Basbakan Yildirim’in Kirklareli Evet Diyor Mitinginde yaptigi konusmanin tam metni
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Beyefendiler, sevgili gençler; hepinizi en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan, bu coşkulu meydandan, bu muhteşem meydandan bütün Kırklareli’nde yaşayan vatandaşlarıma sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum.
Babaeski, Demirköy, Kofçaz, Lüleburgaz, Pehlivanköy, Vize, Pınarhisar ve oralarda yaşayan bütün kardeşlerimi sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Kırklareli’nin AK Parti tarihinde çok önemli bir yeri var, çok önemi var biliyorsunuz değil mi? "Evet" 1999 kurucu Genel Başkanımız, milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan okuduğu şirden dolayı hapse mahkum olunca geldi burada Kırklareli Pınarhisar’da cezaevinde yattı. O zaman bazıları dedi ki, bu bir bitiştir, Recep Tayyip Erdoğan artık gitti, yok oldu, muhtar bile olamaz dediler hatırlayın o günleri. Ancak burada mahpushane günlerini doldurdu ve bundan sonra o kutlu yolculuk başladı. Önce AK Parti’yi kurduk, beraber kurduk, beraber yola çıktık. Daha sonra Genel Başkanımız oldu, milletvekili olacaktı engellediler, yine milletin kararlılığıyla milletvekili oldu, Başbakan oldu, nihayet sizlerin oylarıyla Türkiye Cumhuriyetinin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı oldu. Mazlumların umudu oldu, mamurların yoldaşı oldu, zalimlerin korkulu rüyası oldu. En önemlisi de milletin sevgilisi, milletin adamı, Türkiye’nin lideri oldu, onun için Kırklareli önemli. Biz nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Bu millete bizim borcumuz var, biz bu millete aşığız aşık. Bu millete biz efendilik yapmaya gelmedik, bu millete hizmetkar olmaya geldik.
Sevgili kardeşlerim, 15 Temmuz’u unutmayalım. Bazıları 15 Temmuz bir hayaldi dese de, 15 Temmuz alçak FETÖ örgütünün başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümetine, milletine karşı bir darbe girişimidir. Türkiye işte Kırklareli bu meydanda alçaklara gereken cevabı o gece verdi. Milletin bayrağını yere düşürmediniz, ezanları dindirmediniz, bayrağımızı indirmediniz Allah sizden razı olsun. İşte sevgili kardeşlerim, 15 Temmuz bir milattır, 15 Temmuz bir kez daha gösterdi ki bu sistem böyle devam ederse darbelerden, ekonomik krizlerden ve sorunlardan asla kurtulamayacağız. Onun için 82 model darbelerden kalan bu anayasayı artık bir kenara bırakmanın zamanı geldi de geçiyor. Kardeşlerim, biz bazıları diyor ki, bu anayasayı çok aceleye getirdiniz, hadi oradan canım. 10 senedir, 15 senedir bütün partiler her seçimde bu anayasayı, bu darbe anayasasını değiştireceğiz demiyorlar mı? Peki, seçim geçiyor ne oluyor? Verilen sözler unutuluyor ve bir dahaki seçim yine aynı laflar. Ama AK Parti millete karşı, vatandaşa karşı hep sözünün arkasında durdu, verdiği sözleri hep yerine getirdi, yapamayacağı işi de söz vermedi. Darbe girişiminden sonra Milliyetçi Hareket Partisi’yle bir araya geldik, konuştuk, bu değişikliği yapmaya karar verdik. Bunu da Meclis’e getirdik, Meclis’te görüşmeler oldu o günleri hatırlayın. Ana Muhalefet Partisinin, HDP’nin nasıl ortalığı birbirine kattığını, kürsüleri nasıl işgal ettiğini, nasıl bu anayasa değişikliğinin çıkmaması için ortalığı birbirine kattığını hatırlayın. Ancak biz dedik ki, gönlümüz isterdi ki Cumhuriyet Halk Partisi de bu değişikliğe katılsın. Bunun için teklif götürdük, ziyaret ettik. Dedik ki, gelin birlikte yapalım, bu şeref hepimize nasip olsun. Ancak değerli Kırklareli’ler ne oldu sonuçsuz kaldı, çağrılarımız sonuçsuz kaldı. Peki, dedik madem siz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine razı değilsiniz istemiyorsunuz o halde siz de kendi değişiklik teklifinizi getirin ikisini birden götürelim. Kırklareli’nin, 80 milyonun önüne koyalım, hangisi kabul edilirse başımızın üstünde yeri var, buna da gelmediler. Peki, siz ne için varsınız? Eğer milletin sorunların çözmeyeceksiniz, milletin geleceğine yönelik hedefiniz yoksa, hayaliniz yoksa siz nasıl iktidar olacaksınız? İşte bunun için millet 50 senedir size iktidar vermiyor, çünkü milleti inandıramıyorsunuz. Ve şimdi bu anayasa değişikliğini Milliyetçi Hareket Partisi’yle, milliyetçi, ülkücü kardeşlerimizle geçirdik, şimdi huzurunuzdayız. Biz AK Parti olarak bugüne kadar milletten kaçmadık, bugüne kadar sizin rızanız olmayan hiçbir işi yapmadık. Siz emrettiniz, siz istediniz, biz onu yaptık. Millet bizden bir şey istemiyorsa, istemediği bir şey varsa biz ona uzak dururuz. Bizim sevgili Kırklarelililer, 14 yıllık iktidarın sırrı bu, daima millet, daima hizmet sırrı bu.
