Basbakan Yildirim’in Karabük Evet Diyor Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Emeğin şehri Karabük, seni yürekten selamlıyorum. Ovacık, Yenice, Eflani, Eskipazar, Safranbolu; hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Karabük’ün emekçilerini selamlıyorum. Haddehanelerde alın terini çeliğe su vererek sertleştiren kardeşlerimi selamlıyorum. Emekli kardeşlerimizi selamlıyorum.
Filyos’un, Yenice’nin kıyılarında, Karabük’ün bereketli topraklarında emeğiyle, ekmeğini kazanan çiftçi kardeşlerimi muhabbetle selamlıyorum. Memur, esnaf, sanayici kardeşlerim; sizleri selamlıyorum. Rabbim hepinizden razı olsun.
Karabük, bugün muhteşemsin, muhteşem. Bugün yine çok güzelsin Karabük. Rabbim Karabük’ü, Karabüklü kardeşlerimizi muhafaza etsin. Karabük, 2002’den bu tarafa bizi hiç ama hiç yalnız bırakmadınız. Kardeşliğimiz, yol arkadaşlığımız, birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun. “Amin”
Sevgili kardeşlerim; 15 Temmuz akşamı askerin içine sızmış alçak, hain bir grubun ülkemizi işgal etmeye, milletin iradesini teslim almaya, bu güzel memleketi birilerine peşkeş çekmeye çalışan alçak FETÖ örgütüne, onun teröristlerine karşı Karabük bu meydanı doldurdunuz, onlara gereken dersi verdiniz. O gece halkın gücü tankın gücünü yenmiştir. Helikopteriyle, toplarıyla, tüfekleriyle bu milleti sindirmeye çalışacaklarını zannedenler dersi Karabük’te almışlardır, zelil olmuşlardır. Bu büyük milleti korkutabilirler mi? "Hayır" Bu millet abdestini aldı, namazını kıldı, anasıyla babasıyla vedalaşıp meydanlara indi. Elinde ay-yıldızlı bayrağımız meydanları doldurdunuz. Hamdolsun o gece destan yazdınız. 15 Temmuz Türkiye’nin bir kahramanlık destanıdır. Hem Fethullahçı teröristlere, hem de onun ipini elinde tutanlara gereken cevabın verildiği gündür. Bu millet tarih boyunca çok düşmanlıklar gördü. Bu millet büyük imtihanlarla karşılaştı. Allah’a şükür, hamdolsun akılla, cesaretle bir olarak, beraber olarak bu belayı da atlattık. Diz çöktürdük, ama diz çökmedik. 15 Temmuz’da Türkiye saldırıların en alçağını, en namerdini yaşadı. Bu sefer mert bir düşmanla değil namert hainlerle savaştık. Ümmetin duası bizimleydi, milletin duası bizimleydi. Dik durduk, sağlam durduk, bu alçaklara cevabını verdik. Şimdi inlerine giriyoruz, inlerine. Bu ülkeye, bu millete silah doğrultmak nedir onlara tek-tek gösteriyoruz.
Sevgili kardeşlerim; 15 Temmuz gecesinden itibaren Milliyetçi Hareket Partisi bu gerçeği gördü, Türkiye’nin beka sorununu gördü ve AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biraraya geldik, ülkemiz bir daha bu alçakça kalkışmalara, darbelere maruz kalmasın diye buradan güzel bir anayasa değişikliği hazırladık. Bu çalışmada bizimle beraber olan Milliyetçi Hareket Partisi’ne, Genel Başkanına ve bütün mensuplarına teşekkür ediyorum.
