Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Izmir’de esnaf bulusmasinda yaptigi konusmanin tam metni

 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, Ahi Evran’ın torunlarıyla beraberiz, esnaflarımızla beraberiz. 

Size bir şey söyleyeyim, ben de esnaflık yaptım, ama Necip Kalkan’dan daha önce yaptım. 1978’de ben şehirlerarası otobüsüm vardı, ilk o Mercedes’ler çıktığında bir otobüs aldık babamla, otobüsçülük yaptık. Esnaflığın ne demek olduğunu iyi bilirim. Esnaflık demek alın teri demektir, esnaflık demek çile demektir, dişinle, tırnağınla kazanmak demektir, hava bulup tavada yemek değildir. Esnaflık gerçek hayattır, rantiyecilik değildir, her kuruşu kazanmak için hem akıl terini, hem alın terini koymak demektir. Onun için sizin kazançlarınız, sizin çabalarınız en helal, en makbul kazançlardır. 

Memleketi ayakta tutan sizlersiniz samimiyetle söylüyorum. Bazılarının gürültüleri çok çıkar, ama memlekete bıraktıkları katma değer o kadar değil. Bütün çalışanların yüzde 90’ını esnaflarımız oluşturuyor. İhracatımızın yüzde 60’ı sizin çabalarınız, sizin ürünlerinizle oluşuyor. Türkiye ekonomisinin belkemiğisiniz, ekonomimizi ayakta tutan esnaflarımız. Zor zamanda da, iyi zamanda da hep siz varsınız, kanaatkarsınız, ufak bir olumsuzluk olduğunda hemen isyan etmiyorsunuz, bu da geçer yahu deyip daha çok gayret ediyorsunuz, daha çok çalışıyorsunuz. 

Değerli kardeşlerim, para kazanmayan, para kaybetmeyen, hayatı bilmeyen insan siyasette de olsa, başka nerede olursa olsun doğru kararları veremez. Masa başında bulunup ülkeyi yönetmeye kalkanlar geçmişte bu ülkenin başına neler getirdiğini hep gördük. Doğru karar vermek için sahadan geleceksiniz, damdan düşeceksiniz, esnafın yaşadığını bizzat yaşamış olacaksınız. Bunu yapamazsanız, o zaman yaptığınız iş kimsenin derdine derman olmaz. 

Bu camiayı bilirim, babamdan bilirim. Babam bana o zaman, Allah rahmet eylesin, dedi ki, oğlum, beni niye bu işlere soktun dedi. Hayat zordur, mücadele etmek gerekiyor. Mücadele etmeden, yorulmadan, terlemeden yaşamak mümkün değil, başkalarının güdümü altına girersiniz. Biz bu mücadeleyi veriyoruz. Başkalarının uydusu olmamak için, kendimiz olmak için, bölgemizde güvenin, istikrarın, teminatı olmak için onurlu bir mücadele veriyoruz değerli kardeşlerim.

Niye Türkiye’ye bu kadar saldırılıyor, düşündünüz mü? Herkes Türkiye’yi saldırıyor, Recep Tayyip Erdoğan’a saldırıyor, çünkü Recep Tayyip Erdoğan söylenmesi gerekeni söylüyor. Birileri konuşup onun arkasından konuşmuyor, bölgede Türkiye var, Türkiye’ye rağmen bölgede operasyon yapamazsınız diyor. Türkiye bunu geçmişte söyleyemedi, çünkü Türkiye gerekli gücü yoktu, kabiliyetleri sınırlıydı. Ama bugün Allah’a şükür savunma sanayinde yüzde 24’ten yüzde 65 yerlilik oranına gelmiş bir Türkiye’den bahsediyoruz. Savunması için gerekli olan her türlü mühimmatı, aracı, gereceği yapabilecek kabiliyete gelmiş bir Türkiye’den bahsediyoruz. Türkiye bugün helikopterini de yapıyor, İHA’sını da yapıyor, her türlü ihtiyacını da karşılıyor, birçok alanda bağımlılığımızı azaltıyoruz. Borç veren emir de veriyor arkadaşlar. Borç alan ülke yok mu? Herkes borç alıyor, ama sürdürülebilir olması lazım. Şartlar olumsuza dönüştüğünde elinin tersiyle itebilmen lazım. Bu da neye bağlı? Birlik, beraberlik, daha güçlü olmaya bağlı. Onun için bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız, birlikte Türkiye olacağız. Bizim başka vatanımız yok, başka bayrağımız yok. 

