Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in KKTC Basbakani Erhürman ile ortak basin toplantisinda yaptigi konusmasi

 

Hoş geldiniz diyorum.

Tahammüllere uygun olarak Sayın Başbakan ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiriyor. Türkiye’de de bir hükümet kurulduğunda ilk ziyaret Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılır, ikinci ziyaret de dost, kardeş Azerbaycan’a yapılır.

Sayın Başbakan ile yaptığımız görüşmelerde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki yakın işbirliği konularını kapsamlı bir şekilde değerlendirme fırsatı bulduk. Tabii ki önemli konulardan bir tanesi, Kıbrıs meselesidir, Kıbrıs konusunun çözümüdür. Bu konuyu kapsamlı bir şekilde değerlendirdik, geçen yıl Temmuz ayında başarısızlıkla sonuçlanan Crans-Montona süreci sonrası gelişmeler ne olacak, nasıl olacak, bunlarla ilgili görüş alışverişinde bulunduk ve memnuniyetle ifade etmek isterim ki, bu konuda Sayın Başbakan, Sayın Dışişleri Bakanı, bizlerin görüşleri arasında en ufak bir farklılık söz konusu değildir.

Burada esas itibariyle şunu iyi tahlil etmek lazım: Bu görüşmeler neden sonuçsuz kaldı? Burada uluslararası Güney Kıbrıs Rum Kesiminin bir şeyi esaslı bir şekilde tekrar düşünmesi icap ediyor. Ada’da eğer kalıcı, sürdürülebilir, bir çözüm mümkün olması isteniyorsa Güney Kıbrıs Rum tarafının buna zihinsel olarak hazır olması lazım. Paylaşmaya lafla değil, zihinsel olarak da hazır olduğunu göstermesi ve bu konuda Kuzey Kıbrıs tarafını ikna edebilmesi lazım. Burada esas nedir? Siyasi eşitliktir, adil yönetişimdir, refahın ortak paylaşımıdır. Ve iki toplumun oluşturduğu federal yapı da iki tarafın halklarının birbirine güven duymasının sağlanmasıdır. Ayrıca tabi büyük bedellerle elde edilen bağımsızlığın can ve mal güvenliğinin iç ve dış tehditlere karşı korunması, yani Türkiye’nin güvenlik ve garanti şartlarının her halükarda devam etmesidir. Bunlar açık ve seçik ortaya konulmadan girişilecek yeni bir çözüm arayışı baştan sonuçsuz kalacaktır ve sürdürülebilir bir çözüm elde edilemeyecektir.

Evet, Ada’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin özellikle altyapının geliştirilmesi, eğitim, turizm, tarım gibi alanlarda da mesafe kat edilmesi için ciddi projeler yapılmaktadır, tabi potansiyel çok daha fazladır. Memnuniyetle gördüm ki Sayın Başbakan ve kabinesi esas itibariyle önceliği Kuzey Kıbrıs’ın kalkınmasına, refahına sosyal refahına daha fazla mesai harcamayı ve toplumun beklentisi olan projeleri hayata geçirmeyi önemsiyorlar ve buna yönelik faaliyetlere başlamış durumdalar.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yıllar içerisinde elde ettiği demokratik siyasi kültürü ve gelişen ekonomisiyle günden güne kendini belli etmeye başlamıştır. Bu seviye şüphesiz milli birlik ve dayanışma ruhunu taşıyan Kıbrıs Türk halkının cesurluğu ve kararlı duruşuyla elde edilmiştir. Kıbrıs Türk’ü demokratik kurumları, donanımlı iş gücüyle geleceği şekillendirecek vizyona, enerjiye daima sahiptir. Her türlü zorluğa, engellemelere, izolasyonlara rağmen gönül birliği içiresinde sürdürdüğümüz bu haklı mücadelede elde edilen kazanımları orada bırakmayacağız, daha da fazlasını birlikte gerçekleştireceğiz.

Türkiye şartlar ne olursa olsun Kıbrıs Türkü’nün yanındadır, yanında olmaya devam edecektir. Ancak ülkemizin haklı davalarına diz uzatmaya kalkışan birtakım kendini bilmez kurum ve kişilerin de o faaliyetlerinin etkin bir şekilde kontrol alınması da eminim ki yeni hükümet döneminde dikkate alınacak bir konudur.

Ada’da ve bütün bölgede huzur ve istikrarın gelişmesi temel önceliğimizdir. Ben bu duygularla Sayın Başbakana ve beraberindeki heyete ülkemize hoş geldiniz diyorum, Ankara’ya hoş geldiniz diyorum. Gerçi Başbakan ve Sayın Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Ankara’ya yabancı değil. Belki benim kaldığım süre kadar Ankara’da geçmişte öğretim hayatında kalmışlar. Evinize hoş geldiniz diyorum. Ümit ederim ki bu ziyaret çok büyük yeni fırsatların, yeni imkanların açılmasına vesile olur.