Değerli kardeşlerim; şimdi bu getirdiğimiz Anayasa teklifi sizin önünüzde. 16 Nisan’da bu değişiklik sizin onayınızdan geçecek, tarihi bir karar vereceksiniz. Ülkücü, milliyetçi kardeşlerim, AK Partinin vefakar yol arkadaşlarım; 16 Nisan’da Türkiye’nin aydınlık yarınları için hazır mısınız? "Evet" Hazır mısınız? "Evet" Hazır mısınız? "Evet" Hanımefendiler, hazır mısınız? "Evet" Beyler, hazır mısınız? "Evet" Gençler, hazır mıyız? "Evet" Allah sizden razı olsun. Karabük işi bitirmiş bitirmiş. Karabük, rekora gidiyor rekora. 16 Nisan akşamı gözümüz ekranda, kulağım Karabük’te olacak. Karabük’ten gelen Türkiye rekoru apayrı bizim için büyük bir zafer olacak. Buradan söz veriyorum sayın vekillerim, Sayın Meclis Başkanım; Karabük Türkiye birincisi olunca ilk ziyaretimi Karabük’e yapacağım. “Karabük seninle gurur duyuyor” Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Ülke olarak, millet olarak değerli kardeşlerim; tarihi bir günden geçiyoruz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak, Türkiye’ye çağ atlatacak bir değişimin arifesindeyiz. Milletimizin refahını, huzurunu, güvenliğini artıracak, 80 milyonun birliğini, kardeşliğini daha da güçlendirecek bir değişim yaşayacağız.
Sevgili Karabüklüler; 14 yıl boyunca bize hep destek oldunuz. Biz de emanetinizi hiç yere düşürmedik. Bugüne kadar ne yaptıysak size sorduk, öyle yaptık. Yap dediniz yaptık, yapmayın dediniz orada durduk. Hazırladığımız bu Anayasa değişikliğini Meclis’te getirdiğimizde dedik ki; bu teklif 367 oyla geçse bile biz bunu millete götüreceğiz, millete. Ama CHP ne dedi? İsterse yüzde 98’le kabul edilsin, tanımayız. Ben de diyorum ki, Karabük’ün bu meydanında diyor ki; sen tanısan ne olur, tanımasan ne olur, millet de seni tanımaz. Milleti tanımayanı Karabük tanır mı? "Hayır" İşte bunun cevabı 16 Nisan’da kararımız… "Evet" Kararımız… "Evet" Allah sizden razı olsun.
Değerli kardeşlerim; Türkiye çok partili hayata 1950’de geçti. Burayı iyi dinleyin, 50’den bugüne 67 sene geride kaldı. Peki, şöyle bir bakalım: 67 yıl içerisinde hangi ülkede ne kadar hükümet kurulmuş? İngiltere 15 hükümet, Almanya 24 hükümet, Amerika 17 hükümet, Fransa 11 hükümet, Türkiye 65 hükümet. Bu ülkelerde 4 yıl, 5 yıl hükümet kuruluyor, devam ediyor, ama Türkiye’ye gelince sadece 17 ay. 17 ayda kardeşim, güzel Karabüklüler; 17 ayda bir hükümet ne yapabilir? Ne yapacağını söyleyeyim; tebrikleri kabul ederler, brifingleri alırlar, sonra da vedalaşmaya başlarlar, valizlerini toplarlar. Hizmet, hizmet hak getire, başka bahara. Ama siz 2002’de dediniz ki; artık karar milletindir. AK Parti Kurucusu, Cumhurbaşkanımız, Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan… “Recep Tayyip Erdoğan”Cumhurbaşkanımızın size selamını getirdim, üzerimde kalmasın.