Değerli kardeşlerim, 16 Nisan’da ülkemize çağ atlatacak, Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetler hedefine götürecek anayasa değişikliğine 17 günümüz kaldı. Dünya değişiyor, dünyada yeni bir düzen kuruluyor, bu değişimle Türkiye’nin etrafında oluyor. Onun için Türkiye olarak biz güçlü olmamız lazım, masada yerimizi en iyi şekilde almamız lazım. Yahut da, bu ağır aksak giden 82 model anayasayla içimize kapanacağız, terör belasıyla uğraşacağız, ekonomik krizlerle uğraşacağız, zayıf hükümetlerde darbelerle başa çıkmaya çalışacağız. İki yol var birisi gelecek, birisi mevcudu korumak, geçmişte kalmak. Kırklareli geleceğe hazır mı? "Evet" 16 Nisan’da evet mi? "Evet" Aydınlık yarınlarınız için evet mi? "Evet" Büyük Türkiye için "Evet" Kalkınan Türkiye için? "Evet" Gençlerimiz için? "Evet" Geleceğimiz için? "Evet" Allah sizden razı olsun. Kırklareli işi bitirmiş işte meydan bunu söylüyor, bunu söylüyor. Rengine kurban olayım Ay Yıldızlı bayrak. 80 milyon vatandaşıyla, köklü geleneğiyle Türkiye büyük bir ülke.
Sorunlar çıkartan, çıkan sorunlara çözüm üretemeyen bu sistem Türkiye’ye yakışmıyor, Türkiye’ye dar geliyor, Türkiye’ye büyük bedeller ödetiyor. En son 15 Temmuz’da ödedik ekonomimiz zarar gördü, şehitlerimiz oldu, gazilerimiz oldu, kardeşliğimiz zarar gördü. Hatırlayın, geçmişe bakalım zayıf hükümetler seçim oluyor hükümet kurulamıyor. Aylarca görüşmeler, partiler arasında pazarlıklar, bakan pazarlıkları zaman geçiyor kaybeden kim oluyor? Millet oluyor millet, çocuklarımız oluyor, geleceğimiz oluyor. Diyelim ki zor bela hükümet kuruldu bu sefer başbakanlar cumhurbaşkanlarıyla oturuyorlar anlaşmazlığa düşüyorlar.
Hatırlayın, Süleyman Demirel’le Tansu Çiller. Tansu Çiller, rahmetli Erbakan koalisyon kurmuş bir yıl sonra başbakan değişecek, Demirel kabul etmiyor, ben seni Başbakan yapmıyorum. Güvenoyu var, yeterli sayıda milletvekili var, ama keyfine göre hükümet kurma görevini Tansu Çiller’e vermiyor. Halbuki diyordu ki bu benim kızım, ne oldu? Güç maalesef insanları birbirine düşürüyor.
