabağlar’ımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Ben İzmir’den milletvekili adayı oldum, bana sahip çıktınız. En önce Karabağlar’a geldim, Karabağlar beni bağrına bastı ve oradan milletvekili yaptınız. Yetmez dediniz, Başbakan da yaptınız. Türkiye’nin Başbakanı olarak, İzmir’in bir evladı olarak bu ülkeye, güzel İzmir’e hizmet etmenin gururunu yaşıyorum, sizlerle iftihar ediyorum.
Değerli kardeşlerim; şimdi Başbakanlık görevim sona eriyor, ama İzmir’e sorumluluğum devam ediyor. İzmir için daha çok çalışmaya, daha çok hizmet yapmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Durmak yok... Durmak yok... Durmak yok...
Gününüz mübarek olsun, geleceğiniz aydınlık olsun. Hizmetlerimiz Karabağlar’a, İzmir’e, ülkemize hayırlı olsun diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.