Basbakan Yildirim’in Lübnan Basbakani Hariri ile ortak basin toplantisinda yaptigi konusma
… ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Kendisine ve heyetine ülkemize hoş geldiniz diyorum.
Değerli mevkidaşım Hariri ile bugün hem baş başa, hem heyetler arasında Türkiye-Lübnan ikili ilişkilerinin yanı sıra, iki ülkeyi de yakından ilgilendiren bölgesel konuları enine-boyuna görüşme fırsatı bulduk.
Lübnan’ın sağduyulu halkı ve Sayın Başbakan başta olmak üzere deneyimli siyasetçileri sayesinde bölgede yaşanması muhtemel krizleri geride bırakmak ve geleceğe yönelik güven ve istikrarı sağlamak bakımından ortaya koydukları çalışmalar ülkemiz tarafından takdirle karşılanmaktadır.
Gelecek dönemde Lübnan’ın tarafsızlık politikasının birlik ve beraberlik içinde uygulamaya devam etmesinin hayati önemi olduğunu bir kez daha teyit ettik. Türkiye olarak Lübnan’ın selameti için güvenlik başta olmak üzere birçok konuda işbirliğimizi artırarak devam etmeye arzu ediyoruz.
Sayın Başbakanın önderliğinde başlatılan Lübnan’ın altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalara aktif olarak katılmaya karar verdik. Bu amaca yönelik olarak Roma’da ve Paris’te gerçekleşecek konferanslara Türkiye olarak aktif katılım sağlayacağız. Buradaki amacımız, Lübnan’ın altyapısının geliştirilmesi konusunda Türk firmalarının, Türk müteahhitlerinin daha aktif rol almasını sağlamak, bölgedeki istikrara katkı vermek.
Bildiğiniz gibi, Türkiye ve Lübnan arasındaki tarihsel dostluk bağlamından temel ve güç alan yakın ve sağlam ikili ilişkimiz mevcuttur. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalarla ikili ilişkilerimiz daha da ileriye taşınacak ve böylece Lübnan’la var olan ekonomik, ticari ve güvenlik işbirliğimizi daha da geliştirmiş olacağız.
Lübnan’la ticaret hacmimizde ne yazık ki son 1-2 yılda biraz azalma var. Bunun sebebi de, Suriye başta olmak üzere bölgede yaşanan krizler ve iç savaş. Dolayısıyla bu olumsuzluğu da ortadan kaldırmak için neler yapılabileceğini yine değerli Başbakanla ve heyetiyle değerlendirme fırsatı bulduk.
Suriye’de 7 yılı bulan iç savaş ve karışıklıkların en büyük bedelini ödeyen ülkelerden biri Lübnan, birisi de Türkiye’dir, buna tabi Ürdün’ü de dahil etmek lazım. Bugün Suriye’nin nüfusundan fazla bu ülkelerde mülteci konumunda insanlar var, 1,5 milyon Lübnan’da, 3,5 milyon Suriye’de, daha fazlası Ürdün’de bulunmaktadır. 6 yıldır bu insanlara evlerinden, barklarından, memleketlerinden uzakta gereken her türlü desteği veriyoruz ve konuda da ne yazık ki uluslararası camiadan beklenen bir katkıyı da göremedik.
Ayrıca, ikili ilişkilerimizin yanı sıra, bölgesel konularda da görüş alışverişi, değerlendirme yapma imkânı bulduk. Özellikle hâlihazırda devam eden Zeytin Dalı Harekâtı hakkında Sayın Başbakanı kapsamlı bir şekilde bilgilendirme fırsatım oldu. Bizim Afrin bölgesine yaptığımız bu operasyon terör örgütlerini mahallinde yok etme operasyonudur. Suriye’nin toprak bütünlüğüne, sadakatimiz, bağlılığımız her zamanki gibi devam etmekte olup, hedef ne sivil halk, ne de Suriye’nin toprak bütünlüğüdür. Hedef, özellikle ülkemize vaki olan saldırını, roket saldırılarını bertaraf etmek, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini emniyet altına almak, aynı zamanda da Afrin bölgesine yerleşmiş olan PKK, PYD, DEAŞ, YPG gibi terör örgütlerini oradan çıkarmak, orada yaşayan Arap, Kürt, Türkmen kardeşlerimizin üzerindeki bu baskıyı ve zulmü kaldırmak. Bunu gerçekleştirmek üzere Özgür Suriye Ordusundan askerlerle birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu operasyonu gerçekleştiriyor.
