Basbakan Yildirim’in milletvekilleriyle iftar programindaki konusmasinin tam metni
Sizler AK Parti’yi bir zümrenin, bir çıkar grubunun partisi değil, 81 vilayetin bir milletin partisi haline getirdiniz sağ olun var olun.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz 3 Kasım 2002’de milletimiz büyük bir teveccüh gösterdi ve AK Parti’yi tek başına iş başına getirdi. Siyasi ve ekonomik anlamda derin krizlerin yaşandığı, adeta felaketin eşiğine gelen bir Türkiye yönetimini devraldık. Milletten aldığımız güçle yola koyulduk, bu kutlu yolculukta 3 Kasım 2002’den itibaren AK Parti Meclis Grubunu, daha sonrasında gruplarını oluşturan sizlerin tarihi rolü aşikardır asla ve asla inkar edilemez. Sizlerin gayretiyle Türkiye’nin sıkıntılarını bir bir aşarak elhamdülillah bugünlere geldik. Siz Türkiye’ye birlik ruhunu aşıladınız, siz Türkiye’de aklı ve vicdanın ortak vicdanı oldunuz. Türkiye’yi karanlıklardan aydınlıklara taşıyan büyük değişimin mimarı sizlersiniz, sizlerin her birinizle iftihar ediyorum.
Şu 14 yılda değerli kardeşlerim, AK Parti Hükümetleri Meclis çatısı altında Türkiye’nin geleceği adına çok önemli kararlara imza attı. Yer geldi sabahlara kadar yasama faaliyetlerini sürdürdük ve Türkiye’de sessiz devrimleri gerçekleştirdik. Türkiye 14 yıllık dönemde gelişti, büyüdü, güçlendi. Bütün bu yapısal dönüşümlerde hepinizin akıl teri var, alın teri var Allah sizlerden razı olsun. Anayasadan yasalara, vesayet zincirini kırmış bütün temel kanunlarda sizin imzasınız, sizin göz nurunuz var. Siyasetten ekonomiye, sağlıktan eğitime, üretimden ulaşıma hangi alan aklımıza gelirse gelsin oradaki ilerlemede AK Parti iktidarının AK Parti grubunun izi var, orada bir mührü var. Siz Türk demokrasi tarihine adeta altın harflerle yazıldınız. Demokrasimizi, insan hak ve özgürlükleri temelinde daha ileri taşımak için gereken birçok reformları birlikte gerçekleştirdik. Güven ve istikrarın geçmişte olduğu gibi bundan sonra da sürdürülmesi en büyük hedeflerimiz arasındadır. Milletimiz bugün mutlu ve müreffeh bir geleceğe emin adımlarla yürüyor. Bugün dev yatırımlarla güçlenen ve başarı çıtasını sürekli yukarıya taşıyan bir Türkiye var. Gelecek nesiller inanıyorum ki bütün bu gayretlerimizi hayırla yad edecektir. 3 Kasım 2002 Türkiye için değerli arkadaşlar, bir milattır.
Sayın Cumhurbaşkanımız, partimizin kurucusu, liderimiz milletin önüne düştü bizlerin önüne düştü ve AK Parti hareketini başlattı. Bugün bu iftar vesilesiyle Türkiye sevdalısı, millet sevdalısı liderimiz, kurucumuz, Cumhurbaşkanımıza buradan selam ve saygılarımızı iletiyoruz.
Değerli yol arkadaşlarım, dün Ağrı’da binlerce vatandaşımızla iftar sofrasında beraber olduk. Bir kez daha gördük ki Türkiye’nin ne güneyi, ne doğusu, ne batısı, ne de kuzeyi ayrılmak istemiyor, birbirleriyle hasım olmak istemiyor. Herkes bu güzel vatanda, bu güzel ülkede bir olarak, beraber olarak, kardeş olarak aynı ay yıldızlı bayrağın altında huzur içinde yaşamak istiyor Ağrı’daki fotoğraf bize bunu gösterdi.