Ecevit’le, Ahmet Necdet Sezer’i hatırlayın. Bir anayasa kitapçığı fırlatıldı Türkiye bir günde fakirleşti, 23 banka battı, dolar aldı başını gitti, faizler aldı başını gitti. Ne oldu? AK Parti geldi tam 11 yıl bunların bıraktığı bu borcu ödeye ödeye ödeye buraya geldik. Tam 638 milyar biz o dönemden 2001 krizinden borç ödedik. İstiyoruz ki sevgili Kırklareliler, bugünleri bir daha yaşamayalım sürekli iktidar olsun, sürekli istikrar olsun. Tıpkı Menderes dönemi gibi, tıpkı Özal dönemi gibi, tıpkı Recep Tayyip Erdoğan dönemi gibi her zaman güçlü hükümetler olsun. 1950’den bugüne Türkiye’de 48 hükümet kurulmuş. Kaç yılda? 67 yılda. Ne yapar? 17 ay, 1,5 sene bile değil. 17 ayda nasıl hizmet göreceksin, 17 ayda ne yapar bir hükümet? Sadece tebrikleri kabul eder, brifingleri alır ve arkasından da vedalaşmaya başlar. Bakın şimdi ne yapıyoruz? Bu değişiklikle 5 yıllığına hükümeti seçiyorsunuz. Nerede seçiyorsunuz? Sandıkta seçiyorsunuz. Siz seçiyorsunuz, sadece vekilleri seçip göndermiyorsunuz vekilleri de seçiyorsunuz bir sandıkta, bir sandıkta da cumhurbaşkanını seçiyorsunuz aynı gün seçiyorsunuz, biri yazın biri kışın değil, iki sefer sandığa gitmek yok. Bir sefer gideceksiniz cumhurbaşkanını da seçeceksiniz, Meclis’i de seçeceksiniz. Böylece seçtiğiniz Cumhurbaşkanı yüzde 50 daha fazla oy alacak aşağı alırsa olmaz, seçilemiyor. Ne olacak? Çünkü güçlü olması lazım, güçlü hükümet olması lazım ki darbelere dirensin, ekonomik krizlere geçit vermesin, yatırımlar yavaşlamasın, büyüme hızı azalmasın, daha çok iş, gençlere daha çok gelecek hazırlasın. Bunun için iktidarı vekillere bırakmıyoruz, sandıkta kendimiz karar veriyoruz bu sistemin özelliği bu.
Bu sistemle beraber Meclis de güçleniyor. Meclis bütün denetim görevlerini, yasama görevlerini, hatta cumhurbaşkanını, bakanları denetliyor, icabında yargılıyor. Onun için Meclis zayıflatıyor, Meclis ihmal ediliyor bu da kocaman bir yalan, yalan rüzgârının bir parçası. O halde ne olacak? Türkiye’de istikrar olacak, Türkiye’de kalıcı, güçlü iktidar olacak. Beş yıl boyunca söz verilen bütün hizmetler görülecek, eğer çok beğenirseniz bir dönem daha seçiyorsunuz toplam iki dönem, üçüncü istersen yok. Kardeşim yeter, başkası gelsin. Hani nerede padişahlık, hani nerede tek adam, milletin olduğu yerde tek adam olur mu? Çünkü millet patron oyu veriyor seçiliyor, oy vermiyor geçip gidiyor. Burada padişahlık olur mu, tek adamlık olur mu?
Efendim o tutmayınca bu sefer başlıyorlar rejim değişecek. Kardeşim, ne rejimi değişiyor? Bunlar daha hükümet sistemiyle, rejimin arasındaki farkı bile bilemiyorlar. Atatürk rahmetli hayatta olsa bunları CHP’nin kapısından içeri sokmaz. Bizim rejimimiz Kırklareli’nin güzel insanları, Cumhuriyettir, Cumhuriyeti de bu millet kurdu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde İstiklal Savaşımızı zaferle kazandık, Cumhuriyet’imizi kurduk. Cumhuriyet’in bekçisi de Kırklareli’dir, 80 milyon vatan evladıdır. Bu Cumhuriyet’e göz dikenin gözünü çıkarmak hepimizin boynunun borcudur.