Bölge zor bölge, ama Allah’a şükür 15 senedir her türlü olumsuzluğa rağmen dünyanın gıptayla izlediği büyük eserler yapıyoruz, büyük işler yapıyoruz. Bugün dünyanın en büyük havalimanını yapıyor Türkiye. En büyük derken, öyle biraz büyük değil, şu anda en büyüğü Amerika Atlanta’da 90 milyon, biz 200 milyon kapasiteli havalimanı yapıyoruz. Bu da birilerini rahatsız ediyor; ne oluyor bu Türklere? Dünyanın en uzun köprüsünü yapıyoruz Çanakkale 1915. En geniş köprüsünü açtık hizmete Yavuz Sultan Selim.  İzmir-İstanbul’u komşu kapısı yapacak Osman Gazi Köprüsünü açtık, dünyanın 3’üncü büyük köprüsü. Dünyanın en derin tüneli Marmaray’dı, 2013’te açtık, onun rekorunu kıran Avrasya 106 metre derinden giden, onu da geçen yıl açtık. 

Şimdi bunu niye anlatıyorsun, biz esnafların toplantısındayız diye düşünenler olabilir. Değerli kardeşlerim, güçlü olmamız lazım, Türkiye’nin güçlü olması lazım. Güçlü olmanın yolu da engelleri ortadan kaldırmaktır. 15 yıldır iş yapıyoruz, çok iş yaptık, mütevazı olmaya gerek yok, ama şeytan taşlamaktan vakit buldukça iş yaptık. Şimdi artık bu engelleri teker teker kaldıracağız, inşallah Pazar günü sandığa gideceğiz, bütün vesayet odaklarını tarihe gömeceğiz. 

Sevgili hemşehrilerim, işi sahibine vereceğiz, işin sahibi millettir. Türkiye’de Cumhuriyet kuruldu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşları, bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun, güzel bir ülke bıraktılar. Biz bunu ileri nasıl götüreceğiz, ona bakmamız lazım. Nasıl götüreceğiz? Değişimi göreceğiz, dünyadaki değişimi göreceğiz, ona göre kendimizi yenileyeceğiz, geçmişe takılıp bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrarlarsak değişimi yakalayamayız, geleceği yakalayamayız, bu kadar açık. 

Bakın, efendim, bu sistem niye değişiyor? Bunu söyleyen Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki gururlanarak, ben 82 Anayasasına hayır verdim diyor. Ben de hayır verdim, çünkü o anayasa yapılırken kimseye sorulmadı, darbe anayasasıydı. Şimdi?.. Şimdi de hayır veriyor. Nedir bu? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Biz onu değiştiriyoruz be kardeşim, ona hayır dediysen buna evet demen lazım, anlaşılmaz bir şey. Bir yandan darbe anayasasına hayır diyeceksin, bir yandan da o anayasayı değiştirecek bu önemli reforma yine hayır diyeceksin. Neyse, onu geçelim.

Şimdi ben bu anayasa ne getiriyor, sonra esnafın işine de geleceğim. Bu anayasa ne getiriyor, onu size anlatayım.