Değerli kardeşlerim, 14 Ağustos 2001’de AK Parti kurulduğu gün Genel Başkanımız bir şey söyledi, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Aradan geçen 14 yıl bu sözün nasıl gerçeğe dönüştüğünün en canlı örneğidir, en canlı ispatıdır. Tabi ki hiçbir şey eskisi gibi olmadı vesayet düzenini mücadelemizde başarıyla sonuçlandırdık. Devletle millet arasındaki mesafeyi kaldırdık. Vatandaş devleti yanı başında hissetti. Devletin imkanlarını bütün vatandaşlarımıza adil bir şekilde sunduk. Bölgelerimiz arasındaki ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Kavmiyetçilik yapmadık, ayrımcılık yapmadık bütün vatandaşlarımıza kucak açtık, vatandaşlarımız da hareketimizi kucakladı. Şehirlerimiz arasında ayrım yapmadık. Allah nasip etti millet bize güvendi büyük işler başardık, büyük reformlar yaptık, büyük projelere imza attık. Hepimiz birlikte bu şeref tablosunun birer ferdiyiz ve bugün de bu vefa akşamında bir araya geldik. Bir kez daha gururla söylemeliyim ki işte AK Parti davası budur. AK Parti ilk gün hangi heyecanı taşıyorsa 14 yıl sonra aynı heyecanı taşıdığını bu akşam bir kez daha bütün milletimize göstermiştir.
Değerli kardeşlerim, 14 yıl içerisinde çok şeyler yaptık. Aslında neler yaptığımızı hepsini anlatacak değilim, bunları anlatmaya kalksam herhalde sahura kadar tamamlayamayız. Öyle bir niyetim yok, ama kısa kısa hatırlatmalar yapmak istiyorum, çünkü Türkiye’nin yakın tarihine imza atan sizler milletvekili olduğunuz dönemde Türkiye’nin gelişimi, dönüşümü ve kalkınması için çok büyük değişikliklere, çok büyük hizmetlere hem şahit oldunuz, hem de bu dönüşümün mimarısınız. Örnek verelim, 22. Dönem Hükümetimizin kurulmasından sadece 12 gün sonra 1987’de başlayan olağanüstü hal uygulamasını ortadan kaldırdık bu grup yaptı 22. Dönemin milletvekilleri yaptı hepinize çok teşekkür ediyorum.
Sivil yönetim asker üzerinde askeri bir vesayet kurumu olarak algılanan milli güvenlik kurulunun yapısını değiştirdi. Kim yaptı? AK Parti 22. Dönemi yaptı sizlere çok teşekkür ediyorum.
Avrupa Birliği uyum paketleriyle ilgili bir seri kanunu çıkardık ve bu yöndeki önümüze sürekli getiren mazeretleri ortadan kaldırdık.
Farklı dillerde yayın yapılmasının önündeki engelleri sona erdirdik, terör örgütünün istismarını ortadan kaldırdık.
Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran neredeyse imkansız hale getiren demokrasi ayıbını ortadan kaldırdık.
Toplantı gösteri haklarının kullanılması imkanlarını genişlettik.
Bilgi edinme hakkını her bir vatandaşımıza sağladık.
Anayasada ölüm cezasıyla ilgili hükümleri kaldırdık.
Belediye Kanunun değiştirerek hizmette yerellik ilkesi çerçevesinde idari ve mali anlamda yerel yönetimleri güçlendirdik. Bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azalmak amacıyla kalkınma ajanslarını kurduk. Bunlar 22. Dönem de yapılan işlerin, reformların sadece küçük bir parçası, sadece bir hatırlatma.
Gelelim 23. Dönemde, 23. Dönem demokrasiye karşı vesayet odaklarının tekrar harekete geçtiği bir dönemdir. Hatırlayın, elektronik muhtıra, Cumhurbaşkanlığının seçimine yönelik 367 icatları, bunlar parti kapatma davaları bunlar 23. Dönem de AK Parti iktidarının başa çıkması, halletmesi gereken önemli sorunlar olarak karşımızdaydı. 23. Dönem milletvekili arkadaşlarımız işte bu dayatmalara, bu vesayet hevesine karşı Cumhurbaşkanı halk seçecek dedi noktayı koydu. Gerekli referandumu millete götürdük ve ilk halkın seçtiği Cumhurbaşkanımızda şimdi başımızda Recep Tayyip Erdoğan’ı da halkın, milletin Cumhurbaşkanı olarak göreve getirdik.