Buyurun.

KKTC BAŞBAKANI TUFAN ERHÜRMAN- Çok teşekkürler Sayın Başbakan. Ben de öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin içinden geçtiği sıkıntılı dönemi ve yoğun programa rağmen Sayın Başbakanın ve Sayın Başbakan Yardımcısının bize ayırdıkları vakit için ve bu verimli toplantı için teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

İkinci olarak, yazılı olarak Sayın Başbakana ilettiğim bu harekat kapsamında şehitlerimiz var, onlar için baş sağlığı ve yaralılarımız için de acil şifalar dileklerimi bir kez daha iletmek istiyorum. Bizim için son derece yararlı bir toplantı oldu. Bir yandan Sayın Başbakanın ifade ettiği gibi Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri birlikte ele almak ve değerlendirmek fırsatı bulduk. Gerçekten de Sayın Anastasiadis’in tekrar seçilmesinin ardından yapmış olduğu açıklamalar benim Kıbrıs’ta da çeşitli defalar açıkladığım gibi çok da fazla müzakere sürecinin yeniden başlamasına katkı yapan açıklamalar gibi görünmüyor.

Diğer yandan, hidrokarbon konusunda yaşananlarla ilgili söyledikleri tam da Sayın Başbakan’ın az önce dile getirdiği gibi Kıbrıslı Türklerin tam olarak statüsü konusunda henüz net bir algıya sahip olmadığını da gösteriyor. Çünkü biliyorsunuz ki, Kıbrıslı Türkler Kıbrıs’ta sadece Ada’nın etrafındaki ya da Ada’nın içindeki zenginliklerden pay alacak, faydalanacak bir unsur değildir. Bu zenginlikler konusunda karar verme hakkına sahip, iradeye sahip iki asli unsurdan biridir, siyasi eşitlik kavramı da zaten bunun üzerinden ortaya çıkar. Tam da o yüzden Türkiye Cumhuriyeti’yle ortak hassasiyetimiz ki bu da bu hassasiyetimizin ortak olması da bizi çok mutlu ediyor, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği meselesidir. Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin güvence altında olmayacağı bir anlaşmanın sürdürülebilir bir anlaşma olmayacağı herkesin malumudur. Ama bunun yanında en az bunun kadar bizi mutlu eden bir başka şey vardır, dörtlü koalisyon hükümetimiz göreve biliyorsunuz güvenoyu almasından sonra süresi daha bir ayı bulmadı, ama çok ciddi ekonomik ve sosyal kalkınma alanında proje çalışmalarımız var. Bunları Sayın Başbakanımızla, Sayın Başbakan Yardımcımızla paylaştık ve gördük ki bu icraat hedeflerinde aslında aynı şeyi düşünüyoruz, aynı hedeflere yöneliyoruz. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve sosyal kalkınma alanında bu dönemde geliştirilen projelere maddi, manevi katkı koyma kararlılığını görmek bizi son derece mutlu etmiştir.

Bir başka nokta da Kıbrıslı Türkler evet spor alanında, kültür sanat alanında, ihracat alanında ve dış ilişkilerle ilgili diğer alanlarda daha çok dünyaya açılmak istiyor, daha çok dünyada görünür olmak istiyor. Hukuki tanıma olmasa bile halkımızın tanınması, bizim varlığımızın tanınması ve kabul edilmesi bizim için son derece önemli, insanlarımızın insan hakkı olarak görüyoruz uluslararası spor müsabakalarında yer alabilmeyi, ihracat yapabilmeyi, kültür sanat alanında temsil edilebilmeyi. Ve bu konuda da Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğine ihtiyacımız olduğunu Sayın Başbakan’la, Sayın Başbakan Yardımcısıyla paylaştık. Kendileri de bu konuda iş birliği içerisinde faaliyetlerimizi, çabalarımızı daha da artırarak devam ettireceğimizi söylediler, bu da bizi son derece mutlu etti.

Tekrardan ben bu yoğun program içerisinde bize vakit ayırdıkları için Sayın Başbakan’a teşekkürlerimi sunuyorum. Evet, biz biraz da Ankaralı sayılırız, ama gene de burada misafir olarak bulunuyoruz. Misafirperverliğiniz için çok teşekkürlerimi sunuyorum sağ olun, var olun.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, teşekkür ediyoruz.

Buyurun, sorular varsa.

SORU- ATV, A Haber Erdinç Özyılmaz.

Efendim Yunanistan’da, Atina’daki bir görüntü, bir protesto gösteri sırasında Türk bayrağının yakılması görüntüsü vardı, bu görüntüyü bu olayı nasıl değerlendirirsiniz? Birde Türkiye’de tutuklu sınırı ihlal ettiği için iki Yunan askeri var, bu konuyla ilgili Yunanistan Savunma Bakanının yapmış olduğu bir açıklama bu konunun Türkiye AB ilişkilerini etkileyeceği yönünde, bu açıklamayı da nasıl değerlendirirsiniz?