Böyle bir ortamda nasıl iş yapacaksın, nasıl Karabük-Ankara Yolunu bölünmüş hale getireceksin. Nasıl iflas noktasına gelmiş Karabük Demir-Çelik Fabrikasını ayağa kaldıracaksın? İşte bu ortamda bu kadar kısa sürede kurulan hükümetlerde ekonomi büyümez, refah artmaz, ülkenin sorunları da bir başka bahara, sorunlar torunlara havale edilir. Ama şimdi AK Parti var. AK Parti Türkiye’nin teminatı. Sizin duanız, desteğinizle biz her türlü hizmeti yapıyoruz. Ancak bizim dönemimize kadar, yani 2002’ye kadar Türkiye’de ne yaşandığını belki unuttunuz. Hele hele AK Parti iktidara geldiğinde doğan bebekler bugün 15 yaşını doldurdu, 16 yaşında, bu ne demektir? Geçmişi bilmeyebilirler. Ama benim yaşımda olanlar, Türkiye’nin son 40 yıldır neler yaşadığını, ne büyük sıkıntılarla karşılaştığını çok iyi hatırlarsınız. Seçim olur, tek başına iktidar olmaz. Bu sefer partiler aralarında koalisyon kuralım, görüşmeler, turlar, sonunda pazarlıklar, milletvekili transferleri, iyi-kötü bir hükümet kurarlar cumhurbaşkanına giderler. Cumhurbaşkanı bazen o hükümeti onaylar, bazen de başka birine görev verir. Bunlar yaşandı mı? Yaşandı. Hatırlayın, rahmetli Erbakan-Çiller Hükümet kurdular, protokol yaptılar, bir sene biri başbakan, bir sene diğeri başbakan olacak, bir sene sonra başbakan değişecek. Cumhurbaşkanı kızım dediği o Tansu Çiller Hanıma görevi vermedi. Gitti bir tane adama verdi Yalım Erez diye, arkasında kimse olmayan biri, ne oldu? Memleket kaybetti, ekonomi çöktü, dolar fırladı, milletin sorunları büyüdü. İşte şimdi diyoruz ki; bu iş keyfi davranışlara bırakılmasın, milletin sandıkta dediği neyse herkes onu yapsın. Türkiye bunları yaşadı. 2002’de rahmetli Ecevit göklere çıkaramadığı Ahmet Necdet Sezer’i getirdi, başa geçirdi. Bütün partilerden gitti destek aldı. En önce kendisi bozuştu. Niye? Çünkü bu sistemin yapısında sakatlık var, iki başlılık var, iki başlılık. Bu sistem babayı oğula düşürür sevgili Karabüklüler. Onun için şimdi AK Parti var, bizim ayrı gayrı yok. Ama sadece AK Parti’ye göre bir sistem inşa edilmez. AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım fanidir, gelir geçer. Ama Türkiye bekası için ilelebet bağımsız olarak yaşamaya devam edecek. Onun için güçlü sistem inşa etmemiz lazım. Bir daha 60 darbesini, 80 darbesini, 28 Şubat’ı yaşamamız lazım.
Değerli kardeşlerim; bizim şu an Cumhurbaşkanımız başımızda Allah’a şükür, uyumlu şekilde çalışıyoruz. Ama diyoruz ki yarınları düşüneceğiz, geleceği düşüneceğiz, çocukları düşüneceğiz, torunları düşüneceğiz. Bakın kardeşlerim, milletimiz için, geleceğimiz için öngördüğümüz bu anayasa değişikliği 20 yıl önce yapılsaydı, bugün Türkiye’de kişi başı milli gelir 25 bin dolardı, Avrupa ortalamasındaydı. Geç kalınan her gün Türkiye’nin kaybıdır, milletin kaybıdır. İki kat daha Türkiye zenginlemiş olacaktı. Bugüne kadar ne yaptıysak millet için yaptık, memleket için yaptık. Bu mesele sen-ben meselesi değildir, bu mesele memleket meselesidir, memleket meselesidir.