Ne yazık ki terör örgütü orada-burada kara propaganda yapıyor sivillere zarar veriliyor diye. Asıl zarar gören Türkiye’deki vatandaşlarımızdır. Bugüne kadar yapılan roket saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşlarımız var, Suriyeliler var. Daha bugün 10:20 civarında Hatay Reyhanlı’da bir roket saldırısı gerçekleşmiş ve 17 yaşında Fatma Ağlar isminde bir vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ayrıca, bu saldırıdan etkilenen Bilge Ağlar isimli vatandaşımız da tedavi görmektedir. Görüldüğü gibi zarar gören siviller bölgedekiler değil Türkiye’deki vatandaşlarımızdır. Dolayısıyla bu operasyonun ne kadar haklı temellere dayandığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Tabi bölgesel konularda Suriye’nin geleceği meselesini de ele aldık. Suriye’de barışın, kardeşliğin tesis edilmesi, Suriye’de bütün grupların, eline silah almamış, terör faaliyeti yapmamış bütün etnik yapıların temsil edileceği, uzun vadede bu olayların sorumlusu olanların da yer almayacağı bir barışın tesis edilmesidir. Bunun için Soçi sürecinden sonra Cenevre süreci çalıştırılacak ve Birleşmiş Milletler gözetiminde bu çalışmalar devam edecektir. Bunlar bir yandan yapılırken, bir yandan da bölgede gerilimlerin azaltılması, çatışmaların ortadan kaldırılması için Türkiye başta olmak üzere diğer ilgili ülkelerle birlikte çalışmaya devam ediyoruz.
Son aylarda Kudüs’te yaşanan gelişmeleri de ele alma fırsatımız oldu. Özellikle Amerika Başbakanın aniden aldığı bir kararla Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul etmesi ve buraya büyükelçiliği taşıma kararı bütün dünyada infial oluşturmuş, başta İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın meseleyi sahiplenmesiyle olağanüstü yapılmış, Sayın Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn bu toplantıya katıldı ve çok etkileyici bir konuşma da yaptı, kendisine teşekkür ediyoruz. Burada alınan karar çerçevesinde Doğu Kudüs Filistin’in başkenti olarak ilan edilmiş, akabinde de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Amerika’nın İsrail’le birlikte yaptıkları bu tek taraflı girişim oylamayla büyük çoğunlukla ret edilmiştir, bir kez daha bir yanlıştan dönme fırsatı bulunmuştur. Ümit ederiz ki, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri bu konuda yanlış tutumlarında ısrarcı olmazlar ve bölgedeki sorunların üzerine yeni sorunlar üretme gayretine girmiş olmazlar diye düşünüyorum.
Görüşmemizde Sayın Hariri’ye de ifade ettiğim gibi, bizim için Lübnan’ın güvenliği, toprak bütünlüğü, siyasi birliği ve egemenliğin korunması önemlidir, bunu çok önemsiyoruz. Türkiye’nin istikrar ve güvenliği neyse, Lübnan’ın istikrar ve güvenliği de aynı derecede önemlidir. Lübnan’ın istikrarı için, güvenliği için, kalkınması için desteğimizi daha da artırarak sürdüreceğiz. Bu doğrultuda önümüzdeki günlerde, yakın gelecekte gerek ikili ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi, gerekse bölgesel konuların ele alınması için yakın çalışmamızı sürdüreceğiz, bakanlar düzeyinde, başbakanlar düzeyinde bu çalışmaları devam ettireceğiz.
Bir kez daha Sayın Başbakana, değerli dostum Hariri’ye ülkemize yaptığı bu ziyaretten dolayı teşekkür ediyorum. Heyetine ve kendisine bir kez daha ülkemize hoş geldiniz diyorum.
SORU- Kanal 7 Televizyonu, Ümit efendim ismim.
Fransa Cumhurbaşkanının yeni bir açıklaması oldu efendim, az önce siz de aslında üstüne vurgulayarak söylediniz, terörle mücadelede Zeytin Dalı Harekâtında biz orayı işgal etmek için gitmiyoruz dediniz, ama Fransa Cumhurbaşkanı da işgal temelli olmamasını diliyoruz diye bir açıklama yapıyor. Bu açıklamalar neden bu şekilde geliyor ve bu açıklamaya ne cevap vereceksiniz.
Bir diğer sorum da; Amerika Birleşik Devletleri’nin Münbiç harekatıyla ilgili olarak Türkiye’nin planlaması var, ama Amerika biz oradan çıkmayız yönünde açıklamalarda bulunuyor. Buna yönelik Amerika’yla bir görüşme oluyor mu ya da Türkiye tavrında bir değişikliğe gidecek mi?