Bu anayasa sürekli iktidar getiriyor arkadaşlara, belirsizlik ortadan kalkıyor. Seçim oldu, ne olacak sorusu ortadan kalkıyor. Kim olursa olsun, ama mutlaka iktidar var işin sonunda, çünkü siz karar veriyorsunuz, sandığa gidiyoruz, oyumuzu veriyoruz, günün sonunda ülkeyi 5 yıllığına kim yönetecek bu belli oluyor. Bu kötü bir şey mi?  Millet sandıkta iktidarı belirlemesinin neresi yanlış, ben soruyorum değerli esnaflara? Seçim yaptık, günler geçiyor hükümet yok, kuruldu-kurulmadı, güvenoyu aldı-almadı, bunlar ortadan kalkıyor, çünkü siz seçiyorsunuz. Garantili hükümet var, sandıktan garanti hükümet çıkıyor 5 yıl. 5 yıl boyunca çalışıyor çalışıyor çalışıyor dediklerini yaptıysa bir daha seçiyorsunuz, ama üçüncü sefer yok. Efendim, tek adam padişahlık ya milletin patron olduğu yerde padişah olur mu, olur mu soruyorum size yani, çocuk mu kandırıyorsunuz? İşin sahibi millet yetki verdi yetkiyi aldı bitti. Sonra partiler var herkes seçime giriyor yani nasıl inandıracaksınız bu insanları padişahlığa? Oğul babayı bile yanlış söyleyince dinlemiyor. Dünyada bu kadar iletişim gelişmiş, Türkiye’de bu kadar iletişim gelişmiş herkes ne var, ne yok, memlekette ne oluyor, dünyada ne olur? Feleğin çemberinden geçmiş hala siz tek parti döneminin hikayelerini anlatıyorsunuz. Tek adam o zaman vardı şimdi yok. Şimdi milletin adamı var, milletin milletin adamı var Recep Tayyip Erdoğan var onun gibileri bu ülke yetiştirecek arkadaşlar evet.

Gençlere siyasetin önü açılıyor bunun ne mahsuru var soruyorum gençler siyasete girmesin mi? Şimdi bunu şiddetle karşı çıkıyor Ana Muhalefet Partisi. Karşı çıkıyor, ama kendi kendine tezada düşüyor. Bakın Cumhuriyet Halk Partisi tüzüğünde gençlik, genç kotası var. Parti meclisine 18 yaşındakileri parti meclisine girmesi için özel hüküm var. Onu unutuyor, sırf bu değişikliği AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi getirdi diye doğru olan şeylere de karşı çıkıyor. Yetmedi 2011 seçim beyannamelerinde seçilme yaşını 21’e düşüreceğiz diyor CHP. Yetmedi 2015 5 Şubat’ında bir milletvekilleri teklif veriyor seçilme yaşı Meclis’e teklif veriyor, seçilme yaşı Meclis’e teklif veriyor 18 olsun. Şimdi bütün bunlar ortadayken 18 yaş, 25 yaş arası insanlar siyasete girmesin, oy versin ama karışmasın böyle bir anlayış olur mu değerli hemşerilerim? Seçin insan seçilmeye de ehildir. Seçerken var, seçilmeye gelince yok. Bu demokraside yok, bu kabul edilebilir bir şey değil. Birde sadece 18 yaşını konuşmuyoruz. 19-20-21-22-23-24-25 25 şu anda seçilme yaşı, bu 18’e indiriliyor yani o aradaki bütün yaşları kapsıyor. Bu ülkenin 9,5 milyon seçmeninden bahsediyoruz. 59’un 9,5’u burada. Ne demektir? Yüzde 20’ye yakın. Yüzde 20’ye yakın seçmeni yok mu sayacağız, böyle bir anlayış olabilir mi? Evet, gençlerimize güvenmeyen geleceğe güvenmez, çünkü gençlerimiz geleceğimiz. Biz onlara ülkeyi teslim edeceğiz şu anda yüzde 100’nü oluşturmuyor gençlerimiz nüfusumuzun. Ama gelecekte yüzde 100’nü oluşturacaklar. Onlara güvenmezsek, onlara sorumluluk vermezsek nasıl olacak bu iş? Nasıl bu ülkeyi teslim edeceğiz? Öğrenecekler, ülkeyi öğrenecekler, siyaseti öğrenecekler, ülkenin değerlerini öğrenecekler. O beğenmediğiniz gençler 15 Temmuz gecesi meydanlardaydı. 39 tane şehidimiz 25 yaşın altında. Sizin beğenmediğiniz gençler bu bayrağı düşürmedi, bu ezanları dindirmedi. 