Seçimleri 5 yıldan 4 yıla indirdik. Doğru mu yaptık, eğri mi yaptık ayrı mesele, ama o günün şartları onu icap ettiriyordu biz de onu yaptık detayına girmiyorum.
Farklı dil ve lehçelerde yayın yapan kanallarda yayın yapılan dil ve lehçelerde reklam yapılabilmesini mümkün hale getirdik. Aynen bu milletvekili seçimleri AK Parti ilk gün iktidara geldiğinde milletvekillerinin lojmanlardan vazgeçmesine benziyor. Biz vazgeçtik, ama bürokrasi asla vazgeçmedi.
1 Mayıs’ı kava günü olmaktan çıkardık Emek ve Dayanışma Günü olarak artık resmileştirdik, istismarı ortadan kaldırdık. EMASYA Protokolünü ortadan kaldırdık. 12 Eylül anayasa değişikliğini halk oylamasıyla gerçekleştirdik, YAŞ kararlarını yargıya açtık. Sivillerin askeri mahkemede yargılanması uygulamasına son verdik. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkanı getirdik. Kişisel verileri koruma altına aldık, milli birlik ve kardeşlik projesini başlattık, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan darbe 12 Eylül darbesine sebep olanların yargılanmasının yolunu açtık. Bunlarda 23. Dönemde yapılanlardan birkaç tane.
Gelelim 24. Dönemde, 24. Dönemde çözüm süreci var, çözüm sürecini başlattık, bireysel başvuru Anayasa Mahkemesinde yürürlüğe girdi, eğitim sistemini yeni baştan ele aldık. 4+4+4 sistemini getirdik, TRT’nin Kürtçe yayın yapmasını imkan dahiline getirdik. 18 yaş altı çocukların ücretsiz sağlık yardımı almalarını, genel sağlık sigortasını hayata geçirdik. Ortaöğretimde öğrencilerin başörtüsüyle eğitim hakkının kullanmasının önünü açtık. Kamu görevlileri üzerindeki kılık kıyafet baskısını ortadan kaldırdık. DGM’leri kapattık, özel yetkili mahkemeleri kaldırdık yerleşim birimlerine eski isimlerinin verilmesinin yolunu açtık. Üniversitelerdeki kıyık kıyafet serbestliği getirdik. Sosyal güvenlik reformu, Emekli Sandığı, BAĞKUR, SSK gibi farklı emeklilik sistemlerinin farklarını ortadan kaldırdık ve tek bir sosyal güvenlik sistemi çatısı oluşturduk. SGK’yı kurduk, genel sağlık sigortası uygulamasını getirdik böylece 78 milyon vatandaşımızın herkes bir şekilde sağlık sigortasına kavuşmuş oldu. Memurlara toplu sözleşme imkanı getirdik. Köylerin alt yapısını desteklemek için KÖYDES projesi hayata geçti ve Türkiye’nin 50 bin köyüne yol götürdük, su götürdük, temel ihtiyaçlarını karşıladık. Benzer şekilde BELDES projeleriyle belediyelerimizi mamur hale getirdik. Şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve terör mağdurlarının yaralarını sarmak, şehit ve gazi yakınlarına en az iki yakınına işe girme imkanı sağladık. Köye dönüş projesinin uygulamasını başlattık, 4 milyon civarında mağdur olan hak sahiplerine ödeme yaptık. Terör nedeniyle veya terörle mücadele sonunda zarar gören vatandaşlarımızın kararlarının yargıya gitmeden anlaşma yoluyla giderilmesinin yolunu açtık. Evet, bir kez daha ifade ediyorum değerli kardeşlerim, değerli yol arkadaşlarım, bu şerefli vatan görevini AK Parti çatısı altında 2002’den bugüne kadar sizler yaptınız. Türkiye’yi bu noktaya getiren Türkiye’nin kalkınmasının, gelişmesinin mimarları sizlersiniz. Böyle bir ailenin mensubu olmaktan duyduğum bahtiyarlık sonsuzdur, sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum.