Teşekkür ederim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Afrin Operasyonu az önce de ifade ettim, Türkiye’nin güvenlik sorunudur en başta. İkincisi de, oradaki terör örgütlerinin huzur içinde yaşayan Araplara, Kürtlere, Türkmenlere yaptığı zulmün sona erdirilmesidir. Yani nasıl Suriye’de DEAŞ’a karşı bütün operasyonlar gerçekleşiyorsa, Afrin’de de biz DEAŞ, PKK, PYD, YPG’ye karşı bir operasyon yapıyoruz. Eğer Fransa meseleyi böyle alıyorsa, onların Suriye’deki yaptıkları faaliyeti de aynı şekilde değerlendirmek lazım. Esasen bu temelden sakat bir düşüncedir. Katiyen Türkiye’nin bir işgal mantığı içerisinde hareket etmediğini bütün dünya biliyor, bilmelidir, bunu Fırat Kalkanına bakarsak görürüz. Fırat Kalkanı Operasyonuyla 3600’den fazla DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirerek orayı terörden temizleyen ve bugün 130 bine yakın Suriyelinin yaşadığı, 160 bin öğrencinin tekrar eğitime başladığı, huzur ve barış içerisinde bir alana dönüştürdük. Bizim Afrin’de yapmak istediğimizin ne olduğunu anlamak için Fırat Kalkanı Harekatındaki Münbiç, Cerablus ve Azez hattında 2 bin kilometrekarelik alana bakmaları yeterlidir. Bunun dışındaki değerlendirmelerin gerçekle alakası yoktur; bu bir.
İkincisi; tabii ki Münbiç’in demografik yapısına baktığımız zaman yüzde 95 Arap nüfus var, ama onların tepesinde boza pişiren, onlara hayatı zehir eden bir avuç terör grubu var. Amerika burada duruşunu açıkça ortaya koymalıdır. Yani orada yaşayan insanlara zulmeden, terör örgütüne mi destek verecek, yoksa oradaki halkın bu terör örgütlerinden kurtulmasına mı katkı sağlayacak, Amerika buna karar versin. Türkiye her türlü terör baskısına, terör tehdidine karşı milli güvenliği gereği yapması lazım gelen harekatı yapar. Bunun için de başka ülkelerden izin almak gibi bir durum söz konusu olmaz. Bu faaliyetler aslında ülkemizin hududu bulunan hem Suriye’de, hem de Irak’ta hududumuz etrafında oluşturulmaya çalışılan terör koridoruna izin vermemek bakımından bundan sonra da devam edebilir, bunun da bilinmesinde fayda var.
Buyurun.
SORU- TRT Haber, Cuma Yavuz.
Efendim, benim sorum da Zeytin Dalı Harekatına ilişkin olacak, son bilanço nedir, amaçlanan noktaya ulaşılmış mıdır, operasyonda, harekatta?
Bir de; sınırımızdan roket saldırıları gerçekleştiriliyor, bazı iddialar var, bu saldırıların sınırlarımızın içerisinden yapıldığı veya sınır bölgesinden yapıldığına ilişkin. Bunlara yönelik alınan ek tedbirler var mıdır? Bir de, İdlib’de dün bizim gözlem noktası oluşturmakla görevlendirilmiş birliklerimize yönelik bir saldırı gerçekleşti. Bu Soçi ve Astana süreçlerini etkiler mi ve bölgede hakimiyeti olduğu bilinen, etkisi olduğu bilinen Rusya’yla bu konuya ilişkin bir görüş alışverişinde bulunuldu mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türkiye’nin içerisinden Türkiye’deki vatandaşlara roket saldırısı, akla ziyan, deli saçması düşüncelerdir, buna kargalar bile güler, böyle bir şey yok. Türkiye hudutları içerisinde yüzde 100 halkın güvenliği vardır, huzuru vardır, herhangi bir terör faaliyetine de asla izin vermeyiz. Bu tamamen bazı çevrelerin terör örgütüne yönelik destek kampanyalarından başka bir şey değildir. Bunların nereden geldiğini bilmek için kehanete lüzum yok, bunların hepsinin ölçümleri, gözlemleri yapılıyor ve roket saldırısı gelir gelmez de anında karşılık veriliyor, susturuluyor. Ama üç yıldır arazinin her tarafında maalesef bu terör örgütü muazzam bir kendilerine göre tahkimatlar yapmış, patlayıcılarla her tarafı donatmışlar, büyük büyük tünellerle, kalın duvarlarla kendilerine görev mevziler oluşturmuşlar. Dolayısıyla bu yapıyı araziye girince güvenlik güçlerimiz tespit etmekte ve gereğini yapmaktadır.
Operasyon hedeflendiği şekilde devam ediyor ve bu hedefler yerine getirinceye kadar da devam edecek. Bu sabah itibariyle etkisiz hale getirilen hedef sayısı 480, etkisiz hale getirilen terörist sayısı da 712 olarak tespit edilmiştir, harekat planlandığı şekilde devam etmektedir.
Teşekkür ederim.
Tamam mı arkadaşlar?
SORU- İdlib’deki konvoya saldırı…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İdlib’deki yaşanan olay da, Türkiye’nin bu harekatta ne kadar doğru bir iş yaptığını ortaya koymuştur. Yani terör nereden gelirse gelsin karşılığını mutlaka görmelidir. Bizim oradaki yaptığımız faaliyet de tam da bunun içindir. Burada bulunan terör oluşumlarını, faaliyetlerini ortadan kaldırmak, İdlib’de yaşanması muhtemel sorunları en aşağı düzeye indirmektir.
Teşekkür ederiz.