Teşekkürler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bayrak ülkelerin onurudur, gurudur, bayrağa yapılan bir hakaret yakma o ülkeye yapılmış sayılır dolayısıyla, bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bizim Ay Yıldızlı bayrağımız bizim gururumuzdur, o bayrağın uğruna canlarımızı da veriyoruz, bütün imkanlarımızla seferber ediyoruz. Dolayısıyla, bu ve buna benzer densizlikleri yapanları muhatap bile almıyoruz. Ve bizim başından beri söylediğimiz bir şey var, biz Ege Denizi dostluk denizi olsun, komşularımızla dostluğumuzu, kardeşliğimizi daha da geliştirelim, düşmanlıklar azalsın, dostluklar artsın. Bu ve buna benzer provokasyonlar bu düşüncemize, bu politikamıza bir katkı sağlamaz.

Evet, geçtiğimiz günlerde iki Yunan askeri sınır ihlali yaptı, şu anda onlarla ilgili hukuki süreç devam ediyor, yargı gerekli çalışmaları yapacak. Bu konuyu Avrupa Birliği ilişkilerine kadar götürmek büyük bir zeka işi. Yani zaten şimdi Türkiye’yle ilgili hangi konu olsa Avrupa Birliğine işi götürüp taşımak, oradan destek aramak bir alışkanlık haline geldi. Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerimizi bu ve buna benzer yeni girişimler zerre kadar ileri de götürmez, geri de düşürmez zaten bir düzeyde gidiyor Avrupa Birliği ilişkilerimiz.

Evet.

SORU- Ahmet Topal, Sabah Gazetesi.

Efendim, benim sorum konuk Başbakana olacak. Ada’daki görüşmelerden bahsettiniz, ama bir durağanlık söz konusu. İleriye dönük bir gelişme bekleniyor mu acaba, durağanlık devam edecek mi, yoksa bir ilerleme, bekleme söz konusu mu?

KKTC BAŞBAKANI TUFAN ERHÜRMAN-  Teşekkür ederim. Tabi az önce söylediğim gibi seçiminden sonra Sayın Anastasiadis’in yaptığı ilk açıklamalar çözüm müzakere sürecinin yeniden başlaması konusunda çok da katkı koyucu açıklamalar olarak değerlendirilemez. Çünkü biliyorsunuz Sayın Anastasiadis daha önce hiç olmayan bir şekilde BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin de sürece katılması, hidrokarbon konusunda şu anda yaşananların bitmesi, iç politika konularının başlaması kendi değimiyle iç politika mesela güvenlik garantilerin filan paketten koparılması gibi bugüne kadar aslında çok da ileri sürülmemiş birtakım konuları ön şart olarak ileri sürdü. Tabi böyle bir noktadan hareket edilirse müzakere sürecinin kısa bir süre içerisinde başlamasını öngörmek mümkün olmaz. Ama Sayın Anastasiadis’in az önce Sayın Başbakanın da benim de söylediğim gibi bir şeyi fark etmesi gerekiyor. Bu müzakere sürecinde her şeyden önce Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin kabul edilmesi bir olmazsa olmaz meselesidir. Ve bu siyasi eşitliğin kabul edilmesinin üzerine bina edilecekse edilecektir sürdürülebilir ve yaşayabilir kalıcı bir barış süreci. Dolayısıyla, böyle bir noktaya gelinirse elbette müzakere süreci tekrardan başlayabilir. Ama şu andaki işaretler Sayın Anastasiadis’in ilk yaptığı açıklamalardaki işaretler açıkçası maalesef bu konuda çok da umut verici görünmüyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, başka var mı?

Buyurun.

SORU- Efendim, sorum her iki Başbakana. Son dönemde özellikle Kıbrıs’ın güneyinde bir hareketlilik var sondaj gemileri ve onların çevresindeki askeri gemiler bağlamında. Geçtiğimiz ay Türk donanmasına bazı gemiler ve İtalyan sondaj şirketi ve çevresinde orada görev yapmıştı. Son olarak ExxonMobil’e ait bir sondaj gemisini ABD’ye ait 6. Filonun koruyacağına ilişkin bazı iddialar var. Böyle bir adımın, böyle bir girişimin bölgedeki gerginliğe dönük etkisi ne olur? O konudaki değerlendirmenizi rica edeceğim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Kıbrıs Ada’sının etrafındaki her türlü doğal zenginlikler, hidrokarbon kaynakları Ada’da yaşayan gerek Kuzey’de, gerek Güney’de yaşayan bütün halkın ortak varlığıdır dolayısıyla, buralarda tek taraflı girişilen faaliyetler asla bizim tarafımızdan hoş karşılanmaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bunu hoş karşılamaz. Ne zaman olur bu faaliyetler? Gerçek anlamda…

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.