Değerli kardeşlerim; bu doğrudan doğruya Türkiye’nin meselesidir, Türkiye’nin gelecek meselesidir. Türkiye’nin kalkınması, ilerlemesinden rahatsız olanlar Türkiye’ye yıllarca tuzak kurdular, tuzak. Yeri geldi terör örgütleri, yeri geldi gazete manşetleri yeri, yeri geldi vesayet odaklarıyla millete ayar vermeye çalıştılar. Demokrasiye, tanklarla balans ayarı vermeye çalıştılar. Türkiye’nin geleceğiyle, kaderiyle oynadılar. Allah’ın izniyle o eski alışkanlıklar 15 Temmuz’da da tekrar edildi değil mi? Ama bu sefer alçaklar tarafından. Ne dedi millet? Dur bir dakika, millet varsa zillet olmaz. Millet varsa zafer vardır. Ve o gün dünyaya demokrasi dersini verdi, siz verdiniz. Dünyaya bayrağın, ezanının, demokrasinin nasıl muzaffer olacağını, tankların, tüfeklerin, uçakların nasıl yerle bir olacağını göğsünüzü siper ederek sizler gösterdiniz. İşte böyle büyük bir milletin bir evladı olmaktan ne kadar gurur duysanız azdır sevgili Karabüklüler. 16 Nisan’da bu ülkeyi sahibine, milletin iradesine teslim etmeye hazır mıyız? "Evet"
Bunu birlikte başaracağız değil mi? "Evet"
Değerli kardeşlerim, şimdi sevgili gençler… “Allah’u ekber”
Sevgili gençler, şimdi biraz dinleyin. Bu işi Kılıçdaroğlu orada burada yalan dolan memleket kazan bu kepçe dolaşıp duruyor, karıştırıp duruyor. Şimdi işin doğrusunu ben buradan, Karabük’ten anlatayım. Mevcut sistemde Karabüklüler diyor ki; efendim,
Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanına bağlı olacak. Ya bu kadar yalan olmaz. Şimdi Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesine cumhurbaşkanı 14 üye atıyor, mevcut sistem, biz bunu değiştirmiyoruz. Ne yapıyoruz biliyor musunuz? 17 üyesi var, ikisini çıkarıyoruz, 15’e düşürüyoruz. Niye düşürüyoruz? Çünkü darbe döneminden kalan askeri mahkemeler var; Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi. Onları kaldırdığımız için bu değişiklikte onlar gidiyor, artık mahkemelerin askeri-sivili yok. Mahkeme mahkemedir kardeşim, geleceksin hesabını vereceksin, orada rütbe geçmez, orada adalet geçer. Anayasa değişikliğiyle bunların sayısı 15’e düşüyor. Başka bir değişiklik yok. Ama yalanın bini bir para, yalan söyleyip de ölen var mı? Ama çıkıp ne diyorlar? Efendim, derseniz Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanlığına bağlanacak; gözüne dizine dursun diyeceğim, ama demeyim hadi, demeyim. Allah ıslah etsin, Allah ıslah etsin. Anayasa Mahkemesi’ne cumhurbaşkanı istediğini atayacak. Yok, aslı fesli yok. Bunlar okumuyor, bunlar okumadan üfürüyorlar, üfürükçü bunlar. Peki, bunlar nereden uyduruyorlar bunu. Bak diyor ki; tarafsız diye yere göğe sığdıramadığı bir Cumhurbaşkanı vardı bunların, Ahmet Necdet Sezer, hatırlıyorsunuz değil mi? O zat Cumhurbaşkanı olunca Anayasa Mahkemesi üyeliğine kimi atadı biliyor musunuz? Bir üniversiteden arkadaşını. Ne var bunda diyeceksiniz? Bitmedi, o zat atandı, bir de baktık ki adam Cumhuriyet Halk Partisinin parti üyesi. Bak bak bak, tarafsız, CHP’ye bak. Ama bunların eski alışkanlığı, tek parti döneminde her şey bunlardı. Genel başkan da, cumhurbaşkanı da, parti başkanı da, her şey. Tek adam arıyorsan geçmişine bak, geçmişinize bakın. Bunlar, bu yalanları, iftiraları kendileri de biliyorlar, ama işlerine gelmiyor. Burada kafalarında tarafsız demek CHP’li olmak demek. Bu yalanları, iftiraları bizzat harekete geçiriyorlar.