Şimdi 18 maddelik bu değişiklik sisteminde ne getiriyoruz? Parlamenter sistemi bırakıyoruz, cumhurbaşkanının başbakanın birbiriyle anlaşamadığı, didiştiği o kötü dönemleri geride bırakıyoruz, güçlü hükümetin garanti altına alındığı cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiyoruz. Diyoruz ki, hükümetlere istiyoruz ki hükümetlere değerli kardeşlerim istiyoruz ki hükümetlere, herhangi bir müdahale olmasın, kimse müdahale etmesin. İstiyoruz ki hükümetler hızlı karar alsın, zaman kaybetmesin. 14 yıllık AK Parti iktidarı nasıl güçlüyse bundan sonra tek başına iktidar garanti altına alınsın. 7 Haziran’da bu ülkenin yaşadığını gördüğünüz, hiçbir parti iş başına gelemedi. 5,5 ay Türkiye hükümetsiz kaldı. Kim kaybetti? Ülke kaybetti. Kim kazandı? Terör örgütleri ortalıkta cirit attı. HDP Türkiye partisiyim diye yola çıktı, 8 Haziran’da hemen dişini gösterdi, sırtımı Kandil’e dayıyorum dedi.
Değerli kardeşlerim, bu değişiklikle Türkiye istikrarla büyümeye devam edecek. Ekonomik büyümenin önündeki engeller kalkacak, yatırımcılar yatırım yaparken gelecekte ne olacak, bu yatırımım acaba kriz olacak mı, olmayacak mı, zarar görecek miyim, görmeyecek miyim diye bir korku yaşamayacak.
Peki, bu sistem başka ne getirecek? Terörle mücadelede ülkeyi daha güçlü hale getirecek, terörün kökünü kazıyacak. Bütün devlet kurumları, bütün güvenlik birimleri güçlü hükümet sayesinde bir olacak, terörle birlikte mücadele edecek. Meclis daha da güçlenecek. Meclis üzerindeki hükümet baskısı kalkacak, çünkü Meclis’ten çıkmıyor hükümet. Hükümet ayrı seçiliyor, Meclis ayrı seçiliyor. O yüzden de şimdiki sistemde hükümet Meclisin üzerinde baskı kuruyor. Bakanlar aynı zamanda milletvekili, bu sistemde öyle olmayacak. Bakanlar milletvekiliyse milletvekilliği bitecek veya dışarıdan atanacak. Meclis tamamen yasama yapacak, denetim yapacak, yeni kanunlar çıkaracak, milletin beklentilerini karşılayacak. Meclisin çıkardığı kanun üzerinde hiçbir başka kanun yok. Cumhurbaşkanı sadece cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkaracak ne için? Günlük işleri yapmak için. Bakanlıkları kuracak, müdürlükleri kuracak, oralara atama yapacak böylece 5 yıl boyunca kesintisiz hizmeti sağlayacak. Kırklareli’nin vekilleri Kırklareli’nin daha fazla sorunlarıyla uğraşma vakti bulacak. 16 Nisan’daki anayasa değişikliğiyle birde milletvekili sayısı 550’den, 600’e çıkacak. Bunu niçin yapıyoruz? Nüfus arttı onun için yapıyoruz. 1923’te neydi? Her 20 bin nüfus için bir milletvekili seçiliyordu, o zaman kadınlar sayılmıyordu. 34’te her 40 bin vatandaş için bir millet vekili seçiliyordu, İnönü döneminde de aynı, 82 Anayasasında milletvekili sayısı sabitlendi. 87’de ilk değişikliği merhum Özal yaptı, 400’den 450’ye çıkardı. Bakın şimdi milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkıyor diyen Kılıçdaroğlu geçmişi unutmuş. Halbuki 1995’te 450’den 550’ye 100 artıran kendileri, şimdi onu unutmuşlar, bugün nüfusumuz 80 milyon olmuş, o zaman 58 milyon, bu artışa karşı çıkıyorlar. Kardeşim, yapmayın, dün yaptığınız işi bugün inkar etmeyin. Bunun hepsinin kaydı var, bu millet açar bakar, hesabını sizlere sorar.
Değerli kardeşlerim, şimdi de bir başka konu var, o da ne? 18 yaşında milletvekili olur mu, muhtar olur mu, belediye meclis üyesi olur mu, belediye başkanı olur mu; buna karşı çıkıyor. Peki, kaç istiyorsun? 25’i doldursun, ondan sonra olsun. Senin keyfine göre mi hareket edeceğiz? Gençler bu ülkenin vatandaşları değil mi? Gençlerin seçilme hakkı yok mu? Bunun cevabını verecek miyiz gençler? "Evet"
Şimdi bu Kılıçdaroğlu burada da bir arıza yapıyor. Şimdi bu 18 yaşına karşı çıkıyor ya, ben de açtım baktım seçimlerden önce ne vaat etmiş diye. Seçim beyannamesinde seçim vaatlerine baktım, diyor ki, seçilme yaşını 21’e indireceğiz. Be kardeşim, biz indiriyoruz, niye karşı çıkıyorsun? Madem söz verdiysen yapamadın biz yapıyoruz, gel destek ver; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.