Temsilde adalet, önemli bir konu. Yüzde 30’la iktidar olunuyor şimdi. Baraj var, 30-35’le iktidar oluyorsunuz. Bu sistemde iktidar olmak için yüzde 50+1 oy almanız lazım. Daha aşağısında iktidar olamıyorsunuz. Bu ne demektir? Türkiye’nin 7 bölgesinin her yerinden oy almanız lazım. Akdeniz’den alayım, Ege’den alayım bana yeter, Güneydoğu’dan alayım bana yeter, İç Anadolu’dan alayım, Karadeniz’den alayım bana yeter, diğerleri beni ilgilendirmez; böyle bir şey yok. Türkiye’yi birleştirmek, kucaklamak, doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle bu sistemde garanti altına alınıyor. Yani 780 bin kilometrekare vatan toprağı 80 milyon bir oluyor, beraber oluyor, kardeş oluyor, bunu teminat altına alıyor bu sistem. Doğruları niye anlatmıyorsunuz vatandaşa kardeşim? Geliyor kahvecilerle oturuyor beyefendi, bak diyor, evet verirseniz 17’sinde kahvehaneler kapanacak. Minibüsçülerin durağına gidiyor, aman diyor dikkat edin, evet vermeyin, yoksa hat izinleriniz iptal olacak. Ben uydurmuyorum, söylenenleri aktarıyorum. Hızını alamıyor, muhtarlarla toplantı yapıyor, diyor ki muhtarlıklar kapanıyor gözünüz aydın, artık Beştepe’ye gidip toplantı yapamayacaksınız. 17’sinde evet çıkarsa muhtarlıklar geçmiş olsun. Böyle bir şey olabilir mi? Korkuyla, tehditle, ümitsizlikle siyaset olur mu arkadaşlar? Siyasetin görevi ufuk açmaktır, hedef göstermektir. Türkiye’ye hedef göstermektir, liderlik bunu gerektirir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne diyor? Muasır medeniyetler seviyesine, onun da ilerisine geçmeyi hedefliyoruz diyor. Bizimki de diyor ki; 82’de duralım, bu model araba bize yeter, yollar çok iyi, ama biz arabamızdan memnunuz. Şanzımanı dağılmış, vites kutusu, vitesleri çalışmıyor, frenleri tutmuyor, her tarafından ses geliyor, bu arabayla bu Türkiye gitmez. Bu yollara bu araba yakışmaz. Yeni araba lazım. Yolları biz yaptık, hava yolunu halkın yolu yaptık, yolları böldük gönülleri birleştirdik. Yolları böldük milleti birleştirdik. Yolları böleriz de Türkiye’yi böldürtmeyiz, herkes bilsin. O Kandil’in de kandilini de söndüreceğiz, o alçakların Kandil’ini de söndürmezsek… İstedikleri kadar Avrupa’da, orada-burada sırtlarını sıvazlayanların yanında hayır kampanyası yapsınlar, istedikleri kadar yapsınlar. FETÖ, PKK, DHKP-C, Avrupa’nın bazı ülkeleri kol kola vermiş, el ele vermiş, omuz omuza vermiş Türkiye’de hayır çıkması için kendilerini parçalıyorlar. Hiç merak etmeyin, siz bu milleti tanımadınız, hala tanımadınız, bu millet Pazar günü size öyle bir cevap verecek ki bir daha yerinizden kalkamayacaksınız.

Değerli kardeşlerim, Türkiye’nin iyiliğini kim istiyor, kim istemiyor? Bakın, ben burada CHP’ye gönül veren, oy veren kardeşlerimi tenzih ediyorum, oy verenlerle ilgili bir konu değil bu, biz seçimi konuşmuyoruz, AK Partiye verenlerle ilgili konuşmuyoruz, Milliyetçi Hareket Partisine oy verenlerle ilgili konuşmuyoruz, Türkiye’nin geleceğini konuşuyoruz değerli kardeşlerim. Türkiye bir kararın arifesinde, Türkiye 3’üncü grup ülke olarak kalacak mı, yoksa dünyanın gidişine karar veren ülkeler arasına girecek mi; mesele budur, millet bu kararı verecek. Bu bir seçim değil, hiçbir parti seçime girmiyor, gideceğiz ülkemiz hakkında karar vereceğiz. 

