Basbakan Yildirim’in Medya Oscarlari Ödül Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni
Sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Demokrasiye sizin çok büyük katkınız var. Bunun için sözlerimin başında teşekkür etmek istiyorum. Çünkü 15 Temmuz’u biz beraber yaşadık, 15 Temmuz’un kahramanlarını sayarken önce yüce Türk milleti, Cumhurbaşkanımız, Hükümetimiz ve medya. Tabii savcılarımız var, kolluk kuvvetlerimiz var, memleketini, milletini seven askerlerimiz var, ama medyanın oradaki duruşu, durumdan vazife çıkararak meseleye sahip çıkması, bu büyük felaketin bertaraf edilmesinde Türkiye’nin istiklalinin, istikbalinin muhafaza edilmesinde çok büyük katkısı var. Onun için sizlere basınımızın, görsel-yazılı basınımızın temsilcileri olarak çok teşekkür ediyorum. Bu kahramanlıkla siz artık görevlerin en güzelini zaten yaptınız.
Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği 1978’den bu tarafa sektöre önemli hizmetler yapıyor, güzel bir meslek örgütü. Medya sektörü çalışanlarının mesleki birliği birikimlerinin gelişmesine çok büyük önem veriyorsunuz, katkı sağlıyorsunuz. Radyo Televizyon Gazeteciler Derneğinin sektör mensuplarının takdir ve teşvik edici özelliği de var. İşte bu yaptığınız tören, artık bir geleneğe de dönüştü, Medya Oscarları Töreni 1979’dan beri yapılıyor. Bu gece de 38. defa bu ödüller sahiplerini bulacak.
Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği tek kanallı siyah-beyaz TRT’li günlerden bugünlere uzanan zaman diliminde verdiği ödüllerle haklı bir yer sahibi oldu. Eskilerin dediği gibi, marifet iltifata tabidir, alıcısı olmayan mal zayidir. Gerçekten sektör içinde bu ödüller aynı zamanda arkadaşlarımız için bir motivasyon kaynağı olarak görülebilir. Medya sektörü açısından o yayın mevsiminin en kapsamlı, en yansız değerlendirmesi olarak ele alınıyor ve bunlar çok titiz bir şekilde değerlendiriliyor ve sonuçta ödüle hak kazananlar burada ödülleriyle buluşmuş oluyor.
Başta Derneğin değerli Başkanı Deniz Güçer olmak üzere dernek yöneticisi ve üye arkadaşların bu uzun soluklu çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.
Yönetim demişken Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği yönetiminde girerken de gördük, bayanların ağırlığı fazla, çok açık bir şekilde görüyorum. Tabii işe hanım eli değince de o işin güzel olmasından doğal bir şey yok. Şimdi tabii baylara, erkek arkadaşlara sormak lazım; Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği’nin kadınlarla erkeklerin el-ele birlikte güzel işler yapıyorsunuz. Güzel işleriniz artarak devam etsin, bu birlikteliği muhafaza edelim.
Değerli misafirler, gece-gündüz demeden yılın her günü, her anını yürütülen bir faaliyet, eğer bir istek olmazsa, aşk olmazsa yapılamaz, başarılı olmak da mümkün değil. Biz bunun en yakın şahidiyiz. Kampanya döneminde gece-gündüz demeden bizimle koşturdunuz, gördük, hiç yorulma nedir bilmediniz, öf bile demediniz. Ama yeter ki her türlü haberi, her türlü bilgiyi vatandaşlarımıza gecikmeden, zaman kaybetmeden aktaralım. Aslında biz kampanya yaptık, evet kampanyası yapanlar oldu, hayır kampanyası yapanlar oldu. Ama siz burada kampanyanın vazgeçilmez bir unsuruyduk, bir paydaşıydınız ve sizin yaptığınız bu yayınlar vatandaşlara kitleler halinde düşüncelerimizin aktarılması, bir anlamda kanaatlerin oluşmasına da çok büyük katkı sağladı.
Medya mensupları Türkiye’nin demokrasisinin daha güçlenmesi, ülkemizin gerek özgürlüklerin, kişi hak ve hürriyetlerinin çok daha yerleşik hale gelmesi için çok önemli ve çok ciddi bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha paylaşmak istiyorum.
Demokrasisi gelişen ülkelerde halkın özgür haber alması sayesinde sorunlar tartışarak konuşarak çözüme kavuşturulur. Sorunları bastırmak, gündemden düşürmek çözüm değildir, daha sonra büyüyerek tekrar önümüze gelir. Onun için açık toplumlarda, gelişen, demokrasisi gelişen toplumlarda yapılması gereken her şeyin konuşulmasıdır. Konuşmaktan zarar gelmez, konuşmamak kötüdür. Eğer konuşulmuyorsa o zaman düşüneceksiniz.
Ben yıllar önce genel müdür olarak göreve başladığımda bana yanımda çalışan arkadaşlar dedi ki; efendim, eskiden buradaki yolcular hiç seslerini çıkarmazlardı, konuşmazlardı, gemilere biner giderlerdi, iner giderlerdi, bir selam bile vermezlerdi bize. Şimdi efendim, öyle bir durum yok, sürekli tenkit ediyorlar, şu iş şöyle, bu iş böyle, niye bunlar düzelmiyor diye. Ben dedim ki; bundan endişe duymayın arkadaşlar, yani insanlar ne zaman konuşmaz? Sizden umudunu kestiği zaman konuşmaz. Eğer konuşuyorlarsa size güveniyorlar, düzelteceğinize inanıyorlar da onun için bir şey söylüyorlar. O yüzden iyi yolda gidiyoruz, merak etmeyin, bir müddet sonra konuşmalar da azalacak, size takdirlerini, teşekkürlerini de sunacaklar. Onun için vatandaşın sesine kulak vermek ve onun söylediklerine göre iş yapmak en doğrusudur. Vatandaştan kaçarak, onunla yüzleşmekten kaçarak siyaset de yapamazsınız, hizmet de yapamazsınız ve vatandaşı mutlu da edemezsiniz. Onun için bu anlayışla biz 15 yıldır vatandaşımızın her defasında desteğini artırarak bugünlere geldik ve bu anlayışımızı da devam edeceğiz.