Şimdi partimizin ve sizlerin güveniyle bu ağır sorumluluğu, bu o kadar da … sorumluluğu almış olmanın ne anlama geldiğini biliyorum ve bunun için çok çalışmamızın, çok daha yapacak işimizin olduğunun da farkındayım. Ama rahatım, müsterihim, çünkü böyle bir grubum var. Eskisiyle, yenisiyle AK Parti ailesi olarak biz geçmişte olduğu gibi bundan sonra da üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. AK Parti’yi içeriden karıştırmak isteyenler her dönemde eli boş dönmüştür. Bundan böylede bu gibi yollara tevessül edenler AK Parti grubunun onurlu ve dik duruşu karşısında elleri boş dönmeye mahkumdur.
Değerli kardeşlerim, AK Parti davasının bu büyük davanın bundan böyle önünde çok daha önemli işler var. Türkiye bugün önemli sıkıntılarla karşı karşıya. Bir yandan etrafımızda devam eden istikrarsızlıklar, savaşlar, yerlerinden yurtlarından edilen milyonlarca insan ve bütün bunların ortasında güven ve istikrarla ayakta duran, ayakta durmakla kalmayan mağdur, mazlum insanlara kucak açan bir Türkiye var ve bölgede sorumluluğumuz çok ağır. Bundan böyle politikamız bir yandan bölgede var olan anlaşmazlıkları sona erdirmek için elimizden gelen gayreti göstermek, Akdeniz’i, Karadeniz’i kuşatan bütün komşularımızla dostane ilişkilerimizi daha geliştirmektir. Yeni dönemdeki hedefimiz dostlarımızın sayısını arttırmak, düşmanlarımızın sayısını azaltmak olacaktır. Bu doğrultu da çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.
Değerli kardeşlerim, sorunlarımız bununla sınırlı değil. Dünya küçülüyor her anlamda küçülüyor iletişimin gelişmesi dolayısıyla dünyanın her köşesinde neler oluyor, neler bitiyor ve bu olan olaylar arasındaki kamuoyu görüşleri artık günlük, haftalık değil anlık şekilde değişiyor onun için bizim de sadece iyi işler yapmamız, sürekli doğru kararlar vermemiz yetmez. Dış dünyaya karşı haklılığımızın en iyi şekilde anlatabilecek araçları da geliştirmemiz gerekiyor. Zira ülkemizin birlik, beraberlik, beka mücadele verdiğimiz bu günlerde görüyoruz ki dost bildiğimiz bazı ülkeler bizimle değil, bizim birliğimize, dirliğimize, askerimize, polisimize, korucumuza, sivil vatandaşımıza öldüren, onları yok etmeye çalışan bölücülerle daha çok haşır neşir oluyorlar bu da gözlerimizden kaçmıyor. Ama biz onları sitem etmek yerine birinci görevimizin ülkemiz içerisinde bu şer odaklarını ortadan kaldırmak olduğunu biliyoruz ve bu konuda milletimiz rahat olsun. Bu terör belasını Türkiye’nin gündeminde en alt sıraya indireceğiz. Türkiye’yi terörle konuşulmasın istiyoruz. 40 yıl geçti yeter artık enerjimizi gelecek için, genç kuşaklar için daha fazla projeler yapmaya, daha güzel eserleri onlara hazırlamaya harcayacağız. O yüzden biz bu terör işini halledeceğiz. Bölgedeki yaraları da saracağız, bölgeleri de birer zenginlik merkezi haline getireceğiz. Ama gün gelecek bu taşeronların sırtını sıvazlayan dost bildiğimiz o ülkeler yüzümüze bakmaya utanacaklar o hale getireceğiz. Bunu da inşallah milletimiz görecek.