Yargı; darbeden kalmış bir yargı, askerler ayrı yargılanıyor, siviller ayrı yargılanıyor, Kast sistemi mi var bu ülkede kardeşim? Kanun karşısında herkes eşittir, herkes gidecek, bağımsız, tarafsız mahkemelerde hesabını verecek. Orada rütbe geçmez, o rütbelilerin rütbeleri söküldü, şimdi içeride hesabını veriyorlar. 15 Temmuz’da asker kılığına girip bu ülkenin tankını, topunu, uçağını çalıp milletin üzerine bomba yağdırırsan, rütbeni de sökerler, seni de kodese atarlar. 

Gözbebeğimiz Silahlı Kuvvetler bu işin dışındadır, biz asker kılığına girmiş teröristlerden bahsediyoruz, FETÖ teröristlerinden bahsediyoruz. Onlar bu ülkeye çok zarar verdiler. Bu gözbebeğimiz Silahlı Kuvvetlere de zarar verdiler. Şimdi artık devleti bu virüslerden, bu mikroplardan temizleme zamanı gelmiştir ve onu da başarıyla yapıyoruz. Milletimiz arkamızda milletimizin desteğiyle inşallah her türlü devlet içindeki yapılanmayı temizleyeceğiz. Hiç kimse hiçbir grup devletle bilek güreşi tutamaz bu kadar net söylüyorum. İrade olmayan idare olmaz. İrade tektir, irade Türkiye Cumhuriyeti Devletidir onun dışındaki hiçbir yapılanmaya asla ve asla fırsat verilmeyecek, imkan verilmeyecek. 

Güçlü ve devamlı iktidardan bahsediyoruz. İşte sandıkta iki sandık var birinde hükümeti seçiyoruz, birinde Meclis’i seçiyoruz, milletvekillerini seçiyoruz. Birisi memleketin işlerini görecek, birisi de kanun yapacak. Meclis zayıflıyor, Meclis yok oluyor yok böyle bir şey külliyen yanlış, Meclis daha da güçleniyor. Meclis’le hükümet arasındaki ilişkiyi koparıyoruz. Nasıl koparıyoruz? Mevcut sistemde ne var? İktidar partisi tabiri caizse Meclis’in üzerine çökmüş vaziyette. İktidar partisinin dediği her şey olur, demediği hiçbir şey olmaz öyle mi? İşin uygulaması bu, bunu da ayırıyoruz. Çünkü iktidara, hükümete ihtiyacı olan yetkiyi zaten sandıkta veriyoruz. Diyoruz ki, hükümetini kur, bakanlarını tayin et kendin tayin et. Efendim bürokratlarını ata, bürokrasi işler geciktiriyor diye bürokratik oligarşiden bize şikayete gelme bu yetkiyi baştan veriyoruz. Ona göre de oturacak işi yapacak mazeret üretmeyecek, sorun çözecek. Yetkilendirmeyi tam yapıyoruz, yetki devredilebilir, ama yetki paylaşılmaz. Bu sistemde yetki paylaştırılmış, aynı işle ilgili iki tane irade var, ikisi razı olmadan iş yapılmıyor. Peki, her zaman bunları aynı düşünecek insanları nereden bulacağız? İşi şansa mı bırakalım? Gördük Ecevit-Sezer’i gördük. Sezer’i kim getirdi? Rahmetli Ecevit getirmedi mi? Ne oldu? Anayasa kitabını fırlattı kafasına onun kafasına düşmedi, ama milletin kafasına düştü. Bir gecede yüzde 26 fakirledi bu ülke, 23 bankası battı. Onlardan oluşan zarar ne kadardı biliyor musunuz? 638 milyar kardeşlerim biz ödedik 638 milyarı 2011’e kadar ödedik faizleriyle ödedik. Peki, ödemesek ne olacaktı? Kişi başı milli gelir ne kadar artacaktı biliyor musunuz? 11 bin lira artacaktı 11 bin. 3 dolar artacaktı. Görüyorsunuz neyi kaybettiğimizi görüyorsunuz. Biz 19500 kilometre bölünmüş yol yaptık memleketin her tarafını tıkanan damarlarını açtık bu parayla 130 bin kilometre bölünmüş yol yapılırdı. Bu parayla 175 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılır. Bu parayla Ankara-İstanbul-İzmir arasındaki otoyol ve köprünün tam 25 tane yapılırdı neleri kaybettiğimizi anlayın diye söylüyorum. Değerli kardeşlerim, yani biz böyle işi şansa bırakmaya mecbur muyuz? Bu millete bedel ödetmeye mecbur muyuz? Millet bedel ödemesin istediğimiz budur. 