Sevgili kardeşlerim… "Kırklareli seninle gururu duyuyor" Eyvallah, biz sizinle gurur duyuyoruz.
Şimdi bir yalan da, efendim, cumhurbaşkanı Meclisi feshedecek. Böyle bir şey yok, bu değişiklikte cumhurbaşkanının da, Meclisin de feshedilmesi yok. Fesih ne demek? Sona erdirmek. Bu Meclis iki kere fesholdu; bir, 1960’da darbeyle, ikincisi de 12 Eylül’de fesholdu, çünkü Parlamento kapatıldı, Meclis dağıtıldı. Değerli kardeşlerim, onun için fesih diye bir şey yok. Ne var? Meclis seçime gönderme var. Nasıl olacak? Diyelim ki Meclis seçildi, çalışıyor, cumhurbaşkanı da seçildi çalışıyor, bir aksilik oldu, cumhurbaşkanını sıkıştırıyorlar, çalışamaz duruma geldi. O zaman diyor ki cumhurbaşkanı, bak beni engellerseniz seçime giderim. Seçime gidince ne oluyor? Hem kendisi seçime gidiyor, hem Meclisi götürüyor. Niye? Aynı gün seçim var, onun için kolay kolay seçim kararı almıyor, uzlaşıyorlar, krizi çözüyorlar. Aynı hak Meclisin de var, Meclis de karar alabilir. Diyelim ki cumhurbaşkanı kurduğu hükümetle pek Meclisi takmıyor, istediğini yapmaya çalışıyor. O zaman da Meclis diyor ki, bak ayağını denk al, kendine gel, yoksa seçime giderim, seçime gidince ikisi birden gidiyor, biri gidip biri kalmıyor. Onun için bu sistem uzlaşmayı getiriyor, bu sistem anlaşmayı getiriyor. Hiç kimse kolay kolay sonucu belli olmayan bir karar alamaz. Onun için bunlar sistemin kontrol mekanizmaları, denetleme mekanizmaları. Dolayısıyla kardeşlerim, bu şekilde istikrar, kalıcı istikrar sağlanmış oluyor. Evet, gördüğünüz gibi sistem her yönüyle güçlü ekonomi, daha hızlı kalkınma ve terörden arınmış güçlü kalkınan Türkiye için olmazsa olmaz bir şeydir.
Şimdi Kılıçdaroğlu son günlerde bir şey daha diyor, onu da söyleyeyim de bu faslı bitirelim. Diyor ki; ben zaten diyor, bu 82 darbe anayasasına o gün hayır demiştim. Güzel, o zaman o zaman, Kenan Evren darbe yaptığı zaman. İyi yapmışsın, uzağı görmüşsün, hayır demişsin. Peki, şimdi niye hayır diyorsun? Biz o hayır dediğin Anayasayı değiştiriyoruz, ey Kılıçdaroğlu uyan uyan uyan. 82’de kalmışsın, artık uyan, geleceğe bakalım geleceğe.
Değerli kardeşlerim; şimdi biraz da Kırklareli’ni konuşalım. Kırklareli’ne ne yaptık, ne yapacağız. Her bir şehrimizi kalkındırmak için 15 yıldır var gücümüzle çalışıyoruz. Sadece günlük ihtiyaçları karşılamak değil şehirlerimizi geleceğe hazırlamak için de büyük bir gayret gösteriyoruz.