Değerli kardeşlerim, tabi Avrupa Birliği yolculuğumuz var. Avrupa Birliği yolculuğumuz yarım asrı geçti 53 sene adeta bir ömür daha ne kadar devam edecek? 64. Hükümet döneminde Genel Başkanımız Başbakanımız Ahmet Davutoğlu kendisi AK Parti iktidarında Cumhurbaşkanımızdan sonra görev aldı 20 ay boyunca Türkiye’de hizmetlerin daha ileri götürülmesi, reformların daha da ileri götürülmesi için gayret gösterdi, kendisine de bu vesileyle teşekkürlerimi sunuyorum.
Şimdi vize muafiyeti var, bu anlaşmayı 2013’de o zaman Egemen Bey Avrupa Birliği Bakanı, Dışişleri Bakanı Ahmet Bey oturduk bunlar konuşuldu ve kararı verildi. 2016 Ekimi vize muafiyeti normalde yürürlüğe girmesi gerekirdi. Avrupa Birliğiyle şöyle bir anlaşmaya varıldı: Şu mülteciler konusunda Yunanistan’a Ege Deniz’inden giden mülteciler Avrupa Birliği için çok büyük tehdit oluşturuyor dolayısıyla bu mültecilerde Türkiye daha etkin rol alırsa bu mülteci akınını frenleyebilirse biz de buna karşılık vize muafiyetini Haziran sonuna çekebiliriz. Tabi bu kadarla sınırlı değil 72 tane daha bizim yerine getirmemiz gereken şartlar vardı. Gece gündüz demedik Parlamentoda çalıştırdık ve bu şartları yerine getirdik. Tam karar beklerken bir ses geldi Avrupa Birliğinden, efendim terörle mücadele kanununu değiştirmeniz lazım. Niye? Teröristlere çok sert muameleme yapıyormuşuz onlara biraz daha insancıl muamele yapalım, yani çocukları, yaşlıları öldürenlere gül verelim. Akla ziyan bir talep kusura bakmasınlar Türkiye’yi ne zannediyor bunlar? Vize muafiyeti verecekler diye biz ülkemizin, milletimizin birliğini, beraberliğini, bölünmez bütünlüğünü tehlikeye atan, korku salan, canlı bombalarla masum insanları infilak ettiren bu ölüm makinalarına müsamahamı göstereceğiz? Bunlar bizim aklımızla akılları sıra alay etmeye çalışıyorlar. Bak Avrupa Birliği şunu bilmelidir ki: Türkiye’nin bağımsızlığından, toprak bütünlüğünden daha önemli hiçbir şey yoktur, Avrupa Birliği üyeli de dahildir buna. Varsın olmaz olsun vize muafiyetleri. Biz yıllarca bunun mücadelesini verdik, Avrupa Birliğinin dedikleri olsun diye değil, kendi milletimizin ihtiyaçlarını görmek için yaptık, demokrasimizi geliştirmek için yaptık. İnsanımızın hayat kalitesini arttırmak için yaptık, yaşamını kolaylaştırmak için yaptık, ama Musa Musa bu kadar da uzun boylu değil kusura bakmasınlar. Onun için biz taahhütlerimizi yerine getiriyoruz Avrupa Birliğinden de şimdi artık dürüst davranma zamanıdır. İç siyaseti içerisindeki problemleri Türkiye’yle çözmeye çalışmasınlar. Kendi işlerini düzgün yapsınlar Türkiye’yi iç siyasetlerine malzeme yapmasınlar. Düşünebiliyor musunuz Türkiye ne kadar büyük bir ülke, İngiltere’de referandum olacak konu Türkiye. Almanya’da seçim olacak konu Türkiye. Fransa’da seçim olacak konu Türkiye bu iyi bir şeyde ölçüyü de kaçırıyorlar. Şimdi Cameron 3 bin yıl geçse Türkiye Avrupa Birliğine giremez, buyurun cenaze namazına. Peki, o kadar iyi bir şeyde bu Avrupa Birliği siz niye çıkmaya çalışıyorsunuz onun cevabını ver bakalım. Birbirinizle kanlı bıçaklı oldunuz milletvekilini bile öldürdünüz öldü, öldürdünüz demek yanlış olur. Bir milletvekilinin hayatı bu uğurda gitti. Bizde olsa acaba neler derlerdi bunlar? Onun için kimse kusura bakmasın Türkiye’ye nizam, intizam, istikamet vermeye kalkmasın. Biz 53 yıl önce verdiğimiz sözün arkasındayız Türkiye verdiği sözlerde asla ve asla tornistan yapmadı ayın şeyi de Avrupa Birliğinden bekliyoruz. Bakıyoruz şimdi tornistana geçtiler, tornistan iyi bir şey değil. Tornistanın sonunda kaza olabilir, kaza riski olabilir. Onun için gün samimiyet sınavından geçme günüdür Avrupa Birliği bir samimiyet testindedir, inşallah bu kez de bir hayal kırıklığıyla bu iş sonuçlanmaz.