Başka ne var? Meclis güçlü hale geliyor. Seçilen cumhurbaşkanı ve kabinesi hesap veriyor. Şu anda Cumhurbaşkanının mevcut anayasaya göre yetkileri var çok yetkileri var, ama hesap vermiyor. Hem yetki kullanacaksınız hem hesap vermeyeceksiniz güzel bir şey herkes ister. Eğer hesap vermeden yetki kullanıyorsanız bu devlette çalışanlar bilir çok iyi bir şeydir, ama bu sürdürülebilir bir şey değil. Siz esnaf odası başkanlarısınız hesap veriyorsunuz. Vereceksiniz elinizde dosyalarla dolaşıyorsunuz geliyorsunuz şu talebimiz var, bu lazım bu lazım niye? Yarın karşısına çıkıyorsunuz ey Selahattin Bey, Zekeriya Bey ne haber, ne oldu seçtik seni, ne yaptın bizim için? Bu soruyu soracak değil mi buradaki insanlar? Onun için de çalışıyorsunuz. Milletvekillerimize, Ankara’ya dosyalar iletiyorsunuz, peşinden takip ediyorsunuz, çünkü tekrar karşısına gideceksiniz milletin, size soru soracak.

Şimdi bakın cumhurbaşkanını halk seçiyor, halk seçtikten sonra her şey değişti. Arkadaşlar, cumhurbaşkanını millet seçtikten sonra bu sistem sürdürülemez. Zaten 2007’de CHP yapacağını yaptı, engelledi Meclis’te Cumhurbaşkanlığını bu yolu açtı. Bundan sonra yapacağımız bu Pazar günkü değişiklik 2007’deki cumhurbaşkanının millet tarafından seçilmesinin tamamlayıcı işlemidir başka hiçbir şey değil. Orada o karar verildi siz verdiniz yetkiyi verdiniz ben seçeceğim dediniz şimdi seçtiğiniz cumhurbaşkanına hükümeti de sen kur kardeşim diyorsunuz hepsi bu. Sen kur hükümeti hesabı da sen ver diyorsun. Şimdi her türlü yaptığı işten dolayı hesap verebilecek anayasa bunu getiriyor, şimdi vermiyor bunun neresi kötü soruyorum. Evet, denetim olacak.

Yasama partiler kanun teklifi veremeyecek, şimdi partiler veriyor. Parti dediğin de iktidar partisinin hükümeti veriyor. Milletvekilleri de veriyor kanun teklifi, ama hükümet olur demeden hiç kimsenin teklifi sonuçlanmıyor, şimdi öyle değil. Bütçe kanunu hariç bütün teklifi kim verecek? Sadece milletvekilleri verecek. Milletvekilleri dışında teklif veren olmayacak. Yasama, yürütme işleri birbirinden ayrılmış olacak. 

Sıkıyönetim kalkıyor, sıkıyönetim anayasadan kalkıyor. Bak sıkıyönetim kalsaydı o zaman kahvehaneleri kapatabilirdiniz. Sıkıyönetim ilan edince her şeyi yapıyorsunuz. Sıkıyönetimi anayasadan kaldırıyoruz bu da demokratikleşmenin bir gereği. Seçim 5 yılda bir dolayısıyla istikrar var. 65 tane hükümet kurmuşuz kaç yıldı? 94 yılda. 17 yıldan az. 