Bakın değerli kardeşlerim; Kırklareli’ne son 15 yılda 5,5 milyar yatırım yaptı, helali hoş olsun. Eğitim alanında büyük yatırımlar yaptık. İhracat-ithalat alanında büyük yatırımlar yaptık. 672 tane derslik, 1308 konut, 23 adet spor tesisi yaptık. 2007 yılında Kırklareli’ne üniversite kurduk mu? 10 fakültesi, 3 yüksekokulu, 7 meslek yüksekokulu, 3 tane enstitüsü var. Kırklareli Üniversitesinin öğrenci sayısı bugün 27 bine ulaştı. Değerli Kırklareliler, 27 bin. Gençleri düşünmek bu, lafla gençlerin geleceğini hazırlayacağız demek olmuyor. 250 yataklı merkezde bir hastane, 100 yataklı Babaeski’de bir başka hastane, İğneada’da hastaneyi yaptık hizmete sunduk. Merkeze, Lüleburgaz’a, mevcut hastanelere ek binalar yaptık. Kırklareli’nde ağız diş sağlığı merkezi yaptık. Kırklareli gibi bir ilde değerli hanımefendiler, kocaman şehirde sadece 3 tane ambulans vardı 2002’de, 3 ambulans. Bugün ne kadar? 44 ambulans, 44; AK Parti bu. Uzun yıllar Ulaştırma Bakanlığı yaptım. Kırklareli’nde bölünmüş yollara bir bakalım, 2002 yılında sadece 77 kilometre bölünmüş yol var. Ne kadar sürede? 80 yılda. O da rahmetli Özal döneminde yapılanlar. Bunun üzerine 14 yılda 135 kilometre bölünmüş yol yaptık; helal olsun. Yolları böldük hayatları birleştirdik, yolları böldük milleti birleştirdik. Yolları böleriz, ama Türkiye’yi böldürtmeyiz.
Kırklareli, Dereköy, Aziziye, Bulgaristan yolunu yaptık mı? "Evet" D100 Devlet Yolu, Kuleli, Necatiye varyantı, Yeniköy, Demirköy yollarını yaptık bitirdik. 59 kilometresi Kırklareli’nde olan Çorlu Köprü Kavşağı Edirne Kavşağı arasındaki otoyol üzerinde iyileştirmeler yaptık, viyadükler yaptık. İğneada, Beğendik balıkçı barınağını yaptık, hizmete verdik. Vize Sergen Barajı ve göletleri yaptık hizmete verdik. 163 dönüm araziyi suyla buluşturduk. Yürüttüğümüz bu çalışmalarla Ergene nehrinin meyvesi vermeye başladı. Su kalitesi arttı, kirlilik azaldı. Kırklareli’ni doğalgazla tanıştırdık mı? "Evet" Tarım ve hayvancılığa tam 1,5 milyar destek sağladık. Kırklareli Organize Sanayi Bölgede 300 kişi çalışırken bugün Kırklareli Evrensekiz, Büyükkarıştıran organize sanayi bölgelerinde toplam 30 bin kişi çalışıyor, 30 bin kişi. Kırklareli’nde öğrenci yurt kapasitesi sadece 464 iken bugün bu sayı 3588’e çıktı. Yıllardır bitmeyen Kırklareli Kültür Merkezini geldik tamamladık. Devam eden projeler, 300 yataklı Lüleburgaz, Demirköy, Pınarhisar hastanelerinin yapımı sürüyor. Edirne’yle Kırklareli arasını bölünmüş yol olarak yapıyoruz, yakın zamanda tamamlanmış olacak.
Evet, şimdi müjde, Halkalı-Kapıkule hızlı tren hattı Kırklareli’nden geçecek, hayırlı, uğurlu olsun.
"Lüleburgaz seninle gurur duyuyor" Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Değerli kardeşlerim, hazır mı Kırklareli? "Evet" Türkiye’nin mutlu ve müreffeh yarınları için var mıyız? "Evet" Milletin birliği, dirliği için hazır mıyız? "Evet" Güçlü Türkiye için hazır mıyız Kırklareli? "Evet" Refah için, kalkınma için, kardeşlik için var mıyız? "Evet"
Tek devlet için… "Evet"
Tek vatan için… "Evet"
Tek bayrak için… "Evet
Tek millet için… "Evet"
Kararımız... "Evet" Kararımız... "Evet" Kararımız... "Evet" Allah sizden razı olsun.
Bakın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk 20 Aralık 1930’da Kırklareli’ne gelince ne demiş? Çok çalışın, halka doğruyu söyleyin. Biz doğruları söyledik. Kimin doğru söylediğini, kimin doğruyu söylemediğini bu millet iyi bilir, sizler iyi bilirsiniz. Bugüne kadar hiç aldatmadık, aldanan olmadık, aldatan olmadık, milletimize hep doğruyu söyledik.
Bu duygu ve düşüncelerle yapılacak halkoylamasının ülkemiz için, milletimiz için, Kırklareli için, gençlerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Gününüz mübarek olsun, Regaip Kandiliniz mübarek olsun, geleceğimiz aydınlık olsun, Allah’a emanet olun, sağ olun, var olun değerli kardeşlerim.