Evet, değerli kardeşlerim, burada yazılanlar çok eğer buna takip edersek 1 saat daha sürer şimdi buna bakmıyoruz. Şimdi toparlıyorum gündemimizde bir şey daha var, Türkiye AK Parti kuruldu iktidara geldi o günden beri bütün partiler yeni anayasa diyor değil mi? Demeyen var mı, hiç hatırlıyor musun? Hepsi istisnasız darbe anayasasından kurtulalım Türkiye yeni anayasası olsun bu anayasa artık Türkiye’nin ihtiyacını görmüyor, Türkiye’nin bedenine dar geliyor basma kalıp laflar, her seçim öncesi partiler meydanlar söylüyor, seçim sonrası ses yok. Biz de söyledik biz yapmak istiyoruz ama diyoruz ki, buyurun beraber yapalım, çünkü bu anayasa 79 milyonun herkesin ben de bu anayasanın içinde varım diyeceği bir anayasa yapacağız bunu da milli iradeyle yapalım. Türkiye milletin iradesiyle Meclis’in çatısı altında bugün anayasa yapmayıp ne zaman yapacak, illi bir darbeyle mi bir anayasa olacak? Bu Türkiye’ye yakışmaz diyoruz, bunun için hür türlü fedakarlığı grubumuz yaptı. Eşit sayıda temsilde müzakereler yaptık. Konuştuk, ettik, sonunda gene bir şey yok. Bir kez daha diyoruz ki değerli arkadaşlar muhalefet partilerine çağırımız şudur: Buyurun gelin Türkiye’yi bu vesayet, bu yamalı bohça olmuş anayasadan kurtaralım ve şu sistem sorununa da çözüm bulalım. Ben şimdi başkanlık sistemi fiilen başlamıştır deyince hop oturup hop kalkıyorlar. Kardeşim siz değil misiniz 367 icadını yapan? Yapmasaydık bunları konuşacak mıydık? Şimdi vatandaş seçmiş 21,5 milyon vatandaş oy vermiş Cumhurbaşkanına diyeceksiniz ki Cumhurbaşkanı karışmasın var mı öyle yağma? Vatandaşın önüne gitmiş oy istemiş, hesabını siyaseten verecek. Onun için fiilen başkanlık sistemine geçilmiştir Türkiye’de. Yapılacak şey anayasayla fiili durumu uygun hale getirmektir, eninde sonunda bu olacaktır bunun başka çaresi de yok aklın yolu bir. Kılıçdaroğlu diyor ki, Amerikan sistemine varsan ben varım. Varız dedik, bu sefer sen Amerikan sistemini biliyor musun? Kılıçdaroğlu ilkokul çocuğu bile biliyor sen Türkiye’nin sorunlarınla uğraşmazsan, orada burada gider efenim memleketi şikayet edersen tabi ki bu konulardan bir haber olursun. Biz Türklere ülkemize uyacak bir anayasa istiyoruz, ama Amerikan sistemini beğeniyorsa Kılıçdaroğlu ona da varız buyursun onu da getirelim. Efendim orada diyor Meclis’te temsilciler çok konuşur, hatta bir tanesi 25 saat konuştu. Konuşmak sizin işiniz kardeşim buna bir itirazımız yok zaten konuşuyorsunuz. Konuşmada uzmanlığınız artık dünyada ün saldı, çünkü iktidar vermiyor vatandaş. Herkese bir görev veriyor AK Parti’ye siz çalışın, muhalefete de diyor ki, siz de konuşun. Bunda bir terslik yok, başkanlıkta daha çok konuşursun, çünkü Meclis artık denetim yapacak, yasa yapacak, bütçeyi denetleyecek başkanda ekibiyle icraat yapacak bu kadar basit. Ne faydası olacak? Koalisyon olmayacak, her seferinde tek başına