Bakın Türkiye 3 dönem ne kazandı, 3 dönemde kaybetti. Kazandığı dönemler 50-60 tek partili dönemi saymıyorum 50’den beri. 50-60 arası kazandı merhum Adnan Menderes. Dünya ortalamasının iki kat büyüdü Türkiye. 60’da Menderes ihtilalle indirildi, idam edildi arkadaşlarıyla 79-80’ne kadar Türkiye iflah olmadı. Kazandığını geri verdi, dünya ortalamasının yarısı kadar büyüdü arkadaşlar. 80’de tekrar ihtilal ondan sonra Özallı yıllar tekrar kazandı, 92’de o da bitti 90’lı yıllarda kayıp yıllar. 28 Şubat’ıydı efendim cumhurbaşkanı, başbakan arasındaki krizlerdi kaybolan yıllar. 

Üçüncü dönem AK Parti dönemi. 15 yıldır Türkiye kazanıyor, ama bu artık devamlılık olması lazım, kalıcı olması lazım, işi şansa bırakmamamız lazım. Dolayısıyla, değerli kardeşlerim yapacağımız mesele Türkiye’nin geleceği meselesidir. Efendim, yok Meclis fesih edilecekmiş bunların hepsi yanlış, Meclis’in fesih edilme diye bir şey yok, seçim yenileme var. Hem cumhurbaşkanı hem Meclis seçim kararı alabiliyor. Niye alıyor? Çünkü kriz olursa çözüm üretmesi lazım. Bu uzlaşmayı getiriyor, bu kriz çözmeyi getiriyor. Bunu aslında başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler yapmaya çalışıyorlar, onların yapmaya çalıştığını biz yapıyoruz mesele budur. 

Bürokrasi azalıyor, işler hızlanıyor, öngörülebilirlik artıyor, 5 seneyi öngörüyorsun, 5 sene ne yapacağını biliyorsun. Seçimler birleştiriliyor yazın seçim kışın seçim yok aynı anda seçimi yapıyorsun geçiyorsan. Neyse yani mesele bu daha detaylar var vaktinizi almak istemiyorum.

Değerli kardeşlerim, esnaflarla ilgili burada Zekeriya Bey, Selahattin Bey, esnaflıktan gelen Necip Kalkan vekilimiz anlattı neler yaptığımızı anlattı, ama yaptıklarımızla yetinecek miyiz? Değil, yapacaklarımız var. En son biliyorsunuz Ahilik ve Esnaf Fonunu kurduk, işsizlik fonu gibi bir şey. Olur ya bugün işleriniz iyi yarın kötü oldu ne olacak? Hayat devam ediyor, geçim devam ediyor, elinizde bir güvenceniz olması lazım. Oradan prim yatırıyorsunuz son 3 sene priminizi yatırdıysanız oradan para alacaksınız Esnaf Fonundan. Bu primin tamamını da siz yatırmıyorsunuz. 3 liraysa iki lirasını yatırıyorsunuz, 1 lirasını da devlet veriyor. Ve işin sonunda işsizlik fonundaki gibi bir güvenceye kavuşuyorsunuz. İşte vergisini ödeyenlere prim indimi geldi, ayrıca efendim kredi faiz oranları ciddi anlamda düşürüldü, düşürülmekle de kalmadı sübvanse de edildi,  şu anda ciddi sübvansiyon var. En son KOSGEB kredileri 250 bin esnaf aldı Ankara’ya geldiniz, Ankara’da söz verdik müracaat eden herkes alıyor 20 bin lirayla 50 bin lira arasında. Nasıl? 1 yıl faiz yok, 1 yıl ödeme yok, 3 yıl sıfır faiz, faiz yok. Yani bu sıkışık anda büyük imkan. Toplam 460 bin müracaat var, şu ana kadar 250 binin dosyası bitti karara bağlandı. Ne kadar ödendi? Ödeneni söyleyeyim, 5 milyar lira ödendi. 5 katrilyon para esnafın kasasına girdi. Hedefimiz ne? Hedefimiz 11 milyar, diğerleri de inceleniyor dosyalar.

Bankalarla ilgili şikayetiniz var biliyorum, bizim de var, ama ayar veriyoruz merak etmeyin onlara da ayar veriyoruz, ayar vermeye devam edeceğiz hiç endişeniz olmasın sürekli tepelerindeyiz. Onların da yaşaması lazım yani sistem birlikte yaşaması lazım. 