Bugün Avrupa Konseyi Parlamentosu bir karar aldı, Türkiye’yi tekrar denetime tabi ülkeler grubuna aldılar. Bu çok haksız, maksadını aşan bir karardır, şiddetle kınıyorum. Bu kararın arkasında görüyoruz ki terör örgütünün, Türkiye’yi bölmeye çalışan terör örgütünü terör listesinden çıkarma gayretinde olan ülkelerin milletvekilleri var. Bizimkiler de onlara katıldı, bizim HDP’li milletvekilleri de, hiç şaşırmadık, onlar da katıldı ve böyle talihsiz bir karar aldılar. Bu şu tehlikeyi beraberinde getiriyor: Şimdi Avrupa’da son yıllarda İslam korkusu, İslamofobi yükselişte, ırkçılık yükselişte. Avrupa’nın makul partileri, Avrupa’nın bir anlamda sessiz çoğunluğuna hitap eden, vicdanı olan partiler de gelecek korkusuyla maalesef bu marjinal partilerin söylemlerinden korkuyorlar ve onlarla yarışa giriyorlar. Bu kötü bir gidiştir, bu gidişin sonu Avrupa Birliği için de ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de hiçbir katkı sağlamaz, bu işten Türkiye belki 1 kaybeder, ama Avrupa Birliği 2 kaybeder, onun da bilinmesi lazım. Çünkü Türkiye verdiği mücadeleyle DEAŞ’a karşı, PKK’ya karşı, Suriye ve Irak’taki otorite boşluğundan doğan göçmen akımına karşı verdiği mücadele ve yaptığı fedakârlıkla sadece bu bölgede ölüm korkusu içerisinde olan insanları kurtarmıyor, aynı zamanda Avrupa’nın da güvenliğini sağlıyor. Dolayısıyla bu marjinal düşüncelerden arınarak bundan sonra Avrupa vizyonunu ortaya koyması lazım, ona göre Türkiye’yle ilişkileri geliştirmesi lazım. Bunları niye anlatıyorum? Biraz konunun dışına belki çıktım ama, bugünün güncel konusudur, buna değinmeden de geçmek olmazdı.
Dolayısıyla Türkiye bir referandum yaptı, bu referandum süresince her şeyi konuştuk. Bu siyasetin tabiatından kaynaklanan bir iştir. Seçim sathı mahalline girdiğiniz zaman, meydanlara indiğiniz zaman herkes tezini en iyi şekilde savunmak için gereken şeyleri söylüyor, biz de onu yaptık. Artık bu iş bitti, vatandaş kararını verdi. Karar eksikti, fazlaydı, şu kadar oy farkı vardı vesaire. Hukuki meşruiyet bellidir, yüzde 50+1, başından beri onu söyledik. Hayır oyları 1 fazla olsaydı o geçerli olacaktı, evet oyları da 1 fazla olsaydı o geçerli olacaktı. Ve sonuç tahakkuk etti. Efendim, şimdi Türkiye’de çok büyük ayrışma var, ne olacak? Ben soruyorum, İngiltere’nin Birlikten çıkarken yaptığı oylamada fark bizimkinden az, orada bu konuşuluyor mu? Yani Birlikten çıkmayalım diyenler yok biz bunu tanımayız, böyle şey olmaz muhabbeti var mı? Demokrasi halkın iradesine, kararına saygı göstermektir. Halkın kararı mahkemeyle düzeltilmez, böyle bir usul yok. Neyse, artık hukuki yolları herkes kendine göre deneyecek, yapacak; ona yapacak bir şey yok, buna da saygımız var. Ama şiddet, sokağı hareketlendirmek; bunlar asla kabul edilemez. Çözüm yeri hukuktur, çözüm yeri Meclis’tir, ülkenin bütün sorunları konuşulur. Bundan sonra önümüze bakacağız, oturacağız yeni sistemin uyum yasalarını çıkaracağız, gereken uzlaşmaları yapacağız. Gerçi Burhan Hocama fazla iş kalmadı artık, o 40 yıllık hayali gerçeğe döndüğü için, Hocam yeni başka bir mevzu seçip orada bir kitap yazabilir.
Özetle değerli basın mensupları; bu geleneksel hale gelen bu güzel toplantıda bu yıl da sizlerle beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum ve ödül alan bütün arkadaşlarımızı tebrik ediyorum, ödül almayanları da tebrik ediyorum. Çünkü ödül alan sadece taltife layık olan değildir, işini titizlikle yapan ve bu ülkenin, bu milletin bilgilenmesine katkı sağlayan herkes bizim için makbuldür. Medya bizim dördüncü kuvvetimizdir, demokrasinin vazgeçilmez aracıdır. O bakımdan biz sizi kendimizden ayrı tutmuyoruz. Çünkü biz olmazsak sizin işiniz yok, siz olmazsanız bizim işlerin tadı-tuzu kalmaz. Onun için bazen güzel, bazen iyi, bazen gergin birlikte yaşamayı en güzel şekilde beceren ve örneğini ortaya koyan medya ile siyasettir. Medya ile siyaset iyi anlaşıyorsa, ondan sonra herkes haydi haydi anlaşır, bir problem çıkmaz.
Tekrar hepinize teşekkür ediyorum ve ödül alanları kutluyorum, saygılarımı sunuyorum.
İyi akşamlar.