Bitti mi? Bitmedi, bu yalan rüzgârı gibi bir şey, bitmez. Neymiş? Anayasa değişikliği olunca Millet Meclisinin yetkileri azalacak, kısıtlanacak. Bu da kuyruklu yalan, yalan var, yaldızlı yalan var, kuyruklu yalan var, envaı çeşit yalan var. Türkiye Büyük Millet Meclisi sevgili kardeşlerim, şu anki sisteme baktığımız zaman Hâkimler Savcılar Yüksek Kuruluna üye atayamıyor. Milletin seçtiği Meclis hâkimlerin-savcıların hakkında karar verecek kurula üye atayamıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün Cumhurbaşkanı’nı seçime götürebiliyor mu? Götüremiyor, mümkün değil. Ancak hükümet kurulmazsa 45 gün içinde mecburi seçime gidiliyor. Hani 7 Haziran’da seçim oldu, tek başına iktidar olmadı, hükümet de kurulamadı, 1 Kasım’a seçime gittik. Ne oldu? Millet gümbür gümbür tekrar iktidarı AK Parti’ye teslim etti; sağ olun, var olun.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı bir suç işlese yargılayamaz, mümkün değil. Eee hani nerede, Meclisi yok ediyoruz, Meclisi zayıflatıyoruz, işlevsiz hale getiriyoruz. Görüyorsunuz hepsi yalan, bunlar milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Önce adam gibi açın da şu Anayasa değişikliği ne diyor, ne demiyor, bir okuyun be kardeşim. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu değişiklikle beraber Hâkimler Savcılar Kurulu’na 7 tane üye atayacak, sizin adınıza atayacak, sizden aldıkları yetkiyle bunu yapacak. Milletin atadığına laf edeceksin, efendim bürokrasinin kendi içinde atadığına ses etmeyeceksin; bu demokrasi değil, bu statükodur, bu eski Türkiye alışkanlığıdır. Millete, vekillerine güvenmemektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi artık cumhurbaşkanını seçime götürebilecek. Yani cumhurbaşkanını siz seçtiniz bu yeni sisteme göre, iyi çalışmadı, yanlış işler yaptı. Meclis karar verip seçime gidebilecek. Seçime gittiğinde hem Meclis kendisi seçime gidiyor, hem de cumhurbaşkanını seçime götürüyor. Tersi de mümkün, cumhurbaşkanı Meclisle anlaşamadı, seçim kararı alabilir, o sefer kendisi de gidiyor, Meclis de gidiyor. Niye? Seçimi aynı gün yapıyoruz, biri yazın, biri kışın değil, aynı günde Meclis seçimi de var, cumhurbaşkanı seçim de var, iki sandık, birine cumhurbaşkanı, birine Meclis. Aynen Karabük Belediye başkanını seçer gibi, birine belediye başkanına oy atıyorsunuz, bir de meclis üyelerine, icabında başka partiden olabilir başkan, meclis başka partinin çoğunluğu olabilir, normal. Şimdi bir sorun oluyor mu? Güzel çalışıyorlar. Ama neden? Çünkü yetkiyi siz veriyorsunuz, sandıkta veriyorsunuz, sonradan birtakım çalışmalar, birtakım anlaşmalarla sizin seçtiğiniz değil, başkası işbaşına gelmiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni sistemde cumhurbaşkanını da yargılayabiliyor, bakanlarını da yargılayabiliyor, yardımcılarını da yargılayabiliyor. Kardeşim, hani nerede Meclis etkinliğini kaybediyor?
Yargı tam bağımsız oluyor, tam tarafsız oluyor. Yeni anayasa değişikliğiyle sizin seçtiğiniz vekiller Meclis Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna 7 tane üye atıyor, böylece mevcut sistemde yargı üyeleri arasındaki rekabete dönük seçim de ortadan kaldırılmış oluyor, yargı siyasileştirilmekten kurtarılıyor, milletin seçtiği milletin iradesi öncelik kazanıyor. Bakın, Almanya’da, Avusturya’da, Çek Cumhuriyetinde böyle bir sistem yok, İngiltere’de yargıçların tamamını Kraliçe tek başına atıyor. Danimarka’da hakimler, savcılar, hepsini hükümet atıyor.