Değerli kardeşlerim, tabi taleplerinizde var bunları da biliyoruz. Az önce söyledim Başkanlarınız Zekeriya Bey, efendim mesela TESKOMB Diyarbakır’da genel anlamda da esnafa 400 trilyonluk kredi verdi. 

Diyarbakır’da genel anlamda da esnafa 400 trilyonluk kredi verdi. Diyarbakır’da 100 bin liraya kadar orada dükkanları yakılan, yıkılan bin kadar esnafımızın mağduriyetine ortak kolduk. Eldeki bütün imkanları… Biz ne yapacağız paraları? Niye? Elde ne imkan varsa vatandaşımızın, esnafımızın ihtiyaçları neyse bunları karşılayacak, görevimiz bu. Çünkü bu paralar sizin paranız, siz üretiyorsunuz, siz topluyorsunuz veriyorsunuz, lazım olunca da gayet tabi ki verecek. Bizde bir tabir vardır, el eli yıkar, el de döner yüzü yıkar; bunu yapmamız lazım.

Değerli kardeşlerim, detaylarla vaktinizi almak istemiyorum. Her türlü talebinizi memleketin imkan ve şartları dahilinde değerlendiriliyor, yapılması gerekenler yapılıyor. Bir kısmı hemen yapılır, bir kısmı zaman alır. Prensip şu: Bizde zor olan hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır, bu anlayışla çalışıyoruz.

Onun için değerli kardeşlerim, ben bir kere bu Pazar günü yaptığımız bu muhteşem İzmir mitingi için hakikaten mensubu olduğum, hemşehrisi İzmir, milletvekili olduğum İzmir kendine yakışını yaptı. Evet oyu verirseniz sizi denize dökerim diyenlere en güzel cevabı verdiniz. 

200 bin İzmirliyi denizle buluşturdunuz…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Değerli kardeşlerim, Allah’a şükür İzmir hakikaten müthiş bir coşkuyla, müthiş bir heyecanla Pazar günü Gündoğdu’daydı. Derler ya, günün gözü tutuldu, Gündoğdu’nun gözü de tutuldu evvel Allah. Bunun için size çok teşekkür ediyorum.

İzmir’in her köşesinden bütün hemşehrilerime, kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. 

Ayrıca, bu organizasyonda emeği geçen başta il başkanımız olmak üzere, milletvekillerimiz, bütün teşkilatımıza teşekkür ediyorum. 

Değerli kardeşlerim…

BİR KATILIMCI- Toplantıya gidiyorsunuz, Sayın Başbakanıma iletin diyen mahalleden istekler var…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ederim.

Biliyorsunuz kentsel dönüşümün en büyüğünü Karabağlar’da başladık, 10 bin konutluk kentsel dönüşümü Karabağlar’da başladık, kentsel dönüşümü ya belediyeler yapıyor ya da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapıyor. Belediyelerle anlaşılınca belediyeler yapıyor, belediyelerle anlaşmazlık olunca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapıyor, bazı yerlerde o yüzden ağır gidiyor, bunun farkındayız.

Şu atık su meselesi İzmir’de büyük problem, bunun farkındayım, katı atık payı. Bununla ilgili bu konuyu not aldım, gereğini yapacağız haberiniz olsun. Kimsenin milleti soymasına izin vermem kusura bakmayın, İzmirliyi soydurmam. İzmirli alın teriyle çabalayarak kazanıyorsunuz, kazandığınıza gelip kimse ortak olamaz, öyle bir şey yok; her şeyin ölçüsü var. İsraflarınızı, kaçaklarınızı milletin sırtına vuramazsınız. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunların hepsine bakacağız, hiç merak etmeyin. 

Değerli kardeşlerim, bugün günlerden Salı; Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi, 4 günümüz var, 4 gün sonra sandıktayız. İzmir hazır mı? İzmir hazır mı? İzmir her zaman hazır.

Tek devlet için evet.

Tek bayrak için evet.

Tek vatan için evet.

Tek millet için evet.

Kararımız evet. Kararımız evet. Kararımız evet. Allah sizden razı olsun. 

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.