iktidar olacak, aynen belediye başkanlığı gibi. Fatma Bakanımız şimdi seçime giriyor başkan ayrı pusula, meclis ayrı pusula oylanıyor başkan seçiliyor kendi ekibini kuruyor çalışıyor meclise de dosyalar götürüyor izah ediyor, bütçe götürüyor onların onayını alıyor mecliste her parti var. Konuşuluyor, görüşülüyor sonunda bazıları kabul ediliyor, bazıları reddediliyor, ama iki tane başkan yok tek başkan var. Bizimkiler bir de eş başkanlık falan öz yönetim çıkaranlar böyle zırvalarda var biliyorsun. Bunlar böyle gelişmiş demokrasilerde yok, korsan işler yok her şey milletin iradesiyle, milletin kararıyla olur, milletin verdiği bir yetkiyi kullanamazsınız. Biz milletin verdiği yetkiyi sonuna kadar kullandık kullanmaktan da hiç imtina etmedik. Elektronik muhtıra getirenlere hemen iadeli olarak postaladık geri gönderdik, çünkü bize emir verecek ter merci var millettir, milletten başka kimseden emir AK Parti almadı, bundan sonra da almaz. Allah’a şükür demokrasimiz gelişiyor, demokrasimiz geliştiği gibi siyaset alanı genişliyor, sivil toplumun demokrasiye katılımı genişliyor ve Türkiye her anlamda emin adımlarla gidiyor. Bakın dünya küçülüyor büyüme oran yüzde 2,5’a çekildi belki daha da kötü olacak, ama Türkiye bütün olumsuzluklara rağmen ilk çeyrekte 4.8 oranında büyüdü, işsizlik azalma eğilimine girdi. Efendim parasal göstergeler denge içerisinde, istikrar içerisinde devam ediyor. Şimdi yapacağımız şey mali disiplini gene aynen uygulayacağız, ama gerçek ekonomiye daha çok yatırım yapacağız, oraya daha çok yoğunlaşacağız. Baştan da söyledim ilk günde yatırımcının, üretenin, iş aş sağlayanın önüne turkuaz halı sereceğiz.
Şimdi bir paket hazırladık yatırımcının önündeki engelleri teker teker kaldırıyoruz. Her kapıya gidiyor bir evrak veriyor, yetmedi bir para oraya veriyor. 800 tane noktayı dolaşıyor bir iş kuracak daha işi kurmadan da yatırdığı sermaye eğer dövizse ya senin döviz kurundan dolayı matrah farkın oluştu onun vergisini ver diyorlar böyle bir garip durum var. Bütün bunları ortadan kaldıracak düzenlemeleri de yapıyoruz. Tam bir reform niteliğinde düzenleme önümüzdeki hafta Meclis’e geliyor. İnşallah her şey daha güzel olacak yeter ki, birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz daim olsun tıpkı bugünkü gibi. Bir kez daha sizlere çok teşekkür ediyorum. Bu vefa yemeğinde bu vefa iftarında en güzel vefa örneğini gösterdiniz hepimizin bir araya gelmesi, birbirleriyle hasret gidermesine vesile oldunuz. Bu vesileyle idrak edeceğimiz Leyle-i Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyorum. Yaklaşan Ramazan Bayramınızı şimdiden kutluyorum. Bayramın ülkemiz için, milletimiz için ve geleceğimiz için, kardeşliğimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum; hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum Allah’a emanet olun.
Sağ olun var olun.