Değerli kardeşlerim, biz dersimize iyi çalıştık. Anayasa değişikliğiyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun 7 üyesini Meclis atayacak, hala bu böyle oluğu halde kendilerine bağlıyor demek Meclise saygısızlıktır, o Meclisi seçen millete saygısızlıktır. En hafifi, ayıp be kardeşim, ayıp. Okusalar bunlar böyle olur muydu? Bunların işi gücü konuşmak, okumadan, anlamadan dinlemeden yorum yapmak. Okuyorlar da tersten okuyorlar, tersten, yine de anlamıyorlar.
Değerli kardeşlerim, Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı sistemi gelirse anayasanın ilk 3 maddesi değişecek diyor. Nedir anayasanın ilk 3 maddesi? Türkiye Cumhuriyettir, Türkiye’nin marşı İstiklal Marşıdır, Başkenti Ankara’dır, ülkesiyle, milletiyle bölünmez bir bütündür ve demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir. Bunlarda bir değişiklik var mı? Yok. Nereden çıktı? Ama o yine eski alışkanlıklarını hatırladı. Sen değil miydin terör örgütünün yandaş İMC televizyonunda anayasanın ilk 3 maddesi icap ederse değişir diyen? Sayın Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı sistemiyle anayasanın 3 değişecek olacak, siz dünden evet derdiniz. Onun için hiç kimse heveslenmesin. Türkiye’nin üniter yapısına, milletiyle, ülkesiyle bağımsız bütünlüğüne göz diken kim varsa, bu millet onun gözünü oyar hiç kimse merak etmesin.
Bu aziz millet senin terör örgütü propagandası yapan o söylediğin sözleri unuttu mu zannediyorsun?
Kardeşim, niye hayır dediklerini bilmedikleri için, milleti korkutmaya, aldatmaya devam ediyorlar. Şaşmıyoruz, biz bunları tanıyoruz, bunlar 15 yıldır yalandan, dolandan, iftiradan baka bu millete hiçbir söylemediler. Karabük’ün Kardemir’i var, Demir-Çelik Fabrikası var, mavi alevi var, CHP de memleketin yalan fabrikası olmuş, tek bildikleri, ürettikleri yalan, tezvirat.
Kıymetli Karabüklüler, sevgili kardeşlerim; değişiklik paketimize, bu anayasa değişimine kim hayır diyor başka? Kandil’in koltuğunun altına girmiş, onların emrinden çıkmayan bölücü parti, çukur siyasetinin mimarı HDP. Başka kim? PKK. Başka kim? FETÖ. Başka kim? DEAŞ. Kandil’den üst üste beyanatlar, efendim, hayır çıkarsa biz bittik; hayır çıkarsa biz bittik demiyorlar da, evet çıkarsa biz bittik diyorlar. Buradan söylüyorum, Karabük’ten söylüyorum, evet çıkacak, siz de biteceksiniz, başka yolu yok. Bu aziz millet terör belasından kurtulacak.
Başka kim hayır diyor? Avrupalılar, Avrupalılar da hayır kervanına katıldılar maşallah, Almanya, Hollanda, İsviçre. Hele işi o kadar ileri götürdüler ki, gazetelerini Türkçe basıyorlar, hayır diye manşet atıyorlar. Bakın, her türlü çirkinliğe başvuruyor. Hollanda’nın iki gün önce bakanlarımıza yaptığını gördünüz. Türk göstericilere, kardeşlerimize, gurbetçilerimize gösterdikleri şiddeti gördünüz, atlarıyla, itleriyle üzerlerine sürdüklerini gördünüz. Avrupa Birliği tarihinin en karanlık, en talihsiz olaylarını hep birlikte görüyoruz. Efendim, konuştukları zaman mangalda kül bırakmazlar, Avrupa değerleri, demokrasi, insan hakları, fikir hürriyeti, özgürlükler; hikaye hikaye, bunlar hikaye, bunlar çifte standartçı, bunlar ikiyüzlü. Kendilerine gelince özgürlük,
Müslümanlara gelince yasak. Alman devlet televizyonunda Türkçe hayır propagandası var, gazetelerde hayır manşetleri var.
Yıllardır sizi uyarıyoruz Avrupalılar, ırkçılık hakkında uyarıyoruz, yükselen İslam karşıtlığı hakkında uyarıyoruz. En sonunda bakın Fransa’da başörtüsünü yasakladılar. Bu Avrupa için utanç verici bir şeydir. Türkiye eski alışkanlıkları birer birer ortadan kaldırıyor, yasakları birer birer tarihin derinliklerine gönderiyor, Avrupa ne yapıyor? Tekrar yasakları hortlatıyor. Türkiye demokrasisi standartları yükselirken, Avrupa’nınki düşmeye başlıyor. Seyahat özgürlüğünü engellerler, gösteri, yürüyüş özgürlüğünü engelliyorlar, ifade özgürlüğünü kısıtlıyorlar, basın özgürlüğünü engelliyorlar. O akşam Hollanda ne kadar Avrupa değeri varsa ayaklar altına aldı.
Bunlar Suriye’de, altını çizerek söylüyorum, öz kardeşlerimiz katledilince sesleri çıkmaz, 15 Temmuz darbe girişimi olunca Türkiye’de sesleri çıkmaz. Başbakan devrilecek diye, Cumhurbaşkanı alaşağı edilecek diye ellerini ovuşturdular, çifte standart bunların yaşam tarzı haline geldi. Almanya’ya, Hollanda’ya hayır çalışması yapmaya gidenlere kapılar sonuna adar açık, evet kampanyasına gidenlere yasak. PKK’ya, FETÖ’ye her şey serbest, HDP’ye serbest, ama AK Parti, MHP bu çalışmalara giderse yasak kardeşim. Ne yaparsa yapsınlar engelleyemezler; 16 Nisan’ın ayak sesleri Karabük. Avrupa, işte Karabük. Rotterdam oradaysa Karabük burada bu meydandan haykırıyor, evet evet evet.
Soğukkanlı olacağız, sağduyulu olacağız gençler, yapılan bu haksızlığı, bu saygısızlığı onların yanına bırakmayacağız.
16 Nisan’da bu aziz millet, kendisini makarnacı, kömürcü, takunyalı gibi sıfatlarla tanımlamaya çalışanlara, dışarıdan gelen bu ırkçı saldırılara en güzel cevabı verecektir.
Sevgili Karabüklüler, değerli kardeşlerim; Karabük’le, Karabük’teki kardeşlerimizin sorunlarıyla çok yakından ilgileniyoruz. Karabük’te son 14 yılda 5 milyar yatırım yaptık, helali hoş olsun.
Eğitimde Karabük’te okul sayısını 125’ten 251’e çıkardık, helali hoş olsun. 1186 derslik yaptık, okullarımızı bilgisayarlarla donattık, bilişim teknoloji sınıfları yaptık, tablet bilgisayarları evlatlarımızın eline verdik.
5 yıldızlı otel konforunda 300 yataklı Karabük Devlet Hastanemizi hizmete açtık. Evet sevili kardeşlerim, biz görev geldiğimizde Karabük’ün durumu ortada, 3 tane ambulansı var, koca şehrin 3 ambulansı var, şimdi 2 tanesi karda, kışta her zaman her yerde gidecek şekilde olmak üzere toplam 32 tane ambulansı var.
2002-2016 arasında 127 milyon yatırımla 35 spor tesisini Karabük’e kazandırdık.
Karabük’te 8800 kapasiteli 7 öğrenci yurdu yaptık Şimdi gençler müjde, 3000 yataklı 3 yurdun da yapımı devam ediyor; hayırlı uğurlu olsun.
Göreve geldiğimizde Karabük’te sadece 7 kilometre bölünmüş yol vardı, bunun üzerine 102 kilometre daha bölünmüş yol yaptık, helal olsun. Yolları böldük hayatları birleştirdik. Yolları böldük milleti birleştirdik. Yolları böldük gönülleri birleştirdik. Yolları böleriz, ekmeğimizi böleriz, Türkiye’yi böldürtmeyiz. Bunları yeterli bulmuyoruz. Emeğin alın terinin şehri Karabük’e ne yapsak azdır. Şimdi Karabük’ün güneyine çevre yolu yapacağız, plan ihalesi yapıldı.
Şimdi bir de hayırseverimiz var, Şefik Dizdar Bey, buraya gelin lütfen. Şefik Beyi bir tanıyın, Şefik Dizdar, sizin hemşeriniz. Karabük Üniversitesi için sivil havacılıkta eğitim gören havacılar için bir eğitim havalimanı yapacak, pisti yapacak, havalimanınızı da Şefik Dizdar yapacak. Teşekkür ediyoruz, sizin adınıza Şefik Beye çok teşekkür ediyoruz Karabük için yaptıklarından dolayı, sağ ol, var ol.
16 Nisan’dan sonra sevgili kardeşlerim… "Helal olsun" Sağ olun. Şimdi bak bu Kardemir değil mi? Kardemir’in durumunu biliyorsunuz, neredeyse kapanıyordu. Biz de rayları gidiyoruz dışarıdan alıyoruz. Dedim ki arkadaşlara, o zaman Ulaştırma Bakanıydım, Milli Eğitim Bakanı da bizimle beraberdi, dedim ki, biz bu rayları dışarıdan almayacağız, Karabük’te yapacağız, Karabük Demir-Çelik’te yapacağız. Efendim, olmaz, yapamazlar edemezler. Biz yaparlar dedik, onlar yapamaz dedi. İnat da bir murattır dedik, yapılacak dedik, şimdi yapıyorlar, hem de dışarı satıyorlar. Bakın Karabük ne hale geldi. Şehrin üreten, alın terine, akıl terine, Karabükspor’a, Karabük’e destek veren en önemli yeri haline geldi; işte böyle. Şimdi bak İran’a, başka memleketlere ray satıyor. Şimdi istihdam seferberliğinde Karabük Demir-Çelik ben de varım dedi ve yüzde 10 çalışan sayısı kadar yeni işçi alacak; hayırlı uğurlu olsun.
Yetmedi, biz tekerlek imalatı yapacağız dedik, yani trenlerin tekerliğinin imalatını da Karabük yapacak, bunun için de 500 milyonluk yatırım yapacak. Rayları 36 metrelik yapıyordu, şimdi artık 72 metrelik ray yapıyor.
Karabük-Irmak-Zonguldak tren yolunu sıfırdan yeniledik, hizmete aldık. Yetmedi, Karabük-Safranbolu-Bartın yolunu da bölünmüş yol haline getiriyoruz; hayırlı uğurlu olsun. 16 Nisan’dan sonra sizlere, bu aziz millete daha fazla hizmet üreteceğiz.
Türkiye 10 yıl içinde sevgili Karabüklüler, bu anayasa değişikliğiyle birlikte iki kat daha büyüyecek, 3 trilyon milli gelire ulaşacak, kişi başı milli gelir 25 bin doların üzerine çıkacak. İşte bunu gördükleri için koro halinde dışarıda, içeride engellemek için, milletin aklını çelmek için akla, hayale gelmedik planlar, yalanlarla maalesef milleti oyalamaya çalışıyorlar.
Karabük istikrarlı ve güçlü Türkiye’nin emek şehri olarak 16 Nisan’da hazır mı? "Evet" Hiç durmayacağız, hanımlar, gençler, hiç durmayacağız, bütün hemşerilerimizle kucaklaşacağız. Kapı-kapı dolaşacağız, köy-köy, mahalle-mahalle dolaşmaya, anlatmaya var mıyız? "Evet" Karabük, kararın… "Evet" Gücümüz millet, kararımız… "Evet" Davamız millet, kararımız… "Evet" Önce memleket, tabi ki… "Evet" Değişime… "Evet" Yükselişe… "Evet" Dirilişe… "Evet" Tüm kalbimle… "Evet" Allah sizden razı olsun.
Karabük, soranız, haneniz